May 31

TARİHTE BUGÜN

31 Mayıs:

1859 – Londra‘daki ünlü saat kulesi Big Ben‘in saati ilk kez çalışmaya başladı.

1902 – Vereeniging Antlaşması‘nın imzalanmasıyla İkinci Boer Savaşı sona erdi.

1911 – RMS Titanic yolcu gemisi denize indirildi.

1941 – Anglo-Irak Savaşı sona erdi.

2002 – 2002 FIFA Dünya KupasıGüney Kore ve Japonya‘da başladı.

Joseph Haydn (ö. 1809)

Clint Eastwood (d. 1930)

Hale Asaf (ö. 1938)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 31

ALDATMACA

ALDATMACA
İlyas ile Temel karşılıklı oturmuşlar sohbet ediyorlarmış. Konuşma sırasında iş kimin daha zeki olduğuna gelip dayanmış ve iki uşak birbirine bilmece sormaya karar vermiş. İlk bilmeceyi İlyas sormuş:

– “Saridur, kafestedur, öter… Pu nedur, pill bakayrum…”

Temel hemen, “Kanaryadur” cevabını yapıştırmış. Fakat İlyas hayır anlamında kafasını kaldırır. Temel, birbiri ardına bütün kuşların adını sayıp döker. Fakat her seferinde İlyas hayır deyince pes etmek zorunda kalır. İlyas büyük bir sevinç içinde,

– “Haçan insan hamsiyu pilmez mu?” deyince Temel hemen atılır.

– “Hamsi saru değuldur ki?”

– “Boyamuşumdur..”

– “Kafeste midur?”

– “Koymişumdur..” Temel şaşırır:

-“Peku öter mu hamsi?”

– “O da aldatmacasıdur işin daa!..”

Posted in Fıkralar | ALDATMACA için yorumlar kapalı
May 30

TARİHTE BUGÜN

30 Mayıs:

1381 – İngiltere‘de Wat Tyler Ayaklanması başladı.

1431 – Büyücülük suçlaması ile yargılanan Jeanne d’Arc yakılarak öldürüldü.

1876 – 32. Osmanlı padişahı Abdülaziz tahttan indirildi.

1913 – Birinci Balkan Savaşı sona erdi.

1925 – 30 Mayıs Olayı gerçekleşti ve bu olay o güne değin Çin‘de gerçekleşmiş olan en büyük yabancı karşıtı gösteri oldu.

Voltaire (ö. 1778)

Mihail Bakunin (d. 1814)

Boris Pasternak (ö. 1960)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 30

TÜRKÇEMİZİ YAŞATALIM

TÜRKÇEMİZİ YAŞATALIM

Türkler Orta Asya’dayken en çok temasta olduğu Çinlilerden kelime almıştır.

Çay, inci, ipek, şemsiye, porselen, kâğıt… Türkçe asıllı mı sanıyorsunuz?

İslâma geçişten sonra da Farsçadan ve Arapçadan çok kelime dilimize girmiştir. Zaman içinde bu dillerden giren birçok kelime atılmıştır. Zaten bunun ölçüsünü Ziya GökalpÖmer SeyfettinNecip Âsım… Daha birçok isim ortaya koymuştur.

Medeniyet alışveriştir. Başka türlü gelişme mümkün değildir. Bunları defalarca yazdık. Doktora tezimiz de dâhil, kitaplarımız da var.

Geçmişte “yaşayan Türkçe” tartışmaları çok fazlaydı. Türkçeleştireceğiz, diyerek dilimize öyle kelimeler öyle cümle yapıları sokuldu ki, asıl dilin ne olduğunun farkına varmıyoruz.

Geçen ramazan ayı içinde bana bir kuruluştan telefon ettiler. Sekreter hanım: “Efendim, şu gün iftarımız var, iftara katılım sağlayacak mısınız?” diye soruyor.

-ım ekli kelimeler aldı başını gidiyor.

“Katılım sağlamak” ne? “Katılacak mısınız, gelecek misiniz” demek yeterli.

Örnekler çok fazla. Bozulan Türkçeyle edebiyat olmaz. Daha fecisi fikir üretilemez. Kaç defa yazdık. Hususiyetle felsefe, sosyoloji, pisikoloji araştırmalarına bakın, fikrî zeminimizin nasıl çöktüğünü görün.

Dün, Prof. Dr. Erol Güngör’ü vefatının 42. yılı münasebetiyle andık. O, bir sosyal psikolog olarak, Türk’ün birçok fikrî alanına neşter vurduğu gibi diline de neşter vurmuştur.

Şu görüşlerine itirazınız olabilir mi?

“Bazı genç akademisyenler ve gençlerle temaslarının kesilece­ğinden korkan bazı orta veya olgun yaştaki hocalar karmakarışık bir uydurma lügatçe yığını içinde düşünceyi kaybetmiş gibidirler. Yabancı olduğumuz yani dilimizde karşılığı bulunmayan terimleri Türk dilinin kaidelerine uymak şartıyla uydurmak zorunda oldu­ğumuz doğrudur ama bu uydurmalar hep şahsi icatlar halinde or­taya çıkmakta, herkesin ayrı bir uydurma lügatçesi bulunmaktadır. Bu arada bazı gençlerin Marksist literatürden aktardıkları terimler işi büsbütün karıştırmış, bu akademisyen namzetleri mânâsı belli olmayan birtakım kelimeleri yan yana veya karşı karşıya getirmeyi marifet sanarak adeta şizofrenik bir üslup tutturmuş, kendilerini büsbütün anlaşılmaz hale getirmişlerdir.” (Erol Güngör, Dünden Bugünden Tarih-Kültür ve Milliyetçilik, s.47- 48’den aktaran Fuat Yavuz, Prof. Dr. Erol Güngör’ün Dil Edebiyat ve Sosyoloji ile İlgili Görüşleri, s. 231-232)

Kaç seferdir, ilmî çalışma yaptıklarını zannedenlerin dillerini nasıl dumura uğrattıklarını, halktan, gerçeklerden, zamandan nasıl koptuklarını, anlaşılmaz cümlelerini “ilim” diye nasıl yutturmak istediklerini yazdık.

Prof. Dr. Erol Güngör, çok önceden, akademisyenlerin diline neşteri vuruyor:

“…Tasfiyeciliğin ilim hayatımızda yaptığı asıl tahribat onun siyasî bakımdan tek parti rejimi ile bir arada gitmesinden doğmuş­tur. O devirde iktidar partisi monolitik bir bünyeye sahipti, yani demokratik bir rejimde ayrı gruplar tarafından üstlenen fonksiyon­ların hepsini kendi bünyesi içinde topluyordu. Bu yüzden partiye ait olan şey ile devlete ait olan şey arasında bir fark kalmıyordu. İşte böyle bir dönemde dildeki tasfiye hareketi hem resmî bir hüviyet kazandı hem de rakipsiz kaldı. Halbuki o uzun devrede daha önce­ki Türkçecilik hareketinin serbest ve ilmî esasları dahilinde devam edilmekte yapılacak çok iş vardı. Tasfiyeciler bir yandan böyle bir faaliyetin önünü tıkamışlar, bir yandan da rekabetsiz bir piyasada kendi hevesleri doğrultusunda her şeyi yapmışlardır. Türkiye ma­alesef yıllar öncesinden kalan bu devlet anlayışını kolayca söküp atmış değildir.” (Fuat Yavuz, Prof. Dr. Erol Güngör’ün Dil Edebiyat ve Sosyoloji ile İlgili Görüşleri, s. 234)

Erol Güngör, Türk dilinin nasıl kurtarılacağının yolunu da gösteriyor:

“Türk aydınları Türk dilini kurtarmak zorundadırlar. Dilin kur­tarılması milliyetçiliğin asgari şartıdır. Türk dili filanca bakanlığın tapulu malı değildir. Kaldı ki, bizim kanunlarımız tapulu malların dahi cemiyet aleyhine kullanılmasına cevaz vermiyor. Merhum İs­mail Habip Sevük’ün dediği gibi, valilerimizi vilayetsiz, mahkeme­lerimizi hakimsiz bırakan Dil Kurumu topyekûn memleketi dilsiz bırakmadan bu gidişe dur demeli ve safsata yerine ilmin sesini ha­kim kılmalıyız.” (Aynı eser, s. 249)

Alıntı

Posted in Gündem | TÜRKÇEMİZİ YAŞATALIM için yorumlar kapalı
May 29

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

29 Mayıs:

1453 – Fatih Sultan Mehmed komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından İstanbul fethedildi.

1953 – Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli Tenzing Norgay, dünyanın en yüksek dağı olan Everest‘e çıkan ilk insanlar oldu.

1954 – Bilderberg Toplantıları‘nın ilki yapıldı.

1985 – Belçika‘nın başkenti Brüksel‘de oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası final maçı öncesinde Heysel Faciası olarak bilinen olay yaşandı.

1990 – Sovyetler Birliği‘nde, radikal reformcu Boris YeltsinRusya Yüksek Sovyeti Başkanı oldu.

Bartolomeu Dias (ö. 1500)

Isaac Albéniz (d. 1860)

John F. Kennedy (d. 1917)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 29

“BİZİM ATALARIMIZIN HAYAL ETTİĞİ LİDER.”

“BİZİM ATALARIMIZIN HAYAL ETTİĞİ LİDER.”

Amerika’da bir benzin istasyonunda kısa bir mola vermiştim. Arabama doğru yürürken, bir kamyonetin yanımda yavaşça durduğunu fark ettim. Kapı açıldı, yaşça büyük, sonradan 72 olduğunu öğreneceğim bir adam araçtan indi.

Üzerindeki tişört gözümden kaçmadı. Atatürk’ün resmi vardı ama bu beni daha da şaşırtan bir şey oldu. Bu adam bir Apache Kızılderilisiydi,

Nevada’dan gelmiş bir Amerikalı. Dayanamadım, yanına yaklaşıp sordum: “Neden böyle bir tişört giyiyorsun? Bu tişörtün üzerinde kim olduğunu biliyor musun?”

Sanki uzun bir hikâye anlatacak sandım. Ama öyle olmadı. Duru, sade bir cevap verdi. “Kim olduğunu biliyorum ama adını tam telaffuz edemiyorum…”

Atatürk demek istedi ama diyemedi. Hafif bir tebessümle tekrar sordum: “Daha adını bile söyleyemiyorsun, nasıl oluyor da bu tişörtü giyiyorsun?”

İşte o anda hikâyenin yönü değişti. Adam derin bir nefes aldı: “Ben çocukken annemle babamdan bu adamın adını duyardım.”

Yaşını söyleyince daha da etkilendim: 72 yaşında. Demek ki anne babası Atatürk’ü 1930’larda, 40’larda duymuş olmalıydı.

Merak ettim, çünkü onun söyleyeceğinden çok anne babasının gözünden Atatürk’ün nasıl göründüğünü öğrenmek istedim.

“Peki annenle baban ne derdi bu adam hakkında?” dedim.

Gözlerinde bir anlığına derin bir saygı belirdi: “Annem ve babam derdi ki: ‘Bizim tek eksiğimiz böyle bir liderdi. Özgürlüğümüzü kazanabilmemiz için.’”

Sonra ekledi: “Özgürlük bizim için her şeydir. Atalarımızın hep hayalini kurduğu şey buydu.” Devam etti: “Yıllar önce San Francisco’ya gitmiştim. İnsanlar her yerde tişört satıyordu.

Bu tişörtü gördüğüm anda annemle babam geldi aklıma… Onların hep saygıyla andığı o lider… O yüzden hiç düşünmeden aldım.”

Bu adam bizim tarihimiz hakkında fazla bir şey bilmiyordu belki… Ama bildiği tek bir şey vardı:

“Bu adam halkını özgürlüğe kavuşturmuş bir liderdi… Bizim atalarımızın hayal ettiği lider.”

Fotoğraf çekmek için izin istedim:

“Resmini çekebilir miyim? Çünkü ülkeme, insanlarıma göstermek isterim.”

Gülümsedi ve “Sen Atatürk’ün ülkesindensin…

Elbette çekebilirsin.” O an içimden şu geçti: Bizler çoğu zaman neye sahip olduğumuzu göremiyoruz.

Ama dünya görüyor.

Dünya biliyor.

Dünya saygı duyuyor.

Alıntı: Muhtar Alemdar

Posted in Hikayeler | “BİZİM ATALARIMIZIN HAYAL ETTİĞİ LİDER.” için yorumlar kapalı
May 28

TARİHTE BUGÜN

28 MayısAzerbaycan‘da Bağımsızlık Günü (1918)

1830 – ABD Başkanı Andrew JacksonAmerikan Kızılderililerinin yurtlarından çıkarılıp sürülmelerine olanak tanıyan Kızılderili Tehcir Yasası‘nı imzaladı.

1871 – Paris Komünü düştü.

1930 – New York‘un önemli sembollerinden birisi olan Chrysler Binası‘nın yapımı tamamlandı.

1937 – Volkswagen otomobil firması kuruldu.

2013 – Türkiye‘de Gezi Parkı olayları başladı.

Louis Agassiz (d. 1807)

Anne Brontë (ö. 1849)

Bülent Ecevit (d. 1925)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 28

“ERGENEKONU BULDUM”

“ERGENEKONU BULDUM”

19 ve 20. Yüzyıllarda Çarlık ve Sovyet Rusya’sı ile Çin’in başını çektiği Türk aydınları katliamının acı hatırası hala yüreklerimizi dağlarken (Törekul Aytmatov ve arkadaşlarının kurşuna dizilmesi, Alaş Orda hareketinin aydın kadrosunun katledilmesi, Basmacı Hareketi vd…) bu defa hangi şeytani planların nerede ne zaman devreye sokulacağı konusuna odaklanmamız gerektiği apaçık bir gerçek. Türklüğün yaratacağı “yenidünya barışını” (muhtemelen ileride buna “Pax Turan” yani “Turan Barışı” denecektir) hayata geçirecek altın nesli gizli ve açık düşmanlardan kollayıp gözetmemiz şart!

Ötüken ve Tanrı Dağları, bugünkü Moğolistan bozkırlarının sonsuz ufuklarını seyrederken yaşanan iç ürpertici anlar, Ata yurtlarına duyulan derin özlemler de dile getirildi. Fark ettik ki, özlemimiz “sılayı rahim eyleme” derecesinde bir hasrettir ve içimizde alev alev yanmaktadır.

Ahmet Hoca “Ergenekon’u buldum!” Dedi. Ahmet Hoca, Türk tarihinin kilit taşlarından Ergenekon’un yerini nasıl bulduğunu anlattı!

“Ergenekon ile ilgili 648 tarihli gerçek bir belge var. Ben onu yayınladım biliyorsunuz. Bu belge oranın gerçek bir yer olduğunun delilidir ve benim en büyük arzularımdan biri Ergenekon’u bulmaktır. Sonuç olarak bu istek zihnimi çok meşgul etmeye başladı. Geçen gece rüyamda bozkırda, arabamla ilerliyordum. Kayalıklara doğru yol alıyordum. Hava güneşli ve açıktı. Öyle bir yere geldim ki yol bitti. Alt tarafım uçurum. Baktım, ileride bir insanın girebileceği kadar daracık bir açıklık var. Oradan geçip aşağı indim. Buranın Ergenekon olduğunu fark ettim! Çok sevindim, orada evler de gördüm ama bu evleri Hıristiyan misyonerler yapmış: onlara çok kızdım, söylendim. Bir yanda o öfke bir yanda Ergenekon’u bulduğum için yaşadığım mutlulukla etrafı inceliyorum. Nasıl bir heyecan içindeyim anlatamam çünkü Ergenekon’u bulmuşum! Ama uyandım!”

Bu rüyadan da anlaşılıyor ki, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl Hoca dahi kelimenin gerçek manası ile “Fenâ fi’t-Türk” mertebesine erişmiş bir bilginimiz, bilgemizdir!

Alıntı: Coşkun Çokyiğit

Posted in Gündem | “ERGENEKONU BULDUM” için yorumlar kapalı
May 27

TARİHTE BUGÜN

27 Mayıs:

1703 – Rus Çarı I. PetroSankt-Peterburg şehrini kurdu.

1941 – Alman zırhlısı Bismarck, geminin İngiliz donanmasının eline geçmemesi için mürettebatı tarafından batırıldı.

1952 – Avrupa Savunma Birliği AntlaşmasıParis‘te imzalandı.

1958 – Amerikan F-4 Phantom II çok amaçlı avcı-bombardıman uçağı ilk uçuşunu yaptı.

1960 – 27 Mayıs DarbesiTürk Silahlı Kuvvetleri adına Millî Birlik Komitesi, Türkiye’de yönetimi üstlendi.

İbn Haldun (d. 1332)

Robert Koch (ö. 1910)

Christopher Lee (d. 1922)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 27

BİR ÖMÜR

BİR ÖMÜR

* * *

Can evime girdin dedin aşkınım

Şirazemden çıktım coşkun taşkınım

Tılsım mısın, iksir misin şaşkınım?

Dudağımda adın kaldı bir ömür

* * *

Aklımı başımdan aldın götürdün

Beni bir meçhule saldın götürdün

O ne müthiş tattı, baldın götürdün

Damağımda tadın kaldı bir ömür

* * *

Nasıl işlenmişsin yoksa gen misin?

Akıl mısın, fikir misin, ten misin?

Bu benim dediğim ben de sen misin?

Dimağımda yâdın kaldı bir ömür

* * *

Bir kez olsun sende candan baksana

Eksiksiz her şeyi vermiş Hak sana

Aşkın ateşini tekrar yak sana

Derunumda kadın kaldı bir ömür

* * *

Kenan Şahbaz

Eğitimci, Devlet Halk Şairi, Yazar

Posted in Şiirlerim | BİR ÖMÜR için yorumlar kapalı