Ağu 30

Zafer Bayramı

1002181_10201748201845011_1613532383_n
 
 
ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!
 
 Ağustos ayı yiğit ve yürekli Türk Ordularının sayesinde adeta Türkleşmiştir.
İşte bunlardan bazıları;
* 1 Ağustos 1571  Kıbrıs’ın Fethi
* 5 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi
* 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’nın imzalanması
* 11 Ağustos 1473 Otlukbeli Zaferi
* 19 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’nı imzalayanların vatan haini ilan edilmesi
* 23 Ağustos 1514 Çaldıran Zaferi
* 24 Ağustos1516 Mercidabık Zaferi
* 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Savaşı’nın başlaması
* 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi

 * 29 Ağustos 1521 Belgrad’ın Fethi

* 29 Ağustos 1526 Mohaç Zaferi 

* 26-30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz ve Zafer

 

 
 
 
 
Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ulusal bayramıdır. Her yıl 30 Ağustos günü kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.
Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, Ankara ve İzmir’de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur. Zafer Bayramı, tüm yurtta törenlerle kutlanır. Devlet erkânı ve birçok vatandaş, Ankara’da Anıtkabir’i, diğer illerde de anıt ve şehitlikleri ziyaret edip, Mustafa Kemal Atatürk’e, silah arkadaşlarına ve komutasında savaşmış askerlere şükranlarını sunar. Hemen hemen her yerleşim yerinde, askerî birlikler geçit törenlerine katılır. Ayrıca dış temsilciliklerde de çeşitli kutlamalar yapılır. 30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir.
Her yıl, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları bu tarihte mezun verir. Tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olur.
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | Zafer Bayramı için yorumlar kapalı
Ağu 29

“Tanrı’nın Kırbacı” Önünde Papalar da Diz Çöker!

a54c008f96 
Avrupa Hunlarının büyük Kağanı Atilla (Attila):
“Atilla, çirkin ve utanç verici olaylar karşısında çok sert tepki gösteriyordu. Söz gelişi, Hunların dirisi karşısına çıkamayan Bizanslılar, sınırdaki Hun büyüklerine ait mezarları tahrip etmişlerdi. Bu olaya Atilla’nın tepkisi çok sert oldu. Bu çirkin olayın düzenleyicisi Bizans’ın Markos Piskoposu idi. Atilla, Piskoposun Bizans tarafından cezalandırılmadığını görünce, 2. Balkan Seferi’ni başlattı. Ordularıyla Yeşilköy’e kadar gelip, Bizans’ın kapılarına dayandı. Tehlikenin boyutunu anlayan Bizans, Romalıları aracı koyarak Atilla’dan özür diledi. Ayrıca, içlerinde tarihçi Priskos’un da bulunduğu bir ” şefaat heyeti “ göndererek, Atilla’dan affedilmelerini istedi.
Atilla bir kez daha affetti Bizans’ı… Bizans öyle bir kayaya çatmıştı ki ne yapacağını bilemiyordu. Atilla sağ oldukça kendilerine huzur yoktu. Tek yol vardı; o da Atilla’nın öldürülmesiydi… Bunu sağlamak için Atilla’ya suikast girişiminde bulundular. Atilla, muhteşem istihbarat ağıyla anında haber aldı. Yakalanan suikastçıları bizzat kendisi sorguladı. Sorgulama sonunda, Bizans İmparatoru Teodosyus’a şöyle bir haber gönderdi: Teodosyus, bize vergi vermekle kölemiz durumuna düşmüştü. Lâkin o, efendisine ihanet etmekle, kölelik haysiyetini dahi koruyamamıştır!
Daha sonra Atilla, Bizans’ı uzaktan yönetmeye başladı. Bu arada, Roma üzerinde koruyucu politikasını 440 yılında kaldırdı. Roma İmparatoru Valetinianus’un kız kardeşi Honoria ile nişanlı olmasını gerekçe göstererek, Roma yönetiminde hakkı olduğunu ileri sürdü. Bu isteği Roma tarafından reddedilince, 451 yılı ilkbaharında ordularını harekete geçirdi. Ren nehrini üç koldan geçerek Roma ve Birleşik Avrupa Ordusu’nu, Paris yakınlarında karşıladı. Bir gün gibi kısa bir sürede Romalı General Ataüs komutasındaki birleşik orduyu dağıttı. 452 yılı ilkbaharında Roma’nın kapısına dayandı.
Roma’yı büyük bir telaş aldı. Nasıl almasın ki? “Tanrı’nın kırbacı” Roma üzerinde şaklayacaktı! Roma, kurtulmanın yollarını düşünüyordu. Buldular çaresini! Atilla’yı ancak bir din büyüğü durdurabilirdi. Ancak, Papa I. Leo, Roma’yı yerle bir etmekten kurtarabilirdi. Öyle ya; haksızlık, adaletsizlik karşısında çelikleşen; Türk’ün o ipek gönlüne, ancak bir din adamı ulaşabilirdi! Tarihler, Papa I. Leo’nun Atilla’yı Roma kapısında karşıladığını ve diz çöküp yalvardığını yazdı… Papa’nın, Roma kapısına dayanan Atilla’ya ağlayarak yönelttiği sözler, Atilla’nın Türk gönlünü hedefliyordu:
“Ey yoksulların koruyucusu… Ey zalimlerin korkusu… Ey büyük Atilla! İşte bütün Hıristiyanların temsilcisi ben Papa I. Leo, önünüzde diz çökerek yalvarıyorum. Roma’ya girmeyiniz. Dünya Hıristiyanları adına sesleniyorum, bize acıyınız…”
Atilla bir din büyüğünün bu sözleri karşısında ordusunu Roma önünden çekti…
Atilla, Avrupa’da esen Asya’nın bir bozkır rüzgârıydı. Kirlenmemiş, tertemiz bir bozkır rüzgârı! Tüm Avrupa’yı egemenliği altına alan Atilla, ordularını Asya’ya doğru yönelttiği sırada 60 yaşında öldü…
 
Kaynak: Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’ın “Türk Budunlarının Ortak Atababaları” adlı kitabından ‘Manas Yayıncılık’
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | “Tanrı’nın Kırbacı” Önünde Papalar da Diz Çöker! için yorumlar kapalı
Ağu 28

Çinlinin üç bin yıllık rüşveti…

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bilmem haberiniz var mı? Tahrir’de Mübarek taraftarları Mursi’nin kellesini isterken ve Mursi emeklilik operasyonları ile savunmasını emanet ettiği Bakan tarafından koltuğundan indirilirken, Doğu Türkistan’ı 64 yıldır işgal altında tutan Çin, dünyaya aşina olan “etnik temizlik” operasyonlarının sonuncusunun düğmesine bastı.
Çin her yıl mutad olduğu üzere yine bir kılıf uydurarak soydaşlarımızın üzerine tüm azgınlığı ile saldırdı. Bizler Kahire ile meşgul iken kadim Türk yurtları Turfan, Hoten ve Urumçi’de soydaşlarımız katledildi. Katledilmeye de devam ediliyor.
Türkiye, Mısırlı “kardeşleri” için dünyayı ayağa kaldırırken, üst üste açıklamalar yaparak darbecileri “demokrasi”ye çağırırken Doğu Türkistan’da katledilen Türkler için kılını bile kıpırdatmadı.
Kıpırdatmayı bir kenara bırakın, Türkiye “Büyük” Millet Meclisi konuyu kendi aralarında konuşmayı bile “göze alamadı” MHP’nin “Kerkük ve Doğu Türkistan’ı görüşelim” önergesi AKP oyları ile reddedildi.
Peki neden?
Yukarıda, Türkiye’nin Doğu Türkistan’da yaşanan katliam ve tecavüzler için kılını kıpırdatmadığını yazmıştım. Atlamışım, kıpırdattı. Dışişleri Bakanımız Çinli “mevkidaşı” ile bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Davutoğlu “Çin’le olan stratejik işbirliğini güçlendirmeyi istediğini, Türkiye’nin her türlü terörizme karşı çıktığını ve Sincan’da barış ve istikrarın korunmasını arzuladığını” ifade etti.
Önergenin ret gerekçesi de bu açıklamada gizli, hükümet “stratejik işbirlikçisi”ni tartıştırıp üzmek istememiş olmalı.
Dışişleri daha sonra yaptığı açıklamada Doğu Türkistanlı soydaşlarımıza “terörist” denilmediğini açıkladı.
Ne diyelim, büyüklük göstermişler. 
*** 
Dışişleri Bakanı’nın açıklaması, Ortadoğu’dan uzağı göremeyen dış politika “vizyonu” Doğu Türkistan Türklüğü’nün ölmeye devam edeceğini gösteriyor.
Hükümetin gözü, kulağı ve yüreği Şam’da, Trablus’ta ve Kahire’de, eli ise Pekin’deki katillerin elinde.
Turfan’da 7 yaşındaki Uygur çocuğu tecavüz edilerek öldürülürken birilerinin “utanmadan” Çin ile “kültürel” ilişkiden bahsetmesinin başka izahı yok.
Çin tankları Turfan, Hoten ve Urumçi sokaklarında Türk avlarken Türkiye Dışişleri Bakanı’nın Çin ile “ekonomik” işbirliğinden bahsetmesinin başka bir izahı var mı?
Türk’ün Ata yurdu Kızıl Çin çizmeleri altında inlerken Türk hükümetinin işgalci Çin ile “siyasi ve stratejik” işbirliğinden bahsetmesinin başka bir izahı var mı?
Bütün mesaisini Müslüman Arap ülkelerinin “felahı ve refahı” için harcayan hükümetin “Müslüman” Uygur Türkünü görmezden gelmesi ne ile izah edilebilir?
Bunun cevabı içeride: Ülkeyi yöneten zihniyet Türkiye’de “Türklük” için ne yapıyorsa, dışarıda da onu yapmaktadır.
İçerde Türk kimliğini yok etmek için mücadele edenlerin, dışarıda Türk’ün yok edilmesine seyirci kalmasından doğal ne olabilir?
 *** 
Peki Türkiye’deki Uygur Türklüğü, Türkiye’nin Çin katliamlarına karşı aldığı “pozisyona” ne diyor?
Uygur Türklerinin tam bir hayal kırıklığı içinde olduğunu söylemek “orjinal” bir söylem olmayacak. Türk resmi makamlarının Çin’i “üzmemek” adına kadim ata yurdunu “Sincan” olarak isimlendirmesinden tutun da, Rabia Kadir’e vize verilmemesine, katliamlara sessiz kalınmasına, Çin ile stratejik işbirliklerine kadar pek çok konuda Uygur Türklüğü hayal kırıklığı içinde.
Doğu Türkistan Türkleri’nin haklarını dünyaya duyurmak için kurulan sivil toplum örgütleri meseleyi çözmüşler. Doğu Türkistan derneği Başkanı Abdulmecit Avşar yaptığı son açıklamada tam olarak şunları söylemiş: “Çin’in yaptığı katliam ve asimile politikalarına bir kaç milyon dolarlık menfaat için herkes susuyor. Bu duruma Türk ve Müslümanların da katılması gerçekten çok acı”. Ve devam etmiş “bu duruma karşı BM ve AB gibi teşkilatlar ses çıkartmıyor. Hele hele Müslüman ülkeler ile başta Türkiye olmak üzere Türk Cumhuriyetlerinin sessiz kalması bizi derinden üzüyor.”
Avşar, hepimizin bildiği lakin itiraf etmeye utandığı şeyi söylemiş. Çin’in sürdürdüğü soykırıma sessiz kalınmasının gerekçesini yüzümüze bir tokat gibi haykırmış: Bir kaç milyon dolar için.
Acıdır lâkin gerçek budur: Çinlinin rüşveti üçbin yıldır iş görebilmektedir…
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27396
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Çinlinin üç bin yıllık rüşveti… için yorumlar kapalı
Ağu 27

ALTIN, SEDEF KAKMALI NALIN

216-02
 
 
 
Bir yabancı elçiyi padişah kabul edecekti. Bu elçi, ülkesinin çok varlıklı olduğunu göstermek İçin, .ne kadar altın, inci, elmas gibi süs eşyası varsa, bunları üstüne başına takıp takıştırıp huzura çıkmak istedi. Saray görevlileri bu adamın yaptığı garipliğin önüne geçmek istiyorlardı ama ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Hemen akıllarına İncili çavuş geldi :
-Aman çavuş, şu adamı sen yola getirirsin Ne yapacaksan yap şu haline engel ol .
İncili, ”Çaresini buluruz” dedi. Bir süre düşündü. Sonra atın- inci karışımı sedef kakmalı bir çift takunyayı onun gireceği tuvalete koydu. Adam tuvalete girip bunları görünce şaşırdı. Çıkınca İncili Çavuş ‘a sormadan edemedi:
-Altın, inci, sedef kakmalı nalın tuvalete konulur mu? Yazık değil mi?”
İncili, taşı gediğine koyacağı zamanı bulmuştu. Hemen cevabını yapıştırdı :
– Bizim padişahımız böyle süs eşyasına değer vermez. Elçi, verilen cevabı duyunca, üzerine bakındı, sonra sessizce bunları çıkarıp, huzura girdi…
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | ALTIN, SEDEF KAKMALI NALIN için yorumlar kapalı
Ağu 26

Alparslan’la Atatürk

F95AA03EC8FB4C98AD5BEB9C08FFC343
Büyük Selçuklu komutanının/ hükümdarının adını biz “Alparslan” biliriz ancak gerçek adı Muhammed bin Davut Çağrı!..
Doğum ve ölüm tarihleri çeşitli kaynaklarda bir-iki yıl farklı yazılıyor. Buna rağmen, şunu söyleyebilirim.
Alparslan, Malazgirt Savaşı’nı kazanarak “Anadolu’ya YENİDEN GİRDİĞİNDE” 41 yaşında idi!
Mustafa Kemal Atatürk de, Kurtuluş Savaşı’nı kazanarak “Anadolu’yu YENİDEN KURTARDIĞINDA” 41 yaşında idi!
Muhammed bin Davut Çağrı yani Alparslan, 26 Ağustos’ta saldırıya geçti. Mustafa Kemal yani Atatürk de 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz’u başlattı!
1071’in 26 Ağustos’u Cuma günü idi. 1922’nin 26 Ağustos’u da Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece idi!..
Alparslan, Malazgirt Zaferi’nden sonra Türk Birliği’ni sağladı. Atatürk de, 30 Ağustos Zaferi’nden sonra Türk Birliği’ni sağladı!
İlginçtir ki, yıllar sonra Türklere düşmanlık eden Ermeniler, Malazgirt’te Diyojen’in ordusuna ihanet ederek, onları savaş meydanında terk etti!..
Malazgirt Zaferi’nden sonraki 15 yıl içinde Anadolu tümüyle ele geçirildi.
Atatürk’ün Zaferi’nden sonra ise, Anadolu’nun bizim olmaması için hâlâ uğraşanlar var!..
 
Kaynak: Hulki Cevizoğlu’nun ‘İşgal ve direniş’ adlı kitabından
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , | Alparslan’la Atatürk için yorumlar kapalı
Ağu 25

Vecizeler

8wi9
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

*“AKP anayasadan Türklüğü çıkaracak”  iddiaları niçin ortaya çıktı? Çünkü Tayyip Erdoğan 2001 yılının Nisan ayında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Sosyalist Grup Başkanı Andreas Gross’a  Anayasa’nın ilk maddelerinin yalnızca bir geçiş sürecinde var olabileceğini söylemişti. Türkiye’nin artık birinci madde ya da üçüncü madde gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyacı olmadığını, olmayacağını söylemiş olan Başbakan Erdoğan’ değil midir?.

* Sosyalist Filozof Fernando Savater İspanya’nın durumunu şöyle özetliyor: Özerklik isteyen iki bölgeyi, çıkardık. Yerelleşmeyi demokrasinin olmazsa olmazı sayıyorduk. Ama bugün egoizmi beslediğini, eşitlik ve dayanışma duygularını tahrip ettiğini, neredeyse demokrasi ve özgürlüğün düşmanı olduğunu gördük. Kamu yararı, ortak refah, ortak değerler ve ortak aidiyeti yitirdik. Ayrılıkçılık, bölgecilik ve bölgesel milliyetçilik; fırsatçı bir hastalığa dönüşerek, zayıflayan organizmalara saldırıyor. Koskoca İspanya’yı mahvettik. Bundan nasıl kurtulacağız bilmiyoruz.
 
* – “Önderliğin koşullarında bir değişim olmazsa, karakol, yol ve baraj yapımları durmazsa, korucuların sayısının artırılmasından vaz geçilmezse, İmralı’da gerçekleşen mutabakat çerçevesinde adımlar atılmazsa biz, bunları kabul edemeyiz,”
-“Bu süreçte önderliğin de belirttiği meşru savunma güçlerimiz kendilerini ideolojik, örgütsel ve meşru savunma anlamında daha güçlü eğitmeli, büyütmeli ve sağlamlaştırmalıdır.
– “KCK sistemi, temel ayakları olan akademiler, komünler, kooperatifler, topluluklar ekonomisi ile geliştirilecektir. Bunlar üzerinden de her yerde meclisler kurmamız gerekecektir.” Terörist Cemil Bayık
 
* Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı belgesini Türkiye imzalamamış. (İyi de etmiş (!) Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.)Zehri bile altın kâsede sunarlar.)
Diller Şartı’nın 8. Maddesini okuduğunuzda, diğer maddeleri okumanıza gerek kalmıyor. İşin sonunun nereye varacağını müneccim olmasanız da hemen anlıyorsunuz.
Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı’ndaki bütün maddeler, çok dilli bir devlet şartı getiriyor. Çok dilliliğin sonu bölünmedir ve bu bölünmenin sonu da Türkiye’nin yok olmasıdır.
Malum yazar şu hükme varıyor:
“Bölgesel ve azınlık dillerinin korunup, anadil bağlamında yaşanır kılınması insani ve demokratik bir değerdir ve bunun sıkıntısını en çok Kürtler çekmiştir. (…) Türkiye, kalıcı barışa ulaşabilmek için bu şartı imzalayıp, yürürlüğe sokmalıdır.” (Ümit Kardaş, “Anadiliyle yaşamak”, Taraf, 11 Temmuz 2013).
Bu yazarı iyi niyetli görmek mümkün değildir. PKK’nın etkisinde kalmadığını da söyleyenemez.
Kimse  “Bölünelim.”  demez; böyle  “iyi niyetle”  ortalığı bulandırır.  Kaynak:http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27611
 
* “Cehennemim yolları İyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.” 
 
* Michael Cashman’ın Başbakan Erdoğan’ın “AP’nin kararını tanımıyorum” açıklaması üzerine attığı tweet’ler dikkat çekti. Cashman Erdoğan’ın sözleri için “Kibirin ve uluslararası toplumu tanımamanın ispatı. Avrupa Parlamentosu kendisine destek olsaydı tanırdı” dedi
 
* “Köpek Tartışması”
Tartışmalar arasında gözden kaçmayan; AKP, AB ve ABD arasında anahtar kelime “köpek” olan bir tartışma sürüyor! AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle, Tayyip Erdoğan’ın yüzüne karşı, AKP’nin son olaylarda orantısız hatta hukuk dışı güç kullanmasını eleştirince Egemen Bağış, “Köpekler istedi diye atlar ölmez” diye cevap verdi. Cevap Füle’den değil ama Financial Times gazetesinden geldi. Gazete, Tayyip Erdoğan’ın faiz lobisini suçlaması ile ilgili olarak “Erdoğan, Türkiye’yi besleyen eli ısırıyor” yorumunu yaptı.. Böylece, “Sizin borsanıza girerek ülkenizin ekonomisine para yatırmış oluyoruz. Sen ise olaylardan bizi sorumlu tutarak ülkenin ekonomisini ayakta tutan Batı sermayesini suçluyorsun” demiş oluyorlar…
“Besleyen eli ısırmak” fiilini, Türkiye Başbakanı için kullanıyorlar!
Türkiye’nin düşürüldüğü şu utanç verici duruma bakın… (Basından)
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Vecizeler için yorumlar kapalı
Ağu 24

Topçu Kışlası

070620130708044164945_2

 

 
 
                              
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Topçu Kışlası tarihte iki önemli kara leke taşımaktadır:
 
1.) Bu kışladan alaylı bir çavuş önderliğinde, zamanın hükümetine ve padişaha başkaldıran bir grup asi, 31 Mart 1909’da ‘Şeriat isterük’ diyerek isyan çıkarmış, her tarafı yakıp yıkmış, milletvekillerini ve okullu askerleri öldürerek her yeri talan etmişti. Bu isyanı Selanik’ten gelen Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu 10 Nisan’da bastırabilmişti.
 
2.) Bu kışla, İstanbul’un işgal yıllarında (1919-1922), İngiliz birliklerinin karargâhı olarak kullanılmış ve Türk aydınlarına işkence yapılan bir merkez olmuştur.”
 
“Bu nedenle mi AKP; Topçu Kışlası’nı canlandırıp tarihin kara lekesini ortaya çıkarmak istiyor. Topçu Kışlası’nı Şehir Müzesi yapacağız diye hazırladıkları projeleri anlatmaya çalışıyorlar. Demek ki, AKP bu ülkenin tarihine ihaneti bu müzede sergilemeyi düşünüyor. İstanbul’da Şehir Müzesi yapacak mekân mı kalmadı?”
 
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | Topçu Kışlası için yorumlar kapalı
Ağu 23

DURMAK SANA YAKIŞIR MI?

6797215-14590-620x330
Yedi düvel vatanına el atsa
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
Felek yine dertlerine dert katsa
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Yanardağlar gibi yakmalısın sen
Lav olup düşmana akmalısın sen
Zirveye Hilâli takmalısın sen
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Hürriyet yüreğin, özün değil mi?
Bayrağın, vatanın gözün değil mi?
Cumhuriyet apak yüzün değil mi?
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Kınalı kurbansın, sen bu vatana
Layıksın, layıksın şehit yatana
Haddini bildir şu Türk’e çatana
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Kuran’da geçen o, necip ırk sensin
Üçler, yediler ve hatta kırk, sensin
Peygamberin övdüğü o, Türk sensin
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Türk’ün bayrağında al kanlar senin
Dünya’ya ün salan sultanlar senin
Tarihteki altın destanlar senin
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
04.12.2006
 
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | DURMAK SANA YAKIŞIR MI? için yorumlar kapalı
Ağu 22

“Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Hesaplaşması”

969791_609819005730258_265873549_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Hesaplaşması” Yalçın Akdoğan
Ergenekon Davası’yla ilgili olarak eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un sitemlerini dolaylı olarak “sessiz kalmadık” diye cevaplandıran Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in “camiayı sakinleştirmek ve gazını almak” için böyle konuştuğunu söyleyen Kılınç, Tayyip Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın Ergenekon ve Balyoz gibi davaları “Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuki hesaplaşması” olarak değerlendirdiğini hatırlatarak “Bir yerde hesaplaşma varsa orada hukuk yoktur. Hukuk çerçevesine bürünmüş, hukukun verdiği imkânlardan faydalanarak birilerini cezalandırıyorsanız bunu da Allah affetmez” dedi. Kılınç, “Mahkeme heyeti büyük bir vebal altına girdi. Savcılar onları yanıltmak için ellerinden geleni yaptı. Olmayan bir şeyi olmuş gibi gösterip bunun içerisine birilerini koydular” diye konuştu.
Nedir bu hesaplaşmanın sebebi?
Hesaplaşma, TSK’nın şahsında, Türkiye ile yapılıyor; Atatürk ile yapılıyor, Türk tarihi ile yapılıyor! Hani, AB temsilcisi Karen Fogg, “Türk tarihi ile hesaplaşmak lazım” diyordu ya, işte o yapılıyor. Davanın ve varlığı iddia edilen “Ergenekon terör örgütü” adının, Türk tarihini karalamak üzere seçilmiş olması da bunun en büyük delilidir. Geçenlerde Hulki Cevizoğlu’nun da gündeme getirdiği gibi David Rockefeller “Atatürk yüzünden, planlarımızı yarım yüzyıl ertelemek zorunda kaldık” demiştir. İşte şimdi o hesaplaşmayı yapıyorlar. Kimin üzerinden? AKP iktidarı ve onun oluşturduğu polis, medya, asker ve hukuk sistemi üzerinden… Rockefeller, “Kürt Devleti projesini” de kendi projelerini hayata geçirmek için yaptıklarını, bunun için bir örgüt kurdurduklarını da ifade ediyor.
***
Bugün Türkiye’de milli devletçi askerler yargılanıp mahkûm edilirken, Amerikan Gladyosu’nun Türkiye kanadının kurdurduğu PKK denilen örgütün yandaşları, 1984’teki Eruh baskınının yıldönümünü kutluyor…
Kato Dağı’na çıkan binlerce kişi, tepelere yaktıkları ateşle “Apo” yazarak sabaha kadar eğleniyor…
PKK’nın Van’da kurtarılmış bölge oluşturmak için yaptığı saldırıları etkisiz hale getiren Van Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç ise “refüze edici” bir göreve atanıyor, yeri de boş bırakılıyor!
Kısacası, Türkiye’yi yönetenler, Güneydoğu Anadolu’yu bir Amerikan örgütü olan PKK’nın denetimine terk ediyor… Bunları yapanlarda, yaptıranlarda Allah korkusu olacağını zannetmek gafletin hâlâ sürdüğünü gösteriyor!
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27787
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | “Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Hesaplaşması” için yorumlar kapalı
Ağu 21

ÇANAKKALE DESTANI’NDAN…

canakkale-destani_3
 
Mustafa Kemal’in 1929’da Türk ordusu için söylediği,” Kutsal bir kahramanlık kuruluşudur” sözü ve “Askerleri sev!” Buyruğu boşuna değildir.
 
“Bir sabah nöbet yerini denetlemek ve nöbetteki erleri değiştirmek için bir başka manga gönderildi. Biraz sonra yeni giden manga çavuşu şaşkın bir vaziyette geri geldi.
‘Yüzbaşım, bütün nöbetçiler şehit olmuş, ama çavuş nöbeti bırakmıyor..’ dedi.
Yüzbaşı ile beraber bende gittim. Gerçekten de Çavuş nöbette idi. Bir kayanın üzerine abanmış, parmağı tetikte, gözleri açık, bütün dikkati ile ileri bakıyordu. Bir mermi alnından girmiş, sırtından çıkmıştı! Sırtı kan içinde idi. Alnından akan kan göz çukurlarından aşağı yaş gibi damlamıştı. Önce silahını alalım dedik, bırakmadı. Yüzbaşı geldi, eliyle çavuşun omzuna dokunarak, ‘Sen görevini yaptın. Nöbetin bitti…’ dedi.
Şaşırtıcı bir şey oldu. Çavuşun parmakları çözüldü, yavaşça kayıp sırt üstü uzanıverdi. Kim bilir… Kim bilebilir… Şehit orada hâlâ nöbette idi…”
 
* * *
 
Mustafa Kemal Çanakkale’de cephede bir komutanın askere kızdığını görerek yanlarına kadar gelir. Nedenini sorduğunda, Komutan: “Suyumuz yok, asker susuz, suyu ulaştırmak ta mümkün değil, bu asker ise abdest alacağım diye mataradaki suyunu harcıyor, der.” Mustafa Kemal komutana: “Bu asker belki de birkaç dakika sonra şehit olacak, bırak da istediği gibi matarasındaki su ile abdestini alsın” der ve askerin matarasını eline alarak “abdestini al evladım” diyerek askerin suyunu dökerek askerin abdest almasını sağlar.
 
 
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | ÇANAKKALE DESTANI’NDAN… için yorumlar kapalı