Nis 03

TARİHTE BUGÜN

3 Nisan:

1043 – Günah Çıkartıcı Aziz Edwardİngiltere Kralı olarak taç giydi.

1559 – İtalya Savaşı‘nı bitiren Cateau-Cambrésis Barış Antlaşması imzalandı.

1922 – Josef Stalin ilk Sovyetler Birliği Komünist Partisi genel sekreteri oldu.

1948 – ABD Başkanı Harry S. Truman, ekonomik yardımları içeren Marshall Planı‘nı imzaladı.

2010 – AppleiPad olarak adlandırılan tablet bilgisayarların ilk serisini piyasaya sürdü.

Johannes Brahms (ö. 1897)

İhsan Doğramacı (d. 1915)

Tim Robinson (ö. 2020)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 03

1957 HAYAT DERGİSİNDEN BİR YAZI! AYŞE SIDIKA AVAR

1957 HAYAT DERGİSİNDEN BİR YAZI!

AYŞE SIDIKA AVAR
Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesindeki mahkûm kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı.
Bir gün milli eğitim müdürünün odasına zayıf, ufak-tefek bir genç kız girdi.
– Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim, efendim, dedi.
Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik son derece de hassas bir insana benziyordu.
Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi.
Olacak şey değildir
Lakin düşüncesini belli etmedi.
– Peki, hoca hanım, dedi. Bu işle meşgul olacağım.
İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki akşam derslerine başlamıştı.
İşi bittikten sonra, ince pardösüsünün yakasını kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu.
Hapishane müdürü de, milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.
O, kavgacı, o geçimsiz mahkumlar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya başlamışlardı.
Kadınlar hapishanesinde ilk defa böyle bir hava esiyordu.
Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz.
Hakkındaki suçlama: Misyonerlik…
Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.
Neler de neler yapmamıştı ki:
Kadınlar hapishanesi derken, Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara iyi insan olmak etrafında birtakım telkinler.
Bütün bunlar misyonerlik denilen şeyden başka ne idi….?
İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Ankara’ya kadar intikal etmiş ve onca mühim işi arasında Atatürk meseleyi merak etmişti.
– Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz, dedi.
Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen Ayşe Sıdıka Avar’ı yanına çağırttı. Genç öğretmen Atatürk’ün karşısına çıktığı vakit bir yaprak gibi titriyordu.
Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.
– Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?” diye sordu.
Avar şaşırmıştı. Yavaşça,
– Efendim, ben öğretmen Avar, diye fısıldadı.
Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle şunları söyledi:
– Hayır. Sen misyoner Avar’sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım
Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı
“Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın yoluyla kazanılabilirdi. Genç öğretmen Doğu’ya gidecekti.
Oradaki genç kızları, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile toplayacaktı. Onları, bu toplumun potasında yetiştirecekti; sonra bu çocuklar birer ışık huzmesi altında köylere gönderecekti.”
Sözlerinin sonunda;
– Git, memleketin içine gir, dağ köylerine uzan; orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini göreceksin, dedi.
Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk’ün yanından çıktı.
İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğünde bu inanılmaz işle meşguldür. Şimdi; Elâzığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder. İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğünde bu inanılmaz işle meşguldür. Şimdi; Elâzığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder.
Onun hakkında iki yüze yakın mâni, masal ve çocukların dilinde sayısız Avar şarkıları vardır.
O, yol vermez, geçit tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.
Avar, Doğu’da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu masal kadının, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler:
– Kızımı da götür, Avar…! Diye atın üzengisine yapışıyorlar.
Şehre, Avar’ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz.
Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm

Alıntı: Hikmet Feridun Es
Hayat Dergisi 1957
Ayşe Sıdıka Avar; Ruhu şad olsun. Bugünkü TRT’nin işine son verdiği gazeteci Banu Avar’ın annesidir.
Kendisinden yukarıdaki yazı sayesinde haberdar oldum.
Kızı da anası gibi çetin ceviz…
Aynı özveri ve tükenmez bir cesaretle Atatürk’ün gösterdiği hedefe karşı çıkanlara karşı çıkıyor

Posted in Hikayeler | 1957 HAYAT DERGİSİNDEN BİR YAZI! AYŞE SIDIKA AVAR için yorumlar kapalı
Nis 02

TARİHTE BUGÜN

2 Nisan:

1453 – Fatih Sultan Mehmetİstanbul‘u kuşatma harekâtına başladı.

1912 – Titanik gemisinin yapımı tamamlandı.

1930 – Haile Selassie, kendini Etiyopya İmparatoru ilan etti.

1978 – Dallas dizisi, Amerikan CBS televizyonunda ilk kez yayımlandı.

2020 – Doğrulanmış COVID-19 vakalarının sayısı dünya çapında 1 milyonu geçti.

Arthur Tudor (ö. 1502)

Émile Zola (d. 1840)

Sabahattin Ali (ö. 1948)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 02

HANGİ AMAÇ İÇİN VE HANGİSİ DOĞRU? 1 NİSAN

1 NİSAN

1 NİSAN’IN KÖKENİ

Sezar’dan 1610 yıl sonra, 1564’de Fransa Kralı IX. Charles’ın, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe alması ve o zamanın iletişim koşullarından dolayı bazı insanların bu gelişmeden haberi olmaması nedeni ve bu kararı protesto etmek amacı ile eski adetlerini sürdürmelerine neden olmuştur. Kralın kararını protesto eden halk, 1 Nisan’da partiler düzenlemeye, birbirlerine hediyeler vermeye devam etmişlerdir. Yeni takvimden haberdar olup onu kabul edip uygulayan diğerleri ise bunları ‘1 Nisan aptalları’ olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını vermişlerdir. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler vermişler, yapılmayacak partilere davet etmişler, gerçek olması mümkün olmayan haberler üreterek yaymışlardır. Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başlamışlardır. Zaman içinde bu geleneği gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Fransız kökenli bu geleneğin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürmüştür. Oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayılmıştır.

FRANSIZLARIN “NİSAN BALIĞI” KAVRAMI

Nisan 1 tabiri bir de ‘Nisan Balığı’ kavramı olarak da tabir edilmektedir. Fransa’da yılın bu döneminde balık avının yasak olmasından dolayı bazı şaka severlerin balık avcılarını kandırmak için ırmaklara ‘Nisan Balığı’ diye bağırarak çiroz ringa balıkları atmaları sonucunda bu şaka kavramı ortaya çıkmıştır. Günümüzde bu gelenek yapılmasa da balık şeklinde çikolatalar yenerek, insanların arkasına kâğıttan balıklar iliştirilerek, dostlar işletilerek bu özel şaka geleneği hala yaşatılmaktadır.

1 NİSAN MÜSLÜMANLARA İHANET GÜNÜ MÜYDÜ?

1 Nisan için bilinen en eski 1 Nisan hikayesi, 1 Nisan şakalarının çıkış tarihini şu şekilde anlatır. 15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu İspanya’daki Endülüs Müslümanlarının son kalesini (Gırnata) kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunun bilincinde olan Haçlı ordusunun komutanı kaleyi düşürmek için değişik taktikler düşünmektedir. En sonunda aklına bir fikir gelir. 31 Mart gecesi kalenin önüne giderek bir elinde Kur an bir elinde İncil, kaledekilere seslenir; “Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım” der. Bunun üzerine gerekli görüşmeler sonrasında Müslümanlar canlarının kurtarılması karşılığında kaleyi teslim ederler. Ertesi gün sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar bizi öldürmeyeceğinize dair “yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz” derler. Bu söz üzerine Haçlı ordusunun komutanı “Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur” diye cevap verir ve Bütün Müslümanlar orada şehit edilirler. Hikâyeye göre o gün bugündür. 1 Nisan Hristiyanlar arasında Hile Günü olarak kutlanmaktadır. Maalesef halkımız arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan şaka günü olarak kutlanmaktadır.

1 NİSAN “HİLE GÜNÜ” OLARAK DA ANILMAKTADIR

1 Nisan’ın tarihi her ne kadar yaygın olarak Müslümanların şehit edildiği ‘Hile Günü’ olarak anlatılmış olsa da, tarihi kaynaklarda böyle bir bilgiye rastlanılmamaktadır. Hikâyede bahsedilen Endülüs’teki son kale olan Gırnata’nın düştüğü tarih, 2 Ocak 1492 gününe rastlamaktadır. Kaldı ki, İslam dahi normalde yalanı katı kurallarla yasakladığı halde savaş esnasında caiz görür. Bu kültüre sahip olan Müslümanların Haçlı ordusu komutanının bir sözüne inanıverip henüz korumakta oldukları kaleyi saf saf teslim etmiş olmaları hiç de gerçekçi bir açıklama gibi görünmüyor. Tam olarak ortaya çıkış hikayesi belli olmayan bu ‘Şaka Günü’ ile ilgili yazılanları incelediğimizde 1 Nisan’da şaka yapmanın Fransa’da lSDD’lerin sonunda başlayan beş asırlık bir gelenek olduğu görülmektedir. Gabriella Kalapes’un konu hakkındaki yazısında bahsettiği gibi 1 Nisan şakasıyla ilgili onlarca teori vardır ve sadece bazıları diğerlerine göre biraz daha yaygındır. Boston üniversitesi’nde tarih profesörlüğü yapan Joseph Boskin’in teorisi ise ülkeyi sarsacak kadar farklıydı.

Kaynak: 1 Nisan Şaka Günü Nedir?

Posted in Gündem | HANGİ AMAÇ İÇİN VE HANGİSİ DOĞRU? 1 NİSAN için yorumlar kapalı
Nis 01

TARİHTE BUGÜN

1 NisanŞaka Günü

457 – MajorianusBatı Roma imparatoru ilan edildi.

1940 – II. Dünya SavaşıHans Frank tarafından Varşova Gettosu kuruldu.

1941 – Altın Meydan subayları tarafından Irak askerî darbesi gerçekleştirildi.

1979 – Ruhullah Humeyniİran İslam Cumhuriyeti‘ni ilan etti.

2004 – GoogleGmail‘i halka duyurdu.

Otto von Bismarck (d. 1815)

Richard Zsigmondy (d. 1865)

Bucky Pizzarelli (ö. 2020)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 01

DİL

DİL

“Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.” Kutsi hadis ile buyurulmuştur. Dilimize sahip çıkmamız tembih edilmiştir.

Dil deyip de geçmeyin. “Dilim eder beni dilim dilim”, “Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez” Diyen ata sözlerimiz var.

Gerçekten düşününce konuştuklarımız bizim cennetimiz ya da cehennemimiz olabiliyor. Yani cümlelerimiz neredeyse kaderimizi belirliyor.

Yalan söylemek dilin afetlerindendir. Masum bir insana iftira atmak, dedikodu yapmak, insanların arasını bozmak dilin iflasıdır. Şakayla da olsa insanın onur ve şahsiyetine dil uzatmak ayıptır. Gıybet, alay ve küfürlü sözler yasaklanmıştır, güzel insana yakışmaz. İnsanları töhmet altında bırakan, onurlarını kıran, haysiyetlerini inciten her türlü söz, gerçek hayatta da sanal âlemde de kul hakkı ihlalidir. Dolayısıyla konuşmak insana verilen büyük bir nimet olmasının yanı sıra, ağır bir imtihandır.

Dil; aklımızın avukatı, ruhumuzun tercümanıdır. Kalbimizden geçenler, duygularımız ve düşüncelerimiz konuştuklarımızla ifade edilir.. Söz vardır, huzur ve mutluluğa götürür. Söz vardır muhtacın derdine çare olur, umudunu kaybetmiş yürekleri ferahlatır. Söz vardır zararlı alışkanlıkların esaretinden kurtarır. Ve de sözler vardır ki günahlara sürükler, onulmaz yaralar açar.

İnsanlar arasındaki sevgi ve muhabbet bağlarını koparan, nefret ve düşmanlıklara sebebiyet veren her türlü söylemden kaçınmamız gerek.

Lütfen dilimizi her türlü kötü ifadelerden koruyalım. Çünkü dil aynı zamanda kalbin aynasıdır.

Posted in Yazılarım | DİL için yorumlar kapalı
Mar 31

31 MART 1918 AZERBAYCAN SOYKIRIM GÜNÜ

31 MART 1918 AZERBAYCAN SOYKIRIM GÜNÜ
Azerbaycan 108 yıllık acıyı unutmadı: 31 Mart Soykırım kurbanları anılıyor
1918 baharında Azerbaycan topraklarını sarsan bu katliam, sadece tarihi bir kayıt değil, halkın ruhuna kazınmış ebedi bir yara olarak nitelendiriliyor.
31 Mart 2026 12:40
Azerbaycan halkı, tarihini en kanlı sayfalarından biri olan 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü’nün 108. yıl dönümünde, hayatını kaybeden on binlerce masum soydaşını derin bir keder ve hürmetle anıyor. 1918 yılında yaşanan trajedinin yıl dönümünde devletin zirvesinden birlik ve taziye mesajları geldi.
Devletin Zirvesinden Anma Mesajları
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımla soykırım kurbanlarını anarken; Birinci Cumhurbaşkanı Yardımcısı Mehriban Aliyeva da yayımladığı mesajda şehitlere rahmet diledi. Aliyeva mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Soykırım kurbanlarının parlak hatırasını saygıyla anıyorum. Allah tüm şehitlerimize rahmet eylesin.”

108 Yıllık Dinmeyen Acı: Kanlı Bahar
1918 baharında Azerbaycan topraklarını sarsan bu katliam, sadece tarihi bir kayıt değil, halkın ruhuna kazınmış ebedi bir yara olarak nitelendiriliyor. Masum insanların Ermeni ve Rus birlikleri tarafından katledildiği, köylerin yakılıp yıkıldığı o karanlık günler, 108 yıl geçmesine rağmen hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Tarihin Derin İzleri:
Unutulmayan Trajedi: Annelerin çocuklarıyla veda ettiği, genç-yaşlı demeden binlerce canın feda edildiği bu tarih, her Azerbaycanlının kalbinde derin bir iz bıraktı.
Milli Direnişin Sembolü: Bugün sadece bir yas günü değil; aynı zamanda ulusal gururun, sarsılmaz iradenin ve özgürlük mücadelesinin sembolü olarak görülüyor.
Ebedi Hatıra: Siyah mermer anıtlara, taze çelenklere ve dualara taşınan bu hatıra, gelecek nesillere aktarılan bir sorumluluk mesajı taşıyor.
Bu Alev Hiç Sönmeyecek!
31 Mart sadece bir takvim yaprağı değil; toprağın her karışında, halkın her nefesinde yaşayan bir alevdir. Azerbaycan halkı, bu acı tecrübeden aldığı dersle bugün daha kenetlenmiş ve güçlü bir şekilde geleceğe yürüyor.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Bakü’deki Şehitler Hıyabanı ve ülke genelindeki soykırım anıtları, ellerinde karanfillerle masumların ruhuna dua eden vatandaşlarla dolup taşıyor.
1918 Mart olayları, Azerbaycan tarihinde milli birliğin ve egemenliğin ne kadar ağır bedellerle kazanıldığının en somut nişanesi olarak kabul edilmektedir.
RUHLARI ŞAD MEKANLARI CENNET OLSUN…
Kenan Şahbaz

Posted in Gündem | 31 MART 1918 AZERBAYCAN SOYKIRIM GÜNÜ için yorumlar kapalı
Mar 31

TARİHTE BUGÜN

31 Mart: 31 Mart Vakası & Azerbaycan Soykırımı

1866 – İspanya DonanmasıŞili‘nin Valparaíso limanını bombaladı.

1889 – Gustave Eiffel tarafından yapılan Eyfel Kulesi açıldı.

1909 – Osmanlı’da 31 Mart Vakası- Ayaklanması

1909 – RMS Titanic‘in yapımına başlandı.

1918 – Azerbaycan Soykırımı

1966 – İnsansız uzay aracı Luna 10Baykonur Uzay Üssü‘nden uzaya fırlatıldı.

2005 – Makemake cüce gezegeni, Michael E. Brown liderliğindeki bir ekip tarafından keşfedildi.

René Descartes (d. 1596)

Joseph Haydn (d. 1732)

Charlotte Brontë (ö. 1855)

Posted in Yazılarım | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 31

BİZ NE HALE GELDİK?…

BİZ NE HALE GELDİK?…

* * *

Mangaldaki köz bozuldu

Dillerdeki söz bozuldu

Kalplerdeki öz bozuldu

Biz ne hale geldik böyle?…

* * *

Kendimizi unutmuşuz

Hakikati uyutmuşuz

Her zıkkımı yutmuşuz

Biz ne hale geldik böyle?…

* * *

Kısacası aymaz olduk

Sevgi saygı koymaz olduk

Kana cana doymaz olduk

Biz ne hale geldik böyle?…

* * *

Yaşamadık asıl şartı

Yemekteyiz her bir haltı

Olduk bir dikenli çaltı

Biz ne hale geldik böyle?…

* * *

Göremedik bir gerçeği

Şaştı hayatın ölçeği

İçtik zakkum içeceği

Biz ne hale geldik böyle?…

* * *

Sebepler saymakla bitmez

Sevgisiz bir baca tütmez

Hayat böyle kanlı gitmez

Biz ne hale geldik böyle?…

* * *

Görünüşte herkes haklı

Kullanmıyor kimse aklı

Hazine canlarda saklı

Biz ne hale geldik böyle?…

* * *

Eğitimci, Devlet Halk Şairi, Araştırmacı, Yazar

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BİZ NE HALE GELDİK?… için yorumlar kapalı
Mar 30

TARİHTE BUGÜN

30 Mart:

1842 – İlk kez bir ameliyatta dietil eter ile anestezi uygulandı.

1856 – Kırım Savaşı‘nı bitiren Paris Antlaşması imzalandı.

1863 – Wilhelm GeorgYunanistan kralı oldu.

1867 – AlaskaABD tarafından Rus İmparatorluğu‘ndan 7,2 milyon dolara satın alındı.

2006 – Marcos Pontes, uzaya çıkan ilk Brezilyalı astronot oldu.

II. Mehmed (d. 1432)

Vincent van Gogh (d. 1853)

Friedrich Bergius (ö. 1949)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı