Tem 09

Kuyruk Acısı

296123_510820062305467_1862210022_n

Hikayeyi bilirsiniz !Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar.Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona her gün bir altın vermektedir.
Onlarınki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikisi de karşılıklı bir şeyler alıp veriyorlar yani birbirlerinin hayatını kolaylaştırıyorlar. Paylaşımda bulunuyorlar.
Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam ediyor.Köylü bir gün hastalanıyor her gün götürdüğü sütü görüyemeyecek yılana, çağırıyor oğlunu yanına,bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır.Ben bugün hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir der.
Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasına da kızar.
Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle  kuyruğu kopar ve yılan can acısıyla oğlana saldırır ve onu  öldürür. 
Gelelim gündemimize…
 
Gezi protestolarında “aslan” kesilen başbakan “%50′ yi zor tutuyorum” diyerek vatandaşların kendi emrinde görevli olarak görüp diğer %50′ yi tehdit etmiştir. AKP’ye oy veren vatandaş Başbakan RTE’nin emrinde hazır bekleyen bir ordu mu dur, acaba? …
Bütün bunlar olurken terör örgütünün  cani ele başının direktifleri tek tek yerine getirilmiş, üstüne üstlük  “akiller heyeti” oluşturulmuştur. “Akiller heyeti” önceden ezberlemiş oldukları terör örgütünün tekliflerini vatandaşın isteğiymiş gibi RTE’ye sunmuşlardır.  Bular yaşanırken Cizre’de terör örgütünün kendi güvenliğini sağlamak için sözde diplomalar dağıttığı gündeme bomba gibi düşmüştür. Ne hikmetse TÜSİAD heyeti Cizre’ye giderek “güvenliği sağlayan” hainler nezaretinde halay çekebilmiştir.Hükumet “gezi”ye gazla,TOMA’yla müdahale  ederken Cizre’ye konuyu araştırmak için müfettiş gönderiyor.
(Sabrınız ya da sabır taşınız çatlamasın aman dikkat! )
ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Doğu, Güneydoğu da; (Batman, Gaziantep, Hakkari, Diyarbakır) ve Adana’da ‘teftiş’ havasında gezerek, “çözüm sürecine destek” mesajları veriyor. Teröristlerle kol kola, göbek göbeğe olan BDP “bunun çözüm sürecini engellemek için yapıldığını, örgütün böyle bir çalışmasının olmadığını ” bildirmiş, en basit ifade ile vatandaşın aklıyla alay ediyor. Fırsatlardan faydalanan terör örgütü halkı korku, şantaj, kandırma ve çeşitli yollarla yanına almaya başlamış, gücüne güç katmış, Hükumette ise maalesef “tık” yok ve hala “gezi” derdinde…
RTE  bunları “duymaz, görmez, bilmez” davranmaya devam ediyor. Vatandaşlar da RTE “Sağır sultanlığa terfi etti”  ifadeleri kullanıyor.
Türkiye’yi yönetenlerin ne yapacağını idamlık cani terörist yöneticisinden öğreniyoruz. 
Cani elebaşının isteklerini yerine getirmeye devam eden AKP milletin tepkisine karşı da rafa kaldırdığı EMASYA (Emniyet,Asayiş, Yardımlaşma) Protokolünü tekrar uygulamak için harekete geçmiştir. Vesayetten kurtulduğunu söyleyerek farklı vesayetler protokolleri  imzalamıştır. MGK toplantısındaki “Halk ayaklanırsa asker polise yardımcı olsun” sözlerinin etkin bir şekilde kullanımına yasal zemin arandığı görülmektedir.
Ülkeyi uçurumun eşiğine getiren AKP kendini kurtarma gayretine düşmüş, dolaylı şekillerde askeri göreve çağırma çareleri hazırlamıştır.
Bundan sonraki süreç büyük ihtimalle büyük müttefikimiz ABD-AB politikaları bizi karıştırmaya devam ediyor. ABD burnumuzun dibinde ve her şeyi organize ediyor ve pazarlıklar ABD ile yapılmakta olduğu biliniyor… 
Yukarıdaki hikaye bunu anlatabilecek en güzel hikaye!
Daha fazla geç olmadan bütün vatandaşların uyanması dileğiyle…
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Kuyruk Acısı için yorumlar kapalı
Tem 08

Somuncu Baba

somuncubaba3Yıldırım Bâyezid, 798/1396 tarihinde kazandığı Niğbolu zaferine bir nişâne-i şükür olarak Bursa’da Ulu Cami’nin inşâsını başlatmıştı. UluCami’nin inşâatı, 802/1399 yılında tamamlanınca, eskiden beri ehl-i İslâm arasında mevcut olan âdet gereğince, açılma merasiminin Cuma günü yapılmasına karar verilmişti. Sultân Bâyezid, o gün, Cuma namazında hitabet ve imametin ve namazdan sonraki va’zın teberrüken damadı Emir buhari tarafından yapılmasını arzu etmişti. Bu isteğe hayır cevabını veren Emir Buhari, gerekçesini şöyle açıklıyordu: “Bu beldede yani Bursa’da benden daha âlim kimseler vardır ve kutb-ı zaman burada iken bana va ‘z vermek düşmez. Bu şeref, halkın Etmekçi Koca dedikleri Şeyh Hâmid’e aittir”. Bu cevabı şaşkınlıkla dinleyen Padişah, hemen teklifi Somuncu Baba’ya iletir. Somuncu Baba, sırrının fâş olduğunun farkındadır ve nitekim bu hissiyatını, Emir Sultan’a söylediği şu cümleyle ifâde eder: “Hay Emir Hay! Niçin bizi fâş ettin?’
Çevreden gelen büyük âlimlerin ve meşâyıhın da bulunduğu büyük bir cemâ’ate önce imamlık ve hatiplik yapan Somuncu Baba, namazdan sonraki va’zını da Fatiha Sûresinin tefsirine tahsis etmişti. Bu va’zında Fatiha Sûresini yedi ayrı makamda tefsir etmesi ve bu sûrenin tefsirinde zamanımızdaki bazı ulemânın müşkülen vardır diyerek Molla Fenârî’nin gerçekten mevcut olan müşküllerini de halletmesi, Câmi’deki hem ulemâ, hem meşâyıh ve hem de avâm-ı nâs arasında hayret ve takdire sebep olmuştur2. Ulu Câmi’deki bu va’zdan sonra meydana gelen hâdiseleri kısaca şöyle özetlemek mümkündür:
Birincisi: Hutbe ve va’zını dinleyen halk, onun büyük bir veli ve kutub olduğunu anlamıştır. Bunun üzerine elini öpmek üzere kapıya hücum eden halkın bu hücumu karşısında, caminin her üç kapısından da çıktığı görülmüştür. Akabinde hemen çilehânesine çekilerek, bir daha ekmek yapmamıştır3. Artık halk arasında onun kerametlerinden ve menkıbelerinden bahsedilir olmuştur. Bu menkıbe ve kerametlerinden bir tanesi de şudur:
Şeyh Hâmid’in dostlarından ve mürîdânından bir derviş sûfî, iki parça tarlayı zirâ’at ederdi. Bunlardan birini, Şeyh Hâmid hesabına ve diğerini de kendi adına ekti. Şeyh Hâmid için ektiği tarladan bir tek habbe hâsıl olmadı ve kazâ-i ilâhî ile tarlanın mahsûlı telef oldu. Ancak kendisi için ektiği parça, fevkalade hâsıl vermişti. Bir gün Şeyh Hazretleri mezkûr tarlaların üzerine varup, “Bu iki parçadan hangisi bizimdir?” şeklinde keşf yoluyla durumu öğrenmek isteyince, sûfî, Şeyh’in tarlasında ekin bulunmadığından utanarak kendisine ait olanı “Bu sizindir.” deyü Şeyh Hâmid’e gösterdi. Şeyh Hazretleri bu sözü duyunca, üzüldü ve şöyle söyledi: “Dünya tarlasından meyve ve ürüne ulaşmak berhudarlık alâmeti değildir. Belki günah tohumunun kemâl-i zuhûrundandır.”. Yani Âhiretin bakî meyvelerinidünyada fânî bir surette yemek istemiyordu4.
İkincisi; Onun hem zahir ve hem de bâtın ilimlerine vâkıf olarak Fatiha tefsirini yedi ayrı makamda yapması, herkesi ve özellikle de ilk Osmanlı Şeyhülislâmı olarak kabul edilen büyük Allame Molla Şemsüddin Fenârî Hazretlerini hayretlere düşürmüştür. Somuncu Baba’nın va’zını dinleyen ve sonradan da onun müridi olan Mollla Fenari, kendini tutamayarak ve halka dönerek bu hayretini şöyle ifade etmiştir: “Şeyh Hâmid, bize burada hikmetler saçıyor ve büyüklüğünü gösteriyor. Fâtiha’yı yedi vecih üzere tefsir eyledi. Birinci tefsiri herkes anlayabilirdi. İkinciyi, buradaki ancak bazı kimseler anlayabildi. Üçüncüyü ise, bir kısmını aklım idrâk ettiyse de, bir kısmını idrâk edemedi. Bundan sonraki vecihleri ise, bizim idrâkimizin dışında kaldı. Ancak kendisi idrâk edebilir.”5. Bu manalardan aldığı ilhamlarla, Molla Fenari, Fâtiha-i Şerifeyi tefsir eden bir Risale kaleme almıştır ki, meşhurdur ve kütüphanelerde mevcuttur. Kısaca Somuncu Baba, bu va’zı ile, tefsirde de üstâd olduğunu isbât eylemiştir.
Fâtiha’yı yedi makam üzerine tefsirini açıklayan bir araştırmacının değerlendirmesini burada özetlemek istiyoruz:
Somuncu Baba’nın Ulu Cami’de yaptığı va’zda, “Fatiha sûresini yedi ayrı makamda tefsir etmesi’, onun mutasavvıfların işârî tefsirini çok iyi bildiğini; özellikle İbn-i Arabi’nin mektebinin Kur’an ve hadislerden çıkardıkları zahirî manalar yanındaki batınî manalara muttali’ olduğunu göstermektedir. Babası vasıtasıyla intisâb ettiği Ebheriyye Tarikatının İbn-i Arabî’ye bağlılığı ve kendisinin Dâvud Kayserî’den de ders almış olma ihtimali, onun bu vasfını geliştirmiştir. Bilindiği gibi, mutasavvıflar, fıkıh ve kelamcıların kullandığı nazar ve istidlal metodundan ziyâde tasfiye ve işrâka dayalı bir mükâşefe metodunu izlemektedirler. Âyet ve hadisleri tefsir ederken de, bu metoda baş vururlar. Somuncu Baba da, Fatiha Suresinin tefsirinde bu metodu kullanmıştır6.
Somuncu Baba’nın Ulu Cami’deki bu va’zı sırımı fâş etmiş; korktuğu başına gelerek birden şöhret oluvermiştir. Halkın ziyâde tazim veikramlarından rahatsız olan Şeyh Hâmid, mürîdi Hacı Bayram-ı Veli İle birlikte Bursa’dan ayrılmış ve gözlerden kaybolmuştur. Daha sonra beraber Hacca gittikleri ve oradan da Aksaray’a geldikten sonra burada ihtifâ eylediği yani gizlenip kaybolduğu, tabakât kitaplarının verdiği bilgiler arasındadır.
Kaynaklar:
1-Âlî, Künh’ül-Ahbâr, sh. 112-113; Aynî, Hacı Bayram-ı Veli, 66
2-Sarı Abdullah Efendi, Semerât’ül-Fu’âd, 231-232; İsmail Hakkı, Silsile-i Tarîk-i Celvetî, Vrk. 56/a; Aynî, Hacı Bayram-ı Veli, 66-67; Hüseyin Vassâf, Sefine-i Evliya, II, 255; Mecdî Efendi, Hadâık, I, 75; Taşköprüzâde,Şakâık, 35
3-Vassâf, Sefine-i Evliya, II, 255
4-Mecdî Efendi, Hadâık (Şakâık Tercümesi), I, 75
5-Sarı Abdullah Efendi, Semerât’ül-Fu’âd, sh. 231-232; İsmail Hakkı,
Silsile-i Tarîk-i Celvetî, 56/a-b
6-Yılmaz, Somuncu Baba, 21; Bediüzzaman, Muhâkemât, İstanbul 197
7-,sh. 1077İsmail Hakkı, Silsile-i Tarîk-i Celvetî, Vrk. 56/b; Sarı Abdullah Efendi,Semerât’ül-Fu’âd, 2338Baba Yusuf, Hakikinâme, Vrk. 82/b vd.
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | Somuncu Baba için yorumlar kapalı
Tem 07

Altın Sözler

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
* Ne üstün zekâ, ne hayal gücü ne de her ikisi beraber bir dahi yapmaya yeter. Sevgi, sevgi, sevgi… İşte bu, dehanın ta kendisidir.   Newton
 * Dünyada bütün dertlere çare bulunur ama servet, şehvet, şöhret mikrobuna yakalananlara deva bulunamaz Eflâtun
* Biraz bilmek tehlikelidir; ya derinliklerden iç ya da bilgeliğin tadını tatmaya kalkma! Çünkü sığ sular beyni zehirler, bol sular insanı temizler. Pompey
* “Dünyanın en büyük felâketi, iyi adamın kötü adama muhtaç olmasından daha büyük felâket olamaz…”  Büyük İskender
*“Bu iddialar rastlantı değil. En zoruma giden bu sürecin İmralı’yla ilişkilendirilmesi. Denge takası noktasında aynı kefede gösterilmek her TSK mensubu için züldür. Bunun yerine ömür boyu hapiste çürümeyi tercih ederim” İlker Başbuğ Emekli Genel Kurmay Başkanı
*“Türkler, güney bölgelerinin tamamını CIA’ya devrettiler. Oralarda CIA başıboş, kontrolsüz dolaşıyor. İskenderun otellerinde CIA cirit atıyor. Oteller El-Kaide teröristleri ile dolu. CIA, Adana yakınlarındaki İncirlik üssünden bölgeye getirdikleri teröristleri kullanıyorlar. Bunun Türkiye’ye dönüşü feci olacak” ABD’li tarihçi Tarpley
*Sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yiyor… Sular çekildiğinde de karıncalar balıkları yiyor. Bu durumda kimin kimi yiyeceğine, balıklar ve karıncalar değil sular durumu karar veriyor!
* Paris’te öldürülen üç PKK’lıdan birini rahibe gibi tarif ederek PKK’lı teröristi şöyle anlatılır: “Bembeyaz dişlerini açıkta bırakan sürekli gülümser haliyle, kıvır kıvır saçlarının altında sımsıcak bakan gözleriyle insanın içini ısıtıveren, alçakgönüllü ve son derece hareketli, sevimli, candan bir genç kız olarak canlandı hafızamda”. Cengiz Çandar
* “Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi, bölgede sınır ve harita değişikliğini gündeme getirebilir” Cevat Öneş
* “Yeni anayasa yapılırsa bu final, adı konmayan bir affı gündeme getirebilir ama buna daha zaman var” Cevat Öneş
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Tem 06

Kahraman Korucular

 korucular-garanti-istiyor--107092
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bugün bütün korucular zor durumdalar… Çünkü PKK lehine pekişen siyaset hayat alanlarını daralttı… ‘Asimile’ ve ‘işbirlikçi’ damgası yiyen evlatları için eğitim imkânsız hâle gelmiş durumda… Doğru dürüst çalışamıyorlar, ticaret yapamıyorlar… Hatta yaylalara hayvanlarını çıkarmaları bile günden güne zorlaşıyor… PKK’ya destek veren köylerle, devlete sadık köyler arasındaki gelişmişlik farkı apayrı bir dert… Bir tarafta her türlü kaçakçılık ve kanunsuzlukla artan zenginlik, diğer yanda sadakât gösterilen devletin ilgisizliğiyle daha da zorlaşan bir hayat… Batı’ya göç düşüncesi ise daha sancılı… Kürt oldukları için birçok yerde PKK’lı muamelesi görme ve dışlanma ihtimalleri var…
Neydi bu insanların suçları? Devletin birliğini ‘devleti yönetenler’den daha çok, üstelik ölümüne savunmak… Babalardan, kardeşlerden ve çocuklardan yüzlerce şehit vermelerine rağmen hâkim oldukları topraklarda PKK’ya hayat hakkı vermemek… PKK’dan gelen ‘her türlü’ işbirliği ve barış teklifine kurşunla karşılık vermek… Kendilerini ve kendilerinden sonraki nesilleri tehlikeye atma pahasına, hasımlarla çevrili topraklarda kahramanca direnmek…
Bedel olarak kendilerini önce adliye kapılarında sonra cezaevinde buldular… Katillerin karakol önlerinden alay edercesine el sallayarak geçtikleri topraklarda yaşananları çözümlemekte zorlandılar… “Bir devlet niye kendi ayağına sıkar?” sorusuna anlamlı cevaplar bulamadılar… “Madem bu noktaya gelinecekti, biz neyin mücadelesini verdik?” muhakemesiyle baş başa bırakıldılar…
guardian-korucular-surec-sonrasindan-endiseli
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27115
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | Kahraman Korucular için yorumlar kapalı
Tem 05

Bir (dönek) Marksist’in günlüğünden

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Vaziyet’in demirbaşı haline gelen Nazi Almanya’sından papaz Martin Niemöller’in sözlerini irfan Taştemur, günümüze uyarlamış. Bu kez civanımın padişahı Fatih Sultan Recep’in memleketinden bir Marksist’in (büyük olasılıkla (dönek) günlüğü:
 
“Önce Kemalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben Kemalist değildim. Sonra rektörleri ve üniversite öğretim üyelerini topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben rektör veya öğretim üyesi değildim.Sonra gazeteci ve yazarları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben gazeteci ve yazar değildim. Sonra cumhuriyet savcılarını topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben cumhuriyet savcısı değildim.Sonra albayları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben albay değildim.

Sonra generalleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben general değildim.

Sonra Alevileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben Alevi değildim.

Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sendikacı değildim.

Sonra muhalif sanatçıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sanatçı değildim.

Sonra muhalefet partisi milletvekillerini topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben milletvekili değildim.

Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı…” 

 
Kaynak: http://firca.blogspot.com/2010/04/sonra-beni-almaya-geldiler-benim-icin.html 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Bir (dönek) Marksist’in günlüğünden için yorumlar kapalı
Tem 04

Adam Aradı Gözüm…

1010736_587333627955066_1890145351_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
OY, BEN ÖLMÜŞEM GAVİM GARDAŞ!
 
 
 
 
 
 
 
Dün partiye uğradım, adam aradı gözüm…
Hepsi de bir yerini bir yerlere bağlamış…
“Akil insanlar(!)” bile vatan, bayrak diyerek
Gazi, şehide değil, teröriste ağlamış…
 
Hakkın da hukukun da şimdi kısıldı sesi
Allah ile aldatıp kandırdılar herkesi
ABD’ye, AB’ye, AKP’nin cilvesi
Caniye, teröriste birde imkân sağlamış…
 
Kendi ırkından değil düşman olduğu millet
Sayesinde dirildi terör denen bir illet
Haini, satılmışı yaşatır mı bu zillet
Hesap sormak yerine canileri yağlamış…
 
Yiğitler yetiştirmiş göz kırpmadan can veren
Her türlü zulme karşı korkusuz göğüs geren
Türk; vatanı, milleti, bayrağı namus gören
Analar yüreğini binlerce kez dağlamış…
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | Adam Aradı Gözüm… için yorumlar kapalı
Tem 03

Allahın Evine Allah’ın Kulları Sığınır

allah-in-evine-kullari-sigindi-3363619
BİBER gazından, tazyikli sulardan, coplardan, tekmelerden canını kurtarmak isteyen eylemciler can havliyle ve çaresizlik içinde Dolmabahçe Camiine sığınmışlardır.
Allah’ın evlerine Allah’ın kullarının sığınmasından daha doğal ne olabilir?
Camilere sığınan eylemciler, gözlerine sürdükleri sirkelerin petlerini içki diye gösteren din istismarcılarından da Allah’a sığınıyorlar.
Adana’da Amerikan askerlerinin Camiyi tahrip edip Kur’an’ı parçalamasına sessiz kalanlar, camiye sığınan temiz vatan evladına kin kusuyor.
İslam, kula kulluğu şirk saydı, tevhit esasını getirdi. Din-iman, cami-Kur’an istismarcıları kula kulluğu sevdirdi. Gezi Parkı, kula kulluğun direnişidir.
Hz. Muhammed huzurunda heyecanlanan bir gence “Rahat ol ben kurutulmuş et yiyen dul bir kadının oğluyum” buyururken, gençlere ‘çapulcu’ diyerek hakaret edimesi, ‘anladıkları dilden konuşulacağı’ söylenerek meydan okunması, tehdit edilmesi yakışık alıyor mu?
Hani İslam’da “insanlar bir tarağın dişleri gibi eşitti”. Nedir bu kibir, nedir bu gurur. Padişahlar bile “Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var” diye söyletirlerdi.Hala başörtüsünden nemalanılmaya çalışıyor. Ancak AKP iktidarında AKP’li olmayan başörtülülere AKP’lilerin iş vermediği bilinen bir gerçektir. Önce merdiven altında çalışan, ezilen, horlanan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan başörtülülere sahip çıkılsın!
Başörtüsü ve cami üzerinden toplumu kutuplaştırmanın, halkı galeyana getirmeye çalışmanın, ülkemize ve insanımıza bir yararının asla olmayacağı artık anlaşılmış olmalıdır.
 
 
Kaynak:http://gundem.milliyet.com.tr/allah-in-evine-kullari-sigindi/gundem/detay/1721297/default.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Allahın Evine Allah’ın Kulları Sığınır için yorumlar kapalı
Tem 02

Ali Cengiz Oyunu!…

hepsine-51BF-7B48-C69A
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Vakt-i zamanında âlemlerde büyü ilimlerinin şahı; görünmez olmaktan kayıp eşyaları bulmaya, kılık değiştirmekten müneccimliğe kadar zengin bir sihir repertuarına sahip bir adam varmış. Bu adam, hem kendini eğlendirmek, hem de halkı şaşırtmak adına kılıktan kılığa girer, ve bu yeteneğini şahsi menfaatleri için kullanmaktan da hiç çekinmezmiş. Misal, karısına “bahçede bir keçi var, pazara git de onu sat” der, sonra keçi kılığına girip satılır, ardından da evine geri dönermiş.
Bu sevimsiz adamın bir başka özelliği de isteyen herkese sırlarını öğretmesiymiş. Lakin her kime bir şey öğrettiyse ona bir oyun eder ve bir şekilde öldürürmüş onu. Söz gelimi, öğrettiği insan kanaryaya dönüşse o atmaca olup boğar; ağaç olsa ateş olup yakarmış onu. Adam hakkındaki ardı arkası kesilmez şikâyetlerden illallah diyen devrin padişahı en sonunda kendi huzurunda bu sihirbazı mat edecek olan kişiye kızını vermeyi vaat etmiş.
Herkes kaçınırken bu ateşle imtihandan, Ali Cengiz adlı fakir bir derviş çıkmış sahneye, talip olmuş göreve. Ve sihirbazdan ders görmeye başlamış. Tüm dersler boyunca alık, kapasitesiz, anlamıyor taklidi yapıyor; bir şey öğrendiğini hiçbir surette belli etmiyormuş lakin Ali Cengiz. Onu kolay lokma sanan sihirbaz da bildiği her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmakta sakınca görmemiş.
Yapraklar düşmüş, mevsimler dönmüş, padişahın huzurunda sınav vakti gelip çatmış. Bir cuma selamlığının ardından başlamış şov: Ali Cengiz meydana bir koç kılığında teşrif etmiş. Bunu gören sihirbaz ise derhal bir kurt olmuş. Suya dönüşüp kurdu boğmaya yeltenince Ali Cengiz, sihirbaz bu sefer de ateşe dönüşüvermiş. Böyle bir müddet birbirlerini alt edemeden kılıktan kılığa girip çıkmış ikili. Sonunda bir çiçek olup padişahın kucağına atmış kendini Ali Cengiz. Sihirbaz bal arısına dönüşerek kontratağa geçmiş. Ali Cengiz ise darıya dönüşüp yerlere yayılmış bunun üzerine. Sihirbaz tavuk kılığına girip darıları yemeye başlamaz mı? İşte tam bu noktada, tavuk darıları yerken , Ali Cengiz bir tilki olup arkadan tavuğu boğu vermiş , tavuk mevta olmuş.
Sonra, sihirbazın cenazesinin kalktığı gün, Ali Cengiz ve padişahın kızının da kırk gün kırk gece sürecek olan düğün şenlikleri başlamış. Artık Ali Cengiz’in sol elinin iki parmağı eksikmiş gerçi (tavuğun yediği birkaç darı tanesini hatırlayalım), ama bu mutluluklarına engel olmamış.
Ve işte Ali Cengiz’in adı da hileyle, bitip tükenmez dalavereyle özdeşleşmiş o günden beri…
 
 
*Kaynak:http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ali+cengiz+oyunu
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Ali Cengiz Oyunu!… için yorumlar kapalı
Tem 01

Dört Devletin Bağrına Hançer

harita 8
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Büyük Orta Doğu Projesi’yle açığa çıkan “Büyük Kürdistan”ın inşaası, Türkiye’de, iktidarın terör örgütüyle başlattığı müzakereyle hız kazandı. Orta Doğu’nun ikinci İsrail’i olarak planlanan ve ABD tarafından “Free Kurdistan” (Özgür Kürdistan) olarak adlandırılan kukla ülkenin, Türkiye, Irak, Suriye ve İran’dan koparılan toprak parçalarıyla kurulması hedefleniyor.
 
Rusya’dan iki kritik hamle 
ABD, Büyük Kürdistan’ı(!) dünyaya, Karadeniz’den ulaştıracaktı. Ancak TSK ve Rusya, NATO üzerinden gerçekleştirilmek istenen bu projeyi boşa çıkardı. Orta Doğu’da sıkışan kukla devlete bu kez Akdeniz kapısı açılmak istendi. İç karışıklık çıkardıkları Suriye bölünecek, yeni Kürt bölgesi Kuzey Irak’la birleşerek denize ulaşacaktı. Rusya, bu kapıyı da kapattı.
 
Müjdeyi (!) İmralı canisi verdi 
Büyük Kürdistan’ı denize ulaştıracak yeni projeyi açıklamak, ABD tarafından Abdullah Öcalan’a havale edildi. İmralı canisi, 21 Mart’ta Diyarbakır’da toplanan kalabalığa, Türkiye’yi yutmuş, üç tarafı denizlerle çevrili “Büyük Kürdistan”ı şöyle müjdeliyordu: Bugün artık yeni bir Türkiye’ye, yeni bir Orta Doğu’ya ve yeni bir geleceğe uyanıyoruz…
 
 1  
Büyük Orta Doğu Projesi’nde, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den koparılan parçalarla oluşturulması planlanan “Büyük Kürdistan”ın deniz ulaşımı Karadeniz üzerinden planlanmıştı.
 harita 7 
“Büyük Kürdistan” için denize açılacak ikinci kapı, Suriye üzerinden olacaktı. Ancak Ruslar, Devlet Başkanı Esad’ı destekleyerek ABD’nin bu oyununu da boşa çıkardı… 
 
Öcalan, “Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in mesajlarındaki hakikatler, bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor, insanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor” dedi ve şu çağrıyı yaptı: “Misak-i Milli’ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti’nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir ’Milli Dayanışma ve Barış Konferansı’temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum.” Öcalan, “Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz” dedi. 
 
Enerji koridoru 
Uzmanlar, bu açıklamaları “Büyük Kürdistan” ın Türkiye Cumhuriyeti bünyesinde kurulması anlamına geldiği şeklinde değerlendirdi. Karadeniz ve Akdeniz’de liman bulma şansı kalmayan Kürdistan’ın Türkiye üzerinden denizlere ulaşmasının hedeflendiğini söylediler. Uzmanlara göre, “Büyük Kürdistan’ın Türkiye bünyesinde bir federasyon olarak kurularak üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olması sağlanacak Topraklarından çıkartılacak petrol ve doğal gaz dünyaya Türkiye üzerinden pazarlanacak ve Türkiye de bundan pay alacak. Bu amaçla da teröristbaşı Abdullah Öcalan’a, Misak-ı Milli sınırlarında yaşayanlara çağrı yaptırıldı.”
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=82533
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Dört Devletin Bağrına Hançer için yorumlar kapalı
Haz 30

Temel Mülakatta

 
 525346_406379259459362_1622265464_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Temel çok önemli bir imtihana girecekmiş. İmtihan mülakatmış. Temel çok iyi hazırlanmış ama nasıl olmuşsa mülakat yerine geç kalmış. Son dakikada mülakat komisyonunun huzuruna çıkmış. Nefes nefese bir taraftan terlerini siliyor, bir taraftan da komisyon üyelerini inceliyormuş. Komisyon başkanı Temel’in durumuna acımış. Temel de, “Kusura bakmayın başkanım biraz geç kaldım” demiş. Başkan da, “Olsun biz kolay sorulardan başlarız” diye karşılık vermiş.
Başkan, kendi kendine, “Bu çocuk iyice şaşırmış. İyisi mi, önce adın nedir diye soralım” demiş. Bunu da komisyon üyelerinin kulağına fısıldamış. Üyeler de, “İyi olur başkanım rahatlasın çocuk” demişler.
Temel’e sormuşlar;
-Evladım adın, soyadın nedir?
-Adım Temel, soyadım Karadeniz ama yumuşak g’si yoktur.
Komisyon kahkahayı patlatmış. Başkan Temel’e dönmüş
-Evladım senin isminde zaten yumuşak g yok ki!..
Temel kendinden gayet emin cevap vermiş
-E !.. Başkanım biz ne deduk ki…
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | Temel Mülakatta için yorumlar kapalı