Haz 03

TARİHTE BUGÜN

3 Haziran:

1965 – Edward Higgins White, uzayda yürüyen ilk Amerikalı oldu.

1974 – İzak Rabin, İsrail Başbakanı oldu.

1989 – Pekin‘de Tiananmen Meydanı‘ndaki büyük gösteriye asker müdahale etti: 2 bin civarında öğrenci öldü.

2006 – Karadağ, Sırbistan-Karadağ‘dan bağımsızlığını ilan etti.

2017 – İngiltere‘nin Londra kentindeki Southwark bölgesinde bir terör saldırısı düzenlendi.

Jefferson Davis (d. 1808)

Georges Bizet (ö. 1875)

Nâzım Hikmet (ö. 1963)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 03

NEREDEYDİ BU KÜRTLER (!)

NEREDEYDİ BU KÜRTLER (!)

Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküşüyle birlikte Anadolu’da “Tevaif-i Müluk” adı altında onlarca beylik kuruldu.

Bu beyliklerin hepsi Türk beylikleriydi. Devletin yıkılışı dönemindeki güçsüzlüğünü göz önüne alacak olursanız, biraz gücü olan her kesimin bir beylik kurarak kendi varlığını ispat ettiğini görürüz. Yani güçlü bir aile bir beylik kurabilmiştir.

Madem ki Anadolu Kürtlerin kadim yurtlarıysa, böyle bir rahat dönemde neden bir beylik kuramadılar?

Nüfusları mı yeterlimi değildi, yoksa burada değiller miydi?

Tarihte bu gibi devletlerin çöküş dönemlerinde fırsattan istifade ederek birçok devletçikler kurulmuştur.

Tabii devlet kurma kültürünüz varsa.

Nitekim Anadolu’nun en küçük beyliği, Söğüt’te kurulmuştu. O kadar az bir nüfusla Kayı’lar bir beylik kurmuşsa, bugün Anadolu’nun Kürdistan olduğunu söyleyenler, neredeydiler?

Kaynak: PROF DR YUSUF HALAÇOĞLU

Posted in Gündem | NEREDEYDİ BU KÜRTLER (!) için yorumlar kapalı
Haz 02

TARİHTE BUGÜN

2 Haziran:

455 – Vandallar Roma‘ya girdiler ve iki hafta boyunca şehri yağmaladılar.

1909 – Alfred Deakin, 3. kez Avustralya başbakanı oldu.

1946 – İtalya‘da monarşi kaldırılarak Cumhuriyet ilan edildi.

1953 – Birleşik Krallık Kraliçesi II. Elizabeth taç giydi.

2012 – Eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Marquis de Sade (d. 1740)

Giuseppe Garibaldi (ö. 1880)

Wentworth Miller (d. 1972)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 02

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Bugün göz yumduklarımız, yarın bize göz açtırmayacak olanlardır.” Uygur Atasözü

* “Uygarlığın son gayesi insan kişiliğinin gelişmesidir!” Alexis Carrel

* “Medeniyetin ilk şartı adalettir!” Freud

* “Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz.” Paul Ehrlich

* “İnsanlarla aranıza sınır koymak onlarla küsmek değil, onlara karşı sizi incitemeyecekleri mesafede durmak demektir.” Robin Sharma

* “İnsanın ölümü gerçekleştikten sonra bile beyni 10 dakika daha çalışmaya devam eder.” Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

* “Delilik hassas insanların protestosudur.” Viktor Hugo

* “Sorun çıkmasın diye idare ettiğiniz her saygısızlık, hadsizliğin cüretini artırır.” Prof. Dr. Erkan Topuz

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Haz 01

TARİHTE BUGÜN

1 Haziran:

193 – Roma İmparatoru Didius Julianus, suikast sonucu öldürüldü.

1533 – VIII. Henry‘nin eşi Anne Boleyn, İngiltere Kraliçesi olarak taç giydi.

1862 – Amerikan İç Savaşı: Seven Pines Muharebesi sona erdi.

1980 – CNN haber kanalı yayın hayatına başladı.

1998 – Brüksel‘de Avrupa Merkez Bankası kuruldu.

Marilyn Monroe (d. 1926)

Ion Antonescu (ö. 1946)

Jonathan Pryce (d. 1947)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 01

TÜRKÇE ADLAR ALARAK İÇİMİZE SIZMIŞ SAHTE MÜSLÜMANLAR, İKİ KİMLİKLİ İKİ DİNLİ SABETAYİST YAHUDİLER VE PAKRADUNİLER

“TÜRKÇE ADLAR ALARAK İÇİMİZE SIZMIŞ SAHTE MÜSLÜMANLAR, İKİ KİMLİKLİ İKİ DİNLİ SABETAYİST YAHUDİLER VE PAKRADUNİLER”

Sabetayist Yahudi Prof. Yalçın Küçük:

“Türkiye’deki Yahudi lobisi, İsrail’deki Yahudi lobisinden daha güçlüdür.”

1. DÖNME kelimesi cümle içinde iki türlü yazılır: Küçük (d) ile… Büyük (D) ile… Büyük D ile yazılırsa Sabataycılar, Selanik Dönmeleri, Avdetîler kasd ediliyor demektir.

2. Türkiye’de resmen 15 bin kadar tek kimlikli Yahudi vardır.

3. Türkiye’de tahminen bir milyon kadar iki kimlikli Kripto Yahudi vardır.

4. Kripto Yahudilerin hepsi Selanik Dönmesi değildir.

5. Müslüman görünen Karaylar vardır.

6. Müslüman görünen Kürt Yahudileri vardır.

7. Müslüman görünen Pakraduniler vardır.

8. Müslüman görünen başka Kriptolar vardır.

9. Dıştan Müslüman görünen Kırımçaklar vardır.

10. Türkiye’de Osmanlıdan kalma 78 etnik köken olduğu iddia ediliyor. Bu 78 kökenin her birinin Kripto Yahudisi vardır.

11. Alevî ve Bektaşî görünen Kriptolar vardır.

12. Kendisini Caferî olarak gösteren Meşhed Yahudilerine karşı dikkatli olunmalıdır.

13. Bir Kripto, ben Sabataist değilim diyebilir ve bu inkârı doğru olabilir ama başka bir Kripto aşiretinin mensubu olabilir.

14. Ataları veya kendisi gerçekten İslama dönmüş bir kimseye (büyük D ile) Dönme demek haksızlık olur. İslam ırkçı bir din değildir.

15. Yakın tarihimizde soy itibarıyla Avdetî olan bir zat rüyasında Resulullah Efendimizi (Salat ve selam olsun ona) görmüş, samimî Müslüman olmuş, hattâ şeyhliğe kadar yükselmiştir.

16. Ashab-ı Kiram içinde Yahudilikten İslama dönmüş olanlar vardır.

17. İslamcılık cereyanları içinde gerçekten dönmemiş Dönmeler, Kripto Yahudiler var mıdır?.. Dönmelerin, Kriptoların İslamî hareketin, İslamcılıkların içine girmemiş olmaları mümkün değildir.

18. Bunlar ne yapmak istiyor?… İslamın ilk asrında samimî olarak dönmemiş Yemenli Yahudi hahamı Abdullah ibn Sebe’nin yaptığını zamanımızda yapmak istiyorlar.

19. Nedir bu istedikleri?.. İslamın içine boşaltmak istiyorlar. Şeriatsız, fıkıhsız, cihadsız laik, seküler bir İslam türetmek istiyorlar.

20. Müslüman, hattâ dindar görünen bu Kriptolar başarılı olurlarsa İslam yıkılır.

21. Saçmalama!.. Saçmalamıyorum. Vaktiyle bir Endülüs vardı, şimdi yerinde yeller esiyor.

22. Dönmeler, Kripto Yahudiler kendi aralarında evlenir.

23. Ehliyet ve liyakatları olmasa da yüksel(til)irler.

İSRAİL’i kurusıkı protesto edenler içinde bazı Gizli Yahudiler de var. Onlar gerçekten İsrail’e cephe mi aldılar, yoksa…

Musevilikte, yalancıktan Hıristiyan veya Müslüman görünme konusunda fetva ve ruhsat vardır.

Gizli Yahudiler, varlıklarını ayakta tutabilmek, hakimiyetlerini sürdürebilmek ve menfaatlerini korumak için yalancıktan Müslüman görünebilir.

Bugün ülkemizde bir milyonun üzerinde Gizli Yahudi yaşamaktadır. Verdiğim rakam kesinlikle abartılı değildir. Evet, bir milyonun üzerinde Yahudi.

Bunların hepsi Selanik Dönmesi=Avdetî değildir. Hakikî Alevileri ve Bektaşileri tenzih ederek söylüyorum: Alevi ve Bektaşi görünen Gizli Yahudiler…

Karaylar, Kırımçaklar, Dağ Çufutları (Tatlar), büyük kısmı İranda yaşayan, Türkiyeye de sızmış olan Meşhed Yahudileri…

En esrarlıları olan Pakraduniler… Birinci postu Türk ve Müslüman… Onu kaldırıyorsunuz altından Ermeni postu çıkıyor… Onun altında da esas kimlikleri olan Yahudi postu vardır.

Kriptolar için taqiyye ve kitman yapmak çok normaldir.

Sahnede tiyatro icabı antisiyonizm yapabilirler ama kuliste Yahudiliklerini okurlar.

Bugün Türkiye’mizde hep bir ağızdan koro halinde “Kahrolsun İsrail!..” haykırışlar duyuluyor. Bunların hangisi yürekten, hangisi rol icabıdır?

1922’de Sakallı Nureddin Paşa kumandasında Türk birlikleri İzmir’e yaklaşıyor, Yunan kuvvetleri ricat ediyor. Şehirde kargaşa var. Yahudinin biri balkonuna çıkmış avaz avaz “Yaşasın yaşasın!..” diye bağırıyor. Aşağıdan bir soruyor: “Mişon efendi kim yaşasın?…” Cevap veriyor: Daha belli deyil…

Düne kadar aşırı Siyonizm ve İsrail taraftarı olan bazılarının bugün Kahr olsun İsrail diye bağırmalarını öyle kolayca inanıvermemek gerekir.

Sahiden döndülerse ne âlâ… Dönmedilerse teyakkuzda bulunmak, çok dikkatli olmak gerekir.

Maalesef islamî kesimde İsraili tutan ve destekleyen, onu haklı bulan şahıslar ve sektler vardır.

Bunlar İsraili niçin destekliyor? Bunun sebepleri araştırılmalıdır.

İslamî hareketin içine Kripto Yahudiler sızmış mıdır?

Çağdaş İbn Sebe’ler var mıdır? Kimlerdir?

Şifahî kültürlü islamî kesimde bu konuda araştırma yapacak zihniyet, kültür, uzmanlar var mıdır?

On milyonlarca Müslüman içinde Kripto Yahudiler ve Pakraduniler konusunda ilmî araştırma yapacak, mükemmel İbranice ve Ermenice bilen uzmanlar var mıdır?

Siirt Müslümanlarını tenzih ederek yazıyorum: O vilayetimizdeki Kripto Yahudiler hakkında doğru dürüst, objektif, ipe sapa gelir, ciddî ilmî araştırmalar ve incelemeler yapılmış ve yayınlanmış mıdır?

Bu konuları ayakta uyuyanlara anlatmak o kadar zor ki… Belki de imkânsız.

Evet, başa dönelim: Kahrolsun İsrail diyenlerin hangisi samimî, hangisi tiyatrocu?

PAKRADUNİ’ler veya Bagraduniler…

Sır içinde sır, esrar içinde esrar…

Alıntı: M. Şevket Eygi

Posted in Yazılarım | TÜRKÇE ADLAR ALARAK İÇİMİZE SIZMIŞ SAHTE MÜSLÜMANLAR, İKİ KİMLİKLİ İKİ DİNLİ SABETAYİST YAHUDİLER VE PAKRADUNİLER için yorumlar kapalı
May 31

TARİHTE BUGÜN

31 Mayıs:

1859 – Londra‘daki ünlü saat kulesi Big Ben‘in saati ilk kez çalışmaya başladı.

1902 – Vereeniging Antlaşması‘nın imzalanmasıyla İkinci Boer Savaşı sona erdi.

1911 – RMS Titanic yolcu gemisi denize indirildi.

1941 – Anglo-Irak Savaşı sona erdi.

2002 – 2002 FIFA Dünya Kupası, Güney Kore ve Japonya‘da başladı.

Joseph Haydn (ö. 1809)

Clint Eastwood (d. 1930)

Hale Asaf (ö. 1938)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 31

ALDATMACA

ALDATMACA
İlyas ile Temel karşılıklı oturmuşlar sohbet ediyorlarmış. Konuşma sırasında iş kimin daha zeki olduğuna gelip dayanmış ve iki uşak birbirine bilmece sormaya karar vermiş. İlk bilmeceyi İlyas sormuş:

– “Saridur, kafestedur, öter… Pu nedur, pill bakayrum…”

Temel hemen, “Kanaryadur” cevabını yapıştırmış. Fakat İlyas hayır anlamında kafasını kaldırır. Temel, birbiri ardına bütün kuşların adını sayıp döker. Fakat her seferinde İlyas hayır deyince pes etmek zorunda kalır. İlyas büyük bir sevinç içinde,

– “Haçan insan hamsiyu pilmez mu?” deyince Temel hemen atılır.

– “Hamsi saru değuldur ki?”

– “Boyamuşumdur..”

– “Kafeste midur?”

– “Koymişumdur..” Temel şaşırır:

-“Peku öter mu hamsi?”

– “O da aldatmacasıdur işin daa!..”

Posted in Fıkralar | ALDATMACA için yorumlar kapalı
May 30

TARİHTE BUGÜN

30 Mayıs:

1381 – İngiltere‘de Wat Tyler Ayaklanması başladı.

1431 – Büyücülük suçlaması ile yargılanan Jeanne d’Arc yakılarak öldürüldü.

1876 – 32. Osmanlı padişahı Abdülaziz tahttan indirildi.

1913 – Birinci Balkan Savaşı sona erdi.

1925 – 30 Mayıs Olayı gerçekleşti ve bu olay o güne değin Çin‘de gerçekleşmiş olan en büyük yabancı karşıtı gösteri oldu.

Voltaire (ö. 1778)

Mihail Bakunin (d. 1814)

Boris Pasternak (ö. 1960)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 30

TÜRKÇEMİZİ YAŞATALIM

TÜRKÇEMİZİ YAŞATALIM

Türkler Orta Asya’dayken en çok temasta olduğu Çinlilerden kelime almıştır.

Çay, inci, ipek, şemsiye, porselen, kâğıt… Türkçe asıllı mı sanıyorsunuz?

İslâma geçişten sonra da Farsçadan ve Arapçadan çok kelime dilimize girmiştir. Zaman içinde bu dillerden giren birçok kelime atılmıştır. Zaten bunun ölçüsünü Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Necip Âsım… Daha birçok isim ortaya koymuştur.

Medeniyet alışveriştir. Başka türlü gelişme mümkün değildir. Bunları defalarca yazdık. Doktora tezimiz de dâhil, kitaplarımız da var.

Geçmişte “yaşayan Türkçe” tartışmaları çok fazlaydı. Türkçeleştireceğiz, diyerek dilimize öyle kelimeler öyle cümle yapıları sokuldu ki, asıl dilin ne olduğunun farkına varmıyoruz.

Geçen ramazan ayı içinde bana bir kuruluştan telefon ettiler. Sekreter hanım: “Efendim, şu gün iftarımız var, iftara katılım sağlayacak mısınız?” diye soruyor.

-ım ekli kelimeler aldı başını gidiyor.

“Katılım sağlamak” ne? “Katılacak mısınız, gelecek misiniz” demek yeterli.

Örnekler çok fazla. Bozulan Türkçeyle edebiyat olmaz. Daha fecisi fikir üretilemez. Kaç defa yazdık. Hususiyetle felsefe, sosyoloji, pisikoloji araştırmalarına bakın, fikrî zeminimizin nasıl çöktüğünü görün.

Dün, Prof. Dr. Erol Güngör’ü vefatının 42. yılı münasebetiyle andık. O, bir sosyal psikolog olarak, Türk’ün birçok fikrî alanına neşter vurduğu gibi diline de neşter vurmuştur.

Şu görüşlerine itirazınız olabilir mi?

“Bazı genç akademisyenler ve gençlerle temaslarının kesilece­ğinden korkan bazı orta veya olgun yaştaki hocalar karmakarışık bir uydurma lügatçe yığını içinde düşünceyi kaybetmiş gibidirler. Yabancı olduğumuz yani dilimizde karşılığı bulunmayan terimleri Türk dilinin kaidelerine uymak şartıyla uydurmak zorunda oldu­ğumuz doğrudur ama bu uydurmalar hep şahsi icatlar halinde or­taya çıkmakta, herkesin ayrı bir uydurma lügatçesi bulunmaktadır. Bu arada bazı gençlerin Marksist literatürden aktardıkları terimler işi büsbütün karıştırmış, bu akademisyen namzetleri mânâsı belli olmayan birtakım kelimeleri yan yana veya karşı karşıya getirmeyi marifet sanarak adeta şizofrenik bir üslup tutturmuş, kendilerini büsbütün anlaşılmaz hale getirmişlerdir.” (Erol Güngör, Dünden Bugünden Tarih-Kültür ve Milliyetçilik, s.47- 48’den aktaran Fuat Yavuz, Prof. Dr. Erol Güngör’ün Dil Edebiyat ve Sosyoloji ile İlgili Görüşleri, s. 231-232)

Kaç seferdir, ilmî çalışma yaptıklarını zannedenlerin dillerini nasıl dumura uğrattıklarını, halktan, gerçeklerden, zamandan nasıl koptuklarını, anlaşılmaz cümlelerini “ilim” diye nasıl yutturmak istediklerini yazdık.

Prof. Dr. Erol Güngör, çok önceden, akademisyenlerin diline neşteri vuruyor:

“…Tasfiyeciliğin ilim hayatımızda yaptığı asıl tahribat onun siyasî bakımdan tek parti rejimi ile bir arada gitmesinden doğmuş­tur. O devirde iktidar partisi monolitik bir bünyeye sahipti, yani demokratik bir rejimde ayrı gruplar tarafından üstlenen fonksiyon­ların hepsini kendi bünyesi içinde topluyordu. Bu yüzden partiye ait olan şey ile devlete ait olan şey arasında bir fark kalmıyordu. İşte böyle bir dönemde dildeki tasfiye hareketi hem resmî bir hüviyet kazandı hem de rakipsiz kaldı. Halbuki o uzun devrede daha önce­ki Türkçecilik hareketinin serbest ve ilmî esasları dahilinde devam edilmekte yapılacak çok iş vardı. Tasfiyeciler bir yandan böyle bir faaliyetin önünü tıkamışlar, bir yandan da rekabetsiz bir piyasada kendi hevesleri doğrultusunda her şeyi yapmışlardır. Türkiye ma­alesef yıllar öncesinden kalan bu devlet anlayışını kolayca söküp atmış değildir.” (Fuat Yavuz, Prof. Dr. Erol Güngör’ün Dil Edebiyat ve Sosyoloji ile İlgili Görüşleri, s. 234)

Erol Güngör, Türk dilinin nasıl kurtarılacağının yolunu da gösteriyor:

“Türk aydınları Türk dilini kurtarmak zorundadırlar. Dilin kur­tarılması milliyetçiliğin asgari şartıdır. Türk dili filanca bakanlığın tapulu malı değildir. Kaldı ki, bizim kanunlarımız tapulu malların dahi cemiyet aleyhine kullanılmasına cevaz vermiyor. Merhum İs­mail Habip Sevük’ün dediği gibi, valilerimizi vilayetsiz, mahkeme­lerimizi hakimsiz bırakan Dil Kurumu topyekûn memleketi dilsiz bırakmadan bu gidişe dur demeli ve safsata yerine ilmin sesini ha­kim kılmalıyız.” (Aynı eser, s. 249)

Alıntı

Posted in Gündem | TÜRKÇEMİZİ YAŞATALIM için yorumlar kapalı