Tem 16

ABD KONGRESİ’NİN GİZLİ TÜRKİYE KARARI

ABD KONGRESİ’NİN GİZLİ TÜRKİYE KARARI 

Emekli amiral İlker Güven, ABD Kongresi’nin 54’üncü döneminde, 31 Ocak 1896 tarihinde aldığı gizli kararı, 100 yıl sonra gizliliğinin kalkmasından sonra 2007 yılında bulup okumuş, çevirisini yapmış ve Maya dergisinde bir makale ile Türk kamuoyuna duyurmaya çalışmıştı. Ben de bu makaleden alıntılar yaparak, konuyu zaman zaman işlemiştim.

***

ABD Kongresi’nin 125 yıl önce aldığı gizli kararın Türkçesi özetle şöyleydi:

KARAR: ABD’nin belirleyeceği bir temsilci ile her Hıristiyan ülkeden bir temsilcinin Osmanlı İmparatorluğu adındaki devletin kabul edilemez ve inatla devam eden şeytani hareketlerinin düzene sokulması.

Bu karara göre; ABD temsilcisi mutlaka ABD vatandaşı olacaktır. Temsilci, Hıristiyan ülke yöneticileriyle iş birliği yaparak aşağıdaki görevleri yerine getirecektir;

  1. a) Tüm Hıristiyan ülkelerden ABD temsilcisi ile beraber çalışacak, benzer özelliklerde birer hükümet temsilcisinin atanması sağlanacaktır.
  2. b) Uluslararası Hıristiyan Komitesi’nin uygun bir bölgede organizasyon çalışmalarına başlaması sağlanacaktır.
  3. c) Uluslararası Hıristiyan Komitesi’nce din, mezhep ve milliyet özelliklerine bakılmaksızın geçici bir Hıristiyan yöneticiyi Türkiye’nin başkanı olarak seçmesini müteakip Osmanlı İmparatorluğu’nun mevcut bölgelerinin sınırlarla ayrılması, bu bölgelerin Hıristiyan eyaletleri kabul edilerek, Hıristiyan gücünün Türkiye Birleşik Devletleri adında toplanması sağlanacaktır…
  4. d) Geçici hükümet Türkiye Birleşik Devletlerinin sınırlarının içerisindeki etnik özelliklerine uygun olarak oluşacak Ermeni devleti müttefikimize tüm Hıristiyan devletlerinin askeri destek sağlamaları istenecektir.
  5. e) Daha önce bahsi geçen geçici hükümetin süresini tamamlamasından sonra müttefik güçler tarafından kısa zaman içinde Türkiye Birleşik Devletleri’nin Uluslararası Hıristiyan Komisyonu tarafından tanınması sağlanacaktır. Türkiye’de ılımlı dini fikirleri olan ve insanlara olumlu yaklaşan yönetimlerin kurulmasına özen gösterilecektir.”

***

Şimdi bu gizli kararı neden mi gündeme getirdim? Türkiye’nin İstanbul merkezli bir eyalet sistemiyle ve Uluslararası Hıristiyan Komitesi tarafından seçilecek bir Hıristiyan başkan tarafından yönetilmesi 1896 tarihli gizli kongre kararıdır. Türkiye’yi bir Hıristiyan devleti olarak planlamışlardı.

Bugün Türkiye’nin güney illerinde nüfus yapısı, dini ve millî kimliği belirsiz Suriyelilerle değiştirilmiştir. Türk kimliği üzerinde devleti yönetenler tarafından psikolojik operasyonlar yapılmaktadır. İslami mesajları kullanan iktidarın uygulamaları yüzünden halkın İslam dinine olan sarsılmaz bağlılığı da özellikle yeni nesillerde zayıflatılmış ve deizm yükselmeye başlamıştır.

Yine bu iktidar döneminde Vatikan’ın Hıristiyan olmayanları Hıristiyanlaştırma projesi olan “Dinlerarası Diyalog Projesi” sonradan FETÖ denilen cemaatle birlikte yıllarca uygulanmıştır.

2001 yılında, şehir devletlerinden oluşacak federe devletlerin adlarını da bir turizm programında harita dağıtarak şöyle açıklamışlardı: Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pontus, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya.

Bu haritada Türklerin ve Kürtlerin adı bile yoktur! Zaten onların elindeki toprak ve su kaynakları da satın alınmaktadır.

“Büyük Sıfırlama” projesini Time dergisi kapağında açıkladılar. Operasyonun uygulandığı bölge Akdeniz’dir ve merkezinde Türkiye vardır.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | ABD KONGRESİ’NİN GİZLİ TÜRKİYE KARARI için yorumlar kapalı
Tem 15

HER ŞEY SENSİN

HER ŞEY SENSİN

 

Derde düştü garip gönlüm yastadır

Zaaf sensin,  heves sensin, heva sen..

Bir güzele vurgun, yürek hastadır

Çare sensin, ilaç sensin, deva sen

 

Haz almıyor gönül gayri övgüden

Medet gelmez asla çirkin sövgüden

Gönül harap, bitap, sensiz sevgiden

İstek sensin, umut sensin, dua sen

 

Bu yalan dünyada sözün gerçektir

Bütün güzellikler, özün gerçektir

Ayın on beşidir yüzün gerçektir

Akıl sensin, yürek sensin, yuva sen

 

Her derdi sevgiyle aşarken bu ten

Sevgiyle çağlayıp taşarken bu ten

Bir aşk tutulması yaşarken bu ten

Yürekteki aşk tohumu, nüve sen

 

Sevgi zirvesinde bayrak gibisin

Gönlüme koşturan kısrak gibisin

Sen aşksın, ruhuma bir tak gibisin

Gaye sensin, hedef sensin, dava sen

 

Sürsem sevgileri ekeyim desem

Bensizliği senden sökeyim desem

Şahbaz can suyunu dökeyim desem

Bahçe sensin, tarla sensin, ova sen..

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | HER ŞEY SENSİN için yorumlar kapalı
Tem 14

”SADAT TERÖR EĞİTİMİ VERİYOR”

”SADAT TERÖR EĞİTİMİ VERİYOR”

Sedat Peker’in gündeme getirdiği kısa adı SADAT olan “Uluslararası Savunma Danışmanlık Ticaret Şirketi” ve kurucu başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, 28 Şubat Davası’nın Yargıtay Çatı Savunması’nda çok çarpıcı bir şekilde suçlanıyor.

SADAT’ın yanı sıra “Adaleti Savunanlar Derneği” (ASDER) tarafından üretilen şablon dilekçe ile 28 Şubat Davası’na 1148 başvuru yaptırılıyor.

Bunlar, “Müşteki ve Katılan” olarak davaya müdahil oluyorlar.

*  Tedhiş-Terör

28 Şubat sanıkları Yargıtay çatı savunmalarında SADAT ve ASDER ile emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi hakkında özetle şunları söylüyorlar:

“Davada, gerçek dışı, haksız ve düzmece iddialarla sanıklara suç ve olgu isnat ettiği belgesi ile tespit edilen, adaletin gecikmesine, tutukluk süresinin uzamasına neden olan ve gerekçeli kararda yer alan müşteki/katılanlar hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunulacaktır.

Sözde belgede; ” … 55. Hükümetin iş başına geçmesi ile irticai olay ve faaliyetlere bu kesimin miting, gösteri ve TEDHİŞ olayları ilave olmuş…” cümlesinde Arapça kökenli “TEDHİŞ” kelimesi; 1980’li yıllardan itibaren “TERÖR” ve “TERÖRİST” olarak önce ABD ve İngiltere’de kullanılmaya başlandı.

Türkiye’de de “TEDHİŞ” tanımı yerine eş anlamlı “TERÖR” kelimesi, kullanılmaya başlanmıştır.

Mahkemeye sunulan ve 1998 tarihli belgelerde “TEDHİŞ” tanımı vardır ki Genelkurmay Başkanlığı Karargahında ve bir arz belgesinde, bu seviyede kullanılma olanağı yoktur.

Tanrıverdi

“TERÖR” yerine “TEDHİŞ” tanımının, Adnan Tanrıverdi tarafından halen aynı alışkanlıkla kullanıldığı anlaşılmaktadır.

ASDER’in ve SADAT’ın internet sitelerinde yayınlanan “Gayri Nizami Harp Konsepti-4” isimli makalesinde “TEDHİŞ” tanımını kullandığı, üstelik bu tanıma Cenevre Sözleşmesi ve Harp Hukukuna aykırı olarak meşruiyet kazandırarak “Gayri Nizami Harp Harekat Teknikleri” olarak tanımlanır.

Adnan Tanrıverdi’nin verdiği eğitim “Terörle Mücadele” değil, bizzat TEDHİŞ yani TERÖR eğitimidir.

Uluslararası Harp Hukuku açısından koruma altında olmayan ve suç teşkil eden Gayrı Nizami Harp Teknikleri olarak sivil halkın kullanıldığı Sabotaj, Baskın, Sokak Hareketleri vs. bulunmaktadır.

*  Hukuka aykırı eğitim

Adnan Tanrıverdi’nin kurucusu olduğu SADAT’ın verdiği “TEDHİŞ” yani Terör eğitimi hukukumuz ile uluslararası hukuk açısından yasaklı eylemlerdir.

“TEDHİŞ” eğitimi uluslararası harp hukukunun ilkeleri olan;

– Ayırım Gözetme Kuralı,

– Oranlılık ilkesi, 

– İhtiyatlılık ilkesi,

– Savaşçıların Gereksiz Acı Çekmesinin Yasaklanması (Nükleer, Biyolojik, Kimyasal silahlar, kör edici lazer, anti personel kara mayınları vs.)

– Uluslararası İnsancıl Hukukun yasakladığı en bilinen eylemlerin başında hile/kurallara sadakatsizlik/kahpelik ve casusluk kurallarına uymayan, bu kuralları gözetmeyen, ihlal eden ve kuralsız bir eylem türü olduğundan Uluslararası Hukuka, Cenevre Sözleşmesine ve ek protokollerine ve esasen millî mevzuatımıza da aykırıdır.

– Bu tür eylemler ve sorumluları, hangi koşulda yapılırsa yapılsın, herhangi bir uluslararası korumadan ya da savaş esiri (POW) statüsünden yararlanamaz.

Bu şablon sözde ifadeler, FETÖ üyesi savcı Mustafa Bilgili iş birliği ile kotarılmış olduğu açık olan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin aklı ile alay eden bir kumpas belgesidir.”

SADAT

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Baş Danışman” olarak da atadığı Adnan Tanrıverdi bu suçlamalar ile karşı karşıyadır.

– 28 Şubat Davası’nın savcı ve hâkimleri; mahkeme savunmalarında ve hatta Yargıtay Çatı Savunmalarında “Türkiye’de Terör eğitimi verildiği” ihbarını dile getiren emekli subayların bu iddiaları karşısından neden sessiz kaldılar?

– SADAT’ın “Terör” eğitimi vererek yetiştirdiği militanlar ne zaman hangi siyasi gelişme üzerine nerede nasıl görevler alacaklar?

– Bu militanlara silah ve teçhizat veriliyor mu?

– SADAT militanları Türkiye’de, Suriye’de, Libya’da ya da herhangi bir yabancı ülkede faaliyet gösteriyorlar mı?

 

Alıntı: O. Uğuroğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | ”SADAT TERÖR EĞİTİMİ VERİYOR” için yorumlar kapalı
Tem 13

İBNİ HALDUN’DAN ALTIN SÖZLER

İBNİ HALDUN’DAN ALTIN SÖZLER

* “Lükse ve rahata dalmak medeniyete zarar verir ve devleti güçsüzleştirir.”

* “Allah yolunda giden, ibadetleri ve dini, ile bütün olan kimseler haksızlığa boyun eğmez.”

* “Allah iyilerle beraberdir.”

* “Kalp ele geçirildiğinde bütün beden yenilgiye uğrar.”

* “Devlet yöneticiliği bir geçim yolu değildir.”

* “İnsan toplum içerisinde yaşamaya mecburdur.”

* “Üretim çöker veya azalırsa devletler de çöker.”

* “Bir ülkede gıda fiyatlarının yükselmesi, yönetimin çökeceğinin işaretidir.”

* “Dikkatli düşünen insan, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edebilen insandır.”

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | İBNİ HALDUN’DAN ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Tem 12

Bir Uzman doktor bakın neler yazıyor:

Bir Uzman doktor bakın neler yazıyor:

“İnsanları virüs değil, yanlış tanı ve tedavi öldürüyor. Şu ilk gün 8+8 verilen henüz ruhsatı olmayan Favipiravir etken maddeli ilacın hayvan çalışmalarında akciğer toksisitesi var! İthal gelen ve ‘iyileştirmeyi hızlandırıyor’ diye sunulan Avigan isimli formun sözde prospektüsünde pnömoni (zatürre) yazıyordu zaten. Nefes darlığı ile ölen hastalar, hep bu ilacı alan insanlar… Çoğu hiçbir şeyi yokken test yaptıran ya da temaslı diye ilaç verilenler… Çok tipik… Genelde dördüncü ya da beşinci gün nefes darlığı-hipoksi ile geldi insanlar. Böyle gelen zavallı insanlara bu ilacı 10 güne kadar vermeye devam ettiler. Tabii 10 gün daha yaşarsa… Bu hastalar, erken kortizonla toparlıyor 5-6 günde.

***

İlaç almayan kimseye bir şey olmadı. Bu ilaç sadece pnömoni yapmıyor; ARDS denen bir tabloya yani akciğer hasarına da neden oluyor diğer bir sürü ilaçla birlikte… Bunun da tedavisi oksijen ve erken entübasyon yani solunum cihazına bağlamak… Tabii kılavuzda hep bunların tersi önerildi. Ayrıca pıhtı atmasına ve ritim bozukluklarına da neden oluyor. Bunlar birden kötüleşip ölen kişiler. Bunları bütün tıp camiası, özellikle profesörler biliyor ama itiraf edemezler. Sahada tarikat üyesi gibi davranan ve kılavuzda ne yazıyorsa uygulayan meslektaşlarım hiçbir şeyin farkında değil…

Bu uyduruk test sayesinde idrar yolu enfeksiyonu olan bile yoğun bakımlarda yattı. Şimdi de iğne sonrası pıhtı atanlar, zatürre olanlar yine covit hanesine yazıyor.

***

Bu arada hastaneye başvuran, testi pozitif çıkıp ilaç verilen ve verilmeyenlerin listesini çıkarıp istatistik yapmak istiyorum ama çok zor. Kimine ilaçlar hastanede verilmiş kimi eve gitmiş sonucu pozitif çıkınca filyasyon ekibi götürüp vermiş. Ve bu çalışma için izin istesem vermezler, izin istemesem ayrı bir dert! ‘İlaç verilene ne oldu, verilmeyene ne oldu?’ görmek ve göstermek için… Bu rakamlar bakanlıkta var…

Şu manyetik alan konusunu, aşı olan hemşireler ve eşlerinde denedim. Bütün aşılarda mıknatıs özelliği var!

Bu aşı konusu bildikleri gibi değil. Bu konu millî güvenlik konusudur.”

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Bir Uzman doktor bakın neler yazıyor: için yorumlar kapalı
Tem 11

BİR TEK KARI EKSİK.. SIKARKEN GİTTİ…

BİR TEK KARI EKSİK…

Temel için kız istemeye giderler, Temel’in babası kızı istedikten sonra kız babası sorar;

-Oğlunizin sigarası, içkisi. Kumari, hovardalığü var midur ?

Temel’in babası cevap verir;

-Hepsi de var, bir tek kari eksik. Onu da, alıp gideceğuk.

 

* * * * * * * * * * * * *

 

SIKARKEN GİTTİ…

Nasrettin Hoca bir gün yolun kenarındaki derede kedisini yıkıyormuş, yoldan geçen bir arkadaşı;

-Hocam kediyi yıkama, ölür demiş.

Hoca aldırış etmemiş ve kediyi yıkamış, arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında ölü kedi ile görünce;

-Hocam, ben size kediyi yıkamayın ölür demedim mi ? deyince, Nasrettin Hoca;

-Ben kediyi yıkarken ölmedi ki, sıkarken gitti… demiş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , | BİR TEK KARI EKSİK.. SIKARKEN GİTTİ… için yorumlar kapalı
Tem 10

İDARA, MÜDARA, DUBARA, DUBARACI

İDARA, MÜDARA, DUBARA, DUBARACI

 

*             Önce özerkliğe, arkasından Kuzey Kürdistan’a açık kapı bırakandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Türkiye’yi birbirine düşürmeye azmedenden, toplumu kamplara ayırandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapandan, teröristlere kucak açandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Vatanı bölme, milleti 36’ya ayırma hedefinde olandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Twitter’ı engelleyen, YouTube’u kapatan, kişisel hak ve hürriyetleri budayandan Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Hukuka saldırandan, adaletten kaçandan, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat gerenden Cumhurbaşkanı olmaz.

*             Villalara balya balya dolar yığandan, kamu arazilerini zimmetine geçirenden, evdeki parayı sıfırlarken haysiyet ve inandırıcılığını da sıfıra düşürenden Cumhurbaşkanı olmaz.

*             TSK’ya kumpas kurandan başkomutan olmaz.

*             Türklüğü reddeden, T.C.’yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkârcıdan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz, olamayacaktır.

*             Kısacası iki yanlıştan bir doğru çıkmaz,

*             Tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da Cumhurbaşkanı olmaz.”

Bütün bunları Bahçeli dedi.

***

Bahçeli bugün ne diyor:

“2023’te cumhurbaşkanı adayımız muhterem Recep Tayyip Erdoğan’dır…

Bu durumda ben de Bahçeli’nin şu sözlerinin altına imzamı atıyorum.

– “Siyasette idara tamamdır, müdara da tamamdır, ama dubaraya yer olmamalıdır…

– Ne var ki dubaracı yüzler siyasette çok faal ve çok fazladır.

– Geçmişine sırt dönüp çıkarlarının peşine düşenlerin görünürlüğü artmıştır.”

 

İdara: Gaz lambası.

Müdara: Hoşgörülü olma, insanlarla iyi geçinme.

Dubara: Aldatmaca (Argo).

Dubaracı: Aldatan, kandıran kişi (Argo).

 

 

Alıntı: O.Uğuroğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | İDARA, MÜDARA, DUBARA, DUBARACI için yorumlar kapalı
Tem 09

“SEN NE GÜZEL BİR ADAMSIN”

“SEN NE GÜZEL BİR ADAMSIN”

Emel Sayın anlatıyor.

O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini çekiyoruz. Bir gün setten çıktık eve gidiyoruz. Ben Laleli’de oturuyorum. Kemal, benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış, taksiyle giden gitti, kendi arabasıyla giden gitti. Ben baktım ki Kemal yürüyerek gidiyor; üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor. Merak ettim, nereye gidiyor bu adam böyle diye.
Uzun süre yürüdü,sonra bir bankta bir adam yatıyordu. Kaldırdı adamı, bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım. Sonra biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm…
Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım: ‘tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ Dedim.
‘Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana..’ dedi.
Teşekkür ettim.
Az ilerdeki lokantaya gittim: ‘Az önce gelen beyin borcu mu var size?’ Dedim. Tanımadılar beni: ‘Kemal Abi’nin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz, o da sağ olsun, onların yemek masrafını öder…’  Dedi..

Ertesi gün Kemal’in yanına gittim.
‘Sen ne güzel bir adamsın ya..’
dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım..

‘Ölme sen benden önce,’ dedim, dinlemedi…

KEMAL SUNAL MEKÂNIN CENNET OLSUN

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | “SEN NE GÜZEL BİR ADAMSIN” için yorumlar kapalı
Tem 08

BAZI ALÇAKLARA CEVABIMDIR!

BAZI ALÇAKLARA CEVABIMDIR!

Yazdığım acı gerçekler partine dokundu diye havlayan köpek, iyi oku!

AKP iktidarının 2012 yılının son aylarında başlattığı ‘Çözüm Süreci’ 337 asker, 182 polis ve 13 korucu olmak üzere 532 güvenlik görevlisi şehit oldu. Şehitlerin 22’si daha doğmamış toplam 513 çocuğu yetim kaldı. 76 şehre 238 ilçeye şehit acısı düştü.

BRE ALÇAK!

Sen önce, AKP’nin aşağıdaki sabıka kayıt defterini bir gözden geçir de, azıcık vicdan ve şahsiyet kırıntın kalmışsa seninle ondan sonra konuşalım!

Habur’da şerefsizleri davulla ve zurnayla karşılayan AKP idi.

Mahkemeyi çadıra sokarak şerefsizlerin ayağına taşıyan AKP idi.

Bu şerefsiz sürülerini otobüslerin üzerine bindirip, il il, ilçe ilçe şerefsizce gezdiren AKP idi.

Şerefli Türk polisini karakoluna, Şerefli Türk askerini de kışlasına hapsederek, dağları da, bağları da bu şerefsizlere bırakan AKP idi.

Dolmabahçe’de bu şerefsizlerle mutabık kalan AKP idi.

Hem Ankara’da, hem de İstanbul’da şerefli Türk bayrağının yanına şerefsizlerin paçavralarını direklere toka eden AKP idi.

Diyarbakır’da şerefsizler tarafından gönderinden indirilen şerefli bayrağımıza sessiz kalan AKP idi.

BİTMEDİ ALÇAK ŞEREFSİZ!

Şivan Perver’le göz göze, Barzani şerefsiziyle saz saza, Osman Baydemir’le öz öze, Salih Müslim’le yüz yüze ve Talabani şerefsizi ile diz dize olan AKP idi.

PYD’nin sözde lideri Eşkıya Başı Salih Müslim şerefsizinin ayağına kırmızı halılar seren, KDP lideri Barzani şerefsizinin Diyarbakır’a gelişini düğün bayram ilan eden AKP idi.

Bu şerefsizlerle birlikte el ele ve gönül gönüle vererek, “megri megri- Türk’ün ocağına ateş düşsün” türküleri söyleyen AKP idi.

Oslo’da şerefsizlerle yapılan görüşmeler ortaya çıkınca sessiz kalan AKP idi.

Şerefsiz teröristler için gözyaşı dökebilen, ama şerefli Mehmetçik için yaşsız kalan yine AKP idi.

Memleketin her yanı, şerefsizlerce tüneller ve barikatlarla örülürken hissiz kalan AKP idi.

Zor durumda olan şerefsiz PYD’yi, şerefsiz IŞİD’in elinden kurtarabilmek için bir başka şerefsizin eşkıyalarını, üstelik bir Cumhuriyet Bayramı günü, bayram edercesine Kobani’ye geçiren AKP idi.

Kobani’deki şerefsizlerin nursuz alınlarından öpen AKP idi.

Öz be öz Türk toprağı olan Süleyman Şah Türbesinin arazisini IŞİD şerefsizlerine terk ederken ve de Atamız Süleyman Şah’ın aziz naaşını kaçırırken, şerefsiz PYD’lilerle işbirliği yapan AKP idi.

“Kürt Açılımı” denilen kepazeliği bir 10 Kasım günü başlatan AKP idi.

Daha dün “Kürdistan, Lâzistan” diyerek aleni şekilde ülkemizi bölen AKP idi.

Şerefsizlere polisimizi tokatlatan ve askerimizi taşlatan AKP idi.

PKK’lı şerefsizlere şirin görünmek uğruna, şerefli “Andımız”ı kaldıran AKP idi.

“T.C.” tabelâlarını her yerden indiren!

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene” yazılarını her yerden sildiren!

Azıttıkça azıtan ve Türk adını maden suyu şişelerinden bile kazıtan da AKP idi.

Dağa çıkan şerefsizlere ithafen “Aklıma gelse ben de dağa çıkardım” diyen de AKP’nin ağar Ağabeyilerindendi.

Öcalan’a “SAYIN”, şehide “KELLE”, Cumhuriyeti kuran şerefli önderlere “İKİ AYYAŞ” ve şerefli şehit babasına “KARAKTERSİZ!” diyen de AKP idi.

Her fırsatta FETÖ’nün elebaşısına güzellemeler düzen, Bank Asya’nın kurdelesini beraberce kesen, “Gel bu hasret bitsin” diye hasretini çeken, “Ne istediler de vermedik” diyerek adeta Türk devletini FETÖ’ye teslim eden de AKP idi.

“Türkçülük bölücülüktür!”

“Milliyetçilikle hesaplaşma zamanı gelmiştir!”

“Türk milliyetçiliğini ayaklarımızın altına alıyoruz!” diyen AKP idi.

Şimdi kalkmış “Beka Meselesi” diyorsunuz…

 

Alıntı: Orhan Kılıçoğlu

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | BAZI ALÇAKLARA CEVABIMDIR! için yorumlar kapalı
Tem 07

MANİLER

MANİLER

 

Gönül yine aşkı arar

Hayalinle seni sarar

Demez asla gündüz gece

Her dakika yari sorar

 

Gözlerinde fer olayım

Yüreğinde  ter olayım

Dileğimdir, isteğimdir

Koynundaki er olayım

 

Vatan gibi sevdadır bu!..

Gönüllere evladır bu !..

Sana gönlüm düşürdü bak!

Şüphesiz ki Mevla’dır bu!..

 

Bu sevdadır beni aşan

Yürek yürek dolup taşan

Hasret çeken gönüllerdir

Alev alev  tutuşan

 

Yürekteki coşkun sesim

Hem soluğum, hem nefesim

İçindeyiz her bir vakit

Aşk denen altın kafesin

 

Geleceğiz  yollar tuttu

Kader bizi hep uyuttu

Gerçek aşkın mayasıdır

Gönlümüzde sevgi  kuttu..

 

Bayrak sensin, vatan sensin

Kucağımda yatan sensin

Şahit olsun bütün alem

Yüreğimde atan sensin

 

Yıllar yılı hep okudum

Sanki sensiz hiç yok idim

Yüreğime bedenime

Aşkı şimdi sen dokudun

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | MANİLER için yorumlar kapalı