
5 Ağustos 1942 günü Başbakanı Şükrü Saraçoğlu, TBMM konuşmasında; “-Biz Türküz-Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir” demişti. Onun bu davranışı, Atsız Hoca’nın çıkardığı Türkçü Orkun Dergisi’nde, kendi imzası ile “Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na Açık Mektup” yazmasına sebep olmuştu. Ve “-Sayın Başvekil, hem Türkçü hem de Başvekil olduğunuz için size bu mektubu yazıyorum. Çünkü Türkçü olmayan bir Başvekil’e hitap etmenin, ne kadar boş olduğunu bilirim” demişti. Hoca, iki açık mektubunun birinde, suçladığı ve yirmi beş yıl sonra, yurtdışına kaçarken öldürülen komünist Sabahattin Ali’nin açtığı hakaret davasının oturumu için Ankara’ya geldiğinde, milliyetçi gençlik tarafından karşılanmış, adliye sarayında ve şehir içinde kendisine gösterilen sevgi gösterileri, mevcut yönetimi endişelendirmişti. Verilen altı aylık mahkûmiyet cezası ertelenmiş ancak Orkun Dergisi kapatılarak Atsız’ın edebiyat öğretmenliğine son verilmiştir. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de, 19 Mayıs Gençlik Bayramı’nın açılış konuşmasındaki söylemi ile Türk Milliyetçilerini, Turancılıkla suçlamıştı. Bunların ardından aralarında Alparslan Türkeş, Zeki Velidi Togan, Nejdet Sancar, Orhan Şaik Gökyay, Reha Oğuz Türkkan, Fethi Tevetoğlu, Hikmet Tanyu, İsmet Tümtürk, Muzaffer Eriş, Said Bilgiç ve Osman Yüksel Serdengeçti’nin de bulunduğu sanıklardan bazıları “Turancılıkla” suçlanarak ‘tabutluk’ adı verilen ve ‘500’er mumluk’ ampuller ile aydınlatılan hücrelere tıkılmış ve insanlık dışı işkencelerden geçirilmişlerdi. Türkeş’in ise tırnakları sökülmüştü… 23 sanık hakkında ‘ihtilal hazırlığı’ yaptıkları ve halkı ‘hükümete karşı’ isyana sevk ettikleri gerekçesiyle İstanbul 1’inci Sıkıyönetim Mahkemesi’nde dava açılmıştı. ‘Türkçülük-Turancılık’ adı ile tarihe geçen ve 3 yıldan fazla süren davada, 10 kişiye on yıla kadar çeşitli hapis cezası verilmiş; Türkeş ise 9 ay 10 gün hapse mahkûm olmuştu. Karar, Yüksek Askeri Mahkeme’den dönmüştü. Yenilenen yargılama yapılmış ve 31 Mart 1947 tarihinde bütün sanıklar beraat etmişlerdi. Alparslan Türkeş yıllar sonra Türkçülük ve Turancılık davasını savunanları Milliyetçi Hareket Partisi çatısı altında örgütlemiş, Türk milliyetçiliğini yok etmek isteyen ‘İnönü eksenli’ devlet politikalarına meydan okuyarak 3 Mayıs gününü tarihini ‘Türkçülük Günü” ilan etmişti. Sonraları 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ olarak Başbuğ Türkeş vefat edinceye kadar bütün MHP teşkilatlarında ve yan kuruluşlarında kutlanmıştır. Rahmeti Rahman’a kavuşan bütün Milliyetçilere Allah’tan rahmet dilerim Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin! Ne Mutlu Türküm Diyene!
Hoş bizim 1000 yıllık Türkleştirmemiz bu yurdu Türk yurdu kılmaya yeter ama Batı maşaları bu toprakların aslında Hint-Avrupai ulusların olduğunu şöyle yahut böyle dile getirmektedir.
Nisan 2005 ayı içinde İTÜ’de konferans veren Avusturyalı yazar ve belgesel film yapımcısı Erich Feigl, konuşmasını söyle bitirdi: “This land is yours. You didn’t settle in Anatolia after the Battle of Malazgirt. Archeological findings at Catalhoyuk prove that you have been here for more than 10,000 years”
Türkçesi: “Bu topraklar size ait. Sizler Anadolu’ya Malazgirt zaferiyle yerleşmediniz. Çatalhöyük’teki arkeolojik bulgular, sizlerin 10.000 yıldan uzun süredir burada bulunduğunuzu kanıtlamaktadır.” ( Kaynak : Tufan Türenç, 22 Nisan 2005 )
Anadolu’daki çok eski Türklerin izlerini aramak hep Güneş-Dil Kuramına vurulup alaya alınır. Ama gerçek gerçektir. Resmi Tarih Aryan ırkçısıdır. Türklere herhangi bir uygarlık biçmez. Onların uygarlıktan nasipsiz göçebeler olduğunu yineler durur. Batılıların bu konudaki huyu hakkında küçük bir örnek verelim.
http://onturk.wordpress.com/2011/03/03/anadolu-oz-be-oz-turk-yurdudur/
“Sir Henry Rawlinson’un Sümer dilini Turani bir dil olarak tanımladığı dönemde Sümer medeniyeti henüz keşfedilmemişti. Bilim adamları onların, büyük Sami medeniyeti içinde yaşayan geri bir toplum olduğunu düşünüyordu. Daha sonra arkeolojik araştırmalar Sami medeniyetinin asıl dayanağı olan büyük Sümer gerçeğini ortaya çıkarınca Batı bilim çevreleri Sümerlilere atfedilen Turani damgasını bırakıp onların bilinmeyen bir dile ve ırka sahip oldukları tezini ortaya attılar. Böylece asrımızın başında tarihçi Prof.Goodspeed Sümerlilerin Samilerden üstün bir medeniyete sahip olduklarını fakat hangi ırka mensup oldukları bilinmeyen bir millet olduğunu yazıyordu.” ( Selahi Diker – Türk Dilinin Beş Bin yılı)
(Cani) Terör Örgütüne ABD’den yılda 100 milyon dolar geliyor
‘Örgütün omurgası Avrupa olarak bilinir. Oysa, ABD’de milyonlarca dolar para topluyor.’ diyen CIA’in eski uzmanı Quirk, önemli bilgiler paylaştı.
CIA’in eski Rusya ve Ortadoğu uzmanı John Patrick Quirk’e göre, PKK’nın ABD’de yılda 100 milyon dolar para akışı var.
Merkezi Paris’te bulunan ve Türkiye’deki temsilciliğini Aytunç Altındal’ın yaptığı Diplomatik ve Stratejik Eğitim Merkezi (CEDS) Finansal İstihbarat ve Güvenlik, Terörün Finans Kaynakları başlıklı sempozyuma ev sahipliği yapıyor.
Dünya Bankası İcra Kurulu Başkanı Mathias Meyer ile Amerikan İstihbarat Örgütü CIA’nın 30 yıl boyunca Rusya ve Ortadoğu uzmanı olarak çalışan John Patrick Quirk toplantıya katılan isimler arasında.
Quirk, terör örgütünün ABD’deki finansal yapısını Vatan’a değerlendirdi: “PKK çok dinamik bir terör örgütü. Örgütün omurgası Avrupa olarak biliniyor. Oysa ki, ABD’de milyonlarca dolar para topluyorlar. Sahte ve paravan şirketler kurarak para aklayıp, finansal kaynak yaratıyorlar. Tercih ettikleri ilk yöntem eğitim kurumları açmak. Profesyonel fon yönetimi ve danışmanları bile var. ABD’deki para trafiği eğitim kurumları üzerinden yürütülmeye çalışılıyor. Ticaret konusunda çok fazla deneyim kazandılar. Amerika’daki sahte veya paravan (cani) terör örgütüne ait şirketlere yıllık 100 milyon dolar para transfer ediliyor.”
(Reklamını yapmamak adına terör örgütünün adını bilerek çıkardım.)
Kaynak:Uyanık Türkler Kulübü
Kurucu irade tarafından kabul edilen Anayasanın değişmez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeleri maalesef AKP tarafından “Yeni Anayasa” adı altında değiştirilmek isteniyor. “Yeni Anayasa” adı ile de olsa değiştirilmesinin teklif edilmesi dahi Anayasa’ya göre suçtur. (Cumhuriyet sıfatı sadece savcılara verilmiştir. Bunun için savcılar Cumhuriyet Savcıları sıfatıyla görev yapmaktadırlar.) Cumhuriyet Savcıları bunu görmezden gelse dahi, Necip Türk Milleti AKP’nin Türkiye Cumhuriyeti Devletini ateşe atmasına asla müsaade etmeyecektir.
İŞTE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ DEĞİŞMEZ, DEĞİŞTİRİLMESİ TEKLİF EDİLEMEZ MADDELERİ:
1) Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
2) Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
3) Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir.
Bayrağı şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı “İstiklal Marşı” dır.
Başkenti Ankara’dır.
4) Anayasanın 1 nci maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 ncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Ülkemizde yaşayan Çerkez, Türkmen, Kürt, Laz, vb. alt kimlik olarak ifade edilen ‘boy’ adlarıdır. “Türkü Anayasadan çıkarıp boy adlarını ‘soy’adının yerine koymaya kalkarsanız ‘soy’u yok etmiş dolayısıyla Türkiye’yi olumsuzluğa sürüklemiş olursunuz. Bu da bir milletin ‘soy’ olarak yok edilmesi demektir. Kendisini tarihten silmek isteyen bir uygulamayı hiçbir millet kabul etmez.
Ülkemize zarar verici gelişmeler “sindire sindire, hazmettire hazmettire, ” ilerliyor. ABD’nin eş başkanlığını yaptığı BOP (Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi) son perdesini oynuyor.
Terör elebaşı cani, yasa maddeleri teklif ediyor. Direktif veriyor. Anayasa şöyle olsun, böyle olsun talimatı veriyor. Bu TBMM ‘ne hakarettir, utanç vericidir. Terör elebaşı ile RTE,AKP,BDP neyin peşindeler?
UYAN ARTIK TÜRKİYE!
Sanki füze bir kemiğe fırlayan
Yurdumuzun her yanında bir “it” var!
Karnı tokken, sırtı pekken hırlayan
Yurdumuzun her yanında bir “it” var!
Bir ayağı topal, bir gözü kördür
Dostluktan anlamaz o bir nankördür
Şeytanlar diyor ki acıma öldür
Yurdumuzun her yanında bir “it” var!
Boyuna, posuna bakmadan havlar
Kimsesiz olanı yakalar, avlar
Birkaç ağa bulur yalanır, tavlar
Yurdumuzun her yanında bir “it” var!
Yine kuduzluğu tuttu bakınız
Yeter artık Türk tavrını takınız!
Sizler beyler, sizler kına yakınız!
Yurdumuzun her yanında bir “it” var!
*Asılları dostlarımızdır.
Hani bir şarkı vardı bilirsiniz. “Bölünmeye” pardon “Çıldırmaya az kaldı. Doktorum nerde” diye. Şimdi, sizce o şarkıyı söyleyen kaç kişi vardır?
*”Çözüm harita bile değiştirir” Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş
*“Türk hükûmetine, PKK’ya ve diğer Kürt örgütlerine, Kürt konusunda şiddete dayanmayan ve siyasî bir çözüm bulmaları için ellerinden gelen tüm çabayı göstermeleri için çağrıda bulunur” diye 13.12.1995 tarihinde Avrupa Parlamentosu karar alıyor
*“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin doğusunda kısa bir süre sürdürdüğü askerî operasyonlardan ve Kürdistan’daki anlaşmazlığa barışçıl bir çözüm bulma yollarını aramayı reddetmesinden büyük kaygı duymaktadır” diye19.09.1996 tarihinde Avrupa Parlamentosu karar alıyor, Erdoğan uyguluyor.
*“Kürt halkının siyasal, kültürel, sosyal haklarını tanıyan bir çözüm bulmalıdır. 22.07.2000” Avrupa Parlamentosu
*“Allah ABD’ye zeval vermesin. Amin. Her vatanseverin, beş vakit oturup ABD için dua etmesi milli menfaatlerimiz icabıdır” Polis Akademisi Öğretim Görevlisi
*“Bu toplantı, iki tarafın değil, bizim sorumluluğumuz altında girişilen bir inisiyatiftir. Abdullah Öcalan tarafından üretilen kendi fikirleri parlamentoda yasa çıkaracakları zaman dikkate alınacaktır. Kendisinin parlamento için ürettiği öneriler dikkate alınacaktır.” Oslo’da MİT Müsteşarı Hakan Fidanı ve PKK temsilcilerini masaya oturtan koordinatör ülke temsilcisi


Hoca Dehhani’nin asıl adının Mehmet olduğu ve Tarsus’un Dehan köyünden çıktığı,
Selçuk tarihinin adının “Vekayi-ül Ezmân min Sehâm id Dehân” olduğu Mes’ud Koman’ın makalesinde geçtiği belirtilmektedir.
Kaynak: Makaleler 1- Sayfa 436 Atsız
Hoca Dehhani aslen Horasanlı olup, Anadolu Selçuklu sarayında yetişen divan şairi. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Horasan’da doğdu. Moğol istilası sırasında Anadolu’ya gelip yerleşti. Selçuklu Sultanı Üçüncü Alaeddin Keykubad’ın takdirini kazandı. Sultan’ın isteği üzerine Farisi olarak, 20.000 beyitlik Selçuklu Şehnamesi yazdı. Ancak eser bugün ortada yoktur.

Türk Milleti senin hoşgöründen ve iyi niyetinden yararlanan emperyalistler iradesi zayıf, mizacı kandırılmaya uygun, makam ve mevkiye düşkün olan insanları kendi ırkına yani Türk’e düşman etmiştir, etmektedir.
Tarihimizde bunun örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. Aşağıda Göktürk Hakanlığı ve Selçuklu İmparatorluğu bugün yaşadıklarımıza benzer ihanetler yaşamışlardır. Pek çok devlet kurduğumuz halde bu yüzden yaşamalarını sağlayamamışız.. Şu anda birçok Türk devletleri bağımsız olmasına rağmen ilişkilerimizi yeterince geliştirilememişiz..
Göktürk Kağanlığı’nın (552-745)Büyük Başbuğu Atamız Bilge Kağan şöyle der:
“Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz imiş. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanırmış. Türk milleti öldün, öleceksin!”
Çin milleti hilekâr olduğu için, aldatıcı olduğu için, kardeşleri birbirine düşürdüğü için, beğlerle milletin arasına fitne soktuğu için Türk milleti, kurduğu devletini elinden çıkarmış, başına geçirdiği hakanını kaybetmiş. Beğ olmağa layık erkek evlâtları Çin milletine köle, hanım olmağa lâyık kız evlatları ise cariye olmuş. Türk beğleri Türk adını atmışlar; Çin’de Çin adları alıp Çin hükümdarına tâbi olmuşlar… Türk halk tabakası şöyle demiş: Devletli millet idim, devletim şimdi nerede?… Hakanlı millet idim hakanım nerede?.. Böyle diyerek Çin hükümdarına düşman olmuşlar… -Çin hükümdarı da- ‘Türk milletini öldüreyim, kökünü kurutayım dermiş.”
Anadolu fatihi Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Fars asıllı veziri Nizamülmülk, Siyasetnâmesi’nde şunları dile getirir:
“Aciz bir Yahudi Türklerin işini yürütmek üzere kâhyalığa gelir, layik denir. Hırıstiyan gelir, olur denir. Bir ateşperest gelir, beğenilir. Rafizi de, Harici de, Karmati de gelse makbuldür. Çünkü artık gaflet onları mağlup etmiştir. Halbuki onların ne Türklerin dinine saygısı, ne mallarına karşı koruma duygusu, ne de halka merhameti vardır. Devlet kemâle ulaştığı için, halk bu gün duyarlılığını kaybetmiştir. Bendeniz kötü bakışlardan korkuyorum, bu işin nereye ulaşacağını da kestiremiyorum.” Sanki bugünleri anlatıyor.
Bunları yazdıkça bunalıyorum. Türk insanının iradesi bu kadar zayıf mı diye hayıflanıyorum?
Türk’teki aklı, gücü gören düşmanların kesinlikle biz Türkleri rahat bırakmayacakları muhakkaktır.
Orhun Abidelerinden seslenerek “Ey Türk titre ve kendine dön!” diyerek, sağlıkla, sağlıcakla kalın! diyorum.