Nis 03

“KARDEŞ KATİLİ”

“KARDEŞ KATİLİ”

Ukrayna ve Rusya heyetlerinin İstanbul’da toplanması ve iki tarafın da mesafe aldıklarını söylemesi, bundan sonra netice ne olursa olsun, ileride çok konuşulacaktır.

Türkiye Ukrayna’yı korurken, Batı ülkeleri gibi Rusya’yla köprüleri atmadı, ağzına geleni söylemedi. Türkiye’nin şartları farklı.

Ukrayna yakıldı, yıkıldı. Ukrayna yetkilileri 500 milyar dolarlık bir kayıptan bahsediyor. Maddî yitim nasıl olsa karşılanır. Putin, binlerce insanı katletti ve milyonlarca Ukraynalıyı göçürttü. Tarihe “Ukrayna katliamcısı” notunu düşürttü. Ukraynalılarla Ruslar birbirlerinden ayrı düşünülemezdi. “Kardeş katili” yaftası boynunda ebedî asılı kalacaktır.

Stalin döneminde, 1932-1933’te, Ukraynalılar açlığa terk edilmiş, milyonlarca insan hayatını yitirmişti.

(Şu notu eklemeliyim: Savaş bitecek. Ukrayna’nın hayat bulması gerekiyor. Bütün ülke yeniden inşa edilecek. Allah bilir Saray’daki öncelikle, bu “inşa” ameliyesini göz önünde tutuyordur. Müteahhitleri Ukrayna’ya gönderecek, onlar da Türkiye’den binlerce mühendis, işçi taşıyacak.  Batı ülkelerinin yardım paraları, ister istemez, Türkiye’ye akacak! Hesap muhakkak böyledir. Belki çiftçilerimiz bile Ukrayna’ya gönderilecek, tarlaları ekip biçin, denecektir!)

Ukraynalılar, geçmişe açlıktan kırdırılmışlardı. O Açlık yılları “holodomor” (aç bırakarak öldürme) diye adlandırılır. Bunu “soykırım” olarak tescillemişlerdir.

Sovyet yönetiminin o zamanlardaki politikası köylülerin elindeki kendilerine ait toprakları alıp kolektif kooperatifler kurmaktı.

Ukrayna’daki köylüler direndiler. Sovyet memurlarının gelip ürünlerini almalarına fırsat vermediler; tarlalarını ateşe verdiler. Bir tarafta kuraklık, bir tarafta direniş, çok insanın canına mal oldu. 5 ilâ 10 milyon insanın ölümünden bahsediliyor. Öyle ki, bu rakam, Ukrayna nüfusunun dörtte birine tekabül ediyordu.

Moskova’nın açlığı hiç umursamadığı yazılagelmiştir. İnsanlar can çekişirken, bir başka yere gitmelerine izin verilmemiştir.

O dönemde, Ukrayna valisi kimdi? Nikita Hruşçov. Hruşçov, Stalin’in 1953’te ölümünden sonra  Sovyetlerin başına geçecek ve Stalin’e karşı ağır ifadeler kullanacaktır. Hruşçov’un, 1956’ta SSCB Komünist Partisi’nin 20. kongresinin gizli oturumunda yaptığı konuşma meşhurdur. Stalin’i ağır dille suçlamıştır ve hatta Lenin Vasiyeti’ni dağıttırmıştır. O vasiyette, Lenin, Stalin’in parti genel sekreterliğinden (yani başkanlığından) alınmasını istemektedir.

Bu Hruşçov, Ukraynalıların açlıkla cezalandırma yıllarında Stalin’in bütün emirlerini harfiyen uygulamıştır. İsterse uygulamasın! Kellesi giderdi.

Komünist yönetimin Ukraynalıları açlıkla terbiyesi asla unutulmamıştır. Ukraynalılar, hiçbir surette Rusya’nın uzantısı olmak istemezler.

Pek bilinmeyen bir şeyi söyleyeceğim. Sovyetler’de 1921-1922 yıllarında kıtlık baş göstermiş ve bu kıtlıktan en çok İdil havzası ve Ural Dağları eteklerindeki Türk toplulukları etkilenmiştir.

Rusya Müslümanları Nezaret-i Diniyesi nezdinde Açlara Yardım Komisyonu kurulmuştu. 17 Nisan 1922 tarihinde Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne (Kızılay’a) bir mektup gönderilerek yardım istenmiştir.

Mektupta “Bu yerler pek eski zamanlardan beri Türk kabileleri Müslüman kavimlerinin oturağıdır. Hâl-i hazırda Tatar, Başkırt ve Kırgız Türk Müslüman kavimlerinden on iki milyon nüfusun açlık yüzünden ölümü beklemekte olduğu tahmin edilmektedir. Böyle ki İdil havzası ve Ural boylarında yaşayan Müslümanlar, Rusya açlarının en sefillerini teşkil ediyorlar. Hakikaten bu yerlerdeki İslâmların geçirmekte oldukları facialar Rusya açlığının en korkunç tablosunu teşkil ediyorlar.” ifadesi kullanılıyor. Ve Türkiye o yokluk, o savaş yılarında kardeşlerine yardım götürüyor.

Savaş bitecek; ama Ukrayna ile Rusya arasında kapanmayacak bir uçurum açılacak.

Putin! Eserinle övüne bilirsin!

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | “KARDEŞ KATİLİ” için yorumlar kapalı
Nis 02

RAMAZAN’A MERHABA

RAMAZAN’A MERHABA
Recep ile Şaban’ı
Üç ayları bil, tanı
Onbir ayın sultanı
Ramazan’a merhaba
Güzele alıştıran
Küsleri barıştıran
Allah’a yaklaştıran
Ramazan’a merhaba
Güzel göz, güzel bakış
Kula işlenmiş nakış
Bu ayda ulvi akış
Ramazan’a merhaba
Aşk ile ağlandığı
Sevaplar sağlandığı
Şeytan’ın bağlandığı
Ramazana merhaba
Bu ay rahmet ayıdır
Hepsi otuz sayıdır
Müminlerin payıdır
Ramazan’a merhaba
İnsanı arlandıran
Kalpleri nurlandıran
Dilleri ballandıran
Ramazan’a merhaba
Söylesem tesiri yok, Sussam gönül razı değil
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | RAMAZAN’A MERHABA için yorumlar kapalı
Nis 01

DÜNYAYI BEKLEYEN TEHLİKE 10 YILDA 15 KAT ARTTI

DÜNYAYI BEKLEYEN TEHLİKE 10 YILDA 15 KAT ARTTI
BM’ye göre yaşanan iklim krizinde herkesin etkilendiği söylenirken bazı coğrafyalardaki kişilerin çok daha fazla etkilendiği vurgulandı. BM’nin raporunda, artan sıcaklıklardan kaynaklı çok sayıda insanın ölmesi de ele aldı.

Rapor özetle şu tehlikeleri sıraladı:

*2010 ve 2020 arasında, Afrika, Güney Asya ve Orta ve Güney Amerika dahil olmak üzere çok hassas bölgelerde sel, kuraklık ve fırtınalardan dolayı dünyanın diğer bölgelerine göre 15 kat daha fazla insan öldü.

* Pek çok ağaç ve mercan resifleri artan sıcaklıklardan dolayı yok oldu.

* Küresel sıcaklığın 1,1 dereceden 1,5 dereceye çıkması iklim olaylarına yansıdı.

*Bir milyardan fazla insanın kıyıya özgü iklim tehlikelerinden kaynaklı risk altında.

*Sıcaklıkların 1,7 ila 1,8 derecenin üzerine çıkması insan nüfusunun yarısının yaşamını tehdit edecek.

*Dünya nüfusunun yüzde 40’ından fazlasının iklim değişikliğine karşı yüksek derecede savunmasız.

* İklim sıcaklıklardaki artışın 1.5 derecenin altında tutulması durumunda kayıplar azaltılacak.

* İlk kez, iklim değişikliğinin stres ve travma dahil olmak üzere zihinsel sağlık sorunlarını şiddetlendirebileceğini belirtti.

*2030 yılına kadar aşırı yangınlarda küresel olarak yüzde 14’e, 2050’ye kadar ise yüzde 30’a varan bir artış olacak.

*2050’ye kadar 1 milyardan fazla insanın sel tehlikesi altında olacak.

*Bazı iklimsel olaylarda geç kalındı, artık geri döndürülemez.

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | DÜNYAYI BEKLEYEN TEHLİKE 10 YILDA 15 KAT ARTTI için yorumlar kapalı
Mar 30

ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND (4)

ZİYA PAŞA’DAN  TERCÎ-İ BEND (4)

 

Feyz ise maksad mümâşât-ı zamâne mâ’ll ol

Fırka-i yağma-gerân-ı asra sen de dâhil ol

 

Hissene mahsûlden her ne çıkarsa kâ’il ol

Her ne derlerse sana kayd eyleme deryâ-dil ol

 

Hâin ol ister sefîh ister rezil rezîl ü câhil ol

Tek sadâkat fikrini etme merama vâsıl ol

 

Rahat istersen bu pendimle hülâsa âmil ol

Olma mecnûn-ı mu’ânid ben gibi sen âkil ol

 

Derde uğrar kim sadâkat etse elbet Devlet’e

İstikâmet mahz-ı cinnetdir bu mülk ü millete

 

Eğer amaç bolluk, rahat, huzur içinde yaşamak ise. Devrin gidişine ayak uydur, zamanın suyuna göre git. ona uy; sen de yağmacıların, çapulcuların, vurguncuların grubuna gir!.

 

Bu vurgunlardan payına ne düşerse razı ol; sana ne derlerse desinler aldırma, gönlünü geniş tut!

 

Hâin ol, istersen zevk ve eğlenceye düşkün, rezil, bilgisiz birisi ol; tek doğruluk, dürüstlük, Devlet’e ve Millete bağlılık düşüncesini hatırına getirme, sadece amacına erişmeye bak!.

 

Eğer rahat etmek istersen, bu öğüdümle hareket et; benim gibi inatçı bir deli olma, akıllı ol!.

 

Çünkü: Her kim Devlet’e doğrulukla bağlılık gösterirse, hizmet ederse O’nun başı derde girer; bu Devlet’e ve Millete karşı doğru hareket etmek, hâlis cinnettir, yani düpedüz deliliktir!.

 

 

 

Devam edecek

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND (4) için yorumlar kapalı
Mar 29

ÜLKEMİZDE GELİR VE SERVET EŞİTSİZLİĞİ

ÜLKEMİZDE GELİR VE SERVET EŞİTSİZLİĞİ

Paris merkezli World Inequality Lab, her yıl Dünya Eşitsizlik Raporu‘nu açıklıyor. 2022 raporunu da açıklandı. Rapordaki eşitsizlik, gelir ve servet dağılımında eşitsizliği ifade ediyor.

Rapora göre; dünyada en zengin yüzde 1 kesim, dünya servetinin yüzde 38’ine sahip iken, geliri düşük olan yüzde 50’lik kesim tüm servetin yüzde 2’sine sahiptir.

Rapora göre Türkiye’de gelir ve servet eşitsizliği, son 15 yılda arttı.

*             Türkiye’de en yoksul yüzde 50’lik kesim millî servetin yüzde 4’ünü,

*             Ortada yer alan yüzde 40, yüzde 29’unu,

*             En zengin yüzde 10 ise yüzde 67’sini elinde tutuyor.

Gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlik için başka veriye gerek yok. Çünkü yaşayarak görüyoruz.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | ÜLKEMİZDE GELİR VE SERVET EŞİTSİZLİĞİ için yorumlar kapalı
Mar 28

DR. ANUŞİRVAN MİYANCI’DAN

DR. ANUŞİRVAN MİYANCI (ANOOŞHİRVAN MİANDJİ)’DAN

İranlı (Güney Azerbaycanlı) bir Türk olan ve halen Ülkemizde yaşayan kimyacı ve felsefeci Dr. Anuşirvan Miyancı (Anooshirvan Miandji)’dan insana ve hayata dair ibretlik tespitleri!

1-?Beyin bir donanımdır, her insanda vardır! Akıl bir yazılımdır, her insanda yoktur.

2-?Evrendeki en mükemmel laboratuvar insan beynidir! İstediğini düşünerek sentezler.

3-?Bilim insanı olmanın birinci şartı, bilmediğini yüreklice söyleyebilmektir.

4?Bir toplumun okuyup geçenlere değil, okuyup düşünenlere ihtiyacı var!

5?Aptallaşmanın en kolay yolu merak etmeyi bırakmaktır.

6-?Karın tokluğuna yaşanan bir yerde ilkeli düşünce üretmek mümkün değildir.

7-?Çocuklar yetişkinlere göre daha iyi akıl yürütürler! Çünkü önyargıları yoktur.

8-?İki yüz kelimeyle düşünen biri, iki bin kelimeyle düşünen birini asla anlayamaz.

9-?Büyük bir güç mü istiyorsunuz? İşte o gücü size gösteriyorum! Hayal gücü.

10-?İçinizdeki çocuk yaşıyorsa, yaşlanmıyorsunuz demektir.

11-?Düşüncen fakir ise diğer zenginliklerin seni kurtarmaz.

12-?Size bütün kapıları açan bir anahtar vereceğim! Bu anahtarın üzerinde iki şey yazılıdır! Biri sabır, ötekisi nezaket.

13-?Sessiz çığlıklar sesli haykırışlardan daha etkilidir.

14-?Dilinizi sökün, tamir edin ve yeniden yerine takın! Çünkü bütün sorunların temelinde o var!

15-?İnsan, duymak istediklerinden vazgeçmedikçe uyanamaz.

16-?Doğru sözler karşısında yapılacak en iyi hareket, bir kenara çekilip sessizce dinlemektir.

17-?Uzmanı olmadığınız konularda kendinize yakışanı yapın ve bir kenara çekilip sessizce oturun!

18-?Bir insanı ancak kendisi engelleyip, kendisi durdurabilir.

19-?Önündeki seçeneklerden en zorunu seçen başarılı olur.

20-?Vazgeçmezsen, doğru seni önünde, sonunda bulur.

21-?İnsan, sorun yaşadığı oranda değil, sorun çözdüğü oranda gelişir ve olgunlaşır.

22-?Kendi üzerinizde çalışmaktan vazgeçmeyin! Aksi halde gelişip olgunlaşamazsınız.

23-?Kitaptan ve kütüphaneden uzaklaşıldıkça cehalet artar! Cehalet arttıkça da sefalet ve felaket artar. Sefaletin ve felaketin getirdiği ise acı ve göz yaşıdır.

24-?Ahlaksızları ahlaklı gibi göstermek bir toplumun ahlakını bozar.

25-?Bir toplumun çoğunluğu, olduğundan daha ahlaklı görünmek çaba ve gayreti içindeyse, bilin ki o toplumda ahlak sorunu vardır.

26-?Herkesten ve her şeyden umudunuzu kestiğiniz anda belki de kurtarıcı sizsinizdir! Küsmekten ve kabullenip bir köşeye çekilmekten daha başka bir yol var! Mücadele etmek.

27-?Ekonomik gelişmeyi kişisel ve zihinsel gelişmenin önünde tutan toplumlar, kesinlikle uygarlaşamazlar.

28-?Gönlü güzel olanın niyeti de, söylemi de, eylemi de güzeldir.

29-?Karnı doymayan değil, gözü doymayan insan fakirdir.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | DR. ANUŞİRVAN MİYANCI’DAN için yorumlar kapalı
Mar 27

GERİ DÖNÜŞÜMÜ

GERİ DÖNÜŞÜMÜ

 

Son yıllarda hemen hemen her an, her vakit, her siyasi ve sosyal kurum ve kuruluşlarda ya da STK’lar ile medya ve sosyal medyada övgülerle bahsedilen proje, GERİ DÖNÜŞÜMÜ ’dür.

Evet, çok duyuyoruz, bu konuda fazlasıyla meşgul ediliyoruz. Hatta oldukça ilgi gösteriyoruz ancak propaganda dan öteye gitmediğine de açıkça şahit oluyoruz. Bir zamanlar belediyemiz tarafından yapılan girişimler sonucunda dağıtılan GERİ DÖNÜŞÜM poşetlerinin çöp poşeti olduklarını gördük.

Oysa ülkemizde üretim yetersizliğinden pek çok tüketim mallarını ithal ettiğimizi biliyoruz. Son zamanlarda kurun aşırı yükselmesinden dolayı ithal girdilerin de yükseldiği görülmektedir.

Pek çok atık maddeler GERİ DÖNÜŞÜMÜ sayesinde ekonomimize kazandırabiliriz. Bu konuda ülkemizde görülen geçim sıkıntısı yüzünden birçok vatandaşımız istemeye, istemeye kendi imkânlarıyla kâğıt, pet şişe ve cam şişe toplamaktadırlar. Atık deyice akla sadece bunlar mı geliyor. Katı atık olarak tahta ya da ağaç atıkları, kâğıtlar, kartonlar, pet ve cam şişeler, kumaş atıkları, piller, elektronik alet parçaları, eski TV’ler, Eski masa üstü bilgisayarlar ve yazıcıları gibi atıklar. Bunun yanında meyve ve sebze atıklarının da vatandaş bilgilendirilmeli, çürümemesi için önlemler alınmalı, en azından yem ya da gübre yapımı için ilçe tarım müdürlükleri, belediyeler ve devlet kurumları, vb. kurumlar tarafından, toplamak isteyen vatandaşlara yetki verilmeli toplatılarak ekonomiye kazandırılmalıdır.

Medya da, sosyal medyada, siyasi açıklamalarda GERİ DÖNÜŞÜMÜ reklamı yapmak yerine herkesi ciddiyete davet ediyor ve ciddiyetle acilen gerekeni yapmasını diliyorum.

GERİ DÖNÜŞÜM malzemeleri için mahallelerin ve hatta köylerin belirlenecek ortak yerlerine, sitelere, birçok apartmanın ortak uygun bulunacak yerlere set plastikten yapılmış birbirinden bağımsız kutular konulmalıdır. Her ilçemize, illerimize acil GERİ DÖNÜŞÜMÜ işleme alanları yapılmalı, yaptırılmalıdır.

Atıkları değerlendirmek her vatandaşın ilgi duyduğu ve destek vereceği bir çalışma olacağına inanıyorum Yeter ki bilgililer, ilgililer, yetkililer ciddi, samimi, dürüst ve disiplinli bir şekilde gayret göstersinler.

 

DOĞADA HİÇ BİR ŞEY YOK OLMAZ ANCAK DÖNÜŞÜR…

 

Kenan Şahbaz

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | GERİ DÖNÜŞÜMÜ için yorumlar kapalı
Mar 26

“DENKTAŞ’IN BİR ANISI”

“DENKTAŞ’IN BİR ANISI”

“Rauf Bey, 24 Temmuz 1974 müdahalesinden çok önce zor günlerden birinde, uyku ile uyanıklık arası bir halde iken birden karşısında Atatürk’ü görür. Atatürk, kendisine, ‘Konjonktüre dikkat et Denktaş, konjonktüre’ der ve kaybolur. Kendisi bu rüyayı bir şeylere yoramaz ama unutmaz da… Aradan belli bir zaman geçer. Zaman 1974 yılının Temmuz ayıdır. Ada’nın güneyinde Nikos Sampson darbesinin yol açtığı karmaşa bütün şiddetiyle devam etmektedir. Denktaş’a göre Türkiye’nin Ada’ya müdahale etmesi için şartlar uygundur, hazırdır; yani gün o gündür. Zamanın zor şartlarında, bir ara Başbakan Bülent Ecevit’e telefonla ulaşmayı başarır ve düşündüklerini biraz da telaşla ona aktarmaya çalışır. Bir ara Ecevit, ‘Anlıyorum Sayın Denktaş, anlıyorum ama konjonktürü hazırlamak zorundayız.’ gibi bir şeyler söyler ve telefon bağlantısı kesilir. Rahmetli Rauf Denktaş, bu anısını anlattığında hafiften heyecanlanmış, ve ‘Geçmişte yaşadıklarımıza baktığımda, Türkiye’nin müdahale edeceğinden pek emin olamıyordum ama zihnimin bir köşesinde çakılı o sihirli kelimeyi, konjonktür sözünü duyduğum an Türk askerinin yakında Ada’ya ayak basacağına kani oldum’ demişti.”

Alıntı:  Ertuğrul Kumcuoğlu“Bir Büyükelçinin Gözünden Kıbrıs ve Diplomasi”

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | “DENKTAŞ’IN BİR ANISI” için yorumlar kapalı
Mar 25

“BÜYÜK TÜRKİYE RÜYASI”

“BÜYÜK TÜRKİYE RÜYASI”

Mehmet Kaplan’ın rüyasını gördüğü büyük Türkiye bu makalede şöyle tasvir ediliyor:

“Üç yeni ve yaratıcı kuvvet, demokrasi, okul ve teknik, Türkiye’nin çehresini her gün değiştirmektedir. Bunların yüzyıllarca işlediği Türkiye, eski Türkiye’den hiç şüphesiz çok farklı olacaktır. Bütün hareket, düşünce hatta hülya ve rüyalarımızı bu ‘yeni Türkiye ideali’ne göre ayarlamak bizim için bir vazife ve gaye olmalıdır.

Sağlam bir şekilde demokrasiyi benimsemiş, parlamentosu en olgun siyasî şahsiyetlerle dolu, köy çocuklarına varıncaya kadar, bütün vatandaşları okumuş, dağları taşları çağdaş ilmin mucizeli tesiri ile yemyeşil, yeraltı ve yerüstü servetleri altın nehirler gibi akan, sıhhatli, aydın, mesut, müreffeh bir Türkiye… İşte bugün bizim için görülebilecek en tatlı rüya.”

“Dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir devirde büyük bir fikir adamının, filozofun veya âlimin bir devleti, bir partiyi ve bir orduyu idare ettiği görülmemiştir. Dünyanın her yerinde ve her devirde fikir adamları, aksiyon adamlarının yanında bulunsalar bile, doğrudan doğruya harekete karışmamışlar, kendilerine akıl danışılınca düşündüklerini söylemekle yetinmişlerdir.”

Bu ifadeler bana Hz. Peygamberimizin bir hadisini hatırlattı: “Benim ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.”

Gece karanlıkta yol alan kervan için yıldızlar nasıl yol gösterici oluyorsa iktidar için fikir adamlarının fonksiyonu da yıldızlar misali sadece rehberlik etmek, yol göstermek olmalıdır. Aydın/fikir adamı bu fonksiyonunu bir kenara atarak kervana/iktidara katılırsa menfaati için dalkavukluk yarışına girecektir ki İmam-ı Azam bu yüzden “Sultanın sofrasına oturan âlimin fetvasına itibar olunmaz” demiştir.

Okumak lazım

Bu vesile ile 23 Ocak 1986’da Rahmeti Rahman’a kavuşan M. Kaplan Hocamızı rahmetle anıyoruz. Ruhu şâd olsun…

 

Alıntı: Ahmet Sevgi

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | “BÜYÜK TÜRKİYE RÜYASI” için yorumlar kapalı
Mar 24

ANNESİ BABASI ISRAR EDİYOR…

ANNESİ BABASI ISRAR EDİYOR…

 

Yaşlı bir Kafkasyalı mağazaya girer, tezgâhtara 2 adet takım elbise almak istediğini söyler. Tezgâhtar;

-Dede, sen zaten 80 yaşındasın. 2 tane takım elbiseyi ne yapacaksın? Bir tane al, sana ömrünün sonuna kadar yeter.

-Birini kendime, birisini babama almak istiyorum da.

Tezgâhtar, şaşkınlıkla;

-Siz 80 yaşında olduğunuza göre, babanız 105 yaşında olmalı?

-Evet, dedemin düğününe gideceğiz de.

-Aaaa, babanız 105 yaşında ise dedeniz o zaman 130 yaşındadır.

-Evet.

-Dedeniz, evlenmek mi istiyor o zaman?

-Yooo, kendisi pek istemiyor ama annesi ve babası ısrar ediyor.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | ANNESİ BABASI ISRAR EDİYOR… için yorumlar kapalı