Şub 21

ALTIN SÖZLER: DÜNYA TÜRK’Ü ANLATIYOR

* “Dağ başındaki haydutlar olarak isimlendirdiğiniz Mustafa Kemal ve onun ordusundaki Türkler burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik”

Fransa Başbakanı Aristide Briande – 1940

* “Türkün yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türkün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez”

Fransız Ressam Alexandre G. Decamps – 1830

* “Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde gibidir”

Fransız Bilgini Antonie Gelland – 1704

* “Irk ve millet olarak Türkler, geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenidir.

Sosyal ve örfi faziletleri tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır”

Fransız Yazar Devlet Adamı Lamartine

* “Bugün Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, asil ve bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak ne kadar değerli bir bilseniz”

İsveç Kralı Demirbaş Şarl

* “Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekâsıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupanın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı”

Rus Komutan İvan Çarnayev – 1922

* “Rusya tarihinde Türklerin olmadığı bir dönemden söz etmek mümkün değildir, hangi Rus’u kazısanız altından mutlaka Tatar çıkar deyimi, milli kimlikten ziyade tarihi ve kültürel bir gerçekliği ifade ediyor”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin – 2010

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER: DÜNYA TÜRK’Ü ANLATIYOR için yorumlar kapalı
Şub 20

TARİHTE BUGÜN

20 Şubat:

1835 – Şili‘nin Concepción şehri, depremle yerle bir oldu.

1933 – Adolf Hitler, Nazi Partisi’nin seçim kampanyası için para toplamak amacıyla sanayicilerle gizli bir toplantı yaptı.

1944 – II. Dünya SavaşıBig Week olarak bilinen hava harekatı başladı.

1962 – Mercury-Atlas 6, ilk Amerikan yörüngesel uzay uçuşunu gerçekleştirdi.

1970 – İstanbul‘da Boğaziçi Köprüsü‘nün temeli atıldı.

Henri Moissan (ö. 1907)

Kurt Cobain (d. 1967)

Ferruccio Lamborghini (ö. 1993)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 20

HOŞGELDİN RAMAZAN!

HOŞGELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN!

Hayırlı Ramazanlar…

Allah bütün ibadetlerimizi katında kabul etsin inşallah.
Manevi güzelliklerle dolu olan Ramazan ayı müminler için bir rahmet ve mağfiret
mevsimidir. Bu kıymetli zaman dilimini ibadet ve iyiliklerle değerlendiren mümin ebedi mutluluğun kapısını açar. Cehennemden kurtuluş beratını alarak zaman ve mekân cennetine doğru
yol alır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:

“Ramazan Ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar
zincire vurulurlar”

Bu hadis-i şerif gösteriyor ki; Ramazan ayında iyi işler yapıp kötülüklerden sakınan mümine cennetin kapıları açılır cehennemin kapıları kapanır. Oruç sayesinde
nefsine hâkim olup şeytana uymadığı için de şeytanın eli kolu bağlanmış ve etkisiz hale gelmiş olur.
İnsanın yaşadığı her an, onun için sonsuzluğa açılan bir zaman parçası olmaya namzettir. İdrak ettiğimiz bu Ramazan-ı şerifin, bu anı, içinde saklamadığını kim bilebilir!
Ramazan Allah’ın rızasını kazanma kuşağıdır. Ramazan’ın her öğesi böyle bir kazancı
sağlayıcı niteliktedir. Oruçlar, beş vakit namazlar, teravihler, dualar, zikir ve tespihler, iftarlar,
sahurlar, fitreler, sadakalar hepsi de birer sevap makinesi gibi işlerler. Uygulayıcılarını ebedi
nimet ve mutluluklara eriştirirler.

Posted in Gündem | HOŞGELDİN RAMAZAN! için yorumlar kapalı
Şub 19

TARİHTE BUGÜN

19 Şubat:

1915 – I. Dünya SavaşıÇanakkale Savaşı başladı.

1943 – Kasserine Geçidi Muharebesi başladı.

1945 – II. Dünya Savaşı: Yaklaşık 30.000 ABD askeri, Japonya‘nın Iwo Jima adasına çıkartma yaptı.

1959 – Londra Konferansı sona erdi; Birleşik KrallıkKıbrıs Cumhuriyeti‘nin bağımsızlığını tanıdı.

1986 – Sovyetler BirliğiMir uzay istasyonunu uzaya gönderdi.

Nicolaus Copernicus (d. 1473)

David Garrick (d. 1717)

Stanley Kramer (ö. 2001)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 19

SIRAYA GEÇ

SIRAYA GEÇ
Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesini farkeder. Önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına gider. Kafilenin başındaki adam kuşkusuz cenazenin sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar:  -“Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?” Cenaze sahibi: -“Öndeki karım arkadakide kayınvalidem.”  -“Vah vah başınız sağolsun. Nasıl oldu?”  -“Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayın validem de karıma yardıma  gelmiş onu da öldürmüş.” Adam biraz düşündükten sonra sorar: -“Beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim?”
-“Sıraya geç!!”

Posted in Fıkralar | SIRAYA GEÇ için yorumlar kapalı
Şub 18

TARİHTE BUGÜN

18 Şubat:

1856 – Osmanlı İmparatorluğu‘nda Islahat Fermanı yayımlandı.

1930 – Amerikalı astronom Clyde Tombaugh, 33 cm’lik bir teleskopla Plüton‘u keşfetti.

1943 – NazilerBeyaz Gül hareketi üyelerini tutukladılar.

1965 – Gambiyaİngiltere‘den bağımsızlığını kazandı.

2021 – NASA‘nın keşif aracı PerseveranceMars‘a indi.

Michelangelo (ö. 1564)

John Travolta (d. 1954)

Robert Oppenheimer (ö. 1967)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 18

TEMİZLENECEK MAYINLAR KAFALARDADIR

Âlet işler el övünür” atasözü bugün başka türlü yaşanıyor. Ellerin âletlerle övünecek hâli kalmadı. Elleri âletler yönetiyor. İşlevleri açısından da âletlerle övünecek durumda değiliz. Alfred Nobel’in insanlığın hayatına dinamit koyduğunu konuşacak yerdeyiz. Kalaşnikof’un silahıyla cinayetler arttı ve terör azdıkça azdı.

Atom’un parçalanmasıyla hayatımız parçalandı. Toplu ölümlere hazırlandık. Yaşama derdine düştük. İnsan yıkıcılığı frenlenemedi.  Üstüne dijital devrimler her şeyi altüst etti. Hayatımız kolaylaşırken ölümler de kolaylaştı.

Şimdi devletlerarası güç dengesinde azdıkça azan öldürme tehdidi sahip olunan âletlerledir. Bugün öldürücülüğünüz kadar caydırıcı ve ikna edicisiniz. Gücün değişmez kuralını değişik gösteren öldürme âletleridir. İnsanlık âletin insana bu kadar hükmettiği bir devir görmedi.

YENİ DEVRİN PUTUNA TAPANLAR Büyük güçlerin gücü ellerindeki âletlerdedir. Bu âletlerin saldığı dehşet, rakiplerinden önce onları esir alıyor. Öldürücülük mest ediyor. İnsanlık, âletlerin kolaylaştırdığı hayatlarının âletlerle ne kadar çabuk ve topluca yok edileceğinin endişesini yaşıyor. İsrail, Gazze’de taş taş üstünde bırakmamayı ateş saçan âletlerle yürütüyor. Yakın çevresini yetişmiş insan gücünün yönettiği ateş gücüyle temizlemeye çalışıyor. 1500 km ötedeki İran’ı akıl ve ateş gücüyle hem içerden hem dışardan vururken merhamet hissinin zerrelerini de vuruyor. Vuruyor.

İnsanlık, yarattığı âletlerin dehşetinde kavruluyor. En büyük tehdit, nükleer silahlar. Kavga konusu da o. Trump, güç oyununda oyuncak adam.  Netanyahu da bizimki de diğerleri de öyle. Gücü ele geçirenler, bugünün dünyasında derece farkıyla birbirinden ayrılıyor. Eline oyuncak verilmiş, çocuk aklı da alınmış bencil zalimlere dönüşüyorlar.  Değer, ölçü tanımıyorlar.

BU OYUNUN ŞAKASI YOK Düzen kendileri içindir. Başkaları için düzensizlik geçerlidir. Bu uğurda kısa yol bellidir: Kanun ve kuralları örseler ve nihayet rafa kaldırırsınız. Farklıkları öne çıkarır, böler parçalarsınız.

Böyle bir dünyada gücü ele geçirenlerin kendileri için kullanmaları kolaylaşır. Amerika’da, Batı’da bu hevesler kursaklarda kalır. O âletle kendi içlerinde öyle oynatmazlar. Trump denen deli dediğiyle kalır. Yaptırmazlar. Nitekim içerde düştüğü durumu görüyorsunuz. Her üç adımının ikisinden geri döndürüyorlar. Problem bizim gibi ülkelerde.

Trump gibilerin ve akıllılarının bizdeki tek adamcılığı desteklemesine iyi bakmak lazım. Türkiye’yi Ortadoğululaştırma projesinin merkezinde bu var. Kendine benzetme değil, Ortadoğu’ya benzetme. İsrail hariç bütün bölge ülkelerinin paramparça oluşunu devlet veya halkla değil yaratılan tek adamlarla sağlama peşindeler.

Bunun için en büyük düşmanları demokrasi. Türkiye’de demokrasinin rafa kaldırılmasından Batı’nın devletleri değil bazı aydınları şikâyet ediyor. Şayet Amerika ve diğer batılı güçler bundan rahatsız olsaydı, Erdoğan son seçimleri göremezdi. Türkiye’de istedikleri böyle bir iktidardır.

Irak ve Suriye’de olanlar oldu. Biz bilerek bilmeyerek yardım ettik. Şimdi içerde de o hareketlerin uzantılarını görüyoruz. Kırk yıldır kan dökenleri özür diler gibi muhatap alıyor, siyasi-sosyal alanlar açıyoruz. Bu adım adım gerçekleşen işlerin yürüyen Ortadoğu projesinin bir ayağı olmadığını kim söyleyebilir?

İçerde muhaliflere girişilen son hareketlerin Batılılarca yasak savma kabilinden cılız eleştirilerle karşılanmasını da böyle anlamak lazım. Çünkü hedef belli.

İÇERİYİ KARIŞTIRARAK DIŞARIDA BAŞARILI OLUNMAZ Dünya kaynıyor. Kaynatan, dünyanın tek gücü olma vasfını kaybeden Amerika’nın içinde dışında İsrail var. Kaynamanın merkez üssü Ortadoğu.

Olanı biteni anlamak için daha fazla gecikmemeliyiz. Bu durumda ülkeyi ve iktidarları beterinden kurtarmak ancak halkın itirazıyla mümkün olabilir.

İç cepheyi güçlendirmek” ilk şarttır. Bu tabiri herkes farklı anlıyor. Tuhaf bir durum. Adalet, ehliyet ve liyakat temelinde anlayanlar var. Sözün manası zaten bu. İktidar cenahının kastı, kanun nizam çerçevesinde birlik beraberlik gibi görünmüyor.  Kasıt, eş başkanlığın kabulü ve ne derse uyulması ise ne manaya geldiği artık gün kadar açık. Nobel’in dinamitinden beter.

Irak’a, Suriye’ye, Gazze’ye, İran’ın bombalanmasına ve bölgede yaşananlara bakan, bunun bizim için bir yıkım projesi olduğunu görür. Türkiye’yi o dinamitten kurtarmak lazım. Temizlenecek mayınlar kafalardadır.

Alıntı: A. Yağmur Tunalı

Posted in Gündem | TEMİZLENECEK MAYINLAR KAFALARDADIR için yorumlar kapalı
Şub 17

TARİHTE BUGÜN

17 Şubat:

1600 – İtalyan filozof Giordano Bruno, aykırı görüşler savunduğu için diri diri yakılarak idam edildi.

1944 – II. Dünya Savaşı‘nda Eniwetok Muharebesi başladı.

1949 – Haim Weizmannİsrail‘in ilk cumhurbaşkanı oldu.

2000 – MicrosoftWindows 2000 işletim sistemini piyasaya sürdü.

2008 – KosovaSırbistan‘dan ayrılarak tek taraflı bağımsızlık ilan etti.

Molière (ö. 1673)

Geronimo (ö. 1909)

Michael Jordan (d. 1963)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 17

AZAP OSMAN..!!!


Antep Savunmasının kahraman yiğitlerinden birisi!…
Gaziantep’te o günlerde şehirde kime dokunsan patlayacak bir barut gibiydi.. Fransızlar Antep’i işgal etmiş; kadın, çocuk, yaşlı demeden Ermenilerin yardımı ile önüne geleni öldürüyorlardı. Sokaklarda patlama sesleri çığlıklara karışıyordu. Bir gün tüfekçi Yusuf’un dükkânına sinirden yumruklarını demir gibi sıkmış bir adam girdi..
Ve derdini anlatmaya başladı. “Ağam adım Osman. Köylüler bana Azap Osman derler. Anlayacağın rençperim. Aynı zamanda da iyi avcıyım. Düşman çocuk, kadın demeden öldürüyor. Bana bir tüfek lazım. Elimde bir tüfeğim olsa attığım gâvuru indiririm aşağıya” diyordu. “Ama en başından söyleyeyim cebimde hiç param yok.”

Tüfekçi Yusuf karşısında dimdik duran adama uzun uzun baktı adeta boğazı düğümlenmişti. Ama ne yazık ki hiç tüfek yoktu elinde, olan tüfekler de direniş çetelerine dağıtılmıştı. Yeni tüfek bulmak da imkânsızdı. Daha Yusuf sözünü bitirmeden Osman dükkândan ayrılmıştı. İçinden söylene söylene yürüyordu. ‘’Düşman bomba yağdıracak, ben de ölümleri izleyeceğim ha… Olmaz olmaz mutlaka silah bulmalıyım.‘’ Eve gelmişti ve evde dört dönüyordu, mutlaka silah bulmalıydı ama satıp para edecek hiçbir eşyası da yoktu. Derdini karısına anlattı “Şehre bomba yağıyor mutlaka silah bulmayalım!”

Azap Osman bir çözüm bulmuştu. Ancak bulduğu çözüm müydü yoksa çözümsüzlük mü onu bilmiyordu. Hanımına çözümü anlattığında kadının gözleri doldu. Boğazı düğümlenmişti kadının ama başka bir çaresi yoktu. Hemen suyu ısıttı ve bahçede oynayan kızı Ayşe’yi çağırdı ve sımsıkı sarıldıktan sonra güzelce yıkadı. Kınalar yaktı… Gece kızını yanına aldı uyudu ve sabah en güzel elbiselerini giydirdikten sonra “hadi kızım baban seni biraz gezdirecek sakın babanın sözünden çıkma” dedi ve ikisini arkalarından ağlayarak uğurladı. Kadın konuşamıyordu, adeta hayat durmuştu o an kadın için..

Azap Osman’ın tüfekçi Yusuf’un yanına uğramasının üstünde tam 15 gün geçmişti ve yine uğradı. Ama bu sefer yüzü gülüyordu. “Yusuf usta silah dedim yok dedin. Ben silahı buldum ama mermi almaya param yetmedi, bari mermiler senden olsun” dedi.

Yusuf usta şaşırmıştı “Nereden buldun bu tüfeği?” dedi, “Uzun hikâye anlatırım” dedi Osman. Yusuf usta “Tamam mermiler benden ama tüfeği nerden bulduğunu anlatırsan. Sen anlat bakalım nerden buldun bu tüfeği?” Osman derin bir nefes aldı ve biraz da sıkılarak anlatmaya başladı.
“Baktım ki şehirde her yaşta çocuk öldürülüyor. Benimde elinden öper bir kızım var, annesi akşamdan yıkadı, kınalar yaktı, sabah da en güzel elbiselerini giydirdi ve evden çıktık. Beraber Halep’e gittik. Orada çocuğu olmayan zengin bir aileye evlatlık olarak verdim. Halep’ten de o parayla bu silahı aldım ama mermiye param yetmedi” dedi.

Yusuf ustanın o an gözleri doldu. Sanki o mermileri kendisi yemişti. Buğulu gözleriyle gitti içerden zulaya sakladığı mermilerden Osman’a verdi. Osman dükkândan silahına sarıldığı gibi çıktı, koştuğu yerde sarıldığı silah değildi adeta kızına sarılır gibi sımsıkı sarılıyordu…
İşte Gaziantep bu anlatılması güç kahramanlar sayesinde kurtuldu. Şehitliği göze almış kahramanlardan daha kahramandı Azap Osman…

Bu ve bunun gibi onlarca kahramanlık destanlarıyla düşmana teslim edilmedi Antep, daha fazla ne söylenebilir…
Bu öyküyü yıllar yılı bizzat babasının yaşlı gözlerle anlatımından bilen Tüfekçi Yusuf ustanın kızı, Şule Yıldırımdemir Tüfekçi, yıllar sonra yazdığı Kınalı Kız şiirinde şöyle anlatıyor:

KINALI KIZ
Anamın kucağından aldın…
Tut elimi gidiyoruz dedin…
Nasıl sevindim baba…
Daha dün anam,
Parmaklarımı tek tek öpüp,
Kına yakmıştı…
Kınalı ellerim ne güzeldi…
Sen görmedin…
Bir elinle beni tuttun…
Diğer elinle anamı savurdun…
Sahi, anam niye çok ağladı baba?
Ben yeni öğrendim yürümeyi…
Senin adımlarına yetişemem ki…
Ne olur biraz yavaşla…
Hem bak,

Ellerim kınalı baba…
Bütün evler arkamızda kaldı…
Belki, aha şu tepeye çıkarsak…
Oradan görürüm, çökmeye yüz tutmuş evimizi…
Nasılda yoruldum…
Bilsem konuşmayı,
Sana dönelim diyeceğim…
Anamı özledim, acıktım…..
Ama sen durmuyorsun ki baba…
Beni sırtına aldın,
Uyu kızım dedin…

Çok üşümüşüm…
Sen beni ısıttın baba…
Yüksek dağların ötesine geçtik…
Bir başka diyara geldik…
Beni öptün kokladın…
Geldik kızım dedin…
İşte yeni evin burası…
Bir tüfek parası berdelin olsun,
Kızım Antep’e kurban olsun….
Bıraktın ellerimi…

Kınalı ellerim ne güzeldi…
Sen görmedin baba…
Bilirim, sevgini koydun gittin bana…
Fakirliği onuruna yediremedin…
Herkes çabalarken, sen durup seyredemedin…
Anladım artık neden kınalı ellerim?
Bir haksız savaşa kurban oldum ama

Sen bir daha dönmedin baba…
Koca başlı dağların ardında,
Bırak bir kızın olsun…
Gözyaşlarım…
Berdel ettiğin tüfeğe kurşun olsun…

Bu dünyada haksızlık son bulsun…
Benim adımı Antep’li yüreğine sorsun…
Baba, hakkım sana helal olsun.!!
Alıntı

Kuvayi-Milliye kahramanlarının Anılarına saygıyla!..

Posted in Hikayeler | AZAP OSMAN..!!! için yorumlar kapalı
Şub 16

TARİHTE BUGÜN

16 Şubat:

1862 – Fort Donelson Muharebesi sona erdi.

1918 – Litvanya, bağımsızlığını ilan etti.

1959 – Fidel CastroKüba başbakanı oldu.

1969 – İstanbul‘da Kanlı Pazar olarak bilinen saldırı gerçekleşti.

2005 – Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda uluslararası bir sözleşme olan Kyoto Protokolü yürürlüğe girdi.

Akşemseddin (ö. 1459)

Octave Mirbeau (ö. 1917)

Kim Jong-il (d. 1941)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı