Oca 21

TARİHTE BUGÜN

21 Ocak:

1774 – Osmanlı padişahı III. Mustafa öldü, I. Abdülhamid tahta çıktı.

1793 – Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louisgiyotinle idam edildi.

1919 – İrlanda Bağımsızlık Savaşı başladı.

1942 – II. Dünya Savaşı‘nda Sirenayka Muharebesi gerçekleşti.

1954 – Nükleer enerjiyle çalışan ilk denizaltı USS NautilusConnecticut‘ta denize indirildi.

Grigori Rasputin (d. 1869)

Vladimir Lenin (ö. 1924)

George Orwell (ö. 1950)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 21

AZAPAY

‘Türk beklenendir Azapay. Türk özlenendir. Kimisi Keşmir Vadisi’nden seslenir sana kimisi de Tanrı Dağları’ndan. Kalu Bela’dan yerle gök yarılana dek, ana rahminden kıyamete dek, hak yolunda son nefesini verişinden Sırat Köprüsü’nün ucuna gelene dek bu böyle olacaktır.’

Metehan’ın ordusunu bilirsiniz. Tılsımlı okuyla yedi düvele nam, düşmana korku, dosta güven salan…

Metehan’ın bir de görünmez orduları varmış. Yedisinden yetmişine, kadınından çocuğuna, yaşlısından ahrazına ruhunu Türk’ün varlığına teslim etmiş nice askerlerinden oluşan o kutsal ordu…

İşte Azapay da o askerlerden birisiymiş. Soğuk çavmasından aşınmış elmacık kemikleri, çipil çekik gözleri, nasırlaşmış elleri, tabana kuvvetten küçülen ayakları, Ötüken rüzgarıyla dağılmış saçlarından ördüğü belikleriyle asi, bir o kadar merhamet dolu bir yüreğe sahipmiş Azapay.

O vakit sizi Azapay’ın yüreğiyle baş başa bırakalım biraz…

“Ah be Umay Ana! Ötüken’in bağrına doğarken ben, elini  bana değdirmeden mi gittin Tengri’nin yanına yoksa? Nedir bu yüreğimdeki ızdırap? Neden beliklerimin arasında esen Ötüken rüzgarında ırkıma ölüm fısıltısı var? Kurt başlı tuğların uçmağa varışı yüreğimizi, obamızı henüz dağlamışken nedir bu fısıltı? Bitmeyecek mi ha, de hele bana bitmeyecek mi ölümün bu sessiz fısıltısı?”

Ve bir anda gök gürler…

Azapay göğe bakar ve gözlerini kapatır:

“Kalu Bela’da, Tengri buyruğuna beraber baş eğdiğim sevdiğim sen mi geldin?”

Gök bir daha gürler:

‘Hayır, onu beklemeyi bırak artık. Siz Kalu Bela’da vuruldunuz birbirinize, yeryüzünde ne o seni ne sen onu… bulamayacaksınız birbirinizi. Siz, bin yıl önce birlikte secde ettiğiniz bu topraklarda sadece ölürken kavuşacaksınız. Ve sen Kalu Bela’nın hasretini yaşamaya devam edersen yeryüzünde hep yalnız kalacaksın Azapay.” der…

Usul usul yağan yağmurun bir anda hızlanmasıyla her yeri ıslanan Azapay kollarını yana açar:

“Peki senin yağmurun gibi sarılacak mı bana?”

Gök bir daha gürler:

‘Sen sırılsıklam olana dek sarılacak sana…’ der.

“Peki erce mi öleceğiz uğruna gözümüzü kırpmadığımız bu topraklarda?”

Gök bir daha gürler:

‘Yeryüzünde Türk’ü kalleşçe öldürmek isteyen o kadar çok ki; fakat unuttukları bir şey var Türk, toprağın altında da üstünde de erce yaşar, hiçbir zaman ölmez.” der.

“Peki evvelce ruhu şad olanların intikamını alamadan göçersek bu topraklardan, Kalu Bela’ya geri döndüğümüzde yüzlerine nasıl bakacağız?”

Gök bir daha gürler:

‘Azapay, sen belindeki kılıcını yeter ki eline al. Varsın o kılıç yere düşsün varsın o kılıç düşmanın kanını kurutsun. Yeter ki kılıcın, belinde kalmasın…’ der.

“Peki Türk’ün kalbi hep çetin midir? Neden yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz derler?”

Gök bir daha gürler:

‘Sarışın bozkurdu Kalu Bela’dan iyi bilirsin çünkü hep onun ardındaydık, izindeydik. Onun bir sözü var; “Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastlanmamıştır.” der Türk erleri için. Evet biz Türkler savaşırken Metehan’ın tılsımlı oku gibiyiz, mazluma gelince ise mazlumun kanayan yarasına basılan tuz oluruz ki canı yanmasın deriz. İşte biz buyuz Azapay.” der.

“Son sualim şudur. Bir ses var ki “Neredesin Azapay? Sesime ses ver, özledim yüzünü göster.” diyor. Bu sesin sahibini bulamıyorum, bu sesi duydukça ızdırabım kanıma karışıyor. Kim bu kim?”

Gök bu sefer gürlemeden, bulutların arasından güneşi gösterir:

‘Türk beklenendir Azapay, Türk özlenendir. Kimisi Keşmir Vadisi’nden seslenir sana kimisi de Tanrı Dağları’ndan. Kalu Bela’dan yerle gök yarılana dek, ana rahminden kıyamete dek, hak yolunda son nefesini verişinden Sırat Köprüsü’nün ucuna gelene dek bu böyle olacaktır Azapay. Bu sebeple kulaklarından hiç eksik olmayacaktır “Neredesin Azapay?” suali, bilesin…’

Ötüken’in eteklerini sulayan yağmur, yerini kış güneşine teslim eder. Azapay’ın saçlarında biriken yağmur taneleri kış güneşini gördükçe bir bir nergis açar…

Ve ızdırabı biraz da olsa diner…

Alıntı: Ayşenaz Çimen

Posted in Yazılarım | AZAPAY için yorumlar kapalı
Oca 20

TARİHTE BUGÜN

20 Ocak:

1918 – Midilli kruvazörüGökçeada açıklarında mayınlara çarparak battı.

1936 – VIII. EdwardBirleşik Krallık hükümdarı oldu.

1947 – Fransa‘da Charles de Gaulle, politikadan çekildiğini açıkladı ve görevinden istifa etti.

1996 – Filistin‘de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı, Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.

2009 – Barack Obama, 44. ABD Başkanı olarak göreve başladı.

Federico Fellini (d. 1920)

V. George (ö. 1936)

Audrey Hepburn (ö. 1993)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 20

ALTIN SÖZLER

* “Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı, Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sizler farkında değilsiniz ama, onlar şu gerçeğin farkındadırlar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Yine sizler, Avrupa’nın tarihi düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.” Ord. Prof. Fritz Neumark

* “Eğer düşmanın seni övüyorsa sende bir puştluk vardır.” Fidel Kastro

* “Doğanın her yaprağı Tanrı’nın yazdığı bir harftir.” Goethe

* “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.” Einstein

* “Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.” Giordano Bruno 

* “Toprak gibidir kadın, sevildikçe bire bin verir. Herkes bir kadının karnından gelir de çok azı bir kadının kalbinde ölür…! Farid Fariad

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 20

20 YANVAR

1990 Yılının 20 Ocak günü Azerbaycan’ın bağımsızlığına kavuşma yolunda tarihine kaydedilmiş en önemli ve en acı günlerinden biri… 20 Yanvar Kanlı Ocak, Gara Yanvar adlarıyla tarihe geçen gece neler yaşanmıştı? O geceye gelinen süreç nasıl gelişti?

1985 yılında Sovyetler Birliği’nde Gorbaçov’un başlattığı açıklık ve yeniden yapılanma hareketi Cumhuriyetler ’deki bağımsızlık isteklerini artırıyor ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının da yolunu açıyordu. Bu ortamdan faydalanan Ermenistan Moskova’nın da desteğiyle Yukarı Karabağ’da ve Ermenistan’da Azerbaycan Türklerine yönelik etnik arındırmaya girişiyordu.

Ermeniler Azerbaycan’dan toprak talep ediyor. Azerbaycan topraklarına saldırıyor, Azerbaycan Türklerinin yaşadığı köylerde insanları katlediyor, Karabağ bölgesinde yaşayan Türkleri göçe zorluyordu.

Ermenilerin bu toprak talepleri ve etnik arındırmaya yönelik saldırıları 1988 yılında Azerbaycan’da halk hareketleri ile protesto edilmeye başlanıyordu.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin Ermeni saldırılarını durdurma yolunda adım atmaması Azerbaycan’daki bağımsızlık hareketlerini de hızlandırıyordu.

Ermenistan’dan ve Yukarı Karabağ’dan zorla göçe zorlanan çok sayıda Azerbaycan Türkü’nün Bakü ve Sumgayıt şehirlerine gelmesi durumu daha da keskinleştiriyordu.

16 Ocak 1990’da Sovyet birliklerinin şehre girmesini engellemek amacıyla Bakü girişlerine ve Rus askerlerinin bulunduğu üslerin kapılarında barikatlar kurulmaya ve Sovyetler Birliği ile Ermenistan’ı protesto mitinglerine başlanıyordu.

18 Ocak’ta Azerbaycan’ın başkent dışındaki 11 bölgesinde de mitingler ve grevler başlatılıyordu.

Azerbaycan Türkü, Ermenistan’ın toprak iddialarından vazgeçmesini, Bakü’deki Sovyet birliklerinin, Azerbaycan Türklerinin etnik arındırmaya maruz bırakıldığı Yukarı Karabağ ile Ermenistan arasındaki bölgeye yerleştirilmesini istiyordu.

Azerbaycan Türkü’nün haksızlığa, işkencelere, tecavüzlere, katliamlara, etnik arındırmaya büyük halk kitleleriyle başkaldırışı Sovyetler Birliği ve Ermenistan’ı çok rahatsız ediyordu.

1990 yılı Ocak ayının 19’unu 20’sine bağlayan gece Bakü’de kızılca kıyamet kopuyordu. Sovyetler Birliği Bakü’yü işgal hareketine girişiyordu.

Karayoluyla 3 koldan ve deniz yoluyla 35 bin kişilik ağır silahlarla donatılmış Alfa birlikleri, DTK-a adlı özel imha birlikleri ile Moskova yönetimi Azerbaycan’ın başkentini işgale yelteniyordu. İşgal operasyonunun adı UDAR’dı. T-72,T-80 ve BMP-3 tankları Bakü’de Azadlık Meydanı ve 20 Yanvar meydanını kuşatıyordu.

Yatağından fırlayan Azerbaycan Türkü, başta o günden sonra 20 Yanvar adı verilen 11’nci Kızıl ordu ve Azadlık Meydanı olmak üzere Bakü’nün bütün meydanlarında ve Azerbaycan Komünist Partisi Merkez binası önünde toplanır.

İşgal birliklerinin üzerine bedeniyle yürür, tek silahı yüreğidir… Yüreğiyle vuruşur tanklara ve zırhlı,özel yetiştirilmiş imha birliklerine karşı…

Tarihe 20 Yanvar Kanlı Ocak, Gara Yanvar olarak geçen o gece yüzlerce insan öldürülüyordu Bakü sokaklarında ve meydanlarında…

87 yaşındaki Babayeva Süreyya Latif Kızı’ndan, 15 yaşındaki Hüseyinov Neriman Veli Oğlu’na kadar açıklanan resmi rakama göre 132 can Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğruna o gece toprağa düşer. Binlercesi yaralanır. Ölenlerin sayısı daha fazladır ancak 150 ‘den fazla olarak açıklanması o günkü Sovyet Anayasa’sına göre devlet başkanının değişmesini gerektirdiğinden sayı 132 olarak açıklanır.

Vatanını canından aziz bilen, bedenini siper ederek Azerbaycan Türkü’nün bağımsızlık yolunu açan vatanperver insanlar Şehitler Hıyabanına defnedilir….

Onlar ölümden korkmadılar, ölümün üzerine yürüdüler, öleceklerini bile bile…. Onlar için vatan, millet, özgürlük her şeyden önemliydi….

Şehit anları her bayramda her 20 Ocak’ta her fırsatta ellerinde karanfiller, Şehitler Hıyabanı’nda evlatlarının mezarlarının başında duadadırlar.

Dikilir şehit mezarlarına anaların endişeli, heyecanlı, ıstıraplı bakışları…

Rahmetle anıyoruz vatanı için toprağa düşen bütün şehitleri…

1991 yılının 18 Eylül’ünde Azerbaycan bağımsızlığını ilan ederek 20 Ocak 1990’da şehit olan evlatlarının ruhunu az da olsa şad etti.

35 yıl sonra Ermeni işgali altındaki topraklarını da kurtaran Azerbaycan’ın yiğit evlatları şehitlerin ruhunu tam şad etti.

Ne moskofu, nede moskofun 20 Yanvar (ocak) 1990 da yaptığı zulmü unutmayacağız. O gece tanklarıyla, toplarıyla gelip vurdular, öldürdüler, yaktılar, yıktılar. Fakat yok edemediler. Aksine yeniden dirilişe vesile oldular. 20 Yanvar 1990 tarihi; dünyanın gözü önünde, işgalci Rus Ordu’sunun, Azerbaycan Türklerine yaptığı zulmün ve katliamın tarihidir. Bu kara günde, günahsız sivil halkımız kurşuna dizildi ve tankların altında can verdi. 20 Yanvar 1990 tarihi, kara ve matemli bir gün olmasına rağmen, bir o kadar da Türk’ün şan ve şeref günüdür. 20 Yanvar şehitlerimizin, gazilerimizin kanlarıyla, milli ülkülerimizin zirve yapıp, Azerbaycan’ın bağımsızlık ve İstiklal yolundaki temelinin atılış günüdür. 20 Yanvar “Turan ülkesinin” önemli km taşlarından birinin daha döşendiği gündür. Bu kutlu yolda can veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla yad ediyorum…

Alıntı: MDM Ali Doğan

Posted in Gündem | 20 YANVAR için yorumlar kapalı
Oca 19

TARİHTE BUGÜN

19 Ocak:

649 – Tang’ın Kuçar seferi sona erdi.

1795 – Birleşik Hollanda Cumhuriyeti‘nin devamı olan Batavya Cumhuriyeti kuruldu.

1853 – Giuseppe Verdi‘nin Il trovatore operası Roma‘da ilk kez sahnelendi.

2006 – NASA‘nın uzay sondası New HorizonsPlüton‘a doğru yolculuğuna çıktı.

2007 – Gazeteci Hrant Dink, uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Auguste Comte (d. 1798)

Edgar Allan Poe (d. 1809)

Feridun Çölgeçen (ö. 1978)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 19

KUİSLİNG CEPHESİ VEYA İŞBİRLİKÇİLİK!

Dünya tarihinde her zaman süper güçler olmuştur. Süper güçler, etki alanlarının çapı kadar geniş bir alan içindeki devletlerin bir kısmını tam anlamıyla uydu haline getirmişler ve kendi yörüngelerinde dönmelerini sağlamışlardır.

Osmanlı’nın güçlü dönemlerinde de böyleydi. Avrupa’da kralların atanması, bazen Osmanlı sultanı tarafından yapılırdı!

Bugün Trump’a yakın olmak küresel liderlik gibi gösteriliyor ya benzer tuzaklar, yakın tarihte de Fransa ve Norveç’e uygulanmıştı… Biz bugün sadece Norveç’te yaşananları hatırlatalım.

***

İkinci Dünya Savaşı’nın başlayacağı yıllarda Almanya, Avrupa’da büyük bir etki alanı kurmuştu. İsveç, Norveç, Avusturya gibi ülkelerde Alman nazizmi temel ideoloji haline gelmişti. İtalya zaten faşist olmuştu.

İtalya faşist idi; Almanya’nın müttefiki idi ama yine de kararlarını kendi başına veriyordu. Mussolini’yi İtalya’nın başına Hitler getirmemişti!

Fakat Norveç’te böyle olmadı. 1887 doğumlu binbaşı Vidkun Abraham Lauritz Kuisling, 1918’de Finlandiya’da Norveç’in askerî ataşesi olarak görev yaptı. Milletler Cemiyeti tarafından Nansen ile birlikte 1921 kıtlığında Rusya’nın iaşesiyle görevlendirildi. 1931-1933 arası savaş bakanlığında bulundu, bu arada faşist partisini kurdu. Almanların Norveç’i istilâ etmesinden sonra, önce silâhsızlanma komiseri, 1942 Şubatı’nda da başbakan oldu.

Avrupa’daki Yahudilerin Filistin’e göç etmesi için uygulanan planda rol aldı ve Alman rejimi ile işbirliği yaparak ülkesini tam bir müstemleke valisi gibi yönetti. Hitler ne istediyse yaptı.

Norveç’in kurtuluşuna kadar Kuisling adı, işbirlikçiliğin simgesi hâline geldi.

Almanya’nın yenilgisi kesinleştiği ve Norveç’te Alman işgali sona erdiği zaman, 1945 yılında vatana ihanet suçundan idam edildi.

Nevzat Erkeskin’in hatırlattığı gibi siyasal bilimlerde, ülkesini yabancılarla işbirliği yaparak yöneten siyaset adamlarına Kuisling denilmektedir. Kuisling, ülkesine ve devletine ihanet eden devlet görevlilerinin tümüne birden yakıştırılan bir kavramdır.

Uğur Mumcu, bir tarihte Kuisling kavramı üzerinde durmuştu. Uğur Mumcu Vakfı, yazarın makalelerinden bir kısmını bir araya getirip “Quisling Cephesi” adı altında kitap olarak yayınladı! (Orijinali Q ile yazılıyor.)

***

Soğuk Savaş sırasında, Sovyet ve Amerikan uydusu ülkeler vardı. Türkiye’yi o tarihte yönetenler Amerikan uydusu olmayı seçti. NATO’ya giriş için gereken diplomatik girişimleri İsmet Paşa başlattı. Celal Bayar ve Adnan Menderes tamamladı. Rusya’ya yanaşan Menderes ve iki bakanı 1960 darbesinden sonra idam edildi! Celal Bayar yaş haddinden dolayı idamdan kurtuldu. İsmet Paşa ise bir daha başbakan oldu!

1970 sonrası devlet adamları, Sovyet-Amerikan dengesi uğruna milletin en atak 5 bin gencini birbirine kırdırdı! Bu dönemin hesabı kimseden sorulmadı!

Hesap sorulmamasından cüret alan sonraki iktidarlar, yörüngeden çıkar gibi olan Türkiye’yi yeniden Batı uydusu haline getirdi. Sonunda uyduluk, ABD baskısıyla AB’nin “köpek kapısı”na bağlanmak olarak ortaya çıktı! Köpek kapısının karikatürünü bile çizdiler! Uydu olmanın adına da devlet politikası dediler!

Bu çerçevede, meşruiyetinin kaynağını “Brüksel’in şefaati”nde ve ABD’nin 2003’teki Irak’a müdahalesine peşinen evet demiş olmakta arayan bir siyasi parti, CFR memorandumunu parti programı haline getirdi ve tek başına iktidar oldu.

***

Türkiye askeri olarak değil ama ekonomik ve kültürel olarak tam bir işgal altındadır. (Bugün de Türkiye’yi işgale dönük askeri tatbikatlar yapılmaktadır.) Kazanan, Türkler değil yabancı bankalar veya sermaye gruplarıdır. Ülkenin bütün stratejik kuruluşları yabancılara satılmıştır. Yer yer bazı bölgelerde yabancı koloniler de kurulmuş durumdadır. Ülke halkının dilinden, dininden ve milliyetinden koparılması için tarihte eşi benzeri görülmemiş operasyonlar uygulanmakta, bu iş için kullanılan medya, aynı zamanda ABD ve AB’ye teslimiyet sürecinin de propagandasını yapmaktadır.

Bugün Türkiye’de sayısız Kuisling vardır! Tablo budur!

Alıntı. Arslan Bulut (13 Aralık 2006 tarihli Yeniçağ’dan)

Posted in Gündem | KUİSLİNG CEPHESİ VEYA İŞBİRLİKÇİLİK! için yorumlar kapalı
Oca 18

TARİHTE BUGÜN

18 Ocak:

1906 – Bolşevik hareketin kurucularından olan İvan Babuşkin kurşuna dizildi.

1919 – I. Dünya Savaşı‘nda yenilen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı başladı.

1929 – Lev TroçkiSovyetler Birliği‘nden sınır dışı edildi.

1964 – Pemba Halk Cumhuriyeti kuruldu.

2005 – 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380Toulouse‘da basına tanıtıldı.

John Tyler (ö. 1862)

Rudyard Kipling (ö. 1936)

John Hume (d. 1937)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 18

ADAM OLMANIN YÖNTEMİ NEDİR?

Günün birinde Hoca’nın da içinde bulunduğu topluluktan birisi;
“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” deyince; Hoca Efendi, adamın nefes almasına
bile fırsat vermeden;
“Canım, bunu bilmeyecek ne var, elbette kulaktır.” der.
Fakat Hoca, arkadaşlarının “kulaktır” cevabından pek bir şey anlamadıklarını anlayınca
açıklama yapma gereğini duyar:
“Aa!. . Bunu bilemeyecek ne var? Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağı ile
dinlemeli; bu arada kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

Posted in Fıkralar | ADAM OLMANIN YÖNTEMİ NEDİR? için yorumlar kapalı
Oca 17

TARİHTE BUGÜN

17 Ocak:

1904 – Anton Çehov‘un Vişne Bahçesi oyunu, ilk kez Moskova Sanat Tiyatrosu‘nda sahnelendi.

1961 – Kongo Demokratik Cumhuriyeti‘nin eski başbakanı Patrice Lumumba öldürüldü.

1991 – Çöl Fırtınası Harekatı, ABD uçaklarının Irak ve Kuveyt‘teki hedefleri vurmalarıyla başladı.

1991 – V. Harald, babası V. Olav‘ın ölümünün ardından Norveç kralı oldu.

1994 – ABD‘de Northridge depremi gerçekleşti.

I. Theodosius (ö. 395)

Benjamin Franklin (d. 1706)

Bobby Fischer (ö. 2008)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı