Eyl 17

“Kürdistan” muhipliği gafletten mi, dalaletten mi, ihanetten mi!?

“Kürdistan” muhipliği gafletten mi, dalaletten mi, ihanetten mi!?

 

Buyurun size, “yandaş”, “yalaka”, “yağdanlık”, “dalkavuk”, adına ne derseniz deyin işte o medyaya “iliştirilmiş” bir grup “eleman“ın, Türk kamuoyunu “Barzani Kürdistanı”na hazırlamaya çalıştığı yolundaki satırlarımın bir “paranoya”nın neticesi olmadığının delili:

 

“…bugünkü soru, “Hangi Kürt devleti?”, “Barzani’nin devleti mi?”, “PKK’nın devleti” mi, olmalı.

Türkiye için, Suriye’de bir PKK devleti kurulması elbette tehdittir, kabul edilemez ve bunu engellemek için Ankara elinden geleni yapacaktır ve yapıyor.

Barzani meselesi ise bence ayrı ele alınmalı. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünden yana, şu aşamada Barzani‘nin devletleşmesini desteklemiyor ve böyle bir devlet kurulursa memnun olmaz ama öte yandan Barzani müttefikimiz ve dostumuz.

Irak Kürdistan’ı hem ekonomik hem de kültürel olarak Türkiye’nin bir parçası sayılır. Şayet Barzani devletleşmeye giderse ve bütün dünya bu devleti tanırsa Türkiye de tanıyacaktır.

Ben Barzani ile PKK’yı aynı kefeye koymayı Kürt düşmanlığı olarak görüyorum. Kürt devleti tanımını da çok yanlış buluyorum. 

(…)

Kürt fobisi de, Kürdistan fobisi de olamaz, olmamalıdır…”

***

 Barzani’nin neden “dostumuz ve müttefikimiz” olmadığını/olamayacağını uzun uzun yazdım;

PKK eliyle de kurdurulsa, Barzani eliyle de kurdurulsa “Kürdistan”ın İngiliz menşeli bir Amerikan projesi olduğu, Irak’tan sonra ikinci hedefinin/ayağının, üstelik de bizzat Barzani tarafından itiraf/ilan edildiği üzere Türkiye olduğu ortadayken yazılabilenlere, söylenebilenlere bakınca, sanıyorum “Ama hangi Kürt devleti” değil de “Ama hangi ruh hali” diye sormak lazım;

Hangisinden türedi bu “Kürdistan” muhipliği?

Gafletten mi!?

Dalaletten mi!?

İhanetten mi!?

 

Alıntı:  Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | “Kürdistan” muhipliği gafletten mi, dalaletten mi, ihanetten mi!? için yorumlar kapalı
Eyl 16

Altın Sözler

Altın Sözler

* Gerçek, şiddet kullanılarak çürütülemez. Erich FROMM                                                                                         

* Bütün siyasetçiler aynıdır; tek farkları boylarıdır. Theodore ROOSEVELT                                                             

* Binbaşı H. Avnî Alparslan Bey, askerlerine: “Bu savaş böyle bir savaş olacak. Çünkü bu savaş fetih yağma savaşı değil, vatan savaşı. Hîçbir hatâyı

affetmeğe hakkımız olmadığı bir savaş. Komutanlarımız izin vermedikçe geri çekilmeyeceğiz, öleceğiz. Askere örnek olacağız. Çocuklarımıza para

pul, mal mülk değil, milleti için şehîd yahut gâzî olmuş nâmuslu bir askerin çocukları olmanın şerefini bırakacağız.” demişti.                                    

* Varlığın odayı, girdiğinde aydınlatsın, çıktığında değil. Zeki Ömer DEFNE                                                            

* Biz Türkler, tarih boyunca hürriyete ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz. ATATÜRK                                                                

* Olduğundan fazla değer, soytarıyı kral eder… Tahsin BANGUOĞLU                                                                                    

* Sen kime nasıl bakarsan, o da sana öyle bakar. MEVLÂN                                                                                           

* Yaptığınız kötü bir işin en gizli şahidi vicdanınızdır. Muvaffak BENDERLİ                                                                         

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Eyl 15

“Kürdistan’a evet” dediğinizin resmidir; Açılım devam ediyor! (2)

“Kürdistan’a evet”  dediğinizin resmidir; Açılım devam ediyor! (2)

Aralarında ideolojik bir uçurum ve tarihi bir rekabet her daim olmakla birlikte;

PKK, kanlı saldırılarını yapmak üzere Irak-Türkiye geçişine Barzani sayesinde kavuşmadı mı 1980’lerde? “Dayanışma protokolü” imzalanmadı mı iki terör örgütü arasında?

Velev ki yolları ayrıldı…

Bir dönem, Barzani’nin, Madeleine Albright gözetiminde Talabani’yle anlaştırıldığı gibi PKK’yla da yeniden anlaştırılmayacağının garantisi var mı?

Sonra hangi akla hizmet “tehdit kabul etmiyor” iktidar ve yağdanlıkları Barzani’yi?

Daha düne kadar, “ABD öncülüğündeki bir koalisyonun parçası olarak bile gelseler Kuzey Irak’ta Türk askeri varlığına itiraz edeceğini” söyleyen o değil miydi?

Washington Post‘a, “ABD’nin, Irak Kürdistanı’nı Türkiye’den korumasını” talep eden ilanlar bile vermedi mi? Akabinde de Bush, “Türk askeri Irak’a girerse karşısında Amerikan askerini bulur” diye Türkiye’yi tehdit etmedi mi?

PKK’lıları istediğimizdeki küstahlığını anımsayın:

Türkiye bizden PKK yetkililerini istiyor. Kürt yetkililerin yakalanması ve teslim edilmesi gerçekleşmeyecek bir rüyadır. Biz, değil bir Kürt’ü bir Kürt kedisini bile teslim edemeyiz.”

Barzani’nin “işgali” altındaki Türkmen şehri Musul’da, dört kere peşmerge kontrolünden geçip, üste üste iki pusuya düşürülen beş Özel Harekât polisimizin katili Barzani değil mi?

Ya binlerce Türkmen’in?

***

Hepsini geçin…

“Barzani Devleti”nin hedefini ilan ederken Türkiye’yi işaret etmemiş miydi Molla Mustafa Barzani?

Keza, oğlunun sahibi olduğu televizyon kanalında her gün yayınlanan haritada Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir bölümü de “Kürdistan”a dahil değil mi?

Anladınız mı şimdi Barzani’nin referandumu neden canhıraş desteklediğini; anladınız mı o “özerkleştirebilme yetkisi”nin nereden icap ettiğini?

 

Alıntı: Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “Kürdistan’a evet” dediğinizin resmidir; Açılım devam ediyor! (2) için yorumlar kapalı
Eyl 14

YÜREĞİNİZ SEVGİYE DOYSUN

YÜREĞİNİZ SEVGİYE DOYSUN

 

Sevgiyle huzuru mutluluğu tat

Sevgi limanına haydi demir at

Bir ömür ruhunla sere serpe yat

Seven yüreğiniz sevgiye doysun

 

Yansın yüreğinde sevginin harı

Dolsun gönlümüze sevgi baharı

Böyle bir sevginin bitsin efkârı

Seven yüreğiniz sevgiye doysun

 

Ruhun çiçek açsın gönül bağında

Yaylalar yaylasın sevgi dağında

Hem de ömrümüzün şu genç çağında

Seven yüreğiniz sevgiye doysun

 

Hatır, gönül, vefa olmaz çürükte

O bir tebessümde, bir gülücükte

Belki de bir gülde, bir öpücükte

Seven yüreğiniz sevgiye doysun

 

Sevgi güneş gibi doğsun her zaman

Kini, düşmanlığı boğsun her zaman

Bembeyaz duygular yağsın her zaman

Seven yüreğiniz sevgiye doysun

 

Kötüyü, alçağı, haini dövsün

Dostluğu, güzeli, doğruyu övsün

Her gönül seveni gönülden sevsin

Seven yüreğiniz sevgiye doysun

 

Aksın aşk dağından sevgi pınarı

Yeşersin sevginin eşsiz çınarı

Bir sen, bir ben biziz aşkın yanarı

Seven yüreğiniz sevgiye doysun

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | YÜREĞİNİZ SEVGİYE DOYSUN için yorumlar kapalı
Eyl 13

Kürdistan’a evet” dediğinizin resmidir; Açılım devam ediyor! (1)

“Kürdistan’a evet”  dediğinizin resmidir; Açılım devam ediyor! (1)

Graham Fuller‘in, “Üniter Irak, ABD’nin bölgedeki çıkarlarına aykırı, Irak parçalanmalı. ABD’nin planı Türkiye’deki Kürtlerin özerkliğe kavuşturulması. Bu sayede Irak’ın kuzeyiyle bütünleşme sağlanabilir, Kürdistan kurulabilir” raporu gereği miydi, orasını bilemem…

Lakin;

– Barzani’nin 20 Haziran 2004’te “Türkiye, federal statümüze karşı değil, Türk Dışişleri ile anlaştık” açıklamasıyla başlayan,

– 2005’te, dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner‘in, “Türkiye Cumhuriyetini temsilen” Barzani ile masaya oturduğu ve  Türkiye sınırlarına taşmamak kaydıyla Kuzey Irak’taki Kürt oluşumunun tanınması, Türkiye ve Irak Kürtleri arasındaki akrabalıktan dolayı ‘iki ülke vatandaşları’na çifte vatandaşlık verilmesi, Türk-Kürt üniversiteleri arasında öğrenci değişimi yapılarak Kuzey Irak’taki üniversitelere giden öğrencilerin durumuna resmiyet kazandırılması ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta bir ‘Harp Akademisi’ kurması” konularında anlaştığı iddialarıyla devam eden,

– 2009’da, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile dönemin Devlet Bakanı Zafer Çağlayan‘ın  “Barzani kontrolündeki Erbil’e bakan düzeyindeki ilk resmi ziyareti gerçekleştirmeleri” ve Berham Salih‘in “Cumhurbaşkanı Özal ile 1991’de ektiğimiz tohumları biçiyoruz. Yukarıdan mutlulukla bizi seyrediyor olmalı” mesajıyla pekişen,

– Yine 2009’da, Neçirvan Barzani‘nin Gül, Kürdistan’ı tanıdı” açıklamasıyla karşılığını bulan,

– 14 Temmuz 2010’da, Davutoğlu’nun, Süleymaniye’deki yangında ölenler için yolladığı başsağlığı mesajında, resmi yazışma evrağında “Irak Kürdistan Bölgesel Başkanı sayın Mesut Barzani” ifadesini kullanmasıyla resmiyet kazanan “Kürdistan açılımı” devam ediyor!

Ve bu nedenledir ki;

İktidara gözünün üzerinde kaşın var demeye ödü kopan kanallardan birinde konuşan kadrolu uçak gazetecisi kadın gevrek gevrek “Türkiye Kürtlerin devletleşmesine niye karşı olsun?” diyebiliyor!

“PKK devleti”ne tabii karşı olunurmuş ama “Barzani devleti” Türkiye için niye tehdit olsunmuş!

Biri sizi çok fena kandırıyor!

Biri sizden, “Barzani açılımı”nın, 7 Haziran seçimlerinden sonra “rafa, buzdolabına vs. kaldırıldığı” söylenen “PKK açılımı”nın önkoşullarından biri olduğu gerçeğini özenle gizliyor!

Hafızanızı zorlayın…

“PKK Açılımı”nın yol haritası sayılan ve Atlantik Konseyi‘nden  David L. Phillips‘in hazırladığı “PKK’nın Silahsızlandırılması, Dağıtılması ve Yeniden Entegre Edilmesi” raporunun maddelerinden biri neydi?

Söyleyeyim:

” -Türkiye Barzani’yle her alanda iş birliğine gitmeli ve Kerkük’ün  “Kürdistan”a katılımına rıza göstermeli!”

 

Alıntı: Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Kürdistan’a evet” dediğinizin resmidir; Açılım devam ediyor! (1) için yorumlar kapalı
Eyl 12

Akıllandın mı?

Akıllandın mı?

Nasrettin Hoca her gün Allaha yalvarırmış:
– Allahım bana 1000 altın ver, 999 altın versen kabul etmem!..

Bu yakarışları Yahudi komşusu duymuş, alay etmek için Nasrettin Hoca’nın geçeceği yola 999 altın bırakarak, bir köşeye gizlenmiş. Biraz sonra Nasrettin Hoca gelmiş, yerdeki altınları görmüş, toplamış, tek tek saymış 999 altın. Nasrettin Hoca altınları cebine atıp, şükretmiş:

– Allahım, dualarımı kabul ettiğin için sana şükürler olsun. 999 altını veren 1000 altını da verir!..

Köşeden bizim hocayı gözetleyen Yahudi atılmış:
– Dur Hoca, ne yapıyorsun? Altınlar benim!..

Hoca da içinden “Demek benimle alay etmek için yoluma altın dökersin ha! Ben seni bir süründüreyim de gör!” diye gülmüş kendi kendine. Yahudiyi gıcık etmek için demiş ki:
– Bak komşu, bu altınlar senin değil!.. Ben yüce Rabbime yalvardım; bu altınları da bana o verdi.

Yahudi başlamış ağlamaya:
– Altınlarım gitti!.. Altınlarım gitti!..

Nasrettin Hoca da Yahudinin haline gülmeye başlamış. Yahudi de yapışmış hocanın yakasına:
– Kadıya gidelim!..

Hoca da gönülsüz gönülsüz cevap vermiş:
– Kadıya gitmesine gidelim de, benim sırtımdaki kürkümle, başımdaki börküm eski.

Yahudi bakmış başka çare yok; sırtındaki kürkünü, başındaki börkünü çıkarıp hocaya vemiş. Hoca kürkü sırtına, börkü başına geçirdikten sonra sormuş:
– Bu kürkle, bu börkle insan yaya yürür mü?

Yahudi çaresiz “Yeter ki Nasrettin Hoca benimle kadıya gelsin.” diye atını da vermiş, düşmüşler yola, gelmişler kadıya. Yahudi şikayet etmiş:
– Nasrettin Hoca 999 altınımı aldı, geri vermiyor!..

Kadı, soran gözlerle Nasrettin Hoca’ya bakmış. Hoca da kendini savunmuş:
– Yalan kadı efendi, bu arkadaşta biraz delilik vardır, biraz sonra sırtımdaki kürke, başımdaki börke dahi sahip çıkacaktır!..

Kadı, Yahudiye dönüp sormuş:
– Öyle mi?

Yahudi telaşla atılmış:
– Kürk de benim, börk de benim!..

Ağlayan Yahudiye bakıp, içinden kıs kıs gülen Nasrettin Hoca yine söz almış:
– Gördünüz mü kadı efendi? Neredeyse altımdaki ata da sahip çıkacak!..

İyice telaşlanan Yahudi bağırmış:
– At da benim!..

Kadı da Yahudiye bağırmış:
– Haddini bil efendi!..

Sinirlenen kadı, Yahudiyi kovmuş. Nasrettin Hoca, Yahudiyi kırk gün yalvartmış, kırk gün sonra da sormuş:
– Akıllandın mı?

Yahudi de ağlayarak cevap vermiş:
– Akıllandım.
Hoca da Yahudiden aldığı her şeyi geri vermiş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | Akıllandın mı? için yorumlar kapalı
Eyl 11

Türkiye Endülüs mü oluyor?

Türkiye Endülüs mü oluyor?

 

*2003’ün Mart ayında, AB Genel Kurulu’na sunulan Türkiye raporunda Hollandalı muhafazakâr parlamenter Arie Oostlander, Kemalizm ideolojisinden arındırılmış yeni bir Anayasa yazılmasını talep etmişti.

*Yine Avrupa Parlamentosunun İngiliz milletvekili Andrew Duff, Diyarbakır ve diğer bölgelere “otonomi” verilmesini önermiş ve Atatürk için, “Bu eski liderin fotoğrafları kamu binalarından indirilmeli. Türkiye Kemalizmle yüzleşmeli” demişti.

*Teröristbaşı Abdullah Öcalan da benzer şekilde bir “iç konfederasyon”dan bahsediyordu. Dolmabahçe mutabakatındaki “eşit vatandaşlık” ve “ortak vatan” laflarının anlamı buydu.

*2007 yılında AKP milletvekili Zafer Üskül, Anayasanın başlangıç kısmında ve maddelerinde Kemalizm ideolojisinin yansımaları olan “Atatürk milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkılâpları” gibi kavramların kaldırılması gerektiğini söylemişti.

*Avrupa parlamentosu Yeşiller üyesi Daniel Cohn Bendit de Avrupa Birliği’ne katılmanın “Kemalist köktenciliğin havaya uçurulması” anlamına geldiğini belirtmişti.

*Wolfgang Koydl da “Türkiye her şeyden önce, her toplumsal ve politik gelişimini engelleyen taşlaşmış Kemalizmi kırmalıdır” diye konuşmuştu.

***

Ve 2008 yılında yeni bir yönetmelikle özel öğretim kurumlarından Atatürk köşesi kaldırıldı.

Şimdi de müfredattan Atatürk çıkarıldı.

Yine eski Genelkurmay başkanlarının “Egemenlik kavramı değişmiştir” veya “Egemenliğin devri tartışılmalıdır”, hatta “TSK’nın Avrupa Birliği’ne karşı olduğunu söyleyeni Allah çarpar” gibi sözler söylediğini de hatırlamak gerekir!

Ankara Üniversitesi Senatosu ise 30 Aralık 2003 tarihinde bir toplantı yaparak, bir karar yayınlamıştı:

“Bir devletin temel kuruluşunu belirleyen kurallar, o devletin anayasasını oluşturur. Bu oluşumda bazı ilkeler vardır ki, devletin bir bakıma varlık koşuludur. Bu temel ilkelerin sorgulanması, değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması düşünülemez; çünkü bu tür bir girişim, devletin de varlığının sorgulanması, değiştirilmesi veya sona erdirilmesi anlamına gelir.”

Şimdi Türkiye’nin Endülüs gibi olmasını istemeyenler, Türk devletinin temelleriyle uğraşanlara gereken cevabı vermek zorundadır.

 

Alıntı: Arslan BULUT

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Türkiye Endülüs mü oluyor? için yorumlar kapalı
Eyl 10

“ABD’den uçak alıyoruz ‘motora’ gerek yoktur” “Azeriler zaten Türk değil!”

 ABD’den uçak alıyoruz ‘motora’ gerek yoktur

Azeriler zaten Türk değil!

 

  1. Dünya Savaşı bitiminde Sovyetler‘in Doğu Avrupa‘dan çıkmaması, oraları kendine bağlaması, Sovyet Dış İşleri‘nin Kars ve Ardahan‘ı diline dolaması, Boğazlar‘dan hak talep etmesi, Türkiye’yi telaşa düşürmüş ve yoğun bir arayışa yöneltmişti…

İşte bu nedenle Kore‘de savaştık. Ve kanımızın ‘bedeli’ olarak; Kuzey Atlantik Paktı(NATO) na girdik! Girmemizle beraber, savunma başta olmak üzere, her ‘güvenlik’ konusunda NATO’nun –gerçekte ABD’nin– gözünün içine bakar olduk.

Bu öyle bir kör bakıştı ki; zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar, uçak motoru yapmak isteyen bir Türk bilim insanının önerisini “ABD’den uçak alıyoruz gerek yoktur” diyebiliyordu. –o bilim insanı rahmetli Necmettin Erbakan’dı– (Bu bakış gerçekten öyle bir kör bakış ki, Ermenistan-Azerbaycan savaşı sırasında, zamanın ‘devletlûsu’ Turgut Özal ABD gezisinde gazetecilere “Azeriler zaten Türk değil!” sözünü söyleme tuhaflığında bulunabiliyordu.)

 

Alıntı:  Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | “ABD’den uçak alıyoruz ‘motora’ gerek yoktur” “Azeriler zaten Türk değil!” için yorumlar kapalı
Eyl 09

ATATÜRK’Ü ANLATTILAR

ATATÜRK’Ü ANLATTILAR

 

Ahmet Haşim yazmış “Bize Göre”sinde… Bakalım neler yazmış:

“Yeni harflere dair ilk defa fikir teatisi için Dolmabahçe Sarayı’na davet edilenler içinde Gâzi’yi bizzat görmeye gidenlerden biri de bendim.

Heyecanım çoktu.

(…) Kapıdan bir ışık dalgası halinde giren teksif edilmiş (yoğunlaşmış) bir kuvvet ve hayat tecellisi ile birdenbire gözlerim kamaştı. Göz bebekleri en garip ve esrarengiz madenlerden yapılmış bir çift gözün, mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlandığı asabi bir çehre… Yüzde, alında, ellerde bir sıhhat ve bahar rengi… Muntazam taranmış, noksansız, sarı, genç saçlar…

Altı yüz senelik bir devri bir anda ihtiyarlatan adamın çehresi, eski ilahlarınki gibi, iğrenç yaşın hiçbir izini taşımıyor. Alevden coşkun bir nehir halinde, köhne tarihin bütün enkazını süpüren ve yeni yeni bir âlemin meydana gelmesine yol açan fikirler kaynağı başı, bir yanardağ zirvesi gibi taşıdığı ateşe kayıtsız, mavi gök altında, sessiz ve gülümseyerek duruyor.

Kendi yarattığı şimşekli bulutlardan, fırtınalardan ve etrafına döktüğü feyizli çağlayanlardan yegâne müteessir olmayan, meğer onun genç başı imiş.”

Afet İnan’ın “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” kitabından seçtiklerimle sürdürelim yazımızı.

İsmet İnönü anlatıyor:

“Atatürk‘ü bir halk toplantısı içinde görmek hakiki bir zevk, müstesna bir fırsattır. Yarım saat içinde bütün durgunluklar gider. Taze ve canlı havanın neşesi her çehrede uyanır, asıl mühim olanı, toplantıda bulunanlarda birbirlerine karşı sevgi, geniş yürek ve bağlılık olmasıdır. Cemiyet fertleri birbirine ve hepsi Atatürk‘e sarılmıştır ve bir kitle hâsıl olmuştur.

Ve Celal Bayar, Kurtuluş Savaşı günlerine dair anılarından bir bölüm:

Zaman olurdu ki çok bunalırdık, ailelerimiz yanımızda değil, haber alamayız. Mecliste müzakere, münakaşa saatlerce sürerdi. Sonra Bakanlar kurulunda gece yarılarına kadar konuşma ve kararlar. Memlekette yer yer isyan hareketleri, padişah olumsuz, Avrupa düşman… Bütün bu durumlar karşısında, sonu ne olacak diye bir fikir buhranına kapıldığımız olurdu. Bu etki altında Mustafa Kemal ile görüşmeye giderdik. Birçok konuşmadan sonra Çankaya’dan aşağı inerken, biraz önceki ruh halinden sıyrılmış bir insan olurduk. Bütün işleri yalnız başına yapabilirim diye bir özgüven hâsıl olurdu.”

Ve “Bütün Dünya Dergisi”nin Mart 2017 sayısında Kaya Boztepe’nin aktardığı bir anıyı ben de sizlere aktararak yazımı bitireyim: Balıkesir gezisindedir Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda değerli hizmetler etmiş birisi huzuruna gelir ve bir davadan yargılandığını, haksız yere hüküm giydiğini belirterek, Atatürk‘ün duruma müdahale etmesini ister. Dava konusunu Atatürk de bilmektedir, çok üzülür. Yanında bulunan bir Adliye Subayı’nı çağırır ve “Bunu düzeltiniz” der. O subay “Efendim, bütün yargısal aşamalar tükenmiş, hüküm kesinleşmiş, yapacak bir şey yoktur” diye görüş belirtince de, “Ama ben konuyu biliyorum, tanıklık edebilirim, yeniden yargılanabilir” diyerek, bu yönde girişimde bulunulmasını ister ve mağdur olan o kişiye dönerek “Neden daha önce bana gelmedin. Gelir o zaman tanıklık ederdim. Boş yere mahkemeleri de meşgul etmezdin. Her vatandaş hatta cumhurbaşkanı bile adalete saygılı olmak zorundadır” der.

İşte Atatürk‘ün adaleti…   

 

Alıntı: Cazim GÜRBÜZ

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , | ATATÜRK’Ü ANLATTILAR için yorumlar kapalı
Eyl 08

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* Körlerin ülkesinde, tek gözlü insan kral olur. ERASMUS                                                                                                

* Anneniz bir soğan, babanız ise bir sarımsaksa, nasıl iyi kokabilirsiniz? Bir Arap atasözü                                                       

* Güzel hayat isteyen, güzel insan biriktirsin. Cemal SÜREYA                                                                                    

* “Yobazlık, kendini geliştirip büyütmek yerine, dini yozlaştırıp küçültmeyi yeğleyen hasta psikolojilerin dışa vurumudur.”

Musa  Carullah                                                                                                                                  

* Yaptıklarıyla küçülenler, laflarıyla büyümezler. R. Necdet EVRİMER                                                                                  

* “Kapkara toprağın derinliklerinden Zühal yıldızına kadar evrende karşılaştığım tüm sorunları çözdüm. Tüm bağlar çözülmüş yalnız biri kalmıştı

geriye, o da ölümün bağıydı işte.”  İbn-i Sina                                                                                         

* “Bildim ve anladım ki, hiçbir şey bilinmemiş ve hiçbir şey anlaşılmamıştır” ” İbn-i Sina                                                                              

* Her şeyi bilmene gerek yok, haddini bil yeter. Muharrem ERGİN                                                                                                                   

* Cumhuriyet erdeme, monarşi şerefe, diktatörlük korkuya dayanır. Monteskiyö                                                                                         

* İhanetin telafisi, kahpeliğin bahanesi olmaz. Neyzen TEVFİK

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı