Mar 13

ETNİK FEDERASYON

ETNİK FEDERASYON

Çok etnikli federasyonların pek sağlam ayakkabı olmadığını, Oxford ve daha sonra Columbia Üniversitesinden, Alfred Stepan şöyle anlatıyor:

“Komünizm sonrası Avrupa, federalizm konusunda dikkatli olmamız gereğini gösteriyor. Komünist siyasi sisteminde sekiz Avrupalı devlet vardı. Bunlardan beşi üniter devletlerdi (Macaristan, Polonya, Romanya, Arnavutluk ve Bulgaristan). Üçü federaldi (Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Çekoslovakya). Mucizeler yılı 1989’dan yedi yıl sonra bu beş üniter devletten beşi de hâlâ üniter devlettir. Üç federal devlet 22 devlete bölünmüştür.”

Üniter devletle millî devlet (ulus devlet) aynı şeyler değildir.  Gayet güçlü, millî ve fakat üniter olmayan federal devletler var. Amerika Birleşik Devletleri, Federal Almanya millî ve federal devletlerdir. Buna karşılık biz dâhil çoğu millî devlet aynı zamanda üniterdir. Zayıf olanlar çok etnisiteli, isterseniz çok milletli deyin, federasyonlar. Yukarıda Stepan’ın saydığı çökmüş federasyonlar öyleydi. Bugün de Belçika ve hatta Birleşik Krallık’ın yapısından ses geliyor.

YANMIŞ EV YUVA OLMAZ

Siyasetin dümeni, yönettikleri konuları bilmeyenlerin elindeyse risk büyük. Ekonomi bilmiyorsa ve bilenlere danışmayacak kadar da kibirliyse ülkenin ekonomisini batırabilir. Batırsın. Hani “cahil cesareti” dediğimiz şey var ya. Ekonomi batar. Batınca batırdığı anlaşılır, rasyonel ekonomiye geçilir ve sonunda geri dönülür. Nihayet halk on yıl sıkıntı çeker. Milletler arası refah yarışında on yıl geriye düşersiniz. Fakat sonra toparlarsınız. Gerçi o kayıp on yıl geri gelmez ama sonunda ölüm yoktur. Kimyada, fizikte geri döndürülebilir olayların özel ismi var. Türkçe kimya terminolojisinde bunlara “tersinir” diyoruz.  Fakat her olay tersinir değildir.

Modern devlette yegâne birim vatandaştır. Vatandaşlık halk arasındaki tek statüdür. Başka statü yoktur. Başka statü vermek, başka statüler telaffuz etmek, geri dönülmez bir yola girmektir. Bu hatayı, ekonomi gibi rasyonele dönerek telafi edemezsiniz. Termodinamikten örnek vereyim: Bir ev yanarsa sağlam ev ile kül olmuş evin başlangıçtaki ve sondaki madde ve enerji toplamları eşittir. Sağlam evde kaç gram madde varsa evin küllerinde ve havaya savrulan gazların kütlelerinin toplamında da tam tamına o kadar madde vardır. Enerji muhasebesi biraz daha karışık ama onda da aynı eşitlik vardır. Hâl böyleyken külleri ve gazları toplayıp bir eve dönüştüremezsiniz. O ev ilelebet kaybolmuştur. O artık yuva da değildir. Yangın yeridir.

Ne Yugoslavya’yı ne Çekoslovakya’yı ne de Sovyetler Birliği’ni tekrar devlet hâline getirebilirsiniz. Onlar artık ne memlekettir ne de birilerinin vatanı.

Alıntı: İskender Öksüz

Posted in Gündem | ETNİK FEDERASYON için yorumlar kapalı
Mar 12

TARİHTE BUGÜN

12 Mart:

1894 – Coca-Cola, ilk kez şişede satılmaya başlandı.

1938 – Almanya askerî birlikleri Avusturya topraklarına girdi ve ertesi gün resmen ilhak etti.

1968 – MauritiusBirleşik Krallık‘tan bağımsızlığını ilan etti.

1971 – Türk Silahlı Kuvvetleri12 Mart Muhtırası‘nı verdi.

2003 – Sırbistan Başbakanı Zoran ĐinđićBelgrad‘da öldürüldü.

Cesare Borgia (ö. 1507)

Mitt Romney (d. 1947)

Charlie Parker (ö. 1955)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 12

YEMEK – MEMEK

YEMEK – MEMEK
 Padişah, birgün İncili Çavuş’a sorar:
– Kuzum İncili, yemek memek derler. Yemek nedir, memek nedir?
İncili:
– Padişahım yemek yüce zatınızın yediği, memek de biz kullarının yediğidir.
Padişah tekrar sorar:
– Kürk mürk derler, o ne?
İncili cevap verir:
– Efendimiz, kürk padişahımızın giydiği, mürk biz kulların giydiğidir.
Padişah son bir soru daha sorar:
– Ya padişah madişah?
İncili, hiç çekinip korkmadan cevap verir:
– Padişah, yüce atalarınız; madişah da yüce zatınız!

Posted in Fıkralar | YEMEK – MEMEK için yorumlar kapalı
Mar 11

TARİHTE BUGÜN

11 Mart:

1941 – ABD Başkanı Franklin D. RooseveltLend-Lease Yasasını imzaladı.

1985 – Mihail GorbaçovSovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliğine getirildi.

1990 – Şili‘de Augusto Pinochet‘nin diktatörlüğü sona erdi.

2011 – Japonya‘nın Tōhoku bölgesinde Tōhoku depremi ve tsunamisi meydana geldi.

2020 – Dünya Sağlık ÖrgütüCOVID-19 salgınını pandemi ilan etti.

Harold Wilson (d. 1916)

Alexander Fleming (ö. 1955)

Didier Drogba (d. 1978)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 11

MİLLETİN PARASIYLA İFTAR VEREMEZSİNİZ!

MİLLETİN PARASIYLA İFTAR VEREMEZSİNİZ!

Şayet, milletin parasıyla iftar verirsen hırsızlık yapmış olursun.

Hazineden çalma parayla iftar verilmez!

Şu an TBMM Başkanı kimse O’na söylüyorum!

Sözlerim Aksaray ve diğerleri için de geçerlidir!

Saray,

TBMM Başkanı.

Bakanlar!

Ey Milletvekilleri!

Vâli, Kaymakam, Belediye Başkanları, Diyânet Teşkilâtı ve muhtelif Müdürler! Ramazan dolaysıyla devletin hazinesinden ne iftar ziyâfetleri verin, ne de verilen iftar ziyâfetlerine katılın. Allah indinde günahkâr, milletin nazarında çalıntı malı yiyen birer OBUR olmayın.

TBMM, Saray ve devlete âit diğer resmi birimlerin iftar ziyâfetlerine katılacak olanlara veya da iftarı verenlere diyorum ki, iftar yemeğinin masraflarını kendi cebinizden ödeyecekseniz helâldir, katılabilirsiniz.

Yok, şayet iftar yemeğinin parası devletin kesesinden karşılanacak ise biliniz ki;

O para çalıntıdır!

Hırsızlık parasıdır!

O para fuhuştan kazanılan paradan da iğrençtir.

86 milyon insanın cebine ayrı ayrı el sokarak cebindekini gizlice çalmaktır.

Şeytana uyup haram parayla verilen iftara katılır da birkaç lokma atıştırırsan, yediklerinizi hazmedip kanınıza karışmadan kendinize parmak vurarak derhal kusun. Kusun ki damarlarınızda kan yerine necaset dolaşmasın.

Böylesi iftarlara katılarak;

Ne şerefinizden,

Ne de imanınızdan olun.

Böylesi sofralara oturup kul hakkı yiyenlerin cenaze namazları kılınmaz (İmamı Âzam)

TBMM’de, Sarayda veya herhangi bir Kamu Kurumunda verilecek olan iftar yemeğinin masrafları şayet hazineden karşılanacak ise, bu durumda yemeği veren de, yiyen de 86 milyon kişiyi ayrı ayrı çalmış olacaklardır.

Kul hakkından kurtuluşun tek yolu;

Hakkını yediklerin,

Parasını, malını çaldıkların,

Malına zarar verdiklerin ile yüz yüze gelerek ayrı ayrı helâlleşmektir.

Dünyada helâlleşmez de bu iş ahirete kalırsa, kul hakkı yiyenlerin yeri CEHENNEMDİR.

Bu Ramazan ayında, devlet parasıyla verilen iftar sofrasına oturanlara benim hakkım zehir zıkkım olsun.

Hiçbir kurum, kuruluş, mülki ve idâri âmirler, diyanet vs. milletin parasıyla iftar veremez. Verirlerse 86 milyonu çalan birer hırsızdırlar, böyle biline!

BAKIN KAÇ TÜRLÜ KUL HAKKI VAR;

1- Mâli

2- Nefsî

3- Irzî

4- Namus

5- Dini.

MÂLİ OLAN KUL HAKKI;

Yetim malı yemek,

Hırsızlık, gasp, yolsuzluk,

İhaleye fesat karıştırmak,

Rüşvet almak, torpil yapmak,

Yalan söyleyerek, halkı kandırarak iktidar olmak,

Aldatarak, yalan söyleyerek mal satmak veya almak,

Sahte para vermek, başkasının malına zarar vermek,

Yalancı şahitlik, adâletsizlik, suçluyu kayırıp, mazlumu ezmek,

Kul haklarının en korkunç olanı ise hazineye el uzatmaktır. Çünkü o hazine 86 milyon kişinin ortak malıdır.

Alıntı: 18 Şubat 2026 ORHAN KILIÇOĞLU

Posted in Gündem | MİLLETİN PARASIYLA İFTAR VEREMEZSİNİZ! için yorumlar kapalı
Mar 10

TARİHTE BUGÜN

10 Mart:

MÖ 241 – Kartaca ile Roma Cumhuriyeti arasında Aegates Adaları Deniz Muharebesi gerçekleşti.

1945 – Tokyo BombardımanıABDTokyo‘yu Napalm bombalarıyla yüklü 275 tane B-29 uçağıyla bombaladı.

1972 – TBMMDeniz GezmişYusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararlarını onayladı.

2004 – Kostas KaramanlisYunanistan başbakanı oldu.

2006 – Mars Reconnaissance Orbiter yörünge aracı, Mars‘a ulaştı.

Taras Şevçenko (ö. 1861)

Boris Vian (d. 1920)

Sharon Stone (d. 1958)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 10

1957 HAYAT DERGİSİNDEN BİR YAZI! SIDIKA AVAR

1957 HAYAT DERGİSİNDEN BİR YAZI! SIDIKA AVAR
Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesindeki mahkûm kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı.
Bir gün milli eğitim müdürünün odasına zayıf, ufak-tefek bir genç kız girdi.
– Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim, efendim, dedi.
Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik son derece de hassas bir insana benziyordu.
Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi.
Olacak şey değildir
Lakin düşüncesini belli etmedi.
– Peki, hoca hanım, dedi. Bu işle meşgul olacağım.
İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki akşam derslerine başlamıştı.
İşi bittikten sonra, ince pardösüsünün yakasını kaldırıyor,
süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu.
Hapishane müdürü de, milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.
O, kavgacı, o geçimsiz mahkumlar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya başlamışlardı.
Kadınlar hapishanesinde ilk defa böyle bir hava esiyordu.
Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz.
Hakkındaki suçlama: Misyonerlik…
Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.
Neler de neler yapmamıştı ki:
Kadınlar hapishanesi derken, Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara iyi insan olmak etrafında birtakım telkinler.
Bütün bunlar misyonerlik denilen şeyden başka ne idi….?
İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Ankara’ya kadar intikal etmiş ve onca mühim işi arasında Atatürk meseleyi merak etmişti.
– Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz, dedi.
Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen Sıdıka Avar’ı yanına çağırttı. Genç öğretmen Atatürk’ün karşısına çıktığı vakit bir yaprak gibi titriyordu.
Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.
– Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?” diye sordu.
Avar şaşırmıştı. Yavaşça,
– Efendim, ben öğretmen Avar, diye fısıldadı.
Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle şunları söyledi:
– Hayır. Sen misyoner Avar’sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım
Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı
“Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın yoluyla
kazanılabilirdi. Genç öğretmen Doğu’ya gidecekti.
Oradaki genç kızları, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile toplayacaktı
Onları, bu toplumun potasında yetiştirecekti; sonra bu çocuklar birer ışık huzmesi altında köylere gönderecekti.”
Sözlerinin sonunda
– Git, memleketin içine gir, dağ köylerine uzan; orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini göreceksin, dedi.
Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk’ün yanından çıktı
İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğünde bu inanılmaz işle meşguldür. Şimdi; Elâzığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahsederİşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğünde bu inanılmaz işle meşguldür. Şimdi; Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder.
Onun hakkında iki yüze yakın mâni, masal ve çocukların dilinde sayısız Avar şarkıları vardır.
O, yol vermez, geçit tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.
Avar, Doğu’da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu masal kadının, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler:
– Kızımı da götür, Avar…! diye atın üzengisine yapışıyorlar.
Şehre, Avar’ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz.
Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm

Alıntı: Hikmet Feridun Es
Hayat Dergisi 1957
Sıdıka Avar; bugünkü TRT’nin işine son verdiği gazeteci Banu Avar’ın annesidir.
Kendisinden yukarıdaki yazı sayesinde haberdar oldum.
Kızı da anası gibi çetin ceviz…
Aynı özveri ve tükenmez bir cesaretle Atatürk’ün gösterdiği hedefe karşı çıkanlara karşı çıkıyor

Posted in Hikayeler | 1957 HAYAT DERGİSİNDEN BİR YAZI! SIDIKA AVAR için yorumlar kapalı
Mar 09

TARİHTE BUGÜN

9 Mart:

1226 – Celâleddin HarezmşahTiflis‘i ele geçirdi.

1788 – Çubuksuz sarmal gökadası NGC 2841, gökbilimci William Herschel tarafından keşfedildi.

1814 – Napolyon ordularının sürekli yenilgiye uğrayıp geri çekildikleri bir dönemde Viyana Kongresi toplandı.

1842 – Giuseppe Verdi‘nin opera eseri Nabucco ilk kez Milano‘da sahnelendi.

2015 – Sadece güneş enerjisi kullanarak dünya turu yapacak olan Solar Impulse 2, uçuşuna Abu Dabi‘den başladı.

Amerigo Vespucci (d. 1454)

Yuri Gagarin (d. 1934)

Charles Bukowski (ö. 1994)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 09

İBRAHİM ANTLAŞMALARININ DAYANAĞI

Kâbe için Allah’ın evi deyimi kullanılmaktadır. Şüphesiz Allah’ın eve ihtiyacı yoktur. Kainat onun evidir. Aslında Kâbe, Hz. İbrahim’in Hacer ile ondan doğan oğlu İsmail için yaptığı evdir. Peki, Hacer kimdir? Kuran da ismi geçen Mısırlı kadındır. İbrahim’in ilk eşi Sare çocuğu olmayınca, bir köle olan Hacer’i kocasına eş olarak sunmuştur. Genç kadın bu ilişkiden İsmail’i doğurmuştur. Arapların devamı İsmail soyundan gelmektedir.

İslam kaynaklarına göre Hacer, Mısır firavunlarından Senan bin Ulvan’ın İbrahim’in karısı Sare’ye hediye ettiği bir köledir. İbrahim, çocuğu olmayan Sare’nin izniyle Hacer’le evlenmiştir. Ancak Sare’nin yıllar sonra İbrahim’den İshak adında bir çocuğu olmuştur. İbranilerin devamı İshak soyundan gelmektedir. Yani Araplar ve İbraniler, babadan bir, anadan ayrı kardeşlerdir.

Peki, İbrahim kimdir? İbrahim Arami’dir. Mezopotamya’da, Sümer topraklarında, Ur şehrinde doğmuştur. (Şimdiki Irak). Hz. İbrahim’in babasının adı Târah’dır (Azer). Hz. İbrahim, Hz. Muhammed’den 2500 yıl önce yaşamış İbranilerin atası, İsrail’in kök kurucusudur. Zaten o dönemde İslamiyet olmadığı için, Müslüman da yoktur. Yaşanılan o dönemin şartlarına göre, Hz. İbrahim Putperes idi. Herkesin ona tapmasını istediği putunun adı ise El-ilah, yani (Allah)’tır. Tek tanrılı dine geçildiğinde Kâbe’deki bütün putlar kırılmasına rağmen, El-ilah’ a dokunulmamıştır. El-ilah, İslamiyet öncesi dönemin Ay Tanrısıdır.

Tarihi köklerini izah etmeye çalıştığım Hz. İbrahim’in torunları olan Araplar ve İbrani’ler, diğer bir ifadeyle Müslüman Araplar ile, İbrani Yahudiler 1948 yılından bu yana savaşmaktadırlar. Yani kanlı bir kardeş kavgası sürüp gitmektedir. Ne Müslümanlık Arapların, ne de Yahudilik İbranilerin tekelinde değildir. Bu nedenle İsrail’in demografik yapısı karışıktır. Kurdukları devlet sistemi, söz konusu karışık nüfus yapısını Yahudilik ekseninde bir hamur yapmayı başarmıştır. İsrail Tevrat’a göre kurulmuş katı bir şeriat devletidir. Beşeri alem de yaptıkları her işi, Tevrat ile ilişkilendirmektedirler. Müslüman olduğunu söyleyen birçok insan, bilip, bilmeden Siyonizm’i düşman olarak görmektedir. Bu konunun açıklanmaya ihtiyacı vardır.

Öncelikle “siyonizm” ne demektir, ona bakmak gerekir. “Siyon” Kudüs’ün kullanılan en eski adıdır. Yarû-Şelam yine aynı şekildedir. Siyonizm bir idealdir ve temel amaçlarından birisi, merkezi Kudüs olan bir İsrail devleti kurmaktır. Diğer amacı ise Arz-ı Mevud denilen ve İsrailoğulları’na vaat edildiği söylenen topraklar üzerinde “Büyük İsral”i kurma hedefidir. Her milletin davam dediği bir ideali olabilir. Örneğin, benim gibi düşünenlerin ideali de Misak-ı Milli sınırlarına kavuşmaktır.

Aslında Yahudiler için “Büyük İsrail”hedefi tarihte hüküm sürmüş, Hazara İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalan ve kutsal sayılan topraklardır. Hazara İmparatorluğu dünya tarihinde Yahudilerin kurduğu en büyük imparatorluktur. Bu devletin kurucuları da Hazara Türkleri’dir. Günümüzde kökeni Türk olan Yahudiler “Aşkenaz Yahudileri”olarak bilinmektedir. Halen dünyadaki Yahudilerin yaklaşık %90’ı Aşkenaz’dır. Toplam nüfusları 15 milyon civarındadır. Bu nedenle Arapların en büyük korkusu, Ortadoğu da Türk-İsrail dostluğunun kurulmasıdır.

Arap-İsrail savaşları, 1948 yılında İsrail’in kurulmasından bu yana çeşitli aralıklarla devam etmektedir. Arap Emperyalizmi petrol üzerinden bütün dünya ülkelerinin kanını emerken, İslam Dini üzerinden de Arap Milliyetçiliğini yaymaya çalışmaktadırlar. Her iki kesim de yayılmacı politika izlediği için birbirini düşman olarak görmektedir. İsrail Filistinlileri yok ederek bulunduğu topraklarda genişlemeye çalışmaktadır. ABD ve Dünya Yahudi Lobisinin desteği olmasa varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Filistinliler Arap kökenli olmadıkları için, yok edilmeleri Arapların çok da umurunda değildir.

İsrail, ABD ve İngiltere Ortadoğu da Büyük İsrail Devletinin kurulması ve güvenliğinin ebediyen sağlanması için, Büyük Ortadoğu Projesi’ni uygulamaya koymuşlardır. Buna göre 22 devletin sınırlarının değişmesinden söz edilmektedir. Türkiye’nin de bu devletler arasında sayıldığı ABD tarafından açıkça ifade edilmektedir. İsrail’in güvenliği bakımından Ortadoğu da üniter devlet istenmemektedir. Irak ve Suriye parçalanmış, İran ve Türkiye’nin de parçalanması istenmektedir. Arapların bir blok halinde bulunması için Arap Birliği’ni yeterli görmeyen Donald Trump, İsrail ile Arap devletleri arasında ‘’İbrahim Anlaşmaları’’ nı yürürlüğe koymuştur.

İbrahim anlaşmaları, ilk olarak 15 Eylül 2020 tarihinde, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında imzalanmıştır. İsrail, Mısır ve Ürdün’den sonra ilk defa Arap ülkeleriyle antlaşma imzalamıştır. Daha sonra bu antlaşmaya Sudan ve Fas gibi ülkelerinde dahil olduğu görülmektedir. Söz konusu antlaşmalar ile, Arap ülkelerinin İran karşısında bir blok halinde olması amaçlanmaktadır. Arap-İsrail ilişkilerini normalleştirmek için planlanan İbrahim Anlaşmaları son derece önemli bir tarihi gerekçeye dayandırılmaktadır. Yukarıda izah edildiği gibi Hz. İbrahim, Arapların ve İbranilerin ortak dedeleri olarak bilinmektedir. Antlaşmanın dayanağı oldukça akılcıdır.

Donald Trump Suriye’nin yeni lideri Ahmet Eş Şara ile yaptığı görüşmede, İbrahim Antlaşmalarına dahil olması ve Kürtlerle sorun çıkarmaması halinde kendisini destekleyeceklerini açıklamıştır. Trump yakın zamanda körfez ülkelerine yaptığı seyahatte, hem Arap ülkelerini yatırımlar yönünden 5.1 trilyon dolar haraca bağlarken, İbrahim Antlaşmalarına bağlı kalmalarının da sözünü almıştır. İsrail’in İran’a saldırması ile Ortadoğu haritasının yeniden şekillenmesi çalışmalarının son aşamasına geldiği anlaşılmaktadır. Trump, Ortadoğu haritasını yeniden çizeceğim, kalemim Netenyahu’dur demişti. Her şey planlandığı gibi yürümektedir.

Kaynak: Necdet Topçuoğlu 15 Haziran 2025-Ankara

Posted in Gündem | İBRAHİM ANTLAŞMALARININ DAYANAĞI için yorumlar kapalı
Mar 08

TARİHTE BUGÜN

8 MartDünya Kadınlar Günü

1702 – II. James‘in kızı Anne, Büyük Britanya kraliçesi oldu.

1817 – New York Menkul Kıymetler Borsası kuruldu.

1963 – Suriye‘de Baas Partisidarbeyle iktidara geldi.

1974 – Paris‘te Charles de Gaulle Havalimanı açıldı.

2014 – Malaysia Airlines’ın 370 sefer sayılı uçuşunu gerçekleştiren uçak, Kuala LumpurPekin seferi sırasında kayboldu.

Otto Hahn (d. 1879)

Johannes Diderik van der Waals (ö. 1923)

Rasim Öztekin (ö. 2021)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı