Tem 17

TARİHTE BUGÜN

17 Temmuz:

1763 – Rus-Çerkes Savaşı başladı.

1867 – Marx‘ın Das Kapital adlı eserinin ilk cildi yayımlandı.

1918 – Bolşevikler, Rus Çarı II. Nikolay‘ı, eşini, çocuklarını ve dört sadık yakınını Yekaterinburg‘da idam ettiler.

1936 – Cumhuriyetçi Halk Cephesi koalisyonuna karşı askerlerin ayaklanması ile İspanya İç Savaşı başladı.

1975 – Amerikan uzay aracı Apollo ve Rus uzay aracı Soyuz uzayda birleşti.

Mimar Sinan (ö. 1588)

Adam Smith (ö. 1790)

Angela Merkel (d. 1954)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 17

TARİHİ DÖNEMEÇ; TÜRKİYE VE TÜRK MİLLETİ, TARİHİ DÖNÜM NOKTASINDA…

TARİHİ DÖNEMEÇ; TÜRKİYE VE TÜRK MİLLETİ, TARİHİ DÖNÜM NOKTASINDA…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ “ÜNİTER BİR TÜRK DEVLETİ” OLMAKTAN ÇIKARACAK HİÇBİR SÖYLEM, HİÇBİR EYLEM “TÜRK DEVLETİNİN AKLI” OLAMAZ.

OLSA OLSA BAŞKA BİR DEVLETİN AKLI OLUR!

Böyle devlet aklı olmaz!

Öcalan PKK’nın lideri değil mi? Sizin deyişinizle “PKK’nın kurucu önderi” değil mi? Siz kime statü istiyorsunuz? Statü istemek, görüşmelerde onu muhatap kabul etmek değil midir?

****

Hiç kimsenin aklı, devlet aklı değildir. Hiçbir partinin, hiçbir grubun, hiçbir kurumun aklı da devlet aklı değildir. İktidarda olanların, onların ortaklarının aklı da devlet aklı değildir.

5 Mayıs 2026 tarihli grup toplantısında Bahçeli şöyle diyor:

“Farklı partiler olacaktır, eleştiri yapılacaktır. Demokrasinin tabiatı budur. Ancak eleştiri başka, ülkenin moralini yıpratmak başkadır. Rekabet başka, Türkiye’nin istikametini karartmak başkadır. Muhalefet etmek başka, millî meselelerde ortak aklı zehirlemek başkadır.”

Bu sözlerde “demokrasinin tabiatı” denilerek eleştiriye izin veriliyormuş gibi bir hava var. Ardından gelen cümlelerde ise kapılar kapatılıyor. Kendilerinin “millî meselelerde ortak akıl” olarak niteledikleri görüşleri eleştirirseniz bu eleştiri olmuyor; “ülkenin moralini yıpratmak” oluyor, “Türkiye’nin istikametini karartmak” oluyor, “ortak aklı zehirlemek” oluyor.

“Millî meselelerde ortak akıl” kimin, kimlerin aklıdır? “Kurucu önder” nitelemesinden sonra bir de “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” statüsü çıkardınız. On binlerce insanın katledilmesinden müebbet hapse mahkûm edilmiş bulunan bir suçluya statü vermek midir ortak akıl? Bu tutumu, bu söylemleri eleştirmeyecek miyiz? “Terörsüz Türkiye” dediğiniz süreci eleştirmeyecek miyiz? Bu politikanın yanlış olduğunu söylemeyecek miyiz, yazmayacak mıyız? Söyleyip yazarsak Türkiye’nin istikametini karartmış mı olacağız? Millî meselelerde ortak aklı zehirlemiş mi olacağız?

On binlerce cana mal olmuş, amacı bölücülük olan bir terör örgütünün liderine statü istiyorsunuz sonra da “Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir, Terörsüz Türkiye taviz değildir, Terörsüz Türkiye terör örgütüyle pazarlık değildir.” diyorsunuz.

Bir teklifim var. Şunları da üstüne basa basa, açıkça söyleyiniz: “Terörsüz Türkiye, Türk devletine ortak kabul etmek değildir, terörsüz Türkiye üniter yapıyı değiştirmek değildir.” Evet, bunları da söyleyiniz.

Öcalan PKK’nın lideri değil mi? Sizin deyişinizle “PKK’nın kurucu önderi” değil mi? Siz kime statü istiyorsunuz? Statü istemek, görüşmelerde onu muhatap kabul etmek değil midir? Nitekim “Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır.” diyorsunuz. Bu muhatapla, bu koordinatör ile pazarlık etmeyeceksiniz de evcilik mi oynayacaksınız? Örgütün de onun siyasi uzantısının da neler istediklerini herkes duyuyor da siz duymuyor musunuz?

Biz, bazı siyasilerin ağzında dolaşan “Türk, Kürt, Arap” söylemini kabul etmiyoruz. Türkiye Türk devleti olarak kurulmuştur, öyle de devam edecektir. Türk’ün ne olduğu da anayasanın 66. maddesinde belirtilmiştir.

Türkiye, millî, üniter bir Türk Devleti olarak kurulmuştur. Cumhuriyetin bütün anayasalarında da bu durum açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla…

Devletimize ortak kabul etmeyiz, üniter yapısının değişmesine izin vermeyiz. Yoksa Türkiye teröre yenildi de mi örgütle müzakere ediliyor?

Sürece destek veren, süreci Öcalan’la yürüten bütün siyasi partiler ve özellikle ana muhalefet partisi, siz de kendinize geliniz! Türkiye Cumhuriyeti bir Türk devletidir ve bundan vazgeçecek değildir.

Eğer birilerinin kulaklarına bütün bunların “devlet aklı” olduğunu fısıldayanlar varsa onlar da kendilerine gelmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni “üniter bir Türk devleti” olmaktan çıkaracak hiçbir söylem, hiçbir eylem “Türk devletinin aklı” olamaz, olsa olsa başka bir devletin aklı olur

Alıntı: Ahmet Bican Ercilasun

Posted in Gündem | TARİHİ DÖNEMEÇ; TÜRKİYE VE TÜRK MİLLETİ, TARİHİ DÖNÜM NOKTASINDA… için yorumlar kapalı
Tem 16

TARİHTE BUGÜN

16 Temmuz:

1942 – Fransa‘daki en büyük Yahudi tutuklanması: 12.884 Yahudi Auschwitz‘e gönderilmek üzere tutuklandı.

1945 – Manhattan Projesi gereğince Amerika Birleşik Devletleri yakınlarında ilk atom bombası denemesi yapıldı.

1969 – Apollo 11 Cape Kennedy uzay üssünden fırlatıldı.

1979 – Saddam Hüseyin, Irak devlet başkanı oldu.

1994 – Shoemaker–Levy 9 kuyruklu yıldızının parçaları Jüpiter gezegenine çarptı.

Orhan Şaik Gökyay (d. 1902)

Yasuo Fukuda (d. 1936)

Heinrich Böll (ö. 1985)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 16

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

Sözcüklerin arasına veya cümlenin sonuna konulan ‘Noktalama İşaretleri’ okuma sanatçısında duygu değişimine neden olur.

Onu üzer…

Sevindirir…

Hatta ağlatır bile.

İşte o okuma sanatçısı;

Okuduğunun keyfini…

Üzüntüsünü…

Sevincini yaşıyor olması, ayrıca da okuduğu metni anlaması ve anlamlandırması, büyük bir ayrıcalıktır ki işte o noktalama işaretlerinin varlığına borçludur.

Elbette bunun için önce okumayı sevmek gerek.

Bir de noktalama işaretleriyle hasbıhal olabilmek çok önemli.

Mesela; ‘Virgül’de kısa soluklanılırken, ‘noktalı virgülde’ biraz daha rahat nefes almayı ihmal etmemeyi…

Mesela; ‘Nokta’da biraz daha uzun soluklanmayı…

Bir sonraki cümlenin rahat okunması için nefesin yeterince tutulup bırakılarak ayarlanabilmesi gerçekten çok önemli!

Mesela; ‘Ünlem’de heyecanı…

Coşkuyu…

Üzüntüyü…

Sevinci…

Şaşkınlığı… durarak, soluklanarak, derin nefesler alarak, yüreğimize götürürken; kimi zaman gözyaşlarının akmasına…

Kimi zaman tebessüm edilmesine…

Ya da kahkahanın atılmasına izin verilerek…

Bir sanatçı duygusallığı ile okumanın tadına varılabilme güzelliğini hissedebilmek gerek.

Hele de ‘iki kesik çizgi’ arasındaki ifadenin, cümleye nasıl da derin anlam kattığını, dinleyiciyi nasıl da etkilediğini göreceksiniz.

Diğer taraftan ^şapka, benzer sözcükleri birbirinden ayırarak nasıl farklı bir anlam kazandırdığını fark edeceksiniz.

Mesela, ‘Hala’ ile ‘Hâlâ’ gibi…

Mesela, ‘Hal’ ile ‘Hâl’ gibi

Hatta, ‘Kar’ ile ‘Kâr’ gibi gibi.

Ve -yine söylüyorum- bütün bunları yapabilmek için evvelemirde okumayı sevmek ve önemsemek lazım.

Çünkü sanat, sevmekle başlıyor.

Kendinden bir şey katmakla.

Yoğun ve yorucu bir şekilde emek vermekle.

Ve sabırla elbette.

Yoksa başka türlü ne sanat olabilir ne okuma sanatçısı olur.

Biliyor musunuz, noktalama işaretlerinin hakkını vererek okumak, insana ayrıcalık da kazandırıyormuş.

Hatta içinde bulunduğu grup arasında insanı farklılaştırıyormuş bile!..

Ses tonuyla…

Vurgusuyla…

Hatta katılabilirse eğer, tuzu biberiyle, yani beden diliyle…

Alıp da başını bir yerlere götürüyormuş insanı!..

Sözcükler, yüreğin seslendirdiği tınıyla buluşunca, insanın kimyasını bile değiştirebiliyormuş.

İnanın bana doğru söylüyorum.

“Okumak… Bir sanatçı gibi kılı kırk yararak… Bir sevdalı gibi sözcükleri yürekle buluşturarak okumak!”

O nedenle ya, “Okumak bir sanattır” diyorum ben.

O nedenle, ‘İyi bir okuyucuya da sanatçı denir.’ diyorum.

Sizi bilmem, ama ben böyle düşünüyorum.

Alıntı: Yunus Arıkan

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Tem 15

TARİHTE BUGÜN

15 Temmuz: Türkiye‘de Demokrasi ve Millî Birlik Günü

1099 – Birinci Haçlı Seferi‘nde Hristiyanlar, sekiz günlük kuşatma sonunda Kudüs‘teki Kutsal Kabir Kilisesi‘ni ele geçirdi.

1799 – Fransız askerler, Mısır‘ın liman şehri Reşid yakınlarında Rosetta Taşı‘nı ortaya çıkardı.

1983 – Ermeni aşırıcı örgütü ASALA, Paris-Orly Havalimanı‘ndaki Türk Hava Yolları kontuarını bombaladı.

1997 – Amerikalı seri katil Andrew Cunanan, İtalyan moda tasarımcısı Gianni Versace‘yi öldürdü.

2016 – Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Yurtta Sulh Konseyi adıyla örgütlenen bir grup asker, Türkiye hükûmeti ve cumhurbaşkanına karşı darbe girişiminde bulundu.

Rembrandt (d. 1606)

Anton Çehov (ö. 1904)

Emil Fischer (ö. 1919)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 15

TEZ DANIŞMANINIZ KİM?

TEZ DANIŞMANINIZ KİM?
Bay Tilki bir gün ormanda dolaşırken Bay Tavşan’a rastladı. Bay Tavşan bir şeyler yazmakla meşguldü.
– Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuuunuz?
– Doktora tezimin 1. bölümünü yazıyorum…
– 1. bölümde teziniz ne?
– Tavşanlar tilkileri nasıl parçalar? – YYapmayın! Bu hiç de doğru değil. Bu biir bilim adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz kökten yanlış.
– Yaa..! Öyle mi? dedi Bay Tavşan, ‘Pekiii, gel de deneysel kanıtı gör öyleyse.’
Bay Tavşan önde Bay Tilki arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
Bir zaman geçti. Bay Kurt’un yolu Bay Tavşan’ın bulunduğu yere düştü. Bay Kurt sordu:
– Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuuunuz?
– Doktora tezimin 2. bölümünü yazıyorum…
– 2. bölümde teziniz ne?
– Tavşanlar kurtları nasıl parçalar? – Yaapmayın! Bu doğru değil. Bu bir bilimm adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz kökten yanlış.
– Yaa..! dedi Bay Tavşan,’Gel de sana deeeneysel kanıt göstereyim.’
Bay Tavşan öönde Bay Kurt arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
Biz de neler olduğunu merak ettik, tabii. Çalılığın arkasına dolanıp baktık ki Majesteleri Aslan, Ormanın Kralı, haşmetle oturuyor ve etrafında parçalanmış kurt ve tilki.
Kıssadan Hisse:
Tezinizin ne olduğu hiç önemli değildir; önemli olan tez danışmanınızın kim olduğudur.

Posted in Fıkralar | TEZ DANIŞMANINIZ KİM? için yorumlar kapalı
Tem 14

TARİHTE BUGÜN

14 Temmuz: Bastille Günü

1683 – Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı orduları, II. Viyana Kuşatması‘nı başlattılar.

1700 – Osmanlı Devleti, Rusya Çarlığı ile İstanbul Antlaşması‘nı imzaladı.

1789 – Fransız İhtilali: Fransızlar krallığa karşı ayaklandılar. Halk, Paris Bastille Hapishanesi‘ndeki siyasi tutukluları serbest bıraktırdı.

1884 – Kamerun, Almanya‘nın sömürgesi oldu.

2015 – New Horizons (Yeni Ufuklar) adlı uzay aracı Plüton‘a vardı.

Augustine Jean Fresnel (ö. 1827)

Isaac Bashevis Singer (d. 1904)

Halil Mutlu (d. 1973)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 14

ŞAŞIP KALIYORUM …

ŞAŞIP KALIYORUM …

🤢Arap İngiliz’le birleşmiş Türk’ü arkadan vurmuş;

🤢Ermeni Rus’la birleşmiş, Doğu Anadolu’yu kana bulamış;

🤢Rum Yunan’la, Yunan İngiliz’le birleşmiş, Batı Anadolu’yu ele geçirmiş.

🤢Ülkenin mahvolmadık, yıkılmadık, yanmadık, kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış,

🤢Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok!..

🤢Anadolu’nun altı yedi milyon nüfuslu en yoksul bölümüyle, yüzde doksan beşi okuma yazma bilmez,

🤢yorgun, yoksul, bitkin, ezik bir halk..

Nasıl kurtulmuşuz?..

Şaşıp kalıyorum…🤔

☘Yunan’ı nasıl denize döküp hizaya getirmişiz,

☘İngiliz’i İstanbul’da nasıl çıkarmışız,

☘ dünyanın süper güçleriyle masaya nasıl eşit oturmuşuz?

⭐Yıl 1923

Anadolu’da 10-11 milyon savaş artığı yaşıyor;  aç biilaç,  parasız;

⭐Yüzde 95’i elifi görse mertek sanacak kadar alfabesiz… .

⭐ Ne yapacaksın?..

Demokrasi yap!.. Nasıl yapacaksın?..

🤔2000’li yıllarda Nurcu tarikatının ardına

Bu kadar adam takılmışken,

🤢1923’ün yanmış yıkılmış Anadolu’sunda nasıl demokrasi yapacaksın?..

🤔Kalan ne? Yıl 1923

Komşunun komşuyu boğazladığı iç savaşlardan, Anadolu’yu mezbahaya döndüren dış savaşlardan yeni çıkmışsın.

🤔Fabrikan yok,

İşçin yok,

İş adamın yok, 

Mühendisin yok,

Doktorun yok,

Uzmanın yok,

Tüccarın yok,

Suyun yok,

Barajın yok,

Elektriğin yok,

🤢Kadınların çarşafta çuvala giriyor, Erkeğin dört karı alıyor,

🤔Yurttaşlık yasası yok,

🤔Üniversiten yok,

Banka yok,

Burjuva yok,

Proletarya yok,

İhracatçı yok,

İthalatçı yok,

Sermayen yok.

🤔Kalkın bakalım…

Nasıl kalkınacaksın?…

🤢Sermayesiz ekonomik kalkınmanın yumurtasız omletten ne farkı var?

🤔🇹🇷Mustafa Kemal kuşağı ne yapmış?…

🤔🇹🇷Yöneticiler devletçiliğe neden ve nasıl sarılmış?..

🤔🇹🇷Türkler bankacılığı nasıl öğrenmiş?..

🤔🇹🇷Merkez Bankası 1930’a değin neden açılamamış?..

🤔🇹🇷Özel sektör nasıl oluşturulmuş?..

Yeni devlet nasıl kurulmuş?..

🤔🇹🇷Çağdaş öğretime nasıl geçilmiş?

🤔🇹1920’de 10-11 milyon nüfusun yüzde 95’i Alfabesizken savaş artığı bir toplumla, Okuma yazma seferberliği nasıl açılmış?

🤔🇹🇷Kitaplıklarda kitap yokken, Ulusal kütüphane nasıl kurulmuş?..

🤔🇹🇷Okullarda tarih kitabı bile yokken tarih nasıl yazılmış?..

🤔🇹🇷Yok olmanın kuyusundan çıkıp var olmanın doruğuna nasıl tırmanılmış?..

🤔🇹🇷Yunanlı ile dostluk nasıl kurulmuş?..

🤔🇹🇷Avrupa’da saygınlık nasıl kazanılmış?..

🤔🇹🇷Şaşıp kalıyorum…🤔

🤔🇹🇷2000’li yılları geçtiğimiz, Yetmiş milyonluk Türkiye’nin haline bakıyorum…

🤔🇹🇷Hiçbir şeyimiz yokken neler yapmışız?..

🤢🇹🇷⁉Herşeyimiz varken neler yapamıyoruz?..

🤢⁉Bir de bu ortamda, Mustafa Kemal’e saldıranlara bakıyorum…🤢⁉

🤢🤔Daha çok şaşıp kalıyorum…🤢🤔

Kaynak: İlhan Selçuk

Posted in Gündem | ŞAŞIP KALIYORUM … için yorumlar kapalı
Tem 13

TARİHTE BUGÜN

13 Temmuz:

1793 – Fransız İhtilali önderlerinden Jean-Paul Marat, muhalifi Charlotte Corday tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

1878 – Osmanlı İmparatorluğu, Çarlık Rusyası, İngiltere, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İtalya ve Fransa arasında Berlin Antlaşması imzalandı.

1930 – İlk Dünya Futbol Şampiyonası Uruguay‘ın başkenti Montevideo‘da başladı.

1985 – Afrika‘daki açlığa yardım fonu toplamak amacıyla Live Aid konseri düzenlendi.

1995 – Senirkent sel felaketi: Isparta‘nın Senirkent ilçesindeki sel felaketinde 74 kişi öldü.

İbrahim Çallı (d. 1882)

Harrison Ford (d. 1942)

Frida Kahlo (ö. 1954)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 13

BEBEK ÖLÜMLERİNİ ÖNLEMEYİ BAŞARAN DR. ERNST MORO…

BEBEK ÖLÜMLERİNİ ÖNLEMEYİ BAŞARAN DR. ERNST MORO…


Moro çorbası ile binlerce bebeğin ölmesini engelleyen, Avusturya kökenli çocuk doktoru.
Ernst Moro, 1874 yılında dönemin en büyük imparatorluklarından biri olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı olan Slovenyada dünyaya geldi. Graz’daki üniversitede öğrenimini bitirdi ve daha sonra Almanya Heidelberg Üniversitesi’nde pediatri profesörü unvanını aldı.
Pediatri dalı o dönemlerde Avrupa’da bağımsız bir tıp alanı olarak gelişme göstermekteydi.
Yine bu dönemde bebeklerde ve çocuklarda ölüm oranı çok yüksekti ve neredeyse %25’e kadar ulaşıyordu. O yıllarda bebek ölümlerinin en önemli nedenlerinden biri ise ishaldi. Evet! Bugünden bakınca basit gözükebilir ama nedeni buydu. Dr. Ernst Moro ishal nedeniyle ölen bebeklerin nasıl sağ kalacağını bulmayı başarmıştı, üstelik kolay ve zekice bir yöntemle.
Dr. Ernst Moro, bebeklere kendi yaptığı havuç çorbasını vermeye, içirmeye başladı. Hazırladığı havuç çorbası üstelik sadece 3 malzemeden oluşmaktaydı: havuç, su ve tuz. İyice yıkanmış yani mikroorganizmalardan arındırılmış yarım kilo havuç yumuşayana kadar suda haşlanır ve elekten geçirildikten sonra 1 litre su eklenir; son olarak ise bir tutam tuz eklenir ve kaynamaya bırakılır.
İşte bu basit çorba tarifinin bebeklerde ishali durdurduğu gördüğünde Moro, bebeklere bunu bir tedavii yöntemi olarak kullanmaya başladı. Tarif sayesinde ölümler %50 oranında azalma gösterdi. Almanya’da 2002 yayınlanan bir araştırmada, havuç çorbasının içinde bulunan bakterilerin bağırsağın duvarlarına yapışmasını engelleyerek ishali durdurduğunu gösterdi. Zamanla bu basit ve etkili tedavi antibiyotikler ile ikame edildi.
“Moro çorbası” (İngilizce: Moro Soup) aslında çocuklarda ishal tedavisinde kullanılan, tıbben de etkisi kanıtlanmış özel bir çorbadır.
1911’de Dr. Ernst Moro adlı bir Avusturyalı çocuk doktoru tarafından geliştirilmiştir.
Basit görünür ama bağırsak enfeksiyonlarına karşı oldukça etkili olduğu bilimsel olarak da gösterilmiştir.

▫️Mora Çorbasının Faydaları
1. İshali durdurur:
Havuç kaynatıldığında içindeki oligosakkaritler, bağırsakta zararlı bakterilerin tutunmasını engeller.
Bu sayede, özellikle E. coli gibi bakterilerin neden olduğu ishallerde etkilidir.
2. Bağırsak florasını dengeler:
İçerdiği doğal lifler ve nişasta, bağırsaktaki yararlı bakterilerin beslenmesine yardımcı olur.
3. Bağırsak mukozasını onarır:
Kaynatma sürecinde oluşan asidik yapılar (örneğin galakturonik asit tuzları), bağırsak yüzeyini korur.
4. Bebekler ve çocuklar için güvenlidir:
6 aydan büyük bebeklerde, hafif-orta ishal durumlarında güvenle kullanılabilir.
5. Doğal bir elektrolit desteğidir:
Tuz ve su dengesiyle birlikte sıvı kaybını önler
6. Bağırsak gazı ve şişkinliği azaltır.

Ek Bilgi
Dr. Moro’nun çorbası, antibiyotiklerin henüz keşfedilmediği dönemde çocuk ölümlerini ciddi oranda azaltmıştır.
Günümüzde bile bazı hastanelerde doğal rehidrasyon tedavisi olarak önerilmektedir.

Alıntı

Posted in Hikayeler | BEBEK ÖLÜMLERİNİ ÖNLEMEYİ BAŞARAN DR. ERNST MORO… için yorumlar kapalı