Kas 05

ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.

1750 yılında, Alman Prusya Kralı Büyük II. Frederick, Berlin yakınlarındaki Potsdam Ormanları’nda gezinirken, bir değirmenin bulunduğu alçak bir tepe üstünde durur.
Manzara güzel, hava nasıl ferahtır.
– Yazlık sarayımı burada yapalım! der, sessiz ve sakin kapanıp okumayı çok seven, kütüphanesiyle ünlü kral:
– Değirmeni satın alıp yıkın, yerine saray yapın! Der adamlarına…
Adamları değirmenciye gider ve kralın bu isteğini iletirler.
Değirmenci malını satmak istemez.
Kral değirmenciyi huzuruna çağırtır.
– Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı. Kaça satarsınız? Diye sorar.
– Yanlış anlamadım efendim.
Adamlarınıza da söyledim.
Değirmenim satılık değil! Der değirmenci.
– Beyefendi inat etmeyin! Paranızı fazlasıyla vereceğim, ediye ısrar eder Kral.
Değirmenci direnir;
– Sen koskoca kralsın, paran çok.
Git Almanya’nın istediğin yerinde saray yap!
Burayı benden önce babam işletiyordu.
O’na da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım.
Değirmenin bahçesinde dedemin, babamın mezarları var.
Ben de ölünce yanlarına gömüleceğim.
Burası bizim aile ocağımız. Satılık değil!
Sabrı tükenen ve sinirlenen Kral Frederick ayağa fırlar ve gürler;
– Sen benim Prusya Kralı Friedrich olduğumu bilmiyor musun yoksa?
Değirmenci;
– Senin kral olduğunu biliyorum ama ben de bu değirmenin sahibi Sans-Souci’yim.
Kral öfkeden deli olur;
– Madem benim kim olduğumu biliyorsun, o halde zorla alabileceğimi de biliyor olmalısın.
Bakalım o zaman ne yapacaksın?
Değirmenci hiç telaşa düşmez ve tarihe geçecek ve dünyanın her yerinde Adalet’in sloganı olacak ünlü lafını söyler;
– SEN KRALSIN AMA.. BERLİN’DE DE HAKİMLER VAR!.
Kral, kendi ıslah ettiği adalet sistemine ve o düzenin yargıçlarına halkın nasıl güvendiğini ve mahkemelere kralın bile laf geçiremeyeceğine inandığını anlar ve adamlarına, ayni tarihe geçen sözünü söyler;
– Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar, kral bile olsa adaletten üstün değildir!
Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz.” Kral II. Friedrich bu yel değirmeninin Prusya Krallığı devam ettikçe korunmasını ister ve sarayını hemen onun altına inşa ettirir.
Değirmencinin ismini, Sarayının da adı yapar..
“SANS – SOUCI SARAYI”
Saray ve değirmen günümüzde hala bir “Adalet Simgesi” olarak o tepede arka arkaya duruyorlar.
Ne güzel bir adalet ki.. Kralın arka bahçesinde bir değirmenci olabiliyor.
Ne güzel bir adalet ki, bir kralla, bir değirmenciyi komşu ve dost yapıyor.
Belki de sabahları Prusya Kralı II. Frederick, arka bahçeye çıktığında, değirmenci O’na seslenirdi;
– Hey Frederick, sımsıcak ekmek yaptım, göndereyim mi?
Belki, Prusya Kralı II. Frederick anlatırdı;
– Adalet her sabah bana, taze ve sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi.
Yıllar sonra genç bir Osmanlı subayı, bir yılbaşı gecesi Berlin’de bir davete katılır.
Arkadaşlarına bu hikâyeyi anlatır ve teklif eder;

– Haydi gidelim ve bu sarayı görelim!
Değirmen de hala duruyormuş, sarayın arkasında. Kimse yılbaşı balosunu bırakıp o soğukta dışarı çıkmak istemez.
Genç subay kararlıdır.
Tek başına çıkar gider.
Tek başına bu eşsiz anıta bakar.
O genç subay, Mustafa Kemal’dir.
Ve Kurucu Lider Mustafa Kemal ATATÜRK, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm mahkeme salonlarında, yargıçların arkasındaki duvara asılacak sözü yazdırır;
ADALET, MÜLKÜN TEMELİDİR!


Alıntı: Sunay Akın

Posted in Hikayeler | ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR. için yorumlar kapalı
Kas 04

TARİHTE BUGÜN

4 Kasım:

1737 – İtalya‘nın Napoli kentinde San Carlo Tiyatrosu açıldı.

1847 – Kloroform ilk kez James Young Simpson tarafından anestezi için kullanıldı.

1950 – Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kabul edildi.

1952 – ABD Başkanlık seçimlerini Dwight D. Eisenhower kazandı.

2008 – ABD‘de Barack Obama seçimleri kazandı ve ABD’nin ilk siyahi başkanı oldu.

George Edward Moore (d. 1873)

Andrew Dickson White (ö. 1918)

Marcell Jansen (d. 1985)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 04

NEREYE KADAR YAMALI SİYASET? (K.Ş)

Atatürk’ün bağımsızlık düşkünlüğü, ileri görüşlülüğü ve Türk ulusuna duyduğu güven sayesinde genç Cumhuriyet onlarca askerî ve sivil fabrika ile ayağa kalkacak gücü kendinde bulabilmişti. Sanayiden tarıma, her alanda, modernleşme ve planlı gelişim Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin aydınlık olması için elzemdi ve bu yüzden de hayata geçirildi. Artık Türk ulusu muhtaç ve hizmetkar olmayacak; üretecek, gelişecek, kendi vatanında “Efendi” olacaktı. Bu ülkü doğrultusunda bir yandan ülkemiz dışa bağımlı olmayıp kendi tarımı ve sanayii ile kendine yetebilecekti, öte yandan ise geleceğimiz için atılan her adımda birlik ve beraberliğimiz pekişecekti.

Topraklarımızın verimliliği, insan gücümüz ve coğrafyamızın sağladıkları sayesinde sayısız alanda kendi kendine yetebilecek potansiyele sahibiz. Jeopolitik konumumuz gereği ise bu bir zorunluluktur. Cumhuriyetimizin ilanından beri bölgemizde, bölgemize yakın ve uluslararası boyutlarda gelişen krizleri bertaraf edecek bir potansiyel ile bu günlere geldik. Yıllarca “babalar gibi satılan” kazanımlarımızın son damlaları ile geçirdiğimiz bu günlerimiz, yamayarak günü kurtarmaya çalışmanın uzun vadede ne denli tehlikeli olduğunu gözler önüne sermiştir. Dünya ortalamasında gıda fiyatları düşerken bile enflasyona yenilmekte, birçok kalemde dışa bağımlı hâle gelmiş bulunmaktayız. Atatürk’ün idealinde kurulan cumhuriyetimiz, işte tam olarak bu günlerin gelmemesi adına kalkınma planlarını yapmış; bir ulusu önce yok oluştan kurtarıp, ardından geleceğe güvenle bakabilmesi adına umut olmuştur.

Bir ulusun, tüm zorluklara ve yokluklara rağmen ortak bir gelecek kurabilme adına verdiği bunca mücadeleyi babalar gibi peşkeş çekmek, muhtemelen, işlenebilecek en büyük suçlardan biridir. Bunca zamandır dayatılan bu politikalar, Türk ulusunun bağımlı hâle getirilmesi için dizayn edilmiş projelerin ürünüdür. Tarımda kendi kendine ve başka ülkelere yetebilen 7 ülkeden biri iken bugün halkımız fahiş fiyatlara, tarım ilaçlarından dolayı ihraç edildiği ülkelerden geri gönderilen ürünlere ulaşmaya çabalamaktadır. Keza hayvancılık da aynı kaderi paylaşmaktadır ve halka verilen müjde ithal etin getirileceğidir. Bunca yıldır yamayarak yürütülmüş politikalardan Türk ulusu tam olarak ne kazanmıştır?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerleri, döneminin çok ilerisinde bir aydınlanmayı içinde barındırıyordu. Yıllardır yapılan kara propagandaların aksine, cumhuriyetimizin temel yapı taşı olan ilke ve devrimler Batı özentisi değil, aksine binlerce yıllık birikimin modern çağa uyarak insancıl bir devlet yönetiminin tesis edilmesiydi. Hızlı hareket ederek hukukun evrensel anlayışının Türkiye’ye transfer edilmesinde hiçbir beis bulunmuyordu. İşleyen bir sisteme ihtiyaç duyuldu ve en iyi şekilde hayata geçirilmesine gayret edildi. Fransız Devrimi öncesinde, De Guignes ve Voltaire tarafından yazılan eserlerde Tuğrul Bey’in Selçuklu’ya getirdiği laiklik anlayışının benimsenmesi gerektiği belirtilmişti. Mustafa Kemal Atatürk de aynı ataları gibi, laiklik anlayışını Cumhuriyet’e armağan etti. Karşı devrimciler, bütün bu ilke ve devrimlerin Türk kültürüne ve tarihine aykırı olduğunu, üstümüze yamandığını iddia ederek yıllarca kara propagandada bulundular. Hâlbuki “kısa günün kârı” anlayışı ve yamama politikaları hep karşı devrimcilere verilen Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkma projesinin ürünleriydi. Etkili ve istikrarlı politikalardan vazgeçip, bir günün diğerini tutmadığı politikalarla ilerlediğimiz bu yol artık köstebek çukurları ile dolmuştur ve yama siyaset sonuç vermemektedir.

Alıntı: Selçuk Erenerol

Posted in Gündem | NEREYE KADAR YAMALI SİYASET? (K.Ş) için yorumlar kapalı
Kas 03

TARİHTE BUGÜN

3 Kasım:

1793 – Fransız oyun yazarıgazeteci ve feminist Olympe de Gouges, fikirleri nedeniyle giyotinle idam edildi.

1839 – Gülhane Hattı Hümayunu‘nun açıklanmasıyla Tanzimat devri başladı.

1903 – PanamaKolombiya‘dan bağımsızlığını ilan etti.

1906 – SOS, Uluslararası Radyotelegraf Konvansiyonu tarafından tehlike sinyali olarak kabul edildi.

1957 – Sovyetler Birliği, uzaya giden ilk hayvan olan Layka adlı köpeği taşıyan Sputnik 2‘yi dünya yörüngesine fırlattı.

Henri Matisse (ö. 1954)

Yevgeni Pluşenko (d. 1982)

Resul Hamzatov (ö. 2003)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 03

SEVGİDENDİR CESARET

Sevgisizlik prangalı esaret

Sevgisiz yaşamak büyük rezalet

Bedende beyinde, bilekteki güç

Sevgidendir yürekteki cesaret

* * *

İyilik, güzellik şevkle akışır

Başarıyla ödül her dem bakışır

Yüce fikirlere sevgi yakışır

Sevgidendir yürekteki cesaret

* * *

Severse uğruna can bile verir

Hiç çekinmez hatta kan bile verir

Her bir şeye yüce şan bile verir

Sevgidendir yürekteki cesaret

* * *

Sonsuzdur sevgide bilgisi elbet

Sîrete mahsustur ilgisi elbet

Surete yönelik silgisi elbet

Sevgidendir yürekteki cesaret

* * *

Sevgiler yaşatır canlı cansızı

Mahkûm eder dama tıkar kansızı

Ahlâka çağırır hem vicdansızı

Sevgidendir yürekteki cesaret

* * *

Gönlünü sevgiye açarak gider

Şehzade mutluluk saçarak gider

Ölüme gülerek uçarak gider

Sevgidendir yürekteki cesaret

* * *

Kenan Şabaz

Posted in Şiirlerim | SEVGİDENDİR CESARET için yorumlar kapalı
Kas 02

TARİHTE BUGÜN

2 Kasım:

1917 – Filistin‘de Yahudilere yurt verilmesini öngören Balfour Deklarasyonu yayınlandı.

1930 – Haile SelassieHabeşistan (günümüzde Etiyopya) imparatoru olarak taç giydi.

1963 – Güney Vietnam Başkanı Ngô Đình Diệm, askerî bir darbe sonucu öldürüldü.

1964 – Suudi Arabistan Kralı Suud bin Abdülaziz tahtan indirildi.

1991 – Fener Rum Ortodoks Patriği I. Bartholomeos göreve başladı.

George Bernard Shaw (ö. 1950)

Diego Lugano (d. 1980)

Eva Cassidy (ö. 1996)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 02

DÜNYA DELİLERE KALDI

Devrimizin liderlerinin ortak özellikleri büyük zekâya sahip olmamaları, iyi yetişmemeleri, dar ve sığ oluşlarıdır.  Buna bazılarının kendileriyle sınırlı bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini de eklerseniz dünyanın neden bu durumda olduğunu açıklamak kolaylaşır.                                                         Trump, tam serseri mayın.  Putin’in ondan kalır yanı yok diyenler de çok. Bazı bakımlardan benzese de akıllı deli diyenler de epeyce var. Şimdi yıldızının sönmüş göründüğüne bakmayınız. Adam Rusya’nın büyük şansı.             Eski ve yeni örneklere bakarak diktatörün de akıllısı makbul. Mao’dan beri Çin öyle. O toplum başka türlü yönetilemezdi denemez. Sopasız kolay kolay kalkınamayacağı söylenebilir. Bu işi de Çin usulü yapıyorlar. Şimdiki liderinin adını sorsanız bilen zor çıkar. Görünmez, göze batmaz profili tercih ettiler. Ulu orta konuşmadılar, olur olmaz konularda fikir söylemeye yanaşmadılar. İş yaptılar. Çin böyle büyüdü. Bir de çok konuşanlar var. Bizdeki de onlardan. Bizimkinin iki gücü var: Dine dayanması ve rakiplerini türlü şekillerde devre dışı bırakmayı bilmesi. Bunları yapmak için uygun zaman hepsinden önemli. Dolayısıyle bir şansı da böyle bir dönemde başa geçmesi. Madem girdik, onu da söyleyelim: 23 yıl iktidar için çok uzun bir zaman. İyi bir elde ülke büyüdükçe büyürdü. İçerde dışarda birçok alanda arkalara düştüyseniz düşüneceksiniz. Hâlâ, düştük tamam da Reis çıkaracak, bir mucize yaratacak diyen varsa o inançtır, tartışılmaz.  Zaten o kesin inançlılar yüzünden bu duruma düştük. Onlar yanlışları görüp söyleme yiğitliğini gösterselerdi, en azından savunmasalardı, ülke bu hale gelmeyecekti. Diyeceğim o ki dünyayı ve bölgemizi anlamak isterken de kendimize bakacağız.

Alıntı: Yağmur Tunalı

Posted in Gündem | DÜNYA DELİLERE KALDI için yorumlar kapalı
Kas 01

TARİHTE BUGÜN

1 Kasım:

1755 – Portekiz‘de Lizbon Depremi gerçekleşti.

1922 – 623 yıl süren Osmanoğulları saltanatıTürkiye Büyük Millet Meclisi‘nin kararıyla sona erdi.

1954 – Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi kuruldu, Cezayir Bağımsızlık Savaşı başladı.

1981 – Antigua ve BarbudaBirleşik Krallık‘tan bağımsızlığını kazandı.

1998 – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kuruldu.

Johann Friedrich Gmelin (ö. 1804)

Edward W. Said (d. 1935)

Yma Sumac (ö. 2008)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Kas 01

ALTIN SÖZLER

* “İnsan olmak kolaydır; zor adam olmak.” Rus Atasözü * “Karını sev ve annene güven.” İrlanda Atasözü
* “Çocuğunu beş yıl prens, on yıl köle ondan sonra da arkadaş yap.” Hint Atasözü
* “Ailem bana konuşmayı öğretti ve insanlar bana susmayı öğretti.” Çekoslovak Atasözü
* “İnsanlara bilgiyle bakan onlardan nefret eder; onlara gerçeklikle bakan ise onları affeder.” İtalyan Atasözü
* “Öfke, mantığın lambasını söndüren güçlü bir rüzgardır.” Amerikan Atasözü
* “Veren verdiğini söylemesin, alan konuşsun.” Portekizce Atasözü
* “Büyük bir ağaç daha çok gölge verir ama daha az meyve verir.” İtalyan Atasözü
* “Endişelerini yırtık bir cebe koy.” Çin Atasözü

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Eki 31

TARİHTE BUGÜN

31 Ekim:

475 – Romulus AugustusRoma imparatoru ilan edildi.

1922 – Benito Mussoliniİtalya başbakanı oldu.

1940 – Britanya Muharebesi sona erdi.

1961 – Josef Stalin‘in naaşı Lenin‘in mozolesinden çıkarıldı ve Kremlin Duvarı Mezarlığı‘na defnedildi.

1992 – VatikanDünya‘nın Güneş‘in çevresinde döndüğünü söyleyen Galileo‘nun haklılığını kabul etti.

Harry Houdini (ö. 1926)

Marco van Basten (d. 1964)

Erdal İnönü (ö. 2007

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı