Mar 25

YALAKALIK, BİR ÜLKEYİ NASIL BATIRIR?

YALAKALIK, BİR ÜLKEYİ NASIL BATIRIR?

Saadet Partisi’nin eski Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “Bir devlet, adaletten ayrılırsa, ülke çapında en büyük çete olur” demişti.

Hukukun siyasallaşması, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılarak yargının yasama ve yargının, yürütmenin emrine verilmesi demektir.

Böyle bir durumda, devletin bütün kurum ve kuruluşları, idare edenlerin elinde oyuncak olur! Daha da ötesi böyle bir devlet, emperyalist çetelerin de kuklası olur!

***

Zaman zaman hatırlatırım ama tekrarında fayda var; sosyolojinin babası sayılan İbni Haldun, asırlar öncesinden günümüze ışık tutmaktadır:

“Bil ki, devlet olmazsa olmaz iki temel üzerinde kuruludur. Birincisi asker (ordu) olarak ifade edilen güç, kuvvet ve asabiyettir. İkincisi ise askeri ayakta tutan ve devletin ihtiyaçlarını gideren mal ve paradır. İşte devlette görülecek bozulma bu iki temelden başlar.

Hükümdar, iktidarda kendisine ortak olanları yönetimden uzaklaştırıp iktidarı kendi tekeline alır. Sonra da onları alçaltarak yerlerine, kendisine bağlı bir asabiyet oluşturur. Ancak bu yeni asabiyet, içine gömüldüğü lüks ve safahat sebebiyle yok olmanın eşiğine gelir. Bu yüzden ülkenin sınırlarının korunması da zorlaşır. Bu durum onlara karşı halkı cesaretlendirir ve uzak bölgelerde devlete isyanlar başlar. Sonuçta devlet ikiye veya üçe bölünür, yönetim kurucu asabiyete boyun eğdirenlerin eline geçer…”

Orduyu, cemaatle birlikte zaafa düşürdüler, mal ve para kaynaklarına ise tamamen el koydular… Ülkenin kaynakları, özellikle borçlanma ve faiz yoluyla, dışa akıtılıyor. Ülkenin kanı emiliyor…

Peki kendilerini kurucu asabiyete, yani kuruluş felsefesine bağlılıktan bahsedenler, bunca hırsızlık ve zorbalığa rağmen neden halkın desteğini alamıyor?

İbni Haldun’da ona da cevap var:

“Devlet, yaşamaya devam edip, hükümdarlık büyük bir güce ulaşınca, esnaftan, (iş dünyasından) pek çok kişinin her türlü hizmet ve nasihatle hükümdara yaklaşmaya çalıştığı, bu amaçla hükümdara, etrafındakilere ve hanedan soyuna mensup olanlara büyük bir yalakalık örneği sergilediği, zenginlikten büyük pay almayı hedeflediği görülür.

Bu kimselerin en belirgin özelliği hükümdara boyun eğmek, yalakalık yapmak ve onun isteklerini yerine getirmeye çalışmaktır. Bu yüzden makamları yükselir, nüfuzları genişler ve hükümdarın yanında sahip oldukları dereceden dolayı insanlar saygı ve hürmet ile onlara yönelir. Kurucu kabilenin (bugün için kurucu felsefenin) mensupları ise kaprisli ve kendilerini üstün gören tavırlarına devam eder. Ancak bu tavır, sadece hükümdarın öfkelenip onları yanından uzaklaştırmasına ve başkalarını tercih etmesine sebep olur. Bu hal, devletin çöküşüne kadar devam eder ve devletler için bu durum doğaldır.”

***

Günümüzde devleti yönetenler, ortakları olan FETÖ ile orduyu etkisizleştirdiler. Orduyu kendilerine tabi kılmak için FETÖ ile kurucu felsefeye sahip olan kadroları karşı karşıya getirdiler. Sonuçta iki grubu da kilit noktalardan tasfiye ederken yerlerine başka grupları getirdiler. Son yaptıkları iş ise sebebini disiplinsizlik diye gösterseler de beş teğmeni ve üç komutanı, kurucu felsefeye bağlılık yeminine önderlik ettikleri için ordudan atmak oldu!

Bu süreçte ekonomiyi batırmak için kararlar aldılar. FETÖ’nün yerine getirdikleri grubun parasının 17 milyar lira olduğu ileri sürülüyor ama bu doğru değil. Kayıt dışı paranın miktarının 117 milyar dolar olduğuna dair bilgiler var! Üstelik bu paralar, İngiltere bankalarında tutuluyor ve Türkiye’nin Maliye Bakanı, zaman zaman bu ülkeye giderek yüksek faizle borç alıyor. Eskiden altın rezervleri İngiltere’de tutuluyordu, şimdi ise Türk ekonomisini ayağa kaldıracak kadar büyük paralar, yine İngiltere bankalarında işletiliyor. Böylece Türkiye, kendi parasının çok az bir kısmını, İngiltere’den yüksek faizle borç olarak almış oluyor! Sonra da emekli aylığı, öğrenci harçlığı düzeyine indiriliyor! Kaldı ki en düşük emekli aylığı, bir üniversite öğrencisine bir ay yetmez!

Bu arada, yıllardır Katar, Singapur ve Malezya bankalarına yatırılan rüşvet veya komisyonların 23 yıllık toplamı da 1 trilyon doları buldu!

Tabii hal böyle olunca, dünyadaki bütün parayı kontrol eden İngiltere ve ABD, Türkiye’ye siyasi dayatmalarda da bulunuyor ama İngilizler, Amerikalılar gibi alenen ve kabaca değil, sessiz ve derinden giderek bu işi yapıyor…

Çözüm bulmak için önce sorunu doğru tespit etmek gerekir!

Kaynak: Arslan Bulut

Posted in Gündem | YALAKALIK, BİR ÜLKEYİ NASIL BATIRIR? için yorumlar kapalı
Mar 24

TARİHTE BUGÜN

24 Mart:

1721 – Johann Sebastian BachBrandenburg Konçertoları olarak adlandırılan 6 konçertosunu sundu.

1882 – Robert Kochverem hastalığına neden olan mycobacterium tuberculosis adlı bakteriyi keşfettiğini duyurdu.

1944 – II. Dünya Savaşı sırasında Alman işgal birlikleri tarafından Ardeatine Katliamı yapıldı.

1976 – Arjantin Devlet Başkanı Isabel Peron, kansız darbeyle devrildi.

1999 – NATOKosova’daki çatışmalar üzerine, Yugoslavya‘ya karşı hava harekâtı başlattı.

I. Elizabeth (ö. 1603)

Jules Verne (ö. 1905)

Dario Fo (d. 1926)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 24

TÜKENDİ

TÜKENDİ

Habil’le Kâbil’le başladı kavga
Azdı, öz canını dişledi kavga
Kan davası oldu işledi kavga
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
Peygamberler geldi din tebliğ etti
İnsan uslanmadı inkâra gitti
Dünyada vahşice pek çok kan döktü
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
Ciddiye almadı kimse duyumu
Vahşilik insanın gerçek huyu mu?
Firavun soyu mu Nemrut soyu mu?
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti, kelam tükendi
* * *
İnsanlık tufana tutuldu bir de…
Seçilip kurbana katıldı bir de…
Köle pazarında satıldı bir de…
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
Yazmayan kalmadı Sümer’den beri
Destanla anlattı devrin eseri
Sizce gidildi mi şimdi ileri?
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti, kelam tükendi
* * *
Şerefini nasıl bitirdi böyle?
Güzel huylarını yitirdi böyle
Dünyayı cinnete götürdü böyle
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
Elini kanlara daldıran zalim
Dünyaya bu zulmü dolduran zalim
Batıldı O Hakk’a saldıran zalim
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
İnsanlık güçsüzü horlayacakmış
Dünyada ateşi korlayacakmış
Hakk’ı kıyamete zorlayacakmış
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
İnsan düşüncesi gelişmez mi hiç?
Okuyup yazarak bilişmez mi hiç?
Dünya nimetini bölüşmez mi hiç?
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
Dünyayı böldükçe bölüyor insan
Bir yanda sinsice gülüyor insan
Bir yanda açlıktan ölüyor insan
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
Güç kazandık herkes ile dalaştık
Hadsizliğe işte böyle ulaştık
Savaşa karşıyız dedik savaştık
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi
* * *
Çağ atladık diye övünüyoruz
Adaletsizlikten dövünüyoruz
Kendi kendimize sövünüyoruz
Tükendi yazmaktan kalem tükendi
Dillerde tüy bitti kelam tükendi

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | TÜKENDİ için yorumlar kapalı
Mar 23

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

23 Mart:

1919 – Benito Mussoliniİtalya‘da Faşist Mücadele Birliklerinin İttifakı (Fasci Italiani di Combattimento) partisini kurdu.

1921 – İkinci İnönü Muharebesi başladı.

1933 – ReichstagAdolf Hitler‘e kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi verdi. Hitler’in geniş yetkilere sahip olduğu Führer makamının meşru temeli bu yetki yasasıdır.

1956 – Pakistan, ilk İslam cumhuriyeti oldu.

2001 – Sovyet uzay istasyonu Mir‘in görevi sonlandırıldı.

Pierre-Simon Laplace (d. 1769)

Stendhal (ö. 1842)

Akira Kurosava (d. 1910)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 23

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Siyasi kavgalar çoğu neticesizdir. Fakat toplumsal çalışma her zaman için verimlidir. Bizim aydınlar buna çalışmalı. Neden Anadolu’ya gelip uğramazlar? Neden milletle doğrudan doğruya temasta bulunmazlar? Memleketi gezmeli, milleti tanımalı. Eksiği nedir görüp göstermeli. Milleti sevmek böyle olur. Yoksa lafla sevgi fayda vermez.” M. Kemal Atatürk

* “Şiddete dayalı bir yönetim, ancak iktidarın kaybedildiği bir süreçte devreye girer.” Arendt 

* “Elmas ile kömür aynı karbon sayısına sahip. Ancak moleküler yapıları sebebiyle biri elmas, diğeri kömür. İnsanı düşünelim; herkes topraktan yaratıldı. Ancak ahlâk, merhamet, vicdan gibi kimyasal bağlar onun asıl cismin belirler.” Aziz Sancar

* “Aklını bilgiyle süsle, bedenini mücevherle değil.” Çin Atasözü
* “Kendini sevmek cehaletin çocuğudur.”  İspanyol Atasözü
* “Aklı öldürürsen ahlak ölür. Akıl ve ahlak ölürse millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaletin öldüğü gün devlet de ölür.” Fatih Sultan Mehmet

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Mar 22

TARİHTE BUGÜN

22 Mart:

1933 – Nazi Almanyası‘nın ilk toplama kampı olan Dachau toplama kampı kuruldu.

1945 – Arap BirliğiMısırSuriyeLübnanÜrdünSuudi ArabistanIrak ve Yemen tarafından Kahire‘de kuruldu.

1963 – The Beatles‘ın ilk albümü Please Please Me çıktı.

1993 – Intel Pentium satışa sunuldu.

2016 – Belçika‘da Brüksel saldırıları gerçekleşti.

I. Maximilian (d. 1459)

Johann Wolfgang von Goethe (ö. 1832)

Sabiha Gökçen (ö. 2001)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 22

MİLLÎ İRADE HANGİ İRADE?

MİLLÎ İRADE HANGİ İRADE?

“Milli irade” dedikleri, aslında partileri yöneten kişilerin iradesiymiş. Çünkü mevcut siyasal sistemde meclis yetkilerini kayıp etmiş, iktidar ve ortaklarının istediklerini onaylayıcı sembolik güce dönüştürülmüştür.

Eğer kast ettikleri meclis iradesiyse durum budur. Mevcut siyasal yapıda, millet ve toplum değil, egemen iktidar gücü “millet iradesinin” (meclisin) üstünde vesayet odağı olarak konumlanmıştır.

Bahçeli’nin veya Erdoğan’ın istemediği, önermediği, uygun görmediği hangi karara partilerin milletvekilleri, aksi bir karar verebilir?

Hiçbiri!

Zaten uygulamada bunu görüyoruz.

Öyle ise?

Öyle ise asıl karar verici millet değil, liderlerdir. Üstelik bu liderler, bırakın milleti, dava arkadaşlarının beklentilerine göre de karar almıyor.

“Akıl bizde, hikmet bizde, millet ne anlar” deyip kendilerince gereğini yapıyorlar.

Uygulamada TBMM, buyurgan, otoriter liderlerin vesayetine maruz bırakılmaktadır. Yetkin ve özgür değildir. Yürürlükte olan olağan hukuk ve demokrasi kuralları, sembolik hale getirilmiştir. Biçimsel olarak komisyonlara ve genel kurula getirilen yasalar bir torbaya konuluyor. Meclis onaylıyor. Asıl kanun koyucu, vesayet merkezi olan sarayda. Biçimsel olarak da meclis komisyonunda.

Dolayısı ile “milli irade” kavramı, siyaset bilimin, hukukun içini doldurduğu olağan şekliyle hayatımızın içinde değil. Kavram çarpıtılmış haliyle siyasal yaşamın içine sokulmuş durumda.

Bahçeli’nin varmış gibi dillendirdiği milli irade yok ki yeni anayasa yapsın. Siyasi irade milleti temsil ediyorsa, Bahçeli’nin iradesi de oy aldığı milliyetçi kitleyi yansıtıyorsa, TUSAŞ’a neden “araştırılmasın” diyor?

Narin Güran cinayetinin araştırılmasına MHP’ye oy verenler nasıl bir gerekçeyle “Hayır araştırılmasın” demiş olabilir? Benzerleri de aynı.

Kusura bakmasınlar, sahici milli iradeyi bulalım, anayasayı da yapalım tabi. Şimdilik realitede olmadığına göre milli iradeden söz etmek topluma hoş görünme çabasından başkası değildir.

Alıntı: Ahmet Gürsoy

Posted in Gündem | MİLLÎ İRADE HANGİ İRADE? için yorumlar kapalı
Mar 21

TARİHTE BUGÜN

21 Mart:

1590 – Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti arasında, Ferhat Paşa Antlaşması imzalandı.

1871 – Otto von Bismarck, prens unvanı alarak Almanya şansölyeliğine atandı.

1960 – Sharpeville KatliamıGüney Afrika‘da polis, silahsız bir grup siyah göstericinin üzerine ateş açtı: 69 siyah öldü, 180’i yaralandı.

1968 – İsrail zaferi ile sonuçlanan Karameh Muharebesi gerçekleşti.

1990 – NamibyaGüney Afrika‘dan bağımsızlığını ilan etti.

Pocahontas (ö. 1617)

Johann Sebastian Bach (d. 1685)

Âşık Veysel (ö. 1973)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 21

AVUSTRALYA’YA SAVAŞ AÇAN 2 TÜRK ASKERİ

AVUSTRALYA’YA SAVAŞ AÇAN 2 TÜRK ASKERİ

İngilizler Hindistan’ı işgal eder, Hindistan Kralı Osmanlıdan yardım ister.

Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı bu yardımı karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle Hindistan’a gönderir. 350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur, kalan 330 Osmanlı askeri Hindistan’a çıkarlar ve İngilizlerle savaşmaya başlarlar.

Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlük mücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip İngiliz askerleri karşısında yenik düşerler. 40 kadarı esir alınır, diğerleri de savaşta şehit olur. Savaş bittikten sonra bu 40 Osmanlı esir askeri İngilizler gemilerde çalıştırmaya başlarlar.

Bu gemi bir seferinde Avustralya’ya uğrar. İki Osmanlı esiri bir yolunu bulup kaçarlar. Bir süre sonra, adı Karadeniz diyarından Menteşeoğlu Abdullah olan, baba mesleği dondurmacılığa başlar. Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet de Kasaplık yapar.

Birinci dünya savaşında Avustralya Çanakkale’ye asker çıkarır ve bizim iki Osmanlı askeri olayı duyarlar. Hemen buluşup durum değerlendirmesi yaparlar. Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya’da yaşıyoruz. Avusturalya devleti Osmanlıya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş. Bundan dolayı biz de Avustralya devletine savaş açalım derler. Alırlar kâğıdı kalemi ve yazarlar:

Sayın Avustralya Başkanı Eksalans hazretleri; biz iki Osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki devletimiz Osmanlıya Avustralya devleti olarak savaş açmış ve Çanakkale’ye asker göndermişsiniz. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak biz de Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız. Bu bir Osmanlı fermanıdır. Ekselansların bilgilerine duyurulur. Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet, Karadeniz diyarından Menteşeoğlu Abdullah.

İki Osmanlı askeri, Sidney’in 250 km. uzağında Karlıdağlar denilen bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 treni devirirler. Üçüncü tren kazasında askeri mühimmat bularak silahlanırlar. Aynı bölgede 8 karakol basarlar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar. Ne olduğunu bir türlü çözemeyen Avustralya devletinin sonunda iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve mektubun atıldığı bölgeye 250 kadar asker gönderirler.

İki Osmanlı askeri aranmaya başlanır. Birkaç gün sonunda sıcak çatışma olur ve Osmanlı askerleri bu Karlıdağlar da şehit edilir. İki askerin mezarı şu an da Sidney’e 250 km. uzakta Karlı Dağlarda. Avustralyalılar iki Osmanlı askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği için bu askerlere Hindistan asıllı diyorlar. Oysa Hindistan’da ne Karahisar diyarı ne de Karadeniz diyarı diye bir bölge yok.

Kaynak: Osmanlı tarihi cilt 2

Posted in Hikayeler | AVUSTRALYA’YA SAVAŞ AÇAN 2 TÜRK ASKERİ için yorumlar kapalı
Mar 21

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN TARİHİ BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN TARİHİ BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı günlerde gizli oturumların birinde Mustafa Kemal Paşa kurutuluş savaşı ile ilgili olarak dış ülkeler ile yapılan temaslar hakkında milletvekillerine bilgi vermiştir.

Orduyu ve milleti örgütlemeye çalışırken Kemal Paşa’ya Suriyeliler ve Iraklılar başvurmuşlar.

İngilizler Irak’ı Fransızlar da Suriye’yi işgal ettikleri için Mustafa Kemal’e diyorlar ki;

“Sizinle beraber biz de kurtuluş savaşına girelim.”

Mustafa Kemal mecliste milletvekillerine diyor ki?

“Irak’ta İngilizlerin muamelesi Irak halkının gönlünü fena halde kırmıştı Biz kendileriyle temas aramadan evvel onlar bizimle temas aradı.

Genellikle Osmanlı Devleti’nin bir parçası olmayı kabul ettiler fakat biz onlara Suriyelilere söylediğimiz görüşü söylemekten başka bir şey yapmadık onlara dedik ki;

Kendi dahilin de kendi güçleriniz de ve kendi varlığınızla bağımsızlığını sağlamaya çalışınız biz de her şeyden önce kendi bağımsızlığımızın sağlanmasına çalışıyoruz.

Bağımsız devletler olmamızdan sonra birleşmemiz için hiçbir engel kalmaz. Federasyon ya da Konfederasyon şeklinde birleşilir.”

O günlerde İngiliz istihbaratı da boş durmamaktadır.

Verdikleri raporlarda Halep’teki ve Şam’daki çok sayıda Müslüman devletlerinin mandası altında kalmaktansa Türkiye ile birleşmeyi tercih ettiklerini belirtiliyorlar.

Petrol bölgeleri, Musul, Süleymaniye ve Kerkük sorun oluyordu.

İngiltere buraları sömürgesi Irak’a devralmak istiyordu.

Türkiye buna karşı çıkıyor ama Mustafa Kemal “önce Lozan’ı imzalayalım” diyor ve 1924’te imzalanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tapusu alınıyor.

Haliç Konferansı toplanıyor ama Musul meselesi halledilmiyor.

Sorun o zamanki Milletler Cemiyetine yansıyor ve Türkiye aleyhine bir karar alınıyor.

Türkiye aleyhine bu karar Musul’un Irak’a yani İngilizlere terk edilmesidir.

Mustafa Kemal Paşa’nın tavrı ile Türkiye bu kararı tanımıyor ve “orası bizimdir” diyor.

İngilizler bu kez verdikleri ültimatomda Hakkâri vilayeti için şöyle diyorlar;

“Nesturî Hristiyanları var orası Müslüman değildir.”

Bu küstah ültimatom Mustafa Kemal tarafından şiddetle reddediliyor.

Türkiye Savaşı göze almıştır. Musul için böyle bir durum karşısında ne olacaktır?

Böyle bir durum karşısında hiç beklenmedik bir şey olur.

Mustafa Kemal Paşa’nın en çok güvendiği ve İstiklal savaşını beraber yaptığı generallerin bir kısmı böyle bir savaş ihtimali belirince görevlerinden istifa ederler.

17 Kasım 1924’te Kâzım Karabekir, Rauf (Orbay) Bey, Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Refet (Bele) Paşa ve Adnan (Adıvar) Bey’in öncülüğünde, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Cumhuriyeti tarihinin ilk muhalefet partisi olarak kurulur.

Bu parti Mustafa Kemal’den yana değil daha çok batılı ülkelere yakın davranır…

Mustafa Kemal Paşa buna şiddetle karşı çıkar aralarında çok ciddi sorunlar olacağı sırada da İngilizlerin kışkırtması devreye girer.

Kürt Emirliği’ne bağlı Hristiyan topluluğu Nasrutiler Patrikleri Marşemun önderliğinde Irak’a bağlanması için isyan başlatır. (7 Ağustos – 26 Eylül 1924)

Şeyh Said ve yandaşları ise “şeriat isteriz” diye isyan ederler. (Şubat – Nisan 1925)

Mustafa Kemal Paşa her iki isyanı da bastırır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kendisini fesheder.

Mustafa Kemal Paşa’ya o kadar tepki duyarlar ki bu bir öfke ve kinin arkasından onu öldürme teşebbüsü gelir.

Bu yaşananlar göz önüne alınırsa Mustafa Kemal’i öldürme teşebbüsünün arkasında kimlerin olduğu açıkça bellidir.

Mustafa Kemal Paşa’nın bağımsız ülkeler topluluğunun oluşturacağı Büyük Orta Doğu Politikası da hedef alınmıştı

Amerika ve İngiltere başta olmak üzere emperyalist ülkeler Mustafa Kemal’in Orta Doğu’da bağımsız devletler politikası yerine kendilerine bağımlı ülkeler yaratmak peşindedir.

1937’de Hatay meselesi çıkar.

Mustafa Kemal hastadır ve bir toplantı yapar.

Bir tarafına Sadabat paktının Genelkurmay başkanlarını toplamıştır bir tarafına Balkan paktının Genelkurmay başkanlarını toplamıştır.

Karşısındaki Fransız sefirini şöyle söyler:

“Ben muhterem milletinizin ve şerefli ordunuzun kıymetli kudretli vasıflarını takdirle sitayişle bilirim onlara bu şuurla dostluk elimi uzatmak istiyorum.

Onlar da benim dostluğumun değeri olduğunu bilmelidir buna aynı ehemmiyetle mukabele etmelidir.

Benim talebimi reddetme ihtimalini tasavvur edemiyorum. Hatay Türkiye’ye aittir.

Sizin gücünüz yok bizim gücümüz var. Gerekirse biz bunu kullanırız.

Hepimiz Müslümanız, yemin ederim ki namusum üzerine söylerim ki bırakmam.

Temenni ederim ki Fransız hükümeti aklını başına toplasın.

Olmazsa cumhurbaşkanlığından istifa ederim arkadaşlarımla beraber gizlice sınırı geçer Hatay’da gerillaya başlarım.”

Ve Hatay kazanılır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Ortadoğu Projesinin özeti ise şudur:

“Yurtta sulh, cihanda sulh…”

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi Orhan Uğuroğlu

Posted in Gündem | MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN TARİHİ BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ için yorumlar kapalı