Tem 14

ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND (9)

ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND  (9)

Çünki etmezsin umûrunda hıyanet İrtikâb                                                                                                                                                                  Uğradıkça derde baht u tâli’e etme ıtâb

Rahat ü ikbâl ile olmak dilersen kâm-yâb                                                                                                                                                                            Çal becer uydur mûcâzâtmdan etme ictinâb

Âr ü nâmus u hayayı eyleme çokluk hlsâb                                                                                                                                                                Cümleden evvel fakat bir bâba eyle intisâb

Doğmiukdan hâsılı sorsa bir ehl-i irtiyâb                                                                                                                                                                    Tecrübem üzre budur benden sana doğru cevâb

Derde uğrar kim sadâkat etse elbet Devlet’e                                                                                                                                                                          İstikâmet mahz-ı cinnetdir bu mülk ü millete

 

Mademki işlerinde hâinlik etmez, rüşvet yemezsin; -bu yüzden- başm derde girdikçe, sakın şansına ve talihine kızma, darılma!

Rahat ve huzur içinde yaşamak, ilerleyip yükselmek, arzularına ulaşmak istersen; çal, becer, uydur ve yaptığın işin karşılığından, cezasından aslâ çekinme!

Gurur, haysiyet, namus, utanma gibi yüce kavramlan çoğunlukla hesaba katma, hatırma getirme; herkesden önce bir yere kapılan, kendine esaslı bir yer tut!

Sözün kısası, şüpheci birisi sana doğruluktan soracak. söz edecek olursa; benim tecrübelerime göre, verilecek en isabetli cevap şudur:

Her kim Devlet’e doğrulukla bağlılık gösterirse, hizmet ederse, O’nun başı derde girer; bu Devlet’e ve Millet’e karşı doğru hareket etmek, hâlis cinnettir, yani düpedüz deliliktir !

 

Devam edecek

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND (9) için yorumlar kapalı
Tem 13

KADI ABDÜLCEBBAR (2)

KADI ABDÜLCEBBAR (2)

Dahi kadımız, el Muğnî adlı eserinde, ‘Mükellef; Yükümlü tutulduğu şeyin mahiyetini dinsel nakillere ihtiyaç duymadan aklıyla da bilebilir’ dedikten sonra şöyle devam eder.

“Nakillerin sıhhatini tespitte ihtiyaç duyulan aklın, kendi tespitlerinin sıhhatini belirlemede nakillere muhtaç olduğunu söylemek doğru değildir. Nakilden maksadın Kur’an ve sünnet olduğu bellidir. İşte bu ikisinin güvenilir olup olmadığını ancak ilimle tespit ederiz. Çünkü Allah hikmet sahibidir, çirkin ve abesle meşgul olmaz. Allah’ı bilmeye ulaşmanın yolu da aklın sağladığı delillerdir. Bu noktada nakillere ihtiyaç duyulmaz.”

“Eğer aksini söylersek aklın yerine nakli koyarsak peygamberin her söylediğini bir başka peygamberle kanıtlamak gerekir. Bu durum bir teselsül ile ilk peygambere kadar gider. Peki, o ilk peygamberin söylediklerini ne ile doğrulayacağız? Akılla. Yani, her hal ve şartta nakillerin doğruluğunu belirleyecek olan akıldır.”

“O halde, aklını işleten bir varlığın akıl yoluyla bilinecek şeylerde nakle ihtiyacı olmaz. Mesela zulmün kötülüğünü bilmek için nakle ihtiyaç yoktur.” (el Muğnî, el aslah, 151-153)

Kadı Abdülcebbar’ın akıl-vahiy ilişkisinden çıkardığı sonuçların bundan sonrası, geleneğin saldırısına zemin hazırlayan ‘mayınlı bir alan’ arz etmektedir. Burası öyle mayınlı bir alandır ki, benzeri ifadeleri kullanan Cumhuriyet aydınları, özellikle Atatürk, radikal dinciler tarafından kategorik olarak kafir ilan edilmiş, daha mutedil dinciler tarafından ise ‘deist’ diye damgalanmıştır.

 

Kaynak: Deizm Yaşar Nuri Öztürk

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | KADI ABDÜLCEBBAR (2) için yorumlar kapalı
Tem 12

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

 

* “Bakın, size diyorum ki, bir köpek, sünnetsiz bir adamdan daha iyidir. Allah’ın İbrahim’e olan şu emri yetsin: İbrahim, kendinin ve evinde, bulunanların ön derisini al (sünnet et); bu seninle Benim aramda ebedî bir ahiddir” Hz. Yeremya İşaya (as)

* “ Ümmetin adına en çok tedirginlik duyduğum şey, gizli-örtülü şirktir ve o da riyakârlıktır.” Hz. Muhammed

* “Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da içimizden bazıları diğer bazılarını rab edinmesin.” (Âli İmran, 64)

* “ ‘Allah’ın dini’ ve ‘Hakkın dini’ karşısında ‘Melik’in dini’ vardır.” (Yusuf 76)

* “Biz Kur’an’ı sana, zahmet çekesin/bedbaht olasın/zorluk ve şiddet sergileyesin/eşkıyalık yapasın diye indirmedik; saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.” (Tâhâ, 2-3)

*   “Allah ile kulları arsında hüccet akıldır.” Cafer Sadık

* “Vefa, dünkü gün gibi geçip gitti.” Hz. Ali (ra)

* “Havralar, kiliseler, camiler yerle bir edilmedikçe Allah’ın dini yeryüzünde egemen olamaz.” Ebu Said İbn Ebil Hayr

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Tem 11

KADI ABDÜLCEBBAR

KADI ABDÜLCEBBAR

Dinler tarihinde aklın onayının dinin kabul edilebilirliğinin de ölçüsü olduğunu ilk dile getiren düşünür, Hicrî 415, Miladî 1024 yılında ölen Mûtezile imamı Kadı Abdilcebbar’dır

Aydınlanma öncülerinde birinin de Alman filozofu Leibniz (Ö. 1716) olduğu herkesin malumudur. Kadı Abdulcebbar, Leibniz’den tam 682 yıl önce öldü. Bu demektir ki, Kur’ansal düşüncenin öncü isimlerinden biri olan ve Arabizm dinciliği tarafından dışlanan Abdülcebbar, aklın kutsal kitap bağlamındaki konumunu ve işlevini, Leibniz’ten yedi asır önce, hem de Leibniz’de bulunmayan bir genişlik ve derinlikle ortaya koymuştur. Eğer Leibniz’e, aydınlanmanın öncülüğünde bir rol vereceksek, bu rol Leibniz’in Abdülcebbar yanında çıraklığı ve öğrenciliği olacaktır.

Leibniz’in yedi yüzyıl sonra ancak eşiğine yaklaştığı bu tespitler, ölümsüz dâhimiz Abdülcebbar’ın el Muğni adındaki şaheserinde ortaya konmuş, daha sonra yine akılcı ekolün mensuplarından Râgıp el Isfahanî (502-1108) tarafından ez Zerîa adlı şaheserde daha radikal ifadelerle tekrar edilmiştir.

Kadı Abdülcebbar şöyle yazıyor:

“Akıl ve ilimle ispatı yapılamayan şey itikat konusu da olamaz. Böyle bir şeyin inkârı gerekir. Bunun içindir ki, Kur’an’ın kalpte olan bir manadan ibaret olduğunu, aklî, zarûrî delille ispatının söz konusu edilemeyeceğini söylemek Kur’an’ın reddedilmesini istemekle aynı anlama gelir.” (Kadı Abdülcebbar, el Muğnî, halkul Kur’an, 14-15)

Dahi kadımız, aynı eserinde, ‘Mükellef; Yükümlü tutulduğu şeyin mahiyetini dinsel nakillere ihtiyaç duymadan aklıyla da bilebilir’ diye bir fasıl açmıştır.

 

Devam edecek

Kaynak: Deizm Yaşar Nuri Öztürk

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | KADI ABDÜLCEBBAR için yorumlar kapalı
Tem 10

KURBAN FIKRASI

KURBAN FIKRASI

Erzurum’da Ermenilerin olduğu dönemde, kurban bayramı.
Erzurumlular kurban kesiyorlar, bunu gören Ermeninin biri arkadaşına;
– Ben de kurban kesmek istiyorum, der.
– Olur mu saçmalama. Sen Müslüman değilsin, kurbanı niye keseceksin ki? Diye karşı çıkar arkadaşı.
Tabi Ermeni kararlı, gidip bir inek satın alır ve eline bıçağı alıp ineğin başına gelir. Elindeki bıçakla ineği ve kendini kan revan içinde bırakır ama bir türlü ineğin canı çıkmaz. Bunun üzerine Ermeninin arkadaşı yanına gelip;
– Ya bu kadar işkence çekeceğine git şu karşıdaki Müslüman kahvesine bir tanesinden rica et gelip kessin, der.
Ermeni elinde bıçak üstü başı kan içinde kahveye girer.
– Bir Müslüman arıyorum, der.
Kahve halkından biri korkudan “Ca.. Ca.. Camiye gittiler, burada Müslüman yok” der.
Adam camiye gelir ve içeri girip, ” Müslümanlar buradaymış, öyle mi?” der. Cemaatte çıt yok. Sonunda dayanamayıp arkası dönük olan hocayı gösterirler. Ermeni hocanın karşısına dikilir; “Burada tek Müslüman sensin heralde”. Hoca kanlı bıçağa bakar ve “Çim?
Ben?… Bene Müslüman diyenin celmişini ceşmişini….”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , | KURBAN FIKRASI için yorumlar kapalı
Tem 09

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

KURBAN

Kurban, Tanrı’nın verdiklerine bir şükür nişanesidir. Tanrı’ya yakın olmaya, sevgisini ve rızasını kazanmaya, verilen nimetlere şükretmeye vesile bir ibadettir. İlk kurbanın Hz. Adem‘in oğulları Habil ve Kabil ile başladığına ve ilk kurbanı Habil ve Kabil’in Tanrı’ya sunduklarına dair genel bir kabul vardır.

Cahiliye döneminde Arapların Kâbe’deki ve diğer yerlerdeki putlar için birtakım kurbanlar kestikleri kayıtlıdır. İslam dinince bu uygulamalar yeniden düzenlenmiştir.

Kur’an’da, kurbanın Hz. Âdem’in oğulları tarafından uygulandığına ve Hz. İbrahim’e oğlunun yerine kurban edilmesi amacıyla Allah tarafından bir koç gönderildiğine işaret eden ayetler bulunmaktadır.

Koç kurban etme geleneği aslında Türklerin en önemli kurban geleneğidir. Örneğin Hunlar’da tanrılara kurban edilen hayvanların arasında en makbul olanı ‘koç’tu. Ayrıca kurban hayvanları, özellikle de ‘at’ ve ‘koç’ Türklerde mezar taşı olarak da kullanılmıştır. Göktürklerde de görüldüğü gibi en önemli kurban hayvanları at, dağ koyunu ya da koçtur. Bunlardan atın göğe, koçun da toprağa kurban edildiği bilinmektedir.

Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi İbrahimî dinlerin ortak atası olan, Yahudilikte, Yahudiler ile Tanrı arasındaki özel ilişkinin kurucu babası sayılan, Hristiyanlıkta, Yahudi ya da Yahudi olmayan tüm inananların ruhsal atası olarak görülen, İslam’da ise Adem ile başlayan ve Muhammed’de sona eren peygamberler zincirinin bir halkası olarak işaret edilen Hz. İbrahim bir gün rüyasında oğlu İsmail’i kurban ettiğini görmüştür.

Bu rüya üzerine Hz. İbrahim oğlunu kurban edecekken Allah tarafından “Ey İbrahim! Rüyana sadakat gösterdin, işte sana oğlunun yerine kurbanlık koç, onu kes!” emredilmiştir. İşte kurban ritüeli bu dini değer ile korunup süregelmiştir.

Kurban, bazı işlevlerinden dolayı Türk kültürünün pek çok alanında kendine yer bulmuştur. Tarihî kaynaklara göre İslamiyet öncesinde eski Türklerde kurbanın hem tanrının gazabından korunup, tanrıya şükretmek için kesilmesinin yanında ölen kişinin atının da kurban edilerek ölen kişiyle birlikte gömülmesi şeklindeki bir uygulamadır. Bu durum, Türklerde İslamiyet’ten önce de ahiret ve öldükten sonra dirilme inanışının var olduğu yönünde yorumlanmaktadır. Kurban bayramı dışında kesilen Kurban çeşitleri niyete göre farklılık göstermektedir.  Bunlar:

  1. Akika kurbanı: Dünyaya gelen çocuk için şükür amaçlı kesilen kurbandır. Yeni doğan çocukların başındaki tüylere “akika” denmektedir. Böylece Tanrı’nın evlat verme nimetine şükür olarak kesilen kurbana da “akika” kurbanı adı verilmiştir. Doğumun yedinci günü kesilmesinin sevap olduğu bilinmektedir. Çocuğun ergenlik dönemine gelene kadar geçen sürede kesilmesi uygun görülür. Akika kurbanı kesmek sünnettir.
  2. Şükür kurbanı:Herhangi bir amaçla Allah’a şükretmek için kesilir. Eğer kişi adakta bulunduysa bu kurbanı dinen kesmek zorundadır.
  3. Hedy kurbanı: Hac ve Umre ibadeti sırasında kesilen kurbandır.
  4. Adak kurbanı: Bir dileğin gerçekleşmesi için adanan ve dilek yerine geldikten sonra kesilen kurbandır.

 

Huzur ve barış içinde güzel bir bayram geçirmenizi temenni eder, esenlikler dilerim.

 

 

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN için yorumlar kapalı
Tem 08

DAĞLAR KIZI REYHAN

DAĞLAR KIZI REYHAN

 

Dağlar Kızı Reyhan malvarlığını bağışladı!

‘Dağlar Kızı Reyhan’ şarkısıyla ünlenen ve müzik yaşamını 1984 yılında bırakarak Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne yerleşen sanatçı tüm mal varlığını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) bağışladı.

Bodrum’da kız öğrenciler için yurt yapılması çalışmalarına da başladı.

Eşi ölen, çocuğu bulunmayan ve 70 yaşında olan Zaliha Özgen, bugüne kadar elde ettiği 3 lüks villasını, 40 yataklı Zaliha Apart Oteli ve Gürece Köyü’ndeki deniz manzaralı 5 dönümlük arazisini eğitim amaçlı kullanılmak üzere ÇYDD Bodrum Şube Başkanı Meral Saraçbaşı’na bağış belgesiyle verdi.

Zaliha şöyle devam etti;

Türkiye’de özellikle kız çocukları arasında eğitime ihtiyacı olan sayısız evladımız var.

70 yaşına geldim, yarın ne olacağı belli değil.

Kefenimi alıp gideceğim.

Bu nedenle gözümün arkada kalmaması için, bugüne kadarki birikimlerimin emin ellerde ve eğitim için değerlendirileceğine inandığım için neyim varsa ÇYDD’ne bağışladım.” Gerçek sanatçı duruşu olan Zaliha hanıma saygılarımızla…..

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , | DAĞLAR KIZI REYHAN için yorumlar kapalı
Tem 07

ACABA BİZ MAZOŞİST MİYİZ?

ACABA BİZ MAZOŞİST MİYİZ?

Sayın Cumhurbaşkanı televizyonlarda konuştuğu gün, dolar kuru anında artmaya başladı. Dolar kuru16.35 idi.

Karar gazetesi ”İnsanlık Utansın” manşeti ile Çin’in Uygur Türkleri’ne yaptığı soykırım belgesini yayınladı. Türkiye 2021 yılında Çin’e karşı 28,5 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Aslında Çin’e karşı her yıl en az 20 milyar dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Dahası dünya bu soykırımı kınıyor, fakat bizim hükümet ve yandaş televizyonlar bu sorunu geçiştiriyor.

2018’de Suriye’de kafa kesen DEAŞ’lı terörist Adana’da yakalanmıştı. Önceki gün de canlı bomba eylemi içinde olan Suriyeli DEAŞ mensubu Küçükçekmece ilçesinde yakalandı. Dünyanın geçmişinde ve bugününde binlerce yabancının elini kolunu sallayarak girdiği bir ülke örneği yoktur. Bakanların konuşmalarından ve sağlık hizmetlerindeki önceliklerinden anlaşılıyor ki, AKP iktidarı halkın tepkisine rağmen 8 milyon Suriyeli ve Afganlıyı kendi vatandaşından önde tutuyor. Halk memnun değil ve hatta korku içinde ve fakat yine de susuyor.

Bu ülkede benzin kuyrukları hükümet düşürdü. Şimdiki ekmek kuyrukları, benzin kuyruklarından daha acı değil mi? Bu acıyı yalnızca sosyal medyada bazıları dile getiriyor.

Yüksek enflasyon nedeni ile geçim sıkıntısı yaşamayan yok… İktidar farkındayız diyor. Ama hiçbir önem almıyor. Tersine yasaklarla, polisiye önlemlerle piyasa ile kavga ediyor. İşsizlik devam ediyor. Genç nesil ülkede durmuyor. Beyin göçü ile kan kaybediyoruz. Cari açık ve dış borçlarda temerrüt riski arttı. Ama hepimiz aynı gemide değiliz gibi, yaklaşık üç kişiden bir kişi iktidarın yanında duruyor.

Dünyada Türkiye dostu ülke kalmadı. Bu sorun uzun dönemde Türkiye için hayati bir sorun değil mi?

Diyanet İşleri Başkanı’nın camilere siyaseti sokması ve din istismarı, halkı dininden soğuttu. Oruç tutanların ve cumaya gidenlerin sayısı aleni olarak azaldı.

İç politikada siyasi iktidar, bugün bakan olanlar, ağız birliği ile FETÖ’ye methiyeler dizdiler. ”Ne istediyse verdik” dediler. FETÖ güçlendi ve darbe teşebbüsü oldu. İnsanlar öldü. Ama iktidar aldandık demekle işi çözdü. Tarihte böyle bir anlayış örneği de yoktur.

En büyük sorunlardan birisi; halk yoksullaştı gelir dağılımı bozuldu.

Merkezi Londra’da olan World Economics ‘‘Ülkelere Göre Eşitsizlik Endeksi” hazırlıyor. Bu endeks 0-100 arasında bir ölçektedir.  Endekste yüksek değer gelir ve servette daha eşitlikçi bir toplumu, düşük değer ise eşitsizliği gösteriyor.

100 ile 0 arasında değişen bu endekste Türkiye, 33 puan değeri ile ortanın çok altında kaldı. Bu durumda Türkiye’de gelir dağılımının  Papua Yeni Gine gibi yeni ülkelerden daha kötü durumda olduğu görülüyor.

World İnequality tarafından hazırlanan 2022 Dünya Eşitsizlik Raporu’nda; dünya genelinde gelir ve servette eşitsizlik olarak Türkiye en eşitsiz ülkeler arasında yer aldı. Geliri en yüksek olan yüzde 10’luk nüfus kesiminin geliri ile, geliri düşük yüzde 50’lik kesim arasındaki gelir farkı 2018 yılına kadar yüzde 20 iken, 2018 başkanlık sistemi ile yüzde 23’e çıktı. Yani zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu.

Mazoşist, ruhsal ve fiziksel olarak kendisine acı çektirmekten haz duyan kişilere denir. Bu saydıklarımıza rağmen eğer AKP oyları yüzde 30 üstünde çıkıyorsa, o zaman da insan; ”acaba biz mazoşist miyiz?” diye sormak zorunda kalıyor.

 

Alıntı: Esfender Korkmaz

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | ACABA BİZ MAZOŞİST MİYİZ? için yorumlar kapalı
Tem 06

GÜNAYDIN

GÜNAYDIN

 

Saf, duru, tertemiz, sevgiler yüce

Gönül tahtındaki aşklar tek hece

Artık yüreklerde son bulsun gece

Canlara can katan canlar günaydın

 

Gonca gonca güller olsun ellerde

Gül kokulu anlar olsun dillerde

Sevgiler getirsin esen yeller de

Kalplere doluşan kanlar günaydın

 

Bir ömür sevgiye yürek aşiyan

Her gönülde güneş gibi ışıyan

Gönüllere sevgi saygı taşıyan

Güzel, mesut, mutlu anlar günaydın

 

Gönül güler, yüzler güler, can güler

Zaman güler, vakit güler, an güler

Bir bedende yürek güler, kan güler

Sevgi dünyasında tanlar günaydın

 

Yok, olsun gönülde her türlü ağrı

Hiç kimse kimsenin yakmasın bağrı

Her vakit huzur yapılsın çağrı

Kahraman Hakanlar Hanlar günaydın

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , | GÜNAYDIN için yorumlar kapalı
Tem 05

CEHALET BUDUR

CEHALET BUDUR

Adamın adı Yusuf, oğlunun adı Musa, torununa Bünyamin adını vermiş. Bunlar, 3000 senelik Yahudi adlarıdır.

Adam bir de bilgiç bilgiç soruyor; Hocam şapkayı Yahudilerden mi aldık. Yahudi kipasını takke diye takıyor, Yahudi gibi sünnet oluyor, Yahudi gibi kurban kesiyor, Yahudi’ye benzemiyor. Peygamberini peygamber olarak kabul ediyor ama şapkayı görünce eyvah Yahudi’ye benzedik diye Atatürk’e saldırıyor.

Atatürk’e düşmanlık Türk Milletine düşmanlıktır. (K.Ş)

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | CEHALET BUDUR için yorumlar kapalı