Şub 19

TARİHTE BUGÜN

19 Şubat:

1915 – I. Dünya SavaşıÇanakkale Savaşı başladı.

1943 – Kasserine Geçidi Muharebesi başladı.

1945 – II. Dünya Savaşı: Yaklaşık 30.000 ABD askeri, Japonya‘nın Iwo Jima adasına çıkartma yaptı.

1959 – Londra Konferansı sona erdi; Birleşik KrallıkKıbrıs Cumhuriyeti‘nin bağımsızlığını tanıdı.

1986 – Sovyetler BirliğiMir uzay istasyonunu uzaya gönderdi.

Nicolaus Copernicus (d. 1473)

David Garrick (d. 1717)

Stanley Kramer (ö. 2001)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 19

SIRAYA GEÇ

SIRAYA GEÇ
Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesini farkeder. Önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına gider. Kafilenin başındaki adam kuşkusuz cenazenin sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar:  -“Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?” Cenaze sahibi: -“Öndeki karım arkadakide kayınvalidem.”  -“Vah vah başınız sağolsun. Nasıl oldu?”  -“Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayın validem de karıma yardıma  gelmiş onu da öldürmüş.” Adam biraz düşündükten sonra sorar: -“Beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim?”
-“Sıraya geç!!”

Posted in Fıkralar | SIRAYA GEÇ için yorumlar kapalı
Şub 18

TARİHTE BUGÜN

18 Şubat:

1856 – Osmanlı İmparatorluğu‘nda Islahat Fermanı yayımlandı.

1930 – Amerikalı astronom Clyde Tombaugh, 33 cm’lik bir teleskopla Plüton‘u keşfetti.

1943 – NazilerBeyaz Gül hareketi üyelerini tutukladılar.

1965 – Gambiyaİngiltere‘den bağımsızlığını kazandı.

2021 – NASA‘nın keşif aracı PerseveranceMars‘a indi.

Michelangelo (ö. 1564)

John Travolta (d. 1954)

Robert Oppenheimer (ö. 1967)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 18

TEMİZLENECEK MAYINLAR KAFALARDADIR

Âlet işler el övünür” atasözü bugün başka türlü yaşanıyor. Ellerin âletlerle övünecek hâli kalmadı. Elleri âletler yönetiyor. İşlevleri açısından da âletlerle övünecek durumda değiliz. Alfred Nobel’in insanlığın hayatına dinamit koyduğunu konuşacak yerdeyiz. Kalaşnikof’un silahıyla cinayetler arttı ve terör azdıkça azdı.

Atom’un parçalanmasıyla hayatımız parçalandı. Toplu ölümlere hazırlandık. Yaşama derdine düştük. İnsan yıkıcılığı frenlenemedi.  Üstüne dijital devrimler her şeyi altüst etti. Hayatımız kolaylaşırken ölümler de kolaylaştı.

Şimdi devletlerarası güç dengesinde azdıkça azan öldürme tehdidi sahip olunan âletlerledir. Bugün öldürücülüğünüz kadar caydırıcı ve ikna edicisiniz. Gücün değişmez kuralını değişik gösteren öldürme âletleridir. İnsanlık âletin insana bu kadar hükmettiği bir devir görmedi.

YENİ DEVRİN PUTUNA TAPANLAR Büyük güçlerin gücü ellerindeki âletlerdedir. Bu âletlerin saldığı dehşet, rakiplerinden önce onları esir alıyor. Öldürücülük mest ediyor. İnsanlık, âletlerin kolaylaştırdığı hayatlarının âletlerle ne kadar çabuk ve topluca yok edileceğinin endişesini yaşıyor. İsrail, Gazze’de taş taş üstünde bırakmamayı ateş saçan âletlerle yürütüyor. Yakın çevresini yetişmiş insan gücünün yönettiği ateş gücüyle temizlemeye çalışıyor. 1500 km ötedeki İran’ı akıl ve ateş gücüyle hem içerden hem dışardan vururken merhamet hissinin zerrelerini de vuruyor. Vuruyor.

İnsanlık, yarattığı âletlerin dehşetinde kavruluyor. En büyük tehdit, nükleer silahlar. Kavga konusu da o. Trump, güç oyununda oyuncak adam.  Netanyahu da bizimki de diğerleri de öyle. Gücü ele geçirenler, bugünün dünyasında derece farkıyla birbirinden ayrılıyor. Eline oyuncak verilmiş, çocuk aklı da alınmış bencil zalimlere dönüşüyorlar.  Değer, ölçü tanımıyorlar.

BU OYUNUN ŞAKASI YOK Düzen kendileri içindir. Başkaları için düzensizlik geçerlidir. Bu uğurda kısa yol bellidir: Kanun ve kuralları örseler ve nihayet rafa kaldırırsınız. Farklıkları öne çıkarır, böler parçalarsınız.

Böyle bir dünyada gücü ele geçirenlerin kendileri için kullanmaları kolaylaşır. Amerika’da, Batı’da bu hevesler kursaklarda kalır. O âletle kendi içlerinde öyle oynatmazlar. Trump denen deli dediğiyle kalır. Yaptırmazlar. Nitekim içerde düştüğü durumu görüyorsunuz. Her üç adımının ikisinden geri döndürüyorlar. Problem bizim gibi ülkelerde.

Trump gibilerin ve akıllılarının bizdeki tek adamcılığı desteklemesine iyi bakmak lazım. Türkiye’yi Ortadoğululaştırma projesinin merkezinde bu var. Kendine benzetme değil, Ortadoğu’ya benzetme. İsrail hariç bütün bölge ülkelerinin paramparça oluşunu devlet veya halkla değil yaratılan tek adamlarla sağlama peşindeler.

Bunun için en büyük düşmanları demokrasi. Türkiye’de demokrasinin rafa kaldırılmasından Batı’nın devletleri değil bazı aydınları şikâyet ediyor. Şayet Amerika ve diğer batılı güçler bundan rahatsız olsaydı, Erdoğan son seçimleri göremezdi. Türkiye’de istedikleri böyle bir iktidardır.

Irak ve Suriye’de olanlar oldu. Biz bilerek bilmeyerek yardım ettik. Şimdi içerde de o hareketlerin uzantılarını görüyoruz. Kırk yıldır kan dökenleri özür diler gibi muhatap alıyor, siyasi-sosyal alanlar açıyoruz. Bu adım adım gerçekleşen işlerin yürüyen Ortadoğu projesinin bir ayağı olmadığını kim söyleyebilir?

İçerde muhaliflere girişilen son hareketlerin Batılılarca yasak savma kabilinden cılız eleştirilerle karşılanmasını da böyle anlamak lazım. Çünkü hedef belli.

İÇERİYİ KARIŞTIRARAK DIŞARIDA BAŞARILI OLUNMAZ Dünya kaynıyor. Kaynatan, dünyanın tek gücü olma vasfını kaybeden Amerika’nın içinde dışında İsrail var. Kaynamanın merkez üssü Ortadoğu.

Olanı biteni anlamak için daha fazla gecikmemeliyiz. Bu durumda ülkeyi ve iktidarları beterinden kurtarmak ancak halkın itirazıyla mümkün olabilir.

İç cepheyi güçlendirmek” ilk şarttır. Bu tabiri herkes farklı anlıyor. Tuhaf bir durum. Adalet, ehliyet ve liyakat temelinde anlayanlar var. Sözün manası zaten bu. İktidar cenahının kastı, kanun nizam çerçevesinde birlik beraberlik gibi görünmüyor.  Kasıt, eş başkanlığın kabulü ve ne derse uyulması ise ne manaya geldiği artık gün kadar açık. Nobel’in dinamitinden beter.

Irak’a, Suriye’ye, Gazze’ye, İran’ın bombalanmasına ve bölgede yaşananlara bakan, bunun bizim için bir yıkım projesi olduğunu görür. Türkiye’yi o dinamitten kurtarmak lazım. Temizlenecek mayınlar kafalardadır.

Alıntı: A. Yağmur Tunalı

Posted in Gündem | TEMİZLENECEK MAYINLAR KAFALARDADIR için yorumlar kapalı
Şub 17

TARİHTE BUGÜN

17 Şubat:

1600 – İtalyan filozof Giordano Bruno, aykırı görüşler savunduğu için diri diri yakılarak idam edildi.

1944 – II. Dünya Savaşı‘nda Eniwetok Muharebesi başladı.

1949 – Haim Weizmannİsrail‘in ilk cumhurbaşkanı oldu.

2000 – MicrosoftWindows 2000 işletim sistemini piyasaya sürdü.

2008 – KosovaSırbistan‘dan ayrılarak tek taraflı bağımsızlık ilan etti.

Molière (ö. 1673)

Geronimo (ö. 1909)

Michael Jordan (d. 1963)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 17

AZAP OSMAN..!!!


Antep Savunmasının kahraman yiğitlerinden birisi!…
Gaziantep’te o günlerde şehirde kime dokunsan patlayacak bir barut gibiydi.. Fransızlar Antep’i işgal etmiş; kadın, çocuk, yaşlı demeden Ermenilerin yardımı ile önüne geleni öldürüyorlardı. Sokaklarda patlama sesleri çığlıklara karışıyordu. Bir gün tüfekçi Yusuf’un dükkânına sinirden yumruklarını demir gibi sıkmış bir adam girdi..
Ve derdini anlatmaya başladı. “Ağam adım Osman. Köylüler bana Azap Osman derler. Anlayacağın rençperim. Aynı zamanda da iyi avcıyım. Düşman çocuk, kadın demeden öldürüyor. Bana bir tüfek lazım. Elimde bir tüfeğim olsa attığım gâvuru indiririm aşağıya” diyordu. “Ama en başından söyleyeyim cebimde hiç param yok.”

Tüfekçi Yusuf karşısında dimdik duran adama uzun uzun baktı adeta boğazı düğümlenmişti. Ama ne yazık ki hiç tüfek yoktu elinde, olan tüfekler de direniş çetelerine dağıtılmıştı. Yeni tüfek bulmak da imkânsızdı. Daha Yusuf sözünü bitirmeden Osman dükkândan ayrılmıştı. İçinden söylene söylene yürüyordu. ‘’Düşman bomba yağdıracak, ben de ölümleri izleyeceğim ha… Olmaz olmaz mutlaka silah bulmalıyım.‘’ Eve gelmişti ve evde dört dönüyordu, mutlaka silah bulmalıydı ama satıp para edecek hiçbir eşyası da yoktu. Derdini karısına anlattı “Şehre bomba yağıyor mutlaka silah bulmayalım!”

Azap Osman bir çözüm bulmuştu. Ancak bulduğu çözüm müydü yoksa çözümsüzlük mü onu bilmiyordu. Hanımına çözümü anlattığında kadının gözleri doldu. Boğazı düğümlenmişti kadının ama başka bir çaresi yoktu. Hemen suyu ısıttı ve bahçede oynayan kızı Ayşe’yi çağırdı ve sımsıkı sarıldıktan sonra güzelce yıkadı. Kınalar yaktı… Gece kızını yanına aldı uyudu ve sabah en güzel elbiselerini giydirdikten sonra “hadi kızım baban seni biraz gezdirecek sakın babanın sözünden çıkma” dedi ve ikisini arkalarından ağlayarak uğurladı. Kadın konuşamıyordu, adeta hayat durmuştu o an kadın için..

Azap Osman’ın tüfekçi Yusuf’un yanına uğramasının üstünde tam 15 gün geçmişti ve yine uğradı. Ama bu sefer yüzü gülüyordu. “Yusuf usta silah dedim yok dedin. Ben silahı buldum ama mermi almaya param yetmedi, bari mermiler senden olsun” dedi.

Yusuf usta şaşırmıştı “Nereden buldun bu tüfeği?” dedi, “Uzun hikâye anlatırım” dedi Osman. Yusuf usta “Tamam mermiler benden ama tüfeği nerden bulduğunu anlatırsan. Sen anlat bakalım nerden buldun bu tüfeği?” Osman derin bir nefes aldı ve biraz da sıkılarak anlatmaya başladı.
“Baktım ki şehirde her yaşta çocuk öldürülüyor. Benimde elinden öper bir kızım var, annesi akşamdan yıkadı, kınalar yaktı, sabah da en güzel elbiselerini giydirdi ve evden çıktık. Beraber Halep’e gittik. Orada çocuğu olmayan zengin bir aileye evlatlık olarak verdim. Halep’ten de o parayla bu silahı aldım ama mermiye param yetmedi” dedi.

Yusuf ustanın o an gözleri doldu. Sanki o mermileri kendisi yemişti. Buğulu gözleriyle gitti içerden zulaya sakladığı mermilerden Osman’a verdi. Osman dükkândan silahına sarıldığı gibi çıktı, koştuğu yerde sarıldığı silah değildi adeta kızına sarılır gibi sımsıkı sarılıyordu…
İşte Gaziantep bu anlatılması güç kahramanlar sayesinde kurtuldu. Şehitliği göze almış kahramanlardan daha kahramandı Azap Osman…

Bu ve bunun gibi onlarca kahramanlık destanlarıyla düşmana teslim edilmedi Antep, daha fazla ne söylenebilir…
Bu öyküyü yıllar yılı bizzat babasının yaşlı gözlerle anlatımından bilen Tüfekçi Yusuf ustanın kızı, Şule Yıldırımdemir Tüfekçi, yıllar sonra yazdığı Kınalı Kız şiirinde şöyle anlatıyor:

KINALI KIZ
Anamın kucağından aldın…
Tut elimi gidiyoruz dedin…
Nasıl sevindim baba…
Daha dün anam,
Parmaklarımı tek tek öpüp,
Kına yakmıştı…
Kınalı ellerim ne güzeldi…
Sen görmedin…
Bir elinle beni tuttun…
Diğer elinle anamı savurdun…
Sahi, anam niye çok ağladı baba?
Ben yeni öğrendim yürümeyi…
Senin adımlarına yetişemem ki…
Ne olur biraz yavaşla…
Hem bak,

Ellerim kınalı baba…
Bütün evler arkamızda kaldı…
Belki, aha şu tepeye çıkarsak…
Oradan görürüm, çökmeye yüz tutmuş evimizi…
Nasılda yoruldum…
Bilsem konuşmayı,
Sana dönelim diyeceğim…
Anamı özledim, acıktım…..
Ama sen durmuyorsun ki baba…
Beni sırtına aldın,
Uyu kızım dedin…

Çok üşümüşüm…
Sen beni ısıttın baba…
Yüksek dağların ötesine geçtik…
Bir başka diyara geldik…
Beni öptün kokladın…
Geldik kızım dedin…
İşte yeni evin burası…
Bir tüfek parası berdelin olsun,
Kızım Antep’e kurban olsun….
Bıraktın ellerimi…

Kınalı ellerim ne güzeldi…
Sen görmedin baba…
Bilirim, sevgini koydun gittin bana…
Fakirliği onuruna yediremedin…
Herkes çabalarken, sen durup seyredemedin…
Anladım artık neden kınalı ellerim?
Bir haksız savaşa kurban oldum ama

Sen bir daha dönmedin baba…
Koca başlı dağların ardında,
Bırak bir kızın olsun…
Gözyaşlarım…
Berdel ettiğin tüfeğe kurşun olsun…

Bu dünyada haksızlık son bulsun…
Benim adımı Antep’li yüreğine sorsun…
Baba, hakkım sana helal olsun.!!
Alıntı

Kuvayi-Milliye kahramanlarının Anılarına saygıyla!..

Posted in Hikayeler | AZAP OSMAN..!!! için yorumlar kapalı
Şub 16

TARİHTE BUGÜN

16 Şubat:

1862 – Fort Donelson Muharebesi sona erdi.

1918 – Litvanya, bağımsızlığını ilan etti.

1959 – Fidel CastroKüba başbakanı oldu.

1969 – İstanbul‘da Kanlı Pazar olarak bilinen saldırı gerçekleşti.

2005 – Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda uluslararası bir sözleşme olan Kyoto Protokolü yürürlüğe girdi.

Akşemseddin (ö. 1459)

Octave Mirbeau (ö. 1917)

Kim Jong-il (d. 1941)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 16

MİLLİYEÇİLİK, MİLLETİN VARLIK İDEOLOJİSİDİR

Milliyetçi siyaset, bu bağlamda büyük bir sorumluluk taşır. Türk milliyetçiliği, Türk milletinin tarihinden, kültüründen ve devlet geleneğinden ilham alır. Milliyetçilik, milletin varlığını, birliğini ve geleceğini koruma gayesiyle hareket eden bir ideolojidir. Bu nedenle, Türk milliyetçiliği anlayışının temelinde, Türk milletinin aleyhine olabilecek hiçbir tavır ve davranışı kabul etmeme ilkesi yatar. Türk milliyetçileri, milletin çıkarlarını koruma adına kırmızı çizgiler oluşturmalı ve bu çizgileri ihlal eden her türlü girişime karşı direnç göstermelidir. Hiçbir marjinal, bölücü ve radikal unsurla bir arada bulunmamalı, görünmemelidir.

Ancak günümüzde, bu kırmızı çizgilerin varlığı ve uygulanabilirliği sorgulanır hale gelmiştir! Özellikle bebek katili Abdullah Öcalan’ın ülke gündemine yeniden taşındığı tartışmalar, milliyetçi siyasetin kırmızı çizgilerinin ne kadar belirgin olmasını gözler önüne sermektedir.

Bölücü terörün sorumlularının terörden vazgeçip silah bırakacağını ve herhangi bir vatandaş olarak hayatlarını sürdüreceğini iddia etmek; hepimize masal anlatmak demektir.

Bu masala inanmayanları, teröristtin karşısında duruş sergileyenleri hakaret ve tehditlerle susturmaya çalışmak hangi aklın ürünüdür(!)

Terörsüz Türkiye isteniyorsa; bunu teröristlerin karar ve insafına mı bırakarak gerçekleştirilebilir sanıyorlar?

Kim neye inanıyor ise inansın, milliyetçilik adına bölücülere kabul ve nezaket gösterenlerin samimiyetine inanacak bir milliyetçiyi; “analar kundağına sarmadı daha!”

Terör örgütü liderliği ile anılan bir figürün siyasi gündemde tartışılması, Türk milletinin tarihine ve hassasiyetlerine bir meydan okuma olarak anlaşılacağı açıktır. Bu durum, milliyetçi siyasetin temel ilkelerinden uzaklaşarak, toplumda büyük bir güven kaybına ve tehdit algısına yol açmaktadır. Vatandaş nezdinde “kuşku” güvensizliğin ilk halidir.

Milliyetçi siyaset, yalnızca bir ideolojik duruş değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Türk milletini ve onun tarihini, kültürünü ve inançlarını temsil eden bir siyasi anlayışın, kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirlemesi ve bu çizgilerin ihlal edilmesine asla müsamaha göstermemesi gerekir. Aksi takdirde, bu tür kırmızı çizgilerin yokluğu, yalnızca ideolojik bir zaaf olarak kalmaz, aynı zamanda milletin geleceğini tehdit eden bir unsur haline gelir.

Alıntı: Ramazan Akgün

Posted in Gündem | MİLLİYEÇİLİK, MİLLETİN VARLIK İDEOLOJİSİDİR için yorumlar kapalı
Şub 15

TARİHTE BUGÜN

15 Şubat:

706 – II. Justinianos, gaspçı imparatorlar III. Tiberios ve Leontios‘u idam ettirdi.

1952 – Birleşik Krallık Kralı VI. GeorgeWindsor Kalesi‘nde defnedildi.

1999 – Terör örgütü PKK‘nın kurucusu ve ilk lideri Abdullah Öcalan, Türk güvenlik güçleri tarafından Kenya‘da yakalandı.

2005 – Video paylaşım sitesi YouTube kuruldu.

2013 – Rusya‘ya meteor düştü, yaklaşık 1500 kişi yaralandı.

Galileo Galilei (d. 1564)

Nat King Cole (ö. 1965)

Orhan Asena (d. 2001)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 15

MİLLÎ VASİYET

Kanma esarete kimliğini bil

Çalış, gayret et ki seni ansın dil

Olmalı değil mi mükemmel nesil?

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Hakkı hakikati her vakit tuttum

Nice kahırlara katlandım yuttum

Nefsimi hapsedip orda uyuttum

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Öyle bir yaşa ki ibretlik olsun

Gönülden sevgiler ruhuna dolsun

Nazarlar nefretler tüm kinler solsun

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Bilgiyle görgüyle sevgiyle hoştum

Gün geldi tükendim, gün geldi coştum

Olağanüstü bir gayretle koştum

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Doğuşumdan genden duyguluydum hep

Bende ülkem için kaygılıydım hep

Vatana millete saygılıydım hep

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Birlik olsun millet darılmasınlar

Hainleri bilip sarılmasınlar

Hele Masonlarla karılmasınlar

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Katiller, caniler varsın anmasın

Şanı yüce ırkım sakın kanmasın

Yokluğuma hiçbir canlı yanmasın

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Azmimden pay alıp hırslandılar da

Görmeyenler oldu kıskandılar da

Zorlu zamanlarda yaslandılar da

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Doğruluk dürüstlük gönlümü sardı

Gücüm ölçüsünde gayretim vardı

Bedenim topraktı o toprak yardı

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Günahsız bir kulu aradı gözüm

Alnım açık kararmadı hiç yüzüm

Günahıma tövbe eder can özüm

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin, üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Azrail habersiz gelir arkadaş

Kime gelecekse bilir arkadaş

O, geldiği kişi ölür arkadaş

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Allah bilir o ölenin halını

O dost bildiklerin tutar salını

Paylaşırlar dünyadaki malını

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Toprağını sevenlerin atarlar

Güneş gibi canlar doğup batarlar

Belki de birkaç ay yasın tutarlar

* * *

Her canlının hakkı tabi istiklal

İhmal edilmesin üzülmesin Al

İşlensin kabrime Yıldızla Hilâl

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | MİLLÎ VASİYET için yorumlar kapalı