Oca 19

TARİHTE BUGÜN

19 Ocak:

649 – Tang’ın Kuçar seferi sona erdi.

1795 – Birleşik Hollanda Cumhuriyeti‘nin devamı olan Batavya Cumhuriyeti kuruldu.

1853 – Giuseppe Verdi‘nin Il trovatore operası Roma‘da ilk kez sahnelendi.

2006 – NASA‘nın uzay sondası New HorizonsPlüton‘a doğru yolculuğuna çıktı.

2007 – Gazeteci Hrant Dink, uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Auguste Comte (d. 1798)

Edgar Allan Poe (d. 1809)

Feridun Çölgeçen (ö. 1978)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 19

KUİSLİNG CEPHESİ VEYA İŞBİRLİKÇİLİK!

Dünya tarihinde her zaman süper güçler olmuştur. Süper güçler, etki alanlarının çapı kadar geniş bir alan içindeki devletlerin bir kısmını tam anlamıyla uydu haline getirmişler ve kendi yörüngelerinde dönmelerini sağlamışlardır.

Osmanlı’nın güçlü dönemlerinde de böyleydi. Avrupa’da kralların atanması, bazen Osmanlı sultanı tarafından yapılırdı!

Bugün Trump’a yakın olmak küresel liderlik gibi gösteriliyor ya benzer tuzaklar, yakın tarihte de Fransa ve Norveç’e uygulanmıştı… Biz bugün sadece Norveç’te yaşananları hatırlatalım.

***

İkinci Dünya Savaşı’nın başlayacağı yıllarda Almanya, Avrupa’da büyük bir etki alanı kurmuştu. İsveç, Norveç, Avusturya gibi ülkelerde Alman nazizmi temel ideoloji haline gelmişti. İtalya zaten faşist olmuştu.

İtalya faşist idi; Almanya’nın müttefiki idi ama yine de kararlarını kendi başına veriyordu. Mussolini’yi İtalya’nın başına Hitler getirmemişti!

Fakat Norveç’te böyle olmadı. 1887 doğumlu binbaşı Vidkun Abraham Lauritz Kuisling, 1918’de Finlandiya’da Norveç’in askerî ataşesi olarak görev yaptı. Milletler Cemiyeti tarafından Nansen ile birlikte 1921 kıtlığında Rusya’nın iaşesiyle görevlendirildi. 1931-1933 arası savaş bakanlığında bulundu, bu arada faşist partisini kurdu. Almanların Norveç’i istilâ etmesinden sonra, önce silâhsızlanma komiseri, 1942 Şubatı’nda da başbakan oldu.

Avrupa’daki Yahudilerin Filistin’e göç etmesi için uygulanan planda rol aldı ve Alman rejimi ile işbirliği yaparak ülkesini tam bir müstemleke valisi gibi yönetti. Hitler ne istediyse yaptı.

Norveç’in kurtuluşuna kadar Kuisling adı, işbirlikçiliğin simgesi hâline geldi.

Almanya’nın yenilgisi kesinleştiği ve Norveç’te Alman işgali sona erdiği zaman, 1945 yılında vatana ihanet suçundan idam edildi.

Nevzat Erkeskin’in hatırlattığı gibi siyasal bilimlerde, ülkesini yabancılarla işbirliği yaparak yöneten siyaset adamlarına Kuisling denilmektedir. Kuisling, ülkesine ve devletine ihanet eden devlet görevlilerinin tümüne birden yakıştırılan bir kavramdır.

Uğur Mumcu, bir tarihte Kuisling kavramı üzerinde durmuştu. Uğur Mumcu Vakfı, yazarın makalelerinden bir kısmını bir araya getirip “Quisling Cephesi” adı altında kitap olarak yayınladı! (Orijinali Q ile yazılıyor.)

***

Soğuk Savaş sırasında, Sovyet ve Amerikan uydusu ülkeler vardı. Türkiye’yi o tarihte yönetenler Amerikan uydusu olmayı seçti. NATO’ya giriş için gereken diplomatik girişimleri İsmet Paşa başlattı. Celal Bayar ve Adnan Menderes tamamladı. Rusya’ya yanaşan Menderes ve iki bakanı 1960 darbesinden sonra idam edildi! Celal Bayar yaş haddinden dolayı idamdan kurtuldu. İsmet Paşa ise bir daha başbakan oldu!

1970 sonrası devlet adamları, Sovyet-Amerikan dengesi uğruna milletin en atak 5 bin gencini birbirine kırdırdı! Bu dönemin hesabı kimseden sorulmadı!

Hesap sorulmamasından cüret alan sonraki iktidarlar, yörüngeden çıkar gibi olan Türkiye’yi yeniden Batı uydusu haline getirdi. Sonunda uyduluk, ABD baskısıyla AB’nin “köpek kapısı”na bağlanmak olarak ortaya çıktı! Köpek kapısının karikatürünü bile çizdiler! Uydu olmanın adına da devlet politikası dediler!

Bu çerçevede, meşruiyetinin kaynağını “Brüksel’in şefaati”nde ve ABD’nin 2003’teki Irak’a müdahalesine peşinen evet demiş olmakta arayan bir siyasi parti, CFR memorandumunu parti programı haline getirdi ve tek başına iktidar oldu.

***

Türkiye askeri olarak değil ama ekonomik ve kültürel olarak tam bir işgal altındadır. (Bugün de Türkiye’yi işgale dönük askeri tatbikatlar yapılmaktadır.) Kazanan, Türkler değil yabancı bankalar veya sermaye gruplarıdır. Ülkenin bütün stratejik kuruluşları yabancılara satılmıştır. Yer yer bazı bölgelerde yabancı koloniler de kurulmuş durumdadır. Ülke halkının dilinden, dininden ve milliyetinden koparılması için tarihte eşi benzeri görülmemiş operasyonlar uygulanmakta, bu iş için kullanılan medya, aynı zamanda ABD ve AB’ye teslimiyet sürecinin de propagandasını yapmaktadır.

Bugün Türkiye’de sayısız Kuisling vardır! Tablo budur!

Alıntı. Arslan Bulut (13 Aralık 2006 tarihli Yeniçağ’dan)

Posted in Gündem | KUİSLİNG CEPHESİ VEYA İŞBİRLİKÇİLİK! için yorumlar kapalı
Oca 18

TARİHTE BUGÜN

18 Ocak:

1906 – Bolşevik hareketin kurucularından olan İvan Babuşkin kurşuna dizildi.

1919 – I. Dünya Savaşı‘nda yenilen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı başladı.

1929 – Lev TroçkiSovyetler Birliği‘nden sınır dışı edildi.

1964 – Pemba Halk Cumhuriyeti kuruldu.

2005 – 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380Toulouse‘da basına tanıtıldı.

John Tyler (ö. 1862)

Rudyard Kipling (ö. 1936)

John Hume (d. 1937)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 18

ADAM OLMANIN YÖNTEMİ NEDİR?

Günün birinde Hoca’nın da içinde bulunduğu topluluktan birisi;
“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” deyince; Hoca Efendi, adamın nefes almasına
bile fırsat vermeden;
“Canım, bunu bilmeyecek ne var, elbette kulaktır.” der.
Fakat Hoca, arkadaşlarının “kulaktır” cevabından pek bir şey anlamadıklarını anlayınca
açıklama yapma gereğini duyar:
“Aa!. . Bunu bilemeyecek ne var? Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağı ile
dinlemeli; bu arada kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

Posted in Fıkralar | ADAM OLMANIN YÖNTEMİ NEDİR? için yorumlar kapalı
Oca 17

TARİHTE BUGÜN

17 Ocak:

1904 – Anton Çehov‘un Vişne Bahçesi oyunu, ilk kez Moskova Sanat Tiyatrosu‘nda sahnelendi.

1961 – Kongo Demokratik Cumhuriyeti‘nin eski başbakanı Patrice Lumumba öldürüldü.

1991 – Çöl Fırtınası Harekatı, ABD uçaklarının Irak ve Kuveyt‘teki hedefleri vurmalarıyla başladı.

1991 – V. Harald, babası V. Olav‘ın ölümünün ardından Norveç kralı oldu.

1994 – ABD‘de Northridge depremi gerçekleşti.

I. Theodosius (ö. 395)

Benjamin Franklin (d. 1706)

Bobby Fischer (ö. 2008)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 17

“BUNLARI KİM MECLİSE SOKTU???”

Soldaki Remziye TOSUN; 65 vatan evladının şehit olduğu Sur hendeklerinde pkk militanlarıyla beraber sonuna kadar içerde kalarak,
 Türk Güvenlik Güçlerine karşı çatıştı.

Sağdaki Remziye TOSUN; pkk tarafından Sur Hendeklerindeki başarısı nedeniyle Gazi Meclise sokuldu inanması zor değil mi?

İkisi aynı kişi. Dünyada böyle başka bir ülke yoktur.

Böyle yavşaklık zulu kabilesinde bile olmaz.
Gebermesi gereken Milletin katillerini, millete besletip, milletin meclisinden o millete sövmesini sağlayan şey demokrasi değil aptallıktır.

Alıntı: Salih Şen

Bunları kim meclise sokmuş, hangi tarihte sokmuş, hangi parti tarafından falan filan
bunların hepsini bırakalım artık. Bir gerçek var ki;
Terörist meclisten temizlenmedikçe bu iş yine bitmez…

Posted in Gündem | “BUNLARI KİM MECLİSE SOKTU???” için yorumlar kapalı
Oca 16

TARİHTE BUGÜN

16 Ocak:

1547 – Rus Çarı Korkunç İvan taç giydi.

1556 – II. Felipeİspanya Kralı oldu.

1605 – Miguel de Cervantes‘in Don Kişot eserinin ilk baskısı yayımlandı.

1920 – Milletler Cemiyeti, ilk toplantısını Paris‘te yaptı.

1945 – Adolf HitlerFührerbunker‘e taşındı.

III. Murad (ö. 1595)

Amilcare Ponchielli (ö. 1886)

Kate Moss (d. 1974)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 16

TRAKLAR

” Herodot’a göre Kimmerlerin bir kolu olan Traklar (Türkler)Hintlilerden sonra dünya üzerindeki en kalabalık topluluktu.Bu Türkler, Balkanlar ve Batı Anadolu’nun yanı sıra tüm Orta ve Doğu Avrupa’ya da yayılmıştı ve bu topraklarda binlerce yıldır yaşıyorlardı. Türkler üzerine ilk belge, İlyada’da Truvalıların bağlaşıkları olarak bulunmaktadır. Çok sayıda boya bölünmüş olan Batı Türkleri (Traklar), uzun süreler küçük beylikler biçiminde yaşadıktan sonra, güçlü birlikler kurmaya başladılar. ​

Bu beyliklerden en eskisi, Batı Anadolu’daki Turuva’dır (Pelasgca Troia). Turuyalılar kentlerini Turuya ya da İl olarak adlandırdılar (Pelasgca İlion). İl, günümüz Türk dilinde il biçimindedir ve ülke/devlet anlamlarını gelir. Batı Anadolu Türklerinin bölgedeki diğer yerleşimleri İyonya, Karya, Milet, Frigya, Likya, Lidya, Misya gibi beyliklerdir. Batı Türklerinin Balkanlarda kurduğu beylikler ise İlirya, Makedonya, Odris

ve Daçya beylikleridir. Makedonya Beyliği daha sonra büyük bir kağanlığa (imparatorluğa) dönüştü. Ancak Daçya dışındakilerin hepsi MÖ 2. yüzyılda Roma tabınlığı altına girdi. En

uzun yaşamış olan Daçya ise, MS 105 yılında Roma’nın eline geçti.

​Ancak Kimmerlerle onların Batı kolu ola Türükler, birden bire ortaya çıkıp sonra da hiç bir iz bırakmadan ortadan kalkan toplumlar değildir. Kendilerini King ya da Türük olarak adlandıran bu Türkler, Sakların kendileriydi. MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Herodot’a göre ise, MÖ 8. yüzyılda doğudan gelen Saklar, Kafkasya ile Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan Kimmerler üzerinde üstünlük sağlayarak onları bu bozkırlardan kovdu. Yine Herodot’a göre Traklar, Kimmerlerin yakın oğuşlarıydı (akrabalarıydı) ve bu iki topluluk Karadeniz’in kuzeyinde yaşarken Saklar onların yerlerinden etti.

​Gerçekte ise, Avrasya’da bağımsız beylikler biçiminde yaşayan Kimer ya da Türük boyları MÖ 8. yüzyılda bir araya gelerek Sak Kağanlığı’nı kurmuştu. Beyliklerin birleşerek oluşturduğu bu kağanlığın toprakları doğuda tüm Türkistan topraklarından, batıda Karadeniz Bozkırı ile Avrupa’ya kadar uzanan da çok geniş bir bölgeyi kapsıyordu. Birlik içindeki boyların ya da boy birliklerinin birbiriyle olan savaşları ise hiç eksik olmuyordu. ​

Avrupalı tarıkçıların (tarihçilerin) Hint-Avrupalı İran toplumu olduğunu öne sürdükleri Sakalar, İskitler ve Yüeçiler aslında tek bir toplumdur. Bunların hepsi Sak Türkleridir. Avrupalı tarıkçıların bu çarımlarını ( iddialarını) dayandırabilecekleri hiçbir yazılı Sak belgesi de yoktur. Çünkü Sakların İran dili konuştuklarına ilişkin Sak Kağanlığı döneminden kalan herhangi bir yazılı kalıt yoktur. Bugün o dönemden kalan tek bir

yazılı kalıt vardır: o da Eski Türk bitiğiyle (alfabesiyle) yazılmıştır ve Eski Türkçedir. Bu kalıt İskit Kurganı’nda ortaya çıkarılan MÖ 500 yıllarına karaşlı(ait) Saklardan kalma bir gümüş kepçedir.

​Sak adı, Sümerce iyi, güzel, değerli, erdemli anlamlarına gelen sag sözünden gelir. Bu söz Eski Türk diline sağ, sağlam, sağlık, iyi, güzel, tatlı, us (akıl), anlayış anlamlarına gelen sağ olarak verilmiştir. Günümüz Türk dilinde de sağ olarak kullanılmaktadır ve Türkçede bu kökten türeyen çok sayıda söz (kelime) bulunmaktadır. Sak adını Elamlılar Saca, Pelasglar Sakai ya da Skifoi, Etrüskler/Romalılar Sacae, Asurlular da Askuzai olarak adlandırdılar. Günümüz Çinlileri ise eski Çin kayıtlarında Mandarin dilinde okuyarak Say olarak adlandırmaktadır.”

Kaynak: Prof. Dr. Arif Cengiz Erman

Posted in Hikayeler | TRAKLAR için yorumlar kapalı
Oca 15

TARİHTE BUGÜN

8 Ocak:

1735 – Londra‘daki Covent Garden Tiyatrosu’nda Ariodante operasının ilk gösterimi yapıldı.

1828 – ABD‘de Demokrat Parti kuruldu.

1912 – Afrika Ulusal Kongresi kuruldu, ilk kongrede kabile şefleri, halk temsilcileri, kilise organizasyonları ve yerli halkın hak mücadelesinin önde gelen kişileri bir araya geldi.

1918 – ABD başkanı Woodrow Wilson, kongrede yaptığı konuşmada Wilson İlkeleri‘ni açıkladı.

1959 – Charles de GaulleBeşinci Fransız Cumhuriyeti‘nin ilk başkanı olarak görevine başladı.

Marco Polo (ö. 1324)

Elvis Presley (d. 1935)

Stephen Hawking (d. 1942)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 15

DOĞU TÜRKİSTAN

Bu bir fotoğraftan öte hürriyet aşkının ifadesidir.…
Bu, bir Doğu Türkistan’ın diz çökmüş ama teslim olmamış hâlidir.

Bir Ramazan ayı  gecesi…
Doğu Türkistan’ın bir köyünde, karanlığın bile korkudan sesini kıstığı bir anda al bayrak açılıyor.
O bayrak; sınırları aşarak, can pahasına, kan pahasına, gizli yollarla getirilmiş.
Getiren de biliyor, açan da biliyor:
Bu bayrağın bedeli ölümdür.

Eğer Çinliler görürse;
İdam vardır, akıl almaz işkenceler vardır, ömür boyu zindan vardır.
Ama yine de açılır.
Çünkü bu bayrak, canla değil, namusla ilgilidir.

Diz çökenler korkudan değil, hürmetten diz çöker.
Kadınların gözlerinde vatan hasreti, erkeklerin yüreğinde bastırılmış bir haykırış vardır.
Çocuklar konuşmaz…
Çünkü bu millet acıyı küçük yaşta öğrenir.

Kur’an-ı Kerim, bayrağın yanına konur.
Biri bayrağı öper, biri alnına koyar, biri uzun uzun bakar…
Sanki İstanbul’a, Ankara’ya bakar gibi, sanki Orhun’a, sanki ecdadına bakar gibi…

O an edilen dualar sadece hayatta kalmak için değildir.
O dualar Türklüğün ayakta kalması içindir.
O dualar istiklal içindir.

Bayram günlerinde açılır.
Ramazan gecelerinde açılır.
Doğu Türkistan’ın kuruluş günlerinde açılır.
Ve her seferinde tekrar gizlenir.

Ama bilin ki:
Bayrak katlanır, dava katlanmaz.
Eller çözülür, yemin çözülmez.
Korku vardır ama teslimiyet yoktur.

Bu kare şunu haykırır:
Türk bayrağı Doğu Türkistan’da yasak olabilir, ama Türk yüreğinde asla!

Ve bir gün…
O bayrak gizli odalarda değil, gökyüzüne karşı dalgalanacaktır.
Çünkü Türk’ün duası gecikir ama kaybolmaz.

#Doğu Türkistan

Posted in Gündem | DOĞU TÜRKİSTAN için yorumlar kapalı