Eki 05

TANINMIŞ BİR “ZINDIK”

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TANINMIŞ BİR “ZINDIK”
Müslümanların nasıl kandırıldığına Bîrûnî (973-1048?) gibi büyük Türk âliminden örnek verelim:
“Bir tarih kitabında okuduğuma göre Halife Mansur zamanında Kûfe valisi olan Ebû Cafer b. Süleyman, Maniheistlerden Ma’n b. Zâide’nin dayısı Abdülkerim b. Ebu’l Avca’yı hapsettirmiş. Adamın Bağdat’ta pek çok hâmisi varmış. Bunlar Mansur’dan Muhammed’e onu öldürmemesi için bir mektup yazmasını rica etmişler. Abdülkerim kendisiyle ilgili bir mektup geleceğini ümit ediyormuş. Güvendiği adamı Ebu’l Cabbar’a gizlice şöyle demiş: ’Eğer emîr infazımı üç gün ertelerse, kendisine yüz bin dirhem vereceğim. ‘Ebu’l Cabbar bu sözü Muhammed’e iletmiş. O da ’Ben onu unutmuştum, iyi ki hatırlattın. Cuma namazından döndüğümde tekrar hatırlat’demiş. Ebu’l Cabbar namazdan sonra konuyu hatırlatmış. Bunun üzerine emîr onu zindandan çıkartıp boynunun vurulmasını emretmiş. Adam öldürülmesinin kesin olduğunu anlayınca şöyle demiş: “Valla, siz şimdi beni öldüreceksiniz ama, size şunu söyleyeyim ki (kitaplarıma) helali haram, haramı helal yapan dört bin hadis koydum. Oruçlu olmanız gereken günde orucunuzu yedirdim, bayram yapmamız gereken günde oruç tutturdum.” Sonra boynu vurulmuş. O öldükten sonra da kendisiyle ilgili mektup gelmiş. Allah bilir onların sarıldıkları bu ince cin fikirli yorum da bu mülhit herifin eseridir!”  (Ebû Reyhan el-Bîrûnî, Maziden Kalanlar, Arapçadan çev. D. Ahsen Batur, 2011, s. 118-119).
Mansûr (714-775), Abbasî halifesidir. Abdülkerîm b. Ebü’l-Avcâ (öl. 772), tanınmış bir “zındık”tır. Zındık Müslümanların kafasını bulandırmayı bilmiştir.
Zamanımızda soyguna, nüfuz ticaretine, rüşvete fetva verenlerin hadis uyduran Abdülkerîm b. Ebu’l-Avcâ’dan ne farkı var?
Halk İslâmının ana kaynağı merdiven altı Kur’ân kursları ve pıtrak gibi biten imam hatiplerdir. Bunların bütün derdi “arka bahçe” dir. “Arka bahçe”yi ne kadar genişletirlerse o oranda saltanatları uzayacak ve fetva mucibince o oranda cebimize el uzatacaklardır.
Yarım hoca ya insanı imandan eder ya da Allah ile insan arasına perde koyar ve insanı insana kul eder. 
 
Bu da bir “EŞEK HERİFLİK” (K.Ş)
 
Kaynak: Arslan Tekin  http://www.yenicaggazetesi.com.tr/
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | TANINMIŞ BİR “ZINDIK” için yorumlar kapalı
Eki 04

Viktorya (Viktoria) İşareti..

zafer-isareti_541497
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Viktorya (Viktoria) İşareti..
Kaynağı belirlenenmeyen bir inanışa göre V işareti 1415 yılında İngiltere ile Fransa arasında yapılan Agincourt Savaşında doğmuştur. Hikayeye göre Fransızlar çok etkili bir silah olan İngiliz oklarını atan yaycıların esir edildiklerinde oku atmak için kullandıkları iki parmaklarını keseceklerini ilan ederler. Savaştan İngilizler galip geldiğindeyse galip okçular Fransızlara kesilmemiş parmaklarını göstereceklerdir. Tarihçi Juliet Barker, bu savaşta İngiliz saflarında yer alan Jean Le Fevre’den yaptığı aktarımda İngiltere kralı V. Henry’nin bu konuya değindiği bir konuşma yaptığını söyleyecektir. Tarihte V işaretine yapılan ilk gönderme ise 16.yüzyıl mizahçılarından François Rabelais’in eserlerinden görülür. 20. yüzyılın başlarında argo hareket olarak yer alacaktır.
V işareti, elin diğer parmakları kapalıyken işaret ve orta parmağının açık ve birbirinden ayrık durumuna verilen isimdir. İçe bakan avuç ile yapıldığında İngiltere’de argo anlama gelmektedir. II. Dünya Savaşı sırasında Zafer işareti (İngilizce Victory kelimesinin baş harfi olan V’yi simgeleyecek şekilde) olarak dönemin İngiltere başbakanı Winston Churchill tarafından yaygınlaştırılmıştır. ABD’de ve daha sonra 1960’lı yıllardan itibaren bütün dünyada barış anlamına gelmek üzere kullanılmıştır.
Tüm dünyada kendini sol paydada gören kitlelerin olmazsa olmaz işareti.esin kaynağı victory sözcüğünün v sidir.
Türkiye için bölücülükle, pkk yandaşlığıyla, etnik Kürtçülükle eş anlama gelmiş işarettir, ha ayrıca o ellerini kaldırıp zafer işareti yapan kırmızı, yeşilli, sarılı yurdum insanı zaten yüzyıllardan beri inisiyatif nedir bilmiyor kim ne derse onu yapıyor.
Diğer elle de gözler kapatılınca tamamlanan anarşik işareti.
Anlayacağınız bir işareti bile ithal ediyorlar. Öz kültürlerini küçümsüyorlar. Herkes layığını bulur.(K.Ş)
 
Kaynaklar : 1-https://www.google.com.tr/webhp?sourceid=chrome-instant&ion=1&espv=2&ie=UTF-8#q=viktorya%20i%C5%9Fareti
                     2-http://www.uludagsozluk.com/k/zafer-i%C5%9Fareti/
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | Viktorya (Viktoria) İşareti.. için yorumlar kapalı
Eki 03

KURBAN

Kurban Bayramı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KURBAN
Kur’an’da Maide Suresi 27. ayetinde Habil ile Kabil iki kardeşin sunduklarından bahsedilirken kurban sözcüğü kullanılmaktadır. Bu sunuda kardeşlerden Habil hayvan kurban eder. Bu insanlık aleminin Yaradana sunduğu ilk kurbandır. Kabil ise yetiştirdiği çürük sebze ve meyvelerden sunu yapar. Sebze ve meyvelerden yapılan sunu kurban yerine geçmez. İslamda bugün anlaşılan kurban kavramı İbrahim (as) ile İsmail‘ (as) atfedilen, içinde boğazlama eylemiyle birlikte adanmışlık duygularını ifade eden kıssa oluşturur.
“(Oğlu) yanında koşma çağına gelince: “Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?” dedi. “Babacığım sana ne emrediliyorsa yap. Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın.” dedi. Ne zaman ki ikisi de bu şekilde teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağı üzerine yıktı.”(Saffat Suresi: 102,103)
Fakat Allah’ın bu manevi adanmışlığı kabul edip, bunun bir sınama olduğunu onlara belirtmesi ve onlara bir kurbanlık hayvan göndermesiyle anlatı sonlanır:
“Ve ona şöyle seslendik: “Ey İbrahim rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız.” “Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.” dedik. Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.”(Saffat Suresi, 104-107)
Şu anda İslamdaki Kurban anlayışını yerine getirmedeki üzüntümüz, sıkıntımız, burukluğumuz İslam dünyasının kurban edilmesidir
 Her ne vesileyle ya da bahane ile olursa olsun buna sebep olanlar er ya da geç cezalarını çekecek, belalarını bulacaklardır. Büyük şeytan, küçük şeytan ve bütün sülalesi bir olmuş Türk İslam dünyasının Emperyalizme kurban edilmesi için uğraşmaktadırlar.
 
ÜZÜNTÜLER, SIKINTILAR, KAYGILAR ve KANLAR İÇERİSİNDEKİ İSLAM DÜNYASI’DAN BİR ÜMİT, BİR KURTULUŞ IŞIĞI BEKLEYEREK KURBAN BAYRAMINIZI KUTLAR TÜRK İSLAM  ALEMİNE HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİM..
 
İlk Kurban Habil’in Koçu’dur. İsmail (as) için gönderilen koç Habil’in koçudur.  (Maide Suresi 28)
ilkkurban32ea339a 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | KURBAN için yorumlar kapalı
Eki 03

Erdoğan Irak’ta kime hizmet ediyor?

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Erdoğan Irak’ta kime hizmet ediyor?
Ona göre millete ama hangi millete?
Irak’ta bakınız neler oluyor…
İsrailoğullarının Babil’e öfkesi büyüktür. Babil bugün yakılan yıkılan, öldürülen Irak’tır. İsrailoğulları’nın bu öfkesi altında Yahudi tarihinde de yer alan Babil işgali ve sürgününün olduğu açıktır. O süreçte Kudüs işgal edilmiş, Yahuda Krallığı yıkılmış, Süleyman Mabedi Tanrı’nın Konutu yok edilmiş ve en on bin Yahudi asilzadesi ile sekiz bin kişi Babil’e sürgün edilmiştir.  Anlaşılan o ki İsrailoğulları’nın tarihin bu sayfasına duyduğu öfke, Yahudi Peygamberi Yeşaya’nın kehanetlerine de yansımıştır. Bu kehaneti okuyunuz: “…Amots oğlu Yeşaya’nın Babil’le ilgili bildirisi: Çıplak dağın tepesine sancak dikin! Dağlardaki kalabalığın gürültüsünü dinleyin!.. Tanrı bir orduyu savaşa hazırlıyor. Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor. Feryat edin! Tanrı diyor ki, kötülüğünden ötürü dünyayı, suçlarından ötürü kötüleri cezalandıracağım. Kibirlilerin küstahlığını sona erdirecek, Zalimlerin gururunu kıracağım. İnsanı saf altından, ofir altınından daha ender kılacağım. Gazaba geldiğim, öfkemin alevlendiği gün gökleri titreteceğim, yer yerinden oynayacak. Herkes kovalanan ceylan gibi, çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, ülkesine kaçacak. Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, evleri yağmalanacak, kadınlarının ırzına geçilecek… Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medler’i onlara karşı harekete geçireceğim. Oklarıyla gençleri parçalayacak, bebeklere acımayacak, çocukları esirgemeyecekler[2].” Kehanette geçen ‘Tanrı bir orduyu savaşa hazırlıyor. Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor’, ifadesi adeta okyanus ötesinden gelen ABD’nin nasıl Irak/Babil’i nasıl parça parça etmiş olduğunu düşündürüyor. Hele ki ‘Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, Evleri yağmalanacak, Kadınlarının ırzına geçilecek’ ifadesiyle ABD’li askerlerin Iraklıları, sanki atari oyunu oynar gibi, üstün harp ve silah araçlarıyla nasıl vurması, çocukların öldürülmesi ve de kadınların ırzına geçilmesi olayları yan yana getirildiğinde, nasıl bir kurgu ile karşı kaldığımız apaçık görülüyor. Yakın tarihimizin son elli yılına bakıldığında, ya bu kehanetlerin doğru olduğu ya da küresel bir gücün bu kehanetleri dikkate alarak Orta Doğu’da savaş planları yaptığı ve uyguladığı düşünülebilir. Çünkü kehanette geçen, ‘Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medler’i onlara karşı harekete geçireceğim. Oklarıyla gençleri parçalayacak, bebeklere acımayacak, çocukları esirgemeyecekler’ ifadesine baktığımızda, 1980-90 arası süren Irak-İran savaşı bu çerçevede masaya yatırılabilir. Irak; Asur-Babil’in devamı, İran; Med-Pers’in devamıdır. ABD ve İsrail, kimi Irak’ı kimi İran’ı destekleyerek, İran-Irak savaşını başlatmıştır. On yıl süren bu savaş sonuçsuz kalmış ancak her iki ülke de kaynaklarını tüketmiştir, hem insan hem ekonomi açısından. Şimdi bu kehanete İsrail’in 1982’de Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’de yayınladığı şu planı ekleyiniz: “…Bir taraftan petrol zengini olan ancak diğer taraftan parçalanmış bir ülke olan Irak’ın İsrail’in hedeflerine aday olması garantidir. Bizim için Irak’ın feshi, Suriye’nin feshinden bile daha önemlidir. Irak Suriye’den daha güçlüdür. Kısa vadede İsrail’in en büyük tehdidi Irak’ın gücüdür. Bir Irak-İran savaşı Irak’ı parçalayacak ve bize karşı geniş bir cephede çatışma organize etmesine imkân vermeden çökmesine sebep olacaktır. Araplar arasındaki her türlü çatışma kısa vadede bize yardımcı olur ve Suriye ve Lübnan’da olduğu gibi önemli bir hedef olan Irak’ın parçalanması için yolu kısaltır. Osmanlı döneminde Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da etnik/dini bazda bölgelere bölünme mümkündür. Üç büyük şehir etrafında üç (veya daha fazla) eyalet var olacaktır: Basra, Bağdat ve Musul ve güneydeki Şii bölgeler Sünni ve Kürt kuzeyden ayrılacaktır …” Şimdi bunlara ABD’nin BOP siyasetini ekleyelim: ‘Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir. Ankara’nın önünde bulunan Kürt sorunu son on yıl içerisinde bir miktar kolaylaşmış olmasına rağmen, baskı yakın tarihlerde tekrar yoğunlaşmıştır ve Türkiye’nin doğusundaki beşte birlik bölümü işgal edilmiş bir bölge olarak görülmelidir. Suriye ve İran Kürtleri de mümkün olsa bağımsız bir Kürdistan’a katılmak isterlerdi. Ayrıca Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır. 5,000 yıllık tarihten bir diğer kirli sır da şudur: Etnik temizlik işe yarar’. Şimdi size soralım, Irak’ta neler oluyor, diye… Her şey açık değil mi… Bu noktada ABD, İsrailoğulları’nın kutsallarını oynuyor. Erdoğan da izlediği siyasetle buna hizmet ediyor… Erdal Sarızeybek [1] Tanah/Tevrat, 2.Krallar, Bölüm 24: 14-16. [2] Tanah/Tevrat, Yeşaya, Bölüm 13: 1-16.
 
Haberin Tamamı İçin: http://www.sarizeybekhaber.com/haberler/erdogan-irakta-kime-hizmet-ediyor-h807.html
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Erdoğan Irak’ta kime hizmet ediyor? için yorumlar kapalı
Eki 02

Altın Sözler

images

 

 

 

 

 

 

 

 

* Bir kişiye yapılmış haksızlık, bütün topluma yöneltilmiş bir tehdittir. MONTESQUİEU

* Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik, bu dünyadan istediğimiz gibi gidemeyiz. ÖMER HAYYAM

*  Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır. (Balzac)

* Camdan evde oturanlar başkalarına taş atmamalıdırlar. G. NERBERT

* Cesaret insanı zafere, korkaklık ölüme götürür. SENECA

* Çalışma, doğanın anasıdır; mutlak bir dinlenme ölüm demektir. PASCAL

* Dil, bir ulusun aynasıdır. Bu aynaya baktığımız zaman, orada kendimizin gerçek yankısını görürüz. SCHİLLER

* Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter. A. NİHAT ASYA

* Dünya değirmen taşına benzer, her saat nice kalpler öğütür. SEYH SADİ

* Düşünmediğim zaman, yaşamadığım zamandır. REMBRANTD

* Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele basarı ile sonuçlandırmak çok zordur. ZİYA GÖKALP

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Eki 01

Propaganda Yöntemi

images (2)
 
 
 
 
 
 
 
 
Hitler’in Propaganda Yöntemi
“Büyük halk kitlelerinin anlayışı gayet sınırlıdır, zekaları azdır ama unutma güçleri muazzamdır. Bu gerçeklerin sonucu olarak her türlü etkili propaganda sadece birkaç noktanın belirtilmesi şeklinde sınırlandırılmalı, bu noktaları sloganlar halinde vermeli; ta ki kitlenin en son üyesi bile sizin sloganınız sayesinde kendisinden ne istediğini anlasın. Bu sloganı feda ettiğiniz ve meseleyi çok taraflı olarak anlatmaya kalktığınız anda etkiniz silinecektir, çünkü kitleler verdiğiniz bilgileri ne hazmedebilir ne de hatırda tutabilir. Bu şekilde sonuç zayıflar ve nihayet tamamıyla ortadan kalkar. Kurnazca ve devamlı propaganda ile insanları cennetin cehennem, cehennemin cennet olduğuna inandırmak mümkündür. Propagandanın etkili olabilmesi için en dar zekaya göre ayarlanmış olması, heyecanlara hitap etmesi düşünce ile hiçbir ilgisinin bulunmaması gerekir. Erişilmek istenen insan kitlesi ne kadar büyükse, bu kitlenin anlayış seviyesi o kadar düşük olur. Yalanın büyüklüğü ona inanılmasını sağlayan başlıca faktördür. Kitlelerin ilkel basitliği içinde büyük bir yalan, ufak bir yalandan daha etkili olur, çünkü kitleler küçük işlerde daima yalan söylerler ama büyük bir yalan atmaktan çok utanırlar. Bu yüzden büyük kalabalıklar bu kadar büyük bir yalandan hiç şüpheye düşmezler, bir insanın gerçeği bu kadar saptıracak kadar ileri gideceğine inanmazlar. Kısacası yalan ne kadar büyük olursa, kitlelerin ona inanması ihtimali o kadar artar.
Bir başka temel propaganda ilkesi de tek düşman ilkesidir. Halka aynı zamanda birden çok düşman göstererek onun kafasını karıştırmamak gerekir. Tek bir düşman üzerinde durun ve halkın nefretini o düşman üzerinde yoğunlaştırın.”
Bu propaganda yöntemleri kime aittir biliyor musunuz? Hitler’e…
Hitler, Yahudileri tek düşman gösteriyordu… Ya Türkiye’de özellikle 17 ve 25 Aralık operasyonlarından sonra tek düşman olarak kim gösteriliyor? 
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akpnin-buyuk-yalani-patladi-31897yy.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Propaganda Yöntemi için yorumlar kapalı
Eyl 30

Vatandaş Avucunu Yaladı

market-artiklari-ile-gecinen-aileler-44.HaberCity.net
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Vatandaş Avucunu Yaladı
 
Bolluk rahvan geldi gitti tırısla
Beceri kazandı özel bir kursla
Bıkmadan bekledi ümitle, hırsla
            Mazeret ardına mehil uladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
Bizdendi, sizdendi adam seçerken
Her yerde vampirler saf kan içerken
Şu kısacık ömür dertle geçerken
            Sorumlular yalanları suladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
Bir kalın enseli torpil bulmalı
Ya paralı, ya da ünlü olmalı
Hiç mi hiç olmazsa “sıfırla”malı
            Suçlular da suçsuzları daladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
Kimisi dünyayı sımsıkı tuttu
Kimi gidiyordu kefeni yırttı
Çoğu kaymakları yaladı, yuttu
            Haramları, helallerle buladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
O mübarek oyumuzu yoydular
Cana, mala bile hep göz koydular
Yediden yetmişe bizi soydular
            Mezarlığı da, üstüne tapuladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Vatandaş Avucunu Yaladı için yorumlar kapalı
Eyl 29

“GÜÇ BENDE ARTIK” DİYENLERE KUL, KÖLE OLMAK

diktatorler-tatilde-E51B-E24C-283D
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“GÜÇ BENDE ARTIK” DİYENLERE KUL, KÖLE OLMAK (K.Ş.)
Her türden sistem, mevcudu muhafaza için başı (iktidarı) güçlendirmeye, bünyeyi (üyeleri) ise zayıf tutmaya özel bir önem verir. Böylece zayıf kişilikler ayakta kalabilmek için, kendilerini daha çok başa (güç sahibine) bağlı olmak zorunda hissederler.
Güç sahipleri de hâkimiyetlerini sürdürebilmek için çok daha güçlü odaklara bağlı kalmak durumundadır. Toplumlar, daha çok da Doğu toplumları bu anlamda bir güçler hiyerarşisi biçiminde örgütlenmişlerdir.
Değerler ve gelenekler bağlamında Türk toplumunda gücün soyut hiyerarşik ve manevi bağlantılarından söz edilebilir. Türkiye, her şeyin ailede babadan, iş yerinde patrondan, inançta şeyhten, okulda öğretmenden, ekonomik hayatta ise devletten beklenmesi diye bir geleneğin olduğu ülkedir.
Bu durum bağımlı, edilgen ve emir almaya hazır insanlar çıkarmıştır. Süreç yüzyıllar süren hem maddi hem de manevi yönden kendine özgü bir nevi zihinsel gen, yaşam ve düşünce biçimleri üretmiştir.
Fromm, süreci otoriteye iltica ya da “özgürlükten kaçış” olarak nitelendirir: “Kişinin kendi bireysel özünün bağımsızlığından vazgeçmesi ve kendi özünü kendi dışındaki bir insanla ya da bir şeyle kaynaştırma eğilimi” içine girmesidir.
 
Bu güne kadar ne çektiysek benzer zihniyetler yüzünden çektik..(K.Ş)
 
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdoganin-iktidarini-besleyen-kaynaklar-31893yy.htm
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | “GÜÇ BENDE ARTIK” DİYENLERE KUL, KÖLE OLMAK için yorumlar kapalı
Eyl 28

“EŞEK HERİFLİK” (2)

143344
 
 
 Robot  ta olsa Eşek Eşektir.
 
 
 
 
“Bed asla necabet mi verir hiç üniforma,  
Zerdüz palan vursan eşşek yine eşşektir.”     Ziya Paşa
 
Açıklaması:  eşşeğe altın işlemeli * semer de vursan, eşşek yine eşşektir, hatta eşşoğleşşektir.
 
 
 
 
 
“EŞEK HERİFLİK” (2)
General Napolyon 1804’te İmparator oldu. Gelişen olaylar bizim Fransa’ya yaklaşmamızı gerektiriyordu. 3. Selim, büyük bir duyarlılıkla ’olanları unutup’devletin geleceği için, Fransa’ya dostluk gösterisinde bulunmaya karar verdi. Bu konuda bir de fırsat doğdu; Napolyon, 1805’te Österliç’te Rusya ve Avusturya ordularını yenmişti. Selim Han, derhal harekete geçerek, Napolyon’un “Österliç Zaferi”ni kutlamak için Ahmet Muhip Efendi’yi elçi olarak gönderdi… Aslında elçinin gizli görevi, Osmanlı’nın Rus ve İngilizler tarafından ayrılıp, Fransa’nın yanında yer alacağını hissettirmekti. Napolyon’un zaferini kutlama konusu işin bahanesiydi. İşte elçinin asli görevi, bu birlikteliğin zeminini hazırlamak idi!
Efendi, Fransa’ya vardı. İmparator Napolyon ile görüşmeyi beklediği sırada, Fransa Dışişleri Bakanı Taleyran elçimizi bilgilendirmek amacıyla: “Napolyon’a İmparator unvanı yanında İtalya Kralı diye de hitap ediniz” dedi. Elçi Efendi Napolyon’un yanına girince -sanki deyince dünya batacakmış gibi- ’İtalya Kralı’demedi. Fakat bu kutlama ile ilgili olarak 3. Selim’in ’nâmesi’ertesi gün Avrupa gazetelerinde yayımlandı. Selim Han, kutlama metninde Napolyon’dan “Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı” diye söz ediyordu. Bunu öğrenen ’onurlu’elçimiz İstanbul’a yazdığı mektupta: “Ben İmparator’a, İtalya Kralı demedim. Gazeteler niye böyle yazıyor. Ben artık buralarda kalamam…” diyordu. Mektubu alan Selim Han, çevresindekilere, “Ne ahmak adammış. Asıl niyetimiz ne, bu adam ne ile uğraşıyor” diyerek, elçiyi İstanbul’a çağırdı…
O sıralar İngilizler, Fransa ile ’dans’etmeye uğraşan Osmanlı’ya bir ’ders’vermeye çalışıyorlardı… Bunu hisseden Fransızlar, Osmanlı’ya verdikleri raporlarda; “İngiliz Donanması Bozcaada’da. Çanakkale Boğazı istihkâmları bakımsız, topların kundakları çürük. İngilizler kuvvetli bir rüzgâr ile donanmasını Marmara’ya sokabilir” demesi üzerine 3. Selim, Kaptanı Derya Salih Paşa ile Feyzullah Efendi’yi kalelerin ve topların tamir işiyle görevlendirdi. Selim Han, İngiliz Elçisi Aburnot’u oyalamak için, görüşmelere başladı. Bu görüşmelere tanık olan devlet adamları, görüşmeleri ‘dostluk sohbeti’ sanıyordu. Nitekim, “İngilizler bize saldırmaz. Padişahımızın parasına yazık. Topa, kaleye masraf gerekmez” diyerek, görevlerini yapmadılar…
Saldırmaz dedikleri o İngilizler, 1807 yılında -‘kutsal gün’ gevşemesini de hesap ederek- Kurban Bayramı sabahı 14 gemilik bir donanma ile Marmara’ya giriverdi! Gemiler toplarını Topkapı Sarayı’na çevirdi… Gerçi İstanbul halkının da yardımı ile bu saldırı püskürtüldü ama ihmal, dehşet vericiydi. 3. Selim bu facia karşısında hükümete şu Hatt-ı Hümayun’unu gönderdi:
“Size (Boğazlar için) yazdığım kâğıtları toplasam, bir kitap olurdu. Aman boğazlar, aman tabyalar, aman donanma diye feryat ettim, kimsenin kulağına girmedi. 200 sene önce Venedik çektirilerine karşı kullanılan toplara güvenip durdunuz. İçinizde bundan anlar olmadığı gibi, öğrenmeye heves eden de yok. Niçin vükelâ (devlet adamları) bunları bilmez?”Selim Han, Hattında işte böyle feryat ediyordu…
O feryadı ses getirdi.  Çok geçmeden “Dinsiz Padişah” diye tahttan indirildi; sonra da öldürüldü!
 
ŞİMDİKİ “EŞEK HERİF” LERDEN SİZLER DE BİZLER DE NELER ÇEKMEKTEYİZ ( K.Ş.)
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/esek-heriflik-suruyor-32028yy.htm
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | “EŞEK HERİFLİK” (2) için yorumlar kapalı
Eyl 27

AKP’nin Yapmak İstediği

images

 

LÜZUMSUZSA SÖNDÜR!

 

 

 

AKP’nin gerçek hedefi nedir?                                                                                                                                                                                                                    Onu, eski Başbakanlık Müsteşarı ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer açıklamıştı.

Dinçer şöyle yazmıştı:
“Halk için ve halk adına yönetim diye tarif edilen Cumhuriyet kavramının aslında artık bizim için çok fazla bir mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür.
-Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin öngördüğü ulusal devlet yahut milliyetçilik esaslarına dayalı devlet fikri yerine uluslararası iş birliği yapan ve belki de siyasi olarak bütünleşen ülkeler söz konusu olmaya başlamıştır.
-Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha adem-i merkezi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu bulunduğunu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum.”

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akpnin-buyuk-yalani-patladi-31897yy.htm

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | AKP’nin Yapmak İstediği için yorumlar kapalı