Tem 09

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

9 Temmuz:

455 – AvitusBatı Roma İmparatoru oldu.

1816 – Arjantinİspanya’dan bağımsızlığını kazandı.

1961 – Türkiye Cumhuriyeti 1961 Anayasasıhalk oylaması sonucunda kabul edildi.

2008 – ABD İstanbul Başkonsolosluğu Saldırısı: ABD İstanbul Başkonsolosluğuna yönelik saldırı gerçekleştirildi, saldırıyı gerçekleştiren 3 kişi ile 3 polis öldü.

2011 – Güney Sudan bağımsızlığını ilan etti.

IV. Ferdinand (ö. 1654)

Jan Neruda (d. 1834)

Tom Hanks (d. 1956)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 09

EİNSTEİN VE HAWKİNG’DEN DAHA ZEKİ

EİNSTEİN VE HAWKİNG’DEN DAHA ZEKİ

Adhara Maite Pérez Sánchez, 28 Ağustos 2011 doğumlu. 162 gibi inanılmaz IQ’su ile tanınan, Albert Einstein ve Stephen Hawking gibi dahilerden bile daha yüksek bir ıq’ya sahip bir çocuk. Veracruzlu Meksikalı bir kız.

3 yaşında Asperger sendromu teşhisi kondu, okul zorbalığı gibi zorluklarla karşılaştı ancak bu hayatının inanılmaz dönüm noktalarına engel olamadı.

İlkokulu 5 yaşında, ortaokulu 6 yaşında, liseyi 7 yaşında bitirdi. 11 yaşında Meksika’da Ulusal Politechnic Institute (IPN) Endüstri Mühendisliği Matematik alanında yüksek lisans yapan en genç kişi oldu. Ayrıca iki lisans derecesini tamamladı: Sistem Mühendisliği ve Matematik Mühendisliği.

En büyük hayali astronot olmak ve NASA’da çalışmak. Ay ve Mars görevlerine katılmayı hedefliyor. Şu anda Arizona Üniversitesi’nde Astrofizik okuyor, ancak bunu başarmak için finansal ve vize zorluklarıyla karşı karşıya.

Adhara, otizmle ilgili deneyimlerini paylaştığı ve diğer çocukları hayallerinin peşinden koşmaya motive ettiği Pes Etme kitabının yazarı aynı zamanda. Ayrıca nöbetleri önlemek için akıllı bir bilezik geliştiriyor ve otizmli çocukları destekleyen bir kuruluş olan “Adhara Yıldızları” nı kurdu.

2019’da Forbes onu Meksika’nın en güçlü 100 kadını arasında tanıttı ve 2021’de Meksika Senatosu akademik başarılarını onurlandırdı.

Adhara, otizmin ve engellerin insan potansiyelini sınırlamadığını gösteren azim ve yeteneğin bir örneği.

Kaynak: Forbes Mexico, El Universal, El Financiero ve Ulusal Politeknik Enstitüsü’nden resmi raporlar.

Posted in Hikayeler | EİNSTEİN VE HAWKİNG’DEN DAHA ZEKİ için yorumlar kapalı
Tem 08

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

8 Temmuz:

1833 – Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusyası arasında Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı.

1937 – Türkiye ile İran, Irak ve Afganistan arasında saldırmazlık paktı (Sadabat Paktı) imzalandı.

1997 – NATO; Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’yı 1999’da birliğe katılmaya davet etti.

2011 – Atlantis Uzay Mekiği, Space Shuttle programının son görevinde fırlatıldı.

2022 – Şinzo Abe, bir suikast sonucu öldürüldü.

Jean de La Fontaine (d. 1621)

Robert Woodward (ö. 1979)

Shin’ichirō Tomonaga (ö. 1979)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 08

BAYRAĞIMA KAN, VATANIMA CAN VERDİM!

BAYRAĞIMA KAN, VATANIMA CAN VERDİM!

* * *

Bölücülük illet dedim

Esaret bir zillet dedim

Türk yüce bir millet dedim

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Cephe cephe dolaştım hep

Kuduz itle dalaştım hep

Allah (cc) için savaştım hep

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Kenetlendim çözülmedim

Öz kaybedip büzülmedim

Şehit oldum üzülmedim

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Bayrak inmesin diye

Ezan dinmesin diye

Vatan bölünmesin diye

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Kale gibi burcumuz var

Hakk’a minnet borcumuz var

Vatanda can harcımız var

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Düşmanlıklar yetti artık

Sanma canlar bitti artık

Şanım arşa gitti artık

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Vatanı sevmeyen gitsin

Bu kan, bu gözyaşı bitsin

Allah (cc) bize rahmet etsin

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Acımız çok büyük dinmez

Şehitlere ölü denmez

Birdir bu vatan bölünmez

Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Anam gönül dağlamasın

Karaları bağlamasın

Sevdiklerim ağlamasın

            Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben!

* * *

Şehit oldum canım ana

Bu en büyük onur bana

Gurur duymak düşer sana

          Çağlarıma tan verdim ben!

            Bayrağıma kan verdim ben!

Vatanıma can verdim ben! 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BAYRAĞIMA KAN, VATANIMA CAN VERDİM! için yorumlar kapalı
Tem 07

NE DİYORSUNUZ SİZ?

NE DİYORSUNUZ SİZ?

Türk milleti tarih boyunca kendini korudu, bugün de korumasını bilir. Çok bilmişler, çekilin aradan!                                                                                                                                                                     Ne diyorsunuz siz? Kimin kimliğini değiştirmeye kalkıyorsunuz? Hangi milleti canilerle bir hizaya getirmeye kalkışıyorsunuz? Farkında mısınız? Hangi millet üzerinde oyun oynamaya yelteniyorsunuz?                                                                                                                                                Türk adını, Türk kimliğini ne sanıyorsunuz siz? Bir şom ağızlılıkla Türk adını ortadan kaldıracağınızı mı zannediyorsunuz? Yahut da ona ortak getireceğinizi mi sanıyorsunuz?          “Ben bir Köroğlu’yum, dağda gezerim / Esen rüzgârlardan hile sezerim.” deyip dağlardan Bolu beyine meydan okuyan yiğit ozan hangi milletin çocuğu idi biliyor musunuz? “İçin beyler için kervan gelince / İçin efeler için ta gün doğunca.” diyen de Köroğlu değil miydi? Erzurum’dan Kars’a, oradan Tebriz’e, Nahçıvan’a hâlâ Köroğlu dinlemiyor mu bu millet?                                Ya Dadaloğlu? “Hakkımızda devlet etmiş fermanı / Ferman padişahın, dağlar bizimdir.”                                         Dağın belinde de atın belinde de Türk oğlu Türk olan bu millete hangi elbiseyi giydirmeye kalkışıyorsunuz?                                                                                                                                                O padişah fermanı, o şeyhülislam fetvası Mustafa Kemal’i durdurabildi mi ki bugünün Türk gencini durdurabileceğinizi vehmediyorsunuz?

Siz kimsiniz ve ne diyorsunuz? İçinizdekini açıktan söyleyecek mertliğe de sahip değilsiniz. Namertler uzun zamandan beri Türk’ün mertliğine uğramadı herhâlde. “Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten.” diye haykıran Namık Kemal’i mi duymak istersiniz? Yoksa “Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana.” diyen Çıldırlı Âşık Şenliği mi?

Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diyen Türk gençleri, Atatürk’ün, Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini kendilerine emanet ettiğini unuttular mı sanıyorsunuz? Gençliğe hitabede yükselen o ikazı, “Bütün bu şartlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler (istilacıların siyasi emelleriyle birleştirebilirler.)” uyarısını Türk gençleri unuttu mu sanıyorsunuz/

Atatürk’ün “Ey Türk istikbalinin (geleceğinin) evladı!” dediği gençler işte bugünün Türk gençleridir ve kurucu atalarının “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” sözünü unutmamışlardır.

Kısacık hitabede tam beş kez Türk sözü geçmektedir. Türk gençliği, Türk istiklali, Türk cumhuriyeti… Gençlik de cumhuriyet de Türk’tür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu böyle demiştir, siz hangi cüretle bu ülkenin, bu cumhuriyetin, bu devletin Türk vasfını değiştirmeye kalkıyorsunuz? Hangi kayaya çarptığınızı bilmiyorsanız Akif’e de bakabilirsiniz: “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar / Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.” Yahut şu mısralara: “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? / Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!” Yahut da şu mısraya: “Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal!”

Bu kadarı yeter mi? Şom ağızlarınızı açmadan önce bu ülkenin, Türk adı, Türk kavramı üzerine kurulmuş olduğunu hatırlayın. Öyle bilmiş tavırlarla, birisine de “çok bilmiş” muamelesi çekmeyin.

Ne diyorsunuz yani? “Onlar bize ortak getirmeden önce biz Türk’e ortak getirelim” mi diyorsunuz? “Onlar bölmeden biz bölelim” mi diyorsunuz? “Ancak bu şekilde devleti koruyabiliriz” mi demek istiyorsunuz?

Haydi oradan! Türk milleti tarih boyunca kendini korudu, bugün de korumasını bilir. Çok bilmişler, çekilin aradan!

Alıntı: MDM Ahmet Bican Ercilasun

Posted in Gündem | NE DİYORSUNUZ SİZ? için yorumlar kapalı
Tem 06

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

6 Temmuz:

1535 – Ütopyanın yazarı, İngiliz devlet adamı Sir Thomas More, Kral VIII. Henry‘yi İngiltere Kilisesi‘nin başı olarak kabul etmediği için idam edildi.

1827 – Londra Antlaşması imzalandı.

1885 – Fransız bilimci Louis Pasteur‘ün bulduğu kuduz aşısı ilk kez bir insana uygulandı.

1964 – MalaviBirleşik Krallık‘tan bağımsızlığını ilan etti.

1998 – Hong Kong‘ta Kai Tak Havaalanı, ihtiyaca karşılık verememesi nedeniyle kapatılarak yerine Hong Kong Uluslararası Havalimanı açıldı.

Hugo Theorell (d. 1903)

Frida Kahlo (d. 1907)

William Faulkner (ö. 1962)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 06

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “TÜRKLER” bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır! Lamartine Fransız Şair

* “Seni yöneten zenginleşiyorsa, çıkardığı yasalara iyi bakın. O yasalar seni korumak için değil, kendisini senden korumak içindir.” Malcolm X

* “Çanta çalmak bir suç, servet çalmak bir cüret, taht çalmak ise yücelik göstergesidir. Suç büyüdükçe kabahat küçülür.” Friedrich Schiller

* “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.” Mustafa Kemal Atatürk 10. Yıl Nutku

* “Artık hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü yasa diye bir şey yoktu” George Orwell

* “Belki de kazanmaya çok ihtiyacımız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarılması gibi…”
Dostoyevski

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Tem 05

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

5 Temmuz:

1938 – TÜRK ORDUSU’NUN HATAY’A GİRİŞİ

2009 – 5 TEMMUZ SHAOGUAN OLAYI- UYGUR KIYIMI

1687 – Isaac NewtonPhilosophiæ Naturalis Principia Mathematica adlı eserini yayımladı.

1811 – Venezuelaİspanya‘dan bağımsızlığını ilan etti.

1962 – CezayirFransa‘dan bağımsızlığını ilan etti.

1977 – Pakistan Genelkurmay Başkanı Muhammed Ziyâülhak darbe yaparak başbakan Zülfikar Ali Butto‘yu devirdi.

1996 – Dolly adlı koyun, bir erişkin hücreden klonlanmış ilk memeli oldu.

Robert FitzRoy (d. 1805)

Nicéphore Niepce (ö. 1833)

Georges Pompidou (d. 1911)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 05

5 TEMMUZ TÜRK ORDUSU’NUN HATAY’A GİRİŞİ

5 TEMMUZ TÜRK ORDUSU’NUN HATAY’A GİRİŞİ

Kurmay Albay Şükrü Kanatlı’nın komutasındaki Türk tugayı sabah 5.00’da Payas’tan, 6.00’da Hassa’dan sınırı geçip Hatay’a girdi.Türk Ordusu’nun geleceğini duyan Hataylılar daha geceden sokağa fırlamış, sınıra hücum ediyordu.Milli marşlar çalınıyor, evlerden, dükkânlardan, sokaklardan sevinç çığlıkları yükseliyor…

Posted in Gündem | 5 TEMMUZ TÜRK ORDUSU’NUN HATAY’A GİRİŞİ için yorumlar kapalı
Tem 05

SHAOGUAN OLAYI

SHAOGUAN OLAYI

5 Temmuz 2009 sabahı, binlerce Uygur genç Urumçi sokaklarına çıktı. İlk saatlerde düzenli ve barışçıl bir şekilde ilerleyen protestoya güvenlik güçleri kısa sürede müdahale etti.

2009 yılının Haziran ayında Çin’in Guangdong eyaletine bağlı Shaoguan şehrinde meydana gelen organize bir linç saldırısı, Doğu Türkistan’da büyük bir öfkeye ve sonrasında tarihe “5 Temmuz Urumçi Katliamı” olarak geçen kanlı bir bastırmaya yol açtı.

Uygur işçilerin Shaoguan’a götürülmesi

21 Mayıs 2009 tarihinde, Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayeti Köhne Şehir nahiyesine bağlı Tokkuzak kasabasından 819 Uygur genç, Çin yönetiminin “istihdam programı” kapsamında Guangdong eyaletinin Shaoguan şehrine götürüldü. Bu gençler, orada bir oyuncak fabrikasında çalışmaya zorlandı. Her ne kadar Çin yönetimi bu tür iş gücü sevkiyatlarını “bölgesel kalkınma ve istihdam politikası” olarak sunsa da uygulama sahada bunun çok ötesinde, sistematik bir sosyal mühendislik girişimi olarak değerlendirildi.

Çoğu gözlemciye göre, bu tür projeler Uygur nüfusunu denetim altına alma, onları anavatanlarından koparma, kültürel erozyona uğratma ve Han nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eritme amacı taşıyordu. Bu bağlamda, Uygurların gönülsüz şekilde, âdeta sürgün edilircesine Çin’in iç kesimlerine taşınması, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyopolitik bir baskı aracıydı.

26 Haziran Shaoguan Saldırısı

Uygur işçilerin fabrikada çalışmaya başlamasından yaklaşık bir ay sonra, 26 Haziran 2009 gecesi, fabrikanın yerli Çinli (Han) işçileri önceden planlanmış bir şekilde bıçak, balta, demir çubuk ve tokmaklarla Uygurların kaldığı yatakhaneye saldırdı. Binlerce Çinli işçinin katıldığı bu linç girişimi sabaha kadar sürdü. Saldırı, organize boyutu ve kullanılan silahların niteliği göz önüne alındığında sıradan bir kavga değil, hedefli bir program niteliğindeydi.

Çin resmî kaynaklarına göre olayda 2 kişi öldü, 120 kişi yaralandı. Ölenlerin isimleri Haşimcan Emet ve Sadıkcan Gazi olarak açıklandı. Yaralılardan en az 81’i Uygur’du. Ancak olayın tanıkları, saldırıda en az 20 Uygur’un hayatını kaybettiğini ve bunların 10’unun kadın olduğunu ifade etti. Görgü tanıkları ayrıca, olay yerinde saldırı başladığında yaklaşık 20 polisin bulunmasına rağmen herhangi bir müdahalede bulunmadığını, aksine linç girişimini izlemekle yetindiğini belirtti.

28 Haziran’da saldırıyla ilgili olarak 13 kişi gözaltına alındı. Bunlardan yalnızca 10’u saldırgan Çinlilerden oluşuyordu; kalan 3 kişi ise saldırıya karşı direnen Uygur işçilerdi.

Olayın nedenleri

Saldırının fitilini ateşleyen olayın Zhu soyadlı bir Çinli tarafından internette yayılan “Altı Uygur işçi, iki Çinli kadına tecavüz etti” konulu asılsız bir iddia olduğu ortaya çıktı. Çinli yetkililer bu bilginin tamamen uydurma olduğunu daha sonra kabul etse de olayın tetiklenmesine neden olan bu ırkçı yalanın yayılmasını engellemedi.

Bazı yorumculara göre, bu saldırının arkasında yalnızca yalan haber değil, daha derin ve yapısal bir hoşnutsuzluk vardı. Devletin teşvik ettiği “ucuz iş gücü transferi”, yerli Han işçiler arasında ekonomik güvensizliğe yol açmıştı. Uygurların düşük ücretlerle çalıştırılması, Çinli işçilerin iş bulma ve gelir beklentilerini olumsuz etkiliyor; bu da sosyal gerilimi artırıyordu.

Diğer yandan, Çin devlet medyasının Uygurları sistematik olarak olumsuz tasvir etmesi — onları “aşırıcı,” “gelişmemiş” veya “suça meyilli” gibi göstergelerle damgalaması — halk nezdinde Uygurlara karşı önyargıların güçlenmesine ve düşmanlığın yayılmasına zemin hazırlamıştı. Bu nedenle, Shaoguan’daki olay bazılarına göre bireysel bir çatışma değil, kurumsal ayrımcılığın ve kışkırtılmış nefretin patlamasıydı.

Urumçi protestosuna giden süreç

Shaoguan’daki linç olayının görüntüleri, dönemin popüler sosyal medya platformu QQ üzerinden hızla yayıldı. Çin’in bilgi denetimi henüz bu kadar sıkı olmadığı için, video ve fotoğraflar kısa sürede Doğu Türkistan’daki gençler arasında büyük infial yarattı. Olayın ardından Çinli yetkililerden hiçbir açıklama gelmemesi, Uygur halkının öfkesini daha da artırdı.

Uygurca yayın yapan internet siteleri olan “Anadilim”, “Diyarim” ve “Selkin” gibi platformlarda yoğun tartışmalar başladı. Pek çok genç, hükümetin bu saldırıya sessiz kalmasını, Uygurların can güvenliğinin devlet için önemsiz olduğunun açık göstergesi olarak yorumladı. Bu ortamda, halk arasında 5 Temmuz günü Urumçi Halk Meydanı’nda bir araya gelerek barışçıl protesto düzenleme çağrısı yayıldı. Amaç, yetkilileri açıklama yapmaya zorlamaktı.

5 Temmuz Urumçi Katliamı

5 Temmuz 2009 sabahı, binlerce Uygur genç Urumçi sokaklarına çıktı. İlk saatlerde düzenli ve barışçıl bir şekilde ilerleyen protestoya güvenlik güçleri kısa sürede müdahale etti. Çin askerleri kalabalığın üzerine ateş açtı göz yaşartıcı gazlar kullandı ve bazı bölgelerde zırhlı araçlarla doğrudan kalabalığın içine daldı. Olaylar hızla kanlı bir bastırmaya dönüştü.

Görgü tanıklarına ve insan hakları kuruluşlarına göre yüzlerce kişi olay yerinde öldürüldü, binlercesi yaralandı. Olaylar yatıştırıldıktan sonra da on binlerce Uygur genç evlerinden sorgusuz sualsiz alındı. Bunlardan birçoğundan bir daha haber alınamadı. Çin yönetimi ise olayları “etnik bir ayaklanma” olarak nitelendirerek müdahaleyi meşrulaştırmaya çalıştı.

Ancak sürgündeki Uygur grupları ve uluslararası insan hakları kuruluşları, 5 Temmuz 2009’u, halkın adalet ve güvenlik talebine karşı devletin sistematik bir şiddet politikası uyguladığı bir dönüm noktası olarak tanımladı. Bu olay, yalnızca Doğu Türkistan’da değil, Çin’in azınlık politikalarının dünya kamuoyundaki algısını da köklü biçimde değiştirdi.

Olayın soruşturulması

28 Haziran’da saldırıyla ilgili, 5 Temmuz Urumçi Katliamından sonra 10 Ekim 2009 tarihinde ancak Shaoguan savcılığı yedi kişi hakkında dava açtı.

Çinli sanıklardan birine idam cezası verildi, bir diğerine yedi yıl, ikisine altışar yıl hapis cezası uygulandı. Saldırılara karşı direnen Uygur işçilerden Yarmemet İsmail ve Osmancan Ubul altışar yıl, Yusufcan Turdi ise beş yıl hapse mahkûm edildi. Üç Uygur’un cezalarına yaptığı itiraz, 28 Ekim 2010 tarihinde Guangdong Eyalet Mahkemesi tarafından reddedildi.

Sonuç

Shaoguan’da yaşanan linç saldırısı, yalnızca birkaç gün süren bir çatışmanın değil, yıllardır biriken ayrımcılık, ötekileştirme ve yapısal baskının bir patlamasıydı. Bu olayla tetiklenen Urumçi protestosu ise Çin’in Uygurlara yönelik politikalarının en açık şekilde görünür hâle geldiği bir dönüm noktasıdır. Bugün hâlâ, kayıpların akıbeti bilinmezken, 5 Temmuz Katliamı Uygur halkının hafızasında kapanmamış bir yara olarak yaşamaktadır.

Alıntı: Abdülhalik Kara

Posted in Gündem | SHAOGUAN OLAYI için yorumlar kapalı