Eyl 07

“Türk Milleti’ni tarihten silme projesi”

“Türk Milleti’ni tarihten silme projesi”

 

Kemal Kılıçdaroğlu‘nun da “kontrollü darbe girişimi” dediği 15 Temmuz darbe girişimini kontrol eden, yönlendiren ve oluşturulan siyasi iklimden, “Türk Milleti’ni tarihten silme projesi”ni çıkaran asıl güç odağı neresidir?

Bir darbe hazırlığı vardı, devletin de bundan haberi vardı. Ancak engellemek yerine yol verdiler ki hem gerekli tasfiyeler yapılabilsin hem de rejim değişikliği için gereken ortam sağlanabilsin.

“Bu kadar kesin bir hüküm nasıl verilebilir?” derseniz hükmü veren ben değilim, devlettir! Açıklayacağım!

***

21 Mayıs 2015 tarihli yazımın başlığı “Cemaat darbe yapabilir mi?” şeklindeydi. Yarbay Mustafa Dönmez, Yavuz Selim Demirağ‘ın programında darbe hazırlığını açıklamıştı. Demirağ, o dönemde yazdığı İmamların Öcü kitabında, MİT Müsteşarının, TSK’da bulunan iki bin cemaatçinin listesini Tayyip Erdoğan‘a verdiğini onun da gereği için Genelkurmay Başkanı Necdet Özel‘e ilettiğini açıklamıştı.

Yine gazeteci Fuat Uğur, üç ay öncesinden 2 Nisan ve 21 Nisan 2016 tarihli yazılarında darbenin nasıl kışkırtıldığını şöyle duyurmuştu:

“Cemaat’in ‘hususileri’ darbe için Ankara’da toplandı.. Hususilerin görevi subaylar arasındaki bağlantıyı sağlamak, zincirin halkalarını bir araya getirmekmiş..

TSK içindeki kripto askerler artık darbe macerasına atılmak, kendilerini ateşe atmak istemiyor.

Bu yüzden ‘Sizi deşifre ederiz, hayatınız kayar’ diye tehdit ediliyorlar.

Uyarmak gerekir ki, Devlet onları izliyor. İstihbaratıyla, tüm silahlı kuvvetler hiyerarşisi olarak komuta kademesiyle, hükümetiyle, emniyetiyle, halkıyla, siyasetçisiyle, STK’larıyla bir bütün olarak devlet ‘suç’ işlemelerini bekliyor.”

***

Darbeyi beklediler ama bu kadar büyük bir katılım olabileceğini düşünmüyorlardı!

Peki, bu veriler dışında darbenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağını devletin bildiğine dair bir delil, resmi bir belge var mıdır?

Vardır. Hem da fazlasıyla!

 

Alıntı:  Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | “Türk Milleti’ni tarihten silme projesi” için yorumlar kapalı
Eyl 06

ŞEYTANLAŞMIŞ

ŞEYTANLAŞMIŞ

 

Ne varsa gördüğümüz, her şey, her yer imkânsız

Bir türlü yaşamadık, yaşayamadık kansız

İyi bak insanlığa ya imansız, ya vicdansız

Yoksa akıl mı, fikir mi, beden mi şeytanlaşmış?

 

İnsan doğup insan kalmak doğru kuşkusuz

Ölümdür insan için her yaşayış utkusuz

Kazanılır bil ancak hak, adalet korkusuz

Yoksa in mi, cin mi, âdem mi şeytanlaşmış?

 

Benziyor görüntüler görünüşte insana

İnsanım diyen varlık yakışır mı kin sana?

Musallat olmuş yine öfke, zulüm, cin sana

Sürü sürü koyunu, güden mi şeytanlaşmış!?

 

Çıkar için bir insan özünü bitirir mi?

Şerefini şanını sözünü bitirir mi?

Yürekteki alevli közünü bitirir mi?

Güya kalan melekmiş, giden mi şeytanlaşmış?

 

İnsanım diyen varlık hala zulüm saçmakta

Her girdiği ülkeye kan deryası açmakta

Şeytan bile korkudan hem Fizan’a kaçmakta

İnsanlık ta ezelden, dünden mi şeytanlaşmış?

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | ŞEYTANLAŞMIŞ için yorumlar kapalı
Eyl 05

TÜRK’ÜN BEKASI TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN OMUZUNDADIR

TÜRK’ÜN BEKASI TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN OMUZUNDADIR

Esas mesai şimdi başlıyor… Önümüzdeki iki yıl Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli zaman kesitlerinden birisini, belki de en önemlisini oluşturacak… Bu zaman kesitinin en ciddi yükü Türk milliyetçilerinin üzerine binecek…

Daha önce hep ‘otoriterliğe eğilimli, demokrasi ve hukuk kavramlarından uzak, düşünmek yerine itaati seven’ birer profil olmakla itham edilen Türk milliyetçileri hem kendi iç mücadelelerinde hem de ülkeyle ilgili görüşlerinde hukuk ve demokrasi kavgası nasıl verilirmiş gösterdiler… Akıllarını hiçbir şahsa ipotek ettirmediler, hür iradeleriyle davrandılar… Onları ‘tek komutla hizaya dizilebilen varlık’ gibi zannedenlere seçimlerde gereken cevabı verdiler… Tevillere kaçmadan ne büyük şahsiyetler olduklarını ispat ettiler… Demokrasi ve hukuk yolunda yanlışa “Yanlış” dediler… Sadece hakikate itaati şeref saydılar…

İl il referandum sonuçları bu asil gerçeği belgeliyor… Referandumun en somut sonuçlarından birisi bu rezervin tescillenmesiydi… İşte o kitle önümüzdeki iki kritik yılın en önemli belirleyicisi olacak…

Alıntı: Servet AVCI

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | TÜRK’ÜN BEKASI TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN OMUZUNDADIR için yorumlar kapalı
Eyl 04

Başarının Formülü

Başarının Formülü

Kayseriliye sormuşlar:
– Sizin çocuklar hem ticarette, hem eğitimde başarılı oluyorlar, bunun formülü var mı? Kayserili “ var hemşehrim” demiş ve aşağıdaki tekerlemeyi söylemiş:
“Ananın ketesi Hocanın nefesi Babanın kesesi Öğrencinin hevesi.”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | Başarının Formülü için yorumlar kapalı
Eyl 03

2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı kutlu olsun

2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı kutlu olsun

Hepimizin çok iyi bildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, işgal kuvvetlerine karşı ‘Ya İstiklal ya ölüm’ diyerek başlatılan bağımsızlık mücadelesinin zaferle taçlanması sonunda kurulmuştur. Bu kararın dayandığı düşünce ve mantığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta “Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir” sözleri ile açıklar. İşte bu kararlılık, bugün de Ulusumuzun birlik ve beraberliğinin çimentosudur. Tarih boyunca bağımsızlığına sahip çıkan bu ulus, bugün de haysiyet ve şerefini koruyarak Cumhuriyetine ve demokrasisine sahip çıkmıştır. Bu konudaki kararlılığını o gün olduğu gibi, bugün de tüm dünyaya ilan etmiştir. Kurtuluş Savaşı’na başlarken; öğretmen ve öğrencileri askere almadan savaştan uzak tutan, Millet Meclisi ile birlikte kütüphane de kurulmasını sağladığı Ankara’da savaşın en kritik zamanında öğretmenlerle altı gün süren bir kongre toplayabilen Büyük Önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e sahip çıkmanın en güzel yolu, bu ülke için çalışmaktır. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşına doğru ilerlerken, bu ülkenin gençlerine düşen en önemli görev, gelişmiş ülkeler düzeyine erişmek için yılmadan çalışmaktır

Eğitim, her zaman olduğu gibi bugün de ülkemizin öncelikli meselesidir.

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı kutlu olsun için yorumlar kapalı
Eyl 02

Yaşatmak için söylenen yalan öldürmek için söylenen doğrudan iyidir

Yaşatmak için söylenen yalan öldürmek için söylenen doğrudan iyidir

Yanlış bilgilendirme sonucu, padişah bir adamın idam edilmesine karar verir. Meydana idam sehpası kurulur. Halk, vezirler ve padişah gelir. İdam edilecek kişiye son sözü sorulur. Adam der ki: Padişah haksız yere beni idam ettiriyor. İnşallah yarın cehennemin dibini boylar.

Padişah vezirlerine “Ne dedi?” diye sorar. Vezirlerden biri: Padişahımıza yanlış bilgi verdiler, durup dururken günaha girdi, Allah affetsin, dedi diye cevap verir. Padişah da insafa gelip adamın canını bağışlar. Fakat diğer vezir müdahale eder ve: Padişahım, vezir hazretleri yalan söylüyor. Adam sizin için beddua etti, der.

Bu söz üzerine padişah der ki: Yaşatmak için onun söylediği yalan, öldürtmek için senin söylediğin doğrudan daha iyiydi.

 

“Boşuna yaratılmadık; yaşamak ve yaşatmak için varız

Maalesef günümüzde ölmek ve öldürmek için dindarız.”

 

Alıntı: Ahmet SEVGİ

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | Yaşatmak için söylenen yalan öldürmek için söylenen doğrudan iyidir için yorumlar kapalı
Eyl 01

Hâlâ Öğrenmediniz mi?

               Hâlâ Öğrenmediniz mi?

 

               Onların İdeolocyalarında Türk yok, Türklük yok, sosyolojik anlamda “millet” yok. Kelimenin Türkçeleştiğini, dil biliminde anlam bilimi (semantik) diye bir dal bulunduğunu, aynı sözlerin farklı dillerde farklı bir anlam kazanabileceğini dikkate almayıp “millet” kelimesini Arapçada olduğu gibi “ümmet” anlamında kullanıyorlar. Tanrı’nın insanları milletler / uluslar hâlinde yaratmasının hikmetini unutup siyasi bir ümmet oluşturmaya çalışıyorlar. Ömürleri, dostlukları, düşmanlıkları ideolocyalarına göre şekillenmiş.

                Onların ideolocyalarında Türk yok, Türklük yok, Atatürk yok, millet yok, ulus yok, Cumhuriyet yok. Yazılarıyla, sözleriyle, uygulamalarıyla kim bilir kaç defa düşüncelerini, niyetlerini ortaya koymuşlar. Onları anlıyorum.

                Fakat sen, fakat siz…

                Siz onları hâlâ öğrenmediniz mi? Niyetlerini, hedeflerini, menzillerini hâlâ öğrenmediniz mi? Ne yapmak istediklerini, nereye gittiklerini hâlâ öğrenmediniz mi?

                Düşünüyorum da, bu kadar açık, apaçık olan bir gerçekliği hâlâ öğrenmemiş olmanızın / öğrenmemiş görünmenizin ancak dört sebebi olabilir.

  1. Bazı çıkarlar, makam ve mevkiler peşindesiniz.         
  2. Birileri size şantaj yapıyor.
  3. Psikolojik bir rahatsızlığınız olabilir.
  4. Gerçeklikleri görmeye ve öğrenmeye zekâ seviyeniz müsait değil.

                Kim bilir belki de benim düşünemediğim, benim aklımın yetmediği esrarengiz, tılsımlı bir sebebiniz vardır. Belki de bir yerlerden ilham aldınız. Belki de ebcet hesaplarıyla bazı gerçekleri öğrendiniz. Belki de tabiatüstü kuvvetlerle temas edip birtakım sırlara ulaştınız. 

                Eğer böyleyse… Lütfen bizimle de paylaşın. Paylaşın ki bizim de aklımız başımıza gelsin, biz de gerçekleri görelim, biz de yolumuzu ona göre belirleyelim.

 

Alıntı: Ahmet B. ERCİLASUN

Posted in Gündem | Tagged , , , | Hâlâ Öğrenmediniz mi? için yorumlar kapalı
Ağu 30

Zümrüt Saçlarını Yolmakta Zaman

Zümrüt Saçlarını Yolmakta Zaman

 

Firavunluk, çağdaş beyin frengi

Tufan gelir sende dersin el, aman

Gücün varsa boz ilahi ahengi..

Zümrüt saçlarını yolmakta zaman

 

Yalnız bedenini incele yeter

Bu Hak sevdasıdır her şeyde tüter

Başlangıcı olan gün gelir biter

Sona doğru akıp dolmakta zaman

 

Kula, kul olunmaz bir lokma aşa

Muhtaç olacaksın bir hece taşa?

Şu dünya yüzünde imansız başa

Musibet balyozu salmakta zaman

 

O’na gider, canlı, cansız her varlık

Dinsiz, sağır, topal ve kör uygarlık

Ölümle aramız bir zar kadarlık

Galiba son zili çalmakta zaman

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | Zümrüt Saçlarını Yolmakta Zaman için yorumlar kapalı
Ağu 29

“İslam içi çatışma stratejisi”

“İslam içi çatışma stratejisi”

ABD’nin “İslam içi çatışma stratejisi” uyguladığını yıllardan beri her vesileyle gündeme getiriyoruz. Bu stratejiyi 2003 ve 2004 tarihli Rand Corporation raporlarında kendileri açıkladı. İlk olarak İbrahim Karagül‘ün duyurduğu  “11 Eylül’den sonra ABD’nin İslam stratejisi” başlıklı ve 2004 tarihli ikinci raporu hazırlayanlar arasında Danimarka’da Hz. Muhammed’e hakaret içiren karikatürleri yayınlayan editör Flemming‘in hocası Daniel Pipes de vardı!

Raporda, medeniyetler çatışmasından sonra “medeniyet içi çatışma” inceleniyor ve “İslam kendi içinde çatışacak” öngörüsünde bulunuluyordu!

Raporun başlıkları şöyleydi: 

“Şii-Sünni bölünmesi, Arap-Arap olmayan bölünmesi, Etnik topluluklar, kabileler ve klanlar, Sünni İslam’ın merkez ağırlığının Arap dünyasının dışına çıkarılması ve Irak merkezli olarak Şiilerle siyasi iş birliğine gidilmesi, Ilımlı Müslümanlar Enternasyoneli oluşturulması, Radikal birlikteliklerin dağıtılması ve para kaynaklarının kesilmesi, Medrese ve camilerde reform, Alternatif İslami gruplara ekonomik destek verilmesi, Ilımlılığı ve modernliği savunan Müslüman sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi, ABD’nin terörle mücadelesinin İslam’ı hedef almadığının anlatılması ve bu çerçevede ılımlı ülkelerin desteğinin sağlanması, İslamcılara siyasi destek verilerek ılımlı akımların güç kazanmasına yol açılması, Müslüman diaspora ile birlikte çalışmak, İslam dünyasındaki askeri kurumlarla asker-asker iş birliği kurulması, bölge ve dil uzmanları üzerinden kültürel istihbaratın ilerletilmesi.”

***

Bu projelerin çoğu bazı değişikliklerle uygulandı. Irak ve Suriye’de yapılan iş Şiiler ve Sünnilerin birbirine kırdırılmasıdır.

İran’a gelince…

İlk çağları bir kenara bırakırsak, İran’daki Türk hâkimiyeti 1150 yıl önce başlar. Gazneliler, Selçuklular, Harezmşahlar, İlhanlılar, Safeviler, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Avşarlar, Kaçarlar hanedanları olmak üzere Türkler, 976 yıl bölgede kesintisiz olarak hüküm sürmüştür. Rus-Fars iş birliği ile Türk Kaçar Hanedanı çökertildi, yerine Pehlevi rejimi geldi. Yani Türkiye ile İran, ABD adına karşı karşıya gelirse, sonuçta kaybeden yine Türk varlığı olur! Çünkü İran nüfusunun yarısı Türk olduğundan, Türkler de birbirini kırmış olur.

25-30 yıldır, Türkiye’de bir İran düşmanlığı oluşturulmak isteniyor. Hatta Uğur Mumcu‘nun öldürülmesi olayı da yapılan resmi açıklamalar ve basın üzerinden “Katiller, İran’dan geldi” kışkırtmasıyla bu doğrultuda kullanılmak istendi. Bu açıklamaların doğru olmadığı anlaşıldı. Şimdi, Türkiye’nin Suriye’de kullanıldığı gibi İran’a yönelik saldırıda da kullanılması, kendi sonunu getirir. Bu yüzden, özellikle AKP’ye oy veren vatandaşlara büyük sorumluluk düşmektedir!

 

 Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “İslam içi çatışma stratejisi” için yorumlar kapalı
Ağu 28

HANGİSİ SARI, HANGİSİ KIRMIZI

HANGİSİ SARI, HANGİSİ KIRMIZI


Bektaşi iki öküzüyle tarlasını sürermiş; kırmızı öküz az yem yiyip, çok çalışırmış; sarı öküz lanet mi lanetmiş. Hem çok yermiş, hem tembelmiş. Bir gün öfkelenmiş Bektaşi:

-Ey Allahım! demiş, şu sarı öküzün canını al da kurtulayım…

Baba Erenler ertesi sabah ahıra girince ne görsün! Kırmızı öküz sizlere ömür, sarı lanet capacanlı… Dışardan bir çocuk çağırmış Bektaşi, öküzleri göstermiş:

-Ulan, demiş; bunların hangisi sarı, hangisi kırmızı? Çocuk göstermiş:

-Bu sarı, bu kırmızı! Bektaşi gözlerini göğe çevirmiş:

-İmanım, demiş; bacak kadar çocuk renkleri biliyor da, sen ayıramıyor musun?

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | HANGİSİ SARI, HANGİSİ KIRMIZI için yorumlar kapalı