Eyl 05

TARİHTE BUGÜN

5 Eylül

1781 – Amerikan Bağımsızlık Savaşı‘nda önemli bir yeri olan Chesapeake Muharebesi gerçekleşti.

1905 – Rus-Japon Savaşını sona erdiren Portsmouth Antlaşması imzalandı.

1915 – İsviçre‘nin Zimmerwald şehrinde Zimmerwald Konferansı yapıldı.

1977 – NASA, dış Güneş Sistemi‘ni araştırmak için Voyager 1‘i fırlattı.

2021 – Gine‘de askeri darbe oldu.

Giacomo Meyerbeer (d. 1791)

Ludwig Boltzmann (ö. 1906)

Freddie Mercury (d. 1946)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eyl 05

ALACAMESCİT’TEN BÜTÜN DÜNYAYA…

ALACAMESCİT’TEN BÜTÜN DÜNYAYA…

Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut’un yazısı:

İYİ Parti’nin 16 Ağustos 2026 tarihinde Balıkesir Kuvayı Milliye Meydanı’nda gerçekleştirilen “Bayrak açıyoruz” mitingini takip ettim. Kuvayı Milliye meydanında, sahneye kurulan göndere Türk bayrağını çeken ve coşkulu bir halk kitlesine hitap eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, çerçeve yasa ile uygulanmaya başlanan projenin Tom Barrack’ın bahsettiği “müşfik monarşi” rejiminin ilk adımı olduğunu ve buna karşı “mücadele” ve “mukavemet” edeceklerini, bugünün bir de yarını olduğunu ve bu mücadelede kesinlikle başarılı olacaklarını söyledi.

***

Mitingden iki gün önce Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, hedeflerinin bölgede “ümmet birliği” kurmak olduğunu açıkladı. ABD Başkanı Trump da Mekke Antlaşması’nı imzalayan Türkiye, Pakistan ve S. Arabistan liderlerini tebrik etti.

Bu durumda “ümmet birliği” denilen “Türk-Arap-Kürt Konfederasyonu”nu, ABD’nin kurmak istediği anlaşılıyor. Aslında ümmet birliği de kurulmuyor, Sünni bir yapılanma oluşturuluyor. İslam dünyası ebediyen birbiriyle savaşsın; ABD’nin İran’a karşı savaşını Sünni birlik devralsın diye…

****

Dervişoğlu, Tom Barrack’ın açıkça, İran ve Türkiye’yi kastederek “Bölgedeki iki ulus devlet bizim projelerimize engel oldu. Bu bölgede en iyi rejim müşfik monarşidir” dediğini, AKP iktidarının ise 1 Mart tezkeresinden Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığına kadar bu projeye hizmet ettiğini belirtti ve “25 yıldır ellerinde aynı balyoz var. Cumhuriyetimize, milli devletimize vurdukça vuruyorlar. Etiketini okuyayım size o balyozun: İsrail’de tasarlanmıştır. Amerika’da üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir. Yirmi beş yıldır bu Cumhuriyet o balyozla sarsılıyor” dedi.

***

Konuşma, Yeniçağ’da yayınlandı, bu sebeple, İYİ Parti’nin bütün yöneticileri ve milletvekillerinin katılımıyla düzenlenen Balıkesir mitingi ile bütün Türkiye’ye ve dünyaya verilen mesaj üzerinde durmak istiyorum. Bu mesaj, konuşmayla birlikte, miting alanı olan Kuvayı Milliye meydanından Alacamescit’e kadar, onbinlerce kişiyle birlikte meşalelerle yapılan gece yürüyüşüyle ve orada Dervişoğlu’nun kıldığı iki rekât namazla verildi.

Balıkesir milletvekili ve İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez’in de miting başlarken kısaca hatırlattığı Alacamescit Toplantısı, Balıkesir Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün resmi anlatımına göre ve İzmir’in işgalinden hemen sonra 18 Mayıs 1919’da (bazı kaynaklara göre 19 Mayıs 1919’da), yani Atatürk Samsun’a ayak basmak üzereyken, Balıkesir’deki Alacamescit’te gerçekleştirilen, Kuvayi Milliye ateşinin başlatıldığı ve silahlı direniş kararının ilk kez alındığı tarihi bir halk buluşmasıdır.

Belediye Reisi Keçecizade Mehmet Emin Efendi‘nin çağrısıyla, yapılan toplantıda mevlit ve konuşmaların ardından alınan kararla yurdun ilhakı reddedildi ve mücadele kararı alındı.

Reddi ilhak faaliyetlerini organize etmek ve tam yetkiyle karar almak üzere 41 vatansever (41 Bayrak Adam) belirlendi.

Bu toplantı, Batı Anadolu’da düzenli ordu öncesi halk direnişinin örgütlü bir nitelik kazandığı ilk kıvılcım olarak kabul edilir. Nitekim Balıkesir, kendi imkânlarıyla düşmanı bölgeden attı…

***

Dervişoğlu, Alacamescit’e yürüyüş ve namazdan sonra gazetecilerle sohbet ederken Akif Beki’nin “Tom Barrack ile görüşür müydünüz?” sorusuna “Görüşmezdim, zaten istenmeyen adam ilan edilmesini istedim” diye cevap verdi. Yine ABD Büyükelçiliği tarafından, 9 Eylül’de yapılacak toplantıya davet edildiğini ancak katılmayacağını da bildirdi. “Milletvekilleriniz veya parti yöneticileriniz katılacak mı? Yoksa onları serbest mi bırakınız?” sorusuna “Bu konuda kimseyi serbest bırakmam” diye cevap verirken Turhan Çömez, “Yoksa seçim bölgelerine göre mi karar versinler?” diye YENİ Parti’nin çerçeve yasa konusunda milletvekillerini serbest bırakmasına gönderme yaptı.

Dervişoğlu, açık kapı bırakmakla birlikte “Ben şimdi YENİ Parti’de evetçilerle mi hayırcılarla mı muhatap olacağım? Hangi hayali kurdunuz da seçim çevrelerine göre bu taksimatı yaptınız? Bu durumda bizi hangi gelecek projeksiyonu içinde birlikte olabiliriz?” diye sordu…

Alıntı: Arslan Bulut Yeniçağ

Posted in Gündem | ALACAMESCİT’TEN BÜTÜN DÜNYAYA… için yorumlar kapalı
Eyl 04

TARİHTE BUGÜN

4 Eylül

476 – Batı Roma İmparatorluğu‘nun son hükümdarı Romulus Augustus tahttan indirildi, imparatorluk sona erdi.

1522 – İlyaki Kuşatması: Rodos Seferi sırasında stratejik öneme sahip İlyaki, Osmanlı donanması tarafından ele geçirildi.

1919 – Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi‘ni başlattı.

1970 – Şili‘de sosyalist lider Salvador Allende başkan seçildi.

1998 – Google, Stanford‘da doktora yapan Larry Page ve Sergey Brin tarafından kuruldu.

Anton Bruckner (d. 1824)

Annie Cordy (ö. 2020)

Beyoncé (d. 1981)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eyl 04

SENİ BEN SANDIM 

SENİ BEN SANDIM

Nasreddin Hoca bir gün yolda giderken bir adamla karşılaşmış. Adamla sohbet etmeye başlamışlar. Bir saat havadan sudan konuştuktan sonra Hoca:

– Kusura bakma arkadaş. Ben seni tanıyamadım, adın neydi?, diye sormuş.

Adamcağız çok şaşırmış:

– Madem beni tanımadın, neden benimle bir saattir sohbet ediyorsun?, demiş.

Nasreddin Hoca:

– Kıyafetlerin benimkine çok benziyordu. Ben de seni ben sandım, demiş.

Posted in Fıkralar | SENİ BEN SANDIM  için yorumlar kapalı
Eyl 03

TARİHTE BUGÜN

3 Eylül:

MÖ 36 – Sextus Pompeius ve Marcus Vipsanius Agrippa arasında Naulochus Deniz Muharebesi gerçekleşti.

1189 – I. Richard, Westminster Abbey‘de taç giydi.

1260 – Memlûkler, Moğolları Ayn Calut Muharebesinde yendi.

1783 – İngiltere, Paris‘te imzalanan antlaşma ile ABD‘nin bağımsızlığını tanıdı.

1971 – Katar, Birleşik Krallık‘tan bağımsızlığını ilan etti.

Anne Jackson (d. 1925)

Jean Jaurès (d. 1859)

Katyna Ranieri (ö. 2018)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eyl 03

AY’DAN GELİP ATATÜRK’ÜN HUZUNA GETİREN SEBEP.

AY’DAN GELİP ATATÜRK’ÜN HUZUNA GETİREN SEBEP.

20 Temmuz 1969’u gösterdiğinde APOLLO 11’İ ve 1,5 milyar insan televizyonlarına odaklanmış Neil Armstrong’un Ay’da yürüyecek olmasını heyecanla bekliyordu.

Kendisi de o an TV başındaydı. Tullahoma’da bir evde. Yanında da bir düzine bilim insanı…

Sunucu o an beklenmedik bir haber verdi

“Astronot Armstrong’un bilgisayarı bozuldu, Ay’a iniş yapamayacak!” Bu ana şahitlik edenler üzüntü verici bu haberi alınca büyük bir hüsrana uğradı.

Elbette Tullahoma’da bu evdeki bilim insanları da sukut-u hayal içindeydi. Sonra içlerinden biri, “Telaşa gerek yok, Neil modülü Ay’a indirebilir. Bilgisayarın bozulma ihtimaline karşı, manuel olarak indirebilmek için üzerinde 1,5 yıl çalıştı” dedi.

Bu cümle üzerine şaşkınlığa uğrayan bilim insanları, “Sen nereden biliyorsun be Türk?” deyince yanımda bulunan ve o vakit 32 yaşında olan bu bey; “Ben Arsev Eraslan, NASA’da Apollo 11 Projesinde yazılım ayağında çalışıyorum” dedi. Evet yanımdaki bu adamın tahmini doğru çıkmıştı, Armstrong bilgisayarın bozulması üzerine manuel olarak modülü Ay’a indirmişti. 1,5 milyar insan izlemiş, insanoğlunun Ay’a ayak basmasından ötürü gururlanmıştı.

Eraslan’ın NASA’daki görevi ise modülün Dünya’ya dönüşü yani “re-entry” yazılımlarını gerçekleştirmekti. Yanında da üç öğrencisi vardı. “Yazılımları biz yaptık” diye anlatırken konuşmanın bir yerinde “hem yazılım yapıyorum hem de o üç öğrenciye iş öğretmeye çalışıyorum” dedi.

Ağzından bir şey kaçırmıştı sanki…

“Nasıl yani öğrencileriniz yazılım bilmiyor muydu?” diye sorduk, mütevazı bir şekilde “yazılımların hepsini ben yaptım” diye utanarak yanıtladı soruyu. Evet, bu bey Armstorng, Collins ve Aldrin’in Dünya’ya sağ salim dönmesi için gerekli yazılımları gerçekleştirdi.

Yani Eraslan’ın yaptığı yazılımlar olmasaydı o modül Dünya’ya inemeyecekti.

Başka ne mi yaptı? :

*ABD’deki tüm nükleer santrallerin çevreye olan etkisini minimuma indirmek için yazılım geliştirdi,

*Ay’da kristallerden mücevher yetiştirmek için yazılım geliştirdi,

*Suçluyu yüzünden tanıyan dünyadaki ilk 3D Yüz Tanımlama Teknolojisini geliştirdi.

Bu yazılımla 1999 senesinde ABD’de ödül kazandı. Yani günümüzde kullanılan yüz tanımlama ilk kez bir Türk’ün yani bu yanımdaki beyefendinin geliştirdiği teknoloji ile hayat buldu. Uzun süre NASA’da bilim insanı olarak görev aldı, ABD’deki birçok üniversitede profesör olarak öğrencileri ve NASA personelini eğitti.

Peki nereden merak sardı buna?

Babasının kitaplarından! Uçak teknolojisi ve havacılıkla ilgiliydi bu kitaplar.

İçinde ABD’nin Japonya’yı bombaladığı uçağın fotoğrafını gördü ve maketini yaptı. Henüz ilk okuldaydı ve model uçak yapıyor, kitaptaki gibi aynı şekilde boyuyor, pervanelerini takıyordu. O kadar çok model uçak yapmıştı ki evin bir odası dolup taşmıştı.

Babası Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk uçak mühendisi Necdet Eraslan’dı. Atatürk, Necdet Eraslan’ı Fransa’ya gönderdi ve Paris’te 1928’da Ecole Nationale Superieure de L’Aeronautique’te havacılık ve uçak mühendisliği öğrenimi gördü. Sonrasında ABD’ye 1937’de Türkiye için satın alınacak uçakların temini için bizzat Atatürk tarafından gönderildi.

Sonra ne mi oldu?

Necdet Eraslan,

*Türkiye’deki ilk dizel motoru imal etti.

*Su türbinleri yaparak elektrik üretti.

*‘Karman Line’ yani dünya ile uzayın birleştiği çizgiyi ortaya çıkaran dünyaca ünlü bilim insanı Theodore von Karmán’ın

“Gel ABD’de kal sana profesörlük verelim” teklifini

“Atatürk’ün ülkesinde yapmam gereken işler var” diyerek reddetti.

*İstanbul Teknik ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde profesör olarak çalıştı.

*1963’te ABD’ye profesör olarak gitti Necdet Eraslan.

Louisiana State University Makine – Uzay Havacılığı bölümünde profesörlük yaptı.Bir yandan da NASA’daki görevlilere ders verdi.

Bu öğrencilerin hepsi Apollo 11 projesinde çalıştı. Yani baba Necdet Eraslan da Ay’a gidilmesi için dolaylı olarak katkı sağladı.

*24 adet kitap yazdı,

*Motor ateşlemesi konusunda büyük çabalar kat etti,

*TÜBİTAK’ın kurulmasının fikir babası oldu.

*Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk uçak mühendisi olarak tarihe geçti. Bu baba oğul “Atatürk’ün izinde” bilimi geliştirerek Ay’da yürünmesini sağladı.

Bu Türk’leri biliyor muyduk?

Ne yazık ki hayır. Görevimiz; “Atatürk’ün izinde giden” bu insanları ortaya çıkarmaktır.

Bu bağlamda,

“Atatürk’ün İzindekiler” isimli kitabımda kısa da olsa yer verdiğim bu baba-oğul onlar bilimin ışığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bu ülke ve insanlık adına önemli işlere imza attılar. Onların ortak noktası “Atatürk’tü” ve O’nun aydınlattığı yoldu. Gittikleri yol ise O’nun iziydi. O izi takip eden birileri daha vardı. Nasıl mı?

ABD Başkanı Nixon’un özel uçağı 20 Ekim 1969 saat 11.55’te Ankara Esenboğa Havalimanı’na iniş yapar. Bu uçaktan inen kişiler Ankara caddelerinde üstü açık bir Cadillac ile geçerler ve kendilerini bekleyen Ankaralıları selamlarlar. Bu heyet, büyük saygı duydukları birini görmeye gelmiştir. Saygı duruşunda bulunup çelenk bırakırlar.

Saygı duydukları bu kişi 1930’ların başında Eskişehir’de “Çok değil yüz yıla kalmaz insanoğlu Ay’a gidecektir” sözünün sahibidir. Heyetin gittiği yer Anıtkabir, saygı duruşunda bulundukları kişi ise “Mustafa Kemal Atatürk’ten” başkası değildir. Bu arada Atatürk’ü ziyaret eden bu kişiler kim diye soracak olursanız; Apollo11 projesiyle Ay’a giden üç kişilik mürettebat; Neil A. Armstrong, Michael Collins ve Edwin E. Aldrin’dir !!!???..

Kaynak: Tolga Aydoğan; Atatürk’ün İzindekiler.

Posted in Gündem | AY’DAN GELİP ATATÜRK’ÜN HUZUNA GETİREN SEBEP. için yorumlar kapalı
Eyl 02

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

2 Eylül: 1938 Hatay Devleti Millet Meclisi Açılış Günü

MÖ 47 – Jül Sezar‘ın oğlu olarak kabul edilen Caesarion, annesi VII. Kleopatra ile birlikte tahta çıktı.

1666 – İngiltere tarihindeki en büyük felaketlerden olan Büyük Londra Yangını başladı.

1938 – Hatay Devleti Millet Meclisi açıldı. Tayfur Sökmen Hatay devlet başkanı seçildi.

1945 – II. Dünya Savaşını bitiren Japonya’nın teslimiyet belgesi, Missouri zırhlısında imzalandı.

1945 – Ho Chi Minh yeni kurulan Vietnam Demokratik Cumhuriyeti‘nin devlet başkanlığına seçildi.

William Rowan Hamilton (ö. 1865)

Keanu Reeves (d. 1964)

Alfons Gorbach (d. 1898)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eyl 02

VLADİMİR VİLADİMİROVİÇ PUTİN

VLADİMİR VİLADİMİROVİÇ PUTİN


Dünyanın kaderini belki de bir çift ayakkabı değiştirdi. İkinci Dünya Savaşı’ydı. Savaş bölgesinden memleketi olan Leningrad (St. Petersburg) izne gelmiş bir asker, evinin bulunduğu caddeye doğru giderken Alman bombardımanı sonucu ölenleri taşıyan bir kamyonla karşılaşır. Ölüler “toplu gömülmek” üzere mezarlığa götürülüyordu. Cesetlerin arasında askerin dikkatini çeken bir şey vardı; bir ayakkabı…
 
Eşine aldığı ayakkabıya benziyordu. Eve gidip gitmeme konusunda tereddüt geçirdikten sonra, görevliye, “ayakkabıyı giyen ölüyü görmek istediğini” söyler. Görevli izin verir. Asker kamyona çıkıp, cesede bakar… Karısıdır… Görevliye “cesedin kendi karısı olduğunu onu alıp kendisinin gömmek istediğini” söyler. Görevlinin yardımıyla ceset indirilir. Asker karısının zor da olsa nefes aldığını görür ve onu alıp hastaneye götürür… Yapılan müdahaleler sonucu kadın kurtarılır, iyileşir ve normal hayata döner…
 
İşte o kadın hamile kalır ve 7 Ekim 1952’de Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Vladimiroviç Putin’i doğurur… Tesadüfün böylesine ne demeli… En umulmadık yerlerde ve zamanlarda insan aklının zor kabul edeceği dramlar yaşanabilir.
 
Kaynak: Hillary Clinton’ın “Zor Seçenekler” adlı kitabından…

Posted in Hikayeler | VLADİMİR VİLADİMİROVİÇ PUTİN için yorumlar kapalı
Eyl 01

TARİHTE BUGÜN

1 Eylül: Özbekistan Bağımsızlık Günü

1920 – Fransızlar, başkenti Beyrut olan Büyük Lübnan devletini kurdu.

1923 – Japonya‘da 7,9 Mw büyüklüğünde deprem oldu: 105 bin kişi öldü.

1939 – Nazi Almanyası‘nın Polonya‘ya saldırması üzerine, II. Dünya Savaşı başladı.

1969 – Muammer Kaddafi, Libya‘da askeri bir darbeyle Kral I. İdris‘i devirdi.

1991 – Özbekistan, Sovyetler Birliği‘nden bağımsızlığını ilan etti.

Johann Pachelbel (d. 1653)

Marin Mersenne (ö. 1648)

Gloria Estefan (d. 1957)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eyl 01

POMPEİ’NİN TAŞLAŞAN SAPIKLARI!

Bir gün mutlaka Türk’ün vatanında Türk’e horozlanan tüy dökmüş uyuz tavukların her biri ihanetlerinin karşılığını görerek ait ve lâyık oldukları tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır.

Yıl 1953

Alman radyosu.

Konuşan kişi der ki; ”Tanrının bir ismi daha olsa mutlaka o isim TÜRK olurdu”

Ünlü bir Alman düşünürünün;

”Şu Türkler gelip Almanya’yı da alsalardı, ancak bu sayede insanca bir hayat yaşayabilirdik” sözü, Türk’ün asalet ve insaniyetinin en güzel bir ifadesidir sanırım.

İçimizdeki Türk ve devlet düşmanı sapıklar bilsinler ki;

Fıtrattan gelip genlerimizde mevcut olan ‘’TÜRKLÜK MAĞMASI’’ volkanik patlamalarla kızgın lavlara dönüşüp hainlerin üzerlerine akarak, ilâh-i adâletin tecellisiyle her bir haini Vezüv Yanar Dağı’nın eteklerinde ki Pompei şehrinin sapıkları gibi taşlaşmış iğrenç fosillere döndüreceği günlerin arifesindeyiz.

SAHTE BİR OSMANLICILIK VE DİN KİSVESİ ALTINDA TÜRK DÜŞMANLIĞI YAPANLAR BİLSİNLER Kİ;

Türk düşmanlığı ne büyük imansızlık ne büyük alçaklıktır!

Türk’ün yurdunda yaşayıp, Türk’ün imkânlarından, merhamet ve insaniyetinden istifade edip de Türk’e karşı nankörlük edenlerin her biri insanlıktan nasipsiz, iman fukarası birer soysuz olup, asla kendilerine itimat edilmemelidir!

Türk’ün farklılığı.

İslâm’ı, ”sırat-ı müstakim” çizgisinde yaşamayı gaye edinen Türkler, İslâm’ı yaşarken; ruh âlemleri ve dünyevi yaşantılarında hem kendileri mutlu olmak hem de dünyanın diğer milletlerini bu mutluluktan pay sahibi yapmayı insani ve İslami bir erdem olarak görmüşlerdir.

VE YİNE BİLSİNLER Kİ;

Türkler, diğer Müslüman milletlerle kıyaslanamayacak kadar büyük bir farklılık arz eder. Allah, hayanın onda dokuzunu Türklere vermiştir.

Türkler Cesurdur, tevazu sahibidirler…

Deli beyindirler, korku nedir bilmezler…

Fedakârdır, şehadet sevdasıyla Allah yolunda kanını sebil etmek için ziyadesiyle cömerttir…

Başkalarına asla zulmetmez ve onları yok etme gibi sufli bir emel taşımazlar…

TÜRKLERİN MEDENİYET ANLAYIŞI;

Merhamet- Sevgi- Tevazu- Mutluluk- Türk töresi, İslâm ahlâkı ve bütün bu güzellikleri başkalarıyla da paylaşım isteği üzerine kuruludur.

Bu anlayış, Türkleri diğer milletlerden farklı kılıcı bir özelliktir.

Zira bu anlayışın kaynakları, Türk töresi, Hak ve adâlet gibi duygulardan oluşan bir değerler manzumesidir…

TÜRK OLMAK;

Soylu, asil ve yüksek karakter sahibi, yaratılışında kendisine bahşolunan NEFHA-İ İLÂH-İ’NİN şuurunda, adâlet ve merhamet ehli, cesur ve cömert olmak demektir…

TÜRK MİLLETİ;

Binlerce yıllık tarihi içinde Dili, Kültürü, Töresi, Dini inançları ile yaşayan, asla ve asla zulmetmeyen, hâkimiyet sahasında hayat süren insanların soyu, sopu, inancı ne olursa olsun, onların da mal, can ve namus emniyetlerini garanti altına almayı insani bir görev bilerek yaşayan, hâlen de yaşamaya devam eden, kıyamete kadar da yaşayacak olan, Cenab-ı Allah tarafından seçilerek İslâm’a muhtar kılınan, mübarek ve müstesna bir millet olup, insanlık âleminin en nadide süsü ve paha biçilemez bir kolyesidir!

(Bak; Mâide Sûresi Ayet- 54)

Allah, insanlığın istifadesine TOPRAK, SU, HAVA ve TÜRK gibi dört müstesna nimet sunmuş olup; İnsanlar ilk üçü ile biyolojik varlıklarını sürdürürlerken, Türk’ün ise hâkim olduğu coğrafyada, Adâlet ve Hakkaniyet ölçüleri içerisinde, Mal, Can ve Namus emniyetleri sağlanmış bir şekilde mutlu ve müreffeh bir hayat sürerler.

Böyle bir milletin düşmanı olmak;

Ne büyük bir imansızlık, nankörlük, seviyesizlik,

Sınırsız alçaklık ve ne büyük bir canavarlıktır!

YÜCE ALLAH, MAZLUM TÜRK’ÜN YANINDADIR!

Fıtrattan gelip genlerimizde mevcut olan ‘’Türklük magması’’ volkanik patlamalarla kızgın lavlara dönüşüp hainlerin üzerlerine akarak, ilâh-i adâletin tecellisiyle her bir haini Vezüv Yanar Dağının eteklerinde ki Pompei şehrinin sapıkları gibi taşlaşmış iğrenç fosillere döndüreceği günlerin arifesindeyiz.

9 Nisan 2026

Alıntı: Orhan Kılıçoğlu

Posted in Gündem | POMPEİ’NİN TAŞLAŞAN SAPIKLARI! için yorumlar kapalı