Oca 09

TARİHTE BUGÜN

9 Ocak:

1878 – I. Umberto tahta çıkarak İtalya kralı oldu.

1916 – Gelibolu Muharebeleri, Osmanlı kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlandı.

1917 – I. Dünya Savaşı sırasında Telelrefah Muharebesi gerçekleşti.

1941 – Ağır-bombardıman uçağı Avro Lancaster, ilk uçuşunu gerçekleştirdi.

2007 – Apple CEO’su Steve JobsiPhone‘u tanıttı.

Simone de Beauvoir (d. 1908)

Imelda Staunton (d. 1956)

Halide Edib Adıvar (ö. 1964)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 09

BİLEN VAR MI?

Her şeyde bir hareket her şeyde bir dönüş var

Ömürde bir başlangıç ömürde bir finiş var

Her bir şey düz değildir hem yokuş var iniş var

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Hakikatti bırakıp yalanı anmayın ha!

Dönekleri boş verin onlara kanmayın ha!

Dönüşler gerçek olsun sizler de yanmayın ha!

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Maddenin yapısında hep dönmek var aslında 

Güneş ve Ay dönüyor Dünya’nın etrafında

Dünya her an dönmekte kimler bunun farkında

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Maddenin yapısını alim ilim biliyor

Kimileri geliyor kimileri gidiyor

Bütün canlılar gibi gezegenler ölüyor

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Gelmişiz bu Dünya’ya döneceğiz elbette

Hatta bir yıldız gibi söneceğiz elbette

Bir gün dört kollu sala bineceğiz elbette

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Bu döngünün içinde nelerle meşgulüz biz

Aklımız hiç almadı çözülemedi bu giz

Koskoca kâinatta toz gibiyiz bir hiçiz

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Şöyle bir düşünelim ciddi ciddi bir kere

Kalsın gözlerden perde kalpler gerçeği göre

Dönüyoruz kardeşim geldiğimiz öz yere

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BİLEN VAR MI? için yorumlar kapalı
Oca 08

TARİHTE BUGÜN

7 Ocak:

1610 – İtalyan astronom Galileo GalileiJüpiter‘in dört uydusunu tespit etti.

1904 – İki yıl sonra yerini SOS sinyaline bırakan CQD tehlike sinyalinin kullanımı başladı.

1985 – Japonya‘nın ilk gezegenler arası uzay aracı olan SakigakeUchinoura Uzay Merkezi‘nden uzaya fırlatıldı.

2015 – Hiciv dergisi Charlie Hebdo‘nun Paris‘teki ofisine saldırı yapıldı.

2019 – Ferrari‘de, Maurizio Arrivabene‘nin yerine Mattia Binotto getirildi.

Nikola Tesla (ö. 1943)

Nicolas Cage (d. 1964)

Hirohito (ö. 1989)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 08

TRUMP İŞTE BU!

Dedesi, genelev işletiyordu!

“Dedesi genelevci, babası Ku Klux Klan, böyle bir ailede büyümüş, iflastan dolandırıcılığa, vergi kaçakçılığından pornoya kadar, her türlü pisliğe adı bulaşmış, bir yandan kumarhane, öbür yandan sahte hayır kurumu, çakma üniversite, ahlaki zafiyetlere sahip fırıldak bir iş adamı…

Sözcü’de Yılmaz Özdil Trump’ın hayat hikayesini yazdı:

“Trump’ın dedesi, genelev işletiyordu… Aslında Alman’dı, 16 yaşındayken ailesiyle birlikte ABD’ye göç etmişti, New York’ta eniştesinin yanında berber çırağı olarak çalışıyordu, altına hücum başlayınca, altın arayanların peşine takıldı, lokanta açtı, sonra genelev açtı, altın arayanlara kadın sattı.

Amerikan vatandaşı oldu, sonra yeteri kadar para kazandığını düşünüp Almanya’ya geri döndü, ama, asker kaçağı olduğu için Alman vatandaşlığına geri kabul edilmedi, sınırdışı edildi, mecburen gene ABD’ye geldi.

Bir oğlu oldu, Trump’ın babası doğdu, Trump’ın babası Trump’ın dedesinin genelevden kazandığı parayla müteahhitliğe başladı, ırkçıydı, beyazları üstün ırk, siyahları insan bile olmayan köleler olarak görüyordu, Ku Klux Klan’a katıldı, ırkçı suçlara karıştığı için tutuklandı, hapis yattı.

Sonra New York’ta konut işine girdi, siyahlara daire satmıyordu, iki oğlu oldu, Donald Trump ve kardeşi doğdu, Donald’ın kardeşi sabıkalıydı, alkol bağımlısıydı, alkol komasından öldü, dedesi ve babası yüzünden berbat bir çocukluk yaşayan Donald’ı hapçı olmasın, adam olsun diye askeri okula gönderdiler, gitti, mezun oldu ama, subay olmak istemedi, hatta “ayağımda topuk dikeni var” filan mazeretiyle Vietnam Savaşı’na bile katılmadı, oradan da kaçtı.

Babası gibi müteahhit oldu, eski binalar alıp, otel yaptı, yüklü para kazandı, gökdelenler dikmeye başladı, zenginlik yetmiyordu, şöhret olmak istiyordu, NBC televizyonunda program yapmaya başladı, televizyon ünlüsü oldu, üç defa evlendi, beş çocuğu oldu, on torunu oldu, ilk evliliğini Çek model Ivana’yla yaptı.

Herhangi bir ideolojisi yoktu, şahsi çıkarları için ikili oynadı, hem Demokrat Parti adaylarına para verdi, hem Cumhuriyetçi Parti adaylarına para verdi, 2000 yılında Reform Partisi’nden ABD başkan adayı oldu, bu adaylığını popülaritesini arttırmak için kullandı, seçimden önce yarıştan çekildi, gitti Cumhuriyetçi Parti’ye girdi, oradan başkan adayı oldu.

Müteahhitliği sırasında 400 milyon dolarlık bir kredinin altından kalkamadı, iflas etti, konkordato ilan etti, sıyırmayı başardı, havayolu şirketi kurdu, orası da iflas etti, casino işine girdi, Atlantic City’de kumarhane açtı, kumarhane işinde de batma noktasına geldi, hepsini sattı, paravan şirketler kurduğu ortaya çıktı, devletle mahkemelik oldu, kendi adıyla Trump Üniversitesi kurdu, aslında üniversite filan değildi, emlakçı sertifikası veren eğitim kursuydu, New York eyalet yönetimi tarafından “üniversite” sıfatını kullanması yasaklandı, “tüketiciyi kandırdığı” gerekçesiyle mahkemeye verildi, 25 milyon dolar tazminat ödemek zorunda kaldı.

Sonra gitti kendi adıyla vakıf kurdu, New York Eyalet Başsavcılığı tarafından dava açıldı, hayır kurumları yasasını ihlal etmek ve vergi kaçakçılığından yargılandı, USA Today gazetesinin derleme haberine göre, ABD başkanı oluncaya kadar 4.000’den fazla eyalet ve federal davaya konu oldu.

Tıpkı babası gibi, kendi mülklerinde ırk ayrımcılığı yapmakla bile suçlandı, çocuklara cinsel istismar ve seks ticaretiyle tanınan Epstein’in en yakın arkadaşlarından biriydi, porno yıldızıyla ilişkisi olduğu ortaya çıktı, bundan önceki başkanlık seçimini kaybettiğinde, Washington darbenin eşiğinden döndü.”

YANİ SAF KAN GENETİK BİR SOROSPU ÇOCUĞUDUR !!!—————

Alıntı

Posted in Gündem | TRUMP İŞTE BU! için yorumlar kapalı
Oca 07

ALTIN SÖZLER

* “Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.” Hz. Ali

*  Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen adamdır…”
Konfüçyüs

* “Herkes tarafından sevilen insan iyi insan değildir.” Hz. Ali

* “Gerçeği söylemek, insana düşman kazandırır.” İskoç atasözü

* “Dikkat, karanlıkta bir mum gibidir; ne kadar çok dikkat ederseniz, o kadar parlar.” Seneca                                               

* “Yalan dört nala gider, gerçek adım adım yürür, fakat gene de vaktinde yetişir.” Norveç atasözü

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 06

TARİHTE BUGÜN

6 Ocak:

1066 – Harold Godwinson taç giyerek İngiltere‘nin son Anglosakson kralı oldu.

1449 – XI. KonstantinosBizans imparatoru oldu.

1838 – Samuel Morsetelgrafı kamuya tanıttı.

1870 – Viyana‘da Wiener Musikverein açıldı.

2019 – Malezya kralı V. Muhammed, görevinden istifa etti.

Jeanne d’Arc (d. 1412)

Vecihi Hürkuş (d. 1896)

Theodore Roosevelt (ö. 1919)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 06

DOĞU TÜRKİSTAN

Bu bir fotoğraftan öte hürriyet aşkının ifadesidir.…
Bu, bir Doğu Türkistan’ın diz çökmüş ama teslim olmamış hâlidir.

Bir Ramazan ayı  gecesi…
Doğu Türkistan’ın bir köyünde, karanlığın bile korkudan sesini kıstığı bir anda al bayrak açılıyor.
O bayrak; sınırları aşarak, can pahasına, kan pahasına, gizli yollarla getirilmiş.
Getiren de biliyor, açan da biliyor:
Bu bayrağın bedeli ölümdür.

Eğer Çinliler görürse;
İdam vardır, akıl almaz işkenceler vardır, ömür boyu zindan vardır.
Ama yine de açılır.
Çünkü bu bayrak, canla değil, namusla ilgilidir.

Diz çökenler korkudan değil, hürmetten diz çöker.
Kadınların gözlerinde vatan hasreti, erkeklerin yüreğinde bastırılmış bir haykırış vardır.
Çocuklar konuşmaz…
Çünkü bu millet acıyı küçük yaşta öğrenir.

Kur’an-ı Kerim, bayrağın yanına konur.
Biri bayrağı öper, biri alnına koyar, biri uzun uzun bakar…
Sanki İstanbul’a, Ankara’ya bakar gibi, sanki Orhun’a, sanki ecdadına bakar gibi…

O an edilen dualar sadece hayatta kalmak için değildir.
O dualar Türklüğün ayakta kalması içindir.
O dualar istiklal içindir.

Bayram günlerinde açılır.
Ramazan gecelerinde açılır.
Doğu Türkistan’ın kuruluş günlerinde açılır.
Ve her seferinde tekrar gizlenir.

Ama bilin ki:
Bayrak katlanır, dava katlanmaz.
Eller çözülür, yemin çözülmez.
Korku vardır ama teslimiyet yoktur.

Bu kare şunu haykırır:
Türk bayrağı Doğu Türkistan’da yasak olabilir, ama Türk yüreğinde asla!

Ve bir gün…
O bayrak gizli odalarda değil, gökyüzüne karşı dalgalanacaktır.
Çünkü Türk’ün duası gecikir ama kaybolmaz.

#Doğu Türkistan

Posted in Gündem | DOĞU TÜRKİSTAN için yorumlar kapalı
Oca 05

TARİHTE BUGÜN

5 Ocak:

1933 – Golden Gate Köprüsü‘nün yapımına başlandı.

1919 – Almanya’da daha sonra Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi adını alacak olan Alman İşçi Partisi kuruldu.

1953 – Paris‘te Godot’yu Beklerken‘in ilk gösterimi yapıldı.

1968 – Çekoslovakya‘da Prag Baharı başladı.

2005 – Bilinen en büyük cüce gezegen Eris keşfedildi.

Umberto Eco (d. 1932)

I. Juan Carlos (d. 1938)

Arif Nihat Asya (ö. 1975)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 05

TÜRK TARİHİNDEN ÜÇ ÖRNEK

Türklerin en az bildiği şey, kendi tarihleridir. Yani Türk’lerin tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti tarihidir. Yaşanan onca zorluklar, Türklere uygulanan sömürü ve soykırımlar, yeryüzünün en büyük katliamları, en acımasız vahşetleri, en büyük ihanetleri sanki hiç yaşanmamış gibidir. Aynı ihanetin bugünkü aktörleri de geçmişte neler olduğunu bilmelidirler ki, gelecekte başlarına nelerin geleceği bilsinler. Hem ibret alsınlar hem de ayaklarını denk alsınlar.

Bugün üç ihanet öyküsünü okuyacaksınız.

Kurtuluş Şavaşı sırasında bir “Ali Kemal” hikayesidir gider. Halk arasında “Artin Kemal” adıyla tanınan Ali Kemal, milli mücadele aleyhine ve işgal güçlerini destekleyen yazılarıyla tanınmış, ihanetin sembolü haline gelmiş bir gazetecidir. “Peyam-ı Sabah” adıyla çıkardığı gazetesinde, 25 Nisan 1920 tarihinde Atatürk için “İdam, idam, idam. Mustafa Kemal cezasını bulacak”, Kurtuluş Savaşı’nı yapan Türk Milleti için

“Bu mahluklar kadar başları ezilecek yılanlar tasavvur edilemez.

Düşmanlar onlardan bin kerre iyidir..” diye yazmıştır.

Yakalandıktan sonra sorgusunda “Ben Türk Milletinde bu kadar büyük yaşama gayreti ve mücadele ruhu olduğunu bilmiyordum. Bu bilgisizliğimden dolayı da mazur görülmeliyim, çünkü hayatımın büyük bölümü yurt dışında geçmiştir.” demiştir.

Sorgudan çıkarılırken kendisini tanıyan halk tarafından bir anda linç edilmiş, yanında bulunan ve onu korumak isteyen görevliler dahi yaralanmıştır. Ali Kemal’in İzmit’te linç edilmesinden sonra, İstanbul’da ne kadar işbirlikçi Mütareke basın mensubu varsa Amerikan elçiliklerine ve limanda bekleyen İngiliz gemilerine sığınmışlardır. Ne gariptir ki; oğlu Sn. Zeki Kuneralp, Madrid Büyükelçiği görevinde iken, karısı da Ermeniler tarafından öldürülmüştür.

Ama şimdi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti sayfalarında, önceleri “Basın Şehidi” şimdilerde ise “Öldürülen Gazeteciler Başlığı” altında, Ali Kemal’in adı, Hırant Dink ile birlikte, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın isimleri ile yanyana geçmektedir.

Gelelim “ibretlik” ikinci olayımıza:

Dinsel bir sıfat taşıyan “Sait Molla” 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra, Protestan misyoneri papaz Frew ile birlikte “İngiliz Muhibleri -Sevenleri- Cemiyetini” kurmuştur. İngiliz Muhibleri Derneği’nin, İstanbul’un işgalinden sonraki ilk bildirisi, 21 Mart 1920’de Alemdar Gazetesinde “İngiliz dostlarımız biraz geç kaldılar, daha önce gelmeliydiler.” olmuştur.

Sait Molla, 4.11.1919’da papaz Frew’e yazdığı mektubunda; “Aziz üstadım Frew, Kürt Teali Cemiyeti’ndeki yakın dostlarımızla görüştüm. Kürt aşiretlerinin yaşadığı bölgede büyük bir ödeneğe ihtiyaç vardır. Aksi halde ayaklanmayı teşvik edemeyiz” diye yazmıştır. Kurtuluş Savaşı sonrası Yunanistan’a kaçan Molla Sait, hizmet ettiği yunanlılar tarafından hapise atılmış, ihanet ve sefalet içinde ömrünü tamamlamıştır.

Manisa Mutasarrıf’ı (Valisi) Hüsnüyadis’in hikayesi:

Hüsnü Bey ve sülalesi, Türk oldukları için Girit’ten kovulmuşlar, Manisa’ya yerleşmişler, Hüsnü Bey vali seçildiği Manisa’da üç yıl boyunca, Yunan işgal güçleriyle sarmaş-dolaş yaşayarak işbirlikçi olmuştur. Fahrettin Altay Paşa’nın süvarileri Manisa’ya yaklaşırken, Yunan askerleri bir günde Manisa’da 3500 kişiyi diri diri yakmış, 1500 kişiyi kurşunlayarak 5000 kişiyi öldürmüştür. Bu sırada Hüsnüyadis, Yunan işgal güçleri komutanı General Bagorçiye, Manisa’yı terketmemeleri için yalvarıyordu!

Daha sonra kaçtığı Yunanistan’da bir kilisenin terkedilmiş bir köşesine atılan mezarının başına “haçı kırık” bir mezartaşı dikilerek üzerine “Palio Turko- Serseri Türk” yazılarak tarihin çöplüğüne atılmıştır.

Bu hainlerin ruhlarını, ihanet beslemektedir. Ekmeğini yedikleri ülkeye de, adına ihanet ettikleri ülkeye de yaranamamış, kaçınılmaz ve ortak sonlarından kurtulamamışlardır. Bunların “şimdiki numuneleri” de aynı sondan kurtulamayacaklardır.

Ey! Artin Kemal’ler, Sait Molla’lar, Hüsnüyadis’ler… İbret alın ve ayağınızı denk alın…

Not: Yazıda geçen bilgilerin çoğu, A. Nedim Çakmak’ın “İşgal Günlerindeki İşbirlikçiler” kitabından alınmıştır.

Av. A. A Erdem Akyüz

Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı

erdemak@gmail.com, 16.07.07

https://ahmetsaltik.net/…/artin-kemaller-sait-mollalar…/
Posted in Gündem | TÜRK TARİHİNDEN ÜÇ ÖRNEK için yorumlar kapalı