Eyl 19

Cani ‘Zamanın Ruhundan’ Anlar Mı?

DÜNÜ UNUTANLAR BUGÜN ESİR OLURLAR

DÜNÜ UNUTANLAR BUGÜN ESİR OLURLAR

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Caniyi” en iyi tanıyanlardan birisi hiç şüphesiz Şemdin Sakık… Sakık’a göre, “Cani”, Milli Türk Talebe Birliği’ne gitmiş, ancak temel dinî bilgilerden mahrum olduğu için kovulunca sol grupların kapısını çalmış… Mahir Çayan’ın, Yusuf Küpeli’nin, Deniz Gezmiş’in gruplarına girmeye çalışmış fakat son derece ‘sığ ve yetersiz algılama problemi’ dolayısıyla
dışlanmış…
Sakık onun için şu ifadeyi kullanıyor: “Okumayı, kitapları, kitap yazanları ve kültürü sürekli küçümsedi horladı. Entelektüellerden nefret etti. Ancak bir yandan da kurnazca onların emeklerinden ve kitaplarından yararlanmayı ihmal etmedi. Geçtiği okullardan aldığı diplomaları da tıpkı diğer işlerini yaptırdığı gibi, okul arkadaşlarının emeklerini sömürerek ve kopya çekerek elde ettiğinden eminim. Nasıl ki 500 kitap yazdığı iddiaları külliyen yalandan ibaretse, sınıfları kendi emeğiyle geçtiği de o kadar yalandır…”
‘Şemdin Sakık’tan Mektuplar’ adlı kitapta, Sakık, Caninin okul ve kitap düşmanı olduğunu, sonraki süreçte okulların yakılmasını ve öğretmenlerin öldürülmesini sırf bu yüzden istediğini söylüyor ve hayatı boyunca bir tek kitap okurken görülmediğini ifade ediyor… Apo’nun adına yayımlanan kitapların ‘şehirlerdeki sempatizanların ve eli biraz kalem tutan militanların makalelerinin toplanması’ndan ibaret olduğunu vurgulayan Şemdin Sakık, bunları bilmeyenlerin onu tüm zamanlarını kitap yazarak geçirdiği ve çok bilge, teorisyen bir dâhi sandığı gerçeğinin altını çiziyor…
Apo’un ideolojik olarak yaslandığı Karl Marx’ı hiç okumadığını, okusa da anlayacak dil ve bilgi zenginliğine sahip olmadığını söyleyen eski yoldaşı, 2005’te yayımlanan kitabın 231. sayfasında şu önemli notu düşüyor: “Kürt halkını ben yarattım. Bu kutsal kavgayı ben başlattım, geliştirdim ve sonuca götürüyorum. Bu ülkede kıpırdayan her yaprakta benim nefesim var. İradem dışında hiçbir şeyin gelişmeyeceğini bilmelisiniz. Sadece Türkiye’yi değil, Orta Doğu’yu değil, dünyayı etkiliyorum’incilerini dizen bu adam bu ruh haliyle İmralı’dan dünyayı yönettiğini sanıyor…”
Sakık’ın diğer tespitlerini sıralayalım: “Dilinden dökülenler yazıcı ve teybe kaydediciler tarafından mütemadiyen kayıt altına alınır. Sonra bunlar okumuşlardan oluşan bir komisyon tarafından süzgeçten geçirilerek, düzeltilip mantıklı bir akış içine konularak, aralarına çalma çırpma sözler, pasajlar yerleştirilerek makalelere, makalelerden kitaplara dönüştürülür… Ah, keşke kopya çekmeden, başkalarından çalıp çırpmadan, yanındaki ve piyasadaki yaltak kalemşorlarına yazdırmadan bir şeyler yazmış olsaydı… Gerek İmralı’daki savunmalar gerekse AİHM’e sunduğu savunma metinleri tamamen hırsızlık ve kopya örneğidir. Örneğin manifesto ve savunma denilen yerler Gordon Childe’dan çalıntı ve olduğu gibi kopya edilmiştir… Kendi adına kitap yazdırmak yeterli olmamış ki, örgüt dışından bazı gazeteci ve profesör kalemşorlara de kitap yazdırmıştır…”
Hem kendi gözlemlerimiz hem de en yakın yol arkadaşının ifadeleri bize o mektubu kendisinin yazmadığını gösteriyor… O zaman sormak lâzım: Masanın diğer tarafına oturan ‘mutabık’lar, kimin talimatıyla o mektuba “Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır” ifadesini yerleştirdiler?
Şimdiye kadar ‘câniliği cehaletini bastırmış’ bir katilden adeta ‘bilge’ yontan bir ‘konsorsiyum’ hangi mantıkla ’büyük demokratik hamle’nin ustalığını caniye havale etmiştir?
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=26205 Servet Avcı
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Cani ‘Zamanın Ruhundan’ Anlar Mı? için yorumlar kapalı
Eyl 18

Can Bonomo Elendi

BONOMO ELENDİ

CAN BONOMO ELENDİ

Oldukça gerginleşen Tayyip Erdoğan’ı biraz da sakinleştirmek için kurmayları, “Sayın Başbakanım hiç merak etmeyin, Örovizyon şarkı yarışmasında şampiyon olacağız” demişler.

Sezen Aksu destekli, Dışişleri belgeli ve TRT şişirmeli Can Bonomo’nun katıldığı Örovizyon şarkı yarışması sonlanınca Tayyip Erdoğan’ı telefonla aramışlar:
-Efendim elendik.
-Neee !..Elendik mi?
-Evet efendim maalesef!.
Yanında telefon konuşmasını dinleyen Emine hanım hemen devreye girmiş.
-Ben sana Avrupa’ya da kömür, makarna, patates, soğan dağıt dememiş miydim!..
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , | Can Bonomo Elendi için yorumlar kapalı
Eyl 17

Dört Parmak İşareti Nereden Geliyor

56 n
“YEZİT’in torunusunuz “Dediğimizde yavş/AK lar bize kızıyor !!!
 
Muaviye bin Ebu Süfyan kimdir bilir misiniz?
 
Emevi hanedanının kurcusu Muaviye, 657’deki Sıffın Savaşı’nda, Hazreti Ali’yi yenememiş, ancak hakemleri ikna ederek, alavere dalavere ile kendini Halife ilan etmişti.
 
Bu dönemde Müslümanlar, Muaviye taraftarları, Ali taraftarları, Tarafsızlar olarak bölünmüştü.
 
Muaviye’den… yana tavır alan tarafsızlar ise Hazreti Ali’yi öldürmüştü.
 
Muaviye, bir süre sonra da, Hazreti Ali’nin çocukları, Peygamberin de torunları Hazreti Hasan ile Hüseyin’i öldürmüştü.
 
Daha sonra Muviye taraftarlarına (Sünniler), Ali taraftarlarına (Şiiler), Tarafsızlara (Hariciler) denilmiştir. Bu bir Dini ayrışma değil siyasi bir ayrışmadır.
 
Özellikle Hazreti Ali’nin öldürülmesinden sonra Halifeliğini sağlama alan Muaviye, her fırsatta Ali’yi ve Şiileri yok saymak, dışlamak için, taraftarlarına, Dördüncü Halife’nin kendisini olduğunu DÖRT PARMAK işaretini yaparak ilan etmiş, taraftarları da, aynı işareti kullanmıştır.
 
Bundan sonra gidilen savaşlarda da Muaviye’nin ordusundaki askerler bu işareti yapar olmuştur.
 
Zaten “Rabia” Muaviye ailesinde takıntıdır. Muaviye bin Ebu Süfyan’ın dedesinin adı da Rabia’dır.
 
Kureyş aşiretinin liderlerinden olan dede Rabia, torununa, “adıma uygun davran, önemini unutma” tavsiyesinde bulunmuştur.
 
Sünni kesimin temsilcisi olduğu iddia edilen, ama ilgisi olmayan Muaviye’nin DÖRT PARMAK işareti, bugün Mısır’da, Sünni İslam’ın yılmaz savunucuları olarak gösterilen, ama ilgisi olmayan Mursi yandaşlarının, Müslüman Kardeşler örgütünün işaretine dönüştü.
 
TÜRKİYE’deki YEZİT’in ümmeti’de bunu kullanıyor.
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Dört Parmak İşareti Nereden Geliyor için yorumlar kapalı
Eyl 14

TÜRKÇE’SİZ BİR TÜRKİYE YAŞAR MI?

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ACI AMA GERÇEK 
1860’da Osmanlı Ülkesine Japonya’dan bir ekip inceleme yaparak bir rapor yazmış. Raporda “Bunlar aralarında Fransızca konuşuyorlar, bu devlet dağılır diye raporlarına not düşerler. Şimdi gelen Japonlar da şu anda da İngilizceden dolayı dağılır diyorlar.”
Amerika’daki Türk dernekleri bültenlerini Türkçe olarak yayınlardı. Bu derneklerin birleşerek bir federasyon olmaları sağlandı. Bir zaman sonra Amerika’daki Türk Büyük Elçiliği bu federasyona bundan sonra yazışmalarınızı İngilizce emri verir. Artık toplantılar, konuşmalar, yazışmalar, bültenler İngilizce yapılır. 
Yine Almanya’da Nasrettin Hoca Haftası dolayısıyla bir kutlama yapılır. O.D.T.Ü’ den
bir, iki genç profesör ile Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, T.C. Konsolosu, Türk katılımcılar, dinleyiciler ve bir de Japon Türkiyatçı bir kadın bulunmaktadır. Japon Türkiyatçı kürsüde Nasrettin Hoca’yı Türkçe anlatmaktadır. Öndeki Baş Konsolos mosmor olur ve kadının yanına yaklaşır, “ İngilizce anlatınız” der. Kadın afallar, şaşırır. Gel de, Türk dinleyicilere Nasrettin Hoca’yı İngilizce anlat, hem de Almanya’da diye düşünür. Kadın isteksiz ve tereddütlü İngilizce konuşmaya başlar. Nasrettin Hoca’nın hikâyesini anlatmayı sıra gelince Japon nezaketine rağmen kızarak “Yahu Nasrettin Hoca hikâyesi İngilizce anlatılır mı? Diyerek Türkçe olarak anlatmaya devam eder. Baş Konsolos kahrolur. O.D.T.Ü’den gelenler ise İngilizce konuşma yaparlar.
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | TÜRKÇE’SİZ BİR TÜRKİYE YAŞAR MI? için yorumlar kapalı
Eyl 13

Barzani, Türkiye’nin dostu mudur?

1301514813
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türkiye, Habur sınır kapısını açık tutarak ve Kuzey Irak’ı inşa ederek, Kerkük petrollerinin Barzani’nin denetimine girmesine ses çıkarmayarak Barzani’ye kardeşin kardeşe yapmayacağını yapmaktadır. Türkiye, Barzani’den bu dostluğun karşılığını almakta mıdır? PKK’nın Türkiye’ye yönelik saldırıları Barzani’nin “benim bölgem” dediği Kuzey Irak’ın Türkiye sınırındaki 5-25 kilometre derinliğindeki bir alandan kaynaklanmaktadır.
Eğer Barzani, Kandil ve diğer PKK kamplarının ulaşım, silah, ilaç ve gıda ihtiyacını keser ise PKK’nın Kuzey Irak’ta barında şansı yoktur. Şimdi bu soruların cevabını arayalım.
1) Barzani, bu kamplara karşı her hangi bir askeri harekatta bulunmakta, bu kamplardan Türkiye’ye saldırı olmasını engellemeye çalışmakta mıdır? Hayır. 2) Barzani bu kamplara lojistik destek gitmesini engellemeye çalışmakta mıdır? Hayır.
3) Barzani Kandil ile bu kamplar arasındaki iletişimi kırmaya çalışmakta mıdır? Hayır.
4) Barzani Kandil’in cephane, silah, gıda ve ilaç desteğini kesmeye çalışmakta mıdır? Hayır.
5) Barzani, PKK’ya silah ve cephane satmakta mıdır? Evet, KDP, PKK’ya Rusya’dan temin ettiği silahları üzerine kâr payı koyarak satar.
6) Barzani, PKK’ya gıda satar mı? Evet. Barzani, PKK kamplarının bütün gıda ihtiyacını parası karşılığında karşılar. PKK’ya dinamit ve diğer patlayıcı maddeler, el bombaları da Barzani tarafından temin edilir. Barzani, PKK’lıları Hakkari kırsalında kışın terör eylemi yapabilmeleri için kışlık kamuflaj kıyafetleri temin etmektedir.
7) Barzani, PKK’nın hastane malzemesi ve ilaç ihtiyacını karşılar mı? Evet. Barzani PKK’nın bütün hastane malzemeleri ve ilaç ihtiyacını karşılamaktadır. Örneğin Kuzey Irak’ta Çemço bölgesinde Seedan Köyü yakınlarındaki mağaranın içindeki PKK’ya ait hastanenin bütün malzeme ihtiyacı KDP tarafından karşılanmaktadır. Yaralı PKK’lılar, KDP’ye ait araçlarla KDP’nin Mahmur, Zaho ve Kerkük’teki hastanelerinden tedavi görür.
Barzani bütün bu yardımları karşılığında PKK’dan 20-25 milyon dolarlık bir ödeme almaktadır. Bütün bu bilgiler ve daha fazlası Türk Devletinin bilgisi dahilindedir. Buna rağmen RTE, AKP’nin Genel Kurulu’na Barzani’yi dost diye davet etmiştir. Dışişleri Bakanı tarafından da Mesut Ağabey diyerek kucaklanan Barzani, Türk askerine, polisine, korucusuna ve vatandaşlarına karşı sıkılan her kurşunu temin edilmektedir. Türkiye, Barzani bölgesini inşa ederken, Mesut Barzani, Büyük Kürdistan Projesi’nin Türkiye ayağında PKK’yı Türkiye’yi yıpratmak, hırpalamak, yormak ve teslim almak amacı ile yıllardan buyana kullanmaktadır. Mesut Barzani bu amacına büyük ölçüde ulaşmıştır. 1 Eylül 2013’te Başbakan Erdoğan’ın PKK ile müzakereler çerçevesinde oluşturulan bir “demokrasi paketi” açıklayacağı ifade edilmektedir. Paketin içeriği ile ilgili yapılan açıklamalardan paketin içinde PKK’ya verilen tavizlerin üzerinin türban ile örtülmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ancak üstü ne ile örtülmeye çalışılır ise çalışılsın, Türk Milleti yıpranacak, Barzani Büyük Kürdistan hedefine yaklaşacaktır.
 
 
 
images
 
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27825
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , | Barzani, Türkiye’nin dostu mudur? için yorumlar kapalı
Eyl 12

Güzel Sözler

Mevlana Facebook Kapak Guzel Sozler
* Merhamet her vakit intikamdan daha asildir. Yiğitlik intikam almakta değil, tahammül göstermektedir.
 
* Olacaksan ya uçurum ol ya dağ, ne içine düşebilsinler ölümü göze almadan, ne tepene çıkabilsinler…
 
* Yanlış insanlara iyi ki varsın dedik. Hüznümüz ondandır.
 
* Uzak ve imkânsız gözüken bir yer, bir anda yakın ve mümkün olabilir.
 
* Sizdeki üç şeyi görebilen insanlara güvenin. Gülüşünüzün arkasındaki kederi, öfkenizin ardındaki sevgiyi, sessizliğinizin ardındaki nedeni…
 
* Bugünkü aklım olsaydı dün yaptıklarımı yapmazdım.
Ama dün yaptıklarımı yapmasaydım bugünkü aklım olmazdı.
* Kötü bir haberim var. Bugün iyi niyetimin son kullanma tarihiydi. Artık her şey adamına göre…
* Her geminin tek kaptanı olur. Gerisi mürettebattır. Her kalbin de tek sahibi olur. Gerisi teferruattır.
* “Sana ihtiyacım var” dediğiniz kişi; “niçin” diyorsa gelmez. “Ne zaman” diyorsa gönülsüz gelir. “Neredesin” diyorsa mutlaka gelir…
* Aslında bazen hayatına girenleri düşünmeyi bir kenara bırakıp kimlerin çıkması gerektiğini düşünmek gerek. İnsanlar onlar için ne yaptığınızı anlamazlar… Siz yapmayı bırakana kadar…
* Mutlu olamıyoruz çünkü başkalarına verdiğimiz değeri kendimize vermiyoruz…
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | Güzel Sözler için yorumlar kapalı
Eyl 11

ABD’nin “uluslararası hukuk ve insan hakları” anlayışı

image0026
ABD’nin “uluslararası hukuk ve insan hakları” konusunda “sorumluluktan kaçmamaya” karar verdiğinde yaptıklarını “kısaca” hatırlatayım, “ahlaki” hükmü size bırakayım:
* 1953: “Ülkesinin petrollerini millileştirmek” gibi küresel bir suç(!) işleyen Muhammed Musaddık Theodore Roosevelt’in yeğeni CIA Orta Doğu Şefi Kermit Roosevelt’in yönettiği “Ajax Operasyonu”yla son derece “uluslararası hukuk”a uygun şekilde “vatana ihanet”le suçlandı ve ölümüne kadar hapsedildi…
* 1978: CIA eliyle kurulan SAVAK, meydanlara dökülen yüzlerce İranlıyı, yine son derece “uluslararası hukuk”a ve “insan haklarına” uygun şekilde demokratik demokratik öldürdü…
* Aynı yıl: ABD’nin Büyük İngiliz Oyunu’ndan devşirdiği “Carter Doktrini” çerçevesinde oluşturulan “kriz yayı” o denli “hak ve hukuk” yanlısı idi ki, Orta Doğu’yu “ABD ileri karakoluna” çevirdi. Sırf İran’da bir günde 165 kişi idam edildi, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, Meclis Üyeleri de dahil yine sırf İran’da 10 bin kişi hayatını kaybetti. “Basra Körfezi bölgesinde kontrol sağlamak için başka bir dış gücün her girişimi ABD’nin hayati çıkarlarına saldırı olarak anlaşılacak ve askeri güç kullanımı dahil her yolla püskürtülecekti” ama yanlış anlamayın sırf “uluslararası hukuk” ve “insan hakları” nı korumak için yani!
***
* 1993, 1996, 1998, 2001: ABD Irak’a karşı “insan hakları”nı “havadan” korumaya karar verdi; “uluslararası hukuk”a uygun şekilde -masumları ayırt edici sensörleri vardı kullandıkları toplu imha silahlarının demek ki- bomba yağdırdı…
* 2003: “Ahlaki sorumluluk” alanını genişletip havadan sonra karadan da “insan hakları” ve “uluslararası hukuk” aşkına üzerine düşeni yerine getirdi: Milyonlarca ölü, milyonlarca sakat, milyonlarca göçmen, milyonlarca öksüz, binlerce tutsak…
* ABD’nin 5 yılda 2 trilyon dolar harcadığı Irak ve Afganistan’da doğan bebeklerin yarıya yakını hâlâ yetersiz beslenme ve kullanılan kimyasallardan kaynaklanan hastalıklar sebebiyle ölümle burun buruna, çocukların çoğu için okul hâlâ hayal, bebekler hâlâ ölüyor ama olsun “insan hakları” dimdik ayakta!
* Eski iş birlikçisi Saddam Hüseyin, hakkındaki davalardan bir kısmı sürerken, karar beklenmeden idam edildi; aklımız ermez “uluslararası hukuk” başka bir şey, vardır bir bildiği tabii!
* Amerikan paralı askerlerinden kurulu Blackwater’ın saldırılarında ölenlerin cesetlerinin hemen hepsinde sarı renkte sıvı tespit edildi; kimyasal olacak değil ya canııım, vücutlarını kaplayan o irini andıran şey kesin Iraklı kanıydı. “Beyaz adam”ınkiyle aynı renk olmayacak elbette Orta Doğulunun kanı!
* 2004: Felluce’de yüzlerce kadın ve çocuğa “ahlaki sorumlulukları” gereği tecavüz etti Amerikan askerleri.
***
* CIA, “uluslararası hukuk”a katkı sağlamak adına Afganistan’daki eroin üretiminin başındaki Gulbeddin Hikmetyar liderliğindeki “Mücahidin” koalisyonuna 3.5 milyar dolar verdi!
* Pakistan’da Ziya-ül Hak, uçağına yerleştirilen sinir gazı muhtevalı mangoların patlatıldığı “hukuki” suikastla “demokratik yollardan” etkisizleştirildi.
* 1967: Saygon’da başlatılan Fenix Operasyonu kapsamında 60 bin sivil gayet “insani” biçimde katledildi.
* My Lai’de 504 Vietnamlı süngülenerek, ırzlarına geçilerek, diri diri yakılarak “insan hakları”nı zinhar çiğnememeye özen gösterilen bir vahşetin kurbanı oldu.
* Yarbay Gerald Morse’un “327 ölü istiyorum” emri aslında sadece “Tiger Force” film repliklerindendi, hiç yaşanmadı!
* Üzerine 100 bin ton bomba yağdırılan Kamboçya’da toprağı halı gibi örten (carpet bombing) bombalar iç dekorasyon malzemesiydi, zinhar “uluslararası hukuk”a aykırı bir “soykırım” suçu yoktu.
* Hele ki o 90 bin insanın öldüğü Hiroşima, 74 bin kişinin hayatını kaybettiği Nagazaki yok mu, atom bombası kullanmak bütün “uluslararası hukuk” kitaplarına göre ABD’ye haktı!
* ABD eliyle kurulan cunta, Guatemala’da 140 bin insanı napalm bombalarıyla toplu halde yaktı. Hayatta kalanlar açlıktan ölsün diye tarlaları, mahsülleri yağmalandı, direnen köylülerin tırnak aralarına bomba parçaları yerleştirildi ki “insan hakları”nın kıymetini bilsinler!
Yugoslavya’yı, Küba’yı, Şili’yi, Hawai’yi, 70 milyon Kızılderili’ye uyguladıkları “hak ve hukuk”u, 1977’den 1981’e kadar “Yeşil Kuşak” belasına kanına girdikleri evlatlarınızı, evlatlarımızı söylemiyorum bile…
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27934
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | ABD’nin “uluslararası hukuk ve insan hakları” anlayışı için yorumlar kapalı
Eyl 10

“Fenni Sünnetçi Remzi”

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir Türk, bir Fransız, bir de İngiliz trenle yolculuk ediyorlarmış. Trende ki odaları sıcaklaşınca Fransız pencereyi açmış ve içeri bir tane sinek girmiş,Fransız hünerini göstermek için kılıcını çektiğiyle sineğe bir tane vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış diğerleri hayretle bakarken,Fransız cebinden kartvizit çıkartmış ve İngiliz’le bizim Türk’e vermiş, kartvizitte” Fransa’nın en iyi kılıç ustası” yazıyormuş. Bunu gören İngiliz hemen pencereyi açmış ve içeri bir tane daha sinek girmiş. Hemen okunu çekmiş bir fırlatmış sinek duvara yapışmış, cebinden kartvizitini çıkartmış “İngiltere’nin en usta okçusu”.Tabi Türk altta kalır mı? Hemen pencereyi açmış içeri bir tane daha sinek girmiş bizim Türk cebinden bıçağı çıkarttığı gibi sineğe fırlatmış, sinek yere düşmüş ve vızıldayarak birkaç kez dönmüş, az sonra yerden kalkmış, uçmuş. Bunu gören İngiliz’le, Fransız basmış kahkahayı. Bizim Türk cebinden kartvizitini çıkartmış ve İngiliz’le Fransız’a vermiş. “fenni sünnetçi Remzi”
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | “Fenni Sünnetçi Remzi” için yorumlar kapalı