Kas 26

“Kahpeliğin Tarihini Yazanlar”…

9_3359_16112013
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türkiye’nin yaşadığı hazin manzaralar ben Türküm ve onur duyuyorum diyen hiç kimsenin kabul edeceği şeyler değildir. Türkiye 16 Kasım’da hiç olmadığı kadar küçük düşürülmüş ve ihanetin resmi geçidine şahitlik etmiştir. Cani ile Başbakan’ın fotoğrafı aynı pankarta iliştirilmiş şehitlerin kemikleri sızlamıştır. Geçmişi karanlık yüzlerin meydan okumalarına şahit olduk. Millet millet olalı hiç bu kadar içeriden hançerlenmemiştir. Devlet devlet olalı hiç bu kadar zulüm görmemiş ve köşeye sıkışmamıştır. Cehaletin bu kadar mevki eldeettiği başka bir dönem olmamıştır. Milli şeref milli haysiyet ve milli ruhtan mahrum olanların saltanatına hiç bu kadar süreyle katlanılmamıştır. Neredeyse Anzavur dirilmiş, Ali Kemal yattığı yerden kaçmış, Damat Ferit hortlamış, Haçlılar tekrar ayaklanmış, hükümetle ve başındaki şahsiyetle bütünleşmiştir. Erdoğan olmayan kalitesinin gereğini yapmış, kardeşi Barzani’yi Diyarbakıra davet etmiş ve aşığına maşuk vurgun gibi bağrına basmıştır. Şiwan Perver isimli bölücü ve sözde şarkıcı ile tezahüratlar eşliğinde Diyarbakır’a gelmiştir. Erdoğan’ın dost diye methiyeler düzdüğü bu terör destekçisi 37 yıl sonra sanki Babasının çiftliğine gelir gibi Türkiye’ye gelmiştir. Abdullah Öcalan barış savaşçısıdır, terörist değildir, terörist Türkiye Devleti’dir diyen rezil bu kişidir. İmralı’daki kahramanı selamlıyorum diyen delilli ispatlı hain bu kişidir. Allah kahretsin Türk dilini başımızdan defedelim diyen ahlaksız bu kişidir. Başbakan bu PKK’lıyı dost olarak görmüş ve gönlünü ardına kadar açmıştır. Sıfır sorun mucidi Dışişleri Bakanı da bu adamdan özür dilemiş belki dizine kapanmıştır. Tescilli bir eşkıyaya bu denli muhabbetin anlaşılır bir tarafı bizce yoktur. Başbakan’ın PKK’lılara karşı gösterdiği coşkun sevginin kendi içinde tutarlı bir yanı vardır. Sayın Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir, ya Türk düşmanıdır ya da Türk milletinin kanını içmeye yeminli çevrelerin özel ve gönüllü ferdidir.
 
Kimse sabrımıza aldanıp da gevşeklik yapmasın. Kuduz gibi oraya buraya sataşmasın. Yeri ve zamanı gelince Malazgirt destanı da tekrarlanır Söğüt ruhu da canlanır. İstanbul’un fethi de yenilenir, İzmir’de denize dökülenlerin torunları da yenidek sökülüp atılır. Yularını kandil teröristlerine kaptıranlar yazsa yazsa ancak kalleşliğin ve kahpeliğin tarihini yazacaklardır. İmralı canisine teslim olanlar eli kanlı teröristlere yüz sürenler Türk milletini sırtından vurmanın ve kardeşliği kundaklamanın kara kaplı kitabına not düşeceklerdir. Erdoğan Kürdistan için umut mu verecek vade mi biçecek sorusu kısa sürede cevabını bulmuştur. Erdoğan siyasi menfaat ve 4 varil mazot için Kürdistan’a onay vermiştir. Başbakan peşmergenin Pan Kürdist politikaları için Türk milletinin verdiği yetkiye alenen ihanet etmiştir. Türkmen kardeşlerimizi peşpeşe katleden, Türkmenlerin demografik yapısıyla oynayan, Türkmen şehirlerinin isimlerini değiştiren, Kerkük’ün statüsünü oldu bittiye getirmeye çalışan bir alçak Başbakan’da hayallerini bulmuştur. İnşallah Allah’ınızdan bulacağınız günler de yakındır.
 
images (1)
Kaynak : http://www.sonkale.org/bahceli-grup-toplantisinda-konusuyor-h221789.html
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | “Kahpeliğin Tarihini Yazanlar”… için yorumlar kapalı
Kas 25

Altın Sözler

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
* “Güç insanı yoldan çıkartır; mutlak güç ise insanı tamamen sapıttırır.” Lord C. Acton
 
* “Tarih insanın fotoğrafını bir kez çeker. Dikkat et! Gözün kapalı çıkmasın..!” Server Tanilli
 
* “Başarılı işler yolsuzluğun görülmesini engeller” Amerikalılar
 
* “Küçük insanların büyük gururları olur.” Voltaire
 
* “Kibir bele bağlanan taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne uçulur!” Hacı Bayram-ı Veli
 
* “Onlar dostlarının zararlarından emin oldukları için, dostlarını uzakta tuttular! Düşmanlarının zararlarından korunmak ve onları kazanmak için, onları yakınlarına aldılar! Yanlarına aldıkları düşmanları, dost olamadığı gibi uzakta tuttukları dostları da düşman oldular. Böylece herkes düşman safında birleşince yıkılmaları ve dağılmaları mukadder oldu!” Ebu Müslim-i Horasanî
 
* “İnsan unutmayı bir türlü öğrenemez. Hep geçmişe bağlı kaldığı için şaşar durur kendine. İstediği kadar yürüsün, zinciri ile birlikte yürür” Nietzsche
 
* “Kimse geçmişini geri satın alabilecek kadar zengin değildir”. Oscar Wilde
 
* – “Eğer baba Yahudi değilse, çocuk barbar olur. Yahudi anne ve babadan doğan biri, Tevrat’a uygun biçimde yetiştirilmemiş olsa dahi, kanında atalarından geçmiş özelliklere sahip olur. Bu genetiğin icabıdır.” Haham Dov Lior, Puah Enstitüsü tarafından düzenlenen toplantıda
 
* “Türk ordusu kendi halkı ile savaşıyor” Yahudi kökenli bir işadamı, Güneydoğu’da PKK terörü ile mücadeleye
 
* “Türkiye’nin bölgeye yönelik statü değişikliği girişimlerini destekliyoruz” Yahudi kökenli ABD Büyükelçisi Mark Parris
 
* “Yahudi, her yerde Yahudidir.” Amcası MOSSAD’ın başkan yardımcılığını yapan başka Yahudi bir işadamımız
 
* “Dünyanın ne düşündüğü değil, Yahudiler’in ne yaptığı önemlidir.” İsrail’in ‘terörist’ lakaplı başbakanlarından Menahem Begin
 
 * “Bizden nefret eden herkesi yok edeceğiz.” Bebek katili Ehud Olmert
 
* “Yahudiler, bütün insanların kanındaki mikroplardır” 19. yüzyılın klasik müzik bestecisi Richard Wagner
 
* “Yahudiler, bütün milletlerin gizli düşmanıdır” Nihâl Atsız
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Kas 24

Öğretmenler Günü Kutlu Olsun

th (6)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Atatürk, Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata’ya Millet Mektepleri Başöğretmenliği ünvanını verdi. 24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Milli Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri gayretti hep överdi.. Çağdaş bir millet olmamız için eğitimin yaygınlaşması gereğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk “Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” Sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir.
Atatürk’ün 100. Doğum yıl dönümü 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
Öğretmenler Günü’nde öğretmenin toplum içindeki yeri, değeri belirtilir. Öğretmen sorunları dile getirilir. Öğretmenler Günü’nde; eğitime, öğretime hizmet etmiş, saygınlık kazanmış öğretmenler anılır. Gençlerin yetişmesindeki katkıları anlatılır. Mesleğe yeni giren öğretmenler 24 Kasımda Öğretmen Andı içerek göreve başlarlar.
Öğretmen; yapıcı ve yaratıcıdır. İnsan haklarına saygılıdır. Öğretmen özverili, çevreye güven ve inanç veren, içi insan sevgisiyle dolu bir kişidir. Atatürk; “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” demekle öğretmene yüklediği sorumluluğu ve değeri anlatmıştır.
Öğretmenler sevgi, saygı, bilgi dağıtır. İnsanları doğruya, gerçeğe yöneltir. Bilgili kişiler olması için çaba gösterir. Öğretmen her alanda yeniliği, yenileşmeyi savunur. Beceri ve yeteneklerimizin gelişmesine yardımcı olur. Kısaca analar doğurur, öğretmenler yetiştirir.
Bir milletin milli, ahlâki ve kültürel yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olması öğretmenlerin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı öğretmenlerdir.
Bizleri ham bir madde olarak ele alan öğretmenler, üzerimizde titiz, dikkatli ve sabırlı çalışmalar yaparak bizi şekillendirirler. Duygularımıza, ruhumuza, fikirlerimize ve hayata bakışımıza en güzel desenleri verirler.
Bize doğruyu, güzeli, iyiyi, mertliği, milli duyguları ve Atatürk ilkelerine bağlılığı öğreten öğretmenlerimizdir. Biz onların eseriyiz. Sıhhatini, nefesini, enerjisini, gençlik yıllarının hepsini nesiller için harcar.
 

 

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Öğretmenler Günü Kutlu Olsun için yorumlar kapalı
Kas 23

Katledilen Öğretmenlerin Devleti Yok mu?

1422563_10152021863034814_28904367_n 

th

 Varsa Nerede?
 
Savaşın bile bir kuralı, düşmanlığın namusu, fikrin haysiyeti olmalıydı… Ama onlar hepsinden mahrum oldukları için öldürürken alçalmada sınır tanımadılar… ‘Silahlı düşman’la baş edemedikleri yerde ‘masum’a vurdular…
Dün 26 Ekim’di, Diyarbakır Bismil’de Çavuşlu köyünden henüz yirmibeş günlük öğretmenken babasıyla birlikte katledilen Neşe Alten’in ve yine Bismil Babahaki’de küçük kızları Mahinur’un gözleri önünde şehit edilen öğretmenler Ayşe ve Numan Konakçı’nın ölüm yıldönümleriydi… Sanki Ekim ayı öğretmenler için ‘kurban’ ayıydı… 1989, 1991 ve 1992’de birer, 1993’te yirmiüç, 1994’te beş, 1995’te dört, 1996’da dört öğretmen Ekim aylarında toprağa düştüler… Işıtmak ve ısıtmak için gittikleri ve bugün katillerine ‘şehitlik’ inşa edilen topraklara…
Korkaklar için kolay hedefti onlar… Darbe yeyince misilleme istiyordu karargâh ve en basit, en risksiz, en alçakça misilleme buydu… Örgütte şöhret yapmak, öne çıkmak, kanlı sicile katkıda bulunmak ve bu esnada eylemi ‘kayıpsız’ atlatmak için kimsesiz ve savunmasız öğretmene vurmak en cazip eylem şekliydi… Hem ideolojik kılıf da hazırdı: Onlar ‘faşist TC’nin asimilasyonla görevli memurları’ydı!.. Böyle anlatıyor bu ‘eylem pratikleri’ni Şemdin Sakık ‘Mektuplar’ında…
Kimisi babalarının kıyamayıp, kendilerine eşlik ettikleri kızlarıydı… Kimisi kocasını yalnız bırakmak istemeyip, dengi toplayarak beşikteki çocuklarıyla bilmedikleri topraklara, ‘kader’e koşan eşlerdi… Çoğu fakir ailelerden gelmeydi, görev bölgesi seçecek lüksleri olamazdı… En ilkel şartlarda çalışmayı göze aldılar… Kapalı okuları açtılar, ilk maaşlarıyla badanaları yaptılar… Stalinist yöntemleri benimseyen bir örgütün korkakça saldırılarıyla son bulacak bir hayatı öğrencilerine sebil ettiler… Nereden bileceklerdi memleketin doğusuna doğru istikbâle koştuklarını zannederken aslında namluya sürülmüş kurşunlara koştuklarını? Diyarbakır Hantepe örneğinde olduğu gibi diğer öğretmen arkadaşlarının yanından ‘seçilerek’ alındılar ve katledildiler…
İsimleri yaşatılsın diye o öğretmenlerin isimleri memleketlerindeki okullara verildi, iyi de yapıldı… Ama ölüm yıldönümlerinde devleti yönetenler hatırlamıyorlar bile onları… Bin yıldır bu topraklarda tutunma kavgası veren bir milletle, döktüğü masum kanıyla doğru orantılı ‘muhatap’laşan bir terör örgütü arasında ne büyük ‘haksız rekabet’tir bu!..
Terör örgütüne ait günler kutlanırken bizim milli günlerimiz yasaklanacak, şehitlerimiz anılmayacak, hatırlanmayacak. Buna rağmen Türkiye demokratikleşmiş olacak…(K.Ş)
Katil yüceltilecek, katliamlar kutsanacak, yıldönümleri kurumsallaşacak ama Anadolu’nun masum ve mazlumları, katledilenler, adalet bekleyenler, hayalleri göğüslerindeki kurşun yangınlarıyla son bulanlar unutulmaya terk edilecek!.. Neden anılmaz bu insanlar? Bunların hatıraları neyi canlandıracak da, sizin yere batasıca projelerinize gölge düşürecek? Mahinurların, Atiyelerin, Emrelerin, ‘yabancılaştırılmış’ topraklarda küçücük yaşlarda yaşadıkları dramlar neden unutulası? Geçelim her şeyi, Milli Eğitim Bakanlığı ölüm yıldönümlerinde bir mesaj bile neden yayınlamaz? Yığınla kanal açan devlet televizyonu şehit öğretmenler için neden bir belgesel veya dizi çevirmeyi aklına getirmez? Ya da Diyanet bir Cuma hutbesinde neden Fatiha göndermeyi düşünmez? Neden? Üstü örtülen öğretmen midir, yoksa acılarla, felaketlerle, zaferlerle, tasalarla, kederlerle, sevinçlerle yoğrularak bir millet olmayı becerenlerin mukadderatı mı?
Uğur’u kim hatırlayıp, bir Fatiha yollayacak ruhuna? Hani Ergani’de öğretmen babası Murat Sarı ve öğretmen annesi Aynur Sarı’yla birlikte katledilen bebek Uğur’u? Namusunu ve vicdanını terör örgütlerine ciro etmiş sahtekâr aydın ve sanatçılar hatırlamayacağına ve terör örgütü taşeronu o ‘büyük’ memur sendikasının umurunda olmayacağına göre bunun bir millet için izzet, şeref ve bekâ meselesi olduğunu kim bilecek?
Belli ki o uğursuz masanın TC tarafında oturanların ilgi sahasına girmiyor bu yazdıklarımız… Katledilenleri ve onların geride bıraktıklarını hatırlatmaya kalkanlar için zaten ‘kandan beslenen’ yaftası hazır bekletiliyor… ‘Adalet’i hiç soramıyorsunuz? O ancak Pınarhisar Cezaevi’nde ‘asırlarca’ süren esarette akla gelen bir kavramdı ve bu ‘zulüm’ şapka gibi içinden bir kaç iktidar çıkardı… Bir de sürecin ‘helalleştirme memuru’ var, Diyanet İşleri Başkanı!.. ‘Yetki’ sini kullanıp Mahinur’un, Uğur’un ve diğerlerinin haklarını helâl etsin veya ettirsin de görelim, dünyada ve ahirette!..
İyi ki, ‘kimsenin kimseye faydasının dokunmayacağı o gün’ var… Ve yirmibeş günlük öğretmen Neşe Altenlerin yakalara yapışacakları büyük hesap günü…
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28573
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Katledilen Öğretmenlerin Devleti Yok mu? için yorumlar kapalı
Kas 22

Yavuz Sina Çölü’nde!

th (4)
Tarihçi Hoca Saadeddin Efendi’nin, babası Hasan Can’dan  naklettiğine göre; Yavuz Sultan Selimdöneminde kapı ağası olan Hasan Ağa bir rüya görür.Gece yarısı sarayın kapısı çalınır, kalabalık halde Arap elbiseli nuranî şahıslar gelir.Kapıyı vuran şahsın elinde padişahın ak sancağı bulunmaktadır ve Hasan Ağa’ya der ki; bu gördüğün Resul’ün ashabıdır.Bizi Resul gönderip selam etti ve buyurdu ki” kalkıp gelsin Haremeyn hizmeti ona verildi.Bu gördüğün dört kimse Ebu Bekr Sıddık, bu Ömer’ul Faruk, bu Osman-ı Zinnureyn seninle konuşan ben ise Ali bin Ebu Talib’im var Selim Han’a söyle!Rüyayı dinledikçe Yavuz’un gözleri yaşarır ve” ceddimiz evliyalıktan behremendler idi.kerametleri vardır.içlerinden biz ise anlara benzemedük”der. Mısır Seferi hazırlıklarına başlar.(Aydın Hilmi, hırka-i saadet dairesi ve mukaddes emanetler sy.5-6)
  
Yavuz Sulta Selim, atı Karaduman’ın üzengilerinin üstünde doğruldu. Ve askerlerine son defa hitabetti:
“Ey cennet yolcuları! Ey can kardeşlerim!… Bilirsiniz ki müslüman Türkler muharebe meydanlarında ve bütün ömürlerince yalnız ve sadece Allahü Teâlâ’dan korkarlar. Önüne çıkan hiç bir engel onu Allah yolunda cihaddan alıkoyamaz. Sizler Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine uydukça onun yardımıyla bu çölü geçmek de sizlere nasip olur inşaallah.”
Sonra atı Karadumanı kızgın Sina Çölü’ne sürdü. Arkasından koca Osmanlı ordusu düğüne gioer gibi alevli Sina Çölü’ne daldı. Kum fırtınaları etrafı kasıp kavuruyordu. Gündüzleri dayanılmayacak kadar sacak, geceleri ise dondurucu soğuktu. Ordu bu şekilde yol almağa devam ederek çölü yarıladı. Suyu herkez idareli kullanıyor, teyemmüm yapılarak namaz kılınıyordu.
Bir ara Yavuz Sultan Selim Han hazretleri birden bire Karaduman’dan yere atladı. Onu gören başta vezir-i azam Sinan Paşa olmak üzere Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi de atlarından indiler. Rütbe, bütün komutanlar, sipahiler, süvariler de yaya yürümeğe başladılar. Koca Osmanlı ordusu yaya bir ordu haline dönüşüvermişti.
Üstelik Padişah çok saygılı bir şekilde önüne bakarak yürüyordu. Bütün vezirler, kumandanlar ve askerler merak içinde kalmışlardı. Her zamanki gibi Hasan Can’a müracaat ettiler. O da ne olduğunu anlayamamıştı. Fakat, öğrenmek için Selim Han’ın yanına yaklaştı:
-Hayırdır inşaallah Sultanım bütün ordu merak eyler; Devletlü padişahımız, aceb niçin yaya yürürler?diye telaş ederler dedi.
-”İki cihan sultanı Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem önümüzde yaya yürürlerken biz nasıl at üzerinde olabiliriz Hasan Can?…
Bir müddet bu şekilde giden Selim Han, tekrar atına binince diğerleri de atlarına bindiler.
Yavuz ve ordusu bir hafta gibi kısa bir sürede Sina Çölü’nü geçerek tarihte eşine az rastlanır bir başarıya imza atmışlardır.
th (5)
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Yavuz Sina Çölü’nde! için yorumlar kapalı
Kas 21

“Gavat”

 
th (3)
 
 
 
 
 
 
 
 
Adana Valisi’nin “Coş”kusuyla bir “gavat” tartışması
500’lü yıllarda, İran’da Sasani imparatorluğu döneminde, Şah 1. Kavat döneminde rahiplerin zulmüne karşı Mazdek isyanı ortaya çıkar. Rahipler, 1. Gavat’ın, isyanı bastırmak için kendi eşini Mazdek’e sunduğunu iddia ederek katliama başlar. Toplumsal eşitlik isteyen Mazdek de göğsüne kadar toprağa gömülerek öldürülür.
Türkler, İslam dinini başlangıçta İranlılardan öğrendiği için Fars kültürü ve dili içinde yer alan birçok unsuru da benimsemiştir… Erzurum, Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon bölgesinde geçen tarihi olayları anlatan Dede Korkut Destanı’nda “gavat” kelimesine sıkça rastlanır. Erzurumlu Naim Hoca da “kavat” sözünü kullanırdı.
***
Dede Korkut Destanı’ndan; Deli Dumrul, bir yiğidin canını alan Azrail’e meydan okur!
“Hak Teala’ya Dumrul’un sözü hoş gelmedi. Bak bak, bre deli kavat benim birliğimi tanımıyor, birliğime şükür kılmıyor, benim ulu dergâhımda gezsin benlik eylesin der. Azrail’e buyruk eyledi kim; ya Azrail, var ve o deli kavatın gözüne görün, benzini sarart, dedi, canını hırıldat al dedi.”
Azrail’in canını alacak güçte olduğunu anlayan Deli Dumrul, Azrail’e yalvarmaya başlayınca Azrail, “Bre deli kavat bana ne yalvarıyorsun. Allah Teala’ya yalvar, benim de elimde ne var, ben de bir emir kuluyum..” dedi…
***
Yine Dede Korkut Destanı’ndan; Kanturalı, bir çarpışma sırasında kendisini kurtararak atının terkisine alan Selcen Hatun’a “Seni öldürürüm” deyince, şu cevabı alır;
“Tez sevdin tez usandın kavat oğlu kavat
Kadir Allah bilir ben sana
Munisim yarim kıyma bana”
Kanturalı, “Yok, elbette öldürmem gerektir” dedi. Kız hiddetlendi, dedi; “Bre kavat oğlu kavat, ben aşağı kulpa yapışıyorum, sen yukarı kulpa yapışıyorsun, bre kavat oğlu, okunla mı, kılıcınla mı, gel beri konuşalım” dedi.
Sonunda Kanturalı ile Selcen Hatun barıştılar.
Tayyip Bey, niçin böyle bir yol seçmiyor?
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28758
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | “Gavat” için yorumlar kapalı
Kas 19

“Kur’an-ı Kerim Nefret Suçu mu İşliyor” Devamı

thKur’an-ı Kerim Nefret Suçu mu İşliyor – I    Prof. Dr. NURULLAH ÇETİN
 
Şimdi şu ayette gâvurlar yani kâfirler için geçen ifadeler nefretten de öte bir şey. Acaba nefret kanununu çıkaracak olan İslamcı arkadaşlar, sonra çıkaracakları kanun karşısında bu ayeti nasıl savunacaklar acaba?
 
Ayet şu:
“Ama âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah’ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsun.” (2-161)
 
Bir vatandaş bir makale yazsa ve kendi cümlesi olarak: “Allah’ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsun” dese, çıkarılması düşünülen nefret kanunu karşısında kendisini hiçbir şekilde savunamaz ve lanet okuyor, nefret ediyor diye doğru kodese tıkılır.
 
Gâvurlar yani kâfirlerle ilgili bir ayet daha alalım: “Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.” (2-191)
 
Bu ayetten hareketle, birileri nefret saikiyle söylenmiş, gayr-i Müslimleri öldürmeye sebebiyet verecek bir nefret söylemi geliştirilmiş diye iddia etseler, İslamcı diye bilinen hükûmet adamları, bu işin içinden nasıl çıkacaklar acaba?
 
Şu ayete bakalım: “Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref, Allah’a aittir.” (4-139)
 
Burada gâvurlara yani kâfirlere “şerefsiz” denildiği gayet açık. İslam’ı bırakıp da demokrasi dini icat eden arkadaşlar, nefretçileri üzmemek için bu ayeti Kur’an-ı Kerim’den çıkaracaklar mı acaba?
 
Şu ayette de Allah, açıkça gâvurları yani kâfirleri nefretten öte lanetlemiştir: “Allah, erkek kadın bütün münafıklara ve bütün kâfirlere cehennem ateşini ebedî olarak vaad buyurdu. O ateş onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.” (9-68)
Kaynak: http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi79026-Kuran_i_Kerim_Nefret_Sucu_mu_Isliyor_I.html
 
 
 
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | “Kur’an-ı Kerim Nefret Suçu mu İşliyor” Devamı için yorumlar kapalı
Kas 18

Altın Sözler

th (2)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
* “Gündüz yağar gece açarsa yıl bozgun olur,
    Gece yağar gündüz açarsa yıl düzgün olur.
 
    Oğlan söyler baba dinlerse ev bozgun olur,
    Baba söyler oğlan dinlerse ev düzgün olur.” Türk Atasözü
 
* “Her şey incelikten, insan kabalıktan kırılır.” Türk Atasözü
 
* “Kendine candan bağlı birini arıyorsan; kendinden daha candan birini bulamazsın.” Yusuf Has Hacip
 
* “Boynu zincirli de olsa arslan, arslandır.” Hz. Mevlana
 
* “Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil.” Fuzuli
 
* “İçinizden her kim din kardeşini bir hatasıyla kınarsa. O hatayı işlemeden Allah onun canını almaz” Hadis-i Şerif.
  
* “Herkes hata işleyebilir, yalnız ahmaklar hatalarında ısrar ederler.” Çiçero
 
* “Kendi hatalarını görmede gündüz gibi, başkalarının hatalarını görmede gece gibi ol!” Hz.Mevlana
 
* “Tarih değil, hatalar tekerrür eder.” Sultan Abdülhamit Han
 
* “Devletleri yıkan bütün hatanın altında nice gururun gafleti yatar.” Yavuz Sultan Selim
 
* “Türk soyundan gelenler, Avrupalılarla ne kadar az temas etmişlerse o kadar mükemmel ve bozulmadan kalmışlardır.” Edmond Dutemple
 th (1)
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Kas 17

Eğitim Yaz Boz Tahtası

AKP’nin Yaz Boz Tahtası
AKP’nin yaz -boz tahtası oldu eğitim sistemimiz. Aynı, dış politikadaki sıfır soruna benzettiler. İktidarları boyunca bilmem kaç defa orta öğretimde sınav sistemi değiştirdiler. Bir gün “öyle”, diğer gün “böyle” dediler. Her getirdikleri yeni sınav sistemini “bundan daha iyisi yok” diye savundular. Her gelen sistem ile dershanelere bağımlılık sona erecekti. Dershaneler açısından değişen hiçbir şey olamadı. Paraları destelemeye devam ediyorlar. Olan bizim çocuklara oldu. Sınav sistemi manyağı oldular. Kimin hangi yaşta hangi sınav sistemi ile hayata başlayıp, sonra nereden hangi sistemden çıktığı belli değil. Öğretmenlerin kafası her daim değişen müfredat ve sınav sistemi yüzünden allak bullak. Eğitim sistemimizi de stratejik çukurluğa düşürdüler.
Esasında niyetleri apaçık ortada. Kendi elitlerini kendi okullarında gayet güzel yetiştiriyorlar. Esas dertleri Anadolu’nun zeki çocuklarıyla. Onları biat eden nesiller haline getirmenin peşindeler. Devamlı mekanizmayla oynayarak çocuklarımızın psikolojilerini harap ettiler. Anadolu Liselerini, Fen Liselerini darmadağın, harap ettiler.
En yeni sistemin de bundan öncekiler gibi konulmamış adı var;
“Bizden olsun eğitim sistemi”
Yeni sınav sistemini de kodlayalım; Bizden Olsun Eğitim Sistemine Geçiş Sınavı (BOESGS)
Sınav sistemlerinden abandone olduğunuzdan kısacık hatırlayın;
Sene 2005; Liselere Giriş Sınavı (LGS) yerine Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) getirildi. Bu sınav, önceki yıllarda olduğu gibi öğrencilerin 3 yıllık orta öğrenim sonunda tek bir sınava girmelerini düzenliyordu. Ancak sınav içeriği, müfredatı ve katsayıları açısından farklılıklar taşıyordu.
Dönemin Bakanı Hüseyin Çelik, Ekim 2007’de ise tek sınavın kaldırılmasına karar verildiğini açıkladı. Artık üç sınav yapılacaktı. 6,7,8. sınıflarda Seviye Belirleme Sınavı(SBS) yapılacak, bu sınavların yanı sıra yıl sonu başarı notu ve davranış notunun da liseye geçişte etki etmesine karar verildi. Değişiklikteki gerekçe öğrencilerin üç yıllık birikimlerini tek sınav ile ölçmenin doğru olmamasıydı. Ayrıca, sınav üç sınıfa yayılarak dershaneye olan ihtiyacın azaltılacaktı. Son OKS 2008’de yapılırken, o yıl 6. ve 7. sınıfa başlayanlar da SBS’ye girdi . Sınav 6. Sınıftan başladığı için dershaneye başlama sınıfı 4’e kadar düştü.
Sene 2010; 6,7 ve 8. sınıfta uygulanan üç SBS’li sistemin üzerinden üç yıl geçmişti ki, bu kez dönemin Bakanı Nimet Çubukçu tarafından kaldırıldı. Yeniden tek sınava dönüldü. Öğrenciler bir tek sekizinci sınıfta SBS’ye girecekti. Bakan Çubukçu, üç yıl önce dershaneye bağımlılığı azaltacağı söylenerek getirilen sistemin okul dışı kaynaklara yönelimi artırdığına, okulun eğitim sistemindeki merkeziliğini kaybetmesine yol açtığına ve çocukların sosyo-psikolojik gelişimlerini olumsuz etkilediğine yönelik kamuoyunda uzlaşı olduğunu iddia etti.
Arkasından gelen Ömer Dinçer, SBS’nin kaldırılacağını açıkladı. Onun ardından gelen Nabi Avcı bu açıklamayı defalarca yineledi ve bugüne geldik.
Yazdılar-bozdular,yazdılar- bozdular..
Bu ele avuca sığmayan Türk çocukları, BOESGS ile de yola gelir mi?
Kafaları boşaltılıp sadece Sultan’a kul olan nesiller olurlar mı?
Olmadı mı?!.. Yeni bir sınav sistemi daha uydururlar!…
Hele bir de 4+4+4 ve liselerdeki değişiklikleri düşününce eğitimin tamamen bittiğini görmek mümkün oluyor. (K.Ş)
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28036
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Eğitim Yaz Boz Tahtası için yorumlar kapalı