Şub 08

NECİP TÜRK MİLLETİ!

Beklenen gür sesin duyulsun artık

Niçin kör düğümü çözemiyorsun?

Sabrın bu kadarı bunaltır seni

Yurdunu rahatça gezemiyorsun.

* * *

Farkında olmadan aşınmaktasın

Öyle dalgınsın ki kaşınmaktasın(!)

Dikkat; yalnızlığa taşınmaktasın!

Geleceği çabuk sezemiyorsun.

* * *

Senin erkek sesin demiri biçer

Sen istersen her şey hazrola geçer

Hürriyet adındır kalmazsın naçar

Hainleri hâlâ dizemiyorsun.

* * *

Yanılıp şaşıp ta koklama eter

Aç gözünü tek, tek incele yeter

Yarınlar olmasın bugünden beter

Batı denizinde yüzemiyorsun.

* * *

Bir terbiye edebilsem donsuzu(!)

Getirmek amacım sana sonsuzu

Kendini, yurdunu satan kansızı

Bir kalemde olsun çizemiyorsun.

* * *

Bilirim çizmeyi aşmamak lazım

Mevsimi gelmeden taşmamak lazım

Sendeki bu sabra şaşmamak lazım

Lakin pislikleri süzemiyorsun.

* * *

Söküp at içinden asalakları

Sende hak, adalet, insan hakları

Seferber ederek gönlü pakları

Gençliği özünle bezemiyorsun

* * *

Senin Mohaç… Varna… Çaldıran’ın… Var

Malazgirt’te yiğit Alparslan’ın var

Çanakkale denen bir destanın var

Niçin mikropları ezemiyorsun?

* * *

Uyan artık uyan, bitsin bu yasın

Çelikten gövdende kalmasın pasın

Daha atmadı mı kafanda tasın?

Ne zamandır destan yazamıyorsun.

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | NECİP TÜRK MİLLETİ! için yorumlar kapalı
Şub 07

TARİHTE BUGÜN

7 Şubat:

1921 – Türkiye‘de, Resmî Gazete‘nin ilk sayısı yayımlandı.

1974 – Grenadaİngiltere‘den bağımsızlığını kazandı.

1992 – Avrupa Ekonomik Topluluğu üyesi ülkeler arasında, Avrupa Birliği‘ni oluşturan Maastricht Antlaşması imzalandı.

1995 – 11 Eylül saldırılarının baş mimarı olmakla suçlanan Remzi YusufPakistan‘da tutuklandı.

1999 – II. AbdullahÜrdün kralı oldu.

Thomas More (d. 1478)

Charles Dickens (d. 1812)

Li Wenliang (ö. 2020)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 07

“TÜRK BODUN, ÖRÜ TUR! ‘TÜRK MİLLETİ, AYAĞA KALK!”

Devlet Bahçeli’nin, örgütünü dağıtmak gerekçesiyle de olsa Öcalan’ı TBMM’de konuşmaya çağırdığı ve onun affedilebileceğinden söz ettiği 22 Ekim 2024 tarihi, Türk milliyetçiliği için bir utanç günü olmuştur. Türk milliyetçileri ve ülkücüler böyle bir teklifi kabul edemez. Bahçeli artık MHP seçmeni tarafından Türk milliyetçilik hareketinin dışına çıkarılmalıdır.

Öte yandan CHP Genel Başkanı da Demirtaş’a giderek ve tuhaf konuşmalar yaparak el yükseltmeye devam ediyor. Atatürk’ün kurduğu partinin Atatürkçü ve ulusalcı seçmenleri de bu tutumu kabul edemez. CHP seçmeni, partisini Atatürk yoluna çekmek için harekete geçmelidir.

AKP, CHP, MHP Türkiye’nin çözülmesi konusunda aynı yola girmiş görünüyor. İkisi İmralı’dan, birisi Edirne’den yardım bekliyor.

Bu durumda Türk milleti, daha ne bekliyorsun? “Bu ülke Türk ülkesidir ve hiç kimse ile ortaklık kabul edilemez.” demek için daha ne bekliyorsun?

Ataların diline ve ruhuna sığınıyorum: Türk bodun, örü tur! Türk milleti, ayağa kalk!

Atalar, ta Orhun vadilerinden gelip on binlerce şehit kanı dökerek bu ülkeyi vatan edindi. Kan dökerek, ter akıtarak bu toprakları vatan edindi. Erzurum’a, Diyarbakır’a, Sivas’a, Konya’ya, Aydın’a, Bursa’ya, Edirne’ye, İstanbul’a ve her karış toprağa binlerce mabet ve mimari eser inşa ederek bu ülkeyi yurt edindi. Türkülerle, bozlaklarla, nefeslerle, şarkılarla bu ülkenin ruhuna Türklüğü işledi. Şimdi kim, nereden gelip senin vatanına ortak oluyor? Türk bodun, düşün ve sorgula! Kimin malını kime veriyorlar?

Tıpkı Oğuz Kağan’ın önüne düştüğü gibi, 20. yüzyılın başında Türk milletinin önüne bir bozkurt daha düşüp yol gösterdi. “Geldikleri gibi giderler.” dedi ve ardına düşen Mehmetçik, can vererek, kan dökerek Türkiye denilen bu aziz vatanı yeniden kurdu. Kimin toprağını kime veriyorlar? Türk bodun, düşün ve ayağa kalk!

Türk milletinin önüne düşecek oluşum ve yapılaşmalar da harekete geçmelidir. Başta İYİ Parti ve Zafer Partisi olmak üzere bütün milliyetçi / ulusalcı parti ve kuruluşlar iş birliği yaparak bir çekim merkezi hâline gelmelidirler. Bu da olmazsa ey Türk, iş başa düşmüş demektir:

Demokrasi yolları açıktır. Yazıp çizebilirsin. Teşkilatlanabilirsin. Meydanlarda gösteri yapabilirsin. Her gün belli bir saatte “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diye haykırabilirsin.

Mesela her gün 12:30’da İzmir’in dağlarında çiçekler açabilir ve bu güzel marşımız bütün vatanın mavi göklerini doldurabilir:

İzmir’in dağlarında çiçekler açar

Altın güneş orda sırmalar saçar

Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar

Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Adın yazılacak mücevher taşa.

Alıntı: Ahmet B. Ercilasun

Posted in Gündem | “TÜRK BODUN, ÖRÜ TUR! ‘TÜRK MİLLETİ, AYAĞA KALK!” için yorumlar kapalı
Şub 06

TARİHTE BUGÜN

6 Şubat:

1840 – Yeni Zelanda‘nın kuruluş belgesi olarak da adlandırılan Waitangi Antlaşması imzalandı.

1862 – Amerikan İç Savaşı sırasında Fort Henry Muharebesi gerçekleşti.

1922 – Washington Denizcilik Antlaşması imzalandı.

1952 – II. Elizabeth, babası VI. George‘un ölümü üzerine İngiltere kraliçesi oldu.

2023 – Türkiye‘de Kahramanmaraş depremleri gerçekleşti.

Eva Braun (d. 1912)

Gustav Klimt (ö. 1918)

Bob Marley (d. 1945)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 06

“TÜRK SORUNU”

Bazen bir ülkenin fotoğrafını çekmek için uzun raporlara gerek kalmaz.
Tek bir cümle yeter.

Bir kürsü…
Bir mikrofon…
Ve o cümle; “Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvaya dönene kadar tavrımız net.”

Bu söz herhangi bir marjinal yapıdan gelmedi.
Devletle kavgalı bir örgütten de çıkmadı.

Kendini Türk milliyetçiliğinin merkezi olarak tanımlayan bir partinin genel başkanı söyledi.

Daha acısı?

Salonda kıyamet kopmadı!

***

Bu ülkede yıllarca “Kürt sorunu” dediler.
“Alevi sorunu” dediler.
“Demokrasi sorunu” dediler.

Ama kimse dönüp şu cümleyi kurmaya cesaret edemedi: “Asıl sorun, Türk’e sorun muamelesi yapılmasıdır.”

Bugün geldiğimiz noktada mesele terör değildir.
Mesele güvenlik değildir.
Mesele müzakere tekniği hiç değildir.

Mesele çok daha çıplaktır; bu ülkede bazı çevreler için Türk kimliği başlı başına bir problem olarak görülmektedir.

Ve daha vahimi…

Devleti yönetenler bu zihniyetle kavga etmek yerine, onu memnun etmeye çalışmaktadır(!)

Bize yıllardır aynı masal anlatılıyor: “Silahlar sussun, gerisi hallolur.”

Hayır.

Asıl tehlike silah değil.

Silahı tutan elin arkasındaki fikirdir.

O fikir ne diyor?

Türk kimliği Anayasa’dan çıksın, vatandaşlık tanımı değişsin, üniter yapı tartışılsın, devletin kuruluş felsefesi tasfiye edilsin…

Yani açık açık; “Bu devlet Türk’ün devleti olmasın” diyorlar.

Şimdi soralım; Böyle bir taleple gelen yapı, sadece “kan dökmekten vazgeçti” diye nasıl meşrulaştırılabilir?

Devleti hedef alan bir ideolojiye, sırf silah bırakıyor diye nasıl saygı duyulabilir?

Bu akılla izah edilebilir mi?

***

“Eşit yurttaşlık” diyorlar.

Kulağa hoş geliyor.

Ama dikkat edin…

Bu ülkede zaten herkes hukuk önünde eşit vatandaş.

Kimseye “eksik vatandaş” denmiyor.

O zaman neyi değiştirmek istiyorlar?

Asıl dertleri eşitlik değil.

Asıl dertleri; Türk adını silmek.

Çünkü onların sözlüğünde “eşit yurttaşlık” şu demek; Türk’ü kurucu kimlik olmaktan çıkar, Türk’ü sıradanlaştır, Türk’ü görünmez yap.

Yani çoğunluğu azınlık psikolojisine mahkûm et!

Bu bir hak talebi değil.

Bu doğrudan siyasi mühendisliktir.

Barış iki meşru taraf arasında olur.

Devletle terör örgütü arasında barış olmaz.

Orada ancak iki ihtimal vardır; ya mücadele, ya teslimiyet.

Siz; terörün sembol isimlerini “umut” diye anıyorsanız, devleti hedef alan talepleri “müzakere başlığı” yapıyorsanız, katilleri muhatap kabul ediyorsanız bu barış değildir.

Bu, adım adım geri çekilmektir. Ve her taviz, bir sonrakini doğurur.

Çünkü terör örgütleri şunu bilir; kan dökerek alamadığını, siyasetle alabilir.

***

“Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvaya dönene kadar tavrımız net.”

Bu sözler, Türk milliyetçiliği iddiasındaki bir partinin kürsüsünden söyleniyor.

İtiraz yok.

Rahatsızlık yok.

Hesap sorma yok.

Oysa milliyetçilik tam da böyle zamanlarda omurgalı duruştur.

Eğer “Türk” kelimesi pazarlık konusu oluyorsa ve milliyetçiler susuyorsa, ortada bir temsil krizi vardır.

İşte tam olarak Türk sorunu budur.

Türk’ün kendi ülkesinde, kendi devletinde, kendi kimliğini savunacak siyaset ve siyasetçi bulamaması.

***

En temel soruyu soralım:

Bir örgüt düşünün…

Devleti reddediyor.
Milleti reddediyor.
Anayasayı reddediyor.
Türk kimliğini reddediyor.

Ama diyor ki: “Tamam, artık silah kullanmayacağım.”

Peki sonra?

Aynı hedeflere siyasetle yürümeye devam etmeyecek mi?

Mermi yerine propaganda, dağ yerine Meclis, silah yerine yasa kullanmayacak mı?

Sadece yöntemin değişmesine “barış” denir mi?

Bu, akılla izah edilemez.

Devlet, kendisini inkâr edenlerle gelecek kuramaz.
Millet, kimliğini tartışmaya açarak huzur bulamaz.

Türk’ü sorun gibi gören bir anlayıştan barış çıkmaz.

Oradan ancak yeni krizler çıkar.

Terörle iç içe olanın ilkesi olmaz.
Kimliğini pazarlık konusu yapanın devleti olmaz.
Ve Türk’ü savunamayanın milliyetçiliği olmaz.

Çünkü bugün bu ülkede konuşmamız gereken gerçek şudur; terör sorunu değil, “Türk’e sorun muamelesi yapılması” sorunu vardır.

Yani açıkça; “Bir Türk sorunu vardır.”

Alıntı: Ramazan Akgün

Posted in Gündem | “TÜRK SORUNU” için yorumlar kapalı
Şub 05

TARİHTE BUGÜN

5 Şubat:

1818 – XIV. Karlİsveç ve Norveç kralı oldu.

1919 – Karakol Cemiyeti adlı istihbarat örgütü kuruldu.

1936 – Charlie Chaplin‘in son sessiz filmi Modern Zamanlar gösterime girdi.

1971 – Apollo 14Ay yüzeyine indi.

1994 – Bosna Savaşı sırasında Markale katliamları gerçekleşti.

Özay Gönlüm (d. 1940)

Gheorghe Hagi (d. 1965)

Kirk Douglas (ö. 2020)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 05

ALTIN SÖZLER

* “Demokrasi cahil toplumlarda işlemez.” Platon

* “Hakikat iki kişiye muhtaçtır; biri onu dillendiren, diğeri onu anlayan.” Şemsi Tebrizi

* Voltaire’inin hayran olduğu Çinli bilge Mencius (MÖ 44. Yüzyıl) der ki;

“Bütün insanlarda şefkat ve merhamet duyguları vardır. Nitekim bir insan, bir çocuğun kuyuya düşmek üzere olduğunu fark eder etmez, mutlaka o anda telaşlanır, içi sızlar ve hemen onu kurtarmaya koşar. Kendisini o an saran bu duygular, ne çocuğun anne babasından aferin almak içindir ne komşularının gözüne girmek içindir ne de dostlarının ve komşularının kendisini taktir etmesi içindir. Çocuğu kurtarmayacak olursa itham edileceğinden korktuğu için de değildir. O yüzden bizler hiçbir insanın merhamet veya haya yahut nezaket duygularından yoksun olmadığını görüyoruz. Merhamet duygusu insaniyetin başı, utanma hissi faziletin başı, nezaket duygusu edebin başı, iyinin ve kötünün duygusu ise bilgeliğin başıdır. Her insanda bu dört prensip mevcuttur. Tıpkı iki eli ve iki ayağı bulunması gibi. Bunları kullanmaktan aciz kalan kimse kendiliğinden yok olur gider.” Anonim

* “Güzel görünüş en güçlü tavsiyedir.” İngiliz Atasözü
* “Mükafat beklemeden iyilik yapmak, denize parfüm dökmek gibidir.” Polonya Atasözü

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Şub 04

TARİHTE BUGÜN

4 Şubat:

211 – Roma imparatoru Septimius Severus öldü, imparatorluk iki oğluna kaldı: Caracalla ve Publius Septimius Geta.

1902 – Paris‘te Birinci Jön Türk Kongresi yapıldı.

1923 – Tarafların uzlaşamamaları nedeniyle Lozan Konferansı‘na ara verildi.

1969 – Yaser ArafatFilistin Kurtuluş Örgütü‘nün liderliğine getirildi.

1981 – Gro Harlem BrundtlandNorveç‘in ilk kadın başbakanı oldu.

Johann Ludwig Bach (d. 1677)

Josef Mysliveček (ö. 1781)

Friedrich Ebert (d. 1871)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Şub 04

LÛT KAVMİNDEN EPSTEİN KAVMİNE…

Epstein belgeleri Amerikan Adalet Bakanlığı tarafından sansürlü olarak açıklansa da bugüne kadar ortaya çıkan verilerden anlaşılan o ki, küresel çapta, elitler arasında insan avına dayalı bir sapık örgütlenme var. Avlanan insanların çoğunluğu da küçük kız çocukları…

Bu sapık örgütlenmeyi gündeme getirenler, “komplo teorisi, ruh hastası” denilerek itibarsızlaştırıldığı için, bütün dünyanın “kayıp çocuklar” olarak kanıksadığı olaylar, araştırılmadı, gündem bile olmadı. TÜİK’in adli istatistiklerine göre Türkiye’de 2008 yılında 4 bin 517, 2009 yılında 5 bin 81, 2010 yılında ise 8 bin 81 çocuk kayboldu. Kayıp çocuk sayısının çift hanelere çıktığı 2011 yılında 10 bin 67, 2012 yılında 12 bin 474, 2013 yılında 16 bin 218, 2014 yılında 18 bin 696, 2015 yılında 17 bin 706 ve 2016 yılında ise 11 bin 691 çocuk kayıp olarak bildirildi. Bu çocukların kaçının bulunduğu kaçının bulunamadığı konusunda ise bilgi yok! Büyük depremlerde kaybolan çocuklar hakkında da bilgi yok’

TÜİK, nedense kayıp çocuklarla ilgili verileri 2016’dan bu yana yayınlamıyor!

***

Açıklanan yeni Epstein belgelerine göre Türkiye’den de Epstein adasına kız çocukları götürüldü. Yazışmalara göre bazı kız çocukları Antalya’da büyük bir otelde “masaj eğitiminden geçirildikten sonra Epstein adasına götürüldü. Otelde aynı dönemde stajyer bir gencin öldürüldüğü ve cep telefonunun halen kayıp olduğu iddiaları ise yeterince soruşturulmadı.

Jeffrey Epstein ile Bill Gates arasında 3 Mart 2017 tarihli e-posta trafiği de açıklandı.

“bgc3 teslimatları ve kapsamı” konu başlığıyla gönderilen e-postada, Epstein, Bill Gates’e “Pandemi Simülasyonu” sunuyor ve salgın türlerine yönelik teknik şartnameler ve takip önerilerinin hazırlanmasından bahsediyor!                                                 Yine, Ulusal istihbarat ve savunma sanayiinde “silah” olarak kullanılabilecek nöroteknolojiler üzerine bir çalışmadan bahsediliyor. (ABD’nin Venezula baskınında insanların sinir sistemini bozan bir yeni silah kullanıldığını bizzat ABD Başkanı Trump açıkladı.)

Belgelerde kişisel sağlık verilerine erişim üzerinde duruluyor ve ABD Başkanı Donald Trump’ın ismi, yeni dosyalarda en az 4 bin 500 belgede geçiyor.

Yeni Epstein dosyalarında İngiltere, Norveç, Danimarka ve İsveç kraliyet ailelerine mensup isimlerle birlikte, ABD, İngiltere, Fransa, Slovakya, Türkiye ve Arap ülkelerinden de bazı siyasetçiler ve bazı iş adamlarının adı geçiyor.

***

Belgelerden, Epstein adıyla bilinen organizasyonun dünya çapındaki elitlerden oluşan bir sapıklık örgütü olduğu anlaşılıyor.

Epstein örgütü, bu haliyle Lût kavmini hatırlatıyor. Lût kavmi, bugünkü İsrail-Ürdün sınırında Lût gölü yakınlarında yaşayan bir kavimdi. Kur’an’a göre Lût kavmi sapık ilişkiler içindeydi ve öyle ki Allah’ın erkek kılığında gönderdiği iki meleğe de tecavüze kalkışmışlar, onları misafir eden Lût’u da dinlememişlerdi. Bunun üzerine Allah, Lût’un eşi dışında bütün ailesini kurtarmış ama kavmini yok etmişti.

Vikipedi’ye göre İtalyan arkeolog Paolo Matthiae ve onun ekibi tarafından 1974-1975 yılları arasında antik kent Tell Mardikh kazıları sırasında keşfedilen ve M.Ö. 2500 ve şehrin yıkıldığı M.Ö. 2249 yılları arasına tarihlenen Ebla tabletlerinde Sodom ve Gomore’nin (Lût Kavmi) adı geçmektedir.

***

Epstein’in adı üzerinde her milletten elitlerin katılımıyla genişleyen kavmin ise daha küçük kız çocuklarına musallat olduğu anlaşılıyor.

Sapık elitlerin, kaçırılan çocukları sadece seks kölesi olarak değil, kanlarını değiştirerek ömürlerini uzatmak ve kök hücre ve organ nakli için de kullandığına dair iddialar da var, hatta çocukların eski İbranilerin Baal geleneğine göre kurban edildiği de iddialar arasında ama bu vahşet, dünyaya hâlâ komplo teorisi olarak gösteriliyor… Epstein’in banka hesabına Baal adını verdiği de belgelerden anlaşılıyor. Aslında Gazze’de on binlerce çocuk, bütün dünyanın gözü önünde katledilirken de dünya yeterince tepki göstermedi… Oysa bu katliam da toplu kurban ritüeliydi ve hâlâ devam ediyor…

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | LÛT KAVMİNDEN EPSTEİN KAVMİNE… için yorumlar kapalı
Şub 03

TARİHTE BUGÜN

3 Şubat:

1451 – Osmanlı padişahı II. Mehmed, ikinci kez tahta çıktı.

1509 – Portekiz İmparatorluğu donanması ile OsmanlıVenedik ve Ragusa destekli birleşik donanma arasında Diu Muharebesi gerçekleşti.

1930 – Vietnam Komünist Partisi kuruldu.

1960 – Birleşik Krallık Başbakanı Harold Macmillandekolonizasyon politikasını simgeleyen “Değişim Rüzgârı” konuşmasını yaptı.

1989 – Paraguay Devlet Başkanı Alfredo Stroessner, askeri bir darbe ile yönetimden uzaklaştırıldı.

Johannes Gutenberg (ö. 1468)

Felix Mendelssohn Bartholdy (d. 1809)

Sadettin Kaynak (ö. 1961)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı