Kas 15

Diyanet-Atatürk-Muhalefet

Aklı başında hiçbir insan, ülkenin kurucusuna dil uzatmaz. Nitekim, hiçbir ülkede bizdeki gibi büyük başarılara ve kurtuluşa imza atıp devlet kurmuş üstün nitelikli lidere söz söylemeyi kendine yakıştırmaz. Bunun bir tek istisnası var: Türkiye.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu tarafa bir asır geçmesine rağmen, tarihle ilgili bunca belge ve bilgiye rağmen Mustafa Kemal’e muhalefet sürdürülüyor. Bu hazımsızlığın temelinde siyasal sistem var.

Cumhuriyeti, “dinsiz, tağut”, Atatürk’ü “Deccal” ilan eden kesimler, gerekçelerini İslam’a, (dine) dayandırıyor. Bunu yaparken de Osmanlı yönetim sistemini kendileri model olarak alıp, “Osmanlıcılık” üzerinden, Osmanlı’nın yükselme devri başarısını, tüm zamanlarda Osmanlı böyleymiş gibi çöküşüne kadar olan dönemi yok sayarak ballandıra ballandıra anlatıyor.

Dine dayalı muhalefet, Millî Mücadele döneminde hem silahlı ve hem de siyasi, Kurtuluş hareketini zora sokan süreçti. Bu politika düşmanların yaptığından çok daha can yakıcıydı. Düşünsenize, siz, Anadolu’ya çıkmış, milleti örgütleyip, silahlandırıp bir ordu kurmak istiyorsunuz, teslim olmuş devletinizin hükümeti yapamayasın diye üzerinize ordu gönderiyor. Başarmasınlar diye, isyan çıkartarak önünüzü kesmeğe çalışıyor. Yetmiyor, Şeyhülislamlık makamından fetva istiyor ve siz dahil, bütün Kuvayı Milliye’ye katılacakların şer’en (dinen) öldürülmelerinin caiz (hak) olduğunu ilan edip, İngiliz uçaklarından attırıyor. Gene yetmiyor, Sivas kongresini basmak için Kürt Tealli Cemiyeti ile iş birliği yaparak Sivas valisinin yardımıyla Sivas’ta yapacağınız kongreyi dağıtmaya, sizi de tutuklamaya çalışıyor.

Hakkınızda idam fermanı yayınlıyor.

Çok daha vahimi, Osmanlı’da sıradan bir subay olan Anzavur Ahmet lakaplı bir adamı, sivil paşa yapıp ordu kuruyor, İngilizlerle iş birliği içinde silahlandırıp adını “Hilafet Ordusu” koyarak, Kuvayi Milliyecilerin üstüne salıyor. Aylarca kıran kırana iç savaş yapılıyor. Bu durum, Kurtuluş Savaşı’nda sadece dış güçlerle değil, aynı zamanda iç güçlere karşı da savaşmak zorunda olduğumuzun acı bir gerçeğidir.

Bu arada Şeyhülislamlık ve onu destekleyen imamlar, müftüler, cemaatler, tarikatlar, kısaca din adamları, topyekûn muhalif ulema, başta Atatürk olmak üzere Kuvvacılara; “dinsiz, kadınlarla oturup toplanıyorlar, şeriata aykırı davranıyorlar, peygamberimizin dört evliğine karşı çıkıyorlar, Halifeyi dinlemeyip isyan ediyorlar” gibi camilerde, kahvelerde anlatıyor, kimi zaman da gazetelerde yazıp çizip aleyhte propaganda yapıyor.

Dahası da var: Bir taraftan da Mustafa Kemal’i öldürmek için suikast planları yapılıyor. Mecliste meşrutiyetten başka yönetim biçimi olmayacağına inanan milletvekillerine haber gönderiyorlar. Mustafa Kemalle birlikte hareket eden pek çok subayı fikrinden caydırmak için çaba sarf ediyorlar.

Kurtuluş savaşı dahil topyekûn Millî Mücadele, sadece kongreler ve askeri başarıdan ibaret değildir. Aynı zamanda İstanbul’da bulunan Saray hükümeti ile siyasi, psikolojik ve silahlı mücadeledir. Diğer devletlere karşı verilmiş diplomatik mücadeledir.

Düşünsenize, karşınızda, bir tarafta dış düşmanlar, başta İngilizler, onun himayesinde Yunan Ordusu ve itilaf devletleri, olmak üzere diğer tarafta, kendi yenilmiş devletiniz ve hükümeti ile, yine, kendi yurttaşlarınız olan Rumlar (Pontus çeteleri), Ermeniler, (Hınçak Taşnak çeteleri), Yunan istihbaratının Anadolu’daki aort damarı gibi çalışan Fener Rum Patrikhanesi ile ona bağlı 8-10 cemiyet ve bütün bunların yanında ayrıca ve Mücadele’nin lideri olmak isteyen Enver Paşa ve ekibi var. Bütün bu cephelerin tek hedefi var: Mustafa Kemal.

Mustafa Kemal liderliğinde Kuvayı Milliye’ye karşı iç ve dış düşmanlar. Kısaca herkes.

İşte bu tablodan bir kurtuluş savaşı vererek çıkmayı başaran, sonunda bir devlet kuran müthiş bir lider, müthiş bir adam var: Ona Mustafa Kemal diyoruz. O’na “büyük adam, dahi” diyoruz. Ve O’na millet olarak saygı duyuyoruz. “Ölümsüzsün” diyoruz.

Ta o günlerde Mustafa Kemal’e iftira atan, peşinden gitmeyin diyen, sözde İslam adına görüş bildiren, fetva veren, Müminleri koruyup, haklarını savunması gereken Şeyhülislamlık kurumunun başındaki adam, şimdi şu an Yunanistan’da bir mezarda yatıyor. Sığındığı yer burası. Herhangi bir İslam ülkesi değil.

Türkiye’de dini kurumların en tepesinde bunlar olurken, tıpkı Şeyhülislamlık gibi Türkiye’ye bağlı Fener Rum Patrikhane’si de Atatürk’e şiddetli bir muhalefet içindeydi. Onların Müslümanlardan en önemli farkı şuydu: Patrikhane Yunanistan’ın İstanbul’da Bizans’ı ihya etmesi için ihanet içindeydi, Şeyhülislamlık ise İngiliz himayesine ve Yunan İşgaline karşı savaşmak, Halifeye karşı çıkmak dinsizliktir diyerek, emperyalizmin safındaydı. Tam bu noktada bir farkı daha belirtmemiz lazım. Bizdeki din adamları ikiye ayrılmıştı. Millî Mücadeleciler, Padişahçılar diye. Kilise ise tek yürekti.

Şimdi haberler çıkıyor. “Diyanet, 10 Kasım’la ilgili Cuma hutbesinde Atatürk’ü anmadı” diye. Bu durumda kurtuluş savaşı vermiş bir milletin çocukları olarak ne demeliyiz? Yunanistan’a kaçanlara benzemeyen, Cumhuriyete yakışan bir Diyanet istiyoruz. Tarih bilinci olmayanlara duyurulur.

Alıntı: Ahmet Gürsoy

Posted in Gündem, Yazılarım | Diyanet-Atatürk-Muhalefet için yorumlar kapalı
Kas 14

TARİHTE BUGÜN

14 Kasım:

1914 – Fuat Uzkınay, ilk Türk filmi sayılan Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı‘nı çekti.

1921 – İspanya Komünist Partisi kuruldu.

1969 – NASA, Ay yüzeyindeki ikinci insanlı görev için Apollo 12 uzay aracını fırlattı.

1971 – ABD tarafından uzaya fırlatılan insansız uzay aracı Mariner 9Mars‘a ulaştı.

2003 – En uzak Neptün ötesi cisim olan 90377 Sedna keşfedildi.

Claude Monet (d. 1840)

Orhan Veli Kanık (ö. 1950)

Josh Duhamel (d. 1972)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 14

NECİP TÜRK MİLLETİ BAŞIMIZ SAĞ OLSUN

Türk Hava Kuvvetlerimize ait;
C-130 Kargo uçağının düşmesi sonucu şehadete yürüyen Kahramanlarımıza, Allah’tan rahmet diliyorum.
Aziz Şehitlerimizin; Mekânı Cennet, ruhları şad olsun.
Milletimizin ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin başı sağolsun.

Posted in Yazılarım | NECİP TÜRK MİLLETİ BAŞIMIZ SAĞ OLSUN için yorumlar kapalı
Kas 13

TARİHTE BUGÜN

13 Kasım:

1885 – Bulgaristan Prensliği ile Sırbistan arasında Sırp-Bulgar Savaşı başladı.

1906 – Paul Cornu, ilk helikopter uçuşunu yaptı.

1970 – Suriye‘de, Hafız Esad darbe ile başa geçti.

1995 – Riyad‘da bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen saldırıda 7 kişi öldü.

2015 – Paris‘te düzenlenen terör saldırılarında 132 kişi öldü.

George Grenville (ö. 1770)

Jean Seberg (d. 1938)

Eddie Guerrero (ö. 2005)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 13

ATATÜRK’ÜN BUDUNA DÖNÜŞÜ VE ÖZAL FİTNESİ.

Konumuz, Atatürk’ün buduna dönüşü ve Özal fitnesi.

”Anadolu’nun Türkleştirilmesi’’ sözü Özal tarafından kasıtlı olarak çok sıkça kullanılmıştır.

Özal, art niyetli olarak söylediği bu sözüyle;

Anadolu’nun binlerce yıllık Türk yurdu olmayıp, bu coğrafya insanının Türk olmadığını ve Türklüğün zoraki bir dayatma olduğunu ima etmiştir.

Özal’a göre, Atatürk’le beraber Anadolu’da baskıya dayalı ve zorlama bir Türkleştirme hareketi başlatılmıştır!

Özal’la Anadolu’da sinsi bir ‘’ETNİK AYRIŞIM’’ başlatılmış olup, bunun neticesi olarak da Anadolu coğrafyasına ayrılık tohumları bizzat Özal tarafından ekilmiştir.

Anadolu en az 10.000 yıllık bir Türk yurdudur. Hatta daha da fazla.

Cumhuriyet rejimi, bir Türkleştirme macerası değil aksine 730 yılında ORHUN KİTÂBELERİNDE ADI GEÇEN TÜRK BUDUNU’NA (Türk milletine) dönülerek, yitirilen TÜRKLÜK BİLİNCİNİN yeniden kazanılma sürecidir.

Atatürk, Zeki Velidi Togan’a elindeki bütün tarihi vesikaları vererek, ondan Anadolu’da en az dokuz bin yıllık bir Türk tarihi yazmasını istemesi bunun en büyük delilidir.

KİRLİ OYUN!

Türkiye’mizde yazılan tarih dersi kitapları, yazım işlemi bittikten sonra ABD de ki o meşhur Tarih Enstitüsüne gönderilir. Burada yeniden elden geçirilerek bize ”Şu kısmı tamamen çıkarın, şu kısmı değiştirip şöyle yazın” şeklinde tâlimat verilir.

Emir büyük yerden geldiği için bizimkiler de CONİ AMCALARININ dediklerini harfiyen yerine getirerek, istenilen ekleme ve çıkarmaları yapmakta bir mahsur görmezler!

Bu yüzdendir ki bugün okullarımızda okutulan tarih ders kitâplarında, bir şehir devletinden ibaret olan Trabzon’da ki Kommenler, RUM PONTUS İMPARATORLUĞU olarak geçerken, Türklerin Anadolu’ya gelişleri ise 1071 olarak gösterilmektedir.

Şayet, Trabzon’da bir Rum Pontus İmparatorluğu var ise, bu İmparatorluğun en az 300-500 km öteden başlayan bir sınırının olması gerekmez mi?

O sınır geçildiğinde savaş başlamaz mı?

Lâkin, Fatih Sultan Han Trabzon surlarının dibine kadar hiç bir güçle karşılaşmadan gelip şehri kuşatmıştır. Bu demek oluyor ki ortada sadece bir ”Şehir Devleti” var iken, ABD dayatmasıyla biz bunu çocuklarımıza Rum Pontus İmparatorluğu şeklinde okutuyoruz.

Diğer bir dayatma ise;

Türklerin Anadolu’ya gelişleri kasten 1071 olarak gösterilerek, Türklerin Anadolu’da ki varlıkları 900 küsur seneyle sınırlandırılmak istenir.

Son yıllarda, Türk’ün ANDINA, Türk ismine, Türk kimliğine, Türk’ün varlığına karşı artan saldırılar, hatta Türk ismini Anayasadan silmeye kadar varan nankörlükler üzerine birkaç söz söylemek gerekirse ki her zamankinden daha çok gerekiyor!

Türk milleti olarak çeşitli nankörlüklerle karşılaştığımızda fazla üzülmememiz gerekmektedir. Bazı şerefsizlerin şerefsizliklerini onların tabiatları gereği olan davranış şekilleri olarak görmeliyiz.

İnsanı bir pıhtıdan yaratan ve kendisine akıl, sağlık ve daha sayılamayacak kadar birçok nimetleri sunan Allah’a karşı nankörlük eden bir insanın; bütün imkânlarından istifade etmesinin yanında, soyunun- Sopunun bu günlere kadar gelmesini sağlayıp kendisini en üst makamlarına kadar yükselten Türk milletine karşı nankörleşip ihanet etmesi gayet normaldir, çünkü bu tipler, imandan, vicdandan, ahlâk ve sadakat duygusundan mahrum birer şeref fukarasıdırlar.

GÜNÜMÜZ DALLAMALARININ SALLAMALARI!

Atatürk’ün sözleri, bugünkü dallamaların sallamalarına benzemez, mutlaka sağlam bir kaynağa dayanırdı. Çünkü O’ resmi kayıtlara göre 3 bin 997 kitap okuyan ve okuduğu sayfalara kendi el yazısıyla notlar düşen bir üstün şahsiyetti.

Atatürk’ün okuduğu kitapların;

2 bin 151’i Anıtkabir,

1741’i Çankaya Köşkü,

102’si İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi,

3’ü ise Samsun İl Halk Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Alıntı: ORHAN KILIÇOĞLU

Posted in Gündem | ATATÜRK’ÜN BUDUNA DÖNÜŞÜ VE ÖZAL FİTNESİ. için yorumlar kapalı
Kas 12

TARİHTE BUGÜN

12 Kasım:

1912 – İspanya Başbakanı José Canalejassuikast sonucu öldürüldü.

1918 – Avusturya‘da cumhuriyet ilan edildi.

1990 – Japon İmparatoru Akihitotaç giydi.

1998 – PKK lideri Abdullah ÖcalanRoma havaalanında yakalandı.

2014 – Rosetta uzay aracından ayrılan Philae keşif aracı, 67P adlı kuyruklu yıldıza indi.

Auguste Rodin (d. 1840)

Elizabeth Gaskell (ö. 1865)

Celal Talabani (d. 1933)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 12

“AH GENÇLİK AH!”

«Millî Mücadele yıllarının gazetecilerinden Süreyya Sami Berkem’in “Unutulmuş Günler” adlı kitabında (58 yıldır yeni baskısı yapılmamış nadir kitap) Milli mücadele, gazetecilik ve Atatürk hakkında önemli bilgiler mevcuttur.

Süreyya Sami Bey Konya’da Babalık gazetesini çıkardığı tarihte; Atatürk’ün kendisini uyardığını düşüncelerini çok sert üslupla yazdığını belirterek kendisine şöyle nasihat verdiğini anlatıyor.

Atatürk:
“ – Yazılarını takip ediyorum. Güzel yazıyorsun, fakat hücumlarının hepsi cepheden oluyor. Çevirme hareketiyle yapılan hücumlar, ekseriya cepheden yapılan hücumlardan daha az zararlı, fakat daha etkili ve daha kesindir. Bunu tecrübe et.”

Süreyya Sami Berkem:
“ – İkazınızdan dolayı minnettarım Paşam. Yalnız şunu arz edeyim ki bendeniz askerlikten anlamam ve çevirme hareketiyle cepheden hücumun farklarını bilmem. İdealist bir yazıcıyım, hiçbir şeyden korkmam ve hiçbir tehlikeyi hesaba katmam.”

Benim bu saf sözlerime güldüler ve dediler ki:

“Ah gençlik, ah!… Sana bir hikâye anlatayım; O zaman Selanik’te bulunuyordum, Yüzbaşı idim. Bir de Kolağası amirim vardı. Bir gün kışlada beni odasına çağırdı, gittim. Yapılan bir işten dolayı sert sert bazı tenkitlerde bulundu. İzzeti nefsimi rencide edilmiş sayarak bilir misiniz nasıl bir mukabelede bulundum.?

Derhal fırladım, kapıya koşup kanadını yerinden sökerek amirimin başına indirdim! Bereket versin adamcağız tehlikeyi sezerek derhal masanın altına sığınmak suretiyle kendini ölümden, beni de katil olmak felaketinden kurtardı.

Şimdi düşünüyorum da hareketime nadim (pişman) oluyorum. Bu gün aynı hal karşısında bulunsam hiç şüphe yok ki başka türlü hareket ederim.”

Fakat o zaman damarlarımda gençliğin azgın, taşkın, kayıt ve şart bilmez kanı dolaşıyordu.. İstediklerimizin hepsi olacaktır. Ancak zamanını seçmek lazım. Her şeyi birden yapamayız; sıra beklemek, reaksiyona meydan bırakmamak mecburiyetindeyiz. Dediğim gibi, bazen hedefe dolambaçlı yollardan gitmek, cephe hücumundan daha emin ve daha salimdir.”»

Kaynakça:
* Atilla Oralʼın yazısından alıntıdır.
* Berkem, Süreyya Sami, Unutulmuş Günler, “Atamıza ait bir hatıra” Hilmi Kitabevi, İstanbul, 1960, sayfa: 99
(7 Gün mecmuasının 6 Aralık 1938 tarihli nüshasında “Mustafa Kemal’in hiddeti” başlığıyla çıktığı Süreyya Sami Bey tarafından belirtiliyor.)

Posted in Hikayeler | “AH GENÇLİK AH!” için yorumlar kapalı
Kas 11

TARİHTE BUGÜN

11 KasımPolonya Bağımsızlık Günü ve Birleşik Krallık‘ta Anma Günü

1805 – Üçüncü Koalisyon sırasında Dürenstein Muharebesi gerçekleşti.

1926 – ABD‘de ülkeyi boydan boya kateden U.S. Route 66 karayolu açıldı.

1938 – TBMMİsmet İnönü‘yü oybirliğiyle cumhurbaşkanı seçti.

1966 – NASAGemini 12‘yi uzaya fırlattı.

1975 – Angola Halk Cumhuriyeti kuruldu. Angola, Portekiz‘in sömürgesiydi.

Münir Ertegün (ö. 1944)

Demi Moore (d. 1962)

Yaser Arafat (ö. 2004)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 11

ANITKABİR’ İ NE KADAR BİLİYORUZ?

ANITKABİR’DE TÜRKLÜK SİMGELERİ

Yalnız Anıt-Kabir değil orası; Kanıt-Kabir, Tanıt-Kabir, Konut- Kabir, Yanıt-Kabir, Komut-Kabir’dir.

Düşün Türk çocuğu, o kabire eklenen uyakları iyi düşün…

Kanıtı gör, yanıtı al, konutu bil, tanıtı tanıt, komuta uy,.

Ve bu Anıt-Kabirdeki Türklük simgeleri…

Ziyaretçileri Atatürk’ün huzuruna hazırlamak için yapılmış olan 262 metre uzunluğundaki yolun iki yanında, oturmuş halde 24 aslan heykeli bulunmaktadır. Bu sayı 24 Oğuz Boyu’nu temsil eder. Anadolu’da uygarlık kuran Hititler’in sanat üslubu ile yapılan bu aslan heykelleri, güç ve görkemi de simgelerler.

Anıtkabir’de, simetri gözetilerek yerleştirilmiş 10 tane kule var. Bu kulelere Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşumunda etkisi olan önemli kavramları temsil eden Mehmetçik Kulesi, Müdafaa-i Hukuk Kulesi, Zafer Kulesi, İstiklâl Kulesi, Hürriyet Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Millî Kulesi, İnkılap Kulesi, Cumhuriyet Kulesi isimleri verilmiş. Kareye yakın dikdörtgen kulelerin üzeri piramit biçiminde çatıyla örtülüdür. Çatıların tepesinde ise eski Türk çadırlarında görülen tunç mızrak ucu vardır. Anıtkabir’in 28 basamaklı tören meydanına giriş merdivenlerinin ortasında, tek parçalı yüksek bir direk üzerinde Türk bayrağı dalgalanır. 33.53 metre yüksekliğindeki bu direk, Avrupa’daki tek parça çelik bayrak direklerinin en yükseğidir.

ANITKABİR ADETA ULUSLARARASI BİR BARIŞ PARKIDIR

Anıtkabir’i tasarlayanlar, Atatürk’ün sadece bedenini orada toprağa vermek için değil, Atatürk’ün fikirlerini orada yaşatmak için tasarladılar.

“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” vizyonundan ilham alarak, Anıtkabir’i çepeçevre sarmalayacak bir ormanı, Uluslararası Barış Parkı’nı oluşturmaya karar verdiler.

Yurtta Barış’ı temsilen Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Samsun fidanlıklarında yetiştirilen, on binlerce fidanı getirdiler.

Dünyada Barış’ı temsilen de, 24 ülkeye davette bulundular.

Şu listeyi sabırla, tekrar tekrar okumanızı rica ederim;

Amerika Birleşik Devletleri; 301 mavi ladin, 100 mavi selvi, 100 sedir fidanı gönderdi.

Afganistan; 15 akkavak, 10 nesteren gül, 12 çitlenbik fidanı gönderdi.

Avusturya; 55 dağ çamı.

Almanya: 25 Meşe, 10 Huş ağacı, 13 Ihlamur, 5 Atlas sediri, 5 Selvi, 8 Pinus çamı, 17 Erik, 5 Ardıç, 200 Gül.

Belçika: 10 Dağ muşmulası, 13 Şimşir, 12 Top mazı, 12 Ardıç, 12 Sedir, 12 Akçaağaç, 12 Porsuk, 12 göknar, 12 sarıçam.

Danimarka; 20 Kayın.

Finlandiya; 275 Huş ağacı.

Fransa; 10 Kızılağaç, 10 Sarıçam, 10 Sahil çamı, 10 Fıstık çamı, 10 Avrupa melezi, 10 Göknar, 10 Ayın, 10 Ladin.

Çin; Armand çamı ve Çin Göknar tohumu.

Hindistan; 289 Sahil çamı.

Irak; 20 Musul fıstığı.

İngiltere; 50 Kiraz ağacı, 50 Porsuk, 100 Karaçam, 50 meşe.

İspanya; 1 Karaağaç, 1 Selvi, 4 Sahil çamı, 1 Dişbudak, 2 Kestane, 3 Ardıç, 1 Ceviz, 1 Meşe.

İsrail; 30 Sahil çamı.

İsveç; 10 huş ağacı.

İtalya; 5 Karayemiş, 5 Selvi, 8 Fıstık çamı, 10 Mavi selvi, 5 Karaçam, 7 Sedir.

Japonya; 35 Kiraz ağacı.

Kanada; 30 Akçaağaç.

Kıbrıs; 5 çam.

Mısır; 8 Akkavak, 6 Katalpa, 6 Gladiçya, 6 Akasya, 6 Salkım akasya.

Norveç; 12 Gürgen.

Portekiz; 50 Selvi, 50 Sahil çamı.

Yugoslavya; 10 Ihlamur, 5 Sofora, 5 kestane, 10 Erguvan,10 Çınar, 20 Kavak, 5 Katalpa, 5 Fındık, 5 Maklora, 10 Çitlenbik, 20 Meşe, 20 Polyanta gül, 20 Gül, 19 Mazı, 11 Selvi, 5 Ardıç, 8 Karaçam, 10 Huş, 1 Alıç, 10 Taflan, 10 Berberis, 2 Mavi sedir, 20 Yatık ardıç, 10 Leylak 15- 6 Karayemiş, 6 Mahonya, 3 Porsuk, 10 Söğüt.

Yunanistan; 5 Kayın, 5 Göknar, 5 Porsuk, 5 Çobanpüskülü, 5 Karaçam fidanı gönderdi, ekildi.

Ki o ağaçlar…

Mustafa Kemal Atatürk’ün neden gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı olduğunu size ispat etmektedir.

💙BAZI BORÇLAR ÖDENMEZ💙

Alıntı

Posted in Gündem | ANITKABİR’ İ NE KADAR BİLİYORUZ? için yorumlar kapalı
Kas 10

TARİHTE BUGÜN

10 KasımAtatürk’ü Anma Günü

1444 – Varna Muharebesi gerçekleşti.

1775 – ABD Deniz Piyadeleri adı verilen askeri hizmet birimi, ABD Deniz Kuvvetleri bünyesinde kuruldu.

1928 – Michinomiya HirohitoJaponya imparatoru olarak taç giydi.

1953 – Atatürk‘ün Etnografya Müzesi‘nde bulunan naaşı, düzenlenen törenle Anıtkabir‘e nakledildi.

1970 – Ay aracı Lunohod 1Sovyetler Birliği‘nce fırlatıldı.

Martin Luther (d. 1483)

Leonid Brejnev (ö. 1982)

Daniel James (d. 1997)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı