Mar 20

TARİHTE BUGÜN

20 Mart:

1602 – Hollanda Doğu Hindistan Şirketi kuruldu.

1815 – Napolyon, düzenli ordu ve gönüllü güçler eşliğinde Paris‘e girdi, Yüz Gün Savaşı başladı.

1956 – TunusFransa‘dan bağımsızlığını kazandı.

1995 – Tokyo metrosuna düzenlenen sarin gazı saldırısında 12 kişi öldü, 1300 kişi yaralandı.

2003 – Irak SavaşıABD – Irak arasındaki ilk çarpışmalar başladı.

I. Abdülhamid (d. 1725)

Frederick Winslow Taylor (d. 1856)

Falih Rıfkı Atay (ö. 1971)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 20

ÇARŞI PAZARIN AĞASI VARMIŞ

BEHLÜL DANE’DEN BİR KISSA

ÇARŞI PAZARIN AĞASI VARMIŞ

Behlül Dânâ bir gün Harun Reşid’den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül Dânâ hemen işe koyuldu.

İlk olarak bir fırına gitti birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: “Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” Adam her soruya olumsuz cevap verdi.

Memnun olduğu bir şey yoktu. Behlül Dânâ bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor.

Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı. Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid’in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi. Harun Reşid, “Behlül daha demin vazife verdik sana ne çabuk bıktın?” dedi.

Behlül Dânâ açıkladı:

– Efendim çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış.

Posted in Fıkralar | ÇARŞI PAZARIN AĞASI VARMIŞ için yorumlar kapalı
Mar 19

TARİHTE BUGÜN

19 Mart:

1279 – Song Hanedanı ile Moğol Yuan Hanedanı arasında Yamen Muharebesi gerçekleşti.

1452 – III. FrederikPapa tarafından taç takılan son Kutsal Roma imparatoru oldu.

1915 – Plüton‘un ilk fotoğrafı çekildi.

2006 – Azerbaycan Millî Direniş Teşkilatı kuruldu.

2011 – Libya ayaklanması‘na müdahale için Libya bombardımanı başlatıldı.

İbn Haldun (ö. 1406)

Arthur Balfour (ö. 1930)

Bruce Willis (d. 1955)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 19

1500’LERDE AVRUPA

1500’LERDE AVRUPA

1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziran’da evleniyordu senelik banyolarını da Mayıs’da yapıyorlar, Haziran’da çok kötü kokmuyorlardı…

Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu…

Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu…

Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti… Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu.. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü..

İngilizcedeki ‘banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın’ deyimi buradan gelmektedir..

Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu..

Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu..

Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu..

Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu..

Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar bu nedenle oluştu..

Zemin topraktı.. Sadece

Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı..

Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu..

Bunu önlemek için yere saman seriyorlardı.. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu.. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu.. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı ‘Thresh hold’ (saman tutan; Türkçesi eşik idi..

Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu..

Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu.. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu.. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu.. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu.. ‘Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük’ (Peas Porridge hot, Peas Porridge cold, Peas Porridge in the Pot nine Days old) tekerlemesinin menşei budur..

Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı..

Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı.. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi.. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı..

Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu.. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açabiliyordu.. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bundan sonraki yaklaşık 400 yıl Domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü..

Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu.. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı.. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu..

Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu..

Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için, içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu.. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında ‘tabak ağzı’ (Trench Mouth) hastalığı ortaya çıkıyordu..

Ekmek itibara göre bölüşülüyordu.. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı..

Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu.. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu.. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık bile yapıyordu.. Hatta bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu..

Buna ‘uyanma’ nöbeti deniyordu..

İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı.. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir ‘kemik evi’ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı..

Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü.. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı..

Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar.. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi.. Buna mezarlık nöbeti denirdi.

Ortaçağda Avrupa’daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı..

Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı..

Tuvaletle henüz tanışmayan Avrupa’da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17. yüzyıla kadar sürdü..

Fransa krallarından 14. Louis, gününün belli bir zamanını lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü..

1600’lerde İstanbul’a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan Tarabya’yaki bir konağa gönderilmişti.. 19.yy da kesin olarak tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine Taksim’e taşınmalarına izin verilmişti..

liste böyle uzaaar gider..

Ama esas dikkat çekmek istediğim konu şudur;

1500 lü yıllarda adeta b*k içinde yaşayan Avrupa nasıl oldu da arayı bu kadar açtı?

Bu da bizim sınavımız olsun..

Prof. Dr. Erol Duren

Posted in Gündem | 1500’LERDE AVRUPA için yorumlar kapalı
Mar 18

TARİHTE BUGÜN

18 MartÇanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü

235 – Roma imparatoru Alexander Severus bir suikast sonucu öldürüldü ve imparatorluğu zayıflatan Üçüncü Yüzyıl Krizi başladı.

1871 – Paris Komünü kuruldu.

1915 – Çanakkale Boğazı‘nda ağır hasar gören Birleşik Donanma‘nın geri çekilmesi ile Çanakkale Deniz Harekâtı sona erdi.

1962 – Cezayir Bağımsızlık SavaşıFransa, Cezayirli direnişçilerle anlaşmaya vardı.

1965 – Sovyet kozmonot Aleksey Leonov, uzayda ilk yürüyüşü gerçekleştirdi.

Rudolf Diesel (d. 1873)

Eleftherios Venizelos (ö. 1936)

Erich Fromm (ö. 1980)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 18

ÇANAKKALE RUHU

ÇANAKKALE RUHU

Bir Anzak askerinin Çanakkale savaşı sırasında ailesine yazdığı mektup…

Alistair John TAYLOR

GELİBOLU 1915

Sevgili ve bir zamanlar mutlu ailem.

Gelibolu cehenneminden hepinize merhaba! Bu mektubu size yazmak niyetinde değildim. Aslında ben artık kimseyle konuşmak kimsenin, kimsenin yüzünü görmek istediğimden de emin değilim. Hem siz benim buraya cehennem dediğime bakamayın burası hakikaten güzel bir yer. Üzerleri toz toprakla örtülmeden önce zeytin ağaçlarının bolluğu, savaşa aldırmadan her yanda pıtır pıtır açan kırmızı gelinciklerin neşesi, akşamları yarımadayı kızıla boyayarak batan güneşin insanın içini acıtan güzelliği ve bir de Gelibolu bülbülleri. Gelibolu da hâlâ un ufak olmadan kalan küçük bir ruh parçam mevcutsa bunu bülbüller sağlamıştır. Eğer o sırada bir Türk öldürmüyor ya da Türkler tarafından öldürülmüyorsak, Gelibolu’nun muhteşem gurubunu seyrediyoruz. Ege Denizi’nin içine gömülen güneşin biraz önce Pasifik Okyanusu dan yükselerek Yeni Zelanda’da ki ertesi günü aydınlattığını bilmek insanın canını acıtıyor. Fakat bu acı hissi çok kısa sürüyor, sonra yeniden katılaşıyorum. Artık saatlerce hiçbir şey hissetmiyor ve duymuyorum. Bu arada sadece bakıyor, saklanıyor, ateş ediyor, süngü takıyor, düşman öldürüyor, bit ayıklıyor, yemek diye verdikleri kuru bisküvi, kraker, kuru et parçalarını kemiriyor, zaman olursa yatıyor, çok ender olarak da uyuyorum. Ben artık sadece bir Anzak askeriyim. Ne sevdiğim şarkılar, yemekler, kokular ne de sevdiğim insanlar… Ben artık bir sayıyım. Yaşayan bir sayı. Ölürsem o zaman da bir sayı olacağım. Vatan uğruna kahramanca ölmüş bir sayı. Kahramanca ve vatan uğruna! Kahramanlık mı? Hadi ya. Kahramanlık zorla olmaz. Vatana gelince… Burası Türklerin vatanı ve bu savaş bizim savaşımız değil. Bizler İngilizlerin de söyledikleri gibi sadece hevesli oğlan çocuklarıyız. Asıl kahraman olan Türkler. Johnny Türk dediğimiz Türkler vatanlarını savunmak için bize karşı çok ağır şartlar altında direniyorlar ve kahramanca ölen asıl onlar.

Geçen hafta ölüleri gömmek için karşılıklı ateş kes ilan edildiğinde ilk defa Türkleri yakından ve canlıyken gördük. Türkler bize anlatılan canavarlara benzemiyordu…Onlar da gözlerinde endişe ve keder olan genç insanlardı…Onlarında arkalarında bekleyen üzüntülü aileleri, yaşlı anne-babaları, karıları belki de sevgilileri vardı. Onlar da yaralanınca acı çekiyor, onlar da gencecik hayallerini bırakıp ölüyorlar. Türkler de insandı.

Bana sigara ikram eden iki Türk’e ben de konserve et verdim, ama kabul etmediler. Bu sığır etidir dediysem de inanmadılar. Aslında anlamadılar. O zaman ellerimle kafama boynuz yapıp öküz gibi böğürdüm. Güldüler. Ben de güldüm. Orada savaş meydanında etrafımız askerlerin cesetleriyle doluydu, biz düşmandık ve birbirimize gülüyorduk. Bana sigara ikram eden Türklerden bir sen no İngiliz diye şaşırarak sordu. Ben İngiliz değilim dedim. Sonra elini uzattı?

Ben TÜRK dedi. Bana uzatılan eli tuttum. Orada, Gelibolu’nun en kanlı savaşlarının yapıldığı o tepede, el sıkıştık. Ben artık bu adamla nasıl düşman olabilirdim? Ben bu adamla neden düşman olmuştum ki? Düşmanım o anda artık arkadaş Türk olmuştu.

Ben bu savaşta ölmeyi reddediyorum.

Bu benim savaşım değil.

Fakat yaşamak için de hiç isteğim kalmadı.

Tanrım günahlarımı affet.

Hepinizi çok seviyorum.

Ebediyen sizin oğlunuz…

Posted in Gündem | ÇANAKKALE RUHU için yorumlar kapalı
Mar 18

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!  

 Kurban olur her bir can ovasına, dağına

 Selam durur kâinat o kutsal bayrağına

 Kanla yazdı şehitler bu vatan toprağına

 Şunu bilsin bu dünya, Türk’e kefen biçilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Bu kahraman bir ırkın, bir dinin ordusudur

 Asırlara hükmeder, zalimin korkusudur

 Cephede bile olsa barışların usudur

 Bağımsızlık şerbeti kan dökmeden içilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Garbın tüm cellâtları ordular kurdursa da

 Silahları kuşanıp ırkıma saldırsa da

 Beynime, yüreğime mermiler yağdırsa da

 Pısırık, korkak, kaçak ahirete göçülmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Hindu’su, Anzak’ı, yamyamı yurda doldu

 Vatan, millet uğruna binlerce güneş soldu

 Bu imanlı göğsünde çelikler tuz-buz oldu

 Bomba, gülle, kurşundan o an yer, gök seçilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

“Her an için cephede ölüm muhakkak, gerçek

 Kimisi Kur’an okur, kimi dua ederek

 Kimisi de bir yandan tekbirler getirerek” (*)

 Yiğitlik, kahramanlık hiçbir şeyle ölçülmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Çanakkale namustur, şereftir, ırka şandır

 Bu vatan toprağına ekilen nice candır

 Tarihin kaydettiği zafer dolu destandır

 Ölüme meydan okur, yiğit geri çekilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Dalgalanır her şafak bu bayrak inmez asla…

 Beş vakitte okunan ezanlar dinmez asla…

 Ölü değil şehitler, şehitler ölmez asla…

 Hürriyet sevdasına kolay paha biçilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Geçilir elbet candan, seven yardan geçilir

 Cehennemi andıran kızıl hardan geçilir

 Vatan toprağı hariç her diyardan geçilir

 Yurtsuzlar yöresinde bayrak, sancak açılmaz

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 (*)  Çanakkale Savaşında Mustafa Kemal –ATATÜRK- tarafından söylenmiştir.

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!   için yorumlar kapalı
Mar 17

TARİHTE BUGÜN

17 Mart:

1805 – İtalya Krallığı kuruldu.

1941 – Alman denizaltı kaptanı Otto Kretschmer‘in denizaltısı batırıldı ve kendisi esir alındı.

1948 – BelçikaFransaHollandaİngiltereLüksemburg arasında Brüksel Anlaşması imzalandı ve Batı Avrupa Birliği kuruldu.

1969 – Golda Meirİsrail‘in ilk kadın başbakanı oldu.

2004 – Kosova‘da Mart Huzursuzluğu olarak adlandırılan etnik şiddet olayı yaşandı.

Christian Andreas Doppler (ö. 1853)

Giovanni Trapattoni (d. 1939)

Louis Kahn (ö. 1974)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 17

BİR TILSIM VAR…

BİR TILSIM VAR…

* * *

O ışığı gördü göz bugün hatta yarın da

Demir attım bir kalbe kalbimin ayarında

* * *

Akıl, fikir, düşünce uçuşa kanat açtı

Yanlışlık yok bilirim kalbimin kararında

* * *

Gök kubbede kayıtlı seven tüm gönüllerin

Can yükü, şefkat yükü dopdolu hitabında

* * *

Sevgiye karşı duran bu dünyada ne varsa

Zulüm diye yazılı bu aşkın kitabında

* * *

Sevene, sevilene, sevgiye saygı olsun

Her gönül mutlu olsun sevdanın diyarında

* * *

Dünyanın her yerinde O’dur kalbin ilacı

Bu sırra eremedim bir tılsım var adında

* * *

Birden aldı götürdü sevginin çekim gücü

Öyle bir duygu ki bu bir ateş var kanında

* * *

Ruhumdaki o çağrı haydi haydi diyordu!

Ne yaptımsa olmadı reddedildim anında

* * *

Katı kalpler yüzünden sevgim nazara geldi

Kâinatta her bir şey yaşarken muradında

* * *

Bu yüce bir sevdadır yaşıyor yaşayacak

Yarım asırlık sevgim yüreğimin kınında

* * *

Coşkun bir sevgi ile koşturdum sağa sola

Çırpındım bir kuş gibi olamadım yanında

* * *

Bir canandan bir cana hissiz yürek eliyle

Kuyular düştü bana sevginin efkârında

* * *

Hercai olmadı hiç duygularım dipdiri

Kara bahtım bir hüzün bırakacak ardında

* * *

Bütün var ümitleri mahşere erteledim

Hep yalanmış bu dünya yaşamadım tadında

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BİR TILSIM VAR… için yorumlar kapalı
Mar 16

TARİHTE BUGÜN

16 Mart:

1920 – İtilaf Devletleriİstanbul‘u işgal etti.

1921 – Rusya SFSCMoskova Antlaşması‘nın imzalanması ile Ankara Hükümeti‘ni resmen tanıdı.

1926 – Robert H. Goddard, ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.

1968 – Vietnam Savaşı sırasında My Lai Katliamı gerçekleştirildi.

2022 – Japonya‘nın doğusunda Fukuşima açıklarında 7.3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Caroline Herschel (d. 1750)

Georg Ohm (d. 1789)

Selma Lagerlöf (ö. 1940)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı