May 17

ALEVİ VE SÜNNİLERE ÜÇ İMTİHAN SORUSU

ALEVİ VE SÜNNİLERE ÜÇ İMTİHAN SORUSU

Bu imtihandan maksadım, Alevi ve Sünnileri kamplara ayırmak için her türlü ihanete başvuran Akademisyen, Prof. Aydın, Yazar ve ilâhiyatçı geçinen müstevli kalıntısı kriptoların çanlarına ot tıkayıp susturmak içindir.

Ey Alevi ve Sünni kardeşlerim imtihan var.

Çıkartın kağıt ve kalemlerinizi, yazın!

Bilesiniz ki, tek soru dâhi olsun yanlış yapanı bir daha dersime sokmam, sınıfta bırakır, tasdiknamesini eline verir kovarım!

Soru- 1

Ebû Süfyan Uhud Savaşında Peygamberimiz iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa ile savaşmıştı. Şayet o devirde yaşamış olsaydınız kimin safında olurdunuz?

Cevap: Evet Hz. Muhammed Sav’ın yanında olurduk.

Soru- 2

Ebû Süfyan’ın oğlu Muaviye Sıffin’da Hz. Ali’ye karşı savaşmıştı.

Yine o devirde yaşamış olsaydınız kimin tarafında yer alırdınız?

Cevap: Hz. Ali’nin tarafında olurduk.

Soru- 3

Muaviye’nin oğlu Yezid Kerbela’da Sevgili Peygamberimizin gözünün nuru, canının parçası olan torunu Hz. Hüseyin ile savaştı. Yine o devirde de yaşamış olsaydınız kimin tarafında yer alırdınız?

Cevap; Hz. Hüseyin’in yanında yer alırdık.

İMTİHAN SONUÇLARI:

Şayet her üç soruya da evet demezseniz o zaman sizler ne Alevi ne de Sünni’siniz.

Madem bu üç soruya verdiğiniz cevaplar aynı, saflarınız aynı ise ki mutlaka aynı, o zaman nikâhsız, kansız, müstevli kalıntısı imansız kriptoların kirli emellerine âlet olmayın!

Bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşayabilmemiz için birimiz diğerini TÜRKLÜK, ATATÜRK VE CUMHURİYET ORTAK PAYDASINDA kucaklamalıyız ve dahası, Alevi kardeşlerimizi azınlık olarak tescillemeye kalkışanların yüzlerine tükürmeliyiz.

Ben peşinen tükürüyorum!

Alevinin aleyhinde konuşan Sünni’yi, Sünni’nin aleyhinde konuşan Alevi’yi dinlemeyin, aşağılayın, kovun gitsin ve ne Camiye ne de Cem evine sokun!

Ey Alevi- Sünni Gardaş!

Anadolu bizlere en az on bin yıllık ana ise, seninle biz;

Kardeşiz,

Kandaşız,

Irktaşız

Ve de karındaşız böyle biline ve böyle söylenile!

Gayrısına itibar edilmeye!

Aksi, bölücülük ve ihanettir!

Böyleleri ne Alevi’dir ne Sünni’dir!

Kanı bozuk iblis soylulardır!

İblis soylulara ise itibar edilmez!

Alıntı: Orhan Kılıçoğlu

Posted in Gündem | ALEVİ VE SÜNNİLERE ÜÇ İMTİHAN SORUSU için yorumlar kapalı
May 16

TARİHTE BUGÜN

16 Mayıs:

1204 – I. BaudouinKonstantinopolis‘in ilk Latin imparatoru olarak taç giydi.

1888 – Gramofonun mucidi Emile Berliner, geliştirdiği bu aletin tanıtımını Philadelphia‘da yaptı.

1919 – Mustafa Kemal PaşaKurtuluş Savaşı‘nı başlatmak üzere İstanbul‘dan Samsun‘a doğru yola çıktı.

1929 – Akademi Ödülleri ilk kez olarak HollywoodKaliforniya‘da verilmeye başlandı.

1990 – Fransa‘nın ilk kadın başbakanı Édith Cresson oldu.

Joseph Fourier (ö. 1830)

Celâl Bayar (d. 1883)

Henry Fonda (d. 1905)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 16

MAYMUN

MAYMUN

Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şoförü kendini tutamayıp şöyle demiş:

– “Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek…”

Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönmüş kadına;

– “Özür dilerim. Acaba az önce şoförle aranızda ne geçti?”

Kadın:

– “Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret…

Adam:

– “Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder.”

Kadın:

– “Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.”
– “Merak etmeyin, ben maymununuza göz kulak olurum…”

Posted in Fıkralar | MAYMUN için yorumlar kapalı
May 15

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

15 MayısParaguay‘da Bağımsızlık günü (1814); Filistin‘de Nekbe Günü

1919 – İtilaf Devletleri‘nin desteğini alan Yunanistan Krallığıİzmir‘i işgal etti.

1948 – İsrail Bağımsızlık Bildirgesi‘nin açıklanmasından bir gün sonra Arap-İsrail Savaşı başladı.

1957 – Birleşik Krallık kendisine ait ilk hidrojen bombasını Malden Adası‘nda test etti.

1988 – Sovyetler BirliğiAfganistan’a müdahalesinden sekiz yıl sonra 115.000 askerini ülkeden çekmeye başladı.

1990 – Vincent van Gogh‘un Dr. Gachet’nin Portresi adlı eseri açık artırmada 82,5 milyon dolara satılarak o zaman için dünyanın en pahalı tablosu oldu.

Claudio Monteverdi (d. 1567)

Maria Reiche (d. 1903)

Hasan Tahsin (ö. 19

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 15

28 YILLIK KEHANET(!) 2

28 YILLIK KEHANET(!) 2

Türkiye Neden Bu Kadar Önemli?

Çalışmanın giriş bölümü bu soruyla başlıyor.

Sorun, “Anayasasına göre etnik ayrımda bulunmadan yalnızca ‘Türkiye vatandaşlarından’ oluşan bir devlette etnik ve dilsel farklılıklara sahip büyük Kürt azınlığının rolüyle ilgili bir mesele” şeklinde tanımlanmakta. Anayasasında etnik ayrımcılık olmayan bir devletin, yapısını etnik ayrılıklar üzerine yeniden kurgulamasının doğru olacağı söyleniyor. Bu, “Etnik azınlıkların (Kürtler) asimile edildiği” iddia edilerek, “Asimilasyon sürecini yürütmekte ne kadar başarılı olunabilir?” diye soruluyor.

Aslında bu sorunun cevabı yine yazarlar tarafından verilmiş. Çalışmanın esasına girilirken ilk cümlelerde, “Kürtler elbette bin yıldan aşkın süredir farklı bir halk ve topluluk olduklarının bilincindedirler” diyerek bir gerçeği açığa çıkarıyorlar da. “Asimile” edilen halk nasıl böyle bir farkındalık içinde olabilir? Sorulacağını düşündükleri bu sorunun cevabını da bugünü anlatırken “Yeniden” kelimesini kullanarak suçu gizlice Cumhuriyet’e yükleyerek vermekteler.

Meselenin etnik olarak Türkiye ve komşularının sorunu olduğunu söyleyip ardından, “Böylece, bir ülkedeki halkın istekleri doğrudan sınırın ötesindeki azınlık gurubunun istekleri ile eylemlerini de etkilemektedir. Bu halklardan herhangi birinin etnik birleşme hususunda bulunacağı hak iddiası bir ülkenin topraklarının ayrılmasından öte, söz konusu bölgedeki uluslararası sınırların geniş ölçüde yeniden çizilmesi anlamını taşır” diyerek aba altından sopa göstermeye devam ediyorlar.

Coğrafyamızda yaşananlar, bu bilgilerden sonra tekrar bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.

Türkiye gibi devletler “(…) etnik grubun(ların) her türlü isyancı milliyetçilik ve ayrılık hareketlerini önleyebilmek adına (…) ya özgürlükçü politika geliştirmeyi öğrenecekler ya da sürekli isyan, şiddet olayları yaşayacak”lardır.

Kırk katır mı kırk satır mı? Fakat daha bitmedi…

İçerideki Ortaklar

Yazarların ön sözdeki, “Kürt sorununu tatmin edici biçimde ortadan kaldırma kabiliyeti” söylemleri, giriş bölümünde “Devlet yönetiminin yapısını ve iç etnik çatışmayı çözebilme kabiliyeti”ne dönüşmüş. “Devlet yönetiminin yapısı” ifadesi oldukça manidar. “İç etnik çatışma” tehdidiyle beraber kullanılması, yazılı olmamakla birlikte yapılmama ihtimaline karşı tehdit algılaması yaratmak için olduğunu düşündürmektedir.

Devamında; “Türkiye’nin (…), Anayasa’da homojen olarak ifade edilen toplum yapısından resmen tanınmış çok uluslu bir yapıya geçişin kolaylaştırılmasında demokratik kurumlara büyük sorumluluklar düşecektir” cümleleri var. Bu ifadelerden nelerin kastedildiğini, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bir ay içinde iki defa kabul edilerek çalışmaları hakkında bilgi veren ve talimatlarını aldıklarını söyleyen Ekopolitik Derneği Genel Koordinatörü Tarık Çelenk’in “Türkiye, iç yapısını dış politikasına uygun geliştirmek zorunda. Orta Doğu’da yaşayan 30 milyon Kürt’ün hamiliğine soyunacaksak iç yapımızı buna göre düzenlemek zorundayız”[ii] sözlerinde anlamak mümkündür.

Politik Psikoloji Derneği’nin Akil Adamlar Toplantısı[iii] organizasyonu, TESEV’in hazırlattığı raporlar ve teklifler[iv]Açık Toplum Vakfı ve daha onlarcasıyla örnekler çoğaltılabilir.

Giriş bölümünün sonuna doğru, “Osmanlı İslam yasasına göre Kürtler asla bir azınlık sayılmamışlardı (…) Türkiye’nin çağdaş milliyetçilik ile çağdaş azınlık ve insan hakları normlarını geleneksel İslami görüşlerle bağdaştırmaya yönelik çabası, etnik ya da dinî azınlıklar konusunda sorunlar yaşayan diğer Müslüman ülkelere örnek teşkil edecektir. (…) İslamcı Refah Partisi’nin eline, milliyetçi Türklerin hassasiyetlerini rahatsız etmeden, Kürtlerin farklı bir etnik grup olarak kabul edilmelerini sağlayacak ‘İslamcı bir formül’ geliştirme fırsatı geçmişti. Ne var ki; (…) başaramayacaktı” denilmektedir.

Burada, yazarların teklifi biraz daha belirginleşmekte; öncelikle farklılığın kabul ettirilip sonra din üzerinden tekrar birleşmenin sağlanması arzu ediliyor.

Bu Kadar İlginin Sebebi Ne?

Son olarak iki soru sorulmuş; birincisi “ABD insan hakları, demokratik yaşam ve en önemlisi Türkiye’nin gelecekteki varlığını sürdürebilmesi hususlarındaki kaygıları nedeniyle Türkiye’yi çözüme itme konusunda ne kadar baskı uygulamalıdır?”

İkincisi; “Batı’nın yakın bir müttefikiyle dünyada kendi devleti olmayan en büyük etnik grubu içeren bu sorun gelip Batı’nın eşiğine dayanmıştır. Bu sorun Türkiye’nin mevcut sınırları içerisinde çözülebilir mi?”

Batı ile Türk medeniyeti ve İslam medeniyetinin, kadim tarihten bu yana devam edegelen hesaplaşmasının en önemli anlarından birisi yaşanmaktadır.

Adamların meseleleri Müslüman ile değil İslam’la; İslam’ın en güçlü, en mukavim, en cengâver ve en haklı temsilcisi Türk’ün bizzat kendisi ile. Dolayısıyla Türk milleti zayıflatılmalı, bölünmeli ve hatta yok edilmelidir. Eğer Türk milleti çökertilirse İslam da çökecektir.

Hiçbir yoruma gerek kalmaksızın tehdidin büyüklüğü, baskının ne kadar ve nasıl olduğu, hangi aşamaya gelindiği yaşananlarla ortadadır. Burada Türk politikacılarına düşen görev durumu yeniden değerlendirmek, Türk aydınına düşen de şapkasını önüne alıp düşünmek ve bu plan karşısında dimdik ayakta durmaktır.*

[i]  Graham E. Fuller, Henri J. Barkey, “Türkiyenin Kürt Meselesi”, (İstanbul: Profil Yayınları, 2011)

[ii] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15520153.asp

[iii] 24 Eylül 2011, Ankara toplantısı.u

[iv] Cengiz Çandar, “Dağdan İniş” – “PKK Nasıl Silah Bırakır? Kürt Sorunu’nun Şiddetten Arındırılması”, Haziran 2011, TESEV Rapor

* 2 Ekim 2011 tarihinde Millî Düşünce Merkezi internet sitesinde yayımlanmıştır.

Kaynak: MDM Hakan Paksoy

Posted in Gündem | 28 YILLIK KEHANET(!) 2 için yorumlar kapalı
May 14

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

14 Mayıs:

1560 – Osmanlı İmparatorluğu donanması, Cerbe Deniz Muharebesi‘ni kazandı.

1610 – Fransa kralı IV. Henri suikasta uğradı ve XIII. Louis kral oldu.

1940 – Hollanda MuharebesiHollanda‘nın Nazi Almanyası‘na teslim olmasıyla sona erdi.

1955 – ArnavutlukBulgaristanÇekoslovakyaDoğu AlmanyaMacaristanPolonyaRomanya ve Sovyetler Birliği, yeni bir askeri ittifak içeren Varşova Paktı‘nı imzaladılar.

1973 – NASA‘nın Skylab uzay istasyonu uzaya fırlatıldı.

William Stanley (ö. 1916)

George Lucas (d. 1944)

Frank Sinatra (ö. 1998)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 14

BEHLÜL DÂNÂ’DEN HALİFE HÂRUN REŞİT’E ÜÇ SORU…

BEHLÜL DÂNÂ’DEN HALİFE HÂRUN REŞİT’E ÜÇ SORU…

Behlül Dana Hazretleri, bir gün Harun Reşit’e sorar:

“–Ey halife, sana üç sualim var:

Yer üstünde en fazla olan,

Yeraltında en fazla olan,

Gökyüzünde en fazla olan nedir?”

Harun Reşit, bu suali gayet basit bularak şu cevabı verir:

“–Yeryüzünde en çok olan canlılardır. Yeraltında en çok olan mevtalardır. Gökyüzünde en çok olan da kanatlılardır; kelebekler, kuşlar, vesairedir.”

Behlül Dana ise Harun Reşit’e manidar bir şekilde bakarak şu mukabelede bulunur:

“–Hayır ey halife, sen işin zahirî tarafını söyledin. Hakikatini söylemedin. Gerçek şu ki:

Yeryüzünde en çok mevcut olan şey; tamahlardır, hırslardır, kıskançlıklardır, bitmek-tükenmek bilmeyen nefsani arzulardır.

Yeraltında en çok mevcut olan şey de; «eyvah, vah vah» ile “keşke” lerdir.

Gökyüzünde en çok mevcut olan ise Arş-ı Âlâ ’ya yükselen Salih amellerdir.”

Kur’an-ı Kerîm’in pek çok ayetinde “keşke” ifadeleri vardır. Cenâb-ı Hak bu ifadelerle, insanın ahiretteki pişmanlıklarını haber vererek, bizleri şimdiden ikaz buyurmaktadır.

Dolayısıyla, emr-i Hak vaki olup ecel senedinin vadesi dolduğunda; “ah, vah, keşke” demenin bir faydası olmayacağı için, bugünleri Cenâb-ı Hakk’ın rızasını tahsil yolunda değerlendirmek ve kabirde pişmanlık sebebi olacak hususlardan titizlikle sakınmak elzemdir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2020 – Kasım, Sayı: 417

Posted in Hikayeler | BEHLÜL DÂNÂ’DEN HALİFE HÂRUN REŞİT’E ÜÇ SORU… için yorumlar kapalı
May 13

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

13 Mayıs:

1846 – ABD Kongresi, sınır devriyelerine baskın yapılmasını gerekçe göstererek Meksika‘ya savaş ilan etti.

1915 – Çanakkale‘de, Muâvenet-i Milliye muhribi, Golyath zırhlısını torpilleyerek batırdı.

1965 – Batı Almanyaİsrail‘i tanıdı.

1981 – Papa II. Jean PaulMehmet Ali Ağca tarafından Roma‘da gerçekleştirilen suikast girişiminde vurularak yaralandı.

2005 – Özbekistan‘da meydana gelen Andican olaylarında güvenlik güçlerinin sivil halka ateş açması nedeniyle yüzlerce kişi öldü.

IX. Pius (d. 1792)

Vedat Türkali (d. 1919)

Charles Édouard Guillaume (ö. 1938)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 13

SEVGİNE MUHTACIM ANNE!

SEVGİNE MUHTACIM ANNE!

* * *

Sen her zaman güneşimsin ayımsın

Meleklerden sen en güzel payımsın

Hayat pınarımsın gönül çayımsın

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Cennetin mührü ak alnında senin

Cennet ayağının altında senin

Her vakit evladın aklında senin

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Senin ile dolu dolu hislerim

Şu an bile bebek olmak isterim

Seni çağırıyor gönül seslerim

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Gönül tarlasına sevgi ektin sen

Hep evlat uğruna çile çektin sen

Eşin hiç bulunmaz bir melektin sen

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Söyle yüce dağlar karsız olur mu?

Sevgi dolu yürek arsız olur mu?

Yiğit olan yiğit yarsız olur mu?

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Becerikli anlam yüklü ellerin

Nasılda kokardı gönül güllerin

Çare olur merhem olur dillerin

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Her canlı hem suya havaya muhtaç

Dertli olanlarsa devaya muhtaç

İnsanoğlu insan anaya muhtaç

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Sensiz tatsız ekmeğim de aşımda

Okşayan bir el yok şimdi başımda

Yazsın vasiyetim mezar taşımda

Dertlerime şifa ilacım annem!

O sonsuz sevgine muhtacım annem!

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | SEVGİNE MUHTACIM ANNE! için yorumlar kapalı
May 12

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

12 Mayıs:

1925 – Japon İmparatorluğu‘nda siyasi muhalefeti topluca bastırmak için Barışı Koruma Yasası adlı antikomünist yasa onaylandı.

1926 – Birleşik Krallık genel grevi sona erdi.

1947 – İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi‘nde yetişen 10 sanatçının oluşturduğu 10’lar Grubu kuruldu.

1951 – Hiroşima ve Nagazaki‘ye atılan bombaların 100 katı büyüklüğünde yıkıcı gücü olan ilk hidrojen bombası denemesi Eniwetok Atolü‘nde yapıldı.

2008 – Çin‘de Siçuan depremi gerçekleşti: yaklaşık 70.000 kişi öldü.

Florence Nightingale (d. 1820)

Katharine Hepburn (d. 1907)

Ömer Kavur (ö. 2005)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı