May 07

ADALET

ADALET

Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretmen bir anda,

“Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der.

Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder.

Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiçbirinden tek bir ses bile çıkmaz…

Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyor, başlamış derse.

Hoca: “Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar…

Birçok cevap gelmiş, bir öğrenci düzeni korumak, diğeri toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için, öbürü yaşam haklarını idame ettirmek, bir başkası devlete güveni, o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için, bir diğeri her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için…

Hoca başka diye tekrar sorunca bir öğrenci de “Adalet için diye cevap vermiş.

Bu cevabı verene hoca parmağı ile işaret ederek işte aradığım cevap bu dercesine “peki az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?”, herkeste aynı cevap “evet hocam”.

Öğretim görevlisi sınıf kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler, herkes bunun bir senaryo, oyun olduğunu anlar.

Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz;

“Peki buna hepiniz şahit oldunuz, neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz, arkadaşınızın hakkını savunmadınız?

Herkes susar çıt yok. Hoca bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var, bunu size 100 saat sınıfta ders versem anlatamazdım der ve son sözlerini söyleyip dersi bitirir.

“Asla bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetin de olmayın, o yılan bir gün mutlaka sizi de sokacaktır.”

“Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar haysiyet ve onurlarını kaybetmeye mahkumdur.”

“Bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.”

ADALET HER CANLI İÇİN GEREKLİDİR.

Posted in Hikayeler | ADALET için yorumlar kapalı
May 06

TARİHTE BUGÜN

5 Mayıs:

553 – İmparator I. Justinianus‘un çağrısı ile İkinci Konstantinopolis Konsili toplandı.

1260 – Kubilay HanMoğol imparatoru oldu.

1949 – BelçikaİngiltereDanimarkaFransaHollandaİrlandaİsveçİtalyaLüksemburgNorveç; bir araya gelerek Avrupa Konseyi‘ni kurdu.

1950 – Bhumibol AdulyadejTayland kralı olarak taç giydi.

1990 – Konstandinos KaramanlisYunanistan Cumhurbaşkanı oldu.

Karl Marx (d. 1818)

Napolyon Bonapart (ö. 1821)

Atıf Yılmaz (ö. 2006)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 06

ŞİRAZE- ŞAFT- ZIVANA

ŞİRAZE- ŞAFT- ZIVANA

    Şiraze, Farsçadan dilimize geçen bir kelimedir. Ciltçilikte, kitap sayfalarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit anlamında kullanılır. Şiraze düzgün olmazsa sayfalar dengelenmez. Ciltlenen kitap, sarmal çıkılan merdiven misali yamulur.

    İngilizceden dilimize geçen şaft (shaft); “çubuk, mil, eksen” anlamındadır. Şaft, motordan aldığı dönme hareketini tekerleklere ileterek aracın hareketini sağlar.

     Zıvana yine Farsça “Zuban” sözcüğünden türetilmiştir. Birbirine geçecek iki parçadan yapılan parça ve onun gireceği delikten oluşan tertibattaki dile verilen addır.

     Zengin bir dil olan Türkçemiz, dışarıdan aldığı kelimelerle deyim yapma özelliğine sahip olduğu için şirazeye ve şafta kaymak, zıvanaya da çıkmak fillerini ekleyerek üç adet deyim oluşturmuştur. Dengesini yitirmek, kontrolünü kaybetmek, tutarsız davranmak anlamlarında; “Şirazesi kaymak”, yalpalamak ve sarsılmak anlamında “şaftı kaymak”; dengesini kaybetmek, taşkınca hareketlerde bulunmak anlamlarında da “ zıvanadan çıkmak” deyimleri bu yolla türetilmiştir.

     Peki, bu üç deyimi niçin bir araya getirdin diyenlere tek cümle ile “günümüz Türkiye’sinin mevcut durumu başka şekilde anlatamadım da ondan”, diyorum.

     Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre yeryüzünde 193 ülke var. Allah aşkına söyler misiniz bizim gibi hemen her gün hop oturup hop kalkan dengesiz kaç ülke var? İster “şirazesine”, ister “şaftının kaymasına” olmadı “zıvanadan çıkmasına” bağlayın; ama hakikat şu ki bu kadar olumsuzluğu bir arada ve ardı ardına yaşayan başka bir ülke yok.

     Siz, Anayasamızın ilk üç maddesinde ifadesini bulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini kenarından köşesinden yontmaya devam ederseniz…

     Siz, “Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir.” temel prensibinin tecelli ettiği TBMM’nin yetkilerinin daraltır, kuvvetler ayrılığı ilkesini rafa kaldırır, ülkenin birlik ve bütünlüğünün teminatı/ temsilcisi olan Cumhurbaşkanının bir siyasi partinin genel başkanı yaparsanız…

     Siz; camiye, kışlaya, okula siyaset sokmaya devam ederseniz…

     Siz, kör topal giden demokrasimizi akıl ve bilimden uzaklaştırır; sağır, dilsiz, sorgusuz, tepkisiz hale getirirseniz…

     Bu ülkenin şirazesi kayar!

     Siz, vicdanlarınızla özgür yaşamak dururken cüzdanlarınızla emperyalizme köle olmaya talip olursanız,

     Siz, devletin bütün kurum ve kuruluşlarını siyasi bir partinin genel başkanının iki dudağının arasından çıkacak sözlere mahkûm ederseniz…

     Siz, borçlanmayı marifet sayar Duyunu Umumiye’yi çağrıştıracak bir biçimde ülkeyi 520 milyar dolar borca sokar sonra hiçbir şey olmamış gibi lüks ve gösterişte sınır tanımaz, har vurup harman savurmaya devam ederseniz…

     Siz, devleti küçültmek adı altında limanlarınızı, fabrikalarınızı, işletmelerimizi, madenlerimizi yetmedi topraklarınızı yabancılara ve çok uluslu şirketlere devreden ya da satarsanız…

     Siz, yaşanan işsizliği önlemek için TÜİK başkanı sözünüzü dinlemezse değiştirir, rakamlarla oynayarak yönettiklerinizi açlığa mahkum ederseniz…

     Siz, tarımda uyguladığınız hatalı politikalarla ülkeyi; buğdayı, eti, samanı, soğanı dışarıdan ithal eder duruma getirirseniz…

     Bu ülkenin şaftı kayar!

     Siz, yanlış eğitim sistemlerinizle geleceğimiz olan çocuklarımızı deneme tahtası yapar, onları zekâ ilgi yetenekleri doğrultusunda yetiştirmezseniz…

     Siz, Allah’la aldatmaya kalkar; dini; siyasetinize alet eder; çıkar, çıkın, ikbaliniz için dini yorar, yıpratır; insanları İslam’dan soğutursanız…

     Siz, yanlışa yanlış deme suçunu işleyen(!) gazetecileri hapse atarak basını susturmaya çalışırsanız…

     Siz, dün FETÖ ile bugün de başka cemaat, tarikat, vakıf ve benzeri örgütlerle kol kola girer; devleti birlikte yönetmeyi devlet yönetme olarak algılarsanız…

     Siz, bu ülkeyi başta komşuları olmak üzere dünya ülkeleri ile iyi ilişkiler kurmak yerine onları düşman ilan eder, ülkemizi yalnızlaştırırsanız…

     Siz, İsrail ve ABD’nin BOP değirmenine su taşıma yanlışlığını sürdürürseniz…

     Siz, liyakat ve ehliyet yerine adam kayırma ilkesizliğini devam ettirirseniz…

     Siz, hırsızlığı, talanı, yağmayı, rüşveti sıradanlaştırırsanız…

     Siz, işçinin, emekçinin alın terini gasp etmeye ve alın teri ile sefa sürmeye devam ederseniz…

     Siz, Sayıştay’ı, devletin denetleme mekanizmasını, devre dışı bırakırsanız…

     Siz, bu ülke insanlarını partinize yakınlığı ile değerlendirir; vatandaşları ayrıştırmaya, hor görmeye, ötekileştirmeye devam ederseniz…

     Siz, İftira, çamur atmak, bel atı vurmak; komplo, şantaj ve kumpası sıradan işler haline getirirseniz… 

     Ülkemiz de insanlarımız da zıvanadan çıkar.

     Bizim oylarımızla bizim adımıza bizi yönetenler ve yönetime talip olan siz, yanlışı savunacak kadar kör, doğruları inkâr edecek kadar nankör olma felsefenizi sürdürmeye devam ederseniz vallahi ülkemizin ne şirazesi ne de şaftı kalır. Şirazesi, şaftı kayan ülkelerin zıvanadan çıkmaları ise çok daha büyük felaketleri beraberlerinde getirir.

     Alıntı: Hadi Önal / Elazığ

Posted in Gündem | ŞİRAZE- ŞAFT- ZIVANA için yorumlar kapalı
May 05

TARİHTE BUGÜN

5 Mayıs:

553 – İmparator I. Justinianus‘un çağrısı ile İkinci Konstantinopolis Konsili toplandı.

1260 – Kubilay HanMoğol imparatoru oldu.

1949 – BelçikaİngiltereDanimarkaFransaHollandaİrlandaİsveçİtalyaLüksemburgNorveç; bir araya gelerek Avrupa Konseyi‘ni kurdu.

1950 – Bhumibol AdulyadejTayland kralı olarak taç giydi.

1990 – Konstandinos KaramanlisYunanistan Cumhurbaşkanı oldu.

Karl Marx (d. 1818)

Napolyon Bonapart (ö. 1821)

Atıf Yılmaz (ö. 2006)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 05

SENİ BENSİZ BENİ SENSİZ BIRAKMA

SENİ BENSİZ BENİ SENSİZ BIRAKMA

* * *

Noktası virgülü yok ki bu işin

Bana hayat verir candan gülüşün

Kalbime saplanır sessiz gidişin

Seni bensiz beni sensiz bırakma…

* * *

Elması andıran sevgin candır can

Damarda hücrede kalpte kandır kan

Sevgi ülkesinde Kağan, Handır Han

Seni bensiz beni sensiz bırakma…

* * *

Dalımdan koparıp kurutma beni

Çağıran toprağa verme bu teni

Şahlandır sevgiyle yüklü şu geni

Seni bensiz beni sensiz bırakma…

* * *

Dağları çölleri aşıyor aklım

Gecede gündüzde şaşıyor aklım

Nasıl bir yara bu kaşıyor aklım?

Seni bensiz beni sensiz bırakma…

* * *

Bülbülün bir güle tutkusudur bu…

Sonsuza çağrısı nutku sudur bu…

Her vakit Şahbaz’ın utkusudur bu…

Seni bensiz beni sensiz bırakma…

* * *

Sevgiye adaklı azmimiz olsun

Bu sevgi otağı kalbimiz olsun

Son buluşma yeri kabrimiz olsun

Seni bensiz beni sensiz bırakma…

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | SENİ BENSİZ BENİ SENSİZ BIRAKMA için yorumlar kapalı
May 04

TARİHTE BUGÜN

4 Mayıs:

1886 – Louisville, Kentucky‘de gerçekleşen Haymarket Olayında patlayan bomba nedeniyle 7 polis öldü, 69’u yaralandı.

1904 – Fransızların başarısız girişiminden sonra ABDPanama Kanalı‘nın inşasını üstlendi.

1924 – 1924 Yaz OlimpiyatlarıParis‘te başladı.

1926 – Birleşik Krallık‘ta yaklaşık 1,2 milyon madencinin katıldığı genel grev başladı.

1942 – II. Dünya Savaşı‘nda, Port Moresby‘ye doğru ilerleyen Japon kuvvetlerinin püskürtülmesiyle sonuçlanan Mercan Denizi Muharebesi başladı.

Hüsnü Mübarek (d. 1928)

Audrey Hepburn (d. 1929)

Josip Broz Tito (ö. 1980)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 04

Abdurrahman Dilipak’tan “TESPİT Mİ, TEŞHİS Mİ, İTİRAF MI?”

“TESPİT Mİ, TEŞHİS Mİ, İTİRAF MI?” Abdurrahman Dilipak’tan

“*Fuhuş, uyuşturucu, marka ve lüks tutkusu* derken, bizim ‘modern muhafazakarların’ geldiği nokta, dudaklarınızı uçuklatacak hale geldi.

*Su geçiren oje, abdeste mâni olmayan rujlarımız var artık*.

*Helal likör, helal bira, helal şampanyalarımız var*.

*Yakında helal etiketli rakı da* çıkar.

Hani biz başkalarına benzemeyecektik?

Siyasilerimiz, bürokrasimiz, ahlak zafiyeti içinde.

Bebeğin cinsiyetini tahmin partisi diye bir parti duydunuz mu siz?

After umre party var.

Eskiden hac ve umreden dönenlerin evinde tebrik ziyaretleri olurdu, tebriğe gelenlere tesbih ve seccade hediye edilirdi, ama bu işin bir adabı olurdu.

*Rock müzik eşliğinde zikir party’si* bile var artık.

Yatlarda happy birthday party gibi rezaletler de yok değil.

Hepsi tesettürlü tabii!

*Ramazan iftarını party’e* dönüştürenler var, şatafat, müzik, kadınlı erkekli rengarenk giysiler içinde semazenlerle başlıyor.

Baby shower party çıkmış.

Bekarlığa veda partisi adı altında fuhuşa özendirenler bile var.

*Tesettürlü ama, lüks, israf, ne istersen var*.

Artık bu işler için ajanslar var, altın kaplamalı pasta sunumlarına kadar, Körfez ülkelerindeki rezillikleri aratmayacak her şey var.

*Haram para cüzdanda durduğu gibi durmuyor*.

Bu işlerin içinde siyasilerin, bürokratların yakınları var.

Bunlar biliniyor.

*Yat partilerinde konken* oynayan tesettürlü hanımlar var.

*Başörtüsü başörtüsü olmaktan çıktı, aksesuara dönüştü*.

*Namazı spora*,

*orucu diyete* dönüştürürlerse, şaşmayın.

Hac da turizm olur.

Zaten adı şimdiden belli, *hac ve umre turizmi*.

*Kurban da kebap bayramı olunca*, bu iş tamam.

*Sakal bırak, başörtüsü tak, sonra onlar ne yapıyorsa aynısını yap*.

Seremoni, ritual, ikonalar, hepsi aynı.

Gay dergahlarına az kaldı.

*Aşağılık kompleksi bizi mahvediyor*.

Sadece makam sahiplerinin değil, *her* *seviyenin ayağı kayıyor*.

Yakında piercingli, tattolu imamlar görürsünüz.

Kimileri Lale Devri *sosyetesinin yaptıklarını* Osmanlı zannediyor, kimileri mevlidleri bile party’lere dönüştürüyor.

Artık *ilahiyatlarda* bile *namaz kılanlar yüzde 50*.

İnandığımız gibi yaşamayınca, *yaşadığımız gibi inanmaya başladık*.

Bunun sorumlusu kim?”

Kırk günlük bebeğe tek taş yüzük takan tesettür sosyetesi var.

Ascot yarışlarındaki düşeslere baroneslere özeniyorlar, türbanın üstüne tüylü şapka takarak, Lale Devri saraylarında, şatafatlı sofralarla mevlit yapıyorlar.

Mutaassıp yaşam biçiminden, gösteriş tüketimine sürüklendiler.

Mahremiyet duygusunun yerini, abartılı görgüsüzlük aldı, para döküp saçarak var olmaya çalışıyorlar, bedevi kültürüyle yarışıyorlar.

Maneviyattan maddiyata öylesine hızlı geçtiler, dünyevi zevklere kendilerini öylesine kaptırdılar ki, kulaklarından altınlar pırlantalar fışkırdığını herkese seyrettirmek istiyorlar.

Nasıl bir açlıksa artık, helal etiketli şampanyalar satılıyor.

Alkolsüz mojito var.

Sodalı limonata derse, havalı durmuyor, illa mojito diyecek.

Alkolsüz bellini var.

Alkolsüz aperol var.

Chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothie’lerin kaçınılmaz yansımasıdır bu…

*Demirhindi şerbetiyle iktidara geldiler, mojitoya dönüştüler*.

“İslami eğlence” adı altında “helal organizasyon” yapan şirketlerin sayısında patlama yaşanıyor.

Beş yıldızlı otellerde tahtırevanla düğün yapan var.

Salona tavandan sarkıtılan gondola binerek giren var.

İlahi ekipleri var, helal müzik yapıyorlar, “düğün gecenizi helal çerçevesinde şenlendiriyoruz” diye reklam veriyorlar.

Sunucusuyla beraber semazen ekipleri var.

*Helal suşili düğün* yemekleri, Osmanlı köşklerindeki varaklı dekorlarda, Swarovski kristalleriyle süslü padişah koltuklarında, altın kaplamalı pastalarla bitiyor, cümle alem görsün diye, *videolarını* internette yayınlıyorlar.

*Dini düğün palyaçosu var kardeşim*

İslami animatör var.

Helal selülit kremiyle İslami esaslara uygun masaj salonu var.

Taylandlı masözlere türban taktırıyorsun, İslami esaslara uygun olmuş oluyor!

Bu *çürüme sürecinde*, tee Singapurlardaki casinolarda rulet masasında yakalanan bakan çocuğunu görmüştük… En son, AKP *genel merkezinde çalışan, lise mezunu ve henüz 27 yaşında* olmasına rağmen, lüks otomobil koleksiyonu olan, kumar fişleriyle, revü kızlarıyla, elinde kadehle jakuzide poz veren, Çankaya’da lüks sitede oturan, rabia tweetleri atan arkadaşı kokain çekerken gördük.

17/25 Aralık lağımı patladığında, inanın ne yakalandılar diye sevinmiştim ne de öfkelenmiştim, hissettiğim sadece üzüntüydü.

Ait olduğum milletin başına gelenlere, koskoca *Türkiye’nin düşürüldüğü hale* demokrasimize, gerçekten çok üzülmüştüm.

*Rabiacı arkadaşı kokain çekerken* gördüğümde de inanın, aynı duyguları hissettim.

“*Allah ile aldatma* “ikliminin, *Türkiye’mizi* ne hale getirdiğini gördüğüm için, gerçekten çok üzgünüm.

Ama…

Mütedeyyin (!) iktidardan medet uman sayın ahalimiz bir defa daha layığını bulduğu için, doğrusu

Kaynak: Abdurrahman Dilipak

Posted in Gündem | Abdurrahman Dilipak’tan “TESPİT Mİ, TEŞHİS Mİ, İTİRAF MI?” için yorumlar kapalı
May 03

TARİHTE BUGÜN

3 Mayıs:

1860 – XV. Karlİsveç ve Norveç kralı olarak taç giydi.

1907 – Fenerbahçe Spor Kulübü kuruldu.

1947 – Japonya‘da, II. Dünya Savaşı sonrasında yeni hazırlanan Japonya Anayasası yürürlüğe girdi.

1979 – Margaret Thatcherİngiltere‘nin ilk kadın başbakanı oldu.

2001 – ABD, komisyonun 1947’de kurulmasından sonra ilk defa Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonundaki sandalyesini kaybetti.

Fatih Sultan Mehmed (ö. 1481)

Bernhard von Bülow (d. 1849)

Jerzy Kosiński (ö. 1991)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 03

TÜRK OLMAKTAN ŞEREF DUYARIM!

3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ KUTLU OLSUN

TÜRK OLMAKTAN ŞEREF DUYARIM!

Yaratıldığımda Türk konmuş adım

Mete Han, Alparslan, Fatih… Üstadım

Güçlü bir devlete nasıl susadım

       Türk’üm, hakikate Hakka uyarım!

       Türk olmaktan sonsuz şeref duyarım!

* * *

Türk bembeyaz lekesiz kara benzer

Cana hayat veren sulara benzer

O cennet denilen diyara benzer

       Türk’üm, Türk adına canım koyarım!

       Türk olmaktan sonsuz şeref duyarım!

* * *

Türk, dünyayı koruyan bir zar gibi…

Vatan, millet, bayrak Türk’te yar gibi…

Türklüğüme haset eden var gibi…

       Türk’üm, beş bin yıldır Türk’tür ayarım!

       Türk olmaktan sonsuz şeref duyarım!

* * *

Baş eğmek diz çökmek yakışmaz Türk’e

Adalete doyar girdiğim ülke

Atam Mete Han’dan ta Atatürk’e!

       Türk’üm, ecdadımı candan sayarım!

       Türk olmaktan sonsuz şeref duyarım!

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Gündem | TÜRK OLMAKTAN ŞEREF DUYARIM! için yorumlar kapalı
May 03

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “İnanmak düşünerek anlamaktır.” Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

* “Varsın hayat yalakalara şans tanısın. Ben onuruma fiyat biçmem… Yaşadığım kadar daha yaşasam asla tükürülecek eli öpmem.” Ömer Hayyam

* “Diktatörlerin o kadar göz göre göre yalan söylemelerinin sebebi, tabanlarının ahlakını bozmak ve onları suç ortağı haline getirmektir.” Alman Flozof Hannah Arendt
 Biliyorlar ki ertesi gün o yalanın tam tersini söyleyecekler ve taban bunu ‘ne büyük taktik zeka’ diyerek bir kez daha alkışlayacak.”

* “ Az kişiyle muhatap oluyorsan, çoğu kişiyi çözmüşsün demektir.” Prof. Dr. Erkan Topuz

* “Kişilikli olmak kimse görmediği zamanda da doğru olanı yapmaktır.” J. J. Watts

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı