Mar 19

1500’LERDE AVRUPA

1500’LERDE AVRUPA

1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziran’da evleniyordu senelik banyolarını da Mayıs’da yapıyorlar, Haziran’da çok kötü kokmuyorlardı…

Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu…

Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu…

Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti… Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu.. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü..

İngilizcedeki ‘banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın’ deyimi buradan gelmektedir..

Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu..

Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu..

Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu..

Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu..

Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar bu nedenle oluştu..

Zemin topraktı.. Sadece

Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı..

Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu..

Bunu önlemek için yere saman seriyorlardı.. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu.. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu.. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı ‘Thresh hold’ (saman tutan; Türkçesi eşik idi..

Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu..

Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu.. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu.. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu.. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu.. ‘Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük’ (Peas Porridge hot, Peas Porridge cold, Peas Porridge in the Pot nine Days old) tekerlemesinin menşei budur..

Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı..

Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı.. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi.. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı..

Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu.. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açabiliyordu.. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bundan sonraki yaklaşık 400 yıl Domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü..

Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu.. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı.. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu..

Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu..

Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için, içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu.. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında ‘tabak ağzı’ (Trench Mouth) hastalığı ortaya çıkıyordu..

Ekmek itibara göre bölüşülüyordu.. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı..

Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu.. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu.. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık bile yapıyordu.. Hatta bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu..

Buna ‘uyanma’ nöbeti deniyordu..

İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı.. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir ‘kemik evi’ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı..

Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü.. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı..

Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar.. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi.. Buna mezarlık nöbeti denirdi.

Ortaçağda Avrupa’daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı..

Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı..

Tuvaletle henüz tanışmayan Avrupa’da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17. yüzyıla kadar sürdü..

Fransa krallarından 14. Louis, gününün belli bir zamanını lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü..

1600’lerde İstanbul’a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan Tarabya’yaki bir konağa gönderilmişti.. 19.yy da kesin olarak tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine Taksim’e taşınmalarına izin verilmişti..

liste böyle uzaaar gider..

Ama esas dikkat çekmek istediğim konu şudur;

1500 lü yıllarda adeta b*k içinde yaşayan Avrupa nasıl oldu da arayı bu kadar açtı?

Bu da bizim sınavımız olsun..

Prof. Dr. Erol Duren

Posted in Gündem | 1500’LERDE AVRUPA için yorumlar kapalı
Mar 18

TARİHTE BUGÜN

18 MartÇanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü

235 – Roma imparatoru Alexander Severus bir suikast sonucu öldürüldü ve imparatorluğu zayıflatan Üçüncü Yüzyıl Krizi başladı.

1871 – Paris Komünü kuruldu.

1915 – Çanakkale Boğazı‘nda ağır hasar gören Birleşik Donanma‘nın geri çekilmesi ile Çanakkale Deniz Harekâtı sona erdi.

1962 – Cezayir Bağımsızlık SavaşıFransa, Cezayirli direnişçilerle anlaşmaya vardı.

1965 – Sovyet kozmonot Aleksey Leonov, uzayda ilk yürüyüşü gerçekleştirdi.

Rudolf Diesel (d. 1873)

Eleftherios Venizelos (ö. 1936)

Erich Fromm (ö. 1980)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 18

ÇANAKKALE RUHU

ÇANAKKALE RUHU

Bir Anzak askerinin Çanakkale savaşı sırasında ailesine yazdığı mektup…

Alistair John TAYLOR

GELİBOLU 1915

Sevgili ve bir zamanlar mutlu ailem.

Gelibolu cehenneminden hepinize merhaba! Bu mektubu size yazmak niyetinde değildim. Aslında ben artık kimseyle konuşmak kimsenin, kimsenin yüzünü görmek istediğimden de emin değilim. Hem siz benim buraya cehennem dediğime bakamayın burası hakikaten güzel bir yer. Üzerleri toz toprakla örtülmeden önce zeytin ağaçlarının bolluğu, savaşa aldırmadan her yanda pıtır pıtır açan kırmızı gelinciklerin neşesi, akşamları yarımadayı kızıla boyayarak batan güneşin insanın içini acıtan güzelliği ve bir de Gelibolu bülbülleri. Gelibolu da hâlâ un ufak olmadan kalan küçük bir ruh parçam mevcutsa bunu bülbüller sağlamıştır. Eğer o sırada bir Türk öldürmüyor ya da Türkler tarafından öldürülmüyorsak, Gelibolu’nun muhteşem gurubunu seyrediyoruz. Ege Denizi’nin içine gömülen güneşin biraz önce Pasifik Okyanusu dan yükselerek Yeni Zelanda’da ki ertesi günü aydınlattığını bilmek insanın canını acıtıyor. Fakat bu acı hissi çok kısa sürüyor, sonra yeniden katılaşıyorum. Artık saatlerce hiçbir şey hissetmiyor ve duymuyorum. Bu arada sadece bakıyor, saklanıyor, ateş ediyor, süngü takıyor, düşman öldürüyor, bit ayıklıyor, yemek diye verdikleri kuru bisküvi, kraker, kuru et parçalarını kemiriyor, zaman olursa yatıyor, çok ender olarak da uyuyorum. Ben artık sadece bir Anzak askeriyim. Ne sevdiğim şarkılar, yemekler, kokular ne de sevdiğim insanlar… Ben artık bir sayıyım. Yaşayan bir sayı. Ölürsem o zaman da bir sayı olacağım. Vatan uğruna kahramanca ölmüş bir sayı. Kahramanca ve vatan uğruna! Kahramanlık mı? Hadi ya. Kahramanlık zorla olmaz. Vatana gelince… Burası Türklerin vatanı ve bu savaş bizim savaşımız değil. Bizler İngilizlerin de söyledikleri gibi sadece hevesli oğlan çocuklarıyız. Asıl kahraman olan Türkler. Johnny Türk dediğimiz Türkler vatanlarını savunmak için bize karşı çok ağır şartlar altında direniyorlar ve kahramanca ölen asıl onlar.

Geçen hafta ölüleri gömmek için karşılıklı ateş kes ilan edildiğinde ilk defa Türkleri yakından ve canlıyken gördük. Türkler bize anlatılan canavarlara benzemiyordu…Onlar da gözlerinde endişe ve keder olan genç insanlardı…Onlarında arkalarında bekleyen üzüntülü aileleri, yaşlı anne-babaları, karıları belki de sevgilileri vardı. Onlar da yaralanınca acı çekiyor, onlar da gencecik hayallerini bırakıp ölüyorlar. Türkler de insandı.

Bana sigara ikram eden iki Türk’e ben de konserve et verdim, ama kabul etmediler. Bu sığır etidir dediysem de inanmadılar. Aslında anlamadılar. O zaman ellerimle kafama boynuz yapıp öküz gibi böğürdüm. Güldüler. Ben de güldüm. Orada savaş meydanında etrafımız askerlerin cesetleriyle doluydu, biz düşmandık ve birbirimize gülüyorduk. Bana sigara ikram eden Türklerden bir sen no İngiliz diye şaşırarak sordu. Ben İngiliz değilim dedim. Sonra elini uzattı?

Ben TÜRK dedi. Bana uzatılan eli tuttum. Orada, Gelibolu’nun en kanlı savaşlarının yapıldığı o tepede, el sıkıştık. Ben artık bu adamla nasıl düşman olabilirdim? Ben bu adamla neden düşman olmuştum ki? Düşmanım o anda artık arkadaş Türk olmuştu.

Ben bu savaşta ölmeyi reddediyorum.

Bu benim savaşım değil.

Fakat yaşamak için de hiç isteğim kalmadı.

Tanrım günahlarımı affet.

Hepinizi çok seviyorum.

Ebediyen sizin oğlunuz…

Posted in Gündem | ÇANAKKALE RUHU için yorumlar kapalı
Mar 18

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!  

 Kurban olur her bir can ovasına, dağına

 Selam durur kâinat o kutsal bayrağına

 Kanla yazdı şehitler bu vatan toprağına

 Şunu bilsin bu dünya, Türk’e kefen biçilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Bu kahraman bir ırkın, bir dinin ordusudur

 Asırlara hükmeder, zalimin korkusudur

 Cephede bile olsa barışların usudur

 Bağımsızlık şerbeti kan dökmeden içilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Garbın tüm cellâtları ordular kurdursa da

 Silahları kuşanıp ırkıma saldırsa da

 Beynime, yüreğime mermiler yağdırsa da

 Pısırık, korkak, kaçak ahirete göçülmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Hindu’su, Anzak’ı, yamyamı yurda doldu

 Vatan, millet uğruna binlerce güneş soldu

 Bu imanlı göğsünde çelikler tuz-buz oldu

 Bomba, gülle, kurşundan o an yer, gök seçilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

“Her an için cephede ölüm muhakkak, gerçek

 Kimisi Kur’an okur, kimi dua ederek

 Kimisi de bir yandan tekbirler getirerek” (*)

 Yiğitlik, kahramanlık hiçbir şeyle ölçülmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Çanakkale namustur, şereftir, ırka şandır

 Bu vatan toprağına ekilen nice candır

 Tarihin kaydettiği zafer dolu destandır

 Ölüme meydan okur, yiğit geri çekilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Dalgalanır her şafak bu bayrak inmez asla…

 Beş vakitte okunan ezanlar dinmez asla…

 Ölü değil şehitler, şehitler ölmez asla…

 Hürriyet sevdasına kolay paha biçilmez

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 Geçilir elbet candan, seven yardan geçilir

 Cehennemi andıran kızıl hardan geçilir

 Vatan toprağı hariç her diyardan geçilir

 Yurtsuzlar yöresinde bayrak, sancak açılmaz

 Geçilir bedenlerden, Çanakkale geçilmez!

* * *

 (*)  Çanakkale Savaşında Mustafa Kemal –ATATÜRK- tarafından söylenmiştir.

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!   için yorumlar kapalı
Mar 17

TARİHTE BUGÜN

17 Mart:

1805 – İtalya Krallığı kuruldu.

1941 – Alman denizaltı kaptanı Otto Kretschmer‘in denizaltısı batırıldı ve kendisi esir alındı.

1948 – BelçikaFransaHollandaİngiltereLüksemburg arasında Brüksel Anlaşması imzalandı ve Batı Avrupa Birliği kuruldu.

1969 – Golda Meirİsrail‘in ilk kadın başbakanı oldu.

2004 – Kosova‘da Mart Huzursuzluğu olarak adlandırılan etnik şiddet olayı yaşandı.

Christian Andreas Doppler (ö. 1853)

Giovanni Trapattoni (d. 1939)

Louis Kahn (ö. 1974)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 17

BİR TILSIM VAR…

BİR TILSIM VAR…

* * *

O ışığı gördü göz bugün hatta yarın da

Demir attım bir kalbe kalbimin ayarında

* * *

Akıl, fikir, düşünce uçuşa kanat açtı

Yanlışlık yok bilirim kalbimin kararında

* * *

Gök kubbede kayıtlı seven tüm gönüllerin

Can yükü, şefkat yükü dopdolu hitabında

* * *

Sevgiye karşı duran bu dünyada ne varsa

Zulüm diye yazılı bu aşkın kitabında

* * *

Sevene, sevilene, sevgiye saygı olsun

Her gönül mutlu olsun sevdanın diyarında

* * *

Dünyanın her yerinde O’dur kalbin ilacı

Bu sırra eremedim bir tılsım var adında

* * *

Birden aldı götürdü sevginin çekim gücü

Öyle bir duygu ki bu bir ateş var kanında

* * *

Ruhumdaki o çağrı haydi haydi diyordu!

Ne yaptımsa olmadı reddedildim anında

* * *

Katı kalpler yüzünden sevgim nazara geldi

Kâinatta her bir şey yaşarken muradında

* * *

Bu yüce bir sevdadır yaşıyor yaşayacak

Yarım asırlık sevgim yüreğimin kınında

* * *

Coşkun bir sevgi ile koşturdum sağa sola

Çırpındım bir kuş gibi olamadım yanında

* * *

Bir canandan bir cana hissiz yürek eliyle

Kuyular düştü bana sevginin efkârında

* * *

Hercai olmadı hiç duygularım dipdiri

Kara bahtım bir hüzün bırakacak ardında

* * *

Bütün var ümitleri mahşere erteledim

Hep yalanmış bu dünya yaşamadım tadında

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BİR TILSIM VAR… için yorumlar kapalı
Mar 16

TARİHTE BUGÜN

16 Mart:

1920 – İtilaf Devletleriİstanbul‘u işgal etti.

1921 – Rusya SFSCMoskova Antlaşması‘nın imzalanması ile Ankara Hükümeti‘ni resmen tanıdı.

1926 – Robert H. Goddard, ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.

1968 – Vietnam Savaşı sırasında My Lai Katliamı gerçekleştirildi.

2022 – Japonya‘nın doğusunda Fukuşima açıklarında 7.3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Caroline Herschel (d. 1750)

Georg Ohm (d. 1789)

Selma Lagerlöf (ö. 1940)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 16

CIA’NİN 1959 YILINA AİT KÜRT RAPORU

CIA’NİN 1959 YILINA AİT KÜRT RAPORU

CIA’in 1959 yıllına ait Kürt raporu: Kürtler desteklenirse gerilla savaşı için büyük potansiyele sahip

ABD istihbarat teşkilatı CIA, 1959 yılında yazdığı gizli Kürt raporunda “Uygun şekilde donatılıp yönetildiklerinde, Kürtler taciz ve gerilla savaşı için büyük bir potansiyele sahiptir” dedi.

ABD istihbarat teşkilat CIA, 1959 yılında Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtleri inceleyen 31 sayfalık gizli bir rapor yazdı. Dört ülkede yaşayan Kürtleri detaylı olarak inceleyen raporda CIA, Kürtlerle ilgili ilginç bir ifade de kullandı. Raporda “Kürtler tüfeklerini etkili bir şekilde kullanır ve dağlık araziyi kendi memleketlerini savunmak için sonuna kadar kullanırlar. Ancak bugün, cesur ve ‘tetik çekmeye meraklı’ atlılar, uçakları ve birim iletişimini etkili bir şekilde kullanan güçlere karşı hiçbir şansa sahip değildir. Uygun şekilde donatılıp yönetildiklerinde, Kürtler taciz ve gerilla savaşı için büyük bir potansiyele sahiptir” denildi. Bu cümlenin devamında merkezi hükümetlere karşı yapılan isyanları kasteden CIA “Ancak artık organize ordularla eşit şartlarda savaşacak durumda değildirler. Dahası, Kürdistan’daki dağınık köyler, feodal toprak sahiplerinin emirlerini tanımayı reddederek geleneklerle keskin bir kopuş yaşamıştır. Bir zamanlar çalkantılı bir grup olan aşiret liderleri bile, hükümete karşı silahlanmayacak gibi görünmektedir” ifadelerini kullandı.

CIA: KÜRTLER FIRSATÇI DAVRANIRLAR Kürt aşiretlerinin yapılarıyla da ilgili analizler yapılan raporda “Kürt aşiretlerinin liderlerine, diğer Kürtlere veya hükümete karşı tutumu tanımlamak son derece zordur. Günlük yaşamda Kürtler geleneklerin etkisi altındadır ve dikkatli bekleme konusunda ustadırlar; kriz durumlarında ise bireyci ve çoğu zaman fırsatçı davranırlar. Kabileler arasındaki görüş ayrılıklarının yanı sıra, tek bir kabile içinde bile nadiren fikir birliği sağlanır” diye yazıldı.

NAKŞİBENDİLİK VE KÜRTLER Kürt aşiretlerinin dini yapısı ve Nakşibendi tarikatına olan bağlılığı da vurgulanan raporda şu ifadeler kullanıldı:
Ayrıca, geleneksel değerlerin çöküşünün beraberinde getirdiği huzursuzluk, aşiret liderlerine karşı güvensizlik yaratmakta ve kabile dayanışmasını yok etmektedir. Dini bağlılıklar da Kürt unsurların ittifakını etkilemektedir. Nakşibendi gibi mistik tarikatlar, kabile sınırlarını aşan takipçilere sahiptir. Kürtlerin çoğu Sünni mezhebine mensup olsa da Alevi ve çok muhafazakâr Şafi takipçileri arasında mezhep çatışmaları yaşanmaktadır.”

CIA: TÜRKİYE BAŞARILI OLAMADI Raporda Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt sorununa yönelik yaklaşımı da değerlendirilmekte. CIA raporunda Kürtlerin Türkleştirilmeye çalışıldığı ancak bunun da başarılı olmadığı belirtilerek “Türkiye resmi olarak Türk topraklarında Kürt sorunu olmadığını savunmaktadır, ancak her şey Türklerin bugün de yıllardır olduğu gibi Kürt sorunundan endişe duyduğunu göstermektedir. Kürtleri ‘Türkleştirmek’ için yürütülen ortak kampanya, Türkiye’nin doğusundaki Kürt aşiretlerinin kimliğini yok etmede başarılı olamamıştır. Kürtlerin kasıtlı olarak iş birliği yapmamasını önlemek için, ülke içindeki tüm Kürt faaliyetleri sıkı güvenlik kontrolleri altında tutulmaktadır” diye yazıldı.

TÜRKİYE SINIR BÖLGELERİNE DİKKAT EDİYOR Türkiye’nin Kürtleri ulusal yaşamın bir parçası haline getirdiği vurgulanan raporda “Türk hükümeti, Kürtleri ulusal yaşamın birçok aşamasına dahil ederek, Kürt meselelerine Türkleri dahil ederek ve Türkiye Kürtleri ile komşu ülkelerin Kürtleri arasındaki teması sınırlayarak kabile sistemini kırmaya çalışmıştır. Hükümet, Kürtlerin ulusal sınırların ötesindeki otlaklara yıllık göçlerinin gerekliliğini tanımamaktadır ve ‘istikrarsız’ olarak değerlendirilen kabileler sınır bölgelerinden uzaklaştırılmıştır” denildi.

DEVLET KURUMLARI ARASINDA ÇATIŞMA Devlet kurumları içinde Kürt meselesi konusunda bir karışıklık da olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:
Güvenlik güçleri sınır bölgesini yakından izlemektedir. Ancak Kürt meselelerinin yönetiminde sorumluluk ve operasyonlar arasında bazı çelişkiler olduğu yönünde kanıtlar bulunmaktadır. Türk İstihbarat Teşkilatı (MAH/MİT) bünyesinde bir Kürt bölümü kurulmuş olsa da Güvenlik güçleri sınır bölgelerini yakından izlemektedir. Ancak Kürt meselelerinin yönetiminde sorumluluk ve operasyonlar konusunda bazı çatışmalar olduğu yönünde kanıtlar bulunmaktadır. MİT bünyesinde bir Kürt bölümü kurulmuş olmasına rağmen, İçişleri Bakanlığı ve Türk Genelkurmay Başkanlığı da Kürtlerin faaliyetlerine aktif olarak ilgi göstermektedir.”


AŞİRET BAĞI OLMAYANLAR AZINLIK SORUNUYLA İLGİLENİYOR
Raporda, diğer ülkelerdeki Kürtlere göre Türkiye’deki Kürtlerin toplumun her kesiminde bulunduğu belirtilerek “Kürtler, Türk toplumunun her kesiminde bulunmakta ve hatta önemli siyasi ve askeri pozisyonlarda görev almaktadırlar. Ancak, kabileye mensup olmayan birçok Kürt, hala azınlık sorunuyla aktif olarak ilgilenmektedir. Hükümet, bu Kürtlerden hangilerine güvenebileceğinden emin olmadığı için, Kürt üniversite öğrencilerini, Kürt siyasi faaliyetlerini ve ordudaki Kürt grupları yakından takip etmektedir” denildi.

Kaynak: Masum Gök- https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ciain-1959-yillina-ait-kurt-raporu-kurtler-desteklenirse-gerilla-savasi-icin-buyuk-potansiyele-sahip-980451h.htm

Posted in Gündem | CIA’NİN 1959 YILINA AİT KÜRT RAPORU için yorumlar kapalı
Mar 15

TARİHTE BUGÜN

15 Mart:

1917 – II. Nikolay, kendisi ve oğlu adına tahttan feragat etti.

1928 – Japonya‘da 15 Mart Olayı gerçekleşti.

1945 – II. Dünya Savaşı Doğu Cephesi‘nde Yukarı Silezya Taarruzu başladı.

2003 – Hu CintaoÇin‘in 4. devlet başkanı olarak göreve başladı.

2011 – Suriye İç Savaşı başladı.

Jül Sezar (ö. MÖ 44)

Pargalı İbrahim Paşa (ö. 1536)

Refik Halit Karay (d. 1888)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Mar 15

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Sana ihanet edeni affet ama vatanına ihanet edeni asla affetme.” Hz. Ali

* “Önemli olan çoğunluk değil doğruluktur. Bir çoğunluğun değil, doğruluğun gereğini yapıyoruz ve yapacağız. Bu yüzdendir ki; Türkçüyüz ve Turancıyız.” H. Nihal Atsız

* “Cehennemimden edebiyat sayesinde çıktım.” Franz Kafka

* “Her yeniden okuma, ilk okuma gibi bir keşif okumasıdır.” İtalio Calvino

* “Ben can verebilirim. Milletim dünya durdukça mücadeleye devam edecektir.” Osman Batur

* “Gözlerde ihanet var, siz sözlerde sadakat arıyorsunuz.”  Jean Paul Sartre

* “Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık; hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır.” Thomas Jefferson

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı