Nis 10

TARİHTE BUGÜN

10 Nisan:

428 – NestoriusKonstantinopolis patriği oldu.

1809 – Beşinci Koalisyon Savaşı başladı.

1864 – I. MaximilianMeksika imparatoru oldu.

1912 – RMS Titanic ilk seferine çıktı.

1998 – Kuzey İrlanda‘da 29 yıllık savaşı bitiren Hayırlı Cuma AnlaşmasıBelfast‘ta imzalandı.

Joseph Pulitzer (d. 1847)

Emiliano Zapata (ö. 1919)

Ömer Şerif (d. 1932)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 10

CAN VERİR YİĞİTLER VATAN AŞKIYLA

YİĞİTLER CAN VERİR VATAN AŞKIYLA

Bak haddini aştı Türk’e ihanet!

Sardı tüm bedeni malum melanet

Bu gerçek bilesin sanma kehanet

Göğüste Türk diye atan aşkıyla

Yiğitler can verirvatan aşkıyla

* * *

Türk adını silmek için yarış var

Bu vatanı bölmek için yarış var

Şehit olmak ölmek için yarış var

Düşmanına mertçe çatan aşkıyla

Yiğitler can verirvatan aşkıyla

* * *

Tarif edemez ki sözcükler diller

Soluyor kıpkızıl şakayık güller?

Korkusuz cesurlar binler yüzbinler

Kanını bayrağa katan aşkıyla

Yiğitler can verirvatan aşkıyla

* * *

Sakın midemizi bulandırmayın

Yiğit olun lafı dolandırmayın

Vatan sevdamızı sulandırmayın

Türklükle milleti tutan aşkıyla

Yiğitler can verirvatan aşkıyla

* * *

Ne idüğü belirsiz falan filanı

Gördük görmekteyiz yalan dolanı

Niçin ezmediniz hain yılanı?

Vatan toprağında yatan aşkıyla

Yiğitler can verirvatan aşkıyla

* * *

Kenan Şahbaz

Eğitimci, Devlet Halk Şairi, Araştırmacı, Yazar

Posted in Şiirlerim | CAN VERİR YİĞİTLER VATAN AŞKIYLA için yorumlar kapalı
Nis 09

TARİHTE BUGÜN

9 Nisan:

193 – Septimius SeverusRoma imparatoru oldu.

1241 – Moğol İmparatorluğu ile müttefik Polonya ordusu arasında Legnica Muharebesi gerçekleşti.

1945 – Königsberg Kuşatması sona erdi.

1967 – Boeing 737, ilk uçuşunu gerçekleştirdi.

1991 – GürcistanSovyetler Birliği‘nden bağımsızlığını ilan etti.

Zeno (ö. 491)

Charles Baudelaire (d. 1821)

II. Isabel (ö. 1904)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 09

YENİDEN MÜDAFA-İ HUKUK LAZIM GİBİ

YENİDEN MÜDAFA-İ HUKUK LAZIM GİBİ

Ne yalan söyleyeyim, ülkemin perişan edilmiş haline bakınca, acaba yeniden Müdafaa-i hukuk zamanı mı geldi diye sormadan edemedim. Ülke toprakları dahil, milli sınırlar içinde, milli ekonomi çökertilmiş, madenleri satılmış, maden sahaları, su kaynakları, tarım arazileri, ormanları, dağları gökyüzünden aşağı doğru bakıldığında derisi zorla yüzülmekte olan bir canlı gibi görülüyor.

Türkiye’nin derisini yüzen kapitalizm, emperyal ortaklarıyla, yaylalarımıza, obalarıma kadar geldi.

İktidar seyrediyor. Acımasızlara izin üstüne izin veriyor. Ortakları da sessiz.

Ne milliyetçisi milliyetçi gibi ne dindarı dindar gibi.

Devlet gücünü elinde bulunduranlardan bizi müdafaa edecek kim var?

Hukukumuzu kim savunacak?

Anadolu’nun postu soyuluyor, damarları canlı canlı kesiliyor, kalbine doğru hançer acımasızca battıkça batıyor ve haykıranların sesini duyan yok.

Millet ağlıyor efendiler, millet.

Milletin hukukunu kim savunacak?

Mahkemeler mi?

Verdiği kararları dinletemeyen mahkemeler artık umut vermiyor.

Devlet, iktidar partisinin eline geçti. Topluca hepimizin olmaktan gittikçe uzaklaşır. Kanun koyucular, milletvekili olsalar da aslında iktidar vekili olarak çalışıyor.

Güzelim koylar, verdiği huzura, insan bakışan kattığı güzelliğe doyamayacağınız deniz manzaraları, şirketlerin, hatırlı kişilerin zekine ya da çıkarına kurban ediliyor.

Milletin olanı millete sormadan, hukuk dahi dinlemeden sahipleniyorlar.

Halk, her geçen gün yoksullaştırılıyor. Ülkenin milli sermayesi, ihalelerle, vergi indirimleriyle, hatta vergi iadeleriyle, Ak sermayedarlara aktarılıyor. Yeni kapitalist yeni üst tabaka, alt sınıf ve tabakalara üstten bakıyor.

Dünyevileşmek yerine uhrevileşmek iddiasında olan tarikatlar bile yeni kapitalist üst sınıfın arasında yerini aldı. Çakarlı arabalarla gezip, lüks mekanlarda kahve yudumluyor. Hastaneleri, ticari şirketleri var.

Tasavvuf, dibe vurdu.

Salt iddiadan ibaret kaldı.

Halbuki, bu geçici dünyada ne zulme ne insanın kalbini kırmaya, hatta küçücük karıncanın bile yolunu kesmeye gerek yoktu.

Bir hırka bir lokma yeterdi. Yumuşak bir ses, kalbe dokunan cümleler olmalıydı. Fanus kırıldı azizim.

Derviş artık bizim bildiğimiz derviş olmaktan çıktı. Biz istiyoruz ki, Ahi Evran gibi, milli olsun ve dahi ölçüye uysun, milletin hakkını millete teslim etsin.

Artık, Moğol’a biat eden hoca tipi var.

Ahi ocağı gibi devlet kuran erdemliler yok.

Kısaca milletin hakkını ve hukukunu savunan kültür yok edildi.

Şimdi kim padişaha hakikati söyleyecek?

O cesur pir kimdir?

Hiç kimsedir.

Bakın.

Bu millet, kaç yıldır adalet arıyor.

Hem de kimden arıyor ve bekliyor biliyor musunuz? Dini, diyaneti bilen, elinde kapı gibi imam hatip, ilahiyat diploması olan devlet yöneticilerinden arıyor. Karşılığında ne buluyor derseniz, Silivri’ye bakın derim.

Siyaset, yönünü çoktan kayıp etmiş, iftira üretim merkezine dönüşmüş durumda. Onların medyası tarihe, asla düzeltemeyecekleri, ibretlik kalın çizgili izler bırakıyor.

Alıntı: Ahmet Gürsoy

Posted in Gündem | YENİDEN MÜDAFA-İ HUKUK LAZIM GİBİ için yorumlar kapalı
Nis 08

TARİHTE BUGÜN

8 Nisan:

217 – Roma imparatoru Caracalla, bir komplo sonucu öldürüldü.

1784 – Messier 91William Herschel tarafından keşfedildi.

1904 – İngiltere-Fransa Dostluk Antlaşması imzalandı.

1911 – Hollandalı fizikçi Heike Kamerlingh Onnessüperiletkenliği keşfetti.

2014 – Windows XP için genişletilmiş destek sona erdi.

Timur (d. 1336)

Gaetano Donizetti (ö. 1848)

Pablo Picasso (ö. 1972)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 08

YAR BIRAKMA SEVGİMİ

YAR BIRAKMA SEVGİMİ

Daldım aşkın derdine ruhuma derman diye

Ömre bedel gülüşün gönlüme ferman diye

Bakışın deste deste aşkıma harman diye

Yar bırakma sevgimi yaban ele fesada

Yar bırakma sevgimi yaban ele hasada

* * *

Gönlün öz kapısını sana açmaya geldim

Sevgi incelerini bir bir saçmaya geldim

Gonca gül dudağından iksir içmeye geldim

Yar bırakma sevgimi yaban ele fesada

Yar bırakma sevgimi yaban ele hasada

* * *

Aşkın altın zinciri yüreğimde bir hoşum

Fani dünya zanneder ben içmişim sarhoşum

Bir bilseler gerçeği sevdalıyım ser-hoşum

Yar bırakma sevgimi yaban ele fesada

Yar bırakma sevgimi yaban ele hasada

* * *

Gece gündüz her vakit hep seni anıyorum

Bu aşkın ateşiyle yanıyor yanıyorum

Gördüğüm her bir şeyi inan sen sanıyorum

Yar bırakma sevgimi yaban ele fesada

Yar bırakma sevgimi yaban ele hasada

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | YAR BIRAKMA SEVGİMİ için yorumlar kapalı
Nis 07

TARİHTE BUGÜN

7 Nisan:

1789 – I. Abdülhamid‘in ölümü üzerine III. Selim tahta çıktı.

1947 – Suriye‘de Baas Partisi kuruldu.

1948 – Dünya Sağlık Örgütü (WHO: World Health Organization), Birleşmiş Milletler‘e bağlı olarak kuruldu.

2001 – Robotik uzay aracı 2001 Mars Odyssey, uzaya fırlatıldı.

2017 – İsveç‘te Stockholm saldırısı gerçekleşti.

Bâkî (ö. 1600)

Sakıp Sabancı (d. 1933)

Russell Crowe (d. 1964)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 07

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

 * “Başkaları için yaşayan kişi, sadece kendisi için yaşayan birine kıyasla çok daha uzun süre hatırlanır.” Lev Tolstoy
 * “En kötü yalnızlık, kimsenin seni anlamadığı yalnızlıktır.” George Eliot
 * “Birinin sana ne kadar değer verdiğini öğrenmek istiyorsan, artık sana ihtiyacı kalmadığında nasıl davrandığına bak.” Friedrich Nietzsche
 * “Başkalarıyla kendini kıyaslamayı bıraktığında, sonunda en iyi halin olursun.” Lao Tzu
 * “Eğer tek amacın dünyaya uyum sağlamaksa, asla bir etki bırakamazsın.”
 * “Birinin hala iyiliğe inanmasının sebebi ol.”
 * “Bir şeyler ters giderse, onu düzelt. Ama endişelenmemeyi öğren: Endişe hiçbir şeyi çözmez.” Ernest Hemingway

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Nis 06

TARİHTE BUGÜN

6 Nisan:

MÖ 46 – Jül SezarThapsus Muharebesi‘ni kazandı.

1453 – II. Mehmedİstanbul’u kuşattı.

1793 – Fransız İhtilali sırasında Kamu Güvenliği Komitesi kuruldu.

1896 – İlk modern Olimpiyat OyunlarıAtina‘da başladı.

1992 – Bosna-Hersek‘te Bosna Savaşı başladı.

James Watson (d. 1928)

Isaac Asimov (ö. 1992)

Sevda Aydan (ö. 2018)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 06

KÜFÜR FİKİR DEĞİLDİR

KÜFÜR FİKİR DEĞİLDİR

Vallahi hiç kusura bakma. Cümlesinin nerede başlayıp nerede bittiğini fark etmeyen insanın sözde fikriyle vakit kaybedemem.

Her fikir saygıdeğer midir? Bence hayır. İtiraf edeyim, okur yazarlıkta tekleyen birinin fikirlerine saygı duymak hiç içimden gelmiyor. Bence doğru da değil. Yazmasını bilmeyenin yazdıklarında fikir aramak boşuna bir çaba.

Sosyal medyada ve hatta bizim gazetenin internet nüshasının yorumlarında öyle yazılar var ki… Cümlelerin sonunda nokta yok, başında büyük harf yok. Demek ki cümle yok. Birkaç kelimede bir virgül koyup devam eden “yorumcular” var! Noktalama işaretinden sonra bir boşluk bırakmak yüksek lisans seviyesinde bir beceridir herhâlde. De, da’nın ayrılması… Hele de gereken “ki”lerin ayrı yazılması. Soru eki “mı” ve “mi”… Bunlar muhtemelen doktora, hatta profesörlük konusudur. Gerçi böyle hataları yapan profesörler de tanıdım. Onun için üzülmeyin. Ne de olsa acele yazıyorsunuz, mühim olan “fikir”, değil mi.

Cehaletini savunmak

Şimdi birkaç savunma var. Biri, “Acele yazdım.” Okur yazar insan acele de yazsa yavaş da yazsa böyle abuk yanlışlara düşmez. Hiç bozuk konuşanı taklit etmeye kalktınız mı? Hani eğlence olsun diye. Çok zor bir iş. Yanlış yazmayı taklit etmek de kolay değil. Noktadan, virgülden sonra ara tuşuna düşünerek basmazsınız ki. Az önceki “ki” de düşünülüp taşınılıp ayrılmadı. Okur yazarlar bunları şuur altından yapıverir. Okur yazardan kastım da ömründe hiç olmazsa birkaç kitap okumuş olmak. Belli ki yüce halkımızın çoğunluğu testlerde soru okuyup kutu karalamaktan okumaya, hele hele yazmaya pek vakit bulamıyor.

Bir başka savunma: Sen böyle ıvır zıvırı bırak da yazdığım fikre bak! Vallahi hiç kusura bakma. Cümlesinin nerede başlayıp nerede bittiğini fark etmeyen insanın sözde fikriyle vakit kaybedemem. Bırakın büyük harfi ve noktayı, de-da hatası gördüğümde bile yazara saygım bir çıt düşer.

Küfür fikir değildir

Bir de art arda slogan ve değer hükmü sıralamayı fikir sanan tipler var. Hatta art arda hakaret, aşağılama kelimeleri sıralamayı… Bunların kapsamı sosyal medyanın ötesinde. Bazı siyasi partilerin iletişimi de öyle. Hatta secili küfür ediyorlar. Seci, düz yazıdaki kafiyeli kelimelere denir. Mesela millet ile zillet kafiyelidir. Seci yapılabilir. Sonra devam edersiniz: millet, zillet, illet, rezalet, sefalet, hiddet, zulmet, bisiklet… Bisiklet’in ne ilgisi var diyeceksiniz. Aynen böyle yapıyorlar. Seci şehvetinden hiç ilgisiz kelimeleri de araya sıkıştırıveriyorlar.

Kulaktan doldurulup ağızdan veya klavyeden boşaltmak. Buna ithal bilgelik deniyor. Geçen gün bir “yorumcu” saymış: faşist, ırkçı, militarist, tek tipçi… Şimdi bu fikir mi? Yok düpedüz küfür. Benim cevabım ne olabilir: “Ben de senin!”

Yetmişli yıllarda “Bize faşist diyenin…” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu minval üzreydi. Ama daha sunturluydu. Rahmetli Nevzat Köseoğlu da o yazıyı iddianamesine aynı hakareti yazan meşhur işkenceci savcının gözünün içine bakarak okumuştu. Siz hayatınızda Türkiye’de “Ben faşistim, faşist!” diyen bir adam gördünüz mü? Ben görmedim. Bu kelimeyi sadece 11 yıl hocalık yaptığım ODTÜ’de o zamanın “devrimci gençler” inin ağzından duyardım. Millî demokratik devrim, yani ihtilal yapacaklardı ama nasip olmadı. O günlerde bunlar bize de okuldaki sosyal demokrat gençlere de “faşist” diyordu. Sonra Josef Stalin’in “faşist” tarifini okudum: “Komünist olmayan”. O halde kendi ideolojilerine göre haklıydılar ama söyledikleri hâlâ küfürdü, fikir değildi.

Fikir ve bilim kardeştir

Söylemek istediğim: Ne o “faşist” diyen iddianamede fikir vardır ne de benim öfke ile yazdığım “Bize faşist diyenin” yazısında. Ne de o art arda küfür ve klişe sıralayan “yorum” ve parti açıklamaları fikirdir.

Fikir yazısı, insanların dünyaya şimdiye kadar baktıklarından farklı bir açıdan bakmalarını sağlar. Veya bir yanlış bakışı düzeltir. “Öyle değil, böyle” der, dedikten sonra da “Çünkü…” diye devam eder. Yoksa sadece hayır demek de fikir değildir; tıpkı sadece evet demenin fikir olmadığı gibi. Belki doğru bir bakışın doğru olduğuna dair daha önce bilmediğimiz yeni deliller sunar. En basitinden de bir konu üzerine daha önce ileri sürülmüş fikirleri özetler, karşılaştırır ve hiç olmazsa o koleksiyon hakkında kendi kanaatini söyler. Bu fikir yazısı tarifim aslında bilim çalışmasının tarifine de yakın. Mesela doktora yönetmeliklerinde “bilim dünyasına yeni bir bilgi sunmak” mealinde ifadeler vardır. Bilim duyup okuduklarını tekrarlamak değil, insanlığın bilgi hazinesine daha önce orda olmayan yeni bilgiler eklemektir.

Alıntı: İskender Öksüz

Posted in Gündem | KÜFÜR FİKİR DEĞİLDİR için yorumlar kapalı