Bu yazımı özellikle; Türk’ün en az 12 bin yıllık yurdu olan Anadolu’ya ortak aramanın da ötesinde, Türk’süz bir Anadolu oluşturmak ve tek olan milleti, Türk- Arap- Kürt diye üçlemeye çalışan dünün kriptoları, bugün kendisini açık eden Teslisçiler ve Papa hayranı soysuzlar okusunlar!
Yine bu yazıyı; Bebek katili Apo gibi bir piçle birlikte yola çıkarak, terörsüz Türkiye yalanıyla İsrâil’in güvenliği adına Türk milletini ve Türk devletini parçalama gayreti içinde olanlar okusunlar.
Bilhassa da bu yazıyı; Televizyon ekranlarında, taharet bezinden farksız yandaş gazetelerde ve sosyal medyada, Türk’ün, Türklüğün, Türk milletinin aleyhinde salya akıtan MÜSLÜMAN KILIKLI sünnetsizler okusunlar.
Bilinmelidir ki; Türk’ün yurdunda yaşayıp, Türk’ün imkânlarından, makamlarından, merhamet ve insâniyetinden istifade ettikleri halde, Türk’e karşı nankörlük edenlerin her biri, insanlıktan nasipsiz, iman fukarası, asla kendilerine itimat edilmemesi gereken soysuzun tekidirler.
O iğrenç atalarından kalan bitmez tükenmez kin ve husumetleri sebebiyle, ”Türklüğü ayaklarımın altına aldım, bana Türklükle gelmeyin, bundan sonra kimse Türkiye diyemeyecek” diye anıranların, bırak Türklüğü ayaklarının altına almalarını, her gün defalarca KUR’AN’I- SÜNNETLERİ haşa ayaklarının altına alıp, sonra da çıkıp meydanlarda vaaz vermekteler.
İSLÂM VE TÜRK’ÜN FARKLILIĞI.
İslâm’ı, Sırat-ı müstakim çizgisinde yaşamayı gaye edinmiş olan Türkler, İslâm’ı yaşarken; ruh âlemleri ve dünyevi yaşantılarında hem kendileri mutlu olmak, hem de dünyanın diğer milletlerini bu mutluluktan pay sahibi yapmayı insanî bir erdem olarak gören tek millettir.
Türkler, diğer Müslüman milletlerle kıyaslanamayacak kadar büyük bir farklılık arz eder. Böylesine asil ve soylu bir milleti, diğer milletlerle kıyaslamak aptallık değilse alçaklıktır!
Türkler Cesurdur, tevazu sahibidirler,
Korku nedir bilmezler, deli beyindir,
Fedakâr ve şehadet sevdasıyla Allah yolunda kanını sebil etmek için ziyadesiyle cömerttirler.
Türkler, başkalarına asla zulmetmez, aşağılamaz ve onları yok etme gibi süfli bir emel taşımazlar.
TÜRKLERİN MEDENİYET ANLAYIŞI;
Merhamet- Sevgi- Tevazu- Mutluluk- Türk töresi, İslâm ahlâkı ve bütün bu güzellikleri başkalarıyla da paylaşım isteği üzerine kuruludur.
Bu anlayış, Türkleri diğer milletlerden farklı kılıcı bir özelliktir. Zira bu anlayışın kaynakları, Türk töresi, Hak ve adâlet gibi duygulardan oluşan bir değerler manzumesidir…
TÜRK OLMAK;
Soylu, asil ve yüksek karakter sahibi, yaratılışında kendisine bahşolunan NEFHA-İ İLÂH-İ’NİN şuurunda, adâlet ve merhamet ehli, cesur ve cömert olmak demektir…
TÜRK MİLLETİ;
Binlerce yıllık tarihi içinde Dili, Kültürü, Töresi, Dini inançları ile yaşayan, asla ve asla zulmetmeyen, hâkimiyet sahasında hayat süren insanların soyu, sopu, inancı ne olursa olsun onların da mal, can ve namus emniyetlerini garanti altına almayı insani bir görev bilerek yaşayan, hâlen de yaşamaya devam eden ve kıyamete kadar da yaşayacak olan, Cenab-ı Allah c.c. tarafından seçilerek İslâm’a muhtar kılınan, mübarek ve müstesna bir millet olup, insanlık âleminin en nadide süsü ve paha biçilemez bir kolyesidir!
(Bak; Mâide Sûresi Âyet- 54)
TÜRKLER VE HADİS-İ KUDSİ.
Yüce Allah buyurdu ki; ”Benim bir ordum vardır, onlara Türk adını verdim, doğuya yerleştirdim. Âleme düzen ve adâlet sağlamaya memur kıldım”
(Divanı Lûgat-it Türk. Sayfa 292, İstanbul 1333)
Allah, insanlığın istifadesine TOPRAK, SU, HAVA ve TÜRK gibi dört müstesna nimet sunmuş olup, insanlar ilk üçü ile biyolojik varlıklarını sürdürürlerken, Türk’ün hâkim olduğu coğrafyada da Adâlet ve Hakkaniyet ölçüleri içerisinde, Mal, Can ve Namus emniyeti sağlanmış bir şekilde mutlu ve müreffeh bir hayat sürerler.
Ünlü bir Alman Düşünürü nün ”ŞU TÜRKLER GELİP ALMANYA’YI ALSALARDI, ANCAK BU SAYEDE İNSANCA BİR HAYAT YAŞAYABİLİRİDİK…” sözü bu gerçeğin en güzel bir ifadesidir sanırım. Ünlü Alman’ın bu güzel sözü, içimizdeki Türk düşmanı alçakların iğrenç suratlarına atılan bir TÜKÜRÜK olarak görüyorum.
Böyle bir milletin düşmanı olmak, Böylesi soylu bir milletin kimliğine savaş açmak;
Ne büyük bir imansızlık ne büyük bir nankörlük. Ne korkunç bir seviyesizlik ve ne büyük bir canavarlıktır!
Kaynak: Orhan Kılıçoğlu