Haz 21

Musul ve Kerkük Türkiye’den Nasıl Koparıldı? (2)

harita3
 
Musul ve Kerkük Türkiye’den nasıl koparıldı? (2)
Lozan’da tıkanan görüşmeler ve beliren savaş ihtimali
Lozan konferansındaki görüşmelerin önemli başlıklarından biri Musul meselesi oldu. İsmet Paşanın başkanlığındaki heyet konferansta Musul, Kerkük’ün demografik yapısını rakamlarla ifade ederken bölgenin çoğunluğunun Türk olduğunu, Kürtler ve Araplarla beraber ise Anadolu’nun bir parçası olduğunu savunuyordu. Lord Cruzn ise İsmet Paşanın istatistiklerinin doğru olmadığını bölgede Türklerden çok Kürtlerin ve Arapların bulunduğunu öne sürmekteydi. Musul üzerinde bu tartışmalar yaşanırken gündeme gelen konulardan bir tanesi de bölgenin petrol zenginliğiydi. İngilizler, Türklerin petrol zenginliği için Musul’u istediklerini öne çıkartarak konferansa katılan diğer devletleri de kendi taraflarına çektiler ve diplomatik üstünlüğü ele geçirdiler. 
‘Paşa ordunun başına otur’
Konferansta Musul konusunun bu şekilde hararetle tartışıldığı günlerde 2 Ocak 1923’te Mustafa Kemal Paşa TBMM’de şunları söylüyordu: “…Musul vilayetinin hudud-ı millimize dahil araziden olduğunu biddefaat ilan ettik. Lozan’da elyevm (bugünkü günde) karşımızda ahz-ı mevki etmiş olanlar bunu pekala bilirler. Vatanımızın hudutlarını tayin ettiğimiz zaman büyük fedakârlıklara katlandık. Menafiimize mugayir (menfaatlerimize aykırı) olmakla beraber müsalemet perverane (barıştan yana) hareket ettik. Artık milli arazimizden en ufak bir parçasını bizden koparmaya çalışmak pek haksız bir hareket olur. Buna kat’iyen muvafakat etmeyiz”.  Mustafa Kemal Paşanın bu açıklamalarının benzerleri milletvekilleri tarafından da ifade edildi. Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey, TBMM’de yaptığı heyecanlı bir konuşmada; “Paşa, ordunun başına otur, başka işin yoktur. Başkumandanlık vazifesini ifa et ve hudutlara bayrağımızı rekzet, bayrağını süngünü İngiliz’in gırtlağına daya! diyordu. 
Lozan’daki görüşmelerin çıkmaza girmesi, Özdemir Bey’in Musul’da yoğunlaşan faaliyetlerine karşı İngiliz ordusunun saldırılarının artması Türkiye’yi İngiltere ile savaş noktasına getirmişti. 
Sonu belirsiz savaş yerine diplomasi
İngilizlerle savaş ihtimalinin belirdiği 1923 Şubatında Mustafa Kemal Paşa ise savaştan uzak durulması düşüncesindeydi. Musul’a yapılacak bir harekatın ülkeyi sonu belirsiz bir savaşa sürükleyeceğini ifade etmeye başlayan Mustafa Kemal Paşa askeri seçenek yerine konunun konferansta çözülmesinin gerekliliğini öne çıkarmaya başladı. Kesilen Lozan görüşmelerinin tekrar başlamasının ardından Musul’un geleceği sonraya Türkiye ve İngiltere arasında yapılacak görüşmelere bırakıldı. Buradan bir netice çıkmaması halinde ise konunun Cemiyet-i Akvam’a götürülmesine karar verildi. 
Lozan konferansından sonra başlayan ikili görüşmelerden de bir sonuç çıkmadı. İngilizler petrol bölgesi olan Musul ve Kerkük civarını Türkiye’ye bırakmayacaklarını açıkça ifade ettiler. Türkiye bölge ile ilgili tezlerini Cemiyet-i Akvam’da da savundu. Ancak bu tarihlerde Türkiye’nin doğusunda çıkan Şeyh Sait isyanı ve hemen ardından bölgeye yönelik uygulamalar, Türkiye’nin öne sürdüğü en önemli tezin yani Kürtlerin de Türkiye’ye bağlanmak istediği tezinin zayıflamasına sebep oldu. Nihayetinde Türkiye 1926 yılında Ankara Antlaşması ile Musul üzerindeki haklarından vazgeçmek zorunda kaldı.  
 
Kaynaklar:  Atataürk Araştırma Merkezi,
Özdemir Bey’in Musul Harekatı ve İngilizlerin Karşı Tedbirleri (1921-1923),
Mim Kemal Öke, Musul-Kürdistan Sorunu
Cemal Kemal, Birinci Dünya Savaşı ve Sonrasında Musul Meselesi
Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri,                                                                                                                                                                                                            Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/tarihten-olaylar/223260/musul-ve-kerkuk-turkiyeden-nasil-koparildi-
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Musul ve Kerkük Türkiye’den Nasıl Koparıldı? (2) için yorumlar kapalı
Haz 20

Paranın Seyri

55707

Paranın Seyri

Deniz kıyısında bir kasaba, kış sezonu hava soğuk ve dolayısıyle kasaba bomboş. Herkesin birbirine borcu var ve zor durumdalar. Şans eseri kasabaya bir turist geliyor ve bulduğu ilk motele giriyor. Resepsiyona 100 lira bırakıp odalara bakmaya çıkıyor.
Motel sahibi hemen parayı alıp, market sahibine borcunu ödüyor. Market sahibi o parayla toptancıya olan borcunu kapatıyor. Toptancı sevinçle parayı alıp nakliyeciye olan borcunu ödüyor. Nakliyeci parayı alıp benzinlik sahibine olan borcunu ödüyor. Benzinlik sahibi de o parayla motele olan borcunu ödüyor. Ve o sırada turist odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100 lirasını geri alıyor. Turistin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor. Fakat kasabalılar borçlarından kurtuluyor
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , | Paranın Seyri için yorumlar kapalı
Haz 19

Musul ve Kerkük Türkiye’den Nasıl Koparıldı? (1)

harita3
 

Musul ve Kerkük Türkiye’den nasıl koparıldı? (1)

Gazi Mustafa Kemal Meclis kürsüsünden şu şekilde ifade ediyordu: “hudud-u millîmiz, İskenderun’un cenubundan (güneyinden) geçer, şarka doğru uzanarak Musul’u, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!”
 
Ömer Aymalı/ Dünya Bülteni / Tarih Dosyası
23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da açılmasının ardından kurulan hükümetin hedefi, düşmanı “harîm-i ismet”inde boğarak, Misâk-ı Millîyi gerçekleştirmekti. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı gün Osmanlı ordusunun denetiminde bulunan bölgeleri ifade eden Misâk-ı Millînin güney sınırlarını TBMM’nin açılışından yaklaşık  bir hafta sonra Gazi Mustafa Kemal Meclis kürsüsünden şu şekilde ifade ediyordu: “Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz, İskenderun’un cenubundan (güneyinden) geçer, şarka doğru uzanarak Musul’u, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!”  Misâk-ı Millî sınırlarını bu şekilde netleştiren Mustafa Kemal Paşa, Musul’u Kerkük’ü ve Süleymaniye’yi Anadolu’nun bir parçası olarak tanımlıyordu.
 
İngiliz İşgali
Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşının sonunda yaptığı Mondros Mütarekesi sırasında Kerkük merkez hariç, Süleymaniye ve genel olarak Musul vilayeti 6. Ordu komutanı Ali İhsan Sabis Paşanın denetimi altındaydı. Ancak mütarekenin 7.maddesi itilaf devletlerine gerekli gördükleri yerleri işgal yetkisi vermekteydi. İngilizler de bölgedeki Hristiyan halkın katledildiği bahanesi ile Musul’un boşaltılmasını Ali İhsan Paşadan istediler. Ali İhsan Paşa her ne kadar bu teklifi reddetmiş ve direnmişse de sonrasında İstanbul’dan gelen emir üzerine kuvvetlerini Musul’dan Nusaybin’e çekmek zorunda kaldı. Şehrin boşaltılmasının ardından İngilizler 10 Kasım günü Musul’u işgal ettiler.
İngilizler Musul işgal etmelerine rağmen uzunca bir süre bölgeye hakim olamadılar. Bölgedeki aşiretler özellikle Kerkük ve Süleymaniye halkı İngiliz hakimiyetine sıcak bakmıyorlardı. Nitekim bölge halkı Kürtler, Araplar,Türkmenler Türkiye’nin tarafında yer aldılar ve  TBMM’nin açılmasıyla beraber Milli Mücadeleyi desteklediler.Bölgede hakimiyet sağlamakta güçlük çeken İngilizler Nasturi ve Asuruileri himaye etmeye başlarken Fransızlar da Ermenilere dayanmak zorunda kaldılar.
 
İngilizlerin Musul, Kerkük ve Süleymaniye şehirlerinde hakimiyet kurmak için gerektiğinde havadan bombalamalar yaptığı tarihlerde Anadolu’da Milli Mücadele başlamıştı. Doğuda Ermenilere karşı Batıda ise Yunanlılara karşı önemli başarılar kazanılmaktaydı. Anadolu’da mücadelenin başarıyla devam ettiği bu tarihlerde milli sınırlar içinde ifade edilen Kerkük, Süleymaniye ve Musul da TBMM’nin hedefi arasındaydı. Bölgenin İngiliz işgalinden kurtarılması için 1 Şubat 1922 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına Revandiz bölgesine bir kısım kuvvet gönderilmesi emri verildi ve bu görev için Milis Yarbayı Özdemir Bey görevlendirildi.  
   
Özdemir Bey’in Faaliyetleri
TBMM hükümeti Özdemir Bey’i görevlendirmeden önce de Musul konusu sürekli bir şekilde TBMM’nin gündemindeydi. Revandiz bölgesindeki aşiretlerin TBMM’den yardım talepleri vardı. Bölgede yaşanan düzensizliğin kalkması için memur ve asker gönderilmesini istiyorlardı. TBMM de bölgeye belli sayıda asker göndermekten geri durmamıştı. Hatta bu askerler aşiretlerle beraber Revandiz’e saldıran İngilizlere karşı mücadele etmişlerdi. 
Mustafa Kemal Paşanın ve TBMM hükümetinin Musul, Kerkük, Süleymaniye konusunda gösterdiği kararlılığın teşebbüse dönüştüğü en önemli hareket ise Özdemir Bey’in buraya gönderilmesi oldu. Erkanı Harbiye-i Umumiye Riyaseti bölgeyi, bölgedeki aşiretleri bilen ve yine bununla beraber çete faaliyetlerinde başarılı, Antep’te Kuvay-ı Milliye komutanlığı yapmış Milis Yarbayı Özdemir Bey’i bu göreve atadı. Özdemir Bey bu göreve gönderilirken aynı zamanda Musul’a taarruz için hazırlıklar da yapılmaktaydı. Özdemir Bey 22 Haziran 1922de Hakkari üzerinden Revandiz’e ulaştı. Bölgedeki aşiretlerle birlikte İngilizlere karşı önemli başarılar elde ederek Süleymaniye’ye girdi. İngilizlerin hiç beklemedikleri bu mücadeleye karşı yapabilecekleri ise sınırlıydı. Yeterli askeri kuvvetleri bulunmadığından bu şehirleri günlerce havadan bombalamak yoluna gittiler. 
Özdemir Bey’in bölgedeki bu faaliyetleri sırasında Anadolu’dan Yunan kuvvetleri atılmış ve Lozan Konferansı başlamıştı. TBMM Musul, Kerkük ve Süleymaniye’nin konferansta Türkiye’ye bırakılabileceğini düşündüğünden geniş çaplı askeri bir operasyonu istemiyordu. Yine de Lozan’da görüşmelerin çıkmaza girme ihtimalinin yükselmesi üzerine Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, El cezire cephe komutanlığına Musul’a yapılacak muhtemel bir taarruz için hazırlıkların yapılması emrini veriyordu. 
 
Kaynaklar:  Atataürk Araştırma Merkezi,
Özdemir Bey’in Musul Harekatı ve İngilizlerin Karşı Tedbirleri (1921-1923),
Mim Kemal Öke, Musul-Kürdistan Sorunu
Cemal Kemal, Birinci Dünya Savaşı ve Sonrasında Musul Meselesi
Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri,
Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/tarihten-olaylar/223260/musul-ve-kerkuk-turkiyeden-nasil-koparildi-
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Musul ve Kerkük Türkiye’den Nasıl Koparıldı? (1) için yorumlar kapalı
Haz 18

TÜRKÇE DÜŞÜN, TÜRKÇE YAŞA, TÜRKÇE SEV!

 efe44
      246936_221745067849462_7552185_n
 
 
TÜRKÇE DÜŞÜN, TÜRKÇE YAŞA, TÜRKÇE SEV!
 
Aklını, fikrini kullan arkadaş
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
Özünle gönülde ballan arkadaş
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Unutma ırkının özgür sağını
Milli kültür ile yücelt çağını
Her an gönderde tut Türk bayrağını
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Bayrağa renk veren kanın var senin
Çağlara hükmeden şanın var senin
Fatih Sultan Mehmet hanın var senin
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Sevgisi şafağı andıran yiğit
Gönlünü sevgiye bandıran yiğit
Ruhunu aşk ile kandıran yiğit
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Cenneti Âlânın gülü seninle
Bülbülün, sakanın dili seninle
Üçlerin… Kırkların… Eli seninle
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Kendini tanımak bilmek adına
Hem de kör talihi silmek adına
Huzurlu bir halde ölmek adına
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Türklük, gözlere fer, gönüllere kan
Türklükle canlanır atıl olan can
Doğacak seninle karanlığa tan
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Irkına sahip çık yaşat özünde
Bir başka değeri halkın gözünde
Ben varım diyorsan bu yeryüzünde
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Aklın da, fikrin de Türk’tür güneşi
Her çağda her ırkın o’dur kardeşi
Yakmak için Türklük adlı ateşi
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Olmasın çağlarda sensiz bir anın
Varlık sebebidir ırkı insanın
Gereğini yaşayarak ulvî yasanın
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
Aklını kullanıp ilimle yaşa
Sorumluluk gelsin ayaktan başa
Her çağda kazıyıp dağa ve taşa
Türkçe düşün, Türkçe yaşa, Türkçe sev!
 
05.12.2008
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , | TÜRKÇE DÜŞÜN, TÜRKÇE YAŞA, TÜRKÇE SEV! için yorumlar kapalı
Haz 17

Lozan’da Musul Tartışmaları(2)

3Lozan’da Musul tartışmaları(2)

Referandumu isteyen Ankara’dır; Kürtler hiçbir zaman referandum istememişlerdir. Bu zavallı halk, bunun ne anlama geldiğini de bilmemektedir… Kürtlerden çoğunluğun ve Araplardan büyük kısmının okuma yazması yoktur. Nasıl oy verileceğini bilemeyeceklerdir; çünkü bütün ömürleri boyunca hiçbir seçim sandığı görmemişlerdir; böyle bir sandık gördükleri zaman bunları kaldırıp insanın başına atmaları beklenebilir” gibi Meşrutiyet seçimleri ve sandık tecrübesine sahip Müslüman halkların zekâsıyla alay eder ve aşağılarcasına kullandığı sözleri Türkiye’de vekilleri ayağa kaldırdı ve Mecliste Lord Curzon’a karşı bir nefret dalgası yükseldi.  

“Yusuf Ziya Bey (Bitlis)-Lozan Sulh Konferansında esnay-i müzakeratta İngilizlerin Baş murahhasları Lord Curzon bizlere evet Kürd arkadaşlarınıza tecavüz, taarruz, hakaret ediyor. Ve buna maatteessüf murahhaslarımız lâzımı veçhile cevap vermemişler. Müsaade-i aliyenizle bu kürsüden Lord Curzon’a cevap vermek istiyorum… Lord Curzon Kürdistan’dan gelen mebuslar Mustafa Kemal Paşa tarafından tayin edilmiştir diyor. Kürd arkadaşlarınız için cahil ve Kürdleri temsil etmiyor diyor. Cehaletin manası eğer İngiliz siyasetine uymamak ise biz itiraf ederiz ki: Cahiliz. Cehalet İngilizlerin senelerden beri ilkaat ve ifsadatına kapılmamak demekse biz itiraf ederiz ki cahiliz. Arkadaşlar burada, Millet Meclisi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın tâyin ettiği mebuslar, uşaklar yoktur.  Burada büyük bir milletin vekilleri vardır, öyle bir milletin ki, senelerden beri İngilizler bütün mevcudiyetleriyle bütün varlıklarıyla onları ifsada çalıştığı halde yine onlar Lord Curzonların ifsadatını dinlememiştir ve onlar, âtisini müdrik bir milletin vekilleridirler Arkadaşlar, Kürt vatandaşlar, bütün kanaatlerini bir umdede topladılar, o umde, o gaye ise Türklerle tevhid-i mukadderat. Çünkü mevcudiyet, çünkü varlık, çünkü esaretten kurtulmak bu umdeye muhavveldir.Arkadaşlar; eğer Lord Curzonlar Kürdlerin hak ve hukukundan bundan on beş sene evvel bahsetseydiler korkarım ki, bir tesir bırakır, bâzı dimağları ifsad edebilirlerdi. Fakat Kürdler, Kürd münevverleri Arnavutluk’un akıbetini görüp dururken Irak’ın, Suriye’nin akıbetini görüp dururken, İrlanda’nın saday-ı matemini işitirken hiçbir akıbete, hiç iğfalâta doğru gidemezler. Hiçbir gaye gütmezler. O sadalar, o yalancı sesler hiçbir kimseyi iğfal edemez ve mücerret kendi kendilerini aldatırlar… Milletin biz vekilleri Lord Curzon’a bağırıyoruz ki; biz Kürdistan’ın hakiki vekilleriyiz. Senden ve senin siyasetinden Musul’u istiyoruz ve alacağız!..

Hacı İlyas Efendi (Muş)-… Kendi çıkarını Türk’ün kurtu­luşunda bulan Kürtler, mutluluğu da Türklerle Kürtün birliğinde bilirler.

Mazhar Müfit Bey (Hakkâri)- Lord Curzon, Kürtler’in aslında Turanlı yani Türklerin amcaoğlu olduklarını ve bugüne kadar Türklerle beraber yaşadıklarını, memleketin felaketleri­ne birlikte katlandıklarını bilmiyor mu? Curzon, Kürtlerin ne düşüncede olduğunu anlamak istiyorsa, bir gün için Musul’daki uçak ve askerlerini çeksin ya da kamuoyuna başvursun. Görsün ki ahali onları mı, bizi mi istiyor?

Rauf Bey (Başbakan)- Lord Curzon, Musul bölgesinin çoğunluğunun Kürt olduğunu söylüyor. Zaten bizde onun için Musul’u istiyoruz. Burası Arap yurdudur, dese idi, tartışma ola­bilirdi. Fakat çoğunluğu hangisinde olursa olsun Türk ve Kürt vatanı olduğunu söylediğine göre bize verilmesi gerekir.” Şeklinde konuşmuşlardı.

Kaynaklar: Zekeriya Türkmen, Musul Meselesi, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2011. Atatürk Araştırma Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, c. I, Ankara, 2006. TBMM Zabıt Ceridesi. H. Bülent Demirbaş, Musul Kerkük Olayı, İstanbul, 1995.

Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/tag/5914/musul

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Lozan’da Musul Tartışmaları(2) için yorumlar kapalı
Haz 16

Altın Sözler

  • resimboyut
  • Akıllı adam hem kitapları, hem de doğrudan doğruya hayatı okur. LIN YUTANG
  • Doğru düşündüğüne inanan yanlış fikirlerle savaşmak zorunda kalır. MEHMET KAPLAN
  • Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür. C. ŞAHABETTİN
  • Bana iyi analar veriniz, size iyi vatandaşlar vereyim. N. BONAPARTE
  • Akıllı olmak da bir şey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. DESCARTES
  • Geçmişi hatırlayamayanlar, onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar. G.SANTAYANA
  • Ben bilmediğimi bildiğim için, öteki insanlardan akıllıyım. SOKRATES
  • Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele basarı ile sonuçlandırmak çok zordur. ZİYA GÖKALP
  • Aklın üç ilkesi, iyi düşünmek, iyi söylemek, iyi yapmaktır. DEMOKRİT
  • Bir paranın nereden geldiğini görmek istiyorsan, nereye gittiğine bak. EBU HANİFE
  • Çocuklarınıza dilini tutmasını öğretin. Konuşmasını nasıl olsa öğrenecektir. FRANKLİN
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Haz 15

Lozan’da Musul Tartışmaları(1)

1_1Lozan’da Musul tartışmaları(1) 
‘Curzon, Kürtlerin ne düşüncede olduğunu anlamak istiyorsa, bir gün için Musul’daki uçak ve askerlerini çeksin ya da kamuoyuna başvursun. Görsün ki ahali onları mı, bizi mi istiyor? ‘
Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası
Mondros Mütarekesi, 30 Ekim 1918’de imzalandığında, askeri harekâta ait kaynaklarda geçen bilgilere göre; Ali İhsan (Sabis) Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun kontrolünde bulunan Musul şehri, devletler hukuku kurallarına ve mütareke şartlarına aykırı olarak ateşkes hattını geçen İngiliz birlikleri tarafından 8 Kasım’da işgal edildi. İngilizlerin bir emrivaki ile gerçekleştirdikleri bu hareket, Türkiye kamuoyu tarafından hiçbir zaman kabul edilmedi ve vatan topraklarının bir parçası olarak görülen Musul Vilayeti, Lozan Barış Konferansı’nda da şiddetle savunuldu. 
20 Kasım 1922 günü toplanan barış konferansında Türkiye’nin Irak sınırını çizecek olan “Musul Meselesi”, altı gün sonraki oturumda gündeme geldi. Bu süreçte ülkeyi temsil eden İsmet Paşa başkanlığındaki Büyük Millet Meclisi heyetinin tezi; 146.000 Türk, 263.000 Kürt, 43.000 Arap ve 31.000 gayrimüslimin bulunduğu ve çoğunlukla Müslümanların yaşadığı bölgenin, Türkiye’den yana tavır alacağı düşüncesinden hareketle referanduma gidilmesi yönündeydi. Misak-ı Milli’nin ve vatanın bir parçası olarak görülen Musul Vilayeti’nin terk edilemeyeceğinin etnografik, siyasi, tarihi, coğrafi, ekonomik ve askeri nedenlerini sıralayan İsmet Paşa, Türklerle Kürtlerin öz yurdu olan Musul’un kaderinin de, İzmir’in, Doğu Trakya’nın İstanbul’un, Adana’nın, Urfa’nın, Antep’in kaderiyle aynı olduğunu ve Türkiye’ye verilmesinin doğal ve mantığa uygun bir davranış olacağını açıkladı. 
O dönemki görüşlerine göre İsmet Paşa, İngiliz Temsilci Heyeti’nin, Kürtlerle Türklerin birlikte yaşamak istemedikleri iddiasını da ret ederek: “Gerçekten yüzyıllardır bu iki halk soy, inanç, özlem ve töre bakımından olduğu kadar, gelenek ve görenek bakımından da ortak bağlarla birleşmiş olarak tam bir uyum içinde yaşamaktadırlar… Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de Hükümetidir; Çünkü Kürtlerin gerçek ve meşru temsilcileri Millet Meclisi’ne girmiştir ve Türklerin temsilcileriyle aynı ölçüde ülkenin hükümetine ve yönetimine katılmaktadırlar. Kürt halkı ve yukarıda belirtilen temsilcileri , Musul Vilayeti’nde oturan kardeşlerinin Anayurttan ayrılmalarına razı değillerdir; böyle bir ayrılmaya engel olmak için bütün fedakarlıklara katlanmaya hazırlardır…Türk Temsilci Heyeti…yurdun kurtuluşu için Kürt halkının yaptığı hizmetleri ve katlandığı fedakarlıkları saygı ve hayranlıkla belirttiklerini söylemeyi bir ödev bilmektedir…yurttaşlık haklarını ve yetkilerini kapsamayacak olan ve sözde özerk bölgelerin haklarına tanınacağı söylenen haklar, Kürt soyu gibi üstün bir soyu hiç tatmin etmeyecektir. …İngiltere’nin Musul’a ve Irak’a el koymasını haklı göstermek için öne sürülen fetih hakkının, bu yüzyılda hiçbir değeri yoktur…” şeklinde konuştu. 
Buna karşın bölgeyi, zengin petrol kaynakları, geçiş yolları üzerinde bulunan konumu nedeniyle işgal eden ve hak iddia eden İngiltere, asıl emellerini gizleyerek tezini, Musul’daki nüfus ve şehrin Irak için önemi argümanlarına dayayarak referanduma karşı çıktı. Lozan görüşmelerinde söz alan Lord Curzon’un, konuşmasını Kürtçülük konusuna getirerek:“İsmet Paşa, Ankara Parlamentosu’nda birçok Kürt milletvekili olduğunu söylemiştir. Olabilir; fakat parlamentoda güney Kürdistan’dan tek bir Kürt milletvekili olduğunu ciddi olarak iddia etmekte midir? Herhangi bir zaman, Süleymaniye’den tek bir milletvekili çıkmış mıdır?  Anakara’nın Kürt milletvekillerine gelince, onların nasıl seçilmiş olduklarını kendi kendime sormaktayım. Halkoyu ile seçilmiş tek milletvekili var mıdır? Bütün bu insanların doğrudan doğruya atanmış oldukları ve bunlar arasında n birtakımının  dil bilmedikleri için, Meclisin  çalışmalarına katılmadıkları herkesçe bilinmektedir
 
Kaynaklar: Zekeriya Türkmen, Musul Meselesi, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2011. Atatürk Araştırma Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, c. I, Ankara, 2006. TBMM Zabıt Ceridesi. H. Bülent Demirbaş, Musul Kerkük Olayı, İstanbul, 1995.
Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/tag/5914/musul
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | Lozan’da Musul Tartışmaları(1) için yorumlar kapalı
Haz 14

SEVDE GEL, CANIM SEVDE GEL…

A125

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SEVDE GEL, CANIM SEVDE GEL…

Bir gün bir genç Mevlana’ya gider ve ona;
”Beni müritliğe kabul buyurun efendim” diyerek niyazda bulunur…
Mevlana gence bakar ve;
-”Hiç aşık oldunuz mu evladım?” Diye sual eyler.
Genç şaşkın bir halde ne diyeceğini bilemez.
…Mevlana, müritliğe kabul edilmesi için önce bir kulu sevmiş olması gerektiği söyler ve genci geri gönderir.
Genç ne yapacağını bilemez bir hal içinde ertesi gün tekrar tekkenin kapısını çalar ve isteğini yeniler.
Mevlana sualinde ısrarlıdır ve genci tekrar geri gönderir.
Üçüncü gün genç dayanamaz ve Mevlana’ya bu isteğinin hikmetini sorar.
Mevlana mütebessim bir çehreyle müridi olmak isteyen gence döner ve;
-“Bir kulu dahi sevmekten aciz olan, nasıl yüceler yücesi ALLAH’a aşık olmaya yol bulur?
-“Bir kulun ateşine yanmamış gönül, yüceler yücesinin aşkını nasıl bilsin, nasıl yansın?
SEV de GEL Evladım SEV de GE!!!…”

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | SEVDE GEL, CANIM SEVDE GEL… için yorumlar kapalı
Haz 13

Nasa

discovery-uzay-mekigi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasa

Mars’a adam gönderecekmiş. Sadece bir kişi gidebilecek, giden de geri dönemeyecekmiş. İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar isteyeceğini sormuşlar:
– 1 Milyon Dolar demiş ve eklemiş – kızılhaça bağışlayacağım.
İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
– 2 Milyon Dolar demiş. – Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi araştırmalara bağışlayacağım.
Üçüncü aday olan Temel aynı soruya 
– 3 Milyon Dolar diye cevap verince yetkililer diğerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon dolar istediğini sormuşlar. Temel yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
– 1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de
Mars’a göndeririz.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , | Nasa için yorumlar kapalı
Haz 12

Yeter ki Sen Dalgalan!

hareketli-ataturk-resimleri
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yeter ki Sen Dalgalan!
 
Yetmiş beş milyonda candır bayrağım
Türk’ün yüreğinde kandır bayrağım
Namustur, şereftir, şandır bayrağım
Doğan gün!… Batan gün!… Milyonlar sana kurban!
Cansa can!… Kansa kan!… Yeter ki sen dalgalan!
 
Göklerde yıldırım, şimşektir çakan
Hilali, yıldızı şerefle takan
Ezelden ebede sevgiyle bakan
İki doğu!… İki batı!…Milyonlar sana kurban
Cansa can!… Kansa kan!… yeter ki sen dalgalan
 
Gönderde sen varsan, bil ki ben varım
Dağılmaz ki sensiz derdim, efkârım
Senin için bu dünyayı  yakarım
Yaşlısı!… Genci!… Çocuğu!… Milyonlar sana kurban!
Cansa can!… Kansa kan!… Yeter ki sen dalgalan!
 
Olacaktır sahtekâr, ikiyüzlü, satılmış
Hain adıyla bunlar sözlüklere katılmış
Duyacağım meclisten teröristler atılmış
Erkek!… Kadın!… Kız!… Kızan!… Milyonlar sana kurban!
Cansa can!… Kansa kan!… yeter ki sen dalgalan!
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yeter ki Sen Dalgalan! için yorumlar kapalı