Oca 17

“BUNLARI KİM MECLİSE SOKTU???”

Soldaki Remziye TOSUN; 65 vatan evladının şehit olduğu Sur hendeklerinde pkk militanlarıyla beraber sonuna kadar içerde kalarak,
 Türk Güvenlik Güçlerine karşı çatıştı.

Sağdaki Remziye TOSUN; pkk tarafından Sur Hendeklerindeki başarısı nedeniyle Gazi Meclise sokuldu inanması zor değil mi?

İkisi aynı kişi. Dünyada böyle başka bir ülke yoktur.

Böyle yavşaklık zulu kabilesinde bile olmaz.
Gebermesi gereken Milletin katillerini, millete besletip, milletin meclisinden o millete sövmesini sağlayan şey demokrasi değil aptallıktır.

Alıntı: Salih Şen

Bunları kim meclise sokmuş, hangi tarihte sokmuş, hangi parti tarafından falan filan
bunların hepsini bırakalım artık. Bir gerçek var ki;
Terörist meclisten temizlenmedikçe bu iş yine bitmez…

Posted in Gündem | “BUNLARI KİM MECLİSE SOKTU???” için yorumlar kapalı
Oca 16

TARİHTE BUGÜN

16 Ocak:

1547 – Rus Çarı Korkunç İvan taç giydi.

1556 – II. Felipeİspanya Kralı oldu.

1605 – Miguel de Cervantes‘in Don Kişot eserinin ilk baskısı yayımlandı.

1920 – Milletler Cemiyeti, ilk toplantısını Paris‘te yaptı.

1945 – Adolf HitlerFührerbunker‘e taşındı.

III. Murad (ö. 1595)

Amilcare Ponchielli (ö. 1886)

Kate Moss (d. 1974)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 16

TRAKLAR

” Herodot’a göre Kimmerlerin bir kolu olan Traklar (Türkler)Hintlilerden sonra dünya üzerindeki en kalabalık topluluktu.Bu Türkler, Balkanlar ve Batı Anadolu’nun yanı sıra tüm Orta ve Doğu Avrupa’ya da yayılmıştı ve bu topraklarda binlerce yıldır yaşıyorlardı. Türkler üzerine ilk belge, İlyada’da Truvalıların bağlaşıkları olarak bulunmaktadır. Çok sayıda boya bölünmüş olan Batı Türkleri (Traklar), uzun süreler küçük beylikler biçiminde yaşadıktan sonra, güçlü birlikler kurmaya başladılar. ​

Bu beyliklerden en eskisi, Batı Anadolu’daki Turuva’dır (Pelasgca Troia). Turuyalılar kentlerini Turuya ya da İl olarak adlandırdılar (Pelasgca İlion). İl, günümüz Türk dilinde il biçimindedir ve ülke/devlet anlamlarını gelir. Batı Anadolu Türklerinin bölgedeki diğer yerleşimleri İyonya, Karya, Milet, Frigya, Likya, Lidya, Misya gibi beyliklerdir. Batı Türklerinin Balkanlarda kurduğu beylikler ise İlirya, Makedonya, Odris

ve Daçya beylikleridir. Makedonya Beyliği daha sonra büyük bir kağanlığa (imparatorluğa) dönüştü. Ancak Daçya dışındakilerin hepsi MÖ 2. yüzyılda Roma tabınlığı altına girdi. En

uzun yaşamış olan Daçya ise, MS 105 yılında Roma’nın eline geçti.

​Ancak Kimmerlerle onların Batı kolu ola Türükler, birden bire ortaya çıkıp sonra da hiç bir iz bırakmadan ortadan kalkan toplumlar değildir. Kendilerini King ya da Türük olarak adlandıran bu Türkler, Sakların kendileriydi. MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Herodot’a göre ise, MÖ 8. yüzyılda doğudan gelen Saklar, Kafkasya ile Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan Kimmerler üzerinde üstünlük sağlayarak onları bu bozkırlardan kovdu. Yine Herodot’a göre Traklar, Kimmerlerin yakın oğuşlarıydı (akrabalarıydı) ve bu iki topluluk Karadeniz’in kuzeyinde yaşarken Saklar onların yerlerinden etti.

​Gerçekte ise, Avrasya’da bağımsız beylikler biçiminde yaşayan Kimer ya da Türük boyları MÖ 8. yüzyılda bir araya gelerek Sak Kağanlığı’nı kurmuştu. Beyliklerin birleşerek oluşturduğu bu kağanlığın toprakları doğuda tüm Türkistan topraklarından, batıda Karadeniz Bozkırı ile Avrupa’ya kadar uzanan da çok geniş bir bölgeyi kapsıyordu. Birlik içindeki boyların ya da boy birliklerinin birbiriyle olan savaşları ise hiç eksik olmuyordu. ​

Avrupalı tarıkçıların (tarihçilerin) Hint-Avrupalı İran toplumu olduğunu öne sürdükleri Sakalar, İskitler ve Yüeçiler aslında tek bir toplumdur. Bunların hepsi Sak Türkleridir. Avrupalı tarıkçıların bu çarımlarını ( iddialarını) dayandırabilecekleri hiçbir yazılı Sak belgesi de yoktur. Çünkü Sakların İran dili konuştuklarına ilişkin Sak Kağanlığı döneminden kalan herhangi bir yazılı kalıt yoktur. Bugün o dönemden kalan tek bir

yazılı kalıt vardır: o da Eski Türk bitiğiyle (alfabesiyle) yazılmıştır ve Eski Türkçedir. Bu kalıt İskit Kurganı’nda ortaya çıkarılan MÖ 500 yıllarına karaşlı(ait) Saklardan kalma bir gümüş kepçedir.

​Sak adı, Sümerce iyi, güzel, değerli, erdemli anlamlarına gelen sag sözünden gelir. Bu söz Eski Türk diline sağ, sağlam, sağlık, iyi, güzel, tatlı, us (akıl), anlayış anlamlarına gelen sağ olarak verilmiştir. Günümüz Türk dilinde de sağ olarak kullanılmaktadır ve Türkçede bu kökten türeyen çok sayıda söz (kelime) bulunmaktadır. Sak adını Elamlılar Saca, Pelasglar Sakai ya da Skifoi, Etrüskler/Romalılar Sacae, Asurlular da Askuzai olarak adlandırdılar. Günümüz Çinlileri ise eski Çin kayıtlarında Mandarin dilinde okuyarak Say olarak adlandırmaktadır.”

Kaynak: Prof. Dr. Arif Cengiz Erman

Posted in Hikayeler | TRAKLAR için yorumlar kapalı
Oca 15

TARİHTE BUGÜN

8 Ocak:

1735 – Londra‘daki Covent Garden Tiyatrosu’nda Ariodante operasının ilk gösterimi yapıldı.

1828 – ABD‘de Demokrat Parti kuruldu.

1912 – Afrika Ulusal Kongresi kuruldu, ilk kongrede kabile şefleri, halk temsilcileri, kilise organizasyonları ve yerli halkın hak mücadelesinin önde gelen kişileri bir araya geldi.

1918 – ABD başkanı Woodrow Wilson, kongrede yaptığı konuşmada Wilson İlkeleri‘ni açıkladı.

1959 – Charles de GaulleBeşinci Fransız Cumhuriyeti‘nin ilk başkanı olarak görevine başladı.

Marco Polo (ö. 1324)

Elvis Presley (d. 1935)

Stephen Hawking (d. 1942)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 15

DOĞU TÜRKİSTAN

Bu bir fotoğraftan öte hürriyet aşkının ifadesidir.…
Bu, bir Doğu Türkistan’ın diz çökmüş ama teslim olmamış hâlidir.

Bir Ramazan ayı  gecesi…
Doğu Türkistan’ın bir köyünde, karanlığın bile korkudan sesini kıstığı bir anda al bayrak açılıyor.
O bayrak; sınırları aşarak, can pahasına, kan pahasına, gizli yollarla getirilmiş.
Getiren de biliyor, açan da biliyor:
Bu bayrağın bedeli ölümdür.

Eğer Çinliler görürse;
İdam vardır, akıl almaz işkenceler vardır, ömür boyu zindan vardır.
Ama yine de açılır.
Çünkü bu bayrak, canla değil, namusla ilgilidir.

Diz çökenler korkudan değil, hürmetten diz çöker.
Kadınların gözlerinde vatan hasreti, erkeklerin yüreğinde bastırılmış bir haykırış vardır.
Çocuklar konuşmaz…
Çünkü bu millet acıyı küçük yaşta öğrenir.

Kur’an-ı Kerim, bayrağın yanına konur.
Biri bayrağı öper, biri alnına koyar, biri uzun uzun bakar…
Sanki İstanbul’a, Ankara’ya bakar gibi, sanki Orhun’a, sanki ecdadına bakar gibi…

O an edilen dualar sadece hayatta kalmak için değildir.
O dualar Türklüğün ayakta kalması içindir.
O dualar istiklal içindir.

Bayram günlerinde açılır.
Ramazan gecelerinde açılır.
Doğu Türkistan’ın kuruluş günlerinde açılır.
Ve her seferinde tekrar gizlenir.

Ama bilin ki:
Bayrak katlanır, dava katlanmaz.
Eller çözülür, yemin çözülmez.
Korku vardır ama teslimiyet yoktur.

Bu kare şunu haykırır:
Türk bayrağı Doğu Türkistan’da yasak olabilir, ama Türk yüreğinde asla!

Ve bir gün…
O bayrak gizli odalarda değil, gökyüzüne karşı dalgalanacaktır.
Çünkü Türk’ün duası gecikir ama kaybolmaz.

#Doğu Türkistan

Posted in Gündem | DOĞU TÜRKİSTAN için yorumlar kapalı
Oca 14

TARİHTE BUGÜN

14 Ocak:

1897 – İsviçreli Matthias ZurbriggenAconcagua zirvesine tırmanan ilk kişi oldu.

1900 – Giacomo Puccini‘nin Tosca operası Roma‘da ilk kez icra edildi.

1943 – Winston ChurchillFranklin D. Roosevelt ve Charles de GaulleKazablanka Konferansı‘nda bir araya geldi.

1950 – Sovyetler Birliği‘nde MiG-17 jet uçağının ilk prototipi uçuş denemesini tamamladı.

2005 – Huygens adlı uzay sondasıSatürn‘ün uydusu Titan‘ın yüzeyine indi.

Pierre Loti (d. 1850)

Lewis Carroll (ö. 1898)

Safiye Ayla (ö. 1998)

Posted in Yazılarım | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 14

IRAK’IN İŞGALİ

Çok ilginç!  Amerika Irak’ı işgal ederken Irak ordusu hiç ortada görünmedi.

Irak ordusunun savaş uçakları hiç kalkmadı.

Tek bir tankı sokağa çıkmadı.

Amerika pikniğe gider gibi elini kolunu sallaya sallaya Irak’a girdi ve ele geçirdi.

Tüm dünya buna şaşırdı.

Peki, neden Amerika bir direnişle karşılaşmadı?

Saddam Hüseyin direnmeden Irak’ı Amerika’ya teslim mi etmişti?

İşgalden sonra ne Amerika ne de CIA bu durum hakkında tek açıklama yapmadı.

Yıllarca bu konu ve soru insanların zihinlerini meşgul etti.

Bu sorunun cevabını bilmek için 1950’de ABD tarafından CIA desteği ile Irak’ta büyütülen “Keşnizani Tarikatını” bilmeniz gerekir.

CIA desteği ile Irak’ta büyütülen bu tarikat Avrupa, Amerika ve Orta Asya’ya kadar yayıldı.

Saddam darbe devrim ile Irak’ı ele geçirdiğinde Saddam’a tamamen itaat ettiler.

Saddam da onlara bir şey yapmadı.

Fakat Keşnizani Tarikatı ordu, bürokrasi, emniyet, istihbarata kadar her yere adamlarını sokup ülkeyi içeriden ele geçirdi.

Genelkurmay Başkanından istihbarat başkanına,İç işleri Bakanından Emniyet amirlerine kadar çoğu kişi Keşnizani Tarikatına bağlıydı.

Tamamen CIA ve MOSSAD kontrolüne girmişlerdi.

Üstelik Saddam’ın eşi ve akrabaları da Keşnizani Tarikatına bağlanmıştı.

Ve Irak Amerika tarafından artık işgal edilebilirdi.

Kimse direnmeyecekti.

Ve Saddam…

*Her şeyi anladığında vakit çok geç olmuştu..

Emperyalist ülkeler her zaman tarikatları kullanmışlardır, çünkü o tarikatları kuran yine kendileridir…

Prof. Dr. Yavuz Kaya diyor ki:

Bir kez daha düşünün, Bu ülkede;

-Neden ağır bir ekonomik yıkım yaratıldı?

-Neden varlıklarımız satıldı?

-Neden altın rezervimize kadar ihtiyat akçemiz harcandı?

-Neden inanılmaz bir dış borç yaratıldı?

-Neden Londra mahkemeleri yetkili kılındı?

-Neden maliyetinin çok üzerinde alt yapı çalışmaları yapıldı,30 yıllık garantiler verildi hemde enflasyona indeksli kur ile?

-Neden Atatürk ismi silinmeye çalışılıyor?

-Neden T.C. tabelası kaldırıldı?

-Neden sınır güvenliği yok ve vasıfsız milyonlarca sığınmacı ülkeye dolduruldu?

-Neden bir demografik bozulma yaratıldı?

-Neden devlet kurumları yok edildi?

-Neden kuvvetler ayrılığı kaldırıldı?

-Neden denge-denetleme mekanizmaları kaldırıldı?

-Neden vergilerimizin akibetinin hesabı verilmiyor?

-Neden Milli Güvenlik Güçleri sistemi değiştirildi?

-Neden askeri okullar ve askeri hastaneler kaldırıldı?

-Neden bazı savunma sanayi kuruluşları satıldı ve üretim yapamaz hale getirildi?

-Neden ülkenin telekomünikasyonu satıldı?

-Neden eğitim sistemi laik sistem dışına çıkarıldı?

-Neden orta ekonomik sınıf yok edildi?

-Neden üniversitelerin kalitesi düşürüldü?

-Neden sağlık sistemi kötü?

-Neden anayasa hükümlerine uyulmuyor?

-Neden uyuşturucu ve mafyanın merkezi olduk?

-Neden bağlı olduğumuz AİHM kararları uygulanmıyor?

-Neden tarikat ve cemaatler holdingleşip devlete yerleştirildi?

-Neden ortak akıl devre dışı bırakıldı?

-Neden yetişmiş insan gücümüzü kaybediyoruz?

-Neden üretim ekonomisinden vazgeçildi?

-Neden kendimize yeten tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olduk?

-Neden bu kadar çok gaz, petrol nadir element kaynakları keşfedilirken (!) enerjide dışa bağımlılık arttı?

-Neden yıllar öncesinden bir varlık fonu oluşturuldu ve sorgulanamaz kılındı?!

Yıllar öncesinden!

-Neden Biden ile başbaşa yapılan görüşmeye dış işleri bürokratları alınmadı ve arkasından sınırlarda açık kapı politikası ile genç erkek Afgan, Pakistan ve diğerleri akın akın ülkeye girmeye başladı?

Tek cevap:

Emperyalist BOP projesi işliyor?

Alıntı: Prof. Dr. Yavuz Kaya

Posted in Gündem | IRAK’IN İŞGALİ için yorumlar kapalı
Oca 13

MİLLÎ KAHRAMAN RAUF RAİF DENKTAŞ’I ANIYORUZ.

Millî Kıbrıs Davamızın aziz önderi Denktaş, Ruhun şad olsun!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı ve Türk Milleti’nin “Kıbrıs Millî Davası’nın” Kahramanı Rauf R. DENKTAŞ’ı 13 Ocak 2012 günü ebediyet yolculuğuna başlamasının 14. yıldönümünde, sevgi, saygı ve rahmetle anıyor, aziz hatırası önünde tazimle eğiliyorum.

Kıbrıs adasının tarihinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki bölümünü, başlıca, Ada’nın tarihsel bakımdan asli unsurunu oluşturan Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarına ve 1960 Lefkoşa Antlaşmalarından kaynaklanan Devlet’in eşit ortak kurucusu olma statüsüne yapılan siyasî ve hukuk dışı saldırılar, onların Ada sathındaki fizikî varlığını tamamen yok etmeye matuf ekonomik baskılar ve silahlı teşebbüsler ve Türkiye’nin tarihten gelen ve Antlaşmalardan kaynaklanan hakları da göz ardı edilerek Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı için yaratılmak istenen oldubittiler ve bunlar karşısında Kıbrıs Türk halkının, Anavatan Türkiye’nin de destek ve yardımıyla gerçekleştirdiği efsanevî direniş oluşturmaktadır.

Bu direnişte bayraktarlığı önce Dr. Fazıl Küçük, sonra da 1973’te ondan devralan Rauf R. Denktaş yapmıştır.

Denktaş, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve Yunanistan’ın kendisine “azınlık” haklarını dahi fazla gördüğü Kıbrıs Türk halkını, cesaretle ve kararlılıkla birer birer attığı adımlarla 15 Kasım 1983 tarihinde KKTC’nin çatısı altında kendi öz devletine kavuşturmuştur.

Böylece, KKTC, Kıbrıs’taki iki halkın ileride iki devletin Ada’daki yan yana varlığı gerçeğini dikkate alma basiretini göstermesi ve antlaşmaya dayalı bir çözüm bulma iradesini izhar etmesi hâlinde, egemenlik esası üzerine kurulu siyasî eşitliğin iki sütunundan birinin peşin garantisi olarak tecelli etmiştir.

Uluslararası camianın BM çerçevesinde Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türk halkına ve Türkiye’ye yaptığı haksızlığa, özellikle KKTC ile ilgili bilinen çekincelerine ve uyguladıkları kısıtlamalara rağmen, Rauf Denktaş’ın başta BMGK’de olmak üzere BM’nin çeşitli organlarında irticalen akıcı bir İngilizce ile yaptığı konuşmalar her zaman ilgiyle dinlenmiştir. Muhtelif Batılı diplomatlardan Denktaş’ın BMGK’deki performansı hakkında hayranlık ifadeleri işitmişimdir.

Rauf Denktaş, ismi dünya çapında bilinen ve önde gelen yabancı devlet adamları tarafından ilgi, kabul ve itibar gören mümtaz bir şahsiyetti.

Makamlarında görüştüğü yabancı devlet adamları arasında ABD eski Dışişleri Bakanlarından Dr. Kissinger, Baker, Albright; İngiltere Başbakanlarından Callaghan ve Thatcher vardır.

İrlanda Savunma Bakanı Denktaş’ı Lefkoşa’da makamında ziyaret etmiştir.

Denktaş Almanya Dışişleri Bakanı Fischer’in resmî daveti üzerine bir heyetle birlikte 2000 Şubat ayında Almanya’ya ziyarette bulunmuştur. Fischer ile heyetler hâlinde görüşmüş ve yemek yemişlerdir.

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmasından sonra Malezya, Endonezya, Mısır, Libya, Lübnan, Ürdün, Pakistan ve Bangladeş’te Cumhurbaşkanları ve/veya Başbakanları, İran Şahı Rıza Pehlevi ve Ürdün Kralı Hüseyin tarafından kabul edilmiştir.

1982 – 1992 arasında BMGS olarak görev yapan Javier Pérez de Cuéllar hatıratında Denktaş’tan söz ederken “görüşlerini izah ederken fikir silsilesi daima mantıklı ve berraktı… Zaman zaman iyi niyet görevimi ifa ediş tarzım hakkında beni eleştirdiği de olmuştur. Ancak, bazen anlattıklarının özü hakkında sıkılmış olmama rağmen (tabiî gerçekleri duymak işine gelmediği için) yine de ifadelerindeki berraklığa hayran olmaktan kendimi alamamışımdır.” ifadelerine yer vermektedir.

Rauf Denktaş, “anavatanım” dediği Türkiye sevdalısıydı. Atatürk’ün ilkelerinin ve inkılaplarının şuuruna varmış; onları özümsemiştir. “Atatürk Milliyetçisi” olduğunu söylerdi.

Denktaş, bir taraftan uluslararası toplum önünde halkının öz çıkarlarını koruyup kollarken diğer taraftan da Kıbrıs adasının Türkiye için stratejik öneminin idraki içinde olmuştur. Kıbrıs millî davasının aynı zamanda Türkiye’nin Ege’den sonra Doğu Akdeniz’de de kuşatılmasının önlenmesi davası olduğunun bilinci içinde hareket etmiştir.

Denktaş öngörü ve önsezi sahibiydi. 1960 antlaşmalarının yürümeyeceğini önceden görmüş ve ifade etmiştir. 1956’dan itibaren önce Başbakan Adnan Menderes, sonra da 21 Aralık 1963 olaylarının ertesinde Başbakan İsmet İnönü tarafından Kıbrıs konusuyla görevlendirilmiş olan milletvekili, eski bakan ve Başbakan Prof. Dr. Nihat Erim “Kıbrıs” isimli kitabında Rauf Denktaş’ın tarihî bir öngörüsünü şöyle nakletmektedir:

“Ben Denktaş’ın daha Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmeden, Zürih ve Londra antlaşmalarıyla bulunan çözüm şeklinden endişeli olduğunu, bu işin Rumların kötü niyeti dolayısıyla yürüyemeyeceğini birkaç defa bana, o zamanki Başbakan’a ve Dışişleri Bakanı’na söylediğini hatırlıyorum. Hatta, Kıbrıs’ta benimle Dr. Küçük ve Denktaş’ın yaptıkları bir konuşmada, hükümete kendi düşüncelerini duyurmamı söylediklerini de hatırlıyorum.”

Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş Millî Dava’yı anlatmak ve benimsetmek için her fırsatı değerlendirirdi. Bunun için her türlü fizikî zahmeti göze alır, sağlığından ve özel hayatından büyük fedakârlıklar yapardı. Davayı anlatmak için Türkiye’deki ve dışarıdaki çeşitli çevrelere, kişilere kendi kaleme aldığı mektuplar, belgeler, kitaplar gönderirdi. Aldığı bir mektuba derhâl cevap verir; cevabı bir hafta kadar gecikmişse, mektuba gecikme için özür dileyerek başlardı.

Rauf Denktaş insanî vasıfları yüksek, moral veçhesi sağlam, duygu dolu, özel merakları ve meziyetleri olan bir siyasetçiydi. Samimi bir hayvanseverdi.

Meslek hayatımın önemli bir bölümünde, hem de Millî Davamızın başlıca tarihî aşamalarında, vazifeyle Millî Davamızın Önderi’nin yanında ve yakınında olma mazhariyetine eriştim. Kıvanç duyuyorum.

Denktaş’ın ebediyete intikali üzerine dönemin en üst düzeydeki Devlet Ricalimiz tarafından, Millî Davamızın önderinin “geriye bıraktığı en büyük mirasın şüphesiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğu, Kıbrıs Türk halkının bu paha biçilmez mirasa sahip çıkarak, onun aziz hatırasını daima yaşatacağı” ve “Türk milletinin gönlünde müstesna bir yere sahip olan merhum Denktaş’ın idealleri, uğruna hayatını vakfettiği KKTC topraklarında ebediyen yaşayacağı” şeklinde Özel Deftere mesajlar yazılmıştır.

Millî Kıbrıs Davamızın aziz önderi Denktaş, Ruhun şad olsun!

Alıntı: MDM Turgay Uluçevik

Posted in Yazılarım | MİLLÎ KAHRAMAN RAUF RAİF DENKTAŞ’I ANIYORUZ. için yorumlar kapalı
Oca 13

TARİHTE BUGÜN

13 Ocak:

1888 – National Geographic Society kuruldu.

1898 – Émile Zola‘nın yayımladığı J’Accuse…! başlıklı açık mektup, Dreyfus davasını kamuoyunun dikkatine taşıdı.

1953 – Mareşal TitoYugoslavya devlet başkanı seçildi.

1993 – Kimyasal Silahlar Sözleşmesi imzaya açıldı.

2012 – Costa Concordia gemi felaketi yaşandı.

Ordal Demokan (d. 1946)

Orlando Bloom (d. 1977)

Rauf Denktaş (ö. 2012)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 12

TARİHTE BUGÜN

12 Ocak:

1951 – Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi yürürlüğe girdi.

1967 – Dr. James Bedford, gelecekte tekrar canlandırılmak üzere, kriyojenik olarak dondurulan ilk insan oldu.

1969 – Led Zeppelin grubu, ilk albümünü çıkardı.

1972 – Mucibur RahmanBangladeş başbakanı oldu.

2016 – Sultanahmet Meydanı‘nda bir intihar saldırısı gerçekleşti.

Jack London (d. 1876)

Fevzi Çakmak (d. 1876)

Agatha Christie (ö. 1976)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı