AKP’yi Tövbe Temizler mi? Tayyip Erdoğan’a AKP ya da sempatizanları tarafından “Halife”, “sultan”, “şeyh”, “mücahit”, “emirülmüminin” ve “evliya” denilmişti ama böylesini hiç kimse söylememişti. Bir AKP milletvekili Başbakan Erdoğan’ın yüksek (!) vasıflarını anlatırken “Allah’ın tüm vasıflarını üzerinde toplamış lider” demiş. Bu sözleri söyleyen sıradan, cahil birisi değil milletvekilidir.
Ölümcül bir kula Allah’a ait vasıflar yüklemek açıktan şirke ya da küfre düşmektir.
Bazı parti mensupları AKP’li olmayı ’Tayyip Erdoğan’la nikâh kıymaya’ indirgemişlerdir. ‘Başbakan’a dokunmayı ibadet’ sayan milletvekilleri çıkmıştır. Allah’a kul olmaktan söz etmeyenler Tayyip Erdoğan’ın ‘kılı’ olmaktan söz etmişlerdir. Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta moderatöre “one minute” demesi, AKP’nin Stratejik Düşünce Enstitüsü Dergisindeki bir makalede şöyle anlatılmaktadır: ‘One Minute kıyamının hemen ertesinde Afrika çöllerinde yüz yıldır içinde su bulunmayan kuyular sularla dolmuştur’
Bu yüzden Erdoğan’a ilahi ve yüce özellikler ile yüce kattan gelen misyonlar yüklüyorlar. Böylece yüceler yücesinden gönderilen lidere; itaat, biat ve teslimiyet zorunlu hale geliyor.
Öyle ki AKP’nin bir il başkanı “Erdoğan bizim için ikinci peygamber gibidir” ifadesini kullanmakta sakınca görmezken eski Avrupa Birliği Bakanı, “Ülkemizde eğer Urfa şanlıysa, Antep gaziyse, Maraş kahramansa, Rize, İstanbul ve Siirt de mübarektir. Çünkü bu 3 şehir, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük liderinin doğmasına vesile olmuştur” şeklindeki açıklamasıyla Erdoğan’ın doğumuna kutsallık atfetmekten çekinmemiştir.
Zorlama ve riya kokan bu sözlerin ötesine geçen bir ’şair’, “Tayyip’i üzmek Allah’ı üzmektir” diyerek çarpık zihniyetin çıtasını oldukça yükseltmiştir.
AKP’nin Kazlıçeşme’de düzenlediği mitinge gitmenin farz-ı kifaye değil, farz-ı ayn hükmünde olduğunu da bir eski AKP’li gençlik kolları başkanı söylemiştir.
AKP’liler arasından sonuçta “Başbakan’ın yaptığını yapmak sünnettir” diyen de çıkmış “Başbakanımızın çıkacağı televizyon yere konmaz” şeklinde akıl ve sabır sınırlarını zorlayan da çıkmıştır.
‘Biatsa biat, itaatsa itaat, sadakatsa sadakat’ söylemleri sonuçta övgü sahiplerini “Allah’ın tüm vasıflarını üzerine toplamış lider” noktasına götürmüştür.
Bu AKP’yi tövbe temizler mi?
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akpnin-tovbeye-ihtiyaci-vardir-29495yy.htm
AKP’yi Tövbe Temizler mi?
AKP’yi Tövbe Temizler mi? Tayyip Erdoğan’a AKP ya da sempatizanları tarafından “Halife”, “sultan”, “şeyh”, “mücahit”, “emirülmüminin” ve “evliya” denilmişti ama böylesini hiç kimse söylememişti. Bir AKP milletvekili Başbakan Erdoğan’ın yüksek (!) vasıflarını anlatırken “Allah’ın tüm vasıflarını üzerinde toplamış lider” demiş. Bu sözleri söyleyen sıradan, cahil birisi değil milletvekilidir.
Ölümcül bir kula Allah’a ait vasıflar yüklemek açıktan şirke ya da küfre düşmektir.
Bazı parti mensupları AKP’li olmayı ’Tayyip Erdoğan’la nikâh kıymaya’ indirgemişlerdir. ‘Başbakan’a dokunmayı ibadet’ sayan milletvekilleri çıkmıştır. Allah’a kul olmaktan söz etmeyenler Tayyip Erdoğan’ın ‘kılı’ olmaktan söz etmişlerdir. Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta moderatöre “one minute” demesi, AKP’nin Stratejik Düşünce Enstitüsü Dergisindeki bir makalede şöyle anlatılmaktadır: ‘One Minute kıyamının hemen ertesinde Afrika çöllerinde yüz yıldır içinde su bulunmayan kuyular sularla dolmuştur’
Bu yüzden Erdoğan’a ilahi ve yüce özellikler ile yüce kattan gelen misyonlar yüklüyorlar. Böylece yüceler yücesinden gönderilen lidere; itaat, biat ve teslimiyet zorunlu hale geliyor.
Öyle ki AKP’nin bir il başkanı “Erdoğan bizim için ikinci peygamber gibidir” ifadesini kullanmakta sakınca görmezken eski Avrupa Birliği Bakanı, “Ülkemizde eğer Urfa şanlıysa, Antep gaziyse, Maraş kahramansa, Rize, İstanbul ve Siirt de mübarektir. Çünkü bu 3 şehir, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük liderinin doğmasına vesile olmuştur” şeklindeki açıklamasıyla Erdoğan’ın doğumuna kutsallık atfetmekten çekinmemiştir.
Zorlama ve riya kokan bu sözlerin ötesine geçen bir ’şair’, “Tayyip’i üzmek Allah’ı üzmektir” diyerek çarpık zihniyetin çıtasını oldukça yükseltmiştir.
AKP’nin Kazlıçeşme’de düzenlediği mitinge gitmenin farz-ı kifaye değil, farz-ı ayn hükmünde olduğunu da bir eski AKP’li gençlik kolları başkanı söylemiştir.
AKP’liler arasından sonuçta “Başbakan’ın yaptığını yapmak sünnettir” diyen de çıkmış “Başbakanımızın çıkacağı televizyon yere konmaz” şeklinde akıl ve sabır sınırlarını zorlayan da çıkmıştır.
‘Biatsa biat, itaatsa itaat, sadakatsa sadakat’ söylemleri sonuçta övgü sahiplerini “Allah’ın tüm vasıflarını üzerine toplamış lider” noktasına götürmüştür.
Bu AKP’yi tövbe temizler mi?
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akpnin-tovbeye-ihtiyaci-vardir-29495yy.htm



İSTİKLAL MARŞI’MIZI GÜR BİR SESLE OKUYALIM..
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
Garb’ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
”Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri ”toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne na-mahrem eli;
Bu ezanlar — ki şehadetleri dinin temeli —
Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder — varsa — taşım;
Her cerihamda, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım!
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki, başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal.
Mehmet Akif ERSOY





