Tem 22

TARİHTE BUGÜN

22 Temmuz

838 – Bizans İmparatorluğu ile Abbâsîler arasında Dazimon Muharebesi gerçekleşti.

1298 – Falkirk Muharebesi: İskoç Komutan William Wallace, Britanya Kralı I. Edward‘a yenildi.

1456 – Belgrad Kuşatması‘nda Macar Kralı János Hunyadi, Osmanlı İmparatorluğu padişahı II. Mehmed‘i yendi.

1933 – Wiley Post, Dünya etrafında uçakla tek başına dolaşan ilk insan oldu. 15.596 millik yolculuğu 7 gün, 18 saat, 45 dakika sürdü.

2008 – Bosna savaş suçlusu Radovan Karadžić Sırbistan‘da yakalandı.

Despina Vandi (d. 1969)

Selena Gomez (d. 1992)

Suna Pekuysal (ö. 2008)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 22

Rus Türkolog ve tarihçi Viktor Nadein-Rayevski, Atatürk’ün liderlik dehasını ve Türk tarihindeki dönüm noktasını şu sözleriyle ifade etmiştir.

Rus Türkolog ve tarihçi Viktor Nadein-Rayevski, Atatürk’ün liderlik dehasını ve Türk tarihindeki dönüm noktasını şu sözleriyle ifade etmiştir.

“Ben Türk tarihinde Atatürk dönemini farklı bir dönem olarak görüyorum. Kanaatimce biz Slav halklarının, Ermenilerin, Greklerin (Yunanların) hatta Arapların en büyük şansı, Mustafa Kemal gibi bir liderin çökmüş bir devletin ve Türk kavminin en zayıf devresine denk gelmesidir.”

“Eğer Osmanlı’nın iyi bir devresinde Mustafa Kemal devletin başına gelse ve onun anlayışı devlete hâkim olsaydı; tahminimce Baltık Denizi’nden Karadeniz’e, Basra Körfezi’nden Hazar Denizi’ne kadar herkes Türkçe konuşup Türkçe anlaşıyor olurdu şimdi.”

Rayevski, bu değerlendirmeleriyle Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri ve siyasi dehasının, doğru zamanda ortaya çıktığında bir coğrafyanın kaderini ve demografik yapısını nasıl kökten değiştirebilecek güçte olduğuna dikkat çekmektedir. Konuyla ilgili detaylı analizlerine Ege Olay üzerinden ulaşabilirsiniz

Posted in Atasözleri Vecizeler | Rus Türkolog ve tarihçi Viktor Nadein-Rayevski, Atatürk’ün liderlik dehasını ve Türk tarihindeki dönüm noktasını şu sözleriyle ifade etmiştir. için yorumlar kapalı
Tem 21

TARİHTE BUGÜN

21 Temmuz

MÖ 356 – Herostratus adındaki bir genç, Dünyanın Yedi Harikası‘ndan biri olan ve Efes‘te bulunan Artemis Tapınağı‘nı yaktı.

1718 – Osmanlı İmparatorluğu ile Kutsal Roma İmparatorluğu ve Venedik Cumhuriyeti arasında Pasarofça Antlaşması imzalandı.

1798 – Napolyon‘un Fransızlara Kahire yolunu açtığı Piramitler Muharebesi gerçekleşti.

1831 – Belçika‘nın ilk kralı I. Léopold tahta çıktı.

1861 – Yıllarca süren Amerikan İç Savaşı sırasındaki Birinci Bull Run Muharebesi gerçekleşti.

Ernest Hemingway (d. 1899)

Yusuf İslam (d. 1948)

Jerry Goldsmith (ö. 2004)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 21

KAHRAMAN PİLOT BİNBAŞI FEHMİ ERCAN

Ruhu şad Mekânı cennet olsun

Rum uçaksavar komutanlarının “Buradan hiçbir Türk jeti geçemez” dediği Beşparmak Dağları’ndaki çelik savunma hattını tek başına darmadağın eden ve Türk komandolarına gökten yol açan kahraman Pilot Binbaşı Fehmi Ercan’dır!

Fehmi Ercan, 1935 yılında Balıkesir’de dünyaya geldi. Askerî eğitimini Kara Harp Okulu’nda tamamladıktan sonra Hava Kuvvetleri’ne geçerek jet pilotu oldu. Türk Hava Kuvvetleri’nin en disiplinli, hava-yer taarruzlarında (bombardıman) en yüksek isabet yüzdesine sahip seçkin taktik pilotları arasında yer aldı.

20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs Barış Harekatı’nın hava operasyonları başladığında, 181. Filo’da görevliydi. Hava Kuvvetleri ile adaya havadan inecek olan Bolu Komando Tugayı arasında “ileri hava kontrolörü” (FAC) olarak köprü görevi görüyordu. En büyük askeri risk, komandoları taşıyan C-130 ve C-47 nakliye uçaklarının paraşüt atma noktasına yaklaştığı sırada Beşparmak Dağları’na gizlenmiş Rum uçaksavar bataryaları tarafından avlanma ihtimaliydi.

Binbaşı Fehmi Ercan, jetini yoğun uçaksavar ateşi altına sürerek radara yakalanmamak için dağ vadilerinin arasından sıfır irtifada sızdı. Tam iki saat içinde, komandoların iniş yapacağı Kırnı bölgesini baskı altında tutan 12 stratejik Rum mevzisini ve radar istasyonunu tam isabetle imha etti. Onun göklerde açtığı bu güvenli koridor sayesinde Türk komandoları adaya tek bir kayıp bile vermeden havadan inmeyi başardı.

Harekâtın ikinci günü olan 21 Temmuz gecesi, karadaki komuta merkezine isabet eden bir Rum roketi neticesinde kahramanca şehit düştü. Gösterdiği bu eşsiz askeri deha ve fedakarlıkla harekâtın seyrini değiştiren şehidimizin adı, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyaya açılan en büyük kapısı olan “Ercan Uluslararası Havalimanı’nda resmi olarak ölümsüzleşmiştir.

Alıntı

Posted in Gündem | KAHRAMAN PİLOT BİNBAŞI FEHMİ ERCAN için yorumlar kapalı
Tem 20

TARİHTE BUGÜN

20 Temmuz: KKTC‘de Barış ve Özgürlük Bayramı

1402 – Ankara Muharebesi: Yıldırım Bayezid komutasındaki Osmanlı ordusu ile Timur komutasındaki Timur Ordusu Çubuk Ovası‘nda karşılaştı.

1881 – Amerika Birleşik Devletleri ordularına karşı savaşan son yerli kabile şefi olan Sioux kabilesi lideri Oturan Boğa teslim oldu.

1936 – Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.

1951 – Ürdün Kralı I. Abdullah, Cuma namazı sırasında bir Filistinli tarafından öldürüldü.

1969 – Tarihte ilk kez insanlı bir uzay aracı Ay‘a ulaştı. Apollo 11 ile Ay yüzeyine inen astronot Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’a ilk ayak basan insanlar oldu.

Büyük İskender (d. MÖ 356)

Vehbi Koç (d. 1901)

Bruce Lee (ö. 1973)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 20

AYAKLA ÇÖKELİK TARTMA

AYAKLA ÇÖKELİK TARTMA

Hekimhan köylerinin birinde, adam çökeliği omuzlamış pazara satmaya götürüyormuş. Yolda Osman Dayı adında biri seslenip durdurmuş adamı. Çökeliği almak için üç aşağı beş yukarı derken anlaşmışlar. Çökelikçi demiş ki “terazim var amma, kiloyu evde unutmuşum, ben satmaktan caydım”. Osman Dayı, “üzülme yeğenim” demiş “benim ayağımın tabanı kilo vazifesi görer”.

Böylece terazinin kefesinin birine çökeliği diğerine de Osman Dayı’nın ayağını koymuşlar. Osman Dayı ayağının ağırlığıyla bastırmış teraziye, ardından “yeğenim tamam kefeleri dengeledim, tamı tamına 10 kilo 300 gram geldi, hadi 300’ünü derinin darasına düşek, 10 kilo kalır geriye” demiş.

Posted in Fıkralar | AYAKLA ÇÖKELİK TARTMA için yorumlar kapalı
Tem 19

TARİHTE BUGÜN

19 Temmuz:

64 – Yaklaşık bir hafta süren Büyük Roma Yangını, Roma’nın üçte ikisinin yanmasına neden oldu.

711 – Hristiyan Vizigotlar ile Tarık bin Ziyad yönetimindeki Arap ve Berberi orduları arasında Guadalete Muharebesi gerçekleşti.

998 – Bizans İmparatorluğu ile Fâtımîler arasında Epemiye Muharebesi gerçekleşti.

1870 – Fransa, Prusya‘ya savaş ilan etti.

1996 – 1996 Yaz Olimpiyatları, Atlanta–Georgia‘da başladı.

Samuel Colt (d. 1814)

Fausto Zonaro (ö. 1929)

Brian May (d. 1947)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 19

ATATÜRK’ÜN BUDUNA DÖNÜŞÜ VE ÖZAL FİTNESİ.

ATATÜRK’ÜN BUDUNA DÖNÜŞÜ VE ÖZAL FİTNESİ.

Konumuz, Atatürk’ün buduna dönüşü ve Özal fitnesi.

”Anadolu’nun Türkleştirilmesi’’ sözü Özal tarafından kasıtlı olarak çok sıkça kullanılmıştır.

Özal, art niyetli olarak söylediği bu sözüyle;

Anadolu’nun binlerce yıllık Türk yurdu olmayıp, bu coğrafya insanının Türk olmadığını ve Türklüğün zoraki bir dayatma olduğunu ima etmiştir.

Özal’a göre, Atatürk’le beraber Anadolu’da baskıya dayalı ve zorlama bir Türkleştirme hareketi başlatılmıştır!

Özal’la Anadolu’da sinsi bir ‘’ETNİK AYRIŞIM’’ başlatılmış olup, bunun neticesi olarak da Anadolu coğrafyasına ayrılık tohumları bizzat Özal tarafından ekilmiştir.

Anadolu en az 10.000 yıllık bir Türk yurdudur. Hatta daha da fazla.

Cumhuriyet rejimi, bir Türkleştirme macerası değil aksine 730 yılında ORHUN KİTÂBELERİNDE ADI GEÇEN TÜRK BUDUNU’NA (Türk milletine) dönülerek, yitirilen TÜRKLÜK BİLİNCİNİN yeniden kazanılma sürecidir.

Atatürk, Zeki Velidi Togan’a elindeki bütün tarihi vesikaları vererek, ondan Anadolu’da en az dokuz bin yıllık bir Türk tarihi yazmasını istemesi bunun en büyük delilidir.

KİRLİ OYUN!

Türkiye’mizde yazılan tarih dersi kitapları, yazım işlemi bittikten sonra ABD de ki o meşhur Tarih Enstitüsüne gönderilir. Burada yeniden elden geçirilerek bize ”Şu kısmı tamamen çıkarın, şu kısmı değiştirip şöyle yazın” şeklinde tâlimat verilir.

Emir büyük yerden geldiği için bizimkiler de CONİ AMCALARININ dediklerini harfiyen yerine getirerek, istenilen ekleme ve çıkarmaları yapmakta bir mahsur görmezler!

Bu yüzdendir ki bugün okullarımızda okutulan tarih ders kitâplarında, bir şehir devletinden ibaret olan Trabzon’da ki Kommenler, RUM PONTUS İMPARATORLUĞU olarak geçerken, Türklerin Anadolu’ya gelişleri ise 1071 olarak gösterilmektedir.

Şayet, Trabzon’da bir Rum Pontus İmparatorluğu var ise, bu İmparatorluğun en az 300-500 km öteden başlayan bir sınırının olması gerekmez mi?

O sınır geçildiğinde savaş başlamaz mı?

Lâkin, Fatih Sultan Han Trabzon surlarının dibine kadar hiç bir güçle karşılaşmadan gelip şehri kuşatmıştır. Bu demek oluyor ki ortada sadece bir ”Şehir Devleti” var iken, ABD dayatmasıyla biz bunu çocuklarımıza Rum Pontus İmparatorluğu şeklinde okutuyoruz.

Diğer bir dayatma ise;

Türklerin Anadolu’ya gelişleri kasten 1071 olarak gösterilerek, Türklerin Anadolu’da ki varlıkları 900 küsur seneyle sınırlandırılmak istenir.

Son yıllarda, Türk’ün ANDINA, Türk ismine, Türk kimliğine, Türk’ün varlığına karşı artan saldırılar, hatta Türk ismini Anayasadan silmeye kadar varan nankörlükler üzerine birkaç söz söylemek gerekirse ki her zamankinden daha çok gerekiyor!

Türk milleti olarak çeşitli nankörlüklerle karşılaştığımızda fazla üzülmememiz gerekmektedir. Bazı şerefsizlerin şerefsizliklerini onların tabiatları gereği olan davranış şekilleri olarak görmeliyiz.

İnsanı bir pıhtıdan yaratan ve kendisine akıl, sağlık ve daha sayılamayacak kadar birçok nimetleri sunan Allah’a karşı nankörlük eden bir insanın; bütün imkânlarından istifade etmesinin yanında, soyunun- Sopunun bu günlere kadar gelmesini sağlayıp kendisini en üst makamlarına kadar yükselten Türk milletine karşı nankörleşip ihanet etmesi gayet normaldir, çünkü bu tipler, imandan, vicdandan, ahlâk ve sadakat duygusundan mahrum birer şeref fukarasıdırlar.

GÜNÜMÜZ DALLAMALARININ SALLAMALARI!

Atatürk’ün sözleri, bugünkü dallamaların sallamalarına benzemez, mutlaka sağlam bir kaynağa dayanırdı. Çünkü O’ resmi kayıtlara göre 3 bin 997 kitap okuyan ve okuduğu sayfalara kendi el yazısıyla notlar düşen bir üstün şahsiyetti.

Atatürk’ün okuduğu kitapların;

2 bin 151’i Anıtkabir,

1741’i Çankaya Köşkü,

102’si İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi,

3’ü ise Samsun İl Halk Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Alıntı: ORHAN KILIÇOĞLU

Posted in Gündem | ATATÜRK’ÜN BUDUNA DÖNÜŞÜ VE ÖZAL FİTNESİ. için yorumlar kapalı
Tem 18

TARİHTE BUGÜN

18 Temmuz:

MÖ 390 – Roma Cumhuriyeti ile Galya arasında gerçekleşen Allia Muharebesi‘ni Galyalılar kazandı.

656 – Ali bin Ebu Talib halife oldu.

1920 – Mîsâk-ı Millî, Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde kabul edildi. BMM, Mîsâk-ı Millî üzerine yemin etti.

1925 – Adolf Hitler, nasyonal sosyalist fikirlerini açıkladığı kişisel manifestosu Mein Kampf‘ı (Kavgam) yayımladı.

1975 – Apollo – Soyuz kenetlenmesi televizyondan naklen verildi.

Caravaggio (ö. 1610)

Nelson Mandela (d. 1918)

Refik Halit Karay (ö. 1965)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 18

BABA İLE OĞUL

BABA İLE OĞUL

82 yaşında bir baba, 50 yaşındaki oğluyla kanepede oturuyor.
Oğlu başarılı, eğitimli, ciddi. Baba sessiz, biraz zayıf ama tetikte.
Aniden pencere kenarına bir karga konar.
“Bu ne?” diye sorar baba sessizce.
“Bir karga, baba,” diye cevap verir oğul sakince.
Birkaç saniye geçer.
“Bu ne?” diye tekrar sorar baba.
“Az önce söyledim ya, bir karga,” der oğul, biraz sinirlenerek.
Bir sessizlik anı daha.
“Bu ne, oğlum?” diye sorar baba üçüncü kez.
Şimdi oğul sesini yükseltir:
“Bir karga, kahretsin! Kaç kere söylemem gerekiyor?!”
Baba hiçbir şey söylemez. Ayağa kalkar ve yavaşça odasına girer.
Bir süre sonra elinde eski, yıpranmış bir defterle geri döner. Dikkatlice karıştırıyor ve oğluna uzatıyor.
“Lütfen bunu oku,” diyor sessizce.
Oğul okuyor:
“Bugün üç yaşındaki oğlumla kanepede oturuyordum. Pencereye bir karga kondu.
Oğlum bana 23 kez sordu: Baba, bu ne?
Ve her seferinde gülümseyerek cevap verdim: Bu bir karga, canım.
Ona sarıldım, başını okşadım- merakına minnettardım.
Sevgi ve sıcaklık dolu bir andı.”
Oğul sessiz.
Bakışları boşlaşıyor.
Ve yüreğinde sessiz bir utanç yayılıyor.
Neden?
Çocukken bize sonsuz bir sabır verilir-ama ebeveynlerimiz yaşlandığında, tam da onlara karşı olan sabrımızı kaybederiz.
Ama onlar büyük bir şey istemezler. Para yok, hediye yok.
Sadece biraz zaman. Biraz yakınlık. Biraz kalp.
Çünkü bir gün biz de o kanepede oturuyor olacağız.
Ve umarım biri aynı soruyu 23 kez yanıtlar-rahatsızlıkla değil, ama sevgiyle.

Posted in Hikayeler | BABA İLE OĞUL için yorumlar kapalı