May
30
*Akıl yaşta değil baştadır. Doğru bir söz fakat aklı da başa yaş getirir. C. SAHABETTİN
*Akıllı adam hem kitapları ,hem de doğrudan doğruya hayatı okur. LIN YUTANG
*Akıllı olmak da bir şey değil,mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. DESCARTES
*Aklın üç ilkesi , iyi düşünmek , iyi söylemek , iyi yapmaktır. DEMOKRİT
*Aklın ve ilmin üç büyük düşmanı vardır: Kötülük, bilgisizlik ve tembellik. HAECKEL
*Bana iyi analar veriniz, size iyi vatandaşlar vereyim. N. BONAPARTE
*Bana ya hürriyet verin, ya da ölüm. PATRICK HENGY
*Başarı , cesaretin çocuğudur. BENJAMİN DİSRAELİ
*Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar,hürriyete layık değildir. ABRAHAM LINCOLN
*Ben bilmediğimi bildiğim için , öteki insanlardan akıllıyım. SOKRATES
*Bencil insan , tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. TURGENYEV
*Bencillik dostluğun zehiridir. BALZAC
*Beni isterseniz dövün,ama bırakın istediğim gibi güleyim. MOLI’ERE
*Beşikten mezara kadar bilim öğrenin. HZ. MUHAMMED
*Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. SOKRATES
*Bilginlerle beraber düşünmeli,halkla birlikte hareket etmelidir. BERKLEY
Posted in Atasözleri Vecizeler
|
Tagged Akıl, analar, baş, beşik, bilgi, bilgisizlik, cesaret, doğru, düşünmek, hürriyet, iyi, kitap, kötülük, mezar, oku, ölüm, özgür, tembellik, yaş
|
May
29
Hangisinin suçu yok, günahı yok?
Şehide, gaziye içten vahı yok
Bunca yanlışından bir eyvahı yok
Bıçaklar iliğe dayandı artık
Bülbül diller karga gibi ötmekte
Garibana kanun gücü yetmekte
Sabır tespihini millet çekmekte
Bıçaklar iliğe dayandı artık
Terör baş belası kan emen kene
Yönetenler rahmet dilerler gene
İcraat yok, herkesin derdi çene
Bıçaklar iliğe dayandı artık
Çekiyoruz otuz yıldır acıyı
Şehit verdik kardeşi ve bacıyı
Dinden çıkardınız bizim hacıyı
Bıçaklar iliğe dayandı artık
May
28
Türkler, dünyanın en eski, asil, büyük devletler kurup, pek çok ünlü şahsiyetler yetiştiren medeni milletlerinden biridir. Türkler, Nuh peygamberin oğullarından Yâfes’in Türk adlı oğlunun neslindendir.
“Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh Aleyhisselam’ın oğlu Yâfes’in oğlu olan kişidir.” Mustafa Kemal ATATÜRK
“Türk kelimesinin yazılı olarak kullanılması ilk defa MÖ 1328 yılında Çin tarihide “Tu-Kiu”şeklinde görülmektedir. Türk adının tarih sahnesine çıkışı MS VI yy’da kurulan Göktürk İmparatorluğu ile olmuştur. Orhun kitabelerinde yer alan “Türk” adı daha çok “Türük” şeklinde gösterilmektedir. Bundan dolayı Türk kelimesini Türk Devlet’inin ilk defa resmi olarak kullanılan siyasi teşekkülün Göktürk İmparatorluğu olduğu bilinmektedir. Göktürklerin ilk dönemlerinde Türk sözü bir devlet adı olarak kullanılmışken, sonrada Türk milletini ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.
MS. 585 yılında Çin İmparatorunun Göktürk Kağanı İşbara’ya yazdığı mektupta “Büyük Türk Kağanı” diye hitap etmesi, İşbara Kağan’ın ise Çin İmparatoruna verdiği cevabi mektupta “Türk Devlet’inin Tanrı tarafından kuruluşundan bu yana 50 yıl geçti” hitapları Türk adını resmileştirmiştir.
Orhun Kitâbeleri’nde Türk sözü daha çok “Türk Budun” şeklinde geçmektedir. Türk Budun’un ise Türk Milleti olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla Türk adı bu dönemlerde bir topluluğun veya kavmin isminden ziyade, siyasi bir mensubiyeti belirleyen bir kelime olarak görülmektedir. Yani Türk soyuna mensup olan bütün boyları ve toplulukları ifade etmek üzere milli bir isim haline gelmiştir.
Hz. Nuh’un Semavi kutsal kitaplara göre 3 tane oğlu vardır, bunlar: Sam, Ham( Kenan ), Yafes.
Tekvin’e göre üç temel ırk Nuh’un bu üç oğlundan meydana geldi.
Yafes, Yafesi ırkın
Ham, Hami ırkının
Sam, Sami ırkının atası oldu.
Nuh’un ilk torunları
Yafes’in oğulları:Turk, Gomer, Magog, Madai, Javan, Tubal, Meshech ve Tiras.
Ham’ın oğulları: Cush, Mizraim, Put, ve Canaan.
Sam’in oğulları: Elam, Asshur, Arpachshad, Lud ve Aram.
Altta yazılı olan bilgilerde Yafes’in oğullarının tümünün soyunu Türk olarak değerlendirildiği bilgisi göze çarpmaktadır.
– “Ve gemiden çıkan Nuh’un oğulları Sam, Ham ve Yafes idiler ve bütün yeryüzüne yayılanlar bunlardan oldu… _Kenan’ın atası Ham, (bir gün) babasının çıplaklığını gördü, kardeşlerine söyledi… (utanan) Sam ile Yafes babalarının çıplaklığını örttüler…”
– “Ve Nuh dedi: ‘Kenan lanetli olsun!.. Kardeşlerine kullar kulu olacaktır! Sam’ın Allah’ı Rab, mübarek olsun ve Kenan ona kul olsun! Allah, Yafes’e genişlik versin!.. Sam’ın çadırlarında otursun!.. ve Kenan ona kul olsun!..’”
Burada söylendiği gibi Sam’ın oğulları yani Araplar zamanı geldiğinde Yafes’ in oğulları yani Türklere sığınmışlardır.
Bilindiği gibi Ham, eski Kenan diyarı olan şimdiki Filistin (İsrail) halkının atası idi. Bu bölge Sayda şehrinden Gazza’ya kadar uzanıyordu. Yahudiler bu gruba sahip çıkarlar ncak Tevrat’tan anladığımıza göre, bu kabileler lanetlenmiş ve diğerlerine kulluk etmeye mahkum edilmişlerdir. Kenan, Seba, Babil, Akad halkı ve kral Nemrud bu oğuldan olmadır. Tarihi gelişmeler bu laneti gerçek yapmıştır.
3. Oğul Yafes ise, bizim, bütün Türk boylarının atasıdır. Görüldüğü gibi, hadislerden ve Kur’an dan çok önce Tevrat’ta da en büyük iltifata mazhar olmuş millet Türklerdir. Hz. Nuh’un, en sevgili oğlu Yafes için ettiği dua, çok derin manalıdır ve olduğu gibi gerçekleşmiştir.
Türkler gerçekten de 900 yıllarından itibaren Araplar’ın çadırlarında, ülkelerinde oturmaya başlamışlardır. Yine aynı tarihlerden başlayarak Hıtay’ı, Hindistan’ı, Kuzey Afrika’yı ve Avrupa’yı hâkimiyetlerine almışlardır.
Yafes’e dönersek; Gomer, Magog. Madai, Tiras, Yavan, Tubal(Tuval), Meşeç adlı oğulları…. Gomar (Sümer), Magog (Gog-magog gibi), Madai (Medler) aşina gelmektedir…
Gomar’ın Togarmi, Rıfat (Dicle ve Fırat) ve Aşkenazoğulları…. Aşkenaz, Hazar soyundan olan Doğu Avrupa Musevîleri’ne verilen addır ve Yavan’ın oğlu Tarşiş bize ismen çok aşina geliyor. Bu kelimeler Türkçe özellikler taşımaktadır.
Togarmi’nin (Hz. Nuh’un Yafes’ten torunu) on oğlu vardır ki, bunlar Uygur, Tiros, Avar, Hun, Barsil, Zarna (Tarniyaklı), Kozar (Hazar), Sanar, Bulgar ve Sâbir’dir.
İşte biz de bunu diyoruz! Bütün Kafkasya, Türkistan (Orta Asya), Sibirya, Balkanlar ve Aanadolu halklarının atası bir!.. Hz. Nuh’un oğlu Yafes’ten geldikleri için Yafetik olarak adlandırılırlar. Yafes’in en az üç oğlundan (Gomar, Magog, Madai) geldikleri için Sümer, Gog, Magog, Gur, Guz, Oğuz, Macar olarak adlandırılırlar ve Togarmi’nin on oğlundan çoğalarak pek çok soy ve boya ayrılmışlar, yüzlerce oymak ve aşiret halinde dünyaya yayılmışlardır.”
Kaynak: http://turkcihantarihi.wordpress.com
May
27
AKP ve yaptıkları
Başbakan’ın verdiği cesaretle birden bire devleti ve kurumlarını Türk kavramından temizleme çalışmaları hız kazandı. T.C. Ziraat Bankası, T.C.’yi logosundan kaldıracağını açıkladı.
Batman’da Atatürk anıtında bulunan “Ne mutlu Türküm diyene” ibaresi kaldırıldı.
Edirne’de Trakya Üniversitesi, internet sitesini yenileyerek sayfanın en üstünde yer alan Türk bayrağı ve Atatürk logosunu kaldırdı. Yerine Yunan bayrağı ve Venizelos’un resmini koymadıkları için üniversite yetkililerine teşekkür (!) etmek gerekir!
T.C. Sağlık Bakanlığı ise “Türk” kavramından Türkiye’yi temizleme sürecine büyük bir hevesle iştirak etti.
T.C. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltması olan “T.C.” ibaresini, Devlet Hastanesi’nin tabelalarından kaldırdı. Gelen tepki üzerine, bakanlık geri adım atarak “T.C.” ibarelerinin eski yerlerine konulacağını açıkladı.
PKK, yıllardır T.C.’nin egemenliğini gösteren bütün simgelerin silinmesinin mücadelesini veriyordu. PKK, Türk bayrağı dahil Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını gösteren simgelere karşı saldırıyordu.
Türkiye Cumhuriyeti’nden “TeCe” diye söz eden PKK’lılar, böylece bu simgeden kurtulmuş olacaklardır.
Artık PKK’lıların, direklere tırmanıp Türk bayrağını indirmelerine, binalara roketle atış yapıp “T.C.” ibarelerini yok etmelerine gerek kalmadı. Bunu doğrudan Sağlık Bakanlığı, daha doğrusu AKP iktidarı kendi iradesi ve kendisine özgü gerekçelerle yapıyor.
AKP iktidarı ile bebek katili Öcalan’ın omuz omuza vererek, Anadolu’yu ya da anayasayı Türk’ten ve Türklükten temizlemeye karar verdikleri anlaşılmaktadır.
AKP iktidarı, PKK terör örgütüne üye olmayı suç olmaktan çıkararak PKK’yı yasallaştırmıştır.
PKK’nın yaptığının terörizm değil, “isyan” olduğunu iddia ederek genel af yolunu aralamıştır.
PKK’lıların dağa zorunluluktan çıktığını, kırk bine yakın insanın katledilmesine neden olan Öcalan’ın “dini bütün” birisi olduğunu, PKK’lılar için ağlamayanın insan olamayacağını bizzat AKP’nin bakanları söyler hale gelmiştir.
AKP iktidarı ile PKK barış yapacaktır. Böyle bir barış için “üç beş Mehmedin” ya da “bir kaç bin kellenin” adı olmazdı.
AKP, PKK neyi amaçlamışsa onu gerçekleştiriyor. Demek ki artık AKP varken ve iktidarken PKK’ya ihtiyaç yoktur!
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=26428
May
26
Bekri Mustafa Türbesi
Bostancı başı’ nın adamları bir yaz gecesi Bekri Mustafa’yı bir havuzun içinde oturup içkisini demlenirken görürler. kendisini alıp götürmek isterler. bekri birden öfkelenir: ” çekin arabanızı be… burası size ait değildir. kaptan paşa gelsin. deryaya o karışır ancak.”
konu,komşu bütün mahalleli ve devletin ileri gelenleri Bekri Mustafa’yı içine düştüğü durumdan kurtarmak amacıyla çare ararlarken akıllarına onu küçük Ayasofya Camii imamlığına getirmek gelir. iyi bir hafız olan ve medrese görüp okuyan ve bu işe yatkın olduğundan şüphe olmayan Bekri Mustafa için bu hiç de yadırganacak bir iş sayılmaz. hele ortada kendisini içkiden kurtarmak gibi bir de önemli sebep varken.
Bekri Mustafa, sultan Murat’ın da onayladığı bu görevi kabullenir mecburen. işe başladığı gün öğle namazından sonra kaldırılan bir cenazenin namazını kıldırdıktan sonra tabuta doğru eğilip bir şeyler söyler. bütün cemaatin dikkatini çeker bu davranışı. birisi dayanamaz sorar:” merakımızı uyandırdı ağa… neler söyledin öyle?” Bekri Mustafa her zamanki gibi kendinden emin bir şekilde konuşur:” öteki dünyadan haber sorarlarsa Bekri Mustafa imam oldu de, anlarlar dünyanın halini dedim.”
May
25
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Akil” adamları milletimize sözde “çözüm sürecini” anlatacaklardı. Başbakan kendi milletvekilleri ile halkın arasına çıkamadığı için bu çareye başvurmuştur. Halk ile kendi arasına bir tampon ve aynı zamanda kendisini rahatlatmak için de halka bir meşguliyet üretmiştir. Ancak iş öyle göründüğü gibi basit değildir. Biri de çıkıp terörist başı caniye “Bebek katili demeyin” diyebilmektedir! Bu milletin aklıyla alay etmek değilde nedir?
“AKP ve BDP, esasında Kürdistan Teali Cemiyeti ile İslam Teali Cemiyeti’nin yüz yıl sonraki uzantılarıdır diyen Özcan Yeniçeri bu grubun; çağa, şartlara ve imkânlara göre üslup ve yaklaşım tarzlarında değişiklik olsa da istikametleri benzerdir ifadesini kullanıyor. Kürdistan Teali ve İslam Teali Cemiyetlerinin her ikisinin önde gelenleri de İngiliz Muhibbisiydi. Zamanın küresel gücü olan İngiltere’nin “mandası”, onlar için tercih edilir tek kurtuluş stratejisiydi”
Bu gün ise ABD’nin gayretlerinin olduğu apaçık bilinmektedir.
İşte “akil insanlar” heyetinde bulunan isimler:
AKDENİZ BÖLGESİ
1. BAŞKAN: RİFAT HİSARCIKLIOĞLU
2. BAŞKAN VEKİLİ: LALE MANSUR
3. SEKRETER: TARIK ÇELENK
4. KADİR İNANIR
5. NİHAL BENGİSU KARACA
6. ŞÜKRÜ KARATEPE
7. MUHSİN KIZILKAYA
8. ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN (İHD)
9. HÜSEYİN YAYMAN
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
1. BAŞKAN: CAN PAKER
2. BAŞKAN VEKİLİ: SİBEL ERASLAN
3. SEKRETER: AYHAN OGAN
4. MAHMUT ARSLAN (HAK-İŞ)
5. ABDURRAHMAN DİLİPAK
6. İZZETTİN DOĞAN
7. ABDURRAHMAN KURT
8. ZÜBEYDE TEKER
9. MEHMET UÇUM
EGE BÖLGESİ
1. BAŞKAN: TARHAN ERDEM
2. BAŞKAN VEKİLİ: AVNİ ÖZGÜREL
3. SEKRETER: ARZUHAN DOĞAN YALÇINDAĞ
4. VEDAT AHSEN COŞAR (TBB)
5. EROL EKİCİ (DİSK)
6. HİLAL KAPLAN
7. FUAT KEYMAN
8. FEHMİ KORU
9. BASKIN ORAN
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
1. BAŞKAN: YILMAZ ENSAROĞLU
2. BAŞKAN VEKİLİ: KEZBAN HATEMİ
3. SEKRETER: MEHMET EMİN EKMEN
4. MURAT BELGE
5. FAZIL HÜSNÜ ERDEM
6. YILMAZ ERDOĞAN
7. ETYEN MAHÇUPYAN
8. LAMİ ÖZGEN (KESK)
9. AHMET FARUK ÜNSAL (MAZLUM DER)
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
1. BAŞKAN: AHMET TAŞGETİREN
2. BAŞKAN VEKİLİ: BERİL DEDEOĞLU
3. SEKRETER: CEMAL UŞŞAK
4. VAHAP COŞKUN
5. DOĞU ERGİL
6. EROL GÖKA
7. MUSTAFA KUMLU (TÜRK-İŞ)
8. FADİME ÖZKAN
9. CELALETTİN TAŞ
MARMARA BÖLGESİ
1. BAŞKAN: DENİZ ÜLKE ARIBOĞAN
2. BAŞKAN VEKİLİ: MİTHAT SANCAR
3. SEKRETER: LEVENT KORKUT
4. MUSTAFA ARMAĞAN
5. ALİ BAYRAMOĞLU
6. AHMET GÜNDOĞDU
7. HAYRETTİN KARAMAN
8. HÜLYA KOÇYİĞİT
9. YÜCEL SAYMAN
KARADENİZ BÖLGESİ
1. BAŞKAN: YUSUF ŞEVKİ HAKYEMEZ
2. BAŞKAN VEKİLİ: VEDAT BİLGİN
3. SEKRETER: FATMA BENLİ
4. ŞEMSİ BAYRAKTAR (TZOB)
5. KÜRŞAT BUMİN
6. ORAL ÇALIŞLAR
7. ORHAN GENCEBAY
8. YILDIRAY OĞUR
9. BENDEVİ PALANDÖKEN (TESK)
May
24
Arif Nihat Asya’dan
• İnanmak; basamakların çıkamadığı yere kanatlarınla tırmanmaktır.
• Bir saçı okşamaz, bir alnı serinletmez, bir yelkeni şişirmez, bir eteği havalandırmazsın. Neyleyim senin gibi rüzgarı.
• Işıgı önüne al, yürü! Gölgen arkadan ister gelsin, ister gelmesin.
• En büyük acı, acıtmaz olmuş zincirlerin acısıdır; köleliği kabul etmenin, başkaldırmaktan vazgeçmenin acısıdır
.
• Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter.
• Gözler kalbin aynasıdır. Ama sen yine de gözüne kalbini sorma.
• Düşünüyorum, o halde varım.” demiş Descartes ama Arif Nihat Asya ise “Hayır, yanlış. Düşünülüyorum, o halde varım.” demiştir.
• Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıldığını düşün.
• Vazoyla saksının farkını sen söyleme, çiçeklerden sor.
• Kalemini bir silah gibi değil, bir kaşık gibi tut yoksa aç kalırsın. Diyordu bir kitabında.
• Sanatkâr halıda gülü dikensiz yapmış ayakların incinmesin diye.
May
23
Her işe gir fakat sulandırılma
Sakın ha, su gibi bulandırılma
Dikkatli ol sen de dolandırılma
Anasının gözü olmuş el, alem!
Kandırırlar bizim gibi safları
Herkes yuttu gaf üstüne gafları
Yedirdiler bize gargaralık lafları
Anasının gözü olmuş el, alem!
Musalla taşında ciddiyet naşı
Yediden yetmişe gözler fal taşı
Hırsızın, arsızın herkes yoldaşı
Anasının gözü olmuş el, alem!
Ahlak enflasyonu ur oldu gitti
Düşünen beyinler dur oldu gitti
Soygunlar, vurgunlar sır oldu gitti
Anasının gözü olmuş el, alem!
May
22

12 Eylül’den önce bilenmiş düşünce kılıçları kınından çıkarmış, fikri mücadeleyi başaramayan “Marksistler” artık işi şiddete dökmüş kendinden olmayanlara ya dövüyor ya da öldürüyordu. O zamanın ürünlerinden olan bugünkü terör örgütü de etnik ve Marksist olarak sol gruplar içerisinde yer almaktaydı. O kargaşa, o kanlı günlerde Rauf Tamer’in çıkarmış olduğu “Solun Namusu” adlı kitabı Ülkücüler tarafından aranan yayınlar arasındaydı. O günlerde bilhassa sol yayınlar satan kitapçıların önünden geçerken “Solun Namusu” var mı? Diye sorardık. Kitapçı şaşkın bir halde; “Yok” derdi. Bizlerde yüksek sesle “Solun Namusu” yokmuş der ve kitapçıdan çıkar giderdik.
Bu gün ise AKP dediğimiz oluşum aklıma geliyor. Vatandaş da bizlere ; “AKP’nin adaleti ve kalkınması “ var mı? Diye soruyor. Şu ana kadar “var” diyene rastlayamadım. Ergenekon, Balyoz davaları ile ilgili olarak “adaleti yok” diyenlere rastladım.
Velhasıl anlayacağınız dün “Solun Namusu” yok diyenler, bugün AKP’nin “Adaleti yok” demektedir.
Pek çok insanımızın dediği gibi, dilerim ki; Allah herkese namus ve adalet nasip etsin!
AKP’nin adaletine birkaç örnek:
Deniz Feneri Soruşturması, Almanya’dan ilgili davanın dosyalarının gelmesinden 3 yıl sonra başladı. Aralarında Zahid Akman ve Kanal 7 yöneticilerinin de bulunduğu 8 kişi önce tutuklandı. Daha sonra Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, soruşturmaya bakan savcıları değiştirdi. Değişikliklerin ardından 8 kişi serbest bırakıldı.
Hizbullah Davası sanıkları tutukluluk sürelerini kısaltan yasanın yürürlüğe girmesinin ardından serbest bırakıldı. Sanıklar kısa sürede yurtdışına kaçtı.
Yargıtay, 13 yaşında 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç. davasında yerel mahkeme gibi, küçük kızın, rızasıyla birlikte olduğu yorumunu yaptı ve yerel mahkemenin kararını onadı. Cezalarında indirime gidilen isimler arasında AKP İlçe Başkanı Halit Denli’nin oğlu Nizam Denli ve bir dönem AKP ilçe başkan yardımcılığı yapan Sabri Ajak olduğu ortaya çıktı.
Son günlerde ise eli kanlı cani katillerle görüşüp o canileri teslim almak yerine suçsuzmuş gibi yurt dışına çıkmalarını istemeleri hangi adalet anlayışına uymaktadır?
Sizce, AKP’nin “Adaleti” ya da “kalkınması” var mı?
May
21
Timur, Anadolu’yu dolaşırken Akşehir’e uğrar. Köylü, kendisini iyi ağırlar. Timur da giderken, bu konukseverliğin karşılığında Akşehirlilere bir fil hediye eder.
Fil, kısa zamanda bağ bahçeyi ortadan kaldırır. Timur’un hediyesidir diye kimsenin sesi çıkmaz ama sonunda dayanamayıp Nasrettin Hoca’ya giderler, “Aman bizi kurtarırsan sen kurtarırsın, file bir şey yapsak, Timur kellemizi alır” derler. Hoca, “Benimle birlikte gelin, Timur’a durumu arz edeyim” der.. Hep birlikte yola düşerler ve Timur’un çadırına varırlar.. Timur, Hoca’yı görünce “Filim nasıl?” diye sorar. Hoca, “Filiniz” diye söze başlayacak olur ve halkın perişanlığını anlatacakken hafifçe geriye geriye dönünce, arkasında hiç kimsenin bulunmadığını görür. Bunun üzerine, “Yüce emir, hediyeniz olan filden çok memnun kaldık, yalnız kalıyor, bir tane daha istiyoruz” der..
Posted in Fıkralar
|
Tagged akşehir, anadolu, bir fil, daha, emir, fil, filiniz, köylü, nasreddin hoca, timur, yalnız, yüce
|