Oca 12

İŞTE DEVLET AKLI!

Emekli Büyükelçi Müfit Özdeş aradı ve “Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu devleti ve Osmanlı devletinin devamıdır. Papa’nın 1700 yıl sonra konsil topladığı İznik ise Türk devletinin Anadolu’daki ilk başkentidir. Bu itibarla, İznik’te Hristiyanlığın köklerine atıfta bulunularak konsil toplanması, bu topraklardaki Türk egemenliğine meydan okumaktır” dedi…

***

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile konuştum. Tolon Paşa, benim “egemenlik paylaşılmaz” konulu yazılarımı da hatırlatarak, “ABD Büyükelçisi Tom Barrack, Papa’nın gelişi sırasında, ‘Ruhban Okulu Eylül’de açılacak’ dedi. Bu adam müstemleke valisi midir ki Türkiye’nin ne karar vereceğini dikte ettirir gibi konuşuyor? Türkiye’de Devlet İstatistik Enstitüsü’nün verilerine göre Ortodoks Rum sayısı üç dört bini geçmez. Bu şartlarda Ruhban Okulu’nu açmak, Türkiye’nin egemenlik haklarına saldırıdır. Çünkü Ruhban Okulu’nun açılması, Papa’nın ziyaretiyle birlikte, Fener Rum Patrikhanesi’ne ekümeniklik yani dünya Ortodoksları üzerinde egemenlik kazandırmaya dönüktür. Bu da devlet içinde devlet demektir. Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğinin kısmen devredilmesi söz konusudur.” dedi.

***

Eski Milletvekili Oktay Vural ise paylaştığı mesajlarında şöyle dedi: “Papa ziyaretini eleştirenleri ‘Haçlı seferleri geliyor sandılar’ diye karikatürize etmek, Papa’nın gelişinin sembolik arka planını anlamamak demektir.

Eleştirinin konusu: İznik’in 1700 yıl sonra konsil hafızasına açılması, Patrikhane’nin ekümeniklik iddialarının meşruiyet kazanmasıdır.28 Kasım İznik’in kurtuluş günü ve 27 Kasım Haçlı Seferi başlangıç tarihinin bilinçli çakıştırılması, Türkiye’nin kutsal sembollerinin protokole dekor yapılmasıdır. Bunları sorgulayan insanlara ‘küçük devlet gibi düşünüyorsun’ demek Türkiye’nin bin yıllık devlet aklına karşı büyük bir ayıptır.

Altı asır boyunca Osmanlı, ardından yüz yıl boyunca Cumhuriyet, ne İznik’te yeni bir konsilin toplanmasına ne de kilise liderlerinin bir araya geldiği herhangi bir konsil anma ayininin düzenlenmesine izin vermiştir. Bu tutum, her iki dönemin devlet aklında da ortaklaşan temel ilkeye dayanıyordu: Türkiye sınırları içinde, ulusal egemenliğin üzerinde bir otoritenin oluşmasına izin vermemek… Osmanlı devlet mantığına göre, ‘Devlet sınırları içinde başka bir egemen güç görünmez’ anlayışı vardı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde de aynı anlayış hâkimdi. Osmanlı da Cumhuriyet de, dini otoritenin siyasallaşarak devlet egemenliğini gölgelemesine izin vermeme konusunda son derece hassastı. 325 İznik Konsili, Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlığın devlet aygıtına dönüşmesinin başlangıç noktası olarak kabul edilir. Bu nedenle 1700 yıl sonra İznik’te yeniden bir konsil atmosferinin oluşturulması, yalnızca dini bir etkinlik değil; egemenlik, statü, jeopolitik ve uluslararası güç dengeleriyle doğrudan ilişkilidir.”.

***

Vatikan, Patrikhane, ABD ve İngiltere, Türk devletinden 1071’deki Malazgirt zaferinin, 1075’deki İznik’in fethinin, 1453’deki İstanbul’un fethinin ve 1922’deki Dumlupınar’ın rövanşını almaya çalışıyor ama etnik veya dini kökenini saklayan kriptolar, “komplo teorisi üretiyorlar” diye halkı uyutabileceklerini zannediyor…

Emekli büyükelçi Müfit Özdeş, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve eski Milletvekili Oktay Vural, İznik konsili dolayısıyla, patrikhanenin ekümeniklik iddiasına meşruiyet kazandırıldığını belirterek, “egemenlik hiçbir şekilde paylaşılmaz” mesajı verdiler, işte devlet aklı budur!

***

Tabii bir de PKK ile egemenliğin paylaşılması konu ediliyor:

Ne demişti rahmetli Muhittin Nalbantoğlu?

“Türk Milleti, 26 Ağustos 1071’de Alparslan ile Romen Diyojen’den ve Bizans ordusundan aldığı Anadolu’nun egemenliğini A. Öcalan ve PKK ile paylaşmayacaktır. Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.’ ”

Alıntı

Posted in Yazılarım | İŞTE DEVLET AKLI! için yorumlar kapalı
Oca 11

TARİHTE BUGÜN

11 Ocak:

1787 – William HerschelUranüs‘ün iki uydusu olan Titania ve Oberon‘u keşfetti.

1879 – İngiliz-Zulu Savaşı başladı.

1921 – Birinci İnönü Muharebesi sona erdi, Yunan kuvvetleri geri çekildi.

1922 – İnsülinşeker hastalığının tedavisinde insanlar üzerinde ilk kez kullanıldı.

1946 – Enver HocaArnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti‘ni ilan etti, Kral Zogo tahttan indirildi.

William James (d. 1842)

Thomas Hardy (ö. 1928)

Edmund Hillary (ö. 2008)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 11

SİYASİ SUÇTAN DÜŞTÜM

Bir milletvekilinin konuşabilen ve mecliste meşhur bir papağanı vardır. papağanın namını başbakan da duymuştur. bu milletvekiline başbakan gün verir,
“Şu gün gel, seni bakan yapacam. ha birde papağanını da getir” der.
“tamam başbakanım” der vekil. papağan klasik papağandır, yani küfreder, birazda zayıf ve cılız bir papağandır. milletvekili de papağana 1 hafta boyunca;
“Sakın başbakanın yanında küfredeyim deme. adam beni bakan yapacak, eğer küfredip işi berbad edersen seni kümese tıkarım” der. papağan “tamam” der. gün gelir çatar, vekil ve papağan başbakanın huzuruna çıkar. başbakan papağanın cılız olmasından ötürü,
“Bu mu lan o meşhur papağan” der.
Papağan dayanamaz;
“Bu mu lan seni bakan yapacak pezevenk..”
Başbakan sinirlenir tabi. defol der bakanlık falan yok sana. vekil eve geldiğinde ilk iş papağanı kümese tıkar. papağan kümeste eller arkada, bi oraya bi buraya dertli dertli volta atar. tavuklar gülmeye başlar papağanın haline.
Papağan der ki;
“Ne gülüyosunuz lan, ben sizin gibi orospuluktan düşmedim, siyasi suçtan düştüm.”

Posted in Fıkralar | SİYASİ SUÇTAN DÜŞTÜM için yorumlar kapalı
Oca 10

TARİHTE BUGÜN

10 Ocak:

1474 – Boğdan Prensliği ile Osmanlı Devleti arasında Racova Muharebesi gerçekleşti.

1916 – I. Dünya Savaşı sırasında Erzurum Taarruzu başladı.

1920 – Versay Barış Antlaşması yürürlüğe girdi.

1921 – I. İnönü Muharebesi‘nde Albay İsmet Bey komutasındaki Türk ordusu, Yunan ordusu ile İnönü’de karşı karşıya geldi.

1966 – Hindistan ve Pakistan arasında Taşkent Deklarasyonu imzalandı.

Aleksey Nikolayeviç Tolstoy (d. 1883)

Donald Knuth (d. 1938)

Ali Fuat Cebesoy (ö. 1968)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 10

MADUROYU MADARA ETMEK

Bizim ise kıssadan hisse çıkararak, tek adamlı başkanlık tipi rejimlerine, vücudun bağışıklık sistemine verdiği zararları kavrayıp bir an önce koruyucu hekimliğe yönelik tedbirlere geçmemiz gerekmekte.

 Neden madara oldu? Yalnızca o mu? Onun nezdinde bir yığın halk…

Hatta haydutluğa göz yummak zorunda kalmaktan rahatsızlık duyarak Maduro ve eşiyle empati duygusuna giren 80’e merdiven dayamış annemin bile kendisini madara olmuş hissettiğini gözlemledim.

Türk vicdanı, mazlum milletlerin ümit ışığı olmak zorunda hissettiriyor kendisini. Tabii ki emperyalist sömürgeciliğe teşne olmuş utanç verici olanları hariç tutuyorum.

Zayıf karakterli bir küstahın kendisini güçlü gösterme taklidi ile züccaciye dükkanına girercesine bir ulusun onuruyla oynamasının psikoljik harekat sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

Tarih, Hitler, Musollini benzeri ruh sağlığı bozuk, askerliği bilmeyen, eline büyük güç geçince tüm dünyayı işgale yeltenen liderlerin, kendi uluslarına ve tüm dünyaya yaşattığı hüsranlarla dolu.

Bu arada Yunan tipi bir şaklaban da dedesinden daha akılsız olduğunu gösterdi.

Dedesinin Ağustos’ta boyladığı denize Ocak’ta döktürecek kendisini. O sırada İngiliz ipiyle kuyuda boğuldular, akıllanmayıp şimdi de Amerikan kaput kırpığı ile buz gibi suda donacaklar.

Şaka bir yana da tüm bunlar Türk halkının tepkilerini test etmek için yapılan nabız yoklamaları.

İngiliz istihbaratı MI6 raporu der ki; Türkler ne yapacağı öngörülemeyen millettir.

İngilizler akıllı.Ama biz tedbirimizi akılsız haydut devlet konseptine göre almalıyız.

Devlet aklı olsa iyi olacak

Yasama-yürütme-yargı üçlü sacayağında dengeyle kurulan, ayakları yere sağlam basan bir devlet aklı. Ayak teke düşecekse zigon sehpa daha tercih edilir.

Gelelim Maduro’nun madaralık temeline. Kendi halkıyla millî refahı paylaşmada hasislik yaparak yandaşlaşma karteli (tekeli) oluşturmanın nasıl bir bekâ sorunu yarattığının laboratuvar tahliline gerek var mı?

Ülkenin kaynaklarını benimsetip, onların aslında kendi varlıkları olduğunun bilincine varamamış veya vardırılmamış bir kısım yığın, milletleşmekten de uzak oluyor. Hâl böyle olunca dünyanın diğer ucunda kendi derdiyle uğraşan Putin veya Çin’in destekleyebileceği bir müttefiklik de zemin bulmuyor, bulamıyor.

Oysa ki ABD, aslında petrole çökmekten ziyade Çin ve Rusya’ya petrolize darbe vurma stratejisi ile yaptı bu harekatı. Tabi perde arkasında Ukrayna veya Tayvan konusunda karşılıklı ne pazarlıklar olduğu henüz netleşmedi.

Bizim ise kıssadan hisse çıkararak, tek adamlı başkanlık tipi rejimlerine, vücudun bağışıklık sistemine verdiği zararları kavrayıp bir an önce koruyucu hekimliğe yönelik tedbirlere geçmemiz gerekmekte.

Bir TürkAtasözü derki; “Akıl odur ki başa geleceği bile, göz odur ki dağın ardını göre.”

Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil mi?

Bakkal dükkanını bile tek kişi yönetemez. Onun bile kendisine göre bir kurumsallığı var. İşletmecilikte yetki devri diye bir ders konusu vardır. Her konuyu tek kişinin kontrol etmesi mümkün olamayacağı için, yetki devri ile alt kademelerde kontrol sağlanır.

Problemlerin çözüm odağı, ne denli alt birimde sonuca yönelik oturtulabildiyse, işletme o denli dinamiktir. Böylelikle, her mesele gelip en tepeye toslayarak makamı yıpratmamış olur.  Genel Müdür, kıramayacağı eş dosta gösterebileceği mazerete ihtiyaç duyarsa, kurumsallık cankurtarandır. Hele ki bakkalda ortak varsa, baban bile parasız gelip birşey alamaz.

Emperyalizm,ülkeleri önce tek adam rejimlerine zorlayıp, lidere ve çevresine nefret halkaları oluşturarak devleti ve rejimi kemirip,devleti benimseme duygusundan kopartarak işgal zemini hazırlar.

Başkanlık rejimi getirenler, kendilerine iyilik yaptıklarını sanmamalı. Az gelişmiş ülkelerde varlık içinde yokluk çektirilerek sefalete sürükleyen gelir dengesizliği ve ekonomik soykırım, işgali meşrulaştırma altyapısını hazırlamak içindir.

Ekonomik kast sistemi, devletin temeline konmuş dinamittir.

Kaynak: MDM Eray Ertürk

Posted in Gündem | MADUROYU MADARA ETMEK için yorumlar kapalı
Oca 09

TARİHTE BUGÜN

9 Ocak:

1878 – I. Umberto tahta çıkarak İtalya kralı oldu.

1916 – Gelibolu Muharebeleri, Osmanlı kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlandı.

1917 – I. Dünya Savaşı sırasında Telelrefah Muharebesi gerçekleşti.

1941 – Ağır-bombardıman uçağı Avro Lancaster, ilk uçuşunu gerçekleştirdi.

2007 – Apple CEO’su Steve JobsiPhone‘u tanıttı.

Simone de Beauvoir (d. 1908)

Imelda Staunton (d. 1956)

Halide Edib Adıvar (ö. 1964)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 09

BİLEN VAR MI?

Her şeyde bir hareket her şeyde bir dönüş var

Ömürde bir başlangıç ömürde bir finiş var

Her bir şey düz değildir hem yokuş var iniş var

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Hakikatti bırakıp yalanı anmayın ha!

Dönekleri boş verin onlara kanmayın ha!

Dönüşler gerçek olsun sizler de yanmayın ha!

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Maddenin yapısında hep dönmek var aslında 

Güneş ve Ay dönüyor Dünya’nın etrafında

Dünya her an dönmekte kimler bunun farkında

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Maddenin yapısını alim ilim biliyor

Kimileri geliyor kimileri gidiyor

Bütün canlılar gibi gezegenler ölüyor

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Gelmişiz bu Dünya’ya döneceğiz elbette

Hatta bir yıldız gibi söneceğiz elbette

Bir gün dört kollu sala bineceğiz elbette

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Bu döngünün içinde nelerle meşgulüz biz

Aklımız hiç almadı çözülemedi bu giz

Koskoca kâinatta toz gibiyiz bir hiçiz

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Şöyle bir düşünelim ciddi ciddi bir kere

Kalsın gözlerden perde kalpler gerçeği göre

Dönüyoruz kardeşim geldiğimiz öz yere

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BİLEN VAR MI? için yorumlar kapalı
Oca 08

TARİHTE BUGÜN

7 Ocak:

1610 – İtalyan astronom Galileo GalileiJüpiter‘in dört uydusunu tespit etti.

1904 – İki yıl sonra yerini SOS sinyaline bırakan CQD tehlike sinyalinin kullanımı başladı.

1985 – Japonya‘nın ilk gezegenler arası uzay aracı olan SakigakeUchinoura Uzay Merkezi‘nden uzaya fırlatıldı.

2015 – Hiciv dergisi Charlie Hebdo‘nun Paris‘teki ofisine saldırı yapıldı.

2019 – Ferrari‘de, Maurizio Arrivabene‘nin yerine Mattia Binotto getirildi.

Nikola Tesla (ö. 1943)

Nicolas Cage (d. 1964)

Hirohito (ö. 1989)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 08

TRUMP İŞTE BU!

Dedesi, genelev işletiyordu!

“Dedesi genelevci, babası Ku Klux Klan, böyle bir ailede büyümüş, iflastan dolandırıcılığa, vergi kaçakçılığından pornoya kadar, her türlü pisliğe adı bulaşmış, bir yandan kumarhane, öbür yandan sahte hayır kurumu, çakma üniversite, ahlaki zafiyetlere sahip fırıldak bir iş adamı…

Sözcü’de Yılmaz Özdil Trump’ın hayat hikayesini yazdı:

“Trump’ın dedesi, genelev işletiyordu… Aslında Alman’dı, 16 yaşındayken ailesiyle birlikte ABD’ye göç etmişti, New York’ta eniştesinin yanında berber çırağı olarak çalışıyordu, altına hücum başlayınca, altın arayanların peşine takıldı, lokanta açtı, sonra genelev açtı, altın arayanlara kadın sattı.

Amerikan vatandaşı oldu, sonra yeteri kadar para kazandığını düşünüp Almanya’ya geri döndü, ama, asker kaçağı olduğu için Alman vatandaşlığına geri kabul edilmedi, sınırdışı edildi, mecburen gene ABD’ye geldi.

Bir oğlu oldu, Trump’ın babası doğdu, Trump’ın babası Trump’ın dedesinin genelevden kazandığı parayla müteahhitliğe başladı, ırkçıydı, beyazları üstün ırk, siyahları insan bile olmayan köleler olarak görüyordu, Ku Klux Klan’a katıldı, ırkçı suçlara karıştığı için tutuklandı, hapis yattı.

Sonra New York’ta konut işine girdi, siyahlara daire satmıyordu, iki oğlu oldu, Donald Trump ve kardeşi doğdu, Donald’ın kardeşi sabıkalıydı, alkol bağımlısıydı, alkol komasından öldü, dedesi ve babası yüzünden berbat bir çocukluk yaşayan Donald’ı hapçı olmasın, adam olsun diye askeri okula gönderdiler, gitti, mezun oldu ama, subay olmak istemedi, hatta “ayağımda topuk dikeni var” filan mazeretiyle Vietnam Savaşı’na bile katılmadı, oradan da kaçtı.

Babası gibi müteahhit oldu, eski binalar alıp, otel yaptı, yüklü para kazandı, gökdelenler dikmeye başladı, zenginlik yetmiyordu, şöhret olmak istiyordu, NBC televizyonunda program yapmaya başladı, televizyon ünlüsü oldu, üç defa evlendi, beş çocuğu oldu, on torunu oldu, ilk evliliğini Çek model Ivana’yla yaptı.

Herhangi bir ideolojisi yoktu, şahsi çıkarları için ikili oynadı, hem Demokrat Parti adaylarına para verdi, hem Cumhuriyetçi Parti adaylarına para verdi, 2000 yılında Reform Partisi’nden ABD başkan adayı oldu, bu adaylığını popülaritesini arttırmak için kullandı, seçimden önce yarıştan çekildi, gitti Cumhuriyetçi Parti’ye girdi, oradan başkan adayı oldu.

Müteahhitliği sırasında 400 milyon dolarlık bir kredinin altından kalkamadı, iflas etti, konkordato ilan etti, sıyırmayı başardı, havayolu şirketi kurdu, orası da iflas etti, casino işine girdi, Atlantic City’de kumarhane açtı, kumarhane işinde de batma noktasına geldi, hepsini sattı, paravan şirketler kurduğu ortaya çıktı, devletle mahkemelik oldu, kendi adıyla Trump Üniversitesi kurdu, aslında üniversite filan değildi, emlakçı sertifikası veren eğitim kursuydu, New York eyalet yönetimi tarafından “üniversite” sıfatını kullanması yasaklandı, “tüketiciyi kandırdığı” gerekçesiyle mahkemeye verildi, 25 milyon dolar tazminat ödemek zorunda kaldı.

Sonra gitti kendi adıyla vakıf kurdu, New York Eyalet Başsavcılığı tarafından dava açıldı, hayır kurumları yasasını ihlal etmek ve vergi kaçakçılığından yargılandı, USA Today gazetesinin derleme haberine göre, ABD başkanı oluncaya kadar 4.000’den fazla eyalet ve federal davaya konu oldu.

Tıpkı babası gibi, kendi mülklerinde ırk ayrımcılığı yapmakla bile suçlandı, çocuklara cinsel istismar ve seks ticaretiyle tanınan Epstein’in en yakın arkadaşlarından biriydi, porno yıldızıyla ilişkisi olduğu ortaya çıktı, bundan önceki başkanlık seçimini kaybettiğinde, Washington darbenin eşiğinden döndü.”

YANİ SAF KAN GENETİK BİR SOROSPU ÇOCUĞUDUR !!!—————

Alıntı

Posted in Gündem | TRUMP İŞTE BU! için yorumlar kapalı
Oca 07

ALTIN SÖZLER

* “Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.” Hz. Ali

*  Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen adamdır…”
Konfüçyüs

* “Herkes tarafından sevilen insan iyi insan değildir.” Hz. Ali

* “Gerçeği söylemek, insana düşman kazandırır.” İskoç atasözü

* “Dikkat, karanlıkta bir mum gibidir; ne kadar çok dikkat ederseniz, o kadar parlar.” Seneca                                               

* “Yalan dört nala gider, gerçek adım adım yürür, fakat gene de vaktinde yetişir.” Norveç atasözü

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı