Haz 19

Gezi Parkı

taksim-gezi
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir anda Türkiye’nin gündemini oluşturan Taksim Gezi Parkı’nın tarihi:
 
Gezi Parkının bulunduğu yere 1806 yılında Halil Paşa Topçu Kışlası adıyla Rus ve Hint mimarisinden izler taşıyan Ana gövdesi iki katlı, soğan kubbeli ve kule görünümlü, köşeleri ise üç katlı olan bir topçu kışlası yapıldı. Kışla binası pek çok savaş gördü. 31 Mart Olayları’nda (1909) isyancıların karargahı olmuştur. Hareket ordusunun müdahalesiyle sona eren olaylar sırasında kışla top atışına tutularak ayaklanma bastırıldı. Top atışları sırasında kullanılamaz hale gelen kışla bir dönem esrarkeşlerin ve evsizlerin mesken tuttuğu bir yer oldu.
Beyoğlu’nun giderek Şişli yönüne doğru gelişmesiyle işlevini kaybetmeye başlayan Taksim Kışlası, 1922 yılında içindeki alana tahtadan tribünlerin inşa edilmesiyle Taksim Stadı adıyla stadyuma çevrildi. Türkiye Milli Futbol Takımı ilk resmi futbol maçını Romanya ile, Gezi Parkı’nın bugün bulunduğu, bu statta 26 Ekim 1923’de oynadı ve maç 2-2 berabere sonuçlandı.
Şehircilik uzmanı Henri Prost imar planını hazırlarken, Dolmabahçe’den Nişantaşı’na yükselen Kadırgalar Vadisi’ni (Harbiye Kongre Vadisi) büyük bir park haline getirme planı dahilinde, Taksim Gezisi’ni de yetkililere önerdi. İnönü stadyumunun yapılmasıyla işlevini kaybeden stadyum ve harabe halindeki kışlanın, 1940 yılında dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar tarafından, Henri Prost’un hazırladığı imar planı çerçevesinde istimlak edilerek yıktırılmasından sonra, İstanbul’un Cumhuriyet döneminde yapılan ilk parkı oldu.[1] Gezi o günün son derece sınırlı imkanları ile tanzim edildi. Mermer parmaklıklı mermer merdivenler, Boğaziçi’ne bakan oturma mekanları, banklar, çim sahaları, Gezi’yi halkın sık sık gelip dolaştığı bir yer haline getirdi.
1940 yılında İstanbul Vali ve Belediye Başkanı sıfatıyla Lütfü Kırdar kışlayı İsmet İnönü’nün izniyle  yıktırdı ve park yaptı. 31 Mart Olayı, İttihatçıların gayretiyle Sultan Abdülhamid’e fatura edilmek istense de bütün tarihi araştırmalar bunun bir iftira olduğunu gösteriyor. Olayda büyük ölçüde İngiliz parmağı vardır. Osmanlı Devleti Berlin Anlaşması’ndan sonra İngilizlerin Mısır’ı işgal etmesi üzerine İngiliz ekseninden Almanya’ya doğru kaydı. Bu durumdan rahatsız olan İngilizler, İttihatçıların Alman yanlısı olduklarını anlayınca içerideki ihtilafları, ayrılıkları körüklemeye ve kullanmaya başladı. İşte Topçu Kışlası’ndaki Avcı Taburu’na bağlı askerler, subaylarına karşı ayaklanarak onları hapsetti. Kendilerine önderlik eden hocalarla  Heyet-i Mebusan’ın önünde toplandı  “şeriat isteriz!”  diye bağırmaya başladılar. Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa isyancılarla uzlaşma yolunu seçti, yeni kurulan hükümeti İngiltere destekledi, bu arada çok acı gelişmeler oldu. Adliye Nazırı Nazım Paşa, İttihatçı Ahmet Rıza Bey sanılarak isyancılar tarafından linç edildi. Lazkiye Mebusu Arslan Bey de gazeteci Hüseyin Cahit sanılıp öldürüldü. Cahil ve alaylı olan askerlere halk arasından ayak takımından hamallar ve bazı dindar kimseler de  “din elden gidiyor” propagandasına inanarak katılmıştı. Ayaklanma, Heyet-i Mebusan üzerinde de etkili oldu. İttihat ve Terakki üyesi mebuslar can güvenliklerinden endişe ettikleri için Meclis’e gitmediler. İsyancılar buldukları mebusları ve İttihatçı olduğuna inandıkları subayları dövdüler, öldürdüler. Ayaklanmayı başlatan muhalefetin elinde bir program olmadığı için isyan belli bir hedefe ulaşamadı. İsyanı bastırmak için İttihatçılar Selanik’te topladıkları kuvvetleri trenlerle İstanbul’a sevk etti. Bu kuvvet içinde muntazam askeri birlikler küçük bir azınlıktı. Çoğunluğu; Sırp, Bulgar, Yunan, Makedon, Arnavut çetecileriyle, sözde gönüllüler teşkil ediyordu. Hareket Ordusu’nda yıllarca Türk kanı dökmüş, yağmacı Makedonya çetelerinin çoğunluk teşkil etmeleri, İstanbul’da I. Ordu’da büyük tereddütler uyandırmıştı. Kumandanlar, Sultan Hamit’ten Hareket Ordusu’nu dağıtmak için izin istediler. Biz bunları birkaç dakikada bitiririz dediler. Sultan Hamid yalnız padişah değil, aynı zamanda halife olduğunu, 30 küsur senedir asla kan dökmediğini, bu yaştan sonra Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmayacağını, Cenab-ı Hakk’a mütevekkil olduğunu söyledi ve paşaları huzurundan çıkardı. Üstelik I. Ordu komutanı Nazım Paşa’ya, Hareket Ordusu’na katiyen mukavemet etmemesi için emir verdi, yemin ettirdi. Selanik’ten hareket eden ordu 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece İstanbul’a girdi ve sıkıyönetim ilan edildi. Ayaklananların önderleri Divan-ı Harpte yargılandı, idama mahkûm edildi. Şimdi 23 Nisan’ı bazılarının neden sevmediğini düşünmez misiniz?
Kışlanının yıkılması sonrası, çevrede yapılan otellere tahsis edilen alanlar ve düzenlemeler ile parkın kapladığı alan zaman içinde küçüldü. Buna rağmen İstanbul’un merkezinde önemli bir dinlenme alanı oldu ve sık sık düzenlemelerle görünümü değişti. 38.000 m² yüzölçümüne sahip olan Taksim Gezisi, 1991-92 arasında revizyondan geçirildi; dikdörtgen planlı parkın ortasına fıskıyeli büyük bir havuz inşa edildi.
Gezi Parkı’nın kuzeyinde, eskiden Taksim Bahçesi ve Taksim Belediye Gazinosu’nun bulunduğu yerde halen Ceylan Intercontinental Oteli vardır. Asker Ocağı Caddesi’nin karşı tarafında ise Divan ve Hyatt Regency otelleri yer alır. Gezi Parkı’nın altına Cumhuriyet Caddesi tarafına, kot farkından yararlanılarak dükkan ve kafeteryaların ve bir sanat galerisinin bulunduğu bir dizi kapalı mekan inşa edilerek 1967’de bugünkü halini aldmıştır.
 
 Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Taksim_Gezi_Park%C4%B1
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Gezi Parkı için yorumlar kapalı
Haz 18

Altın Sözler

image
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
* “Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür…
    Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür…
    Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür…
    Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür…
    Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür…
    Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür…
    Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür…”  Mahatma Gandi
 
* “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim. Spor, ahlaktır. Türk gençliği, sağlıklı yetişip spor yaparsa ulusumuzun geleceği güvence altındadır.” M.Kemal Atatürk

 * “İslam’a nüfuz ettikçe; kendimi Türk olarak da hissetmeye başladım” Ahmet Schimidi

 
* “Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasına tahammül edemem” Mehmet Akif Ersoy
 
* “İki günü birbirine eş geçen, hüsrandadır.” Hz.Muhammed
 
* “Arkasında sürü kalmadı ama ıslığı dağları deviriyor” Atasözü
 
* “Ey ulu Allah’ım Türklüğümü benden esirgeme” Ebulfez Elçibey.
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Haz 17

“Bitirdiler Türkiye’yi!”

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Tüm dünyaya rezil olduk
Düşürdüler seviyeyi
Terörle, kanla boğulduk
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Siyasetin cin bulvarı
Yitiriyor ar’ı, varı
Hanım adı, oldu karı
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Bayrağını indirdiler
Askerini sindirdiler
Çileleri bindirdiler
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Korkuttular cinli ile
Uyuttular ninni ile
Buluştular kinli ile
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
“Açılımla” çağlar olduk
Teröriste ağlar olduk!
“Paçavralar” bağlar olduk
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Milli fikre banmazlar hiç
Bil yürekten yanmazlar hiç
Şehitleri anmazlar hiç
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Tanınan bir emirdiler
Ve sürekli semirdiler
Her yerini kemirdiler
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Ceylan gözler görmez oldu
Cumhuriyet gülü soldu
Gafil, hain yurda doldu
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Senaristler kelli felli
Başoyuncu rolü belli
Oynattırar “sal’lı, sel’li”
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
“Müthiş Türk’ü sindiler
Truva’ya bindirdiler
Al bayrağı indirdiler
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
“ABD’den gelmiş muştu”
 Emri alan diller sustu?
 Hain başlar hep kin kustu
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
  Ey vatandaş bir ışık yak
 Satılmayan kaldı mı bak!
 Artık uyan,  ayağa kalk
“Bitirdiler Türkiye’yi!”
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | “Bitirdiler Türkiye’yi!” için yorumlar kapalı
Haz 16

Rekor Ziyaret!

erdogan-harita
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Devleti yöneticilerinin zaman zaman ülke ziyaretleri yaptığı bilinmektedir. Bunlar iki ülke arasında güvenlik ve işbirliği, ticari vb. anlaşmalar yapmaktadırlar. Ancak Başbakan Erdoğan 87 ülkeye 273 ziyarette bulunmuş ve bir Türkiye rekoru kırmıştır. En fazla ziyaret edilen ülkelerden biri hiç şüphesiz ABD’ye olmuştur ve 14 kez ziyaret edilen birinci ülkedir. Orta Doğu’da ise 14 ülkeye 55 kez seyahat etmiştir. Suudi Arabistan ve Suriye 11’er kez ziyareti ile bütün iktidar dönemlerinin rekorunu kırmıştır. Şu anda da Fas, Cezayir ve Tunus’u ziyaret edeceği söylenmiştir. Bütün bu sayılara Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı ile diğer bakanların seyahatlerini ilave edilmemiştir. Siz, sadece AKP iktidarının erişilmesi zor bir dış seyahat rekoru kırdığını bilin ola ki rekor ödülü vermek isteyenler çıkabilir. Bu ülkenin en önemli kaynaklarının ve en kıymetli zamanının ne kadar hoyratça ve görgüsüzce harcandığını görün
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Rekor Ziyaret! için yorumlar kapalı
Haz 14

Dikkat, Dikkat, Dikkat! 12 Eylül ve Öncesi Olmasın!

fft2mm829893
“Gezi Parkı” protestolarında  öncelikle i
yi niyetli olduklarından şüphe duymadığımız pırıl pırıl gençlerin oyuna gelmemesini dilerken 12 Eylül öncesinde yaşadıklarımızı hatırladıkça kaygılanıyorum.

Mevcut iktidarın ise bu eylemleri “kendilerini yıkmak ve demokrasiye düşmanlık” gibi bir zihniyet anlayışıyla bütün gücüyle bastırmaya çalışacağı da muhakkaktır. “Yüzde elliyi zor tutuyorum,” “Yol ver gidelim, Taksimi ezelim, Azınlık şaşırma, sabrımızı taşırma” sloganlarının asıl amaçlarının göstermektedir.
İktidar partisinin, otuz yıldır ülkemizi kana boğan bölücü terör örgütünü masum, elebaşını da suçsuz gösterme gibi gayretleri toplumda müthiş bir korkuya ve kaygıya sebep olmuştur. Bölücü suç örgütünün her ferdinin işledikleri suçun cezasını çekmeleri gerekirken iktidarın sağladığı “Çözüm Süreci” adı altında aldatmacı politikalarla elini kolunu sallayarak silahlarıyla birlikte gitmesine göz yumması “ihanet” olarak değerlendirilmektedir. Bu tür politikaları örtmek için “Suriye, alkol, vs’ yi gündeme getirmesi tesadüf müdür? Reyhanlı’da 52 vatandaşın ölümünden kimler sorumludur? On yıldır “kibir dolu davranışlar, yandaş kayırmalar, halkı hakir görmeler, Cumhuriyeti kuranlara hakaret etmeler, İstiklal Marşı’na, Andımız’a, Türk Bayrağına, Milli Bayramlara dil uzatmalar, Genel Kurmay Başkanını terörist olarak göstermeler, TSK’nın komutan ve muvazzaf subayları sahte dijital verilerle suçlamalar, “ vb. Gibi pek çok hareketler protestolarının asıl sebebi değil midir?
 
 Dikkat! 12 Eylül ve Öncesi Olmasın!
“Gezi Parkı” protestoları, öncesinde iyi niyetlerle vatana, bayrağa, millete, Mustafa Kemal Atatürk’e ve kurduğu cumhuriyete sahip çıkmak amacıyla yapıldığı protestocuların açıklamalarından anlaşılmaktadır. Ancak protestoların başlamasından sonra 12 Eylül öncesinin bölücü Marksist, Maoist, bölücü kıytırık komünist örgütleri Takim’e sızmaya başlamıştır. İP’in ve TGB’nin eylem ve söylemde zaman zaman bu örgütlerle birlikteliği düşünüldüğünde protestolarda yer kapmak ve kendilerini göstermek amacıyla bu fırsatını kaçırmak istemedikleri anlaşılmaktadır. Bunlar uluslararası emperyalizmin satılmış uşaklarıdır. Bunlara asla fırsat verilmemelidir. Terör örgütü paçavraları ve caninin posterleri açıldığında, BDP’nin kendini göstermek istediğinde, nasıl protesto edildiği ve “Gezi Parkı”ndan kovulduğu görülmüştür. Oradaki gençlerin yapması gereken de budur. Ayrıca üç ilde; Şırnak,Hakkari ve Bingöl’de protestonun yapılmayışı da manidardır.
 MHP Genel Başkanı Bahçeli (ister beğenilsin ister beğenilmesin) bu ve benzeri olaylara (marjinal grupların etkisi olacağı kanaatiyle) uygun bulmadığı ve bunun için de Ülkücü gençliğin “Gezi Parkı’ndan çekilmesini istemiştir. Yerel seçimlere yaklaşıldığı bu günlerde AKP ile seçimde hesaplaşılmasını istemesi ve bunun için her kargaşanın  ülkeye zarar vermesi noktasında yerinde bir karar olarak değerlendirilebilir.
12-eylul-foto 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Dikkat, Dikkat, Dikkat! 12 Eylül ve Öncesi Olmasın! için yorumlar kapalı
Haz 13

Zirve sarhoşluğu…

kartallarin-savaslari-izle
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kartal ve yılanın kavgasını bilir misiniz? Kartal, yılanı avlamak için türlü türlü tezgâhlar kurar ancak yılan dikkatiyle her seferinde kartalın salvolarını savuştururmuş. Bir gün yine kartal yılanı pençeleriyle kavramış, yılan da kuyruğunu kartalın boynuna dolamış ve mücadele başlamış. İkisi de birbirinden kurtulamıyorlar. Sonunda kartal zor bela birkaç kanat vurarak yerden yükselmiş. İkisi de çırpınırken nefeslenmek için biraz duraksamışlar. Her nasılsa yılanın gözüne aşağıdaki bağ, bahçe, tepe ve derenin güzelliklerine takılmış. İlk kez yukarıdan gördüğü yerlerin güzelliklerine hayran kalmış. Mücadeleyi rölantiye alıp, keyifle seyretmeye başlamış. Kartal da durumun farkına varmış ve yükselmeye başlamış. Yukarı çıktıkça yılan gevşiyormuş. Tam da yılanın zirve sarhoşluğuna kapıldığı anda, pençelerini aralamış ve yılan az önce tepeden baktığı yere düşüp parçalanmış.
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | Zirve sarhoşluğu… için yorumlar kapalı
Haz 12

Maskeli Tükenmişlik Sendromu!

tukenmislik1-e1330867016650
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Gezi parkı protestoları ‘birkaç ağacın’ kesildiği için mi yapılmaktadır? (Keşke öyle olsaydı.) Ancak hiçbir şey sebepsiz değildir. Bu güne kadar Akepe’nin millî ve manevi değerlerimizle oyuncak gibi oynadığı herkes tarafından bilinmektedir. Atatürk’e, milliyetçiliğe, milli bayramlara, askere,vb. Vatandaşlara hakaret edici tavırlar ve ifadelere karşı bir birikim değil midir? Akepelilerin medyadaki halka yansıyan hareketlerini görüyoruz halkın arasına çıkacak yüzü olmayanlar ‘akil adamları’ devreye sürmediler mi? “Kibirin” alası hepsinde mevcut. Birçok medya kuruluşunun söylediği gibi Akepe’nin ‘maskeli tükenmişlik sendromu’ yaşadığı ifade edilmektedir. Bu ve benzeri protestolarda kışkırtıcılara dikkat etmek gerekir. Terör örgütü ve BDP pusuda beklemektedir. Türkiye’de her ne pahasına olursa olsun karışıklığı tetikleyici hareketlere girişeceklerdir. BDP İstanbul Millet vekili Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı gibi…
Demokratik bir seçim dönemine kadar aşırıya kaçmadan Akepe’den hesap sormaya kalkan vatandaşlar siyasilerin yapamadığını yapmış ve güçlü iradesini ortay koymuştur.
 
Bunun en bariz örneklerinden biri http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=26953 kaynaktaki parlamento haberlerinde mevcuttur.
 
“Parlamento muhabirlerinin “yayla” olarak adlandırdıkları, kulislerin dışında mebuslarımıza sigara ve çay içmeleri için düzenlenmiş lüks bahçeler var. Parlamento çalışmalarından çok yorulmuş(!) milletvekillerimizi her daim burada görmek mümkün. Tabii ki gelenler için söylüyorum. Ara sıra sırf yoklamaya imza atanları kastetmiyorum. Meclis’te o gün genel kurul ve komisyon çalışmaları için zorunlu görevli olan mebuslarımızın yayla geyikleri dillere destan oldu. Oylamalar sırasında koştur koştur içeri giriyorlar, sonra, el kaldır indir. Görev başarı (!) ile ifa olunca haydi yaylaya. Bir zamanlar en hararetli siyasi tartışmaların yaşandığı, ülke meselelerine kafaların yorulduğu kulisler ise bom boş. Danışmanlar koltuklarda bitap şekilde televizyondan genel kurul çalışmalarını izleyip oylama sırasında mebuslarına uyarıcı mesajlar atıyorlar.
İktidar mebuslarına soruyorsunuz “nedir bu hal” diye. “Bize görüşümüzü soran yok ki. İşimiz el kaldırıp-indirmek” diyorlar. Aynı soruyu muhalefet temsilcilerine yönelttiğinizde ise “Adamlar her istediklerini istedikleri gibi geçiriyorlar. Muhalefetin ne önemi kaldı ki” diye cevap veriyorlar. Hepsinin gözlerindeki bitkinlik açıktan okunuyor. “Bitse de gitsek” modundalar. “Meclis Temmuz’da da çalışacak” haberlerine fena halde homurdanıyorlar. Kendi aralarında yaptıkları yayla muhabbetlerinde “Meclisin çalışma süresi niye uzatılacak? Genel Başkanlar çalışıyorlar ya!. Bize ihtiyaç yok. Onlar çalışsın biz memlekete gidelim” diyorlar.
24’üncü dönem milletvekilleri 2 yılda tükendi. Tüm şikayetlerine rağmen “istifa edelim” diyenine rastlamadım.
Gördünüz mü tükenmişlik sendromunu?…
Tüm bu yorgunluklarına(!) rağmen kıyak milletvekillilik yasası bir an önce çıksın diye harıl harıl kulis yapıyorlar.”
  Ülkenin bu hale gelmesinin sebeplerinden biri de milletimiz tarafından anlaşılmıştır.
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Maskeli Tükenmişlik Sendromu! için yorumlar kapalı
Haz 11

Güzel Sözler

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
* Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik yaratır. Duygulardaki incelik sevgi yaratır. Bunlara sahip olan insan ise her zaman kendini aratır…
 
* Sakın vazgeçme! Eğer sen vazgeçersen hak etmeyen biri kazanacak…
 
* Adam olmayana düşman bile olmam…
 
* Düşünmeden konuşanın cezası sonradan düşünmeye mahkum olmaktır…
 
* Gerçek dost yanlış yaptığında seni uyaran, sonrasında ise koruyan kişidir… Yaptığın yanlışı herkese duyuran değil…
 
* Seni seviyorum demek değil ki marifet, önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmektir.
 
* Geçmişte sana zarar vereni unut ama asla o zararın sana neler öğrettiğini unutma..
 
* Bir insanın ne kadar karaktersiz olduğunu anlamak istiyorsan, aranın bozulmasını bekle. İlk fırsatta en hassas yerinden vurmaya çalışacaktır…
 
* Kör bir insana rengi anlatmak ne kadar imkansızsa, cahil bir insana laf anlatmak da o kadar imkansızdır…
 
* Dostluk ulaşılmayacak kadar derin, unutulmayacak kadar güzel ve sadece ender insanlarla yaşanacak kadar özeldir…
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | Güzel Sözler için yorumlar kapalı
Haz 10

“Çözüm sürecini anlayan hayvanlar”

gundogducozum-surecini-hayvanlar-bile-anlamisbazi-insanlar-anlamiyor-2405131200_m
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Malûm, başlıktaki ifade Memur-Sen Genel Başkanı ‘âkîl adam’ Ahmet Gündoğdu’ya ait… Bu süreci liberallerin, İslâmcıların, Kürtçülerin, radikal solcuların desteklediğini biliyorduk ancak şimdi hayvanları da duyduk!.. Doğrusu tam anlamıyla uygun bir işbirliği koalisyonu denilebilir!..
İlgili kişi Ardahan yolunda bir çobanla karşılaşmış, çoban kendisine artık hayvanların yüzünün güldüğünü söylemiş, ‘akil’ de nasıl güldüğünü sormuş, “Yaylaya çıkacaklar da onun için gülüyorlar” cevabını almış… Ve devam etmiş: “Şimdi çözüm sürecini hayvanlar bile anlamış ama bazı insanlar anlamıyor…”derken
Hangi hayvanların anladığını da bildirirse seviniriz. Bunlar; Öküzler, eşekler, katırlar, tilkiler, çakallar, sırtlanlar vb. hayvanlar mıdır. 
Hani bir söz vardır. “Güleriz ağlanacak halimize” diye… Ama biz gülemiyoruz. Ülkenin halini gördükçe kahroluyoruz. Şu anda “akillerden” kaçı ortalıkta görünüyor. Gören bilen varsa haber versin. Hepsi de arazi oldular. “Her şey layığını bulur” diyen Harun Reşit bu günler için mi söylemiş bu sözü acaba?…
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , | “Çözüm sürecini anlayan hayvanlar” için yorumlar kapalı