Oca 27

ÇIKMAK İSTİYORUM

Osman adında bir adamın bir meyhanesi varmış. Osman meyhanesi saat 18 ile gece 24 e kadar çalıştırırmış.

Osman bir gun meyhayi kapatıp evinin yolunu tutmuş. evine geldiginde yorgunluktan hemen yatmış.

Aradan kısa bir sure sonra telefon çalmış. Osman bu saatde ne var diye hayıflanarak telefonu açmak için kalmış ve salonun yolunu tutmuş. Telefonu açmış karşısında bir sarhoş…

-Meyhaneci meyhaneci meyhani saat kaçta açacaksın?…
-Ya kardeşim yeni kapattım ne açması ya!….

Kızgın bir şekilde yatmaya giden meyhaneci uyuduktan kısa bir sure sonra tekrar telefonla uyandırılır. telefonu açar aynı sarhoş aynı muhabbet. Meyhaneci bu duruma çok kızar artık çok sinirli bir şekilde yatmaya başlar. meyahaneci tam uyuyacak yine telefon çalar. çok sinirli bir şekilde gider telefonu açar.

-Aloooooooo!!!
-ALOOO MEYHANECİİİ !!
-Ne var niye arıyorsun?
-Meyhanecii meyhanecii!!
— Neeeeee?
-Meyhneyii ne zaaman acacaksınnn?
-Sanane lan sanane ne zaman acarsam acarım sanane be!
-Meyhneyii ne zaaman acacaksınnn?
-Ulan açsamda seni içeriye almayacam arama artık
-Meyhaneci ben içeri girmek değil dışarı çıkmak istiyorumm…

Posted in Fıkralar | ÇIKMAK İSTİYORUM için yorumlar kapalı
Oca 26

TARİHTE BUGÜN

26 Ocak:

1699 – Osmanlı DevletiKarlofça Antlaşması‘nı imzaladı.

1905 – Pretoria‘da 3.106 karat değerindeki dünyanın en büyük elması “Cullinan” bulundu.

1911 – Richard Strauss‘un Der Rosenkavalier operası ilk kez sahnelendi.

1915 – Rocky Dağı Millî Parkı kuruldu.

2005 – Condoleezza RiceAmerika Birleşik Devletleri‘nin ilk Afroamerikalı kadın Dışişleri Bakanı oldu.

Gérard de Nerval (ö. 1855)

Nikolay Çavuşesku (d. 1918)

Ellen DeGeneres (d. 1958)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 26

SUÇLU ARAYAN KENDİNE BAKSIN

İnsanımız günlük ihtiyaçlarına yeniliyor. Zaaflarına yeniliyor. Korkularına yeniliyor. Davasız davacıların, davası kendisi olanların oyuncağı haline gelebiliyor.                                                                                                                                      

Yıllardır kontrolsüz gücün bütün dengeleri altüst edişini yaşıyoruz. Aydın dediklerimiz, usulüne göre, sert veya yumuşak, mizacının yönlendirdiği şekilde söyleyecektir.

 “Bugün konuşmak yiğitlik ister” denmesini elbette anlıyorum. Fakat gördüğünü söylemek aydın için her şartta aydınlık gereğidir. Aydın, söyleneceklerin birilerinin hoşuna gidip gitmemesine değil, hakikate bakar.

Günün yöneticilerine olup bitenlerin suçunu geçtik, kabahati konduramıyorsanız bataklığın derinleştiği yerdesiniz. Avustralya’da bir bakan öğle yemeğine makam aracıyla gittiği için kıyamet kopuyor. Bizimkiler Cuma namazına bile araç ve koruma ordusuyla gidiyorlar. Düşünmüyor ve halkın parasını böyle harcamaktan çekinmiyorlar.

Hâkim ve savcı atama kuraları siyasetin gölgesinde Külliye’de çekiliyor. Olacak iş değil.  Orada adaylardan Özlem Zengin’in yeğeninin anons edilmesine kadar varan vıcık vıcık bir kayırmacılık görüntüsü veriyoruz. Olacak iş değil! Sonra birileri olur olmaz sebeplerle içeri alınıyor, alay eder gibi “bağımsız yargı”dan bahsediyoruz.

Kanun-nizam dâhil, kuralların hükmü kalmayacak kadar ileriye giden bir hâkimiyet sarhoşluğunun pençesindeyiz. Bozulmayan tarafımız hemen hemen kalmadı. Bunları söyleyemiyor ve konuşamıyorsak bu dehlizden çıkamayız.

Sağlam Karakterli İnsan İhtiyacı

Aydın için prensipler önemlidir. Özellikle gücü verdiklerimizi eleştirmesi değişmez kanundur. Şu parti bu parti bakmaz. Yanlışlık gördüğü yerde herkesi eleştirir. Hakikati tespitte elbette yanılabilir. Kendi yanlışlarını da rahatlıkla kabul eder.  Her manada yiğitlik ve yüksek karakter (seciye) isteyen bir iştir.

Bütün zamanlarda azdan az olan yüksek karakter sahibi insandır. Namuslu aydın bugün daha az görünüyor. Sebepleri açık: Değerlerden hareket eder göründüğümüz halde, değerleri çiğniyoruz.  Değersizlik derin ahlâksızlık doğuruyor.

İnsanımız günlük ihtiyaçlarına yeniliyor. Zaaflarına yeniliyor. Korkularına yeniliyor. Davasız davacıların, davası kendisi olanların oyuncağı haline gelebiliyor. Kabuk dindarlığı, kabuk milliyetçiliği, kabuk solculuğu üç beş kof sloganla hayatımızı esir alabiliyor.

Bu toplumda kim başa gelse bu insan kıtlığıyla değişen çok az şey olur. Düşkünlüğün beter yaşandığı da olur. Şimdi oradayız. Ahlâksızlığın bu kadar normalleştiği bir düzeni hiç yaşamadık. Gücü ele geçirenler için “Bizden olanlar”ın her yaptığı yanlış da olsa normal ve hak. Diğerlerinin hakları da hak değil.

Yazar: A. Yağmur Tunalı

Posted in Gündem | SUÇLU ARAYAN KENDİNE BAKSIN için yorumlar kapalı
Oca 25

TARİHTE BUGÜN

25 Ocak:

750 – Emevi Devleti‘nin yıkılışına neden olan Zap Suyu Muharebesi gerçekleşti.

1918 – Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu.

1924 – İlk Kış Olimpiyat Oyunları, Chamonix’te başladı.

1951 – Kore Savaşı sırasında Kumyangjang-ni Muharebesi başladı.

1988 – TürkiyeBM İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi‘ni imzaladı.

Mihrimah Sultan (ö. 1578)

Robert Boyle (d. 1627)

Al Capone (ö. 1947)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 25

AZ KURU…

Genç Üniversite’ye yeni başlamıştı. Ekonomik durumu iyi değildi. Ailesi yeteri kadar para gönderemiyordu.
Genç Mühendislik okuyordu.
Çarşıda bir lokantaya girdi;
– “Az kuru alabilir miyim?” Dedi.
– Lokantacı hali anladı.
Ağzına kadar dolu bir tabak kuru, bir de pilav getirdi.
Para ise, sadece az kuru parası aldı. Öğrenci her gün “az” dedi; lokantacı
çoook verdi.
Yıllar geçti, okul bitti. Yıllar daha da geçti.
Öğrenci bir mühendis oldu. Mühendis olarak zengin oldu.
Aklına “az kuru” geldi. Atladı okuduğu şehre gitti.
Çarşıda lokantanın olduğu yere gitti. Baktı ki lokanta yok. Hemen esnafa sordu:
– “Buradaki lokanta nerede, sahibi nerede? “
Esnaf,
– Lokanta kapandı, amca da az aşağıda oturuyor.
Tarif ettiler. Gitti evi buldu. Kapıyı çaldı. Bir adam kapıyı açtı.
-” Buyurun dedi”
– Amca ben yıllar evvel burada okudum.
Hep az istedim, sen çok verdin.
Amca öğrenciyi hatırlamadı. O her öğrenciye öyle yapardı.
– “Hatırlamadım oğlum, yıllar oldu.” Dedi.
Öğrenci:
– “Burada oturuyorsun galiba, ev senin mi amca dedi?”
Amca:
– “Yok oğlum kiradayız, hanımla ben idare ediyoruz.” Dedi.
Öğrenci:
– Peki dedi. Gitti ev sahibini buldu.
Evi satın alıp amcaya verdi. Üstüne hatırı sayılır bir paket para da bıraktı.
Amca:
– Aman oğlum ne yaptın? Ne gerek vardı? dedi.
Öğrenci:
– Amca, senin az kurun olmasaydı ben aç yatar, aç kalkardım. İhtimalle okulu bile bitiremezdim.
Şimdi öyle zenginim ki! İnan benim sana verdiğim, senin bana verdiğinden daha değersiz.
Sen hakkını helal et o bana yeter.
Sarıldılar, ağladılar…


Ah insanlık!
Cömertliğe devam. Cömertlere selam olsun…

Posted in Hikayeler | AZ KURU… için yorumlar kapalı
Oca 24

TARİHTE BUGÜN

24 Ocak:

41 – Caligula lakabıyla tanınan Roma İmparatoru Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus, muhafızları tarafından öldürüldü.

1924 – Rusya‘da Sankt-Peterburg şehrinin adı, devrimci lider Lenin‘in anısına “Leningrad” olarak değiştirildi.

1986 – Voyager 2 uydusu, Uranüs‘ün 81.500 km yakınından geçti.

1989 – Seri katil Ted BundyFlorida‘da elektrikli sandalye ile idam edildi.

1993 – Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü.

Hadrianus (d. 76)

Winston Churchill (ö. 1965)

Fatma Girik (ö. 2022)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 24

DÜNYA DEĞİŞİYOR

Dünya değişirken insanlar pek de farkında olmuyor. Şüphesiz, Gutenberg’in hareketli hurufatla matbaayı keşfetmesi bütün insanlık tarihinin en önemli anlarından biridir. Ne yani? Matbaa icat oldu artık kitaplar ucuzlayacak ve herkes okuyacak diye insanların sokağa çıkıp “Yaşasın!” diye bağırdığını mı sanıyorsunuz? Ruhları bile duymamıştır. Gutenberg matbaasını 1440’ta keşfetti. Osmanlı bunu yarım asır sonra fark etmiş olmalı ki 1485’te 2. Beyazıt, matbaayla Müslümanlara hitaben kitap yayımlanmasını yasaklayan bir ferman çıkardı. İlber Ortaylı imparatorlukta zaten kitap, gazete basımına ihtiyaç bulunmadığını söylüyor. Sonuç: Dünya değişmiş ama ruhumuz duymamış.

Diğer büyük tarihî adımlar için de bu geçerlidir muhtemelen. Acaba kimse “Yaşasın Amerika keşfedildi!” diye sokaklara fırladı mı? Kimse “Bilim devrimi! Bilim devrimi!” diye bayram etti mi? Bacon’ın Novum Organum’u kaç basmış, kaç satmıştır acaba?

SELANİK’İ TERK EDERKEN Benim takıntım bilim ve teknoloji ama siyasetteki değişiklikler için de aynı şey söylenebilir mi? İlk ağızda “Hayır!” demek mümkün. Çünkü büyük siyasi değişiklikler insanları doğrudan etkiler. Fakat değişikliğin çapı, zaman ve mekân menzili hemen kavranmayabilir.

Bizim tarihimizdeki farkında olmayışlardan beni en etkileyenlerden biri, Balkan Harbi’nde Selanik düşerken bir Türk devlet memurunun makamının anahtarlarını komşusu gayrı Türk’e bırakıp, “Dönüşte senden alırım.” demesidir. Fark edememe, algılayamama bazen de lütuftur. Yahya Kemal’in Balkan bozgunu için yazdıkları geldi aklıma: Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan/ Ve göz kapaklarının arkasında eski vatan/ Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek. Ölenler hiç fark etmediler. Biz ise, daha beter, unuttuk.

İzmir’de Türk katliamı sürerken acaba ülkenin geri kalanında kaç kişi olan bitenin farkındaydı? Hele İstanbul’un “Yunan Ordusu Halife’nin ordusudur.” zırvası propaganda edilirken.

Daha nice bakar körlük, nice anlamama, kavramama… Mesela Selanik’in kaybının ne demek olduğunu şu andaki nesiller kavrayamaz. Çoğunluk “Rumeli”ni, Rumların çoğunlukta olduğu bir “şehir” sanır. Şimdi 1893 Osmanlı nüfus sayımına baktım. Selanik Vilayeti’nde Türk nüfus oranı İstanbul Vilayeti’nden fazla. Selanik %45, İstanbul %44. Bizim Atatürk düşmanları Selanik’i bir Yahudi vilayeti gibi göstermek ister. Aynı sayımda Selanik’te Yahudi nüfusu yüzdesi %3,76; İstanbul’da %5,08. Selanik, imparatorluğun ikinci büyük şehri.

KÖTÜMSERLİK YASAKLANMIŞTIR Tevekkeli değil memurun anahtarlarını komşusuna bırakması. İnanamamış, anlayamamış, kavrayamamış. Şimdi soru: Acaba bugün de böyle vahim değişiklikler oluyor da biz fark etmiyor muyuz? “Olur mu canım; öyle olsa hemen fark ederdik.” demekte acele etmeyin. Bakın yukarıdaki değişiklikler de büyüktür, bazıları olumlu ve devasa, bazıları yine devasa ama bizim hesabımız acıklı ve vahim. İki tür değişiklikte de onları yaşayanlar olan bitenin ağırlığının farkında değildi. Evet “Olmuyordur canım, olsaydı fark ederdik” deyivermeyin. Gerçekten fark eder miydiniz? Ediyor musunuz?

Günümüz Türkiyesi’ndeki rejim değişikliğinden bahsediyorum. RTÜK denilen devlet kuruluşu televizyonları tehdit ediyor: Hep kötü haberler vererek insanlarda Türkiye’de işlerin kötü gittiği kanaatini uyandırıyorsunuz. Buna izin vermeyeceğim, cezalandıracağım. Böyle bir uyarı demokrasiyle yönetilen, fikir hürriyetinin bulunduğu bir ülkede yapılabilir mi? Devlet basına “İyimser ol yoksa!” diyebilir mi?

Bakın siz farkında olsanız da olmasanız da halk farkında. Bir anket yapın bakalım ve sorun: Adalet muhalefete ve iktidara eşit davranıyor mu? Muhalif parti mensuplarına, Ümit Özdağ gibi genel başkanlara yapılanlar kanun gereği midir siyaset gereği mi? Bağımsız ve tarafsız mıdır yargımız?

Alıntı: İskender Öksüz

Posted in Gündem | DÜNYA DEĞİŞİYOR için yorumlar kapalı
Oca 23

TARİHTE BUGÜN

23 Ocak:

393 – Honorius, ortak Roma imparatoru oldu.

1556 – Çin‘in Shaanxi eyaletinde meydana gelen depremde yaklaşık 830.000 kişi ölü.

1719 – Kutsal Roma İmparatorluğu bünyesinde Lihtenştayn Prensliği oluşturuldu.

1968 – ABD‘ye ait istihbarat gemisi USS PuebloKuzey Kore deniz kuvvetleri tarafından ele geçirildi.

2005 – Viktor YuşçenkoUkrayna Devlet Başkanlığı görevine başladı.

Stendhal (d. 1783)

Naim Süleymanoğlu (d. 1967)

Salvador Dalí (ö. 1989)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 23

TÜRK KİMLİĞİNE SAVAŞ AÇAN SOKAK ÇOCUKLARINA!

Bu yazımı özellikle; Türk’ün en az 12 bin yıllık yurdu olan Anadolu’ya ortak aramanın da ötesinde, Türk’süz bir Anadolu oluşturmak ve tek olan milleti, Türk- Arap- Kürt diye üçlemeye çalışan dünün kriptoları, bugün kendisini açık eden Teslisçiler ve Papa hayranı soysuzlar okusunlar!

Yine bu yazıyı; Bebek katili Apo gibi bir piçle birlikte yola çıkarak, terörsüz Türkiye yalanıyla İsrâil’in güvenliği adına Türk milletini ve Türk devletini parçalama gayreti içinde olanlar okusunlar.

Bilhassa da bu yazıyı; Televizyon ekranlarında, taharet bezinden farksız yandaş gazetelerde ve sosyal medyada, Türk’ün, Türklüğün, Türk milletinin aleyhinde salya akıtan MÜSLÜMAN KILIKLI sünnetsizler okusunlar.

Bilinmelidir ki; Türk’ün yurdunda yaşayıp, Türk’ün imkânlarından, makamlarından, merhamet ve insâniyetinden istifade ettikleri halde, Türk’e karşı nankörlük edenlerin her biri, insanlıktan nasipsiz, iman fukarası, asla kendilerine itimat edilmemesi gereken soysuzun tekidirler.

O iğrenç atalarından kalan bitmez tükenmez kin ve husumetleri sebebiyle, ”Türklüğü ayaklarımın altına aldım, bana Türklükle gelmeyin, bundan sonra kimse Türkiye diyemeyecek” diye anıranların, bırak Türklüğü ayaklarının altına almalarını, her gün defalarca KUR’AN’I- SÜNNETLERİ haşa ayaklarının altına alıp, sonra da çıkıp meydanlarda vaaz vermekteler.

İSLÂM VE TÜRK’ÜN FARKLILIĞI.

İslâm’ı, Sırat-ı müstakim çizgisinde yaşamayı gaye edinmiş olan Türkler, İslâm’ı yaşarken; ruh âlemleri ve dünyevi yaşantılarında hem kendileri mutlu olmak, hem de dünyanın diğer milletlerini bu mutluluktan pay sahibi yapmayı insanî bir erdem olarak gören tek millettir.

Türkler, diğer Müslüman milletlerle kıyaslanamayacak kadar büyük bir farklılık arz eder. Böylesine asil ve soylu bir milleti, diğer milletlerle kıyaslamak aptallık değilse alçaklıktır!

Türkler Cesurdur, tevazu sahibidirler,

Korku nedir bilmezler, deli beyindir,

Fedakâr ve şehadet sevdasıyla Allah yolunda kanını sebil etmek için ziyadesiyle cömerttirler.

Türkler, başkalarına asla zulmetmez, aşağılamaz ve onları yok etme gibi süfli bir emel taşımazlar.

TÜRKLERİN MEDENİYET ANLAYIŞI;

Merhamet- Sevgi- Tevazu- Mutluluk- Türk töresi, İslâm ahlâkı ve bütün bu güzellikleri başkalarıyla da paylaşım isteği üzerine kuruludur.

Bu anlayış, Türkleri diğer milletlerden farklı kılıcı bir özelliktir. Zira bu anlayışın kaynakları, Türk töresi, Hak ve adâlet gibi duygulardan oluşan bir değerler manzumesidir…

TÜRK OLMAK;

Soylu, asil ve yüksek karakter sahibi, yaratılışında kendisine bahşolunan NEFHA-İ İLÂH-İ’NİN şuurunda, adâlet ve merhamet ehli, cesur ve cömert olmak demektir…

TÜRK MİLLETİ;

Binlerce yıllık tarihi içinde Dili, Kültürü, Töresi, Dini inançları ile yaşayan, asla ve asla zulmetmeyen, hâkimiyet sahasında hayat süren insanların soyu, sopu, inancı ne olursa olsun onların da mal, can ve namus emniyetlerini garanti altına almayı insani bir görev bilerek yaşayan, hâlen de yaşamaya devam eden ve kıyamete kadar da yaşayacak olan, Cenab-ı Allah c.c. tarafından seçilerek İslâm’a muhtar kılınan, mübarek ve müstesna bir millet olup, insanlık âleminin en nadide süsü ve paha biçilemez bir kolyesidir!

(Bak; Mâide Sûresi Âyet- 54)

TÜRKLER VE HADİS-İ KUDSİ.

Yüce Allah buyurdu ki; ”Benim bir ordum vardır, onlara Türk adını verdim, doğuya yerleştirdim. Âleme düzen ve adâlet sağlamaya memur kıldım”

(Divanı Lûgat-it Türk. Sayfa 292, İstanbul 1333)

Allah, insanlığın istifadesine TOPRAK, SU, HAVA ve TÜRK gibi dört müstesna nimet sunmuş olup, insanlar ilk üçü ile biyolojik varlıklarını sürdürürlerken, Türk’ün hâkim olduğu coğrafyada da Adâlet ve Hakkaniyet ölçüleri içerisinde, Mal, Can ve Namus emniyeti sağlanmış bir şekilde mutlu ve müreffeh bir hayat sürerler.

Ünlü bir Alman Düşünürü nün ”ŞU TÜRKLER GELİP ALMANYA’YI ALSALARDI, ANCAK BU SAYEDE İNSANCA BİR HAYAT YAŞAYABİLİRİDİK…” sözü bu gerçeğin en güzel bir ifadesidir sanırım. Ünlü Alman’ın bu güzel sözü, içimizdeki Türk düşmanı alçakların iğrenç suratlarına atılan bir TÜKÜRÜK olarak görüyorum.

Böyle bir milletin düşmanı olmak, Böylesi soylu bir milletin kimliğine savaş açmak;

Ne büyük bir imansızlık ne büyük bir nankörlük. Ne korkunç bir seviyesizlik ve ne büyük bir canavarlıktır!

Kaynak: Orhan Kılıçoğlu

Posted in Gündem | TÜRK KİMLİĞİNE SAVAŞ AÇAN SOKAK ÇOCUKLARINA! için yorumlar kapalı
Oca 22

TARİHTE BUGÜN

22 Ocak:

613 – Henüz 6 aylık olan III. Konstantinos, babası tarafından taç giydirilerek ortak imparator ilan edildi.

1517 – Osmanlı Devleti ile Memlûk Sultanlığı arasında Ridâniye Muharebesi gerçekleşti.

1901 – Kraliçe Victoria‘nın ölümü üzerine VII. EdwardBirleşik Krallık kralı oldu.

1905 – Kanlı PazarRus Kraliyet Muhafızları, Sankt-Peterburg‘da gösteri yapanların üzerine ateş açtı, 100’den fazla kişi öldü.

1924 – Birleşik Krallık‘ta, İşçi Partisi lideri Ramsay MacDonald başbakanlığa atandı.

Şah Cihan (ö. 1666)

Lord Byron (d. 1788)

Leonard Eugene Dickson (d. 1874)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı