May 20

Bu da mı “Paranoya”?!

1367114077
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
‘Kürdistan’ı birleştirelim’ çağrısı! 
 
AKP’nin, kongresinde ’onur konuğu’ olarak ağırladığı, daha düne kadar “postal öpücü” diye aşağılarken ayağının altına kırmızı halı serdiği peşmerge reisi Mesud Barzani, Kürdistan’ın sözde 4 parçasından gelenlerin katıldığı konferansa “Birleşme için koşullar uygun” mesajı gönderdi.
 
ABD’nin desteğiyle Irak’ın kuzeyini ele geçiren Barzani, mesajında “Türkiye, İran ve Suriye” parçalarının da katılacağı kongre için iyimser açıklamalar yaptı. Karayılan’ın son açıklaması sonrası terör elebaşılarından Cemil Bayık, ’ulusal kongre’ için Barzani’den adım atmasını istemişti. 
 
100 yıldır devam eden ABD projesi için adım adım sona doğru geliniyor
 
Türkiye, Irak, İran ve Suriye’den koparılacak “Büyük Kürdistan” için işe Irak’tan başlanmış, Mesud Barzani’nin babası Mustafa Molla Barzani’nin açıklamaları, 1966’da Yeni İstanbul’a manşet olmuştu (en üstte). Babasının hayalinin peşinden giden Barzani’nin ABD desteğiyle Irak’ı ele geçirmesinden sonra ne yapacağı da 16 Temmuz 2010’da YENİÇAĞ’da manşetti (üstte, solda). ABD Başkanı Wilson’ın 1920 tarihli haritası, Türkiye’nin kuzeydoğusunu Ermenilere, güneydoğusunu Kürtlere bırakıyordu. 
 
ABD’nin desteğiyle Irak’ın kuzeyini ele geçirip, Türkiye, İran ve Suriye’yi parçalayıp “Büyük Kürdistan” ı kuracağını söyleyen peşmergebaşı Barzani’nin hayali gerçek oluyor. Ankara’nın tüm ısrarlarına rağmen “PKK terör örgütüdür” demeyen Barzani, Türkiye, Suriye ve İran’daki Kürtlerin tek devlet olacağını daha önce ilan etmişti.
 
Kürtlerin yüzyılı 
Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani, Kürdistan’ın tüm parçalarının katılacağı ulusal bir kongre için koşulların her zamankinden daha uygun olduğunu açıklarken, Kürdistan’ın dört parçasından gençlerin katıldığı Duhok’taki 3. Gençlik Konferansı’na “21. yüzyıl Kürtlerin yüzyılıdır” diye mesaj gönderdi. Barzani, “Kürdistan’ın dört parçasının katılımı ile ulusal bir kongrenin yapılmasından söz etmek için koşullar her zamankinden daha uygun. Kürtlerin büyük adımlar atacağı ve aydınlık bir yarının Kürtleri beklediğine olan umudun her zamankinden daha yüksek olduğunu size bildiriyorum” dedi.
Murat Karayılan da, 8 Mayıs’ta geri çekilmenin başlayacağını ilan ettiği açıklamasında, “Orta Doğu’da ve ülkemizde önemli tarihsel gelişmelerin yaşandığı bu süreçte tüm parçalar arasında milli dayanışma ve barış için ulusal bir platform oluşturmaya, Hevler’de ’Birlik, Dayanışma ve Barış Konferansı’nı örgütlemeye çağırıyoruz” demişti. Cemil Bayık ise Barzani’dan ulusal kongre için adım atmasını istemiş, “Biz Barzani’den, Öcalan tarafından başlatılan bu sürece daha fazla destek vermesini istiyoruz. Biz bunu herkesten bekliyoruz ama gözler daha çok Barzani üzerindedir. Barzani’nin ulusal kongrenin gerçekleşmesi için gerekli adımları atmasını bekliyoruz. Eğer bu adımlar atılırsa, Kuzey Kürdistan da bundan fayda görecek” demişti.
Terörün zayıflatacağı Türkiye’den toprak arzulayan çabulcubaşı, “Türk, Fars ve Arap ulusu gibi Kürtler de devlete sahip olmalı” derken, hedefe ulaşmada AKP’nin desteğini ima etmişti. PKK’nın hamisi Barzani, Türkiye’nin Washington ve Bağdat yönetimine verdiği ve terör örgütünün elebaşılarının da yer aldığı 248 kişilik liste için yalan söylemiş, “Bizde yoklar” açıklaması yapmıştı. Türkiye’yi ziyaretinde devlet başkanı gibi karşılanan peşmerge lideri “Kürtlerin her ulus gibi devlet kurma hakkı var. Türk, Arap ve İran bunu bir gün kabul edecek” demişti. ABD Başkanı Wilson, 1920’de Paris Barış Konferansı’na sunmak üzere Türkiye’nin parçalanmasını öngören harita hazırlamıştı. Haritada kuzeydoğumuz Ermenilere, güneydoğumuz ise Kürtlere bırakılıyordu.
 
Kaynak:http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=83571
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Bu da mı “Paranoya”?! için yorumlar kapalı
May 19

Özlü Sözler

04388-özlü-sözler
 
 
 * “Türkleri dışarıdan işgal etmeye kalkmayın, yenemezsiniz. Amma bir kere içeriden ele geçirdiniz mi her şeyi kabul ettirebilirsiniz!” Makyavel
 
* Cani, eli kanlı teröristler AKMP’de bir kararla aktivist oluverdiler. Karara oy verenlerin içinde Türk parlamenterlerin de olduğu bilinmektedir. 
Aktivist: Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek için kasıtlı bir biçimde yapılan eylemi gerçekleştirenler.
 
* Hz. İsa’dan sonra doğduğu bilinen, Şam’a giderken İsa’nın hayalini gördüğü için de “seçilmiş havari” olarak kabul edilen Pavlus’un İncil’de yer alan sözlerine göre “herkesle her şey olmak” başarının şartıdır. Pavlus, kutsal amaç uğruna herkesle her şey olunması gerektiğini söylemektedir. O, bu konuda aynen şunları söyler: “Ben özgürüm, kimsenin kölesi değilim. Ama daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum. Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasa’nın denetimi altında olmadığım halde, Yasa altında olanları kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım… Güçsüzleri kazanmak için güçsüzlerle güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum. Bunların hepsini, Müjde’de payım olsun diye Müjde’nin uğruna yapıyorum.”
Pavlus, inanç uğruna her kılığa girilebileceğini, her değerin değer aleyhine kullanılabileceğini söyler. İnsanları kazanmak için sahtekarlık dahil her yöntem meşrudur” .Pavlus
 
* “Ben Katolik geçinerek Vendee savaşını kazandım; Müslüman geçinerek Mısır’a yerleştim; Papacı geçinerek İtalya’da yürekleri kazandım. Bir Yahudi halkını yönetecek olsam, Süleyman’ın tapınağını yeniden kurardım” Fransız Generali Napolyon
 
* “Savaş için en güçlü olduğunuzda, kendinizi güçsüz göstermeli; kuvvetlerinizi harekete geçirirken, hareketsizmiş gibi durmalı; düşmana yaklaştığınızda, uzakta olduğunuz izlenimi vermeli; uzakta olduğunuzda ise düşmanın burnunun dibinde olduğunuza düşmanı inandırmalısınız.” Sun Tzu
 
* İngiltere’nin Washington Büyükelçisi Sir A. Geddes “soykırım” iddialarına konu olan dönemde, nasıl bir mesaj yollamıştı ülkesine:
“Ermeni kırımından dolayı yargılanmak üzere Malta’da tutuklu Türklerle ilgili olarak çalışma arkadaşlarımdan biri dün Amerikan Dışişleri Bakanlığına gitti. Ermenistan’da yapılan zulümlerle ilgili Amerikan Konsolosları raporlarını incelemesine müsaade edildi. Üzülerek arz edeyim ki belgelerin içinde, Türkler aleyhinde delil olarak kullanılabilecek hiç bir şey yoktur.”
 
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , | Özlü Sözler için yorumlar kapalı
May 19

Gençlik ve Spor Bayramı

19mayis7xl_ae45c502-7d57-48b9-a018-d3424926cb0a
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bugün, Mustafa Kemal’in Samsun’da tutuşturduğu kurtuluş meş’alesinin, Anadolu’da elden ele, gönülden gönüle dolaşmasının 94. yıl dönümü. O gün Samsun’un vatanperver insanlarını selamlayan Atatürk’ün taşıdığı duygularla, sizleri selamlıyorum. 
Milletimizin tüm onur ve asaletiyle Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde tarih sahnesinde bir defa daha şaha kalkışının başlangıcıdır 19 Mayıs; 
19 Mayıs, sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı değil, yeni Türk devletinin de çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasının adıdır. 
19 Mayıs, gençlik; gençlik gelecek demektir. Türk genci, Türk İstiklali ve Türk Cumhuriyeti’nin yılmaz bekçisi, bugün ve yarınların tek ve en büyük güvencesidir. 
Atatürk.diyor ki: “Sizler yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar.” 
 
Sevgili gençler, 
“Siz Türk’e istiklâl aşkını veren, Kara Fatmaların, Nene Hatunların, Yalnız Efelerin; Siz “Ya istiklal ya ölüm diyen: Antepli Şahinlerin, Sütçü İmamların, Hasan Tahsinlerin, Seyit Onbaşıların; Siz tarihi tarih yapan Barborosların,… Fatihlerin… Ulubatlı Hasanların…. Yavuzların…  Atatürklerin soyundansınız…”
 
Binlerce şehit vererek, sıkıntı ve yokluklar içinde, büyük özverilerle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti yaşatmak ve sonsuza kadar korumak, gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarmak, en başta gelen görev ve sorumluluğunuz olmalıdır.
 
Temeli 19 Mayıs’ta Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan “milli egemenlik” ilkesi ile, birliğimiz ve bütünlüğümüz sağlanmış, çarenin ancak millette olduğu tescillenmiştir.
 
Bugün de vazgeçilmez güç kaynağımız olan “Milli İrade”nin yaşatılması için hepimize ve özellikle de Atatürk’ün 19 Mayıs’ı armağan ettiği siz gençlere büyük görevler düşmektedir.
 19mayis1
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Gençlik ve Spor Bayramı için yorumlar kapalı
May 18

Türk Çocuğu!

Turk Ad KOyma
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ufkumuz beceriksiz ellerle  sisleniyor…
Yetkililer bu millet sizlere sesleniyor!
Hala niçin, ne diye hainler besleniyor?…
Koy tavrını, bu gaflet, delalet bitsin!
Bu vatanı sevmeyen defolup gitsin!
 
Türk çocuğu:
Bu vatana, bu bayrağa laf ettirme, laf etme
Gitmiyorlarsa itler, çek kıçına bir tekme!
 
Seviyoruz derler dile kanma sen
Makama, mevkiye, pula kanma sen
Bir özüne güven ele kanma sen
Göster becerini eziklik bitsin!
Bu vatanı sevmeyen defolup gitsin!
 
Türk çocuğu:
Bu vatana, bu millete laf ettirme, laf etme
Gitmiyorlarsa itler, çek kıçına bir tekme!
 
Vatansız, bayraksız, ülküsüz bomboş
Kalpler mi karanlık, beyinler mi loş?
Bil, tanı ırkını geleceğe koş
Haydi, kalk ayağa miskinlik bitsin!
Bu vatanı sevmeyen defolup gitsin!
 
Türk çocuğu:
Bu vatana, bu bayrağa laf ettirme, laf etme
Gitmiyorlarsa itler, çek kıçına bir tekme!
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | Türk Çocuğu! için yorumlar kapalı
May 17

Kürtleri kullanmamız çıkarlarımız gereğidir! (2)

igal3333333333333
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Tarih 12 Eylül: Ferit Paşa ülkeyi satıyor
12 Eylül 1919 günü Damat Ferit Paşa ve İngiltere Hükümeti adına M. Fresrer ve H.N. Churchill arasında imzalanan gizli anlaşma şöyleydi:
1 – İngiliz Hükümeti, Osmanlı İmparatorluğu üzerinde genel bir manda yetkisine sahip olması koşuluna karşılık bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti eder.
2 – Konstantinopolis, Boğazlar’ın İngiliz denetimi ve koruması altında olması koşulu ile Sultanlık ve hilafet merkezi olmaya devam eder.
3- Türkiye, bağımsız bir Kürdistan kurulmasına karşı koymaz.
4- Bunlara karşılık, Türk Hükümeti, İngiltere’ye Suriye ve Mezopotamya’deki egemenliğin korunması için destek verir ve aynı amaca yönelik olarak Halife, Mezopotamya, Suriye ve diğer müslüman ile mukim bölgelerde İngilizlere manevi destek vermeyi kabul eder.
5- İngiltere, Sultan otoritesine karşı kurulabilecek olan yarı yaspl ulusal örgütlere karşı askeri açıdan Osmanlı Hükümeti’ne destek vermeyi taahhüt eder.
6- Türkiye, Kıbrıs ve Mısır üzerindeki bütün istemlerinden vazgeçecektir.
7- Bu konvansiyon, özel ve yarı resmi bir belge olarak kabul edilir. İngiliz Hükümeti, anlaşmada öngörülen hususların gerçekleşmesi için konferansta Türkiye’yi desteklemeyi taahhüt eder.
8- Barış koşulları, Yüksek Konsey’de karara bağlandıktan sonra Majesteleri Sultan, 4 ve 5. maddelerdeki konulan içeren ve bu anlaşmaya uygun yeni bir anlaşmayı kabul eder.
Sözü edilen anlaşma tıpkı bu anlaşma gibi gizli olacaktır.
Konstantinopolis’de yapılan ve çift nüsha olan bu anlaşma iki tarafça 12 Eylül 1919’da imzalanmıştır. İngiltere Dışişleri Bakanlığı gizli belgeleri, Kurtuluş Savaşı yıllarında İngilizlerin bir Kürt devleti kurdurmaya çalıştıklarını gözler önüne seriyor. 
 
İngiliz himayesinde Kürt devleti
İngiltere’nin İstanbul’daki Yüksek Komiser Yardımcısı Amiral Webb’den Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderilen 19 Ağustos 1919 günlü raporda bu amaç açık açık yazılıyor:
“Amerika, Trabzon ve Erzurum’u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek. Geri kalan dört ili de bir Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor..”
Müsteşar Hohler, 27 Ağustos 1919 günü Londra’ya şu görüşü bildirir:
“Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya bakımındandır. Kürtlerin ve Ermenilerin durumları beni hiç ilgilendirmez…”
28 Kasım 1919 günü Mr. Kidston’dan Londra’ya gönderilen raporda şunlar yazılıyor:
“- Kürtlere her ne kadar inanmazsak da onları kullanmamız çıkarlarımız gereğidir..”
9 Aralık 1919 günü Yüksek Komiser Amiral Sir F de Robeck, Londra’ya Lord Curzon’a şu raporu gönderir:
“Mr. Hohler Kürt meselesi hakkında Kürt Başkanı olan Şeyh Sait Abdülkadir Paşa (Seyit Abdülkadir) ile görüştü. Kürtler bütün ümitlerini İngiliz hükümetine bağlamış durumdalar. Bu ara Mustafa Kemal gittikçe tehlikeli olmaya başlıyor. Kuvvetler, Kürtleri Mustafa Kemal Paşa’ya karşı kullanmak için para ödemeye hazırdırlar…”
Aynı amacı sergileyen bir İngiliz belgesi de 26 Aralık 1919 tarihlii ve 966/633 sayılı.
“Kürt kabileleri İngiliz ve Fransız hakimiyetine konacak, Kürdistan’da hiçbir şekilde Türk bırakılmayacak. Bir tek Kürt devleti mi, yoksa birçok Kürt devleti mi kurulacağı düşünülecek. Ermenilere Amerikalılar kanalıyla silah sağlanacak.”
 
Kürdistan özerk olmalıdır
Amiral Sir F de Robeck 26 Mart 1920 günü Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a şu bilgileri veriyordu: “Kürdistan, Türkiye’den tamamen ayrılıp özerk olmalıdır. Ermeniler ile Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbul’daki Kürt Kulübü Başkanı Seyit Abdülkadir ile Paris’teki Kürt delegesi Şerif Paşa emrimizdedir…”
Robeck’in Lord Curzon’a gönderdiği 28 Temmuz 1920 tarihli rapor İngilizlerin Kürt planını açıklıyor: “Kürt meselesi hakkında sizin fikrinizi biliyorum. Daha kesin bir karara varmanız için bunu yazıyorum. Damat Ferit bana geldi, sulh anlaşmasına göre Kürtler ayrı bir devlet olacaklar. Kürt liderleri, Mustafa Kemal’i sevmezler. Çünkü o bolşevikliği getirmek istiyor. Siz Mustafa Kemal’den nefret ediyorsunuz, çünkü, o sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemal’e karşı kullanalım, dedi.”
Paris ve Londra Konferanslarında Kürdistan sorunu çözülememişti.
Başkan Lioyd George kararlıydı. Sorun çözülecekti. Kürtler İngiliz koruması altında bir Kürt devleti kurmak istiyorlardı. Öyleyse bu devleti kurmak gerekiyordu.
 
Emperyalizmin diplomasisi
26 Şubat 1920 Perşembe günü Londra’da S.W. 1 Dow-ning Street 10 numaralı Başbakanlık konutunda toplanan konferansın sabahki oturumu kısa sürmüştü. 19 Nisan 1920 Pazartesi günü saat 16’da başlayan toplantıya Dışişleri Bakanı Lord Curzon başkanlık ediyordu.
İngiliz Başbakanı Lloyd George, söz aldı. Lloyd George sözlerine “Kürdistan hakkında karar vermek çok güçtür” diye başlamış ve şöyle konuşmuştu: “Kürtlerin arkalarında büyük devlet olmadıkça varlıklarını sürdüremeyecekleri düşüncesinde oldukları izlenimi elde edinilmektedir. İngiliz korumanlığı isteyerek kabul edecekleri ve Fransız korumancılığını isteyecekleri kuşkusuzdur….”
Fransız delegasyonu başkanı Dışişleri Bakanı Mösyö Millerand da Kürdistan’ı elinden kaçırmak istemiyordu. Tutanaktan izleyelim: “B. Millerand konuşmaları sırasında Lord Curzon’un Musul ilinde yaşayan bazı Kürtlerin Britanya mandasına geçeceklerine işaret ettiğini belirterek bu konunun tümü ile Fransız ve İngiliz Hükümetlerinin arasındaki bir sorun olduğunu ve yanlış sonuç çıkarılmamasını sağlamak amacıyla konunun çekinceli olduğunum kaydedilmesini istediğini belirtti.”
 
Kürdistan’ın sınırları çiziliyor
Konferans kapandığında 5 sayılı toplantı eki hazırdı. Bu ek metin ile Kürdistan sınırları çiziliyordu: “İş bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sayılarak altı ay içinde İstanbul’da toplanacak ve Britanya, Fransız ve İtalyan hükümetlerince atanacak bir komisyon (..) maddelerde tanımlandığı biçimde Fırat’ın doğusunda, Ermenistan’ın güney sınırlarının güneyinde, Suriye ve Irak/Mezopotamya kuzey sınırlarının kuzeyinde, çoğunlukla Kürtlerin bulunduğu bölgeler için bir yerel özerklik planı hazırlayacaktır. Bu plan bölgede yaşayan Asuri-Geldani ve öteki soy ve din azınlıklarının korunması için tüm güvenceleri içerecek ve bu amaçla, Britanya, Fransız, İtalyan, Acem ve Kürt temsilcilerden oluşacak bir komisyon işbu anlaşma hükümleri gereğince Türk sınırının İran sının ile aynı olduğu yerlerde, gerekmektie ise ne gibi düzeltmeler yapılacağını incelemek ve karara bağlamak için bu yerleri gezecektir.”
Sen Remo’da 19 Nisan 1920 günü kaleme alınan bu madde, 10 Ağustos 1920 Sevres Anlaşması’nın 64. maddesi olarak kabul edilmiştir.
  
İşgal gemisi İstanbul’da resepsiyon vermişti!.. 
Osmanlıyı parçalayan İngilizlerin, Türkiye üzerindeki emelleri hiç bitmedi. Saman altından su yürütme siyasetini uygulayan İngilizler, Orta Doğu’daki gelişmelerde hep ön planda rol oynuyor. Abdullah Gül’ün daveti üzerine 16 Mayıs 2008’de Türkiye’ye gelen Kraliçe 2. Elizabeth ve eşi Edinburgh Dükü Prens Prens Philip, işgalden 90 yıl sonra, İstanbul’da yine aynı limana demir atan İngiliz uçak gemisi “HMS Illustrious” da resepsiyon verdi.
Abdullah Gül’ün, Kraliçe’nin daveti üzerine gemiye gitmesi eleştirilere neden olmuştu. YENİÇİAĞ bu haberi, okuyucularına manşetten duyurmuştu. 
 
Kaynak:http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=83374
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | Kürtleri kullanmamız çıkarlarımız gereğidir! (2) için yorumlar kapalı
May 16

YABANCIYA TOPRAK VE MÜLK SATMAYIN!…

1367170069
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 
Times Gazetesi 12 Şubat 1856’daki yazısı şöyleydi:
“Yabancıların toprak almasında her türlü engelin ortadan kalkması, sağlıklı bir mali sistemin kurulması ve yol veya köprülere yatırılan sermayenin güven altına alınabilmesi için verilen güvenceler, ardından büyük sonuçlar getirecek olan diplomatik başarılardır. Önümüzde işlenmemiş ve zengin bir toprak bulunmaktadır. Batı sanayisi bu toprağa nüfuz etmeli ve ona sahip olmalıdır.
 
Bu yazıdan tam 63 yıl sonra 1919’da İstanbul’da toprağı ve binası olan vatandaşların bir kısmı mülklerini yabancılara satmaya başladı.. Bu satışları durdurmayan İstanbul Hükümeti’nin amacı “bütçe açığını kapatmak” idi!.
Özellikle Akşam Gazetesi İstanbul halkına çağrıda bulunarak, “yabancıların bir manevrası” ile karşı karşıya bulunduğumuzu ve yabancıya toprak satmanın “ülkenin bir parçasını satmak” olduğunu yazdı:
“Toprak ve mülk satmayınız. Bugün vergisini veremediğimiz toprak, yarın bize bir servet getirecektir. Satmayalım mümkünse alalım.”
 
Mustafa Kemal 1922’de; “Memleketin ekonomik kaynakları, bütün dünyanın aşırı isteklerini çekecek verim ve servete sahiptir. Halkımızın çiftçi ve topraklarımızın dünyanın en bereketli topraklarından olması, maddi yaşam için hiçbir kaygıya yer bırakmamaktadır.”
Derken
1923’de “Memleketimiz baştanbaşa hazinelerle doludur. Biz, o hazineler üstünde aç kalmış insanlar gibiyiz. (…) Gerçek zaferlere, ancak bu gibi verimli alanlardaki çalışmayla varacağız.” Diyordu.
Yahya Kemal’de ağır bir eleştiri:
 
“KOCA SALTANATI BİR MANDAYA DEĞİŞECEĞİZ!” 
“Bu şehre girmek için Fatih’in her topuna
90 manda koşmuştuk.
Şimdi koca saltanatı
Bir mandaya değişeceğiz!”
 
 
Bundan tam 85 yıl sonra aynı durumla karşılaştık. 19 Ağustos tarihli Yeniçağ Gazetesi manşet haber olarak tam sayfa “Vatan namustur satılamaz!..” Kampanyası başlattı.
“Şehit kanıyla alınan, korunan ülke topraklarının para karşılığı satılması, toplumun her kesimini isyan ettirdi.
AKP, çıkardığı 4916 sayılı yasayla Türkiye’yi ‘açık Pazar’ haline getirdi. Anadolu’yu karış karış, parça parça satın almaya başlayan yabancılar, Sevr paçavrasını pratikte parayla uygulamaya koydular.
Türkiye’nin sınır boyları, su kaynakları ve maden sahaları, bloklar halinde yabancılar tarafından ele geçiriliyor. ‘Yatırım’ ve ‘İnanç Turizmi’ maskesiyle arazi alan yabancılar; silahla yapamadığını parayla ve adım adım gerçekleştiriyor. Vatanını, özgürlüğünü, bayrağını seven herkes satışa isyan ediyor!”

images

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Aytunç Altındal (Araştırmacı Yazar): “Egemenliğimiz tehdit altında.”
Sinan Aygün (ATO Başkanı): “Ülkem adına endişeliyim.”
Prof. Dr. Mustafa Erkal (Aydınlar Ocağı Başkanı): “Sevr’i parayla uyguluyorlar.”
Vural Savaş (Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı): “Yerel yönetim yasaları da satış için çıktı.”
Prof. Dr. Anıl Çeçen (A.Ü. Hukuk Fak.): “Sistematik yapılanma var.”
Mehmet Şandır ( MHP Gn. Bşk.Yrd. ): “AKP, Türk’e ihanet ediyor.”
Gürol Engin ( CHP Mv.): “AKP, Önemini kavrayamıyor.”
Oğuz Tezmen (DYP):Yahudiler de böyle başladı.”
H.İbrahim Özsoy(ANAP): “Kim alıyorsa alsın, denemez.”
Doğu Perinçek (İ.P.Gn. Bşk.): “Urfa’yı Yahudileştirme projesi yürütülüyor.” 
 
Filistin’deki toprakları almak için 2. Abdülhamit’in huzuruna gelen Yahudi Dr. Teodor Herz’e Abdülhamit:
“Benim bir karış toprak vermem söz konusu olamaz. Zira istenen toprak bana ait değildir. O, milletime aittir. Bu imparatorluğun hiçbir parçasını hiçbir kimseye veremem. Yahudiler şimdilik milyarlarını biriktirsinler. Kim bilir, bir gün bu imparatorluk paylaşılırsa, onlar da istediklerini, belki de bir şey ödemeden elde edebilirler. Fakat ancak kadavramız paylaşılırsa, Canlı vücuttan parça koparılmasına müsaade edemem.” Dedi.  
 
 
*Hulki Cevizoğlu’nun “İşgal ve Direniş 1919 ve Bugün” adlı kitabından
 
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | YABANCIYA TOPRAK VE MÜLK SATMAYIN!… için yorumlar kapalı
May 15

Muhtaç olduğumuz kudret!

imagesindir
 
Ülkede neler olup bittiğini anlamakta zorluk çektiğinizi bilen biriyim. Çünkü ben de aynı durumdayım.
Ne olduysa oldu yine malum olduğu şekilde düğmeye basıldığı anlaşıldı. ABD, İsrail, BOP ve terör örgütü “her şey planlandığı gibi devam ediyor.” Diyor. Bu planın ne olduğunu sadece bu plana dahil olanlar biliyor. Terör örgütü reklam için açıklamamış olsa pek çok şeyi bizler de bilemeyeceğiz.
ABD Başkanı Obama İsrail’e geliyor ve İsrail Türkiye’den özür diliyor, sayın başbakanımız “Obama’nın sesini özlüyor” akabinde AKPM (Avrupa Konseyi Parlementer Meclisi)’nin Türkiye raporunda PKK mensuplarını “terörist” yerine “aktivist” olarak nitelendiriyor. Bütün bunlar olurken kırk bin insanın canına, bir o kadar insanın sakat kalmasına, ülkenin kaynaklarının heba olmasına sebep olan cani teröristler suçsuzmuş gibi ülke dışından geri gelemezlermiş gibi, ülke dışına çıkmaları isteniyor. Medya dan öğrendiğimize göre terör örgütünün istekleri tek tek yerine getiriliyor. Ancak ellerinde Türk bayrakları ile bunun yanlış olduğunu dile getiren şehit yakınları, gaziler, vatanseverler, milliyetçiler “kanla beslenenler, kandan medet umanlar” diye suçlanıyor hatta ellerinde bayrakla yürüyen insanlara “terörist” diyen sözde “akil” ler çıkabiliyor. Devletin resmi kurum ve kuruluşlarının isimlerinden Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) çıkartılıyor.
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ nde  “İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.” Tehlikeyi işaret etmiştir.
Bu gün bayrağımızın bile değiştirilmesini ifade eden aymazlara dahi sessiz kalmayı yeğleyen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her nimetinden yararlanan pek çok komünist liboş takımı ve terörist Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuma cesaretini gösterebiliyor.
Hatay Reyhanlı’da ise Cumhuriyet döneminin en acı katliamı işleniyor. Yöneticilerimiz ise hala hamaset peşinde…
Bunların son bulmasını isteyen her vatandaşın sorumluluklarını yerine getirme mecburiyeti vardır. Ülkenin başına gelecek musibetten her fert mesuldür. Vatana, bayrağa, millete (etnik ırkı her ne olursa olsun) sahip çıkmanın zamanı geçiyor. Fert olarak yasalar çerçevesinde savunmamızı yapmak zorundayız. “Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur!”
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | Muhtaç olduğumuz kudret! için yorumlar kapalı
May 14

Dünya Gözüyle Türkler

reisbayrak3527657e0a36f

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
* “Türkler yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Huyları temiz ve yücedir. Yiğitlikleri bozulmaz bir güç halindedir. İşte tarih bunun en canlı örneğidir. Onlar din ve vatan konusunda, öz değerlerine bağlılık noktasında tarafsız, adil davranmasıyla saygı telkin ederler.Türklerin yurdu, efendiler, kahramanlar ve şehitler diyarıdır. Böyle bir milletin düşmanı olmak, bence insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır.” Fransa devlet adamı, Dış İşleri Bakanı olan 
LAMARTİN
 
* “Türkler yalancı olmadıkları gibi iki yüzlü de değildirler. Savaşta şerefle ölmeyi, ********ce yaşamaya tercih ederler. Ustalıkla kullandığı kılıcı ile yendiği milletlerin dönüp yarasını sararlar. Onlar hiçbir zaman ülkelerinde yaşayan, inançsız kimseleri engizisyonda yakmadılar.” İngiliz devlet adamı ve yazarı LORD BYRON
 
* “Çanakkale de başarılı olamadık, bu dehşet verici bir olaydır. Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanın hiddetiyle, inancı, cesareti ve kahramanlığı ile savaş yaptılar böyle bir millet görmedim”. Demesinin ardında bitmiş, tükenmiş, silahları elinden alınmış, yedi düvele karşı kahramanca savaşan Türklere hayran kalan İngiliz yazarına kulak vermek gerekir. O ordu, bu ordudur. O millet yine bu millettir. Türk milleti en zor günlerinde en çetin işleri başarabildiğini ispat etmektedir.”SIR CULYENS. KORBET ise yazdığı eserinde
 
 
* “Türkler gerçekten merhametli ve hoşgörülü insanlardır. Düşmanına saldırırken amansız bir aslan olurlar. Dostlarının yanında, silahsız rakiplerine karşıda çok uyumludurlar. Kutsal değerlerine saldıranları da asla affetmezler. Fakat başka dinden olanlara da ses çıkarmazlar. Bu bir yüce hareket değildir de nedir.” Avrupalı bilim adamı ÇHATEAU-BRİAND
 
* “Savaşın zevkini almak isteyen Türklerle savaşmalıdır” Tarihçi TAVSEND
 
* “Türklerin bağrında korku kuşu yuva yapmaz.” Ünlü tarihçi NAİMA
 
* “Türk korkmaz, korkutur. Bir şey istemez, isterse de almadan elini geri çekmez..Barışta kuzu gibi, savaşta aslan kesilir. Her Türk kendisini aslan, atını ceylan, düşmanını av sayar.”  İngiliz Lort Byron
 
 
 
 
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Dünya Gözüyle Türkler için yorumlar kapalı
May 13

Cenneti Ala’nın gülüsün anne!

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Zalimlerin yanan çırası söner
Kara vicdanların karası söner
Bütün gönüllerin yarası söner
Sevginin, saygının elisin anne
 
Anne, anne sesi yürek yandırır
Duyulan güzel ses seni andırır
Ancak senin sesin beni kandırır
Bülbülün, sakanın dilisin anne
 
En nefret ettiğin yergidir senin
Kâinat dolusu övgüdür senin
En büyük sermayen sevgidir senin
Gönüllerin seher yelisin anne
 
Her bir anne şefkat ile bezenir
Dünyadaki güller sana özenir
Kokun ahiretten bize uzanır
Cenneti Ala’nın gülüsün anne
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | Cenneti Ala’nın gülüsün anne! için yorumlar kapalı
May 12

Anne Sevgisi

images (1)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” ata sözünden de anlaşıldığı gibi hayatımızda pek çok insanla tanışmamıza rağmen hiç biri annemizin yerini tutamamıştır, tutamayacaktır. Zira hiç biri de bizi annemiz gibi koruyup kollayıp aynı zamanda da sevgisini ve şefkatini gösterememiştir. Ancak insanın kendince tanımladığı sevgisi güne gibi parlayan anne sevgisinin yanında bir mum ışığı kadardır.
Annenin sevgisi ve anne sevgisinin gönüllerde hissedebilmesi o kadar önemli ve o kadar özel bir duygudur ki, bu duyguyu tek bir günle geçiştirmek anne sevgisini, anne şefkatini, anne fedakarlığını umursamak ciddiye almamaktır. Annemiz bütün hayatı boyunca bizi düşünmeden asla yaşamamıştır. Biz ise 365 gün içinden sadece bir günü annemize ayırma bahtsızlığıyla övünme noktasına geldik.
 
Ana başa taç imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsa da
Anaya muhtaç imiş.
Posted in Gündem | Tagged , , , , | Anne Sevgisi için yorumlar kapalı