May 19

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

19 MayısTürkiye ve KKTC‘de Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

639 – Chieh-she-shuai ve yandaşları Tang imparatoru Tai Tsung‘un yaz sarayı Chiucheng Sarayını bastılar.

1919 – Mustafa Kemal Samsun’a çıktı.

1924 – Musul Sorunuyla ilgili Türk ve İngiliz heyetleri arasında, Haliç Konferansı görüşmeleri başladı.

1935 – Frankfurt – Darmstadt arasında ilk Autobahn açıldı.

1975 – ABD Senatosu, Türkiye’ye silah ambargosunun kaldırılmasını kararlaştırdı.

Anne Boleyn (Ö. 1536)

Malcolm X (D. 1925)

Arabistanlı Lawrence (Ö. 1935)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 19

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN

19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”

Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.

Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silahlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır.

“-Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…

Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?… O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:

-Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim…Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz…”

Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.

Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi: III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyasiyat Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV).

Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar.

Alıntı: Neşe Çetinoğlu

Posted in Gündem | 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN için yorumlar kapalı
May 18

KIRIM SÜRGÜNÜ

KIRIM SÜRGÜNÜ

Bir yanım buruk

Bir yanım kırgın

Bir yanım sürgün

Kırım’da kaldı bir yanım

Kırım, güneyinde ve batısında Karadeniz, doğusunda ise Azak Denizi ile çevrili bir yarımadadır. Kıyılarında doğal liman konumundaki koylar, gemiler için elverişli bir sığınak görevindedir.

Kadim bir Türk yurdu olup Kafkas Dağları’nın kuzeyinde, Dinyester ile İrtiş ırmakları arasındaki bölgenin tarihsel adı olarak bilinen Deşt-i Kıpçak coğrafyasındaki Kırım yarımadası, tarihin her devrinde toplumların buluşma noktası olmuştur.

Şimdi Ukrayna devletinin özerk bir cumhuriyeti olan Kırım’ın geçmişine kronolojik olarak bakıldığında; İskitler, Hunlar, Kumanlar, Kıpçaklar, Altınordu, Hanlıklar ve Osmanlı dönemlerinden sonra da Rusların hâkimiyeti görülmektedir.

Kırım, Sibirya’nın Karadeniz’e açılan kapısı olmasının yanı sıra Kafkasya ile Avrupa’yı bağlayan bir merkez durumundadır. Bölge bu öneminden dolayı tarih boyunca birçok devletin uğruna mücadele ettiği yerlerden biri olmuştur.

Türkler Kırım’a ilk defa Hunlar döneminde gelmişlerdir. Bu süreçten sonra Kırım, Türklerin yaşadığı bir bölge olmaya başlamıştır. Farklı zaman dilimlerinde bölgede devletleşme sürecine giren Kırım Tatarları, özellikle Rusya tarafından engellenmeye çalışılmıştır. Rus yetkililer Kırım’ı sıcak denizlere inmek için bir üs olarak görmeye başlamışlardır.

Bu amacı gerçekleştirmek isteyen Rusya, Kırım’ı işgal ederek Karadeniz’de askeri donanmaya sahip olmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması ve Türk-Rus savaşlarında alınan yenilgiler sonucu 1774’de Kırım Hanlığının Osmanlı himayesinden çıkarılmasının ardından Rus istilası nedeniyle ve çeşitli baskılarla hayat orada yaşanmaz hale gelmiş ve 1783 yılında Çariçe II. Katerina’nın Kırım’ı Rus topraklarına katmasıyla sonuçlanmıştır. Bu tarihten itibaren binlerce Kırım Türkü Osmanlı topraklarına göç etmiş özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında bu rakam yüz binlere çıkmıştır.

Sovyetler Birliği dönemi Kırım Türkleri için bir felaket dönemi olmuş, 11 Mayıs 1944’de Devlet Güvenlik Komitesi Stalin’in emriyle gizli bir karar almış, Almanlarla işbirliği yaptıkları suçlamasıyla istisnasız bütün Kırım Türklerinin Sibirya, Urallar ve Orta Asya çöllerine sürgün edilmesi kararlaştırılmış, bir hafta sonra 18 Mayıs 1944’te bir gece yarısı silah zoruyla evlerinden alınıp vagonlara doldurulan Kırım Türkleri bilinmeyen yerlere, insanlığa yakışmayacak davranışlarla sürgün edilmişlerdir.

Rusya, Ukrayna ile yaptığı anlaşmaları ve bu ülkeye verdiği borçları bahane ederek Kırım’a yerleşmiş, Kırım Türklerinin tek savunucusu ise Türkiye olmuştur.

27 Şubat 2014 tarihinde Rusya’nın Kırım’a çıkarma yapıp kontrolü sağlaması, ardından asılsız bir referandumu gerekçe göstererek Kırım’ı ilhak etmesi Kırım Türkleri için yeni bir süreci başlatmıştır.

Bu yasadışı ilhakın ardından binlerce Kırım Türkü, Kiev başta olmak üzere Ukrayna’nın farklı şehirlerine göç etmek zorundan kalmıştır. Rus baskısı ve şiddetine rağmen anavatanlarından ayrılmayanlar ise zorlu bir yaşamla karşılaşmıştır.

Stalin ve totaliter Sovyet rejiminin insanlık dışı uygulamaları döneminde Kırım’da neredeyse tek bir Kırım Türkü bile bırakılmamıştır. Bu vahşi sürgün ve onun ağır şartlarından dolayı kadim Kırım Türkleri, nüfuslarının yüzde 46,2’sini kaybetmiştir.

Şimdilerde “Tatar” denilen Kırım Türklerine yapılan zulmün mazideki izleri, bütün coğrafyada adlarıyla, eserleriyle, anılarıyla belgelerde kayıtlıdır. Gaspıralı İsmail’in: “Dilde, fikirde, işte birlik” sesi hâlâ Bahçesaray‟da, Akmescit‟te ve diğer yerlerde yankılanmaktadır.

Alıntı: Mehmet Yardımcı

Posted in Gündem | KIRIM SÜRGÜNÜ için yorumlar kapalı
May 18

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

18 Mayıs:

1190 – Frederick BarbarossaAnadolu Selçuklu Devleti‘nin başkentini Konya Muharebesi‘yle ele geçirdi.

1804 – Napolyon BonapartFransa İmparatoru ilan edildi.

1943 – Adolf Hitler, müttefiki İtalya‘nın teslim olmaya yönelmesi üzerine Achse Harekâtı‘nı başlattı.

1944 – Sovyetler Birliği lideri Stalin‘in emri ile Kırım‘da Kırım Tatar Sürgünü başladı.

1969 – Apollo Projesi kapsamında Apollo 10 fırlatıldı.

Ömer Hayyam (D. 1048)

Bertrand Russell (D. 1872)

Türkan Saylan (Ö. 2009)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 18

TARİHTEN DERS ALMAK

TARİHTEN DERS ALMAK

Sevr antlaşması; 10 Ağustos 1920’de Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalandı.

Önemli maddeleri şöyleydi. Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a; Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Suriye’ye (Fransız Mandası); Musul vilayeti en kuzeydeki kazası İmadiye (Duhok) dahil tamamen El Cezire’ye (Birleşik Krallık Mezopotamya Mandası, sonradan Irak) İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak.

Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar deniz trafiği içinde Osmanlı İmparatorluğu’nun bulunmadığı on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler’in donanmalarını yardıma çağırabilecek.

Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecek;

İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan’a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için plebisit yapılacak;

Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti’ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek.

ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920’de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verdi.

Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;

Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı’nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;

Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri kuvveti, 35.000’i jandarma, 15.000’i özel birlik, 700’ü padişahın yanındaki güvenlik birliği olmak üzere 50.700 kişiyle sınırlı olacak ve ağır silahları bulunmayacaktı. Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi’nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;

Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;

Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı İmparatorluğu’nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye’nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefikler arası mali komisyonun denetimine alınacak;

Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı’nın 1914’te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;

Ticaret ve Özel Hukuk (madde 269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan iş bölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek hükümlerini içeren bir antlaşmadır.

Alıntı: Orhan Uğuroğlu

Posted in Gündem | TARİHTEN DERS ALMAK için yorumlar kapalı
May 17

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

17 Mayıs:

1874 – Norveçİsveç‘ten ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.

1902 – Yunan arkeologlarAntik Çağ‘ın mekanik analog bir bilgisayarı olarak kabul edilebilecek Antikitera düzeneğini toprak altından çıkardılar.

1983 – İsrailLübnan ve ABD arasında 17 Mayıs Antlaşması imzalandı.

1989 – Çin‘de 1 milyondan fazla gösterici başkent Pekin‘deki Tiananmen Meydanı‘nda siyasal özgürlüklerin genişletilmesi için açlık grevi yapan öğrencileri desteklemek amacıyla yürüyüş yaptı.

2000 – Galatasaray UEFA kupasını kazandı.

I. Katerina (Ö. 1727)

Erik Satie (D. 1866)

Ziya Paşa (Ö. 1880)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 17

UYGUR TÜRKLERİ

UYGUR TÜRKLERİ

Türk düşmanı katil Çin emperyalizminin alçak devlet başkanı Şi jinping:
“Türkiye ve diğer Türk devletlerinin Uygurlarla bir kan bağı yok.” Demiş…
Biz de diyoruz ki:
“Uygurlar Türk Milletinin ayrılmaz bir parçasıdır. Göktürklerin ardılı, Karahanlıların kurucusu, Türk dilinin taşıyıcısıdır.
Senin @ChinaEmbTurkiye haritayı çizdiğin mürekkep kurumadan önce bizim atalarımız bu topraklarda devlet kuruyordu.
Bu söz, çaresiz bir inkarın, başarısız bir asimilasyon politikasının itirafıdır.
Sen ne dersen de: kan da var, bağ da var, tarih de var. Ve bu bağı ne senin propagandan ne de zulmün koparabilir!
Not et:
Sen Uygur Türklerini yok saydıkça, biz onları daha yüksek sesle hatırlatacağız.
Tarihi sen yazamazsın. Çünkü o çoktan yazıldı. Ve o satırlarda Çin değil, Türk Milleti var!”

#UygurTürkleri

Posted in Hikayeler | UYGUR TÜRKLERİ için yorumlar kapalı
May 16

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

16 Mayıs:

1204 – I. BaudouinKonstantinopolis‘in ilk Latin imparatoru olarak taç giydi.

1888 – Gramofonun mucidi Emile Berliner, geliştirdiği bu aletin tanıtımını Philadelphia‘da yaptı.

1919 – Mustafa Kemal PaşaKurtuluş Savaşı‘nı başlatmak üzere İstanbul‘dan Samsun‘a doğru yola çıktı.

1929 – Akademi Ödülleri ilk kez olarak HollywoodKaliforniya‘da verilmeye başlandı.

1990 – Fransa‘nın ilk kadın başbakanı Édith Cresson oldu.

Joseph Fourier (Ö. 1830)

Celâl Bayar (D. 1883)

Henry Fonda (D. 1905)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 16

YAHUDİLERİN ASIRLIK NEFRETİ

YAHUDİLERİN ASIRLIK NEFRETİ

       Dünyaya dağılan Yahudiler arasında milli birliği devam ettiren “Taşradaki Yahudi Hükümetinin” talimatıyla, içinde yaşadığı milletlere daima muhalefet etmiş olan Yahudi, yabancılara hep ihanet etmiş ve hedefine ulaşmak için de gizli cemiyetleri devamlı kullanmıştır.

Rusça olarak Münih’te yayınlanan Russian Tribune Dergisine göre, Üçüncü Enternasyonalin nihai zaferini temin etmek üzere Dünya Yahudiliği çeşitli seviyelerde fakat aynı hedefe yönelik şu teşkilatları kurmuştur.

Altın Enternasyonal (Zenginler ve dünya para babaları)

Kırmız Enternasyonal

Merkezi Moskova’da bulunan Üçüncü veya Komünist Enternasyonal (Şefleri Yahudi Apfelbaum ve Radek)

Dünya Hür Sendikalar Birliği (Merkezi Amsterdam’da olan bu teşkilat dünyadaki kapitalist sendikaları yönetir.)

Siyan Enternasyonal veya Muharip Musevi Birliği Dünya Siyonist Teşkilatı (Londra), Universal İsraelite (Paris), B’nai-Moiche (Musa’nın evlatları), Henoloust, Hıtakhdounte, (Tarout, Kareen-Haysed…

Mavi Enternasyonal veya Beynelmilel Masonluk

       Büyük Britanya Locası; Belçika, İtalya, Türkiye (Lions ve Rotari Kulüpleri vb.) ve diğer ülke büyük Locaları kanalıyla dünyadaki Masonları bir araya getiren Mason teşkilatına verilen isimlerdir. (Bu birleşmeler içinde en faal olanlardan biri de İsviçre’deki Alphine Locasıdır.)

Diğer Locaların aksine üyeliğe sadece Yahudileri kabul edden B’nai B’rith Teşkilatına bağlı 416 adet Yahudi Locası yukarıda zikredilen beynelminel Localar arasındaki irtibatı temin eder.

        Büyük Şark Masonluğu Theosophy, Alman Birliği, Yüksek Dünya Finans Çevreleri ve Sosyalist İhtilalciler gibi kuruluşların mevcudiyetinden ve dünyamızı yönlendirmedeki güçlerinden asla şüphe edilemez.

         Hıristiyanlığa, İslamiyet’e ve Onların Peygamberlerine karşı duyulan nefret, tarihin derinliklerinde kalmış bir şey olmadığı gibi Yahudilere reva görülen zulümlerin sonucu olarak havralarda alınmış bir kararın sonucu da değildir.

        Zira bu kötü olaylardan bu yana asırlar geçtiği halde Yahudilerin nefreti yaşamaya devam etmektedir.

Kaynak: Mehmet Öksüz Dünyanın gizli Yöneticileri Kitabı

 Yukarıdaki açıklamaları Yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim teyit etmektedir. Bu konuda aha pek çok ayet vardır.

* “Ey inananlar! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar.”
Maide 5/51

* “Yahudilerin bir kesimi kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) “İşittik ve karşı geldik”, “dinle, dinlemez olası”, “râinâ” derler. Eğer onlar * “İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; ancak küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir.”Nisa 4/146

* “Kendilerine Kitap’tan pay verilenleri görmedin mi? Putlara ve bâtıla (tanrılara) inanıyorlar, sonra da kâfirler için: “Bunlar, Allah’a inananlardan daha doğru yoldadır” diyorlar! Bunlar, Allah’ın lânetlediği kimselerdir.” Nisa 4/52

* “İman etmelerinden, Resûl’ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. İşte onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.”Al-i İmran 3/86,88

Posted in Gündem | YAHUDİLERİN ASIRLIK NEFRETİ için yorumlar kapalı
May 15

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

15 Mayıs:  

1814- Paraguay‘da Bağımsızlık günü / Filistin‘de Nekbe Günü

1919 – İtilaf Devletleri‘nin desteğini alan Yunanistan Krallığıİzmir‘i işgal etti.

1948 – İsrail Bağımsızlık Bildirgesi‘nin açıklanmasından bir gün sonra MısırÜrdünLübnanSuriye ve Irak‘ın İsrail‘i işgal etmesiyle Arap-İsrail Savaşı başladı.

1957 – Birleşik Krallık kendisine ait ilk hidrojen bombasını Malden Adası‘nda test etti.

1988 – Sovyetler BirliğiAfganistan’a müdahalesinden sekiz yıl sonra 115.000 askerini ülkeden çekmeye başladı.

1990 – Vincent van Gogh‘un Dr. Gachet’nin Portresi adlı eseri açık artırmada 82,5 milyon dolara satılarak o zaman için dünyanın en pahalı tablosu oldu.

Claudio Monteverdi (D. 1567)

Maria Reiche (D. 1903)

Hasan Tahsin (Ö. 1919)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı