
Şub
16
Korkutan Sözler
Posted in Atasözleri Vecizeler
Korkutan Sözler için yorumlar kapalı

MetroPOLL araştırma şirketinin Şubat araştırmasına göre, Öcalan’la görüşme sürecinde ilginç sonuçlar çıktı.
Araştırma; İstanbul’un tümünü kapsayan 39 ilçesinde 26 Ocak – 1 Şubat 2013 tarihleri arasında toplam 2502 kişi ile gerçekleştirildi. Profesör Özer Sancar, araştırmayı şöyle değerlendirdi.
Şubat 2013’te gerçekleştirdiğimiz bu araştırmanın amacı; İstanbul’da yaşayan yurttaşların öncelikle Hükümetin İmralı ile görüşmeleri konusundaki kanaatlerini belirlemektir.
Konuştuğum, görüştüğüm pek çok duyarlı vatandaşın tepkileri geleceğin huzura koşan habercisine benziyor. Vatandaş; “Kardeşimiz, kanımız, canımız bildiğimiz, kız alıp kız verdiğimiz. Kanımızın canımızın karıştığı kendini Kürt olarak ifade eden insanımızı kan emici cani terör örgütünün ve terör örgütünün cani elebaşının kucağına atmak ‘intihar’ etmektir. Yeni değil federal Anayasa, Başkanlık, ileri demokrasi, barış ve kardeşlik diyerek artık bizleri kandıramayacaksınız. Orada durun! ABD ve AB ‘ın gayretleri ile Türkiye Cumhuriyeti’ nin bölünmesine, parçalanmasına asla müsaade edilemez.” demekte ve hatta haykırmaktadır. Duymak isteyenlere duyurulur.(KŞ)
“Türk Ocakları Derneği’nin kuruluşu sonrasında, Mehmet Emin Yurdakul başkanlığındaki kurucu heyetin ziyaret ettikleri Sultan Reşat, tek sıra halinde dizilmiş ve saygı ile bekleyen heyeti baştan sona dikkatlice süzdükten sonra bir soru sorar:
“ – Türk nedir?”.
Herkes yanındakinin daha bilgili ve yetkin olduğunu düşünerek, yanındakine bakıyor. Padişah göz ucuyla bakışları takip ediyor ve biraz sonra bu günün ifadesiyle,
“- Beyler, ülkemdeki azınlıklar kendilerini tarif ederek ayrıldılar. Sadece Türkler kaldı. Türk de kendisinin ne olduğunu tam olarak bilmiyor. Sizden rica ediyorum, Türklere, Türk’
Medeniyet yorganında
İstiklâli tarıyorum
Basın yayın organında
Kültürümü arıyorum
Düşmanını öldürsem mi?
Yeri, göğü dildir sem mi?
Karakola bildirsem mi?
Kültürümü arıyorum
İlgilenen gözün gersin
Gören, bilen haber versin
Öldü mü, kaldı mı dersin?
Kültürümü arıyorum
Böyle gidilir mi yola?
Caddelerde “market”,”cola”
“Show’lar”,”gateler” versin mola
Kültürümü arıyorum
Dilime konuldu diyet
Özü değiştirmek niyet
Şikâyetçi ekseriyet
Kültürümü arıyorum
Neme lazım uyum değil
Kültürsüzlük huyum değil
Hakikat bu duyum değil
Kültürümü arıyorum
Bir davanın “savcısı” olduğunu ifade ettiği Başbakan’ın 5 yıl sonra Kanal 24’te katıldığı programdaki açıklamaları herkesi şaşkına çevirmeye yetiyor. (KŞ)
“ Başbakan Erdoğan, Mustafa Karaalioğlu’nun sorusu üzerine bakın neler söylüyor:
Cezâevinde olan komutanlar, muvazzaf subaylar nedeniyle terörle mücâdelede zorluk çekiyoruz.
Bâzı medya organları, TSK’ya karşı çok haksız yere bir saldırının içine giriyorlar.
“Bakın şu anda içeride emekli, muvazzaf subay, astsubayımız var. (1056 subayımız KŞ) Bunların hemen hemen ağırlıklı kısmı tutuklu. Ve mağdur veya şüpheli şeklinde zaman zaman çağrılanlar oluyor. Bir ara bir ajan meselesi çıktı. Şimdi hele hele çok daha ağır olanı, yani örgüt kurmaktan, örgüt elemanı olmaktan. Şimdi böyle bir şeyin delilleri kesinse ver hükmünü işi bitir. Ama elinde kesin hükümler yok da sen yüzlerce subayı astsubayı örgüt elemanı olarak veya örgüt kuran olarak hele hele Genelkurmay Başkanını kalkar da bu şekilde değerlendirirsen burası silahlı kuvvetlerin moral değerlerini alt üst eder. O zaman terörle nasıl mücadele edecek bu insanlar. TSK’nın terörle mücadelesine darbe vuruyor. Oralara gönderilecek subay kalmıyor.”
Bu, ordu içinde moral bozukluğuna neden oluyor. Canla başla terörle mücâdele edenlere örgüt elemanı dersen, bu yenilir yutulur bir şey değil. İster istemez, alttaki 232 kişi bu şekilde “şüpheli” sıfatıyla çağırılınca, üstteki kuvvet komutanları “Biz terörle mücâdele ederken ben bu 232 kişiyi nasıl oraya göndereceğim” diyor.
Cezâevinde -hasta olduğu için- mama ile beslenenler, bu duruma düşenler var. Hastânede bu kişiler ikinci bir cefâ çekiyorlar. Evde bakımı gerektiren bir konu. Ben bu ifâdeleri kullanırken yargıyı yargılama gayreti içinde değilim, fakat ATTIĞIMIZ BİR YANLIŞ ADIMIN çok daha dikkatle ele alınmasının gereğine inanıyorum. Biz bu insanlara moral değerler, motivasyon noktasında darbeyi vurursak, terörle mücâdelede çok büyük darbe yeriz. “
Galiba teröristleri ve cani elebaşını affetme çalışmaları hız kazanacağa benziyor. Ya da Başbakan’a10 yıldır “sindirme ve hazmettirme” işlemlerinin amacına ulaştığı bilgileri iletilmiş olabilir? “Türkiye teröre teslim olmuştur” diyenlerin haklı oldukları gün gibi ortaya çıkmıştır.
*Kaynaklar:
(Ahmet Takan-Muhsin Küçük Yeniçağ) http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=25790
Zilu, Kong Zi’ya sorar:
-“Öğretmenim! Lütfen bana ‘güçlü’ kelimesinin ne ifade ettiğini söyler misiniz?”
Kong Zi (Konfüçyüs):
-“Sen ‘güçlü’ kelimesinin Kuzey Çin’de, Güney Çin’de kullanılan anlamını mı, yoksa çalışmanda kullanılan anlamını mı sordun?” der.
Zilu şaşırır:
-“Herhangi bir farkı var mı?”
Kong Zi:
-“Tabii ki farklıdır. Diğerlerine ders verirken hem hoşgörülü hem nazik olmalısın ve şiddet kullananlardan intikam almamalısın. Güney Çinlilerin fikrine göre bunun gibiler güçlüdürler. Beyefendiler ekseriya bu karaktere sahiptirler. Bıçağını ve zırhını hep yastık gibi kullanan, ölümden korkmayan kişiyi Kuzey Çinliler güçlü diye düşünürler. Bu gruba ait insanlar serttir.” Diye cevaplar.
Zilu tekrar sorar:
-“Öğretmenim! Benim hangi güçlü türünü öğrenmem gerekir?”
Kong Zi:
-“Bir beyefendi yumuşak başlı olabilir ama akıntılarda sürüklenmez. Bu gerçek güçtür. Hükümeti cömertken yoksul zamanlardaki iyi karakterlerini aynen korumalıdır. Hükümeti zalim ve erdemsizken ölümle karşılaşsa bile inancını değiştirmemelidir. Gerçek güç budur!” der.
Kıssadan hisse: “Kişi akımlara göre değil, kendi görüş ve prensiplerine göre harekette ısrarlıysa güçlüdür. Ancak bu sayede hayattaki bütün zorlukları yenebilir ve cesaretli şekilde ilerler.”
1-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül:
“Cumhuriyet döneminin sonu gelmiştir. Biz bu sistemi kesinlikle değiştirmek istiyoruz.” (27 Kasım 1995’de The Guardiyan Gazetesine verdiği demeç)
Yaşlı bir marangozun emeklilik zamanı gelmişti. Patronu olan müteahhide, artık işten ayrılmak istediğinden bahsetti. Müteahhide bu iyi adamın ayrılmasına çok üzüldü. Ve ondan son bir ev daha inşa ettikten sonra işi bırakmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe başladı ama çok isteksizdi. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzemeler kullandı. Evi bitirdikten sonra eve bakmaya gelen patronu dış kapının anahtarını marangoza uzattı. Ve “Artık bu ev senin” dedi. “sana benden hediye”
Marangoz öylesine şaşırmış ve utanmıştı ki İçinden, “keşke yaptığım evin kendi evim olduğunu bilseydim! Diye geçiriyordu. “Hayat bir kendin yap tasarımıdır” demiş biri. Bu günkü davranış ve seçimlerimiz yarın yaşayacağımız evi kurar.
Terör operasyonuyla birlikte çarpıcı bilgiler 12 Eylül öncesini hatırlatıyor…
İSTANBUL başta olmak üzere 7 ilde gerçekleştirilen ve 15’i avukat 95 kişinin gözaltına alındığı DHKP-C operasyonu, örgütün suikast hazırlığında olduğunu ortaya koydu.
İddialara göre geçtiğimiz haftalarda yapılan bir operasyonda yakalanan İ.Ö., örgütün, CHP’nin İstanbul’daki bir ilçe başkanına suikast yapacağı bilgisini verildi.
İmam da Öldürülecekti
İ.Ö.’ye göre, bu iş için CHP ilçe teşkilatına bir örgüt üyesi yerleştirilecek, başkanın giriş çıkışı da izlenecekti. İ.Ö., CHP’li başkanın ardından Nurtepe’de bir imamın da öldürülmesinin planlandığını öne sürdü. CHP’li başkan öldürüldükten sonra odasına bir MHP bayrağı bırakılacak, bu olayın gerçekleşmesinin ardından da intikam adı altında bazı MHP’li yöneticiler öldürülecekti. Zanlıların bu planı 2006’dan beri uygulamaya koymaya çalıştıkları öğrenildi.
İ.Ö. ifadesinde, suikast talimatını veren kişinin de kadın avukat E. olduğunu öne sürdü. Bu gelişmenin ardından Terörle Mücadele ekipleri, geçen hafta başka bir operasyon düzenleyerek suikast hazırlığında olduğu ileri sürülen Ş.K.’yı gözaltına aldı. Ş.K.’nın evinde yapılan aramalarda, 1 adet suikast silahı Glock ele geçirildi.
İddialara göre bu kişinin verdiği bilgiler doğrultusunda, avukatların örgüt yöneticisi ve üyesi gibi çalıştıkları bilgilerine ulaşıldı. Bazı avukatların, “Baş manav, manav 1, manav 2, manav 3, hala, yenge ve deniz” gibi kod adları kullandıkları tespit edildi.
*sonkale.org
Ülküler…
Beş bin yıllık tarihle gelecektiler
Umutla ve sabırla yıllarca beklediler
Neme lazımlar…
Bana neler…
Başıboş duygular…
Aklın göz bebeğine
Mil çektiler
Beyinler…
Küf tutmuş, eprimiş, çürümüş beyinler
Tükürük kadar değil gerçeğin hokkasında
Birer ceset beyinler kafatasında
İdamlık, kafatası mahkûmu
Kuş beyinler
Düşünceler…
Karanlık, karmaşık, bulanık düşünceler
Bazen bir ip cambazı
Bazen bir asi kaçak
Bazen isyankâr
Elinde kanlı bıçak
Çıldıran, kuduran, kof düşünceler