Haz 11

Musul Sorunu

Musul Sorunu,kck-fed89b33b346cb7e13fd1bf99953d357

Osmanlı Devleti‘ne bağlı Musul Vilayeti‘nin toprak sorunudur.

I. Dünya Savaşı‘ndan önce Osmanlı hakimiyetindeki Musul ve çevresi petrol varlığı sebebiyle, İngiltere, Fransa, Almanya arasında rekabet konusu oldu. Bölge, 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması ile Fransa’ya bırakılmıştı. Nisan 1920 San Remo Konferansında Fransa, kendisini Orta Doğu‘daki menfaatlerini desteklemesi sebebiyle, Musul bölgesiniİngiltere‘ye bıraktı. İngiltere bölgedeki Hristiyanların güvenliği, İngiliz savaş esirlerine kötü muamele edilmesi gibi sebepler ile Mondros Mütarekesinin 7. maddesine göre Musul’un kendilerine terk edilmesini istediler. Musul’da yerleşik Osmanlı 6. Ordusu Komutanı Ali İhsan Paşa şehri İngilizlere terk etmemek için istifa etti. Yerine Gelen Binbaşı Halit Akmansüİstanbul’dan aldığı emri yerine getirerek Musul’u boşalttı. 15 Kasım 1918 tarihinde İngiliz askerleri Musul’a asker çıkarıp işgal ettiler

Mondros Mütarekesi ve Ali İhsan Paşa (Sabis)

Ali Ihsan Paşa, Dadaylı Halid Bey ve Birleşik Krallık temsilcileri, (Kuzey Irak, Kasım 1918)

Mondros Mütarekesi gereğince İtilaf devletleri‘ne güvenlikleri gereği istedikleri yerleri işgal etme yetkisi tanınıyordu. 30 Ekim 1918‘de Mondros Mütarekesi imzalandığında Musul ve çevresi henüz Ali İhsan Sabis Paşa komutasındaki Türk birliklerinin idaresindeydi. Ateşkesten sonra İngilizler, Musul ve Zaho‘daki sivil Hıristiyanların topluca öldürüldüğünü iddia ederek Türk birliklerinin Musul’u terk etmesini istediler. Ali İhsan Sabis Paşa, bu isteği reddetti ancak Suriye cephesinde Yıldırım Orduları grubunun Şam‘dan sonra Halep‘te de İngilizlere yenilip Adana‘ya kadar çekilmesi neticesinde demiryolu ikmal hatlarının kesilmesi üzerine ve İstanbul hükümetinin de bu yolda emir vermesinden sonra Musul‘u bırakıp Nusaybin‘e kadar çekildi. İngiliz askerleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Musul’a girdiler. İstanbul’dan benzer bir emir Mustafa Kemal Paşa‘ya da Çukurova bölgesini terketmesi için gelmişse de Mustafa Kemal Paşa Adana‘yı boşaltmamış ve Harbiye Nezaretiyle yaptığı telgraflaşmalarda emrin kanunsuz olduğunu söyleyerek emre direnmişti. Harbiye nezareti, kendisini görevden alıp karargaha çağırdığında ordunun bir kısmı silahlarını halka dağıtarak düşman eline geçmesine mani olmuştu. Bazı silahlar ise, Anadolu‘da bir düşman direnişinde kullanılmak üzere Teşkilat-ı Mahsusa elemanları tarafından daha güvenli olan doğu cephesine taşındı.

Eylül 1922 – Temmuz 1924 yıllarında Iraklı Kürtler Süleymaniye merkezli yarı bağımsız Kürdistan Krallığı devletini kurmaya teşebbüs ettiler.[5] Şeyh Mahmut Berzenci, Kürdistan Krallığı’nın kralı olarak kendisini ilan etti. Sevr Antlaşması‘ndan sonra, Süleymaniye ile bütün bölge Birleşik Krallık yüksek komiserliğinin denetimi altına girdi. Eylül 1922’de Özdemir müfrezesinin İran’a çekilmesinden sonra, Birleşik Krallık Şeyh Mahmut Berzenci’yi vali olarak tayın etti. Şeyh Mahmut Berzenci Kasım’da tekrardan kendisini Kürdistan Krallığı’nın kralı olarak ilan etti. Lozan Antlaşması‘ndan sonra Birleşik Krallık yüksek komiserliği, Irak’ın bütün bölgelerini birleştirmek isteyince Şeyh Mahmut Berzenci buna karşı çıktı. Mahmut Berzenci ve hükümetin teslim olmaması üzerine, Birleşik Krallık Hava Kuvvetleri Süleymaniye ve çevresini bombaladı ve bölge’de çatışmalar meydana geldi. 24 Temmuz 1924 yılında kesin olarak Birleşik Krallık Mezopotamya Mandası‘na bağlanmıştır.

“Musul Harekâtı” planı ve Cafer Tayyar Paşa (Eğilmez)

Türk-İngiliz ilişkileri1924 yılında Mustafa Kemal Musul’a asker göndermeyi ve bölgeden İngiliz’leri çıkarmayı planlıyordu. İngilizlerin desteklediği Yunan ordusu 150-200 bin askerini ve silahlarının %70 ini Anadolu’da bırakarak kaçmıştı. İngiltere’de Lloyd George hükûmeti istifa etmek zorunda kalmıştı ve Musul’da Türk ordusu karşısında direnmeleri mümkün değildi. Ancak Doğu Anadolu‘da ilk önce Nasturi Ayaklanması daha sonra Şeyh Said İsyanı çıktığı için harekât yapılamadı. Musul için hazırlanan kuvvetler çıkan isyanları güçlükle bastırabildi.

Musul Mondros Mütarekesi‘nin 7. maddesine dayanılarak 15 Kasım 1918 tarihinde İngiliz Askerleri tarafından işgal edildi.[1][2][3][4] Birinci Dünya Savaşı sonunda Türk Askerlerinin kontrolü altında kalan bir bölge olduğundan, Türkiye Cumhuriyeti Musul vilayetinin milli sınırları arasında olduğunu açıklamıştı. Lozan Konferansında Musul konusunda bir karara varılamamış ancak bir yıl sonra İngiltere ve Türkiye arasında görüşmeler ile çözülmesine karar alındı. Konferans başladığı sırada İngiliz askerlerinin işgali altında olmayan bölgelerde bir ayaklanma çıkması üzerine İngiliz Ordu birlikleri Süleymaniye kentini top ateşi altına alarak işgal etti. Türkiye işgali protesto etti. Ayrıca Türkiye, kendisine karşı silahlı saldırıda bulunan Asuri kabileleri İngiltere’nin silahlandırdığını öne sürüyordu.

19 Mayıs 1924 tarihinde Türkiye ve İngiltere arasında İstanbul Konferansı düzenlendi. Konferansta Türk tarafı Musul’un tarihi olarak daima Osmanlı toprağı kaldığını ve Birinci Dünya Savaşı sonunda da bu durumun değişmediğini, vilayetin nüfusunun üçte ikisinin Müslüman Türk ve Kürtlerden oluştuğu bu durumda tarihi, askeri ve etnik gerekçelere göre Musulun Türkiye sınırları içinde olması gerektiğini savundu.[7] İngiliz tarafı Türk Devletinin isteğini kesinlikle reddetmesi üzerine İstanbul Konferansı dağıldı. Anlaşmazlık, Milletler Cemiyeti‘ne götürüldü. Burada Türk tarafı İstanbul Konferansındaki tezlerini tekrarladı ve referandum (genel halkoylaması) yapılmasını istedi. İngiltere bölge halkının bilinçsizolduğunu bildirerek plebisit isteğini de reddetti. Konuyu araştırmak için Milletler Cemiyeti’nde bir komisyon kuruldu ve çözümlenemedi.

Kaynak:http: //tr.wikipedia.org/wiki/Musul_Sorunu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Musul Sorunu için yorumlar kapalı
Haz 10

Altın Sözler

 

guzel_sozler-resimli-sozler (12).jpg0bbd158b7c52a76d1a7409fe6d0f65e3

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır. SCHİLLER
  • Ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğnesi vardır. JOHN LYLY
  • Aile hayatının güzelliği gibi hiç bir şey yoktur. OSCAR WILDE
  • Bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. TURGENYEV
  • Bencillik dostluğun zehiridir. BALZAC
  • Bir insanda kibir, hırs ve şehvet söz söylerken soğan kokar. MEVLANA
  • Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir. MEVLANA
  • Dedikodu, basit ruhlu insanların eğlencesidir. JORNEİLLE
  • Çalışma, doğanın anasıdır; mutlak bir dinlenme ölüm demektir. PASCAL
  • Dünya değirmen taşına benzer, her saat nice kalpler öğütür. SEYH SADİ

 

 

 

 

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Haz 09

ŞEYTAN İŞİ

988601_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ŞEYTAN İŞİ
Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş.
Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş.
Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
Buzağı bu az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş.
Koşarak annesini emmeye giden buzağı süt kovasını devirmiş.
Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu
buzağıya vurunca yavru yere yığılmış.
Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalamayıp bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin ´gelinini öldürdüğünü görüp ineği tüfekle vurmuş.
Silah sesini duyan koca , karısını yerde cansız yatar babasınıda elinde tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş.
Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam , bu kadar acıya dayanamayıp intihar etmiş.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan;
“BU FELAKETİ DE BANA YÜKLERLER, BUZAĞININ İPİNİ GEVŞETMEKTEN BAŞKA BEN NE YAPTIM ŞİMDİ” demiş.
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | ŞEYTAN İŞİ için yorumlar kapalı
Haz 08

SEN YOKSUN!…

113ps11oi3
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
SEN YOKSUN!…
 
Gönül harmanında sevgi elerim
Tomurcuğa durur düşüncelerim
Çektiğim yalnızlık, işkencelerim
Şakıyan bülbülün gülü; sen yoksun!..
 
Sevgim coşkun, sevgim sağanak, ince
Kurul, kalbimdeki köşke keyfince
Bir bahar kanımı ateşleyince
Nazlı ümidimin tülü; sen yoksun!…
 
Yemyeşil dallarım kurudu birden
Korkarım –vallahi- aşkı tehirden
Sensizlik denilen müthiş zehirden
Arınan gönlümün gölü; sen yoksun!…
 
Dağlarıma neden, nasıl kar yağar
Aklım, hayalinle sevdayı sağar
O anda sevginin güneşi doğar
Doğan güneşimin alı; sen yoksun!…
 
Çile çeke çeke çilem dolmuyor
Buna rağmen, bu aşk hâlâ solmuyor
Hanem sensiz, gönlüm sensiz olmuyor
Bu sevginin gönül balı; sen yoksun!…
 
Ya seven, sevilen, ya inanan kör
Yoksa mevsimler mi, sen misin nankör?
Sensizlikle geçen bütün zaman kör
Hayatımın asil dalı; sen yoksun!…
 
Gören, duyan, benim halime şaştı
Yokluğunun kahrı arşa ulaştı
Dondu ümitlerim, artık buzlaştı
Yüreğimin ipek şalı; sen yoksun!…

18.04.2009

 

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , | SEN YOKSUN!… için yorumlar kapalı
Haz 06

ABD İle Yapılan 9 Maddelik Gizli Anlaşma

14-09-2013-23-55-10
 
fft16_mf3599135
 
 
 
 ABD İle Yapılan 9 Maddelik Gizli Anlaşma
 
1. Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek, sınır harekâtlarına son verilecek ve PKK’ya askeri harekât için ABD’den izin alınacak: Irak’ın kuzeyinde bulunan bütün Türk birlikleri ve Türk ordusuna baglı özel kuvvetler, Türkiye sınırları içine çekilecek. Türk ordusu bundan boyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekâtta bulunmayacak. PKK/KADEK’in Türkiye egemenlik alanı dışında takip ve bastırılması harekâtlarına son verilecek. Ayrıca PKK/KADEK’e karşı Türkiye Devletinin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar için ABD askeri makamlarına bilgi verilecek.
2. Türkiye’ye ambargo ve askerî yaptırım tehdidi: Eğer Türk Silahli Kuvvetleri, PKK/KADEK’e karşı ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa, ABD hukumeti, Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabilecek. Bu durumda ABD gerekli gördüğü ambargo ve silahlı mudahale gibi siyasal ve askerî yaptırımları sakli tutacak.
3. ABD’nin İran ve Ortadogu harekâtlarına aktif destek ve katılım: Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadogu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askerî harekâtlara, ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askerî birlik verecek. Türk birliklerinin üst komuta yetkisi, ABD komutanlığında olacak.
4. Türk ordusunun asker ve silah gücünde indirim: Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun buldugu sayı ve kabiliyete indirilecek. Özellikle tank ve ağır silahlarin miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacak. Bütün silah ve cephane bundan sonra ağırlıklı olarak kısa menzilli taktik savunma kavramına (belgede “konsept” deniyor) göre ayarlanacak. Türkiye’de bulunan ABD ve NATO irtibat subaylarının gorev alanları ve yetkileri genişletilecek.
5. Irak’ın kuzeyinde kurulan kukla devlet Türkiye tarafından resmen tanınacak: Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ve sözümona “Kürdistan” adı verilen kukla devlet, resmen ilan edildikten sonra, Türkiye tarafından da resmen tanınacak. Türk devletinin kukla devletin kuruluşunu “savaş nedeni” sayan Millî Guvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacak. (Kuzey Irak -”Kürdistan” sınırları içinde kalacak olan ve özellikle Kerkük, Musul ve Süleymaniye’deki Türkmenler, ABD tarafından güvenli bir şekilde başta Bağdat ve diğer Güney Irak şehirlerine nakledilecek. ABD yetkilileri göç edecek olan tüm Türkmenlere iş olanakları sağlayacak).
6. PKK/KADEK elemanlarına geniş kapsamlı af ve PKK’nın yasallaştırılması: Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak. Etnik grupların yasal siyasete katılmaları önündeki bütün yasal kısıtlamalar ve engeller kaldırılacak. Af yasasıyla bağlantılı olarak PKK/KADEK’e yasal siyaset düzleminde yer alma olanağı sağlanacak,
hapiste veya dağda bulunan yöneticilerin siyasal mücadeleye katılmalari için gerekli hukukî ve siyasal önlemler alınacak ve uygulanacak.
7. Güneydoğu belediyelerine özerklik ve federasyona geçiş: Kamu Reformu Yasası ve yeni Yerel Yonetim Yasaları hızla çıkartılarak, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek. Türkiye, dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter devlet yapısını terk ederek, federasyona gececek.
8. Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak, Annan Planı küçük değişikliklerle uygulanacak ve Ege’de Yunanistan’ın taleplerine esnek tavır alınacak: KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Arafat modeli”
denen uygulamayla devre dişi bırakılarak, Kıbrıs’ta Annan Planı bazı küçük değişikliklerle hayata geçirilecek. Ege kıta sahanlığı konusunda Türkiye, Yunan doktrinine daha esnek davranacak, Türk jetlerinin uçus alanı daraltılacak, sık sık ortaya çıkan “it dalaşi” sorunu Yunanistan rahatsız edilmeden çözülecek.
9. Ermenistan’a yönelik kısıtlamaların kaldırılması: Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek. Sınır ticaretinde Ermeniler lehine düzenlemeler yapılacak. Ermenilerin Türkiye’ye gezilerindeki bazı kısıtlamalar kaldırılacak.
 
Kaynak:https://tr-tr.facebook.com/notes/%C3%B6zel-kuvvetler-komutanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-bordo-berellier-mak/abd-ile-yap%C4%B1lan-9-maddelik-gizli-anla%C5%9Fma-pkk-neden-bitmiyor-diyenler-hainli%C4%9Fi-ok/10150244559013311
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , | ABD İle Yapılan 9 Maddelik Gizli Anlaşma için yorumlar kapalı
Haz 05

Adi Bir Alçak; Gurbet!

gurbet_-_kapak
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Adi Bir Alçak; Gurbet!
 
Sevgimiz mutluluğun doruğuna varmadan
Bu ayrılık kalbime saplandı bıçak gibi
Seni buldum sanarak gönlümce avunmadan
Gurbet araya girdi adi bir alçak gibi
 
Beni benden çaldın sen ruhum huzura yakın
Ruhum, kalbim, bedenim her şeyim senin hakkın
Ben sana esir oldum sen de bana tutsaktın
Gurbet araya girdi adi bir alçak gibi
 
Seni tanıyana dek zindan idi dünlerim
Cehennem ıstırabı senden uzak günlerim
Müptela oldum sana, gördüğü an gözlerim
Gurbet araya girdi adi bir alçak gibi
 
5.10.1981
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Adi Bir Alçak; Gurbet! için yorumlar kapalı
Haz 04

“Gregoryen Türkler”

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Gregoryen Türkler”
1915 hâdiselerin üzerinden 99 yıl geçti; büyük acıları anlamak mümkün ama geçmişin hâdiselerini bugüne taşıyarak, Türkleri birtakım menfîliklere mahkûm etmek, sonunda “Türk” bırakmama hesabı yapmak kabul edilebilir mi?
Gerçekten maksat acıları paylaşmaksa, “acı” iki taraf içindir.
Geçmiş olaylar siyasîleri bir yere kadar ilgilendirir; ders çıkarılacaktır. Asıl ilgilenecekler tarihçilerdir. Tarihçilerin gerçeklere ulaşması dikkate alınmaz, sadece intikam körüklenirse, “maksat” ın mahiyeti değişir.
Türk Yurdu dergisin Mart 2014 sayısında bir makale dikkatimi çekti: “Türk Ermeni İlişkilerinin Kayıp Halkası: Gregoryen Türkler”.
Makalenin yazarı Mehmet Niyazi Sezgin, Dışişleri Bakanlığı’nda görevli… Araştırmasının bakanlıkla ilgisi bulunmuyor; ciddî bir çalışma yapmış ve yedi sayfalık makalede, 48 kaynak kullanmıştır. Hemen girişte Ermenistan’ı tarif ediyor:
“Ermenistan ismi, sınırları belirsiz olmakla birlikte, Güneydoğu Anadolu ve Güneybatı Kafkasya’yı kapsayan ve iç bütünlüğü bulunmayan bir coğrafya adı olarak tarihte yaygın biçimde kullanılmıştır. Aslında bugün Ermeni olarak adlandırdığımız millet, kendisine Hay ve yaşadığı bölgeye de Hayastan demektedir. (…) Bugünkü Ermeni milleti ile kadim Ermenistan coğrafyasının tarihî bir bağı bulunmamaktadır. (…) En az iki yüz değişik etnik grup feodal bir toplum oluşturarak birleşip Ermeni halkını oluşturmuştur.”
Bu 200 grup içinde “Türkler” var mıdır? İz sürelim: Araştırıcı Ermenilerin aslında Türk olduklarına dair iddiaların da oluğunu belirtiyor. Bunu geçiyoruz. “Gregoryen Türkler” kimler?
Gregoryen, Ermenilere has bir Hristiyan mezhebi ve “Ermeniler”i milletleştirmiştir, diyebiliriz. Anadolu’da bir grup Türk de Gregoryen mezhebi içinde eritilerek Ermenileştirilmiştir. Bu hususta ilk makale 1934’te Ülkü dergisinde Hasan Fehmi’nin imzasıyla çıkmıştır. Mehmet Niyazi Sezgin de bu makaleye atıfta bulunuyor.
Kaynak: 1 :http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ermenilik-tarihi-bilelim-30501yy.htm
Kaynak: 2 :http://www.yasarkalafat.info/index.php?ll=newsdetails&w=1&yid=121
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | “Gregoryen Türkler” için yorumlar kapalı
Haz 03

Altın Sözler

ulu-onder-ataturkten-ozlu-sozler
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*İlimle geçen bir gece, ibadetle geçen bin geceden hayırlıdır. HZ. MUHAMMED
 
*Adalet evrenin ruhudur. ÖMER HAYYAM
 
*Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir. HZ. MUHAMMED
 
*En verimli yağmur alın teridir. C. SAHABETTİN
 
*Adalet, insan topluluğunun kutsî bağıdır. P.D. GUOZIT
 
*Bana ya hürriyet verin, ya da ölüm. PATRICK HENGY
 
*Nankörlük, zayıf insanların işidir, kudretli insanlar içinde asla nankör olana rastlamadım. GOETHE
 
*Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildir. ABRAHAM LINCOLN
 
*Bir insanda kibir, hırs ve şehvet söz söylerken soğan kokar. MEVLANA
 
*Erdem, iyiyi elde etme gücüdür. EFLATUN
 
*Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol. MEVLANA
 
*Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür. C. ŞAHABETTİN
 
*Hepimiz kahkahalarımızı göz yaşlarımızla ödüyoruz. PEYAMİ SAFA
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Haz 02

“Yalanlar İmparatorluğu” (Bu yalanları kaç kişi hatırlar)

sermaye-yalan-AA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Yalanlar İmparatorluğu”
Partisini kurduktan hemen sonra ilk vaatleri arasındaydı ’dokunulmazlıklar’. Israrla ve heyecanla “Dokunulmazlıkları kaldıracağız” diyerek dolaştı ekran ekran. Dokunulmazlıkları kaldırmadı, bugün ’dokunulmazlık zırhı’nın mültecisi, o zırha sığınıyor.
Yalan söyledi…
2010 Aralık’ında, 2011 bütçe konuşmasında, “Benim milletimin dili tektir, Türkçedir. Bunu öğrenemediyseniz bundan sonra da öğrenemezsiniz” dedi… Aradan beş ay geçti, 26 Mayıs 2011’de Aksaray’da seçim mitinginde, BDP’den konuyla ilgili gelen eleştirilere cevap vererek, “Ben hiçbir yerde tek dil demedim. Tek bayrak, tek millet, tek devlet dedim” dedi.
Yalan söyledi…
17 Mart 2011’de Rusya’ya giderken, “Ben Tayyip Erdoğan olarak böyle bir sorumluluğunun altına giremem. Parası olan var, olmayan var. Parası olan bastıracak kurtulacak, parası olmayan askerliği yapacak. Seçimden sonra referanduma götürürüz” dedi ve hemen sonra “Bedelli askerlik konusunda çalışmaların sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu hafta olmazsa önümüzdeki hafta bu işi tamamlayıp, hemen adımı atacağız ve bedelli askerlik ile ilgili yasayı inşallah çıkarmış olacağız” diyerek bedelli askerliği çıkardı.
Yalan söyledi…
2011 Haziran’ında Mehmet Ali Birand’ın ’32. Gün’ programında “Gönlümde başkanlık sistemi var” dedi… Yalnızca bir dakika sonra Birand bu sözünü hatırlatınca, “Ben öyle bir şey demedim” dedi. Reji reddettiği o sözlerini ekrana getirdi ve dediğini kendisi de gördü.
Yalan söyledi…
“One minute” kolpasından sonraydı, geçen yıl nisan ayının bu günleriydi, “Gazze’ye gideceğim” dedi… ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin, “Bence, Başbakan Erdoğan’ın Gazze ziyaretini ertelemesi iyi olur” sözleriyle verdiği ayardan sonra, “Şık olmadı, erteleme yok, Gazze’ye gideceğim…” dedi… Gidemeyeceğini en iyi kendisi biliyordu ve gidemedi.
Yalan söyledi…
17 Aralık ile başlayan süreçte yalanları seriye bağladı… Soruşturmayı açan savcılardan biri için “22 kez yurt dışına çıktı, belgeleri elimizde, nereye çalıştıklarını kendileri söylemezse biz söyleriz” dedi. Savcılar, “İspat etsin, mesleği bırakırız” dediler. O günden bu yana belge çıkaramadı, ispat edemedi.
Yalan söyledi…
Yolsuzluk soruşturması üzerinde kendisi başta olmak üzere bütün hükümeti, bürokrasisi ve medyası kara propaganda bombardımanına başladı. Ve iktidarının belki de en iç kaldıran yalanını söyledi. “Kabataş iskelesinde benim başörtülü bacıma saldırdılar. Seksen-yüz kişilik kalabalık, üstleri çıplak, ellerinde siyah deri eldivenli bir grup başörtülü bacımızı yerlerde süründürdüler, altı aylık bebeğin bacaklarında morluklar vardı, annesi cinsel tâcize uğradı…” şeklinde paket olarak koro hâlinde söylenen bu yalanla ilgili MOBESE kayıtlarının olduğunu da iddia etti. Medyasındaki köşe yazarları ajitasyonun tüm çeşitleriyle, saldırılan altı aylık bebek ve tâciz edilen annesiyle ilgili istismar dizileri yazdılar… Hatta saldırıyla ilgili MOBESE görüntülerini izlediğini ve hâdisenin gerçek olduğunu yazdı bir köşe yazarı.
Gün geldi, olayın cereyan ettiği saatteki MOBESE kayıtları yayınlandı… Ne bir saldırı vardı ortada ne bir tâciz!..
Yalan söyledi…
Urla villaları hakkında “O villalar 35 senedir orada” dedi. Fakat GoogleMap’de arâzî boş olarak görünüyordu.
Yalan söyledi…
Gezi olaylarında polisin orantısız kullandığı güçten Vâlide Sultan Câmii’ne sığınan eylemcilerin câmide bulundukları süre içerisinde “câmide içki içtiklerini” söyledi… Korosundan bir yazar câmide ’grup seks yaptıkları’nı bile yazdı. Câminin müezzininin tekzîbi bile bir işe yaramadı bu kara propaganda karşısında… Başbakandan sorumlu Diyânet İşleri Başkanı’nın da dâhil olduğu bu yalan kampanyası MOBESE’deki gerçeklere çarptı.
Yalan söyledi…
Yalnız kendisi değil şürekâsı da pervâsız ve izansız yalanlarla büyük bir algı operasyonunun parçası oldu. Müsteşarı, İçişleri Bakanı olduğu ilk gün televizyona çıktı, bir bankanın “17 Aralık’tan birkaç gün evvel piyasadan yüklü miktarda dolar aldığını ve bunun belgelerinin elinde olduğunu, belgesiz konuşmayacağını” söyledi… Hemen arkasından Merkez Bankası Başkanı yalanladı. Vâlisi vatandaşa “Gavat” dedi… Akşamına açıklama yaptı, “Ben kavas dedim” yanlış anlaşılmış dedi… Seçim günü gecesi 41 ilde eş zamanlı elektrikler kesildi… Enerji Bakanı “Trafoya kedi girmiş” dedi…
Yalan söyledi…
Yalan söylediler…
***
Hz. Peygambere sahâbeleri bazı günahlarla ilgili sorarlar, “Müslüman falan günahı işler mi?” diye. Sessiz kalır Hz. Peygamber. Bir sahâbî, “Müslüman yalan söyler mi ey Allah’ın Râsûlü?” der. Önceki sorulara sessiz kalan Hz. Peygamber bu kez cevap verir: “Asla” der, “Müslüman asla yalan söylemez…”
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/basbakanin-atesten-yatagi-yalan-30615yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | “Yalanlar İmparatorluğu” (Bu yalanları kaç kişi hatırlar) için yorumlar kapalı