Şub 07

TÜRK’ÜN “ALÇAK”LIKLA İMTİHANI

TÜRK’ÜN “ALÇAK”LIKLA İMTİHANI


MHP Genel Başkanı;

“PKK terör örgütü değildir” sözleriyle gündeme gelen Tahir Elçi, canlı yayında, hepimizin gözü önünde öldürüldüğünde, “Diyarbakır Baro Başkanı Merhum Tahir Elçi Bey’in basın toplantısı sırasında katledilmesi toplum olarak hepimizi üzmüştür” açıklamasında bulunmuştu.

Hrant Dink suikastından sonra, “Ermeni kökenli bir vatandaşımızın öldürülmesi çok üzücü bir olaydı. Sadece Hrant Dink suikastının değil, hiçbir cinayetin tasvip edilmesi düşünülemez” diye konuşmuştu.

Görevli olduğu üniversitede hunharca öldürülen Ceren Damar‘ın ardından “Yalnızca merhume evladımız değil, akademik hayat da saldırıya uğramıştır” demişti.

Berkin Elvan, polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu öldüğünde, sosyal medya hesabından bir dizi mesaj yayınlamış ve “Berkin’in umutları vardı, hayalleri vardı, hedefleri vardı, daha görecek nice güzel günleri vardı, taptaze sevgiler ve sevenleri onunlaydı. Daha yaşayacakları, yaşatacakları, tanışacakları, umutları onu bekliyordu. Hayatının baharında adeta bir yıldız gibi aramızdan kayıp gitti. 15 yaşında kaybettiğimiz evladımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, ailesine sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Berkin hepimizin kaybıdır, hepimizin hüznüdür, herkesin ortak acısıdır” ifadelerini kullanmıştı.                                                                    *                                                                                                                                   Dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı, Ali İsmail Korkmaz‘ı ölümüne yol açacak şekilde döven polislerin yargılandığı davanın seyrine tepki göstermiş ve “Üç Hilal” antetli  zemine basılı açıklamasında, “…Basına yansıyan ifadelerden, sanıkların arsızlıklarının ve pişkinliklerinin tüyler ürpertici boyutlara ulaştığı anlaşılmaktadır. Bahsi geçen ifadeler, Türkiye’nin içinde bulunduğu zihniyet buhranını açıkça gözler önüne sermektedir.

“Adalet” ihtiyacı insanlığın tarih boyunca en kutsal arayışı olmuştur. Bir anne düşünün ki; oğlu sokak ortasında yargısızca infaz ve linç edilmiştir. Bir anne düşünün ki; ayakta zor duruyor – yaşadığı tarifsiz acıyla yaşlanmış, bitkin düşmüş… Bir anne düşünün ki; gözyaşlarıyla, haklı bir öfkeyle oğlunun hakkını arıyor, adaleti arıyor ve isyan ediyor.

Hukuk devletinin prensipleri ve prosedürleri bellidir. Bir suç durumu, suç içeren bir fiil veya davranış var ise, o halde gözaltı süreci başlatılır – sorgulama yapılır ve sanık Savcılığa salimen teslim edilir.

Bu kadar.

Hukuk devletinde dayak yoktur, darp ve şiddet yoktur, işkence yoktur – olamaz, olmamalıdır.

Bazı çevreler yüzsüzce bu utancı meşru kılmak adına harekete geçtiler. Diyorlar ki “Ali İsmail Korkmaz solcu idi”…

Diyorlar ki “Ali İsmail Korkmaz Alevi idi”… Diyorlar ki “Ali İsmail Korkmaz ateist idi”…

Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak onlara cevaben diyoruz ki: Ali İsmail Korkmaz insandı ve aynı Ali İsmail Korkmaz, sizin-bizim gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşit vatandaşı idi.

Gencimizin hatırasını hayırla yâd ederken; hukukun bir annenin feryadına ve isyanına en doğru şekilde cevap vermesini temenni ediyor, devletimize bu utancı yaşatanların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyoruz. Vicdanlı Türk kamuoyuna duyurulur” diye adeta isyan etmişti.

Konu, Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş olunca niçin bir taziye mesajı yayınlamadı?

Alıntı. Selcan Taşcı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | TÜRK’ÜN “ALÇAK”LIKLA İMTİHANI için yorumlar kapalı
Şub 06

DİŞLERİNİ SAKLADIM

DİŞLERİNİ SAKLADIM

Doksanlı yaşlara yaklaşmış iki yaşlı kadın sohbet ediyorlarmış.

– “Benim bey bu sıralarda kötü bir alışkanlık edindi. Tırnaklarını yemeye başladı. Ne yaptıysam vazgeçiremedim. Sinirlerimi bozuyor.”

Diğer kadın ise cevaben:

– “Haklısın benimki de bir ara başladı ama uyguladığım tedbirlerle tırnak yemesini engelledim.” der.

– “Çok iyi! Ne yaptıysan bana da öğret lütfen.”

– “Çok basit dişlerini sakladım.”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | DİŞLERİNİ SAKLADIM için yorumlar kapalı
Şub 05

ERK ACERER’DEN BÜYÜK İDDİA

ERK ACERER’DEN BÜYÜK İDDİA

Acarer’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şu şekilde:

“1-Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Sinan Ateş’in 30 Aralık’ta öldürülmesinin yankıları sürüyor. Olaya ilişkin bazı yeni istihbari bilgiler var.

2-Hem emniyet hem yargı kaynaklarından sızan ve birbirini bütünleyen bilgilerin, bu nedenle tartışmaya açık olmadığını belirtelim. İşte kamuoyunda daha önce gündeme gelmeyen o bilgiler:

3-Ateş eylemine yönelik olarak; 17 Haziran 2022 de saat 16.30 da cinayetle ilgili ilk toplantı yapılıyor. Bu ‘çok gizli’ toplantı Beykoz, İshaklıköy’de gerçekleştiriliyor. Peki toplantıya kimler katılıyor?

4-MHP Milletvekili Olcay Kılavuz, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Ömer Şanlı, MHP MYK Üyesi Nevzat Ünlütürk, şu anda tutuklu olan MHP İstanbul İl Yöneticisi Ufuk Köktürk ve Avukat Serdar Öktem.

5-Ünlütürk, hakkında yakalama kararı çıkarıldığı iddia edilmiş, ancak Ünlütürk bu iddiaları yalanlamıştı. Öktem’in kritik bir rolü olduğu ise kamuoyunda çok fazla tartışıldı. Neydi o kritik rol:

6-MHP’ye yakın tüm çete ve kriminal kişilerin avukatlığını yapmak ve bu temasları nedeni ile bağlantıları kurabilmek. Bu toplantıda cinayetin önce Yusuf Hasan Özpolat isimli tetikçiye verilmesi kararlaştırılıyor.

7-Fakat Kılavuz, Türkmen Dağı’na gidip gelen ve kendisini Uğur Köroğlu’nun adamıymış gibi gösteren, ‘Dodo’ lakaplı Doğukan Çep’e verilmesinin daha uygun olacağını beyan ediyor. Dodo ile anlaşma yapılıyor, ihale ona veriliyor.

8-Tutuklanan polisler, ”Ankara’ya getirdiğimiz Eray’ın tetikçi olduğunu gözaltında öğrendik” dediler. Ancak Aşkın Mert Gelenbey ve Murat Can Çolak adlı polisler, 28 Kasım 2022’de tetikçiyi, önce İstanbul, Alemdağ’ da bir eve yerleştirdiler.

9- 3 gün sonra da Kılavuz, Ünlütürk ve Ufuk Köktürk arasında bir toplantı daha gerçekleşiyor. Tarih: 31 Kasım 2022. Tetikçileri bulan Doğukan Çep’e ,100 bin TL peşin elden veriyorlar. Daha sonra banka yoluyla, eşinin hesabına 97 bin TL daha yollanıyor.

10-Cinayet artık işlenmiştir! 5 Ocak 2023 davanın savcısı A.A. Külliye’den aranıyor. Dosyanın araştırılması ama çok kurcalanmaması söyleniyor. Anlaşılan külliye, ‘kararında’ bir yol haritası çıkarıyor. 4 kez daha arama yapılıyor.

11-Savcıyı, MHP İstanbul vekilleri Arzu Erdem ve Yücel Bulut da çok kez arıyor. Bu arada Süleyman Soylu’nun çeşitli yönlerden olayın içerisinde olduğunu görüyoruz. Ankara Emniyeti ve Soylu bağlantıları önemli. Ayrıca, Soylu AKP’den çok MHP’ye yakın oldu.

12-‘Emniyet teşkilatı, içişleri bakanlığına bağlı değil mi?’ diye de sormak lazım. Eğer böyle ise Bakanlık, konu hakkında neden sessizliğini koruyor?

13-Soylu’nun vaka ile ilgili bir bağı da; olayı çözmek yerine, daha önceki olaylarda olduğu gibi, işi Sedat Peker’e yıkmak istemesi. Peker’in olayın hemen ardından bir tweet rt’leyip geri çekmesi, bunun önünü kesti.

14-Ancak Soylu’nun ekibi yine de bir özel çalışma yürütüyor. Bu arada tutukluların Peker’le bağlantısı bulunmaya çalışılıyor, böylelikle hem MHP korunup hem Peker üzerinden psikolojik operasyon planlanıyor.

15-Anadolu Adliyesi’ne gelen dosyaya dahil etmek istediler. 2021’de de Uğur Köroğlu’nun onun adamı olduğunu söylemişlerdi. Ama hiç bir çalışmada çekilmiş bir fotoğraf dışında irtibat kuramadılar.

16-Dosyayının içini boşaltıp, siyasi tarafını kaydırmak ve istenilen tarafa yamamak! Bir taşla 2 kuş. Köroğlu; İstanbul Maltepe’de çıkan silahlı çatışmada 2 yıl önce öldürülen üç kişiden biriydi. Peker’e gelinceye kadar çok kişi ile fotoğrafı vardı.

17-Vurulması rant kavgasıydı. Uğur Köroğlu aynı zamanda Gülsuyu’nda Hasan Ferit Gedik’in öldürülmesi olayında yargılanmıştı. MHP üst kurul delegasyonunda yer alan Uğur Köroğlu’nun 18 suç kaydı vardı. (Hasan Ferit Gedik’i saygı ile anıyorum)

18-Türkmendağı ilişkilerini ayrıca mercek alınmalı. Cinayete dönelim. Tetikçi Eray Özyağcı ile ilgili farklı şüpheler var. Edindiğimiz bilgilere göre ailesi de kendisine ulaşamıyor. Acaba ortadan kaldırılmış olabilir mi?”

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | ERK ACERER’DEN BÜYÜK İDDİA için yorumlar kapalı
Şub 04

YAŞANMIŞ İBRETLİK BİR HİKÂYE VE TAVIR

YAŞANMIŞ İBRETLİK BİR HİKÂYE VE TAVIR

OSMAN BÖLÜKBAŞI bir gün Mecliste, Parmağı ile MENDERES’i işaret ederek;

“Dünyadaki tüm ticari faaliyetleri araştırıp inceledim, DİN TİCARETİNDEN DAHA KÂRLI BİR SEKTÖR, GÖRMEDİM, BUNU EN İYİ BAŞARANLARDAN BİRİSİ DE, SENSİN; DİN TÜCCARI MENDERES” deyince, Demokrat partililer BÖLÜKBAŞI’nın üzerine yürür, kendisine sonra, 3 oturuma, katılmama cezası verilir.

BÖLÜKBAŞI’dan kurtulmak, hapse atmak için, Milletvekili Seçildiği KIRŞEHİR il statüsünden çıkartılıp, ilçe yapılır.

BÖLÜKBAŞI’nın böylece, vekilliği düşürülüp, Komünizm propagandası yapmaktan dosya hazırlanıp, hapse atarlar…!

Bir sonra ki seçimde BÖLÜKBAŞI, Ceza evinden, Bağımsız Aday olur ve oyların %90’nını alıp, yeniden milletvekili olup, hapisten çıkar!

Ve ilk oturumda, MENDERES’in gözünün içine baka baka;

“TÜRK MİLLETİ SEN GİBİ, AMERİKAN UŞAĞI, DİN TÜCCARI HAİNLERİN SURATINA HER DAİM, ŞAMARI böyle İNDİRİR” der!

Ben işte bugün O ; ONURLU, Duruşu sergileyen ülkem insanını özlüyorum..

Alıntı Nami Cumhurlu Sayfasından

VE GELİR

Bu yurda her bela içinden gelir;

‘Hep’leri hep, hiçin hiçinden gelir.

Gelemez bir ithal malıdır akıl,

Kaf dağından, çinden, Maçinden gelir.

Dünküne eş, bugün küfür yobazı;

Bütün derdi festen, lap cinden gelir.

‘Allah vardır!’ dersin; sorarlar: Niçin?

Sonra tokat, puta ‘niçin’den gelir.

Benim nur mayama pislik atanlar,

Şeytan, senin büyük elcinden gelir!

Biricik selamet yolu tarihte,

‘Sormayın, görmeyin, geçin!’den gelir.

Genç Osman’ı lif lif yolan o güruh,

Kahpe devşirmenin piçinden gelir.

Bir gün bu gidişle çatlarsa yürek,

Dile vurdukları perçinden gelir…

Necip Fazıl Kısakürek

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | YAŞANMIŞ İBRETLİK BİR HİKÂYE VE TAVIR için yorumlar kapalı
Şub 03

TÜRK ÜLKESİNDE “TÜRK İBARESİNİ SİLMEK”

TÜRK ÜLKESİNDE “TÜRK İBARESİNİ SİLMEK”

Siyasî iktidarın basındaki en önemli sözcülerinden birisi önceki gün şu satırları kaleme almış: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayından sonra Meclis’e sunulacak olan yasa değişikliğinde önemli değişiklikler getiriliyor. Sadece Türk Tabipleri Birliği değil, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin isminin başındaki “Türk” ibaresi de kaldırılıyor. Çoklu baro sisteminde olduğu gibi çoklu birlik sistemi getiriliyor…”

Burada cezalandırılan kim? Birlik yönetimleri mi yoksa Türklük veya Türk adı mı? Türklükle veya milletimizin değerleriyle ağır problemli tip ya da örgütlü yapılar, bu kuruluşları ele geçirdiler diye, onlarla mücadeleye ‘Türk’ adıyla mı başlanır?

Aslında bu değişiklik için yasaya bile gerek yoktu… ‘Türk’ adını birliklerde kullanmayabilirsiniz diye bir seçenek sunsanız, zaten balıklama dalacak olanlara, “Sizin zahmet etmenize gerek yok, biz yasa yoluyla ‘Türk’ü yasaklı hâle getiriyoruz” diyebilirsiniz!..

***

O lânetli çözüm sürecinde de teşebbüs edilmişti… Ziraat Bankası logosundaki T.C. ibaresine kastedilmişti… ‘Ne mutlu Türk’üm yazılı’ tabelaların sökülme kampanyasıyla eş zamanlı biçimde…

Sonra bir baktık, devlet hastanelerinin önündeki T.C. ibareleri de payını almaya başladı… Bu zillete o dönemde ‘âkiller’in içinden ‘Türk’ yerine ‘Türkiyeli’ teklifleri eşlik ediyordu…

Öyle bir furya oluşmuştu ki, Kızılay’ın maden suyundan, kamuya ait müzik korolarına kadar geniş bir alan etkilenmişti… Elazığ’daki Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü “Elazığ Kürsübaşı Müzik Topluluğu Müdürlüğü”, Şanlıurfa’daki Devlet Türk Halk Müziği Korosu “Şanlıurfa Sıra Gecesi Müzik Topluluğu”, Diyarbakır’daki Devlet Klasik Türk Müziği Korosu “Diyarbakır Medeniyetler Müziği Korosu”, Edirne’deki Devlet Türk Müziği Topluluğu “Edirne Rumeli Müzikleri Topluluğu” olarak değiştirilecekti…

***

Tepkiler birçok alanda geri adım attırsa da şimdi birlik, oda, baro gibi alanlardan ‘Türk’ adını çıkarmaya kalkışmak akıl alır gibi değil… Bu kurumları örgütlü yapıları dolayısıyla işgal etmiş olanlara ‘ceza’ değil, adeta ‘ödül’ sayılabilecek bir girişimdir bu… Zaten Türklükle meselesi olanlara, istedikleri tabelayı yasa desteğiyle altın tepside sunmanın başka hangi anlamı olabilir?

‘Türk’ kimliğinin her geçen gün daha az bir alanı kaplıyor olması, ulus devlet niteliğinin her geçen gün tartışmaya açık hâle gelmesi, kaçak veya izinli milyonların ülkeye girmesiyle etnik anlamda Türk kimliğinin ‘aslî unsur’ olmaktan ‘etnisitelerden biri’ pozisyonuna dönüşme ihtimali, zaten negatif gidişi belgeliyordu…

Siyaset kurumunun bu olumsuzluğa karşı tedbir geliştirmesi beklenirken, ‘yöneticilerinin ihaneti veya suçu’ gerekçe gösterilerek, tabelalarından ‘Türk’ adının çıkarılması asla hoş görülemez, kabul edilemez…

Suçluya yasalar üzerinden gerekeni yapmak yerine tabelalar üzerindeki ‘Türk’ adına ceza vermek neyin nesi? Bu milletin ve devletin değerlerine hücum eden suçluların geçici, kurumların kalıcı olduğunu düşünürsek, tabeladan ‘Türk’ adını çıkarmak, kime kâr sağlayacaktır?

Bugün söz konusu birliklerin yönetimlerinin önüne sandık koysalar ve tabelalarından ‘Türk’ adının kaldırılmasını oylasalar, ne çıkacağını hepimiz biliyoruz… O hâlde biz kimin dediğini, istediğini, cesaret edip de dillendiremediğini yapmış olacağız?

Bu adım yasalaşırsa, en çok ‘Türk’ ifadesine ‘ırkçılık’ veya ‘etnikçilik’ olarak bakanlar sevinecektir… O kurumları yönetenlerin Türklüğe yakışmıyor olması ve buna tepki koymak başka bir şeydir, onları gerekçe yaparak millî kimliğimizi bir alandan daha silmek başka bir şeydir…

Alıntı: Arslan Tekin

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | TÜRK ÜLKESİNDE “TÜRK İBARESİNİ SİLMEK” için yorumlar kapalı
Şub 02

NAMERDİM!…

NAMERDİM!…

* * *

Yağdır yüreğinden sevgilerini

Sırılsıklam kalmaz isem namerdim!..

Öp te, gönder sonsuz övgülerini

Yüreğine dolmaz isem namerdim!..

* * *

İşle can sevgini özden de içe..

Ram olsun gönlüme sözden de içe..

Konuşsun gözlerin gözden de içe..

Senin ile olmaz isem namerdim!..

* * *

Gir gönlüme her an destursuzca dal

Kurul aşk tahtına mahşerde de kal

Can suyu sevgini yüreğime sal

Her hücreme salmaz isem namerdim!..

* * *

Aşk ilacı sürüp gönül pasına

Bu can tutulmasın yokluk yasına

Gönül dünyandaki aşk deryasına

Balıklama dalmaz isem namerdim!

* * *

Her aşkın cilvesi, nazı var elbet

Sevginin doyumsuz hazı var elbet

Ömrün sonbaharı, yazı var elbet

Solduğunda solmaz isem namerdim!..

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | NAMERDİM!… için yorumlar kapalı
Şub 01

SAHTELER

SAHTELER

DAHA UYANMADIYSAN ARTIK HİÇ UYANMA…

Av. Hüseyin Özbek: Doktor olmadığı halde doktorluk yapan sahtekâr tutuklandı. Ahlâk dersi veren ahlaksızı, haramdan bahseden haramzadeyi, rüşveti meşrulaştıran fetvacıyı, ihlâstan bahseden din tacirini ne yapacağız?

Av. Cemil Çiçek: Kadının sahte doktor olduğu anlaşılıyor ve tutuklanıyor. Haberin altına yorum yazanlardan biri “Yarın randevum vardı şimdi ben ne yapacağım” yazmış. Gerçekten çok enteresan bir milletiz.

Gökçe: Sahte Doktor, sahte avukat, sahte öğretmen… Sahte diploma yapanı bulduktan sonra mesleği seçmeye bakar iş… – Nasıl olsun diplomanız? Az mimar, az mühendis, az doçent olsun lütfen. Memlekette diplomalar bir incelemeye alınsa neler çıkar neler…

Op. Dr. Mehmet Okan Özdemir: Sahte doktor yakalanınca aklıma “mRNA sıvısı olursanız salgın biter, çünkü sıvı olanlar bulaştırmaz, kendilerine bulaşsa da hasta olmaz, hasta olsa da yoğun bakımlık olmaz, yoğun bakımlık olsa da entübe olmaz, entübe olsa da ölmez, ölse de çok hafif ölür!” diyen TV meczupları geldi.

Can Kakışım: Programda, son dönemde ajanslara yansıyan sahte doktor, sahte doçent ve sahte savcı skandallarına değinerek ülkede diplomanın da artık bir işe yaramadığını, diplomasızların daha kolay ilerlediğini anlatmaya çalıştım. Devlet liyakatsizlik ve denetimsizlikten kırılıyor.

Yusuf Ziya Özcan: Akıllı insanlar oturmuş sahte doktor skandalını tartışıyor. Yahu bu ülkede ülkenin başındaki idarecinin üniversite diploması şaibeli, siz diplomasız doktordan bahsediyorsunuz?

Zeki Konca ise İsmet İnönü‘nün bir sözünü paylaşmış: “Efendiler, Elinde yanlış bir şahadetname ile cemiyete çıkan bir adamın memlekete zararı, tasavvur edebileceğinizden çok fazladır. Bir cemiyette en muzır adam, ehliyetsiz olduğu halde salahiyet sahibi olanlardır. Bu adam, bütün hayatında ilmin, liyakatin ve çalışkanlığın düşmanı olacaktır…”

***

Sahte doktor olayının, sorunları olduğu anlaşılan genç bir kadına, ameliyatlara katılma izni veren doktorun zaafından kaynaklandığı söylenebilir. Zira atanma yok, maaş yok…

Yalnız, AKP iktidarı döneminde en az 10 yıl süreyle üniversite sınav sorularının çalındığı resmen ortaya çıkmıştır değil mi? Peki bu süreçte hak etmediği halde tercih ettiği fakülteye girerek, doktor, hâkim-savcı, avukat, mühendis, öğretmen veya başka bir meslek sahibi olanların durumu nedir?

Siyasete bakalım… Yaşanan olaylar, milliyetçiliğin de Atatürkçülüğün de İslâmcılığın da sosyal demokratlığın da liberalliğin de, kitleleri kontrol etmek için kullanıldığını, temsil makamında olanların, savundukları ideolojiye uygun davranmadığını gösteriyor… Buna ne diyeceğiz?

Yaklaşık üç yıldır, küresel çapta bir sahtekârlık yaşanıyor. Grip olan insanlar, aşırı dozda ilaçlarla veya uygulamalarla öldürüldü. Aşı diye sunulan sıvıların da bulaşmayı önlemediği ve koruma sağlamadığı anlaşıldı. Türkiye’de soruşturma başlatan bir savcı çıktı o da görevden alındı… Buna ne diyeceğiz?

***

Çin’de kapatma uygulamaları devam ediyor. Yaşadıkları apartmana hapsedilen ve daire kapıları dışarıdan kapatılan Uygur Türkleri, yangında öldü… İnsan haklarından bahsedenlerden hiç ses çıkmadı! Yine Çin’de, bir kadından, sokak ortasında zorla “anal örnek” alındı…

Bu da mı uyanmaya yetmiyor? Daha ne yapılması gerekiyor?

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | SAHTELER için yorumlar kapalı
Oca 31

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hûd 112)

* “Hûd suresi beni ihtiyarlattı.” Hz. Muhammed

* “Allah, aklını işletmeyenler üzerine pislik atar.” (Yunus 100)

* “Yemin olsun ki sen çok büyük bir ahlak üzerindesin.” (Kalem 4)

* “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın.” Hz. Muhammed

* “Biz insana yolu göstermişizdir. O bunu ya şükrederek yürür ya küfrederek.” (Dehr 3)

* “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” Mevlana

* “Dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır. Gözde bakışı, kalpte şehveti büyütür.” Hz. İsa

* “Haylaz, soğuk korkusuyla toprağı işlemeyecek ve yaz gelince dilenecektir! Elinden ne geliyorsa, hepsini dinlenmeden yap.” Hz. Süleyman

* “Kuşun uçmak için doğduğu gibi, insan da çalışmak için doğmuştur.” Hz. Eyüp

* “Gözüm ruhumu çalan bir hırsızdır” Hz. Yeremya

* “Azabı olmasa kabir rahat bir yerdir. Hesabı olmasa mahşer hoş bir mesire alanıdır.” Şair sözü

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 30

Türkiye Cumhuriyeti İkinci Yüzyılına adım atarken

Türkiye Cumhuriyeti İkinci Yüzyılına adım atarken

1 Ocak 2023 tarihi ile Atatürk‘ün kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılının ilk günüydü. Türkiye Cumhuriyeti 2002-2022 yılları arasında “kapkara” bir dönem yaşadı.

Geriye gidişin ilk tohumları Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin en ilerici ve çağdaş Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in (1897-1961) görevinden ayrılması sonrasında başladı. Türkiye’de hiçbir zaman demokrasi olmamıştır. Çünkü “demokrasi, kültür düzeyi yüksek toplumların rejimidir” Türkiye Cumhuriyeti hiç bir zaman “kültür düzeyi yüksek bir toplum” olmamıştır. Bunu ben söylemiyorum. 1974 yılı Nobel Ekonomi Ödülü’nü, Avusturya asıllı İngiliz Ekonomist Friedrich von Hayek ile paylaşan İsveçli Sosyal Demokrat kuramcı Prof. Gunnar Mrydal, 1968’de yayınlanan 3 cilt, 2500 sayfa “Asian Drama” adlı ünlü araştırmasında yazıyor. Demokrasinin olmadığı bir devlette Laiklik’ten de bahsedemeyiz. Türkiye Cumhuriyeti, eğer gerçekten Atatürk Devrimleri yoluna yeniden girecekse, ilk yapılması gereken uygulama; Türkiye’de “meslek okulu” statüsü kazandırılan tüm imam hatip okulları ve ilahiyat fakültelerinin iktidarı belirleyen araçlar olmamalıdır. Çünkü, İslam Dini’nde “din adamlığı” diye bir meslek sınıfı yoktur. Din hizmetleri “hademe-i hayrat” denilen gönüllüler tarafından görülür.Laik bir devlette, devlet okullarında asla din eğitimi verilmez. Din eğitimi ailelerde, aile büyükleri tarafından verilir.

Dolayısıyla 1971 yılında kabul edilen Millî Eğitim Temel Kanunu’nda yerini bulan Türkiye’de İlköğretim Temel Kanunu’na göre; Bir yıl süreli Ana Okulları+8 yıl süreli İlköğretim+(3 yıl süreli Meslek Liseleri) 4 yıl süreli Sosyal, Teknik ve Fen Liseleri uygulamasına bir an önce geçilmelidir.

Bu konuda Türkiye gelişmiş ve modern dünyadan tam 100 yıl geridedir.

Toplam 12 ve 13 yıl süreli bu eğitim dönemi tüm öğrencilere zorunlu ve parasız olmalıdır.

Ne var ki, 12 Eylül 1980’de sözde Türk-İslam Sentezi ile Türk Eğitim Sistemi’ne büyük bir darbe indirilmiş, dolayısıyla Türk Eğitim Sistemi’nde geriye gidişin kapıları da açılmış olduğu için, 1975’ten günümüze kadar uygulanmasına devam edilen tüm orta dereceli okullardan bitirme sınavlarının kaldırılması uygulamasına en kısa zamanda son verilmeli ve liselerin son sınıfına yeniden “bakalorya sınavları” konulmalı, bu sınavları geçenler mezun oldukları liselerde kazandıkları mesleklerde ve yakın mesleklerde üniversiteye “sınavsız” devam edebilmeli; bu sınavları geçemeyenler “lise diploması” alarak “ara eleman” niteliğinde iş dünyasına katılmalıdırlar.

Almanya’da bizim 4 yıllık teknik liselere eşdeğer okullara “abitur” deniyor. Ve bu “abitur”ları bitiren gençlerin yüzde14’üne Almanya’da üniversiteye girişte sınav uygulanmıyor. Üniversiteye devam ederken, geri kalanları “ara eleman” olarak iş dünyasına katılmaktadır.

Üniversite sayısı kalkınma değildir

1974’te Batı Almanya’da Elektrik Mühendisliği diploması alınabilen tam 7 üniversite vardı.

2022 yılında yine Batı Almanya sınırları içinde Elektrik Mühendisliği diploması alınabilen 7 üniversite vardır. Bu rakam 8 olmamıştır.

Ama Türkiye’de 2022 yılında 205 üniversite var ve bunlar gerçek anlamda yüksek öğretim kurumları değildir, meslek yüksek okulu niteliğinde kurumlardır. Edirne’den öteye Türkiye’den sadece 7 üniversite Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi diploması geçerlidir.  Buralardan mezun olan gençlerin yüzde 70’i mezun oldukları dallarda hayatlarını kazanmamaktadırlar.

Türkiye’de 2022 yılında bu 205 üniversiteden 55’inde Elektrik-Elektronik Mühendisliği fakülteleri varken, 104 üniversitede İlahiyat Fakülteleri vardır.

Türkiye bu yanlış eğitim sistemi ile çağdaş ve modern bir devlet olamaz.

Günümüzde Pakistan’da Eğitim Bakanlığı’na bağlı 26 bin medrese faaliyettedir. Medrese eğitimi ile 21. Yüzyılda ancak Orta çağları yaşayabilirsiniz. Türkiye’de de Cumhuriyet 100 yaşına geldi ama, Atatürk‘ün ortadan kaldırdığı “yobazlık” tarikat yurtlarında devlet eliyle sürdürülmektedir.

2023’te, ne yaparlarsa yapsınlar, 20 yıllık “kapkaranlık” dönem “tarihe karışacaktır”. Türkiye’de 2023 yılında yapılacak seçimlerde (yurt içi ve yurt dışı) toplam 62 milyon seçmen oy kullanacak. Bunların 6 milyonu ilk kez oy kullanacaktır. Toplam seçmenlerin en az yüzde  60’ının Millet İttifakı partilerine oy verecekleri aşağı yukarı kesinleşmiş durumdadır. Belediye Başkanı’na, değişik kumpaslar kurarak, altından “yasa dışı” yollarla koltuğunu almaya çalışanlar, halen anlamamakta direniyorlar…

Bir kere Türkiye’de “hak hukuk, adalet” tamamen ortadan kalkmış durumda.

Saçma sapan ve düzmece bir mahkeme ile Sayın Ekrem İmamoğlu’na sadece ve sadece “ahmak” dedi diye 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası vermenin, akıl ve mantıkla izahı yoktur.

Alıntı: Yaşar Özay

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | Türkiye Cumhuriyeti İkinci Yüzyılına adım atarken için yorumlar kapalı