Şub 01

ALTIN OLSA NE, TAŞ OLSA NE

Bir yolculuk sırasında Nasreddin Hoca’nın yolu bir ile düşer. Hoca orada bazı garipliklerle karşılaşır. Bunlardan biri de bazı evlerin üzerine bayrak dikilmesidir. Hoca sözü bir punduna getirerek sorar:

– “Yahu, bazı evlerin üzerinde bayrak asılı, bunun sebebi nedir?” deyince hep bir ağızdan;

– “Hocam, o bayrak asılı evlerde küp dolusu altın vardır.” derler.

Bayrak dikmenin sebebini öğrenen Nasreddin Hoca, günün birinde çarşıdan kocaman bir küp alarak kalmakta olduğu eve gelir. Sonra da küpün içerisini çakıl taşlarıyla doldurur. Yine âdetmiş, evinde altın olanlar, küplere karşı sohbet ederlermiş. Sıra Nasreddin Hoca’ya gelince bakmışlar ki küpün içerisinde altın yerine çakıl taşları dolu… Misafirlerden birisi;

– “Hoca Efendi, bu nasıl iş, senin küpünde altın yerine çakıl taşları dolu.” deyince Hoca;

– “Yahu komşular neye üzülüyorsunuz, küpte yattıktan sonra altın olsa ne, taş olsa ne? Fark eden ne ki?” der.

Posted in Fıkralar | ALTIN OLSA NE, TAŞ OLSA NE için yorumlar kapalı
Oca 31

TARİHTE BUGÜN

31 Ocak:

1606 – Guy FawkesBarut Komplosu‘ndaki rolü nedeniyle vatan hainliğinden parlamento karşısında asılarak idam edildi.

1928 – Lev TroçkiKazakistan‘da Almatı yakınlarında sürgün hayatına başladı.

1971 – Apollo 14, insanlı Ay görevi için uzaya fırlatıldı.

2019 – II. AbdullahMalezya kralı oldu.

2020 – Birleşik KrallıkAvrupa Birliği’nden ayrıldı.

Franz Schubert (d. 1797)

Recaizade Mahmud Ekrem (ö. 1914)

Kenzaburo Oe (d. 1935)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 31

TOPRAK HATTI GRUBUNDAN KAMUOYUNA DUYURU

            DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINDAN BEKLENTİLER

            Sosyal medyada İslam’ın esası ile hiç de örtüşmeyen tarikat-cemaat mensubu kişilere ait sorumsuzca konuşmaların benzerlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı memuru olan cami görevlileri tarafından, üstelik Allah’ın evi olarak nitelendirilen camilerin kürsülerinden yapılmasına tanık olmak gerçekten son derece trajik ve çok üzücü bir durumdur.

            Dr. Zehra Öğüt’ün “İsmailağa Cemaati” kitabının 115-116. Sayfalarında yer alan, “İsmailağa cemaatinin İmam-Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerini ehli sünnet itikadına karşı bir tehlike olarak gördükleri gözlemlenmektedir. Ustaosmanoğlu da bir değerlendirmesinde Ali Haydar Efendinin sözlerini hatırlatmakta ve şeyhinin söz konusu okullardaki ilmin kâfi gelmeyeceğini, mihrap ve minberlerin ehil olmayanların elinde kalacağını söylediğini ifade etmektedir. Gelinen süreçte İmam-Hatip liselerinin de beğenilmediğini ve bu gidişin sonunun “tam gavur olmak” olduğunu da eklemektedir.

            Cemaatin, Diyanet İşleri Başkanlığına bakışı ise, yine benzer minvalde, kadrolarında büyük oranda işinin ehli olmayan insanların bulunduğuna yöneliktir. İmam-Hatip ve İlahiyat devamı olarak görülen kurumun çalışanlarının amel bakımından da zayıf oldukları, özellikle imamların görevlerini hakkıyla yerine getirmedikleri, görevli bulundukları yerlerdeki insanlarla samimiyetle ilgilenmedikleri tarafımızla paylaşılan eleştirilerdir. Yapılan görüşmelerde İlahiyat Fakülteleri ve Diyanet’e dair getirilen eleştiriler, satır aralarında İsmailağa cemaat medreselerinde yetişmiş erkek müntesiplerin bu kurumların ıslahı yönündeki iddialarını barındırmaktadır. Modern kurumların içinde bulunma iradesi, ıslah gerekçesi ile dahi olsa, grubun modernleşmesi bakımından önemli işaret taşımaktadır” ifadeleriyle 167. Sayfada yer alan, “Medreselerini İlahiyat Fakülteleriyle bir kıyas içinde konumlandıran grubun söz konusu fakültelere dair ıslah fikri oldukça güçlüdür. Bu ıslah fikrinin Diyanet’i de kapsamına aldığı belirtilmelidir. Mevzubahis ıslah fikri erkek müntesiplerin İlahiyat Fakültelerinde her derecede eğitim ve görev almalarının da meşruiyet sebebidir” gibi tespitlerinden Diyanet İşleri Başkanlığının söz konusu cemaatin etkisinde kaldığını mı anlamalıyız?

            Ayrıca sosyal medyadaki cemaat mensuplarının konuşmaları ile kimi cami görevlilerin konuşmalarının İslam’la bağdaşmama hususunda benzeşmesi de ciddi bir sorun oluşturmaktadır.

            Mesela, cübbeli Ahmet diye nam salmış birisi, “Kur’an meali okumak küfürdür, insanı dinden çıkarır. Sakalı tıraş etmek haramdır. Kadının çarşaf giymesi farzdır. Peygamberler ölü değil, yaşıyorlar ve eskiden olduğu gibi dünya nimetlerinden yaralanıyor, yiyor-içiyor ve eşleriyle birliktelik yaşıyorlar, veliler de öyledir” demekte, Fazlı Tonar isimli birisi ise, “Müslümanların ana dili Arapçadır, onun için herkes Arapça öğrenmek zorundadır”, “Hiç çalışmanıza gerek yok, Vakıa suresini okuyun evinizin her tarafı altın dolsun”, “Belediye otobüsüne biniyorsunuz, kadın yerinden kalkıyor, onun yerine oturuyorsunuz; kadının oturduğu yerin sıcaklığını hissediyorsunuz, bunun zinadan farkı yoktur” gibi ifadeleri  tekrar edip durmaktadır.

            Prof. Dr. Orhan Çakır, “Kadın yüzünü de kapatmalı, dar giysi tesettür olmaz, parfümlüye cennet haramdır, saç boyama caiz değil, kadının evden çıkması caiz değil” derken, Bayram Ali Öztürk, “Bir kadın tırnağını kesip çöpe atsa, başkasının o tırnağa bakması haramdır. Bir kadın ayakkabısını kapının önüne koysa, bir erkek de o ayakkabıya bakıp duygulansa, bir şey hissetse haramdır; kadın bundan sorumludur” demektedir.

            Prof. Dr. Rafet Okutanın eşlerin cinsel beraberlikleri esnasında şeyhlerini düşünmelerinin ahlaklı çocuğa sahip olmalarına neden olacağını söylemesi gibi akla ziyan daha nice ifadeler İslam’ın albenisini ortadan kaldırmakta ve insanları ümitsizliğe sevk etmektedir.

            Ne yazık ki, bu akla ziyan söylemler devletin resmi memuru olan Ankara merkez Melike Hatun Camii İmam-Hatibi Halil Konakçı tarafından da söz konusu edilmekte ve özellikle gençlerin İslam’dan uzaklaşmasına aracı olmaktadır. Hz. Peygamberin ahirette Hz. Meryem’le evleneceğini ısrarla tekrar edip duran bu cami görevlisi, “Dinde zorlama yoktur diyorlar, vallahi yalan söylüyorlar, öyle bir şey yok; çünkü İslam’da namaz kılmayanı öldürmek vardır” demektedir.

            Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak yasa ile belirlenmiş görevi, halkı inanç, ibadet ve ahlak konularında aydınlatmak olan Diyanet İşleri Başkanlığının bu akla ziyan söylemler hususunda yapabilecek bir şeyinin olup olmadığını öğrenmek istiyoruz. Ayrıca dinin Kur’an ve sahih Sünnet rehberliğinde halka doğru bir şekilde anlatma görevinin yerine getirilip getirilmediğini de merak etmekteyiz.

            Dinin sağlam kaynaklar doğrultusunda anlatılmasını devlet memuru olan cami görevlisinden istemek çok mu zor?

            Eğer Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum bu hususlara eğilmeyecekse, o zaman halka dini doğru bir şekilde anlatacak başka neresi vardır? Bilmek istiyoruz.

            Ayrıca Devlet memuru olan din görelilerinin dini, partili siyasete karıştırmamalarının hayati önemine rağmen, bazılarının bunu pek umursamadıkları da büyük sorun oluşturmaktadır. Zaten değişik adlar altında bölük pörçük olmuş halkımızı, bir de muazzez dinimizi alet ederek müminleri karşı karşıya getirmek hem dinimize hem de hukuka uygun düşmez. Diyanet İşleri Başkanlığının bu konuda da  gerekli tedbirleri alacağını umuyoruz.

Posted in Gündem | TOPRAK HATTI GRUBUNDAN KAMUOYUNA DUYURU için yorumlar kapalı
Oca 30

TARİHTE BUGÜN

30 Ocak:

1649 – I. Charles, vatana ihanetten suçlu bulunarak idam edildi.

1902 – Britanya-Japonya ittifakı kuruldu.

1923 – Yunanistan ile Türkiye arasında Ahali Mübadelesi Antlaşması yapıldı.

1933 – Adolf HitlerAlmanya şansölyesi oldu.

2003 – Belçika‘da aynı cinsiyetteki çiftlerin evliliği yasallaştı.

Franklin D. Roosevelt (d. 1882)

Olof Palme (d. 1927)

Mahatma Gandi (ö. 1948)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 30

ÇAĞIN GÜNEŞİ

Çağın güneşisin her asır her an

Sen, aydınlatırsın bütün dünyayı

Seni hatırlatır bütün zamanlar

Sen, bilim okunun altından yayı

* * *

Zifir karanlığı her zaman deler

Keskin bir kılıca benzer ellerin

Cennet yarınları sana müjdeler

Yakuttan görkemli düşüncelerin

* * *

Her an cehaleti alnından mıhlar

Kurşundan beterdir hür fikirlerin

Lazerden etkili bakışlarınla

Canına okursun tüm zehirlerin

* * *

Bu sensin yiğidim, bu sensin elbet

Asıl doğruluğa aç tüm zamanlar

Haksızlıklar sarmış cahil dünyayı

Adalete muhtaç bütün zamanlar

* * *

Çağın Güneşisin şüphem yok benim

Kaygılı korkulu insanın hali

Ümidim, güvenim azmim çok benim

Seni çağırıyor çağın ahvali

* * *

Çağın güneşisin her asır her an

Sen, aydınlatırsın bütün dünyayı

Seni çağrıştırır bütün zamanlar

Sen, bilim okunun altından yayı

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | ÇAĞIN GÜNEŞİ için yorumlar kapalı
Oca 29

TARİHTE BUGÜN

29 Ocak:

904 – III. Sergiuspapalık görevine başladı.

1944 – Dünyanın en büyük savaş gemisi Missouri denize indirildi.

1986 – Yoweri MuseveniUganda Devlet Başkanı olarak görevine başladı.

1991 – Körfez Savaşı‘nda Hafci Muharebesi başladı.

2017 – Quebec City Cami saldırısı gerçekleşti.

III. George (ö. 1820)

Anton Çehov (d. 1860)

Tarık Zafer Tunaya (ö. 1991)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 29

PROF. DR. İSMAİL HAKKI AYDIN’DAN ALTIN SÖZLER

PROF. DR. İSMAİL HAKKI AYDIN’DAN ALTIN SÖZLER

* Ya RABB!  Bizi; cahil profesörden, gafil alimden, hain emirden, zalim amirden, merhametsiz hekimden, adaletsiz hâkimden, müsrif devlet adamından, şeytani akrabadan, namert düşmandan, müfsid komşudan, müflis zenginden, müsrif eşten, doymayan açtan, maskeli hırsızdan, ahlaksız kabadayıdan, kravatlı hayduttan, satılmış hainden, sinsi münafıktan, riyakâr Müslümandan, ahmak müminden, cevapsız sual ve hesaptan KORU!

* Başarının bedelini ve hazzını başarandan sor!

* O kadar cahil ki, “ben” bile yanında alim sayılırım. Aşk; heyecanını, cesaretini, ve kuvvetini yakılan ateşten alır.

* Sadece kendi mesleğinden anlayanlar, kendi mesleğini de çok iyi anlayamazlar.

* Adamların her evde, en az “Hazıra alışmış tembel bir Amerikalı”sı var.

* Bilim, hayatı daha müreffeh kılarken, “Namussuz Bilim ”in hayatı zindan etmesine fırsat vermemeli ve gerekli tedbirleri almalıdır.

* Herkes ayağını denk alsın! İnsanlığın geleceğinden emin değilim…

* İlmî hayatın ulvî zorluğuna cesareti olmayanlar, tasavvufun münzevi kolaycılığına sığınır.

* Her devir, kendi “Molla Kasım”ını, içinde saklar.

* Zulüm ne payidar olur ne de inceldiği yerden kopar.  Hiç tahmin edilmediği anda en güçlü yerinden kopar.

* Bazen de, “Bilmiyorum!” demek gerek!

Posted in Atasözleri Vecizeler | PROF. DR. İSMAİL HAKKI AYDIN’DAN ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 28

TARİHTE BUGÜN

28 Ocak:

98 – TrajanRoma imparatoru oldu.

1547 – VI. Edwardİngiltere Kralı oldu.

1920 – Osmanlı Mebusan Meclisi‘nin gizli oturumunda Mîsâk-ı Millî kabul edildi.

1932 – JaponyaŞanghay‘ı işgal etti.

1986 – Challenger Uzay Mekiği, fırlatılışından 73 saniye sonra parçalandı, yedi astronot öldü.

Şarlman (ö. 814)

Neyzen Tevfik (ö. 1953)

Nicolas Sarkozy (d. 1955)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 28

TÜRK IRKI ve TANIMI

Türkiye’de Irksal Antropoloji çalışmaları, Atatürk’ün direktifleri ile ve Türk Irkı üzerine araştırma ve tespitlerde bulunması amacıyla, 1925 yılında kurulan Türk Antropoloji Enstitüsü ve Türk Antropoloji Mecmuası çerçevesinde başlatılmış ve sürdürülmüştür.Türk Antropologları, Cumhuriyet’in ilk yıllarından (1925) Atatürk’ün ölümüne, hatta 1945’e kadar Anadolu’da yaşayan Türkleri incelemişler ve Türk Ulusunun Irksal bir profilini çıkarmışlardır. Bu amaçla, Mustafa K. Atatürk’ün direktif ve desteği ile Atatürk’ün manevi kızı olan Prof. Dr. Afet İnan önderliğinde, Türk milletinin ırksal yapısının tespiti amacıyla 1937 yılında büyük bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırma daha sonra ‘Türk Irkının Vatanı Anadolu (64.000 Kişi Üzerinde İnceleme) adıyla yayınlanmıştır.

Buna göre Türkler, Beyaz Alpin Irktan’dırlar. Alpin Irk ise Beyaz Irkı oluşturan dört büyük Irk grubundan biridir.

Türk kafatası brasikefal, burun yapısı ise leptorrhine (dar-düz)’dir. Gözler ise diğer Güney Avrupa Halklarında olduğu gibi ‘badem’ şeklindedir.

Türkler genellikle açık renk gözlü bir ırktır. Türkler arasında kahverengi ve ela göz rengi oldukça yaygındır. Türkler’in % 20’si ise mavi veya yeşil gözlüdür.

Türk vatandaşlarının % 70’i beyaz ya da buğday tenlidir. % 14’ü sarışın ise de çoğunluk kumral veya açık kumraldır. Kalan nüfusun çoğu ise ‘hafif’ esmerdir (buğday ten rengine yakın). Özet olarak Türkler, sarışın-kumral ve açık tenli bir Irk’tır.

Ancak bugün yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki sarışınların oranı % 20’ye çıkmıştır. Şüphesiz bunda 1945’lerden sonra da Türkiye’ye gelmeye devam eden Balkan Türklerinin katkısı büyüktür.

Zira Balkanlar’daki hristiyan halkla karışmayan bu insanlar Türk ırkının en saf temsilcileridir.

“Uzun boylu, uzun beyaz simalı, düz veya kemerli ince burunlu, muntazam dudaklı, çok kere mavi gözlü ve göz kapakları çekik değil, badem gözlü bir ırk” Dr. Reşit Galip, Türk Irk ve Medeniyet Tarihine Umumi Bir Bakış-I. Türk Tarih Kongresi. Konferanslar ve Müzakere zabıtları (Ankara, 1933)

Bugüne kadar yapılan antropolojik incelemeler Türkler’in ‘Beyaz Irk’tan olduğunu göstermiştir. Türkler Beyaz Irkın (Ari Irk’ta denir) 4 büyük kolundan biri olan ‘Alpin Irkına’ aittir.

Türk ulusunun temeli Andronova kültürüdür. Bu kurganda bulunan iskeletler üzerinde yapılan incelemeler, bu kültürün Beyaz Irktan insanlar tarafından oluşturulduğunu ortaya koymuştur.

Eski Çin’de, Çin’in kuzeyinde yerleşmiş bulunan topluluklar Çinliler tarafından Ti-li boyları olarak adlandırılırlardı ve Sarıbaşlar’ın torunlarıydılar. Ti-liler sarışın ve mavi gözlü bir halktı -ki bunlar Türkler’in atalarıdır. Sarışın ve mavi gözlü Hun savaşçılarından bahseden çok sayıda Çin şiiri mevcuttur.

Çinliler M.Ö 10. yy. da bu kavimleri yaşadıkları bölgelere göre üç kısma ayırdılar: Kırmızı Tiler, Ak Tiler ve Yeşil Tiler (o dönemde eski Türkler ve Çinliler yönleri renklere göre ayırırlardı).

Bunlardan Ak Tilerin torunları, daha sonra Eftalitler olarak da bilinen Ak Hun devletinin kurucularıdır.

Daha sonraları ise bazı Çin kaynaklarında, Türklerle birlikte Moğol tipi de göze çarpmaya başlar. Ancak bunun sebebi Türkler’in Moğollara benzemesi değil, Moğol kabilelerinin Türkler tarafında işgal edilmesi ve dolayısıyla Moğolların Türk devlet ve ordu teşkilatlarında yer almaya başlamasıdır.

Türk-Çin savaşlarını anlatan eski bir Türk şiirinde şu sözler yer almaktadır:

“…Kan sürülü kıvrık, sarkmış, kalın sarı saçlarına, Alnındaki rüzgarlık bağı kuşkanadı gibi izler bırakmış kaşlarına, Büyük bedeni ağır geldi çam döşemeyle çekmek için, Göz kapakları kapanır oldu mavi gözlerini açamayacak kadar…”

Eski, Arap, İran ve Bizans kaynaklarında da Türkleri, beyaz tenli ve badem gözlü olarak tasvir edilmiştir.Atatürk’ün söyleminde ırk, hem fiziki özelliklere hem de ulusal karakter fikrine karşılık gelmektedir.

CHP Yönetim Kurulu üyesi ve partinin ideologlarından Mahmut Esat Bozkurt, Kemalist ulusçuluğun, “kültürelleşmiş ırkçılığı” benimsediğini söyler. Yani Atatürk milliyetçiliğinde ırk söylemi, ırkı hem fiziksel özellikler kümesi, hem de ortak bir dil ve kültürü paylaşan halkların bir niteliği olarak gören ikili bir mahiyete sahiptir.

Eski Başbakanlardan Şükrü Saracoğlu ise Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde şöyle diyordu: “Bizim için Türklük, bir kan meselesi olduğu kadar, bir vicdan ve kültür meselesidir.”

Yani Atatürk milliyetçiliğinde Irk ve Kültür bir milletin temeldir. Sadece Irk birliği veya sadece kültür birliği, tek başına millet olmak için yeterli değildir. Her ikisinin de olması lazımdır.

Türk milletinin devlet ve medeniyet kurmadaki yüksek yeteneği, Türk Irkının üstünlüğünün açık delilleridir.

“Türk ırkı dünyadaki en güzel ırktır ve bu güzellik bilimsel olarak korunmalıdır” (M. Kemal Atatürk, Söylev ve Demeçler III)

Kaynak: Süleyman Efe KOCAZEYBEK

Posted in Gündem | TÜRK IRKI ve TANIMI için yorumlar kapalı
Oca 27

TARİHTE BUGÜN

27 Ocak:

1521 – Canberdi Gazâlî İsyanıMastaba Muharebesi ile bastırıldı.

1880 – Thomas Edison, elektrik ampulünün patentini aldı.

1901 – Sultanahmet Meydanı‘nda Alman Çeşmesi‘nin açılışı yapıldı.

1945 – Sovyetler Birliği‘nin Kızıl Ordu birlikleri, Almanya‘nın Polonya‘da kurduğu Auschwitz-Birkenau kampını ele geçirdi.

1967 – Apollo 1 uzay aracı, Kennedy Uzay Merkezi‘nde test edildiği sırada yandı.

Wolfgang Amadeus Mozart (d. 1756)

Giuseppe Verdi (ö. 1901)

Gazanfer Özcan (d. 1931)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı