Şub 11

BAŞINI PENCEREDE UNUTMASIN

Hemşerileri bazen candan, bazen de sahte olarak Hoca’ya saygı gösterirler. Günün birinde sahte
saygı gösterenlerden biri Hoca’yı evine davet eder. Hoca da konumu gereği davete gider. Gider
gitmesine de eve yaklaşınca ev sahibinin başını pencereden içeriye doğru çektiğini görür.
Hiçbir şey olmamış gibi evin kapısına çalan Hoca;
“Komşu, komşu ben geldim.” deyince, kapının arkasından değiştirilmiş bir ses duyulur:
“Ah Hocam, ah! Evin sahibi buradaydı, az önce gitti, bensizin geldiğinizi söylerim,
mutlaka çok üzülecektir.”
Hoca bu söz karşısında iyice sinirlenir ve;
“Ev sahibine söyleyin, bir daha bir yere giderken başını pencerede unutmasın.” der.

Posted in Fıkralar | BAŞINI PENCEREDE UNUTMASIN için yorumlar kapalı
Şub 10

TARİHTE BUGÜN

10 Şubat:

1763 – İngiltereFransa ve İspanya arasında Paris Antlaşması imzalandı: Yedi Yıl Savaşı sona erdi.

1840 – Kraliçe Victoria ile Prens AlbertSt. James Sarayı şapelinde evlendiler.

1909 – II. Abdülhamid tahttan indirildi.

1916 – Alman İmparatorluğu ile Birleşik Krallık arasında Dogger Bank Muharebesi gerçekleşti.

2015 – 3 kişinin katledildiği Chapel Hill saldırısı gerçekleşti.

Bertolt Brecht (d. 1898)

Candan Erçetin (d. 1963)

Arthur Miller (ö. 2005)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 10

TARİHTEN DERS ALMAK

Sevr antlaşması 10 Ağustos 1920’de Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalandı.

“Sınırlar (Madde 27-36) ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a; Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Suriye’ye (Fransız Mandası); Musul vilayeti en kuzeydeki kazası İmadiye (Duhok) dahil tamamen El Cezire’ye (Birleşik Krallık Mezopotamya Mandası, sonradan Irak) İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak.

Boğazlar (Madde 37-61) İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar deniz trafiği içinde Osmanlı İmparatorluğu’nun bulunmadığı on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler’in donanmalarını yardıma çağırabilecek.

Kürt Bölgesi (Madde 62-64) İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecek

İzmir (Madde 65-83) Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan’a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için plebisit yapılacak

Ermenistan (Madde 88-93) Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti’ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek.

ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920’de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verdi.

Arap ülkeleri ve Adalar (Madde 94-122) Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek

Azınlık Hakları (Madde 140-151) Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı’nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek.

Askeri Konular (Madde 152-207) Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri kuvveti, 35.000’i jandarma, 15.000’i özel birlik, 700’ü padişahın yanındaki güvenlik birliği olmak üzere 50.700 kişiyle sınırlı olacak ve ağır silahları bulunmayacaktı. Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi’nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek.

Savaş Suçları (Madde 226-230) Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak.

Borçlar ve Savaş Tazminatı (Madde 231-260) Osmanlı İmparatorluğu’nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye’nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefikler arası mali komisyonun denetimine alınacak.”

Kapitülasyonlar (madde 260-268) Osmanlı’nın 1914’te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak.

Ticaret ve Özel Hukuk (madde 269-414) Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan iş bölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek hükümlerini içeren bir antlaşmadır

Tarihten ders almayanlar tarihi bilmeyenlerdir.

Alıntı

Posted in Gündem | TARİHTEN DERS ALMAK için yorumlar kapalı
Şub 09

TARİHTE BUGÜN

9 Şubat:

474 – ZenoBizans imparatoru oldu.

1640 – IV. Murad‘ın ölümü üzerine Sultan İbrahim tahta çıktı.

1934 – Balkan Antantı imzalandı.

1969 – Boeing 747 ilk uçuşunu yaptı.

1971 – Apollo 14, üçüncü insanlı Ay yolculuğundan Dünya‘ya döndü.

Dostoyevski (ö. 1881)

Thomas Bernhard (d. 1931)

Prenses Margaret (ö. 2002)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 09

TÜRK EDEBİYATINDAN BİR ÖMER SEYFETTİN GEÇTİ

Türk edebiyatının dur durak bilmeden yazan önemli kalemlerinden Ömer Seyfettin vefatının 103.yılında sevenleri tarafından anılıyor.

“Kaşağı”, “Falaka”, “Diyet”, “Yalnız Efe”, “Pembe İncili Kaftan” ve “Perili Köşk” adlı kitapların da aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza atan, Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Ömer Seyfettin’in vefatının üzerinden 103 sene geçti.

Yüzbaşı Ömer Şevki Efendi ile Fatma Hanım’ın oğlu olan usta yazar, 11 Mart 1884’te Balıkesir’e bağlı Gönen’de dünyaya geldi.

Usta edebiyatçı, 7 yaşına kadar kaldığı Gönen’de, 4 yaşından itibaren medrese eğitimi veren mahalle mektebine gitti.

Babasının Ayancık’a atanmasının ardından sübyan mektebine başlayan yazar, verilen eğitimi beğenmeyen ailesi tarafından 1892’de İstanbul’da Mekteb-i Osmani’ye yazdırıldı.

RÜŞTİYEDE TİYATROYLA TANIŞTI
Ömer Şevki Efendi, kendisi gibi asker olmasını istediği oğlunu Eyüpsultan Askeri Baytar Rüştiyesi’ne yerleştirdi.

Rüştiyedeki eğitimi sırasında tiyatroyla tanışan ve yazmaya ilgi duyan Seyfettin, rüştiyeden arkadaşı Aka Gündüz ile Edirne Askeri İdadisi’nde eğitimine devam etti. Her iki okul, usta yazarın askeri kimliğinin yanı sıra edebiyata yönelmesinde önemli rol oynadı.

İdadinin son sınıfındayken, yazdığı şiirleri çeşitli dergilere gönderen Seyfettin’in ilk şiiri Mecmua-i Edebiyye’de yayımlandı.

JANDARMA ÖRGÜTÜNÜN İZMİR’DEKİ KURULUŞ ÇALIŞMALARINDA YER ALDI
Ömer Seyfettin, 1900’de İstanbul Kara Harp Okuluna girdi. Okuldan 1903’te mezun olan yazar, kura sonucu Kuşadası Redif Taburu’na atandı. Aynı yıl Kuşadası Redif Taburu’nda yaşanan karışıklıklar dolayısıyla göreve Kuşadası’nda değil Rumeli’de başladı.

Selanik ve Manastır’a bağlı Pirlepe’de çeşitli görevlerde bulunan Seyfettin, elde ettiği başarılar nedeniyle iki liyakat madalyasıyla ödüllendirildi. İsyanın bastırılmasının ardından 6 Eylül 1904’te bağlı bulunduğu taburla Kuşadası’na döndü.

Askeri okullardaki eğitimini başarıyla tamamlayan Seyfettin, 1907’de İzmir’de açılan Jandarma Okulu’nda öğretmenlik yaptı ve jandarma örgütünün İzmir’deki kuruluş çalışmalarında yer aldı. Burada “İzmir”, “Ahenk” ve “11 Temmuz” adlı gazete ve dergilerde yazılar kaleme aldı.

ÖNEMLİ YAZAR VE FİKİR ADAMLARINI TANIDI
Usta edebiyatçı, Baha Tevfik, Şahabettin Süleyman ve Yakup Kadri gibi önemli yazar ve fikir adamlarını tanıdı ve idadiden arkadaşı Aka Gündüz’den sonra edebi çevresini genişletmeye başladı.

Baha Tevfik’in teşvikiyle Fransızcasını ilerleten Seyfettin’in, yazdığı birkaç Fransızca şiir, “Perviz” imzasıyla “Mercure de Soleil” mecmuasında yayınlandı. Aynı yıllarda, “Serbest İzmir”, “Sedad” ve “Muktebes” adlı süreli yayın organlarında yazı ve şiirleri okuyucuya ulaştı.

Ömer Seyfettin, ordudaki görevinden 1911’de ayrılarak Selanik’e gitti. Askeri rüştiyede başlayan şiir yazma merakı, artık merak olmaktan çıkarak hayatı boyunca devam ettirmek istediği bir uğraş haline geldi.

Selanik ve Manastır’da yayınlanan “Bahçe”, “Kadın”, “Hüsn ve Şiir”, “Tenkid” ve “Piyano” mecmualarına şiirler gönderen yazar, Fransız edebiyatından, özellikle Catulles Mendes’ten çeviriler de yaptı.

Ziya Gökalp, Seyfettin’in hayatını yakından etkileyen isimlerden biri oldu.

Edebiyat-ı Cedide topluluğuna uygun şiirler ya da Fransız edebiyatından çevirilerle meşgul olan usta kalem, daha önce bir iki deneme yaptığı hikâyeye bir daha vazgeçmemek üzere geri döndü.

Seyfettin ve arkadaşları, 1911’de “Genç Kalemler” dergisini okurla buluşturdu. Derginin ilk sayısında Seyfettin’in imzasız yazdığı “Yeni Lisan” adlı başmakale, milli edebiyatın meydana gelmesinde ilk basamağı teşkil etti. Türklerde edebiyat alanında yeni bir uyanışın gerçekleştiğine dikkat çekilen makale ve dergi, Türk edebiyatının dönüm noktalarından biri olarak gösterildi.

BALKAN SAVAŞLARININ BAŞLAMASI ÜZERİNE TEKRAR ORDUYA DÖNDÜ
Yazar Seyfettin, Balkan Savaşlarının başlaması üzerine, yaklaşık bir yıllık yoğun matbuat ve edebi faaliyetten sonra tekrar orduya döndü.

Garp ordusunda önce Kosova’da Sırplara karşı, sonra Yanya’da Yunanlılara karşı yaklaşık beş ay savaşan Seyfettin, esir düştü ve Atina yakınlarındaki Nafliyon kasabasında 10 ay kadar esaret hayatı yaşadı. Yazar, 17 Aralık 1913’te İstanbul’a döndü.

Esaret yıllarını tefekkür dönemi olarak değerlendiren usta edebiyatçı, bir taraftan hikâyeler kaleme alırken, diğer taraftan dil, kültür ve hayat üzerine düşüncelerini geliştirmeye çalıştı.

“YENİ LİSAN” MAKALELERİNDE VÜCUT BULDU
Ziya Gökalp’le tanışmasının ardından memleket gerçeklerine yönelen yazar, ilk hikâyesini Balkanlardaki görevi sırasında tuttuğu günlüklerden hareketle “İrtica Haberi” adıyla Genç Kalemler’de yayınladı.

Seyfettin, 23 Şubat 1914’te askerlikten bir kez daha ayrılarak İstanbul’a döndü.

Kısa bir süre sonra annesini kaybeden yazar, “Türk Sözü” ile yeniden yazarlığa başladı ve bir süre de “Yeni Mecmua”nın yayın sorumluluğunu üstlendi.

Kabataş Erkek Lisesi ve İstanbul Erkek Muallim Mektebi’nde öğretmenlik yapan yazar Seyfettin, Ali Canip ile kısa bir süre Tetkikat-ı Lisaniye’de encümen üyeliği yaptı.

Ömer Seyfettin, ders kitapları ve müfredat çalışmalarına katıldı, kaleme aldığı yazılarında ise yabancı okulların kapatılması ve bunların yerine milli okulların açılması yönünde görüşlerini dile getirdi.

Harbiye Nezareti’nin kültür ve sanat adamları için 1915’te Çanakkale cephesine düzenlediği geziye katılan usta kalem, aynı yıl İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenlerinden Besim Ethem Bey’in kızı Calibe Hanım’la evlendi. Çiftin, Hatice Fahire Güner adını verdikleri kızı, 1917’de dünyaya geldi. Seyfettin, çok uzun sürmeyen bu evliliğin ardından 1918’de yalnızlık ve bekârlık günlerine geri döndü.

YENİ MECMUA’DA EN ÜRETKEN YILLARINI YAŞADI
Ömer Seyfettin’in Yeni Mecmua’nın başında bulunduğu dönem, hikâyeciliği yönünden en üretken yıllar oldu. “Eski Kahramanlar” serisindeki hikâyelerini de yazdığı 1917-1918’de, 32 hikâyesi yayınlandı.

Usta hikâyeci ölümüne kadar geçen sürede bir taraftan sağlık problemleriyle uğraşırken, diğer yandan kalem faaliyetlerine ve öğretmenliğe devam etti. İşgal günlerinin acı ve endişesi içinde hastalığı ilerleyerek yatağa düştü.

Henüz 36 yaşındayken 6 Mart 1920’de şeker hastalığı nedeniyle vefat eden Seyfettin, Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı’na defnedildi. Mezarlık tramvay garajı yapılınca, Seyfettin’in kabri 23 Ağustos 1939’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na taşındı.

150’YE YAKIN HİKÂYE KALEME ALDI
Ömer Seyfettin, ölümünden sonra bulunan el yazıları ve arkadaşlarına gönderdiği mektuplarda yer alan 100’e yakın şiire imza attı.

Roman denemeleri “Ashab-ı Kehfimiz”, “Harem”, “Yalnız Efe” ve “Efruz Bey” ile 150 civarında hikâyeyi kaleme alan yazar, mensur şiir, fıkra, hatırat, mektup, makale ve çeşitli türlerdeki tercümelerden oluşan geniş bir külliyata imza attı.

Modern Türk hikâyeciliğinin kurulmasında öncü rol üstlenen Seyfettin, hikâyelerinin konularını belirlerken sadece kişisel tecrübesiyle sınırlı kalmadı.

Seyfettin, çocukluğundan itibaren okuduğu okullar, çalıştığı, gezip gördüğü yerlerde edindiği izlenimler, duyduğu, dinlediği olaylar, okuduğu kitapların yanında, yaşadığı devirdeki sosyal ve siyasi olaylar, Türk tarihi, Türk kültür ve medeniyeti gibi konularla kaleme aldığı hikâyelerinin çerçevesini oluşturdu.

Alıntı

Posted in Hikayeler | TÜRK EDEBİYATINDAN BİR ÖMER SEYFETTİN GEÇTİ için yorumlar kapalı
Şub 08

TARİHTE BUGÜN

8 Şubat:

421 – III. ConstantiusHonorius‘la birlikte müşterek Batı Roma imparatoru oldu.

1587 – Kraliçe I. Elizabeth‘e suikast planlamakla suçlanan İskoçya Kraliçesi Mary Stuart, kafası kesilerek idam edildi.

1935 – Milletvekili seçimlerindeTürk kadını ilk kez seçme seçilme hakkını kullandı, meclise 18 kadın milletvekili girdi.

1963 – Irak‘ta, Abdüsselam Arif‘in önderliğindeki Baasçı subaylar yönetimi ele geçirdi.

1974 – Amerikan uzay istasyonu Skylab, uzayda 84 gün geçirdikten sonra dünyaya döndü.

Hülâgû Han (ö. 1265)

Jules Verne (d. 1828)

John Williams (d. 1932)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 08

NECİP TÜRK MİLLETİ!

Beklenen gür sesin duyulsun artık

Niçin kör düğümü çözemiyorsun?

Sabrın bu kadarı bunaltır seni

Yurdunu rahatça gezemiyorsun.

* * *

Farkında olmadan aşınmaktasın

Öyle dalgınsın ki kaşınmaktasın(!)

Dikkat; yalnızlığa taşınmaktasın!

Geleceği çabuk sezemiyorsun.

* * *

Senin erkek sesin demiri biçer

Sen istersen her şey hazrola geçer

Hürriyet adındır kalmazsın naçar

Hainleri hâlâ dizemiyorsun.

* * *

Yanılıp şaşıp ta koklama eter

Aç gözünü tek, tek incele yeter

Yarınlar olmasın bugünden beter

Batı denizinde yüzemiyorsun.

* * *

Bir terbiye edebilsem donsuzu(!)

Getirmek amacım sana sonsuzu

Kendini, yurdunu satan kansızı

Bir kalemde olsun çizemiyorsun.

* * *

Bilirim çizmeyi aşmamak lazım

Mevsimi gelmeden taşmamak lazım

Sendeki bu sabra şaşmamak lazım

Lakin pislikleri süzemiyorsun.

* * *

Söküp at içinden asalakları

Sende hak, adalet, insan hakları

Seferber ederek gönlü pakları

Gençliği özünle bezemiyorsun

* * *

Senin Mohaç… Varna… Çaldıran’ın… Var

Malazgirt’te yiğit Alparslan’ın var

Çanakkale denen bir destanın var

Niçin mikropları ezemiyorsun?

* * *

Uyan artık uyan, bitsin bu yasın

Çelikten gövdende kalmasın pasın

Daha atmadı mı kafanda tasın?

Ne zamandır destan yazamıyorsun.

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | NECİP TÜRK MİLLETİ! için yorumlar kapalı
Şub 07

TARİHTE BUGÜN

7 Şubat:

1921 – Türkiye‘de, Resmî Gazete‘nin ilk sayısı yayımlandı.

1974 – Grenadaİngiltere‘den bağımsızlığını kazandı.

1992 – Avrupa Ekonomik Topluluğu üyesi ülkeler arasında, Avrupa Birliği‘ni oluşturan Maastricht Antlaşması imzalandı.

1995 – 11 Eylül saldırılarının baş mimarı olmakla suçlanan Remzi YusufPakistan‘da tutuklandı.

1999 – II. AbdullahÜrdün kralı oldu.

Thomas More (d. 1478)

Charles Dickens (d. 1812)

Li Wenliang (ö. 2020)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 07

“TÜRK BODUN, ÖRÜ TUR! ‘TÜRK MİLLETİ, AYAĞA KALK!”

Devlet Bahçeli’nin, örgütünü dağıtmak gerekçesiyle de olsa Öcalan’ı TBMM’de konuşmaya çağırdığı ve onun affedilebileceğinden söz ettiği 22 Ekim 2024 tarihi, Türk milliyetçiliği için bir utanç günü olmuştur. Türk milliyetçileri ve ülkücüler böyle bir teklifi kabul edemez. Bahçeli artık MHP seçmeni tarafından Türk milliyetçilik hareketinin dışına çıkarılmalıdır.

Öte yandan CHP Genel Başkanı da Demirtaş’a giderek ve tuhaf konuşmalar yaparak el yükseltmeye devam ediyor. Atatürk’ün kurduğu partinin Atatürkçü ve ulusalcı seçmenleri de bu tutumu kabul edemez. CHP seçmeni, partisini Atatürk yoluna çekmek için harekete geçmelidir.

AKP, CHP, MHP Türkiye’nin çözülmesi konusunda aynı yola girmiş görünüyor. İkisi İmralı’dan, birisi Edirne’den yardım bekliyor.

Bu durumda Türk milleti, daha ne bekliyorsun? “Bu ülke Türk ülkesidir ve hiç kimse ile ortaklık kabul edilemez.” demek için daha ne bekliyorsun?

Ataların diline ve ruhuna sığınıyorum: Türk bodun, örü tur! Türk milleti, ayağa kalk!

Atalar, ta Orhun vadilerinden gelip on binlerce şehit kanı dökerek bu ülkeyi vatan edindi. Kan dökerek, ter akıtarak bu toprakları vatan edindi. Erzurum’a, Diyarbakır’a, Sivas’a, Konya’ya, Aydın’a, Bursa’ya, Edirne’ye, İstanbul’a ve her karış toprağa binlerce mabet ve mimari eser inşa ederek bu ülkeyi yurt edindi. Türkülerle, bozlaklarla, nefeslerle, şarkılarla bu ülkenin ruhuna Türklüğü işledi. Şimdi kim, nereden gelip senin vatanına ortak oluyor? Türk bodun, düşün ve sorgula! Kimin malını kime veriyorlar?

Tıpkı Oğuz Kağan’ın önüne düştüğü gibi, 20. yüzyılın başında Türk milletinin önüne bir bozkurt daha düşüp yol gösterdi. “Geldikleri gibi giderler.” dedi ve ardına düşen Mehmetçik, can vererek, kan dökerek Türkiye denilen bu aziz vatanı yeniden kurdu. Kimin toprağını kime veriyorlar? Türk bodun, düşün ve ayağa kalk!

Türk milletinin önüne düşecek oluşum ve yapılaşmalar da harekete geçmelidir. Başta İYİ Parti ve Zafer Partisi olmak üzere bütün milliyetçi / ulusalcı parti ve kuruluşlar iş birliği yaparak bir çekim merkezi hâline gelmelidirler. Bu da olmazsa ey Türk, iş başa düşmüş demektir:

Demokrasi yolları açıktır. Yazıp çizebilirsin. Teşkilatlanabilirsin. Meydanlarda gösteri yapabilirsin. Her gün belli bir saatte “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diye haykırabilirsin.

Mesela her gün 12:30’da İzmir’in dağlarında çiçekler açabilir ve bu güzel marşımız bütün vatanın mavi göklerini doldurabilir:

İzmir’in dağlarında çiçekler açar

Altın güneş orda sırmalar saçar

Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar

Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Adın yazılacak mücevher taşa.

Alıntı: Ahmet B. Ercilasun

Posted in Gündem | “TÜRK BODUN, ÖRÜ TUR! ‘TÜRK MİLLETİ, AYAĞA KALK!” için yorumlar kapalı
Şub 06

TARİHTE BUGÜN

6 Şubat:

1840 – Yeni Zelanda‘nın kuruluş belgesi olarak da adlandırılan Waitangi Antlaşması imzalandı.

1862 – Amerikan İç Savaşı sırasında Fort Henry Muharebesi gerçekleşti.

1922 – Washington Denizcilik Antlaşması imzalandı.

1952 – II. Elizabeth, babası VI. George‘un ölümü üzerine İngiltere kraliçesi oldu.

2023 – Türkiye‘de Kahramanmaraş depremleri gerçekleşti.

Eva Braun (d. 1912)

Gustav Klimt (ö. 1918)

Bob Marley (d. 1945)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı